29 Şubat 2012

YAHUDİ KÜRDÜ MUSA ANTER, YAŞAR KAYA VE BARZANİ AİLELERİ

YAHUDİ KÜRDÜ MUSA ANTER, YAŞAR KAYA VE BARZANİ AİLELERİ
Aşağıdaki açıklamalar Gökyüzü sitesinden alınmıştır:
- Yalçın Küçük , Vakit gazetesine bir demeç verdi ve yahudilerden de bahsetti.
Söylediğine göre Nusaybinli olan Anter ailesi yahudidir!.. Hatta bir kolları Karaim, bir kolları da Task yahudisidir. Sonradan Kürt yahudileriyle akraba olmuşlardır.
Kürtler arasında ‘Ape Musa’ (Musa Amca) diye tanınan Musa Anter’in dışında, aynı aileden Muhammet Anter, Temirhan Anter, Yusuf Anter, İlkay Anter, Sulhiye Anter gibi isimler de siyasi olarak öne çıkmışlardır.
Bu aile hem PKK’nin, hem PJA’nin (Özgür Kadın Partisi), hem KNK’nın (Kurdistan Ulusal Kongresi), hem T-KDP’nin (Türkiye KDP’si), hem HADEP’in, hem PKK-Vejin’in (Abdullah Öcalan’ın eşi Kesire Öcalan’ın kurduğu parti), hem de İsveç Sosyal Demokrat Partisi’nin içindedirler. Ayrıca CHP içinde de etkinlikleri vardır.
Ailenin bir bölümü Almanya’da, bir bölümü İsveç’te, bir bölümü de Hollanda’da yaşamaktadır. Musa Anter birçok ünlü sabbataycı ve Türk musevisi ile birlikte yıllarca Suadiye’de ikamet etmiştir ve devlet içinde ciddi bağlantılara sahiptir.
ANTER: Yahudi Kürdü, bilge Moshe (Musa) Dahmir Anter
- Selim Anter: İstanbul´da Veskim Kimyevi madde ithalat ihracat şirketinin sahibi
- Saide Moshe Anter: New York´taki St. Elias kilisesinin yöneticilerinden biri.
- Dvir Moshe Anter: IDF (İsrail Deniz Komandolari) generallerinden.
- Moshe Haim Anter: Krakow siyonist örgütünün kurucularından.
- Haim Lewi Anter: Ukrayna Musevi cemaatinin kültür sanat işleri sorumlusu.
- Rahamim Anter: Kenya Musevi cemaatinin üyesi (Liqud Partisinin finansörü)
- Seppo Arvo Anter (Antner): Finlandiya Mühendisler Odası yön. Kr. Üyesi (Optik Muhendisi).
- Wanya Anter: Kiev veteriner fakültesi profesörü.
- Faruk Anter: National Research Center-Soil and Water Use Dept. Dokki, Mısır.
- Adam Aronson Anter: New York´ta bilgisayar şirketi Aran´in sahibi.
- Rabbi Shimon Kerner : Tevrat uzmanı, din adamı.
Kerner soyadı Anter soyadıyla aynıdır. Üst soy ortaktır.
- Yair Kerner: Ben Gourion Üniversitesi, Signal Processing in Communication bölümünde profesör.
- Yitzchak Kerner: Bar Ilan Üniversitesi senato başkanı.
- Lenore Kerner: Miami´nin en büyük emlâkçısı.
- Judith Rosalyn Kerner: Harvey A. Goodstein´in kardeşi.
- Jeffrey Moshey Kerner: LIJ Medical Center Kulak Burun Boğaz Klinik şefi/ New York.
- Rooney Kerner: Matematik-Fizik profesörü. New York Devlet Üniversitesi'nde.
- Alex Kerner: Krakow musevi cemaati teknik işler başkanı.
- Dr.Ya’akov HaKohen-Kerner: Jerusalem College of Technology, Computer Science hocası.
- Ahmed Anter: Kahire Üniversitesi´nde biyoloji hocası.
Anter soyadı; Andre, Andrew, Anro, Andru, Andruy, Ander, Amter, Andros, Anater,
Kenter (Kerner-Anter; Yıldız Kenter ve Müşfik Kenter örneklerinde olduğu gibi),
Kunter (Kurt-Anter, Kurner-Anter; Erman Kunter örneğinde olduğu gibi),
Anker (Anter-Kerner; Samil Anker, Hamit Anker örneğinde olduğu gibi... Ayrıca Almanca´da 'Çapa' anlamına gelen Anker´in Türkiye´deki izdüşümü olarak Çapa ailesi örneğinde olduğu gibi)
Karter, Karuner; Karou-Anter. Mehmet Ali Karter ve Azmi Karuner örneğinde olduğu gibi) biçiminde de kullanılmaktadır.
Yalçın Küçük bu bilgiye, muhtemel ki, Anter’in aile dostu olan Yaşar Kaya üzerinden ulaşmıştır.
HAİM NAUM BARAN
Bildiğimiz ismiyle Yahudi Kürdü bölücü Yaşar Kaya... Polonya musevilerine uzanıyor... 2. Dünya Savaşı´nın ünlü siyonistlerinden Boleslaw BARAN... Aslı Krakow ve dönme bir Protestan din adamı.
Yaşar Kaya´nın 2. Dünya Savaşı sırasında ölen ve İsrail´in şehitler defterine giren 3 yakını var: Aharon Baran, Hanuk Baran ve Isaah Agal Baran.
İstanbul'da da Baran ailesi var.
Yalçın Küçük başbakan Erdoğan’ın danışmanları arasında da sabbataycı-yahudiler’in olduğunu belirtiyor ve yine isim vermiyor. Bir tanesi Egemen Bağış, diğeri Kürşat Tüzmen’dir. Güldal Aksoy da sabbataycıdır. Güldal Aksoy’la Bulgaristan dışişleri bakanı Solomon Pashi arasında akrabalık vardır.
İsrail’in eski büyükelçilerinden Davit Nimrudi, İsrail eski savunma bakanı Yitzhak Mordekhay, Barzani ailesinden Evair, Nathaniel, Misham, Shumuel Barzani, İsmael Gazit gibi isimler bazı diğer ünlü Yahudi Kürtler’dir.
Yalçın Küçük Barzani’nin babası Mele (Molla) Mustafa Barzani’nin İsrail’i ziyaret ettiğini söylüyor ki, doğrudur. Orada Menahem Begin’in kardeşinin, Emma Rafailoviç’in, Nimrudi’nin, Sardana Rawan gibi önemli isimlerin evinde kalmıştır ve İsrail, Barzani ailesine her zaman yakın olmuştur ve hâlâ da öyledir. Mesud Barzani’ye karşı yapılacak bir saldırı, ister Türkiye’den, ister başka Kürt gruplarından gelsin, İsrail tarafından hiç hoş karşılanmayacaktır.
- Moshe Bar(a)zani: Barzani klaninin Jerusalem´de yaşayan akrabalarından biri. Alkolsüz içecek fabrikası vardır. Babası Asher, Lehi´nin üyesidir. İsrail´in kuruluşu için birçok eyleme katılmıştır. Bir İngiliz binbaşısının da ölümüne yol açmıştır. İsrail´de bir kahraman olarak kabul edilir.
- Morris Barazani: Ünlü bir ressamdır. Ilinois Sanat Akademisi´nde hocadır.
- Daniel Barazanî: ABD Kimya sanayisinin önemli simalarından biridir. Dan Chemicals´in sahibidir. Mesut Barzani´nin ABD´deki en yakın ilişkilerinden biridir.
- Dina Barazani: Kudüs´ün ünlü heykeltraşlarındandır.
- Ron Rubin Barazanî: New York´un ünlü psikologlarındandır.
- Susannah Barazanî: Yale Üniversitesi´nde psikoloji hocasıdır.
- Yeshayahu Qoren Barazanî: Ünlü İsrailli tarihçi.
- Avner Barazani: İsrail ordusunda generaldir.
- Asenath Barazani: 17. yüzyılda yaşamış ünlü bir din adamıdır. Kabbala ilgili yazıları vardır.
- Barazani Aharon: İsrailli ünlü yazardır.
- Nahum Barazani: İsrailli ünlü işadamıdır.
- Yehuda Barazani: İsrailli ünlü sanatçıdır.
X Yosef Ben Hayyim al´Barazani: 10. yüzyılda yaşamış ünlü bir şairdir. Iraklıdır. Irak yahudiliğinin ve kültürünün en önemli simalarından biridir ve Irak Barzanileri'ne isim vermiştir. Piyyutim adı verilen şiirleri İbranilik´in gelişimine büyük katkıda bulunmuştur. Bu şiirleri daha sonra Endülüs´te de çok popüler olmuştur. Şiirleri birçok sinagogta ilahi olarak okunmaktadır.
- Barazani ismi de, Bağdat yakınlarındaki Baradzan şehrinden gelmektedir. Bütün Barzaniler isimlerini buradan alırlar ve eskiden Yahudilerin yoğun yaşadığı bir yerdir. Barazani´nin yazdığı bir Bahar Bayramı için Dua Kitabı da vardır

YAHUDİ KÜRTLER


YAHUDİ KÜRTLER


Sovyetler Birliği'nin dağılmasından kısa bir süre sonra Azerbaycan'a gtmiştim... Orada çok enteresan insanlarla tanıştım. Ama bir tanesi beni çok şaşırtmıştı. Çok güzel Türkçe konuşan bu kişiye ne olduğunu sorduğum zaman "Ben ERMENİ KÜRDÜ'yüm," demişti!.. O dönemde cahildim, hayret içerisinde "Yahu, Ermeni Kürdü olur mu, ya Ermeni'sin, ya da Kürt," dediğimde, yine gülerek "Yok, ben ERMENİ KÜRDÜ'yüm," diye tekrarladı. Öyle kala kalmışım!
Bir süre sonra Erzincanlı bir genç kızla karşılaştım. O daha da enteresan bir şey söyledi. Dedi ki,
- "Bizim oralarda Kürt dendi mi, akla ERMENİ gelir... Neden, diye merak ettim. Biraz araştırma yapınca ÜÇ grup tesbit ettim. Kürtler ya ERMENİ, ya ARAP, ya da TÜRK soyundan... saf kürt diye bir şey yok!"
Şaşırtıcı, değil mi?.. Pek aklın alacağı gibi görünmüyor... Ama geçenlerde (2005) İBRAHİM TATLISES, kalkıp ta,
- "Ben ARAP asıllı Kürd'üm," demez mi???
Bir de TABERÎ'nin, bundan en az 1300 yıl öncesine, Hz. ÖMER'in oğlu Abdullah'a ait bir KÜRT tanımını hatırlayalım:
- "KÜRTLER, FARSLARIN GÖÇEBE ARAPLARIDIR... Onlardan biri Nemrud'a, İBRAHİM'i ateşte yakmasını tavsiye etmiştir."
Hem FARS, (Yani ACEM, yani İRANLI), hem ARAP, hem de KÜRT!.. Gel de çık işin içinden!..
Halbuki açıklaması basit... ve FİRDEVSÎ'nin tanımında gizli...
FİRDEVSİ, zalim İran hükümdarı DEHHAK'ın beynindeki ura deva olsun diye, her gün çeşitli milletlerden seçtiği iki kişiyi öldürüp beyinlerini çıkartıp kafasına sürdüğünü anlatır... "iki iyi niyetli adam" çıkar, DEHHAK'ın öldürmek üzere seçtiği gençlerden birini öldürüp, diğerini serbest bırakırlar, onun yerine bir koyunu kesip beynini kullanırlar...
İşte bu noktada FİRDEVSÎ, bu "iki iyi niyetli adam"ın kurtarıp dağa kaçırdığını insanlarla ilgili şöyle bir tarif verir:
- "ZAMANLA KİMİN NESLİ OLDUKLARI BELLİ OLMIYAN BU GENÇLERİN SAYISI 200'Ü BULDU!.. İŞTE BUGÜNKÜ KÜRT KAVMİNİN ASLI BUNLARDAN TÜREMİŞTİR Kİ, BUNLAR MAMUR ŞEHİR NEDİR BİLMEZLER!... BUNLARIN EVLERİ ÇÖLLERDE KURULMUŞ ÇADIRLARDAN İBARETTİR. KALPLERİNDE HİÇ TANRI KORKUSU YOKTUR!"
KİMİN NESLİ OLDUĞU BİLİNMEYEN insanlara zamanla Kürt denmiş!. Biraz bu ifadeyi yorumlarsak, kendi toplumundan bir şekilde kopmuş, dağlara, çöllere kaçmış, genelde aşiret halinde, göçebe olarak çadırda yaşayan kişiler, diyebiliriz.
ERZİNCANLI kız, "ÜÇ GRUP" demişti... ERMENİ, ARAP, TÜRK... Hz. ÖMER'in oğlu ABDULLAH bir tane daha ekliyor: FARS... İSRAİL kaynaklarına dayanan AYTUNÇ ALTINDAL da YAHUDİ KÜRTLER'i ekliyor... Etti BEŞ GRUP!..
Yani Kürtler bir MİLLET değildir!.. Kendi milletinden kopmuş insanlardır!.
İşte onun içindir ki, onları birleştirip bir millet oluşturmak mümkün değildir. Çünkü Kürtler kendi aralarında birbirleriyle kaynaşamazlar!... Kaynaşmadıklarını, hatta Irak'ta birbirleriyle savaştıklarını gördük!... Aynı dili konuşmazlar!.. Konuşmadıklarını TÜRKİYE'de gördük... AVRUPA BİRLİĞİ'nin baskısı ile "kürtçe" yayına başlayan TRT'yi bir kısmı anladı, bir kısmı anlamadı... Aslında bazen birbirine komşu iki köy bile anlamaz!..
Üstelik KÜRT kelimesi bile Kürtçe değildir!.. ARAPÇA, FARSÇA falan da değildir... Öz-be-öz TÜRKÇE'dir!.. TÜRKLER'in DAĞLIK, KARLI bölgelerde yaşayan bir TÜRK OYMAĞI'nın adıdır!.. Onun içindir ki, GÜNEYDOĞU ANADOLU'nun sarp dağlarla kaplı bölgesinin adı KÜRDİSTAN olmuş, bu bölgede yaşayan insanlara da KÜRT denilmiştir!.
Kürtler eskiden kendilerine "Kürt" demezlerdi!.. Bu ad onlara başkaların verdiği addı. Onlar kendilerini, DIMILLI, KURMANÇ diye adlandırırlar, aşiret adı verirlerdi. Ne zamanki emperyalist Batılılar TÜRKİYE'yi bölmek ve bölgeyi karıştırma gayretine girdiler, bölgede bol para dağıtmaya başladılar, kaçaklara, teröristlere özel imtiyazlar tanıdılar, Kürt olmak makbul oldu.
Ama biz şimdi bunlardan değil, sadece YAHUDİ KÜRTLER'den bahsetmek istiyoruz... Bu konuda AYTUNÇ ALTINDAL'dan başka YALÇIN KÜÇÜK de kitaplarında açıklamalarda bulunmuştur. EŞREF GÜNAYDIN ise YAHUDİ KÜRTLER diye bir kitap yazmıştır.
Herşeyden önce YAHUDİ ve MUSEVÎ kelimelerine açıklık getirmek gerekir. YAHUDİLİK bir ırka mensubiyeti, MUSEVİLİK ise bir dine bağlılığı ifade eder. YAHUDÎ kelimesi, Hazret-i İBRAHİM'in torunu Hazret-i YAKUB'un oniki oğlundan biri olan YAHUDA'dan gelir. HAZAR TÜRKLERİ, bilindiği gibi YAHUDİ değillerdir, MUSEVÎ'dirler. FALAŞALAR, yani HABEŞİSTAN (ETOPYA) zencileri YAHUDİ değildirler, ama MUSEVİ'dirler.
Ama Kürtler için durum biraz daha karışıktır. Bir kısmı YAHUDİ KÜRDÜ'dür, bir kısmı da MUSEVÎ KÜRT'tür... Peki, böyle bir durum nasıl oluştu?
TALMUD'a göre ASUR kralı SALMENESER tarafından M.Ö.721-715 yılları arasında FİLİSTİN'den sürülen YAHUDİLER'in on kabilesi, KUZEY IRAK'ın dağlık bölgelerine kaçtılar. Oralara yerleştiler. Bugünkü ERBİL şehri Milad'dan önceki birinci yüzyılda onların merkezi oldu. Bir iddiaya göre burada bir devlet kurdular... YAHUDİLER bölgede güçlenince çevrede yaşıyan bazı insanlar MUSEVÎ oldular. Bu insanlar o dönemde İBRANÎ ve ARAPÇA'nın karışımından oluşan ARÂMÎ konuşuyorlardı.
M.Ö.604-561 yılları arasında ASUR ülkesini fetheden BABİL KRALI NABUKADNEZAR sayesinde bu yahudilerin büyük kısmı FİLİSTİN'e döndüler, bir kısmı da BABİL'e, bugünkü BAĞDAT'a yerleşti. Bir kısmı da KUZEY IRAK'ta kaldı. Bunların bir kısmı GÜNEYDOĞU ANADOLU'ya kaydı... 30-40 yıl öncesine kadar VAN-HAKKÂRİ arasındaki BAŞKALE ilçesinde Kürtler'in "elbak", Ermeniler'in "hamadakert" dedikleri kerpiç evlerde yaşayan YAHUDİ KÜRTLER, ARAMÎ konuşurdu.
Kuzey Irak’ta asırlardır “Tat” diyalekti ile konuşan, ticaret ve küçük zenaatlarla uğraşan, bir çok kasaba ve köyde Yahudiler’e rastlanmakta idi...
1897'de toplanan Siyonist kongresinde Yahudi ırkının üstünlüğü, NİL'den FIRAT'a kadar bütün bölgenin İSRAİL olmasını, ve dünya hâkimiyetini hedefleyen PROTOKOL'u açıklayan THEODOR HERZL, YAHUDİ KÜRTLER ile temasa geçen ilk YAHUDİ önderdir.
1947'de İSRAİL devleti kurulunca, IRAK'taki Kürtler'le teması arttırdı. Büyük miktarda YAHUDİ KÜRDÜ, İSRAİL'e göç etti. Sonradan MOSSAD ilk başkanı olan Reuven Zoslanski bir ajan olarak IRAK'a gitti, orada üç yıl kaldı. Ali Bedirhan ile işbirliğine girdi... Bir kahraman olarak sunulan Bedirhan, İSRAİL Dışişleri Bakanlığı'na bir rapor vererek "Dürziler, Maruniler ve Kürtler'in İSRAİL'in tabii müttefiki olduğunu" iddia etmiş, ve İSRAİL'den kendi bölücü faaliyeti için yardım istemiştir!.. İSRAİL devleti de, 1961'de isyan eden Kürtler'e, 1963 yılından itibaren yardıma başlamıştır.
"İSRAİL ve IRAK'taki KÜRT Sorunu" adlı kitabın yazarı Amaltzia Baram, "1963 yılında MOSSAD başkanı General Meir Amit'in, İran istihbarat örgütü SAVAK'ın başkanı ile görüşerek KUZEY IRAK'taki Kürtler'e silah gönderme konusunda anlaştıklarını" belirtiyor!..
Böylece YAHUDİ-KÜRT işbirliğine İRAN da katıldı. Müslüman bir ülke, başka müslüman bir ülkenin devletine karşı, YAHUDİ ile birlikte vatan hainlerini desteklemiş oldu. 1965 yılında Bedirhan ile dönemin İSRAİL Savunma Bakan Yardımcı olan Şimon Peres arasındaki bir anlaşma sonucu, İSRAİL istihbaratının en gözde elemanlarından olan Tuğgeneral Tsuri Saguy, Albay Arik Regev ve Yarbay Haim Levakov KUZEY IRAK'a gidip, üç ay boyunca isyancıları eğitip isyanda danışmanlık yaptılar. Aynı yıl içinde MOSSAD'ın ileri gelenlerinden David Mimche başkanlığında bir grup ajan gelerek isyancı Kürtler'le bir görüşme yaptı. Bu ajanların arasında sonradan bakan olan Aryeh Lova Eliah da vardı. Eliah, Molla Mustafa Barzani ile görüştü, isyancı Kürtler'e silah, para ve teknik yardım vaadetti. Bu desteği alan Mustafa Barzani, 1966 yılında IRAK ordusuna karşı büyük bir saldırıya geçti.
İş bu kadarla da kalmadı... 1966 Ağustos ayında İSRAİLLİ bir kadın ajanın ayarladığı bir IRAKLI pilot, SOVYETLER birliği'nin bölgede ARAPLAR'ı güçlendirmek için verdiği MİG-21 uçaklarından birini isyancı Kürtler'in desteği ile TEL AVİV'e kaçırdı!.. Böylece hem İSRAİL, hem de A.B.D., SOVYET uçak teknolojisi hakkında bilgi sahibi oldular... Samuel M. Karz, "Soldier Spies" isimli kitabında, "İsyancı Kürtler'e su gibi para akıtan, liderlerine aylık 50.000 dolar para ödeyen İSRAİL DEVLETİ'nin, MİG-21 uçağını kaçıran hain pilot Redfa'nın tüm ailesinin IRAK dışına çıkarılmasını da Kürtler'e ihale edildiğini" yazıyor!.. Bu olayın filmi yapılmış, ve TÜRKİYE'de GÖKLERDE VURUŞANLAR adıyla gösterime girmiştir.
Yani Kürtler, sadece bağımsızlık iddiası ile kendi devletlerine isyan etmekle kalmamışlar, aynı zamanda o devletin düşman İSRAİL karşısında zayıf duruma düşmesine sebep olmuşlardır.
Mustafa Barzani Eylül 1967'de İSRAİL'e gitti. Dönemin Savunma Bakanı Moşe Dayan'a bir Kürt hançeri ile birlikte "KERKÜK petrollerinin nasıl vurulabileceğine dair" planları verdi. 1969'da bu planlar doğrultusunda ve MOSSAD-BARZANİ işbirliği ile KERKÜK rafinerileri bombalanarak işlemez hâle getirildi.
Aynı uygulama ikinci IRAK savaşı (2003) sonrasında KERKÜK-YUMURTALIK boru hattına yapılmakta, İSRAİL ajanları ve Kürtler sık sık bu boru hattını bombalıyarak IRAK petrolünün TÜRKİYE'ye değil, İSRAİL'deki HAYFA limanına akmasını sağlamaya çalışmaktadırlar.
Mustafa Barzani 1973 yılında tekrar İSRAİL'e gitti. Bir YAHUDİ KÜRDÜ olan David Dayan'ın evinde kaldı. Daha sonra MOSSAD başkanı Zwi Zamir KUZEY IRAK'a giderek Barzani'yi ziyaret etti. Bağdat idaresine yapılan saldırıların arttırılması karşılığında her ay verilen 50.000 dolara ek 50.000 dolarlık başka ödemeler yapıldı.
A. CEM ERSEVER, kitabında "Talabani'nin beş para etmez bir aşiret reisi olduğunu, ve TURGUT ