13 Mart 2013

Bu yürek bir daha senin için atmayacak…


Bu yürek bir daha senin için atmayacak…
Bakma yüzüme!
Kırma kalbimi acıtma yüreğimi….
Bırak sefasını sürsün sensizliğin ve sevgisizliğin !
Ağlamasın gözLerin okurken sana yazılanları…
Sensizliğin acımasızlığının bırakıp gidişinin şerefine..!
Bir şise gözyası ..
Kadehimde beddualar ahlar..!
Yudum yudum içtim..
Sarhos oLdum gözyasLarımLa..
Bu gece senin için kaLdırıyorum kadehimi…
Sensizliğe ve sevgisizliğe sarhoş oldum.
! Bitirdin !
Bir şise gidiyorum…
Bir kadeh ELVEDA; senden geriye kalan…!
Sensizligin ve sevgisizliğin serefine…
Haydi sevgilim;
Son kez son kez söyle!
Gitmeden önce
…Söyle sevdigini…!
Ne olacagımı bilmiyorum sensiz
..Sevgisiz..
Belki bir ölü..!
Belki sensiz olamayan yapamayan yaşayamayan...
Koca bir hiç…
Haydi sevgilim;
Son kez son kez söyle!
Hafifçe esen rüzgarlara bırak
…Fısıldasın kulağıma..!
Gitmeden önce; belki dindirir hafifte olsa sızımı!...
Anladım !
SöyLemeyeceksin ve çekip gideceksin esen rüzgarlarla..
Mavi gecede !
Anladım olmayacak bir SEN daha bu gönülde…şimdi;
Sana sensizliğime ve sevgisiz kalışıma…
Haydi sevgilim bir kadehte sen kaldır
Çaresiz yok oluşuma…!
Mavi gecelerde usulca yok oluşunu izledim …
Gidisini !!!
Hep acıttı geceler canımı bakmadım gökyüzüne !
Kanatıyordu..
Acı veriyordu yıldızlar
..Sen geliyordun aklıma..
Oysa ki gömmüştüm seni gidişinle birlikte;
Çıkarıp atmıştım…
Sensizliğin şerefine sarhoş olmustum geceler boyu !
Gözyası dökmüstüm..
şiirLer yazmıştım…
Neden hala geliyorsun aklıma yıldızsız gecelerde
Bir bir kaymıştı yıldızlar gidişinle…
Yok olmuştu onlarda !
şimdi sevgili ;
Elimde sigaram..
Kadehimde sensizliğin şarabı
Kağıt kalem bir de mavi qece !
Sensizliğin şerefine içilmiş onca kadehi ;
Gecelere isyanı sensizliğe sana isyanı anlatan şiirleri
Oku oku sevgilim…
Sigaramda bitti..
Şarabımda bitti..
şiirlerimde !
Bitiremediğim sen kaldın içimde !
! Sensizliğe ve Sevgisizliğin Şerefine !
Demiştim sensiz nasıl yaşarım diye..
Ne olurum bilinmez diye
Belki bir ölü…
Belki sensiz sevgisiz yaşayan koca bir hiç !
Yok olmuşum sensizliğin dakikaLarında seni bekLerken..
Belki gelir derken; günden güne bitmişim…
Son sigaramı yakıyorum sevgiLi ;
Bitmesini ve bitmemi bekleyeceğim..!
Bundan sonra sen içeceksin şarabı..
Sen ağlayacaksın
Yaşamayacak artık bu yürek senin için…
Yaşayamayacak..!
Sensizliğin dakikaLarını sa***** erimeyecek !
! simdi kaldır kadehini gidişim için…..



