29 Ocak 2013

Sana Akıyorum






Sana akıyorum kaygısızca
ve hiçbir şey bunu engelleyemiyor
ve geri çeviremiyor bu akışı.
Çünkü sen her tarafımdasın.
Sağımda, solumda, arkamda, karşımda...
Ne yana dönsem, ne yana yol almaya kalksam,
ulaşacağım son nokta sensin, orada yalnızca sen varsın...

Sana akıyorum, çünkü senin yolunda gidiyorum,
attığın adımları takip ediyorum sorgulamadan.
Önüme çıkan hiçbir ayrım,
hiçbir kavşak ilgilendirmiyor beni.
Yürüyorum peşin sıra,
yürümenin en zor olduğu yol bu olsa bile yürüyorum...
Şikayet de etmiyorum çakılından,
 tozundan, toprağından üstelik.
Sana yaklaşabildiğim her adımda mutlu oluyorum ya da yaklaşmayı başaramasam da bu umudu yaşamak heyecanlandırıyor beni...

Sana akıyorum, çünkü hayatın akışı kadar doğal sana akışım...
Doğa nasıl ki her canlının yaşaması için bir düzen kurmuşsa
ve nasıl ki kuralları varsa doğada yaşamanın,
benim var olmamın da, yaşamamın da kuralı sensin,
senin var olduğun bir düzen içerisinde ben olabilirim ancak...
Sana akıyorum, çünkü sesinde, bedeninde, kuşatmış durumda beni...
 Sana karşı savunma dahi yapmıyorum
ve böyle bir teslimiyet de rahatsız etmiyor beni...
Yüzüne, gözlerine, ellerine baktıkça,
sesine yüklediğin gizleri çözerken,
 hep kendimden bir şeyler buluyorum sende...

Sana akıyorum, çünkü o kadar çok paylaşacak şeyimiz var ki seninle...
Bu güne kadar paylaþtığımız her þey,
her an umut veriyor sonrası için bana
ve ben belki de sende bu umudu yaşamayı, yaşatmayı seviyorum...
Biliyorum ki hayatın bir yerinde sadece bize özel bir çiçek var,
o çiçeği birlikte bulup, kokusunu ciğerlerine çektiğimizde hayata
ve birbirimize sımsıkı sarılacağız...

Sana akıyorum, çünkü bir insanı tutkuyla, beklentisiz
ve delice sevmenin tadını sende yaşadım ben...
Bunun anlamını senle öğrendim,
bunu senden başkasıyla da yaşayamayacağımı biliyorum...
Sende, seninle yaşamak her an bir şölen tadında
ve ben böylesine keyifli, böylesine eğlenceli
ve hayat dolu bir şöleni bırakıp gitmek istemiyorum...

Sana akıyorum, çünkü “hayatın uslanmaz ruhusun”
sen ve ben belki de bu ruha aşığım aslında...
Seninle yenileniyorum, sadece seni düşünmekle yüreğimde, beynimde çöreklenmiş ne kadar kötülük varsa hepsinden arınıyorum bir anda...

Sana akıyorum, Bütün coşkum, bütün saflığımla...
Aşka, sevgiye, güzelliğe dair ne varsa benimle akıyor onlarda sana...
Benim gibi çoşku dolu bir ırmağı da huzurlu,
sakin bir göle çevirecek tek güç sensin...
Ne olur orada kal, ayrılma seni gönül gözümün görebileceği noktadan...
Sana ulaşamasam bile varlığını hissetmek v
e senin yolunda olmak yetiyor bana...



Ya bardak olacaksın,Ya da göl




da göl


Ya bardak olacaksın,Ya da göl
Ustaların çıraklarına sadece edindikleri mesleği,
zanaatı değil hayatı da öğrettikleri,
en geniş ve gerçek anlamıyla öğretmen oldukları dönemde
Hintli bir ahşap ustası yaşıyordu.Bu ustanın çırağı büyüdü,
ahşap işlemeyi ve hayatı öğrendi, kendi işini kurup başlattı.
Bir süre sonra dostlarından biri oğlunu getirdi,

ustadan onu yanına çırak almasını istedi.
Fakat bu çırak sürekli yakınıp duran,
her şeye bozulan bir çocuk çıktı.
Tahta getirmeye gidiyor,
döndüğünde ellerine kıymık battığından
uzun uzun yakınıyordu.
Bir iş teslim etmeye gidiyor,
döndüğünde yoldan, sıcaktan,
 müşterinin tavrından yakınıyordu.
Usta çocuğa bir şeyler anlatmaya çalışıyordu

ama sözlerinin hiçbir etkisi olmuyordu.
Bir gün usta çırağını köye tuz almaya gönderdi.

Çırak ustasının söylediği gibi, tuzu alıp döndü.
Usta bir bardak su getirmesini söyledi.
Çırak bir bardak suyu da getirdi.Usta,
'Şimdi o tuzu suyun için at' dedi.
Çırak ustasının söylediğini yaptı.
Sonra usta 'Şimdi o suyu iç' dedi.

Çırak suyu içti ve tabii ki içer içmez de tükürdü.
Öfkeyle ustasına bakarken, usta 'Nasıldı tadı' diye sordu.
Çırak nefretle, 'Çok acı' dedi.
Usta çocuğa 'Tuzu yanına al gel, gidiyoruz' dedi.
Çırak ustasının peşine takıldı.

Bir süre sonra civardaki gölün kıyısına geldiler.
Usta çırağa 'Bütün tuzu göle dök' dedi.

Çıraksöyleneni yaptı.
Usta 'Şimdi gölün suyundan iç' dedi.
Çırak içti.'Suyun tadı nasıldı' diye sordu usta.
Çırak, 'Çok güzeldi' dedi.
'Peki tuzun acısını hissettin mi' diye sordu

bu kez de. Çırak 'hayır' dedi.
Usta çırağı karşısına oturtup anlattı:

'Hayattaki bütün olumsuzluklar işte bu bir avuç tuz
gibidir.

Eğer sen küçük bir bardak su isen,
nasıl tuzun bütün acısını tattıysan,
hayatın bütün olumsuzluklarından da öyle etkilenirsin.
Eğer sen kişiliğinle ve gönlünle bu önümüzdeki göl gibi isen,
hayatta karşılaşabileceğin bütün olumsuzluklar seni,
o bir avuç tuz gölün suyunu nasıl etkilediyse öyle etkiler,
bir bardak suda tattığın acıyı vermez sana.
Seçim senindir:

Ya bardak olacaksın ya da göl...


Gözlerinin rengine bin ışık feda olsun





http://blog.lib.umn.edu/dewo0010/architecture/Sun%20and%20trees%20copy.jpg

 Gözlerinin rengine bin ışık feda olsun,
Seni sevmeyen ölmekten beter olsun,
Bu dünyada senden başkasını seversem
Yaşamak bana haram olsun
Ey bahar gözlüm sanmaki ben seni unuttum,
Kalbimde açtığın yaralar unutturmuyor seni bana
Birgün hesabını soracağım sana,aldığın yıllarımın,

mahvettiğin hayatımın,
Ha bu dünyada ha maşherde,
Zulmünün hesabını soracağım
BİR GAZ LAMBASININ ATEŞİ KADAR BİLE

IŞIK SAÇAMAYAN YÜREĞİNDE
SIĞINACAK YER BULDUM,
AMA YİNEDE O LAMBA KADAR ISITMIYOR...

Zannetme bir nefes kadar uzaktasın




Zannetme bir nefes kadar uzaktasın..
Acıya inat hala yüreğimde yaşamaktasın..

