15 Mart 2013

SON BİR DEFA ....GİTMEDEN

Son bir defa öp beni!Gitmeden son bir kez...Lütfen!"

Biliyordum.Dayanamazdım ama yaptım.Son öpücüğüm dudağına değdiğim anda bitti.Son olmasına dayanamadım.Usulca çekildim.Omzuna yaslandım.Ağladım "son defa" sessizce, yine O'nda buldum teselliyi.O da ağladı biliyorum, ama içinden..Sevmez başkasının önünde zayıflığını göstermeyi.Ama çok iyi bilirim ben O'nu.

"Başkasıyla çık.Unut beni.Belki unutursun.Benim için beni unut.Acı çekme.Kıyamam ben sana.Beni düşündükçe acı çekiyosun.Düşünme, unut.Olmuyor işte beraberken.Her zaman bir sorun çıkıyor.Olmadı işte.N'apalım.İkimiz de dayanıcaz.Dik durcaz.Üzülme hadi.Sil gözünü."

Ben gitmek için kalktım.Ama dayanamadı küsmeme, kırılmama.Tuttu,çekti ve öptü.O da istemiyordu gitmemi.Ama anlam veremiyordum.O'na göre ayrı olmamız daha iyiydi.Ben çok üzülüyormuşum beraberken.Tamam bazen kızıyorum O'na ama napıyım işte yapım böyle.Ama iyi olan bu değil o kesin.

2 haftadır telefonda, karşısında akıttığım gözyaşları kötü olduğumu kanıtlamıyormuş.O'na göre hala iyisini yapıyoruz biz.Ben de başkasını bulurmuşum.Unuturmuşum.

"Bak 3 ay sonra görmiceksin artık beni.Bölüme başlıcaksın.Bir sürü kız olcak etrafında.Unutursun beni."

Biliyorum.İyiliğimi istiyor sadece.Ama hangisi iyi anlamıyor işte.Kaç kişiyi reddetti benden sonra.Beni özleyişini bende kaç kez giderdi, biliyorum hepsini.Bazen zayıflığını gizleyemiyor benim karşımda.Ayrılmadan önce konuşmaz, gezmezdik beraber bu kadar.Artık telefon kapanmaz, yanımdan ayrılmaz oldu.Ama söyleyemiyor işte; özlediğini, bensiz yapamadığını.

Ve bugün.2 haftadır ayrıyız.Ama ben "Anla artık!" dedim."Anla.İyi olan bu değil.Sen de kurtul ben de karanlıktan.Gel bana!"Ama hayır işte.Anlamadı."Unut!" dedi sadece."Benim için beni unut.Beni seviyosan beni unut.İyi olan bu.Senin için iyi olan bu."Yalan söylüyordu o da biliyordu bu kötüydü benim için.Ama beni sevdiğinden belki de benim kabahatimden inanmıştı buna.Benim sert çıkışlarımdan, çabuk sinirlenmelerimden bıkmıştı belki.Ama biliyordu O'nu seviyordum.O da korkuyor sonuçta.Acaba yeniden olsa her şey aynı mı devam etcek diye.Ben korkmuyor muyum?Ben de korkuyorum.Kırarım bir daha diye.
N'apalım...
Zor olucak ama unutucaz birbirimizi.Severek ayrıldık.Severken unutucaz.
Severek unutucaz.
Birbirimiz için...
O üzülmesin ben üzüldükçe diye unutucam...
Ama ne olursa olsun kanatsız meleğim kalıcak o hep...
Hep yanımda başucumda olucak ben uyurken.Bana masal anlatıcak.Saçımla oynayacak uyuyana kadar..
Ve uyuduğumda gidecek.Bilinmeyene doğru gidecek...