12 Mart 2013

Direnişim Sensizliğe

Direnişim Sensizliğe
Bir ben bilirim sensizliği
Bir de yüreğim hasretini

Gittin gideli ne gecelerde yıldız kaldı
Ne de sabahlara güneş doğdu
Yitirdim senden sonra bütün zamanları
Geçiremez oldum sensiz günleri
Hasretine direndikçe yokluğuna direndikçe
Bütün damarlarım seni taşıdı yüreğime
Sen bendesin ama
Ben beni terk edeli çok oldu
Ezildim gittim bu yokluğun altında ezildim
Bir ben bilirim sensizliği
Bir de yüreğim hasretini

Gittin ya acılarını bıraktın
Gittin ya özleminle yaktın
Gittin ya boynumu büktün
Gittin ya yüreğimi yerinden söküp attın
Senden sonra terk ettim aynaları
Koptu gitti can bedenden gidişinle
Koptu gitti
Bende değil tende değil
Bir hasret girdabı içinde
Yokluğunu bir yara gibi taşımak
Ve seni sensiz yaşamak
Ölümdür bir başka biçimde
Ölümdür ama kurtulmak ne mümkün
Öte dönsem hançerlenirim
Beri dönsem kurşun yerim
Mecburum, mecburum sana
Sensiz olsam da mecburum
Çünkü bir ben bilirim sensizliği
Bir de yüreğim hasretini

Bütün duygularım işgal altında
Can siperim savunmasız
Yalnızım öyle yalnız ki yapayalnız
Artık direnmiyorum yokluğuna
Sensizliğe direnmiyorum

Bir adım ötede kahır ülkesi
Bir parmak ucu mesafesinde ölüm
Ve rıza ile teslim Azrail’e gönlüm

Çünkü bir ben bilirim sensizliği
Bir de yüreğim hasretini
 

YA RABBİ






Ya Rabbi,


İçinde kıvrandığım aşkın narına artık beni yakma. 
Rasûlün aşkına, Cibril-i Emin aşkına, aşka kanat açmış her pervanenin aşkına. 
Ben sana ereyim diye dilencilerden himmet dilenen bir garibim. 
Başım bu ağır yükün hamline dayanamaz..
 Sensiz yola girsem adım atmaya takatim olmaz. 
Can mülkümde gücüm, kuvvetim sensin.
 Gönlüm, gözüm, aklım, bedenim ancak seninle karar kılar. 
Dosta gitmek isteyenin can kanadı açık olur. 
Sevgili, uğruna kendinden geçeni bir doğana çevirir.
 Keklikler sürüsüne bir avcı gibi salar 
ve artık o doğanın pençesinden hiçbir kuş kurtulamaz. 
Ben senin aşkına talibim.
 Beni doğanların pençesine takma. 
Can tenimde her damla kanım sana fedadır. 
Ama kanımı canıma haram etme.
 Beni bağışla. İçine düştüğüm çukurdan miski ambere tebdil et. 
Fani aşkların dikenlerini ayağıma batırma. 
Beni ahad diyemeyeceğim sıcak kumlara batırma.
 Halimin acizliğini acizlerin Azze ve Celle’si olan sana arz ettim. 
Beni cismani duygularla oyalanır vaziyette bırakma. 
Seni ararım dağda taşta. Gören deli sanır. 
Kaç zamandır hamallık yaparım sana varayım diye. 
Sıratın basamaklarına koysam cennete ulaştıracak köprü olurdu sırtımdan geçen dallar. 
Lakin cennet değil muradım. 
Ne dermeye adımım var ne ermeye. 
Cismimden canımdan geçtim, cananı ararım. 
Kapını aç bana, vurma kilidini, açılmaz eyleme kapını üzerime. 
Yokuş eyleme vuslatımın yolunu. 
Beni seninle oyala, kendimle başbaşa bırakma. 
Bırakma beni Allah’ım..


11 Mart 2013

DAMLA DAMLA HEYALAN...YÜREĞİM






hiç bir ağaç 
bahar gelince saklamaz 
çiçeklerini gökyüzünden 
hiç bir çiçek 
kollarını kapamaz 
ona koşup gelen arıya 
kollarrını kapadın, 
çiçeklerini sakladın sen 
umuttun sanıyordum 
unuttun sen! 
şimdi hangi toprağı avuçlasam içinden yol arayan bir solucan çıkıyor. 
ve hangi denize taş atsam, 
gidip masum bir yunusu vuruyor. 
yolllarımı tıkadın hedefimi şaşırttın sen 
umuttun sanıyordum 
unuttun sen!  
artık kaç intihar öldürür içimde ölümsüzleşen seni 
ve hangi mezar kucaklar 
böyle nefes alırken beni  
şu yıllardır can kusan ruhumun ciğerlerine 
taptaze,mis gibi bir nefestin sen 
umuttun sanıyordum 
unuttun sen.  