Belki de gözyaşıyla adımı anmaktasın..
Belki de yıldızların koynunda karanlıktasın..
27zagpv
Sen ağlama ne olur..
Hatırlar mısın bir zamanlar..
Gözyaşında ıslanmış gülüşlerimi..
Ölümsüz sevdanla yeniden yeşertmiştin..
Şimdi sıkıca sarıl bana..
Usulca zifiri karanlıkları giydir tenime..
Yaşadığın şehrin günahlarını ser yüreğime..
Ve uyanmadan hasretinden bu sabah..
Tüm umutlarımı al gizlice..
Bundan sonra karanlıkların benim..
Yıldızlar ise hep senin olsun...
27zagpv
Zannetme ki bir nefes kadar uzaktasın..
Sensizliğe inat hala yüreğimde yaşamaktasın..
Belki de baharın koynunda karakışlardasın..
Belki de Temmuz ortasında gözyaşında ıslanmaktasın..
27zagpv
Sen ağlama ne olur..
Hatırlar mısın bir zamanlar..
Tükenmekte olan nefesimi..
Gülen gözlerinle mutluluklara sermiştin..
Şimdi sıkıca sarıl bana..
Usulca acılarının gömleğini giydir bedenime..
Asırlık gözyaşlarını değdir yüreğime..
Ve uyanmadan özleminden bu sabah..
Tüm mutluluklarımı al gizlice..
Bundan sonra acıların benim..
Mutluluklarım ise hep senin olsun..
27zagpv 



Seni sevmek nasıl birşey biliyor musun?