HAYIRLI CUMA GÜNÜN ÖNEMİNİN ÖZELLİKLERİNDEN RİVAYETLER





Elfu elfi salatin ve elfu elfi selamin Aleyke Ya Resulullah 
Elfu elfi salatin ve elfu elfi selamin Aleyke Ya Resulullah 
Elfu elfi salatin ve elfu elfi selamin Aleyke Ya Resulullah 
Cuma günü bana çok salât ü selâm getirin. Kim salâvat getirirse onu bana arz ederler. 
Râvi: Hz. İbni Me'sud (r.anhüma)
. Cuma namazında hazır olun ve imama da yakın bulunun. Zira insan Cuma'dan geri kalmakla, Cennet ehli olduğu halde, Cennetten geri kalmış olur. 
Râvi: Hz. Semure (r.a.)
Dört gece gündüz, dört gündüz de gece gibidir. ALLAH, o günlerde and verenin isteğini geri çevirmez. İnsanları mağfiret eder ve onlar bu günlerde bol ihsana nail olurlar. Bunlar: Kadir gecesi, Kurban arefesi, Beraat gecesi, Cuma gecesi ve günleridir. 
Râvi: Hz. Enes (r.a.)
Muhammed Diayaeddin hazretlerinin çok fakir bir hayatı vardı. Fakir ahali ondan dua almaya geliyordu. Dua ettiği kimseler, hemen refaha erişiyor, zengin oluyordu. Karısı bu duruma içerliyordu. Bir gün dayanamadı: 
---Efendim Rabbül Âlemin size değer veriyor. Dualarınızı geri çevirmiyor. Başkalarına ettiğiniz dualar gibi bize de etseniz de azıcıkta biz ferahlasak olmaz mı?”
Diayaeddin efendi gülümser:
---Hanım biz bu hale razı olalım. Emin ol bu daha hayırlı…
Hanımı bir gece sabaha kadar uyumaz. Seccadesinin üzerinde dua eder:
---Ya Rabbim. Sana Onun ağzı ile dua ediyorum. Bizim halimizi görüyorsun. Bize biraz dünyalık ihsan et! 
Dua ede ede uyuya kalır. Rüyasında kendini muntazam bir köşkün içinde görür. O kadar güzel ki hayran kalır. 
---Kimin bu köşk?
---Muhammed Diyaeddin hazretlerinin, derler.
Sevinci ve ilgisi daha da artar. Cennetteki köşkünü gezer hevesle. Tuğlaları bile en kıymetli mücevherlerdendir. Yazlı duvarın birinde bir tuğla eksik. Dışarısı gözüküyor.
---Burası niye eksik?
---Orasını dünyaya gönderdik. İstemiştiniz ya.
Kadının aklı başına gelir. Ebedi yurdundaki evinin eksik olmasına katlanamaz. Telaşla:
---Vazgeçme hakkım var mı? Diye sorarken uyanır…
Ettiği duaya tövbe ederek, her türlü yokluğa, sevinçle sabreder.
Şimdiki zamanda da… 
Cennet arsalarımızı imar etmeye devam ediyoruz. Farz ibadetler kulluk görevimiz. Nafile ibadetler sadakalar zikirler… işte bunlar cennetteki arsalarımız için gönderdiğimiz malzemeler. Bir kere SubhanALLAHil el azim deriz hemen cennetteki bahçemize bir ağaç oluveriyor..
Efendimiz miraça çıkarıldığında, kendisine cennet gezdirilir. O kadar güzel köşkler, saraylar görür ki hayran kalır.
--- Rabbim bu köşkler hangi peygamberlerinin?
---O köşkler peygamberlere ait değil.
--- Hangi evliyaların, şehidlerin, alimlerin, diye sorar. Her defasında değil cevabı alınca
--- Kimlerin Ey Rabbim? 
---Senin ümmetin için.
---Hepsine mi?
---Hayır! Geceleri uykusunu bölüp teeccüde kalkanların
Zor mu İlim öğren demiyor/ Hafızlık et demiyor/ Sadece gece yatağından kalkıp iki rekât namaz kılacaksın/ On beş dakika sadece.
On beş dakikada cennette köşkün için çalışacaksın/ ALLAHın bizim ibadetimize namazımıza ihtiyacı yok/ 
Bakın efendimiz Rabbiyle bizim için pazarlık etmiş.
Yarabbi Benim ümmetinin ömrü kısa/ Çok hayırlı amel yapacak vakti yok/ Benim ümmetim zamanın ahirinde yaşayacak/ Hayatları zor olacak. Dünya üzerinde bir sürü sapıklık olacak. Ben onlar için endişe ediyorum. 
Hesapları tartıldığında korkarım güzel amelleri hafif gelir.
Rabbimiz ona neyi teminat verdi biliyor musunuz 
---Senin ümmetinden bir kişi kalbinden bir kötülük geçirse onu işlemese Ona günah yok/ Yine senin ümmetinden bir kişi kalbinden bir sevap geçirse onu işlemese ona işlemiş gibi sevap var/
Düşünebiliyor musunuz/ Kalbimizden şu şu iyilikleri yapmak geçiyor imkanınız elvermiyor yapamıyorsunuz ama sırf o güzel şeyi düşündüğünüz için onu yapmış gibi sevap yazılıyor size. Ne kadar güzel değil mi..
“Yine senin ümmetinden biri bir sevap düşünse ve onu işlese on sevap yazılır.”
Bir fakir giydiriyorsun on fakir giydirmiş kadar sevap yazılıyor…bir kere subhanALLAH diyorsun on kere demiş gibi cennette sana on ağaç dikiliyor…
Şimdi şu kapıdan Peygamber Efendimiz girse Ne yapardık sahi..bunca kolaylık için pazarlık yaptım size dermiydi..Bunca sıkıntıyı ben bunlr içinmi çektim demezmiydi..
ALLAH Sevdiği kullarını seçermiş. Onları seçer Dostlarının kapısına gönderirmiş. şu sanal alemde tek şey için toplanmış olmak dahi Rabbimizin bize olan Sevgisi lutfu...Elhamdülillah Ne kadar şükretsek yettiremeyiz/ve mutuluk birkardeşimizi ateşten alıkoyma yolunda atılan adımdan ötesi değil düsturunca ilerlemenin şükrü..
Cennete Amel ile Neden Girilmez
Salih amel işlemek güzeldir. Ama onu korumak daha güzeldir. Salih ameller övünmek değil, şükür ister. Yapılan iyiliklerle övünmek, nefsini beğenmek ve insanları küçük görmek amelin sevabını yok eder. Bu kötü sonucun tek sebebi insanın Rabbini ve nefsini tanımamasıdır.
Güzel bir amel yaptıktan sonra, ben bunun karşılığında muhakkak sevap alırım; bu sevaplarla cennetin kapısını açarım, yüksek makamlarda uçarım demek doğru değildir. Yapılan bir salih amele sevap vermek ALLAHu Teala üzerine vacip değildir.
Ancak O, kulların yaptığı bir hayra karşılık en az on sevap vereceğini vâd etmiştir.( Enam, 160.) Bu Onun rahmetidir. Bizler, yaptığımız amele değil, ALLAH'ın bu vadine ve geniş rahmetine güvenmeliyiz. Hz. Rasulullah (S.A.V) Efendimiz, bu konuda buyurmuştur ki:
"Şayet ALLAHu Teala, bütün yer ve gök ehline azap edecek olsa, muhakkak azap ederdi, bununla onlara zulmetmiş de olmazdı. Eğer onlara rahmet ederse, hiç şüphesiz onun rahmeti onların amellerinden kendileri için daha hayırlıdır."
(Ebu Davud, Sünnet, 16; ibnu Mace, Mukaddime, 10.)
"Salih amellerle ALLAH'a yaklaşmaya çalışın. Amelde istikâmet ve itidal üzere bulunun ve (bununla birlikte) hiç kimsenin ameli ile kurtulamayacağını da bilin."
Yanındakiler:
"Siz de mi yâ RasûlALLAH?" diye sorduklarında, 
Efendimiz (s.a.v):
"Evet ben de sırf amelimle kurtulamam. Ancak ALLAHu Teala lütuf ve rahmetiyle beni saracak ve cennetine koyacaktır buyurdu.
Alemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Rasulullah (s.a.v) Efendimiz böyle olursa, bu rahmet olmadan hangimiz imanını koruyabilir ve Cennet'e girebilir, iman cevherimizi ALLAHu Teala'ya emanet etmeliyiz; Ondan destek istemeliyiz. Ölene kadar hayırlı amellerle Rabbimize kulluk yapmaya azmetmeliyiz; ancak şunu bilmeliyiz ki: Cennet'e ALLAHu Teala'nın rahmetiyle girilir. Cehennem'e de adaletiyle. Hz. Ömer (r.a) Efendimizin şu duasını hatırlayalım: "Ya Rabbi! Eğer benim ismim şakilerin (Cehennemliklerin) defterinde yazılı ise, hüküm senindir, sahifem senin elindedir; kerem ve rahmetinle oradan ismimi sil, Cennetliklerin defterine yaz, Ey kerim Rabbim."
ALLAHım şu mübarek günler hürmetine
bizi ayır yalandan 
 dolandan 
 