şimdi hangi büyücü fayda eder senden büyülenmiş gözlerime 
ve kaç bin kırbaç kar eder 
sensiz küfürle dolmuş sözlerime 
yıllardır yazdığım aşk tezimi sayfa sayfa çürüttün sen 
umuttun sanıyordum 
unuttun sen
artık hangi dağda arayayım gönlümün kırlarına yeni bir ceylan 
gözyaşlarım yüzümün yamaçlarında 
damla damla heyelan 
şu cehennem gibi yanan yüreğime bembeyaz,sepserin bir buluttun sen 
umuttun sanıyordum 
unuttun sen.
unuttun sanıyorum umuttun sen........

SUÇMUYDU SENİ SEVİYORUM DEMEK



Suç muydu? Seni seviyorum demek.

Bir yürek olsun istemiştim.


Beni sevecek,


Koruyacak,kıskanacak.


Bir el olsun istemiştim.


Göz yaşlarımı silecek,


Saçlarımı okşayacak.


Suç muydu? Seni seviyorum demek.


Bedeli bu kadar ağır mı? Olacak


Asın o zaman idamı mı istiyorum.


Bir beden istemiştim.


Başımı göğsüne yaslayacak.


Koca dünyayı bertaraf edecek


Sadece seni yaşamak


Sadece o anı hissetmek


Bir çift göz istemiştim.


Gözlerimin içine bakacak,


Duygular ılık ılık aksın,


Göğsümden karnıma.


Suç muydu? Seni seviyorum demek.


Eğer suçsa tamam


Dünyanın en ağır cezasını kesin bana


Taşlayın,yakın,parçalayın.


Bu bedeni


Nasıl olsa çok ağır bedeli


Kolay kolay söylenmez ki


Bu iki kelime,


Dile kolay gönüle zor gelir.


Lakin söyleyebilmekte bir erdemliktir.


Bak durdu atmıyor yüreğim.


Kırıldı artık sevgilere

EBRUNUN VERDİĞİ HUZUR


Ebrunun verdiği huzur, toprağa yakın oluşundan gelir
Sanatkar, semayı temsil eden her şeyi toprak renklerine yansıtır. 
Suya düşürür ve toprağa kazır ve çamura bular. 
Modern sanatın aksine, çığırtkan ve saldırgan renklerle değil, 
mütevazı toprak renkleriyle açar gönülleri. 
Ebru, su üzerindeki toprak renklerinden oluşur.
O yüzden, ebru biraz dünya biraz insan… 
Ebru, aslında bir nefis terbiyesi.
Modern yaşamın her şeyi 
determinist kalıplara vuran anlayışının aksine,
belirsizliğe razı olmayı belletiyor, 
beklemeyi ve tevekkülü öğretiyor.
Ebru zen eserinin son halini başından belirleyemiyor.
Suyun ve boyanın esrarlı dansı, 
renklerin ve biçimlerin salınışları arasında
sadece bekliyor.
Tek bir yaprağın kıpırtısına bile bigane kalmayan Külli İradenin
niyetini gerçeğe döndürmesini bekliyor ebru zen.
Ebru biraz da kaderi öğretiyor.
En küçük ve sıradan eylemlerin 
Kainatın Sahibince nasıl da ciddiye alındığını fark ediyor.
Sonsuz gökyüzü altında ve yeryüzünde 
değersiz ve terk edilmiş olmadığını anlıyor insan.
Rengarenk bir ayinde, ebruda, kendini yeniden keşfediyor.. 
Ebruyu elinizle değil gönlünüzle yaparsınız diyor ebru zen.
Sanatkarın yeni bir şey yapmadığını, zaten var olanı yansıttığını kaydediyor.
Tasavvuf tabiriyle, batını zahire çıkarıyor Ebru zen. 
Kainat sayfalarında saklı güzellikleri gün yüzüne çıkarıyor.
Ebru, su üzerine kurulu evreni yine su üzerinde tasvir ediyor.
Ve aslında bu fonksiyonuyla aşkın, yine başladığı yere, 
yani bakışa, güzel bakışa dönüşünü temsil ediyor.
Ebru, kainatla birebir örtüşüyor.
Hangi gönülde durulacağı bilinmez bir coşku..
Ruhunu renge ve ahenge tekne yapıyor ebru zen. 
Boyayı kalbinden damlatıyor.
Göze bir sürme gibi çekiyor gönlünün karasını.
Rengi ve ahengi, aşk denizine salıyor
Aşkı suya düşürüyor..
Yakıyor suyu..
Tevhid sırrının yüzü suyu hürmetine kesret ateşine salıyor, 
Ve ahenkle ve renkle serinletiyor insan yüreğini.
Yandıkça su, alev alıyor aşk.
Ve yüreğimiz kanlı bir ebruya dönüşüyor.