13017760zg7
Seni sevmek nasıl birşey biliyor musun?
Ölmek gibi sürüne sürüne, yeğlemek gibi şerefsizce anılmayı
Ya da yıkılmak boylu boyunca, bin kere, milyon kere,
Ah seni sevmek nasıl birşey bilir misin?
Her gün günde en az iki kere düşmek demek, delicesine,
Delirmişçesine ahlar çekmek demek,
Kalpten çıkmaz bir hançeri taşımak demek yıllarca,
Belki bir gün yerinden çıkar o hançer ama yarası asla kapanmaz demek,
İşte böyle seni sevmek, delice delirmişçesine haykırmak,
Sürüne sürüne yalvarmak demek, alaycı kahkahaların arasında ölmek demek,
Ah seni sevmek, seni sevmek var ya, ölüm demek, yaşarken ölmek,
Ama seni sevmek yine de ben de sevdim diyebilmek demek,
Asla bir daha aptalca sevmemek demek, asla birini incitmemek demek,
Ya da incitmekten ölmek kadar korkmak demek,
İşte bu seni sevmek, ilk ve en derince bir yara almak ve
İkincisinden korkmak korkusundan bin kez ölmek demek,
Sevememek bir daha asla eskisi gibi ve gülememek demek,
Ah işte seni sevmek bu demek,
Bitmiş bir sayfanın tıkırdayan sesleri arasından
Ahlı vahlı ağlayan bir genci duymak demek,
Gecenin bir yarısı, sen de nerden çıktın demek,
Ya da en güzel anında bir ah gibi içine oturmak demek,
Tıkalı kalmış hevesler, neşeler, hayaller bu gece bitsin;
eskisi gibi ışıltılı güzel günlere başlayalım ne olur demek,
içinden yine de her şeye rağmen
Doğru olanın bu olduğunu, ayrılmak olduğunu bilmek,
Yürürken sokakta yüzümü saklamam demek herkeslerden,
Bir daha isteyememek demek sevilmeyi ve sevmeyi,
Kahrolası zindanlara ıslah olmuş halde geri dönmek demek,
Kimseye öfkelenememek ve duygulanamamak demek, delirmek kısaca
Ya da bitmek bir son gibi filmde ama hayır asla bitememek,
Seni sevmek, ah işte seni sevmek bu karanlıkta,
Ağlar halde üşümek bu odada ya da dişlerini sıkıp ölmeyeceğim demek,
Ama bunu derken yaklaşan ölümü hissetmek demek,
Of... Oflayınca geçiyor acısı, geçer mi? hep oflasam diner mi acısı?
Diye medet ummak demek, ya da sevgisini ateş haldeyken
Etten yüreğine canlı canlı bastırmak demek,
Bir süre sonra acımaz, kış soğutur diye düşünmek demek,
Mümkün olsa yeniden, bin kez, yüzbin kez katlanmak demek bu acılara,
Onca acıların arasından sanki cımbızla güzel anları toplamak demek,
Güzel anları abartıp da bin kez yaşamak demek,
İşte cennetim bu anlarda gizlidir,
İşte bana verdiğin sadece budur aslında diye düşünmek demek,
Seni sevmek, ah delice, delirmişçesine asla demek, asla!
Ve yeniden başlamak her şeye ve her şeye rağmen!
Yıkılmadan yoluna devam etmek demek, harabe bir evde yaşamak demek artık
Kalbim evimdir! evimse bir harabe artık, işte o artık bir garip misafirhane,
Herkese açıktır kapım ne de olsa örtemem her yanımı,
Yıkık yanlarınla ortalığa dimdik çıkabilmek demek, ey sevgili sakın yıkılma,
İşte seni sevmek yıkıntılarla da olsa ayakta kalabilmek demek,
Bir gün mutlaka! diye dişlerini sıkmak, sabırla beklemek güzel günleri,
Belki de hiç gelmeyecek baharı, kelebekleri, hoş kokulu bulut evimizi
Beklemek, yapayalnız göklerde uçmak demek, hep aynı bulutun etrafında
Acaba... acaba... demek, yıllarca buraya, yani aynı hayallere tutsak kalmak,
Kalacağını bilmek ve ayrılamamak demek, avuç içindeki kelebeğe bakarken,
Hiç kıpırdayamamak ya da bitivermek o güzelliğin içinde,
Bitmeyi istemek isterken de öldüğünü bilmemek demek,
İşte seni sevmek bitmeyen bir kötü sonda, hep o son anı yaşamak demek,
İşte o son ve kötü anlarda bile kıpır kıpır bir yaşam pınarı hissetmek,
Onu da saçma sapan şiirlere vurabilmek demek, sonunda yine bitmek...
En ucunda hep kalabilmeyi istemek ölümün,
Çaresiz kalmak demek, bir tuzakta
Ya da mıhlanmak bi koleksiyona kelebek gibi...
Yıllar geçerken, yaşamak gözlerde ama çoktan ölmüş olmak demek,
Bir ah çekmek ve herkesler duysun istemek,
Ya da kimseler duymasın da üzülmesin istemek,
İşte seni sevmek, tertemiz defterken daha, yakılmak demek,
Küllerin arasında bir tek şiir olarak kalmak böylece,
Ve sonrasını yaşamak demek bir ömür boyu,
Mezara girip de kurtulmayı ummak demek,
Ama asla ölmemek, ölememek
Bitmiyor acısı, dinmiyor işte, dinmeyecek derken,
Bir amaç bulmak ve bunla yaşamak demek,
Ömür boyu mutluluklar dilemek herkese,
Asla eskisi kadar mutlu olamayacağını bile bile,
Abartmak her şeyi, sevgisini, sevilmeyi, işte ben buyum demek,
Eksik, hatalı, kusurlu bir yaşamda, mükemmel işleyen bir zihne rağmen,
Hata vermek sonuçlarda, kalpte düzelmez bir yara demek seni sevmek
Kelimeleri bulamamak, yazamamak şiirleri eskisi gibi,
Ve bitirmek düşleri o düşlerle bitmek demek burada..!!!