günahtan 
 
isyandan Berat eyle 
 
bizi kurtar buhrandan hüsrandan 
 
bize güzel erdemden 
 
edepten 
 
rahmetten 
 
ilimden 
 
bereketten 
 
nasip et 
Ya Rabbi Merhametin bütün tezahürleri gönlümüzün tükenmez hazinesi olsun
Verme ahlakının zirvesindeki 
fakirlikten korkmaksızın 
kendisi muhtac iken dahi veren Hak Dostlarının aşk dolu hayatlarından bizlere de hisseler nasib eyle
El-Muhsin olup karşılıksız veren
Er-Rezzak olup cümle mevcudatın madde ve manasını durmaksızın besleyen
alemlerin Rabbinin kulu olana yakışan
halifesi olduğu makamın ahlakıyla ahlaklanıp güzelliği ile güzelleşmektir
Bizlere
yetimlerin muhtaçların ve yalnızların sessiz çığlıklarını duyabilecek kulak ve hissedebilecek bir gönül ihsan eyle..
Bismillahirahmanirrahim
kendileri ihtiyaç duysalar bile kardeşlerine öncelik verir, onlara verilmesini öz canlarına tercih ederler. Her kim nefsinin hırsından ve mala düşkünlüğünden kendini kurtarırsa, işte felah ve mutluluğa erenlerin ta kendileridir."
Haşr:9 

HAYIRLI CUMALARINIZ OLSUN İNŞALLAH


HAYIRLI CUMALAR..HAYIRLI CUMALAR..HAYIRLI CUMALAR..HAYIRLI CUMALAR..
İnsanın bu kaypak dünyada tutunmasını sağlayan varlığını anlamlı kılan birazda dostlarıdır. Lükatinde dosta ve dosluğa dair kelimeler bulunmayan bir dil ne kadar soğuk o lükatinsahibi topluluk ne kadar bed baht bir topluluktur . Dostu ve dosluğu yaratan Allah a ham dolsunbaşta peygamberler olmak üzere cümle dost lara Allah dostlarına selam olsun. Dost kardeşin kardeşidir desek yalan söylemeyiz. Yer yüzünde dost olarak gördüğümüz kişiler yerine göre kardeşten daha evveldir , İnsanın bu kaypak dünyada tutunmasını sağlayan varlığınıanlamlı kılan birazda dostlarıdır. Allah cümle insanları iyi lerle karşılaştırsın. Duasında bulunalım ve diyelimki kimle beraber olduğunuz kimliğinize de yansımaktadır . Sizin kim olduğunuz kimlerle düşüp kalktığınıza sırrınızı kimlerle paylaştığınıza bağlıdır. Kimseden dost olmayacağını söylemek ne kadar abest gözüyle bakmakta oda okadarabestir. Dost seçilendir onun için seçkindir arkadaşlığınızda yoldaşlığınız da bu kişinin dost olmasıyla anlam kazanmaktadır. Önce refik sonra tarik hikmetindeki refik dostun ta kendisidir. Dostvardır çıkılmaz yokuş ları geçilmez uçurumları size hissettirmeden yol yapar .Dost diye bildiğiniz vardır düz yolda ayağınızın tökezlemesine yol açmakla kalmaz onuda sırtınızda taşımak zorunda kalırsınız .Onun için Doğunun büyükbilgisi Sadi Dost dostuna yolunun üzerindeki dikenleri gözteren kişidir . Sözünü boşuna söylememiştir. Dostun sözünü acılığından şikayet etmeyin duyduğunuz acı acılık dostsuz kaldığında yüz üstü düşeceğiniz hayatın size sunduğu zeğir dolu kadehten daha acı olmayacaktır. Varsın dost acı söylesin. O acı yalancı dostun dünyayı toz pembe gözteren aynasından daha bereketlidir. Dost bereket demektir .İnsan oğlunun tekamülünde ruhunda taşıdığı yeteneklerin inkışafında en büyük tesi ona dost ları yapmıştır . Mevlana üstadımızın bu gün dünyayı etrafında pervane kılan bilgeliğinin müsebbibi tepsirli Şemsten başkası değildir Hazreti peygamberin yol arkadaşları önce arkasından ziyade dostlarıdır. İnsanlığı fıtrat dinine çağıran o Yüce Elçinin dost ları o gökte bir yıldız olan güzel insanlar dostun dostu için hangi cefaya katlana bileğini cümle cihana yaşa***** göztermişlerdir. Dostun her şeyi paylaşılan yeryüzünde halk içinde yüzdeki ben sayısı kadar azdır. Ondan dolayıdır ki insan dostlarıyla da hangi kulvarda dostluk edeceğini iyi bilmelidir. Dostltan dosta fark vardır.Bundanda dost olur mu diye kimseyi küçümsemeyelim. Herkesin bilgisine görgüsüne donanımına meşrebine göredostları vardır .Sizin dostluğa değer görmediğiniz birisi başka birinin has dostu olabilir .Nadanlar eder sohbet nadanla telezzüz Divanelerin hemdemi divane gerektir diyen Ziya paşa Allah bilir ya doğru söylemiştir. Bir dost bulamadım gün akşam oldu diyen Kul Himmet üstadımızın çılığı gibi nihayetinde insanın ezeli yalnızlığına hayatını özetlemektedir. Yoksa bunu diyen şairin de halincehatırınca ve dahi yeterice dostu olduğundan kimsenin kuşkusu bulunmamalıdır…..Bir insana Dostum diye hitap etmek ona kardeş diye seslenmekten daha sıcaktır . Kardeşlik seçilmeyen bir şeydir yer yüzünde kimsenin kardeşini semce gibi bir tasarufu söz konusu değildir. Ne varki DOST SEÇİLENDİR ÖZELDİR.