SARP KAYALIKLIDIR SEVGİNİN YOLLARI



Sarp ve kayalıklıdır sevginin yolları,
Ama içinize ateş düştü mü izlemekten geri durmayın,
Gerçi sözleri düşlerinizi darmadağın edebilir.
Ama sizinle konuştuğu zaman
yine de ona inanmamazlık etmeyin,
çünkü başınıza tacı oturtacak olan da,
sizi çarmıha gerecek olan da sevgidir.
Tıpkı; püsküllerin mısırı sarışları gibi
sevgi de sizi kendisine sarar.
Soyunmanız ve önünde çıplak kalmanız için sizi zorlar,
Bembeyaz kesinceye dek evirir, çevirir, acı verir canınıza.
Boyun eğdirinceye dek ezer, yoğurur sizi.
Sevgi, tüm bunları başarır,
yeter ki siz kalbinizin sırlarını öğrenin ve
bu yolla hayatın yüreğinden bir parça olun.
Ama diyelim ki, korkulara kapılmışsınız ve
sevgiden salt bir huzur ve zevk bekliyorsunuz.
O zaman bir an önce çıplaklığınızı örtün ve
sevginin zorlu düzeninden uzaklaşıp mevsimleri
olmayan bir dünyaya sığının daha iyidir.
Karşısındakine kendinden başka birşey vermez sevgi,
ve kendinden başka hiçbirşeyi geri almaz.
Çünkü sevgi kendi kendini bütünler
ve kendi kendine yeterlidir, sevginin
kendini mutlu etmekten öte hiçbir arzusu yoktur.
Ama eğer sevgiye kapılmışsanız ve
tutkularınız olsun istiyorsanız, şunları kendinize seçin;
- Tutkunuz, sevginin içinde erimek olsun,
- Tutkunuz, aşırı duygusal davranışların getireceği
acıları tanımak olsun,
- Tutkunuz, kendi sevgi anlayışınızla
kendinizi vurmak olsun,
Varsın istekle ve coşkuyla aksın kanınız.
- Tutkunuz, kanatlanmış bir yürekle
sabaha gözlerinizi açıp, sevgi dolu bir güne
başlayabiliyor oluşa teşekkür etmek olsun,
- Tutkunuz, günc öğleye eriştiğinde oturup
sevginin heyecanını düşümek olsun.
- Tutkunuz, gün akşama erdiğinde evinize
minnet dolu bir yürekle dönebilmek olsun.
Ve yüreğinize gömdüğünüz sevgili için
iyi birşeyler dileyip yatın,
Dudaklarınızda onu yücelten bir şarkı olsun...

Silinmesin *T6952550267*DOSYA GÖNDERME FORMU(HUKUK)YARGITAY 20. HUKUK DAİRESİ BAŞKANLIĞINA ANKARADOSYAYA İLİŞKİN BİLGİLERMAHKEMESİKARAR TAR...