28 Ocak 2013

BBİLİYORUM GELECEKSİN BİRGÜN

Biliyorum... 
Geleceksin bir gün 
Hiç umulmadık bir anda 
Düşen cemrelerin ilkinde 
Belki de sonuncusunda. 
Ya da Ağustos böceklerinin 
Geveze ötüşlü gecelerin birinde! 
Avuçlarında bir tutam çiçek 
Boynun gibi bükük 
Çalacaksın kapımı... 
Biraz tedirgin biraz da ürkek. 
Belki de Uykularımın en güzel yerini böleceksin! 
Ya da Penceremden içeriye süzülen 
Sabahın ilk ışıklarında. 
Yanakların ıslak dudakların kurumuş 
Omuzlarında yorgunluk 
"Ben geldim" diyeceksin... 
Diyeceksin de! Duymamış gibi yapacağım bende! 
Belki yalvarırsın diye. 
Açmakta zorlanacağım bir müddet; 
Gururumun sürgüsünü! İnat edecek yıkılmamaya 
Yokluğunda ördüğüm duvarlar. 
Biliyorum... 
Yenik düşeceğim daha sonra 
Yanaklarından süzülen yaşlara! 
Sen ümitsizliğe düşmek üzereyken Öldüreceğim nefretimi. 
Ellerine uzanacak sevdamın elleri Onurumu dinlemeyip! 
"Haydi gir içeri" diyecek 
yüreğim Avaz avaz özlemlerine. Biliyorum... 
Bir gün geleceksin 
Yokuşlu yollara akışlı yıllara rağmen! 
Geleceksin çünkü; 
Büyük aşkların vuslatını Tarih yazar sevgilim. 

Bırak ki Gidebileyim!


Bırak ki Gidebileyim!
Hadi ayrılalım! Öyle laftan değil,
gerçekten ayrılalım çünkü bu var ve yok arası duran aşkımız beni öldürüyor.
Bırak ki Gidebileyim!
Böyle yaşamak çok zor! Yüreğimle kavga etmekten yorgunum.
 Seni sensiz sevebilirim, bununla baş etmek mümkün.
 Bir kılıf uydururum içimde, seni uzaklarda sayarım.
Birini yokken de sevebilirim.
Sen ve ben arasında sürüp giden tatsızlığın ise,
katlanılabilir yanı yok.
Seviyorsak, seviyoruzdur.
Sevmiyorsak, zaten neden yan yana olalım?
Bizimki ne cennet, ne cehennem, araftayız!
Hiçbir yere ait değilmiş gibi hissediyorum.
Sonsuz karanlıkta beklemek gibi..
Ve neyi beklediğini bilmeden durmak, nasıl bir işkencedir, anlayamazsın!
Ne sana aidim, ne sensizim; ne benimsin, ne değilsin!
O zaman biz neyiz?
Hem varlığın yüzünden adım atamıyorum,
hem yokluğundan boğuluyorum.
Bir yabancının gülümsemesine kanmak istesem, aklımdasın.
Hoyrat ve anlamsız bir sevişmede kaybedebilirim seni ama kitabıma uymuyor.
Seninle nefes nefese yaşanacak bir geceye de kayıyor aklım;
 gel gör ki, o vakitlerde sen yoksun!
Ne zaman senden vazgeçsem, bıraksam ipin ucunu, ne olacaksa olsun desem;
hissediyorsun sanki, elinde bir demet çiçekle çıkıp geliyorsun.
Benim gönlüm sana dünden teşne,
 her geldiğinde yine suya düşüyor
yeni bir hayata başlama hayali.
Ve ne acı ki, bu yıllardır böyle sürüp gidiyor.
Beni sevdiğini söylüyorsun,
o zaman bırak beni! Bırak ki, gidebileyim.
 Artık bıçak kemiğe dayandı.
Ya izin vereceksin, yüz yüze bakabilir halimiz varken bitireceğim;
 ya bir gün öyle gideceğim ki, kendimi senle tüketeceğim.
Senle ben, adımız her ne ise, her ne olmuşsak şunca yıl içinde, eskidik!
Artık anlamamız gerekiyor, biz bir alışkanlığın devamıyız.
Hani çok tuttuğu için seri halinde çekilen filmler var ya,
 onlar gibi, üçüncüden sonra çok sevimsiziz.
Seninle bir zamanlar efsaneydik, şimdi sıradan bir hikayeyiz.
 Bırak ki, gidebileyim.
Gideyim ki, yüreğimde sana ait o sihri yaşatmaya devam edeyim….
 
 

Silinmesin *T6952550267*DOSYA GÖNDERME FORMU(HUKUK)YARGITAY 20. HUKUK DAİRESİ BAŞKANLIĞINA ANKARADOSYAYA İLİŞKİN BİLGİLERMAHKEMESİKARAR TAR...