AH ŞU BENİM KALBİM




Ah şu benim kalbim...!





Ah şu benim kalbim, ulaşılmış ve çoktan fethedilmiş bir kale var onu korumaya çalışan. Bir Eylül sabahında en büyük yenilgisini alan... Beni hala ağlatan pek çok anı saklı içimde, ne kadar unutmaya çalışsam da her kıvrımda saklanıyorlar. Ve onlar istedikleri zaman ortaya çıkıyorlar. Rüzgarda havada dönen bir yaprak beni ağlatabiliyor ve ben hiç birşey yapamıyorum. Bu yüzden çaresizlik nedir bilirim.

Sabaha kadar dansettiğim, güzel olduğum ve uzun saçlarımı rüzgara bırabildiğim o eylül sabahları bana hala aynı hissettiriyor ama nafile ruhumu diriltemiyor. Kızarmış gözlerimle işe giderken, yaşantımın bu hale nasıl geldiğini anlamıyorum. Akıllı sandığım beynimin her seferinde bu ağır yenilgilere nasıl dayandığını gel de anlat zavallılığıma istersen...

Bir zamanlar seni seviyorum dediğim pek çok şey artık yok, ya öldüler ya da gittiler tek bir kelime bile söylemeden...

Bu gece de o ayrılık gecelerinden biri, içimin çekildiğini ve dayanılmaz sancıların başladığını hissediyorum midemde. Aslında gökyüzünde, koskaca bir ay var hani mavi ay dedikleri. Tüm yıldızları silmiş gökyüzünden. Işığı kör etmiş tüm gözleri, herşey sanki daha ağırlaşmış, suyun içinde parlayan yakamozlara döndürmüş kendine bakan herşeyi. Etrafta kimse yok sadece ben, kalbim ve ruhum. Doğru zamanı bekliyorlar.

Ne kadar çok düşünürsem herşey o kadar mantıklı geliyor, Orhan Velinin söylediği gibi, sebebi bu havalar olmalı, çaresizliğimin... Aslında göremediğim nedenler var sadece sezebildiklerimi biliyorum.Belki doğru değil ama olsun.

Kapımı kapatmayı başarsam belki herşey dışarıda kalır. Ben de kurtulurum her Eylül sabahında yıllardan geriye kalan enkaza acımaktan. Belki kapıyı kapatırsam o zaman gerçekten uyuyabilirim. Gördüğüme bile emin olamadığım her rüyayı hatırlamaktan kurtulurum...

Belki o zaman gidebilirim ben de diğerleri neredeyse, hangi boyutsa o zamanı durduran. Ve belki gerçekten gidebilirim, o asla fethedilmeyen yere. Çünkü bildiğim tek şey bu dünyanın aslında benim olmadığı...

SENSİZLİĞİ SEVİYORUM BEN

SENSİZLİĞİ SEVİYORUM BEN
 Sensizlik kalbimin derinlerinde sakladığım bir yaraymış adeta..
Unuttuğum...
kenarda köşede kalmış...çok derinlere sakladığım..sızlayan bir yaram..
Sensizliği bana hatırlatan şey de sensin aslında.. 
Belki de sensizlik..senden ibaret..
Yokluğun; varlığın belki de..
Varlığım; yokluğun ya hani...
Belki de varlığım..varlığın aslında..
Sensizliği hissetmiyordum ki sen yokken..
Belki de farketmiyordum...
veya farketmiyormuş gibi yapıyordum..
Mutluydum aslında..sensiz..
Seninle olabileceğimden daha az.. ama sensiz olduğumdan daha mutlu..
Belki tamamlanmamış..belki eksik..ama kesinlikle şu ankinden daha mutlu..
Diyorum ya...sensizlik..sensin aslında..
Yokluğun da varlığın belki de..
Kim bilir..belki seni,olmadığın için seviyorum..
Ulaşamadığım için sana... 
Sensizliği seviyorum belki de...
Ama seviyorum...bu yaşadığım her neyse... seviyorum..
Seni sevmiyorum aslında..çünkü sen yoksun..
Yokluğunu seviyorum senin...hayalini belki de..
İlk zamanlardaki kadar canımı yakmıyor sensizlik..
Alıştım belki de... doğrusu da bu aslında...
Yanımda olmak zorunda değilsin ki...
Mutlu olmanı seviyorum senin.. mutluysan böyle..
Güzel aslında...gerçekten mutluysan...gerçekten..
Ben de mutluyum...seni mutlu görüyorsam..
Gözlerinin içi gülüyorsa..gözlerini yakaladığım zaman..
Gözlerin daha çok parlıyorsa O’na bakarken..
Mutluyum o zaman...sen de mutluysan..
Seni hayal etmeyi seviyorum..
Hayalin de sensizlik demek değil mi aslında?
Sensizliği seviyorum ben...
Sensizlik olmasaydı..
sen de olmazdın...
Yokluğun olmasaydı 
varlığın da olmazdı..
Diyorum ya... seni sevmiyorum ben...
Sensizliği seviyorum...
Sensizlik de bana... 
Seni hatırlatıyor aslında..

14 Mart 2013

YILLARCA SUSTUM DİYE......


SON DAMLA

Yıllarca sustum diye sandın ki; böyle gider.
Umursamaz olsaydım; belki daha yutardım.
Bozuyorum yemini, sabır buraya kadar!
Bu canı musallaya kimin için yatırdım?

Yalanın binbir çeşit, hangisine kanayım?
Eski ben değilim ki seni dürüst sanayım,
Zerre kadar kaldıysa; ateşlerde yanayım,
Sana olan sevgi
mi ne yazık ki yitirdim !

Maymundan iştahlısın konarsın daldan dala,
Bülbül bile sadıktır atlamaz gül
den güle,
Adın çıkmış çapkına dolanır dilden dile,
Sana olan saygımı ne yazık ki yitirdim !

Susunca iyiyim de konuşunca kötü mü?
Giderim düşünmeden alıp da ceketimi,
İhanet denen illet kemirirken etimi,
Kimseleri rahatsız etmez gönül patırtım.

Hangi cam düzelir ki paramparça olunca?
Hangi gül
 tekrar tekrar yeşerir ki solunca?
Hangi ***** kanar ki yalanını bilince ?
Açtım artık göz
ümü, ölüden de beterdim.

Pişman olup da birgün gelme sakın kapıma!
En yıkıcı darbeyi sen vurdun ya yapıma!
Yıkılsın gönül evin, yenisini yapama.
Yerle yeksan oldum da duyulmadı çatırtım.

Tükettin günden güne varamadın farkına,
Gidip de gönül verdin, meymenetsiz çirkine!
Yıllarca döndürdüğün; yalan dolu çarkına
Çomağımı sokup da ben de seni bitirdim!

Şiir ve yorum: SESSİZ PERİ



13 Mart 2013

Bu yürek bir daha senin için atmayacak…


Bu yürek bir daha senin için atmayacak…
Bakma yüzüme!
Kırma kalbimi acıtma yüreğimi….
Bırak sefasını sürsün sensizliğin ve sevgisizliğin !
Ağlamasın gözLerin okurken sana yazılanları…
Sensizliğin acımasızlığının bırakıp gidişinin şerefine..!
Bir şise gözyası ..
Kadehimde beddualar ahlar..!
Yudum yudum içtim..
Sarhos oLdum gözyasLarımLa..
Bu gece senin için kaLdırıyorum kadehimi…
Sensizliğe ve sevgisizliğe sarhoş oldum.
! Bitirdin !
Bir şise gidiyorum…
Bir kadeh ELVEDA; senden geriye kalan…!
Sensizligin ve sevgisizliğin serefine…
Haydi sevgilim;
Son kez son kez söyle!
Gitmeden önce
…Söyle sevdigini…!
Ne olacagımı bilmiyorum sensiz
..Sevgisiz..
Belki bir ölü..!
Belki sensiz olamayan yapamayan yaşayamayan...
Koca bir hiç…
Haydi sevgilim;
Son kez son kez söyle!
Hafifçe esen rüzgarlara bırak
…Fısıldasın kulağıma..!
Gitmeden önce; belki dindirir hafifte olsa sızımı!...
Anladım !
SöyLemeyeceksin ve çekip gideceksin esen rüzgarlarla..
Mavi gecede !
Anladım olmayacak bir SEN daha bu gönülde…şimdi;
Sana sensizliğime ve sevgisiz kalışıma…
Haydi sevgilim bir kadehte sen kaldır
Çaresiz yok oluşuma…!
Mavi gecelerde usulca yok oluşunu izledim …
Gidisini !!!
Hep acıttı geceler canımı bakmadım gökyüzüne !
Kanatıyordu..
Acı veriyordu yıldızlar
..Sen geliyordun aklıma..
Oysa ki gömmüştüm seni gidişinle birlikte;
Çıkarıp atmıştım…
Sensizliğin şerefine sarhoş olmustum geceler boyu !
Gözyası dökmüstüm..
şiirLer yazmıştım…
Neden hala geliyorsun aklıma yıldızsız gecelerde
Bir bir kaymıştı yıldızlar gidişinle…
Yok olmuştu onlarda !
şimdi sevgili ;
Elimde sigaram..
Kadehimde sensizliğin şarabı
Kağıt kalem bir de mavi qece !
Sensizliğin şerefine içilmiş onca kadehi ;
Gecelere isyanı sensizliğe sana isyanı anlatan şiirleri
Oku oku sevgilim…
Sigaramda bitti..
Şarabımda bitti..
şiirlerimde !
Bitiremediğim sen kaldın içimde !
! Sensizliğe ve Sevgisizliğin Şerefine !
Demiştim sensiz nasıl yaşarım diye..
Ne olurum bilinmez diye
Belki bir ölü…
Belki sensiz sevgisiz yaşayan koca bir hiç !
Yok olmuşum sensizliğin dakikaLarında seni bekLerken..
Belki gelir derken; günden güne bitmişim…
Son sigaramı yakıyorum sevgiLi ;
Bitmesini ve bitmemi bekleyeceğim..!
Bundan sonra sen içeceksin şarabı..
Sen ağlayacaksın
Yaşamayacak artık bu yürek senin için…
Yaşayamayacak..!
Sensizliğin dakikaLarını sa***** erimeyecek !
! simdi kaldır kadehini gidişim için…..



Silinmesin *T6952550267*DOSYA GÖNDERME FORMU(HUKUK)YARGITAY 20. HUKUK DAİRESİ BAŞKANLIĞINA ANKARADOSYAYA İLİŞKİN BİLGİLERMAHKEMESİKARAR TAR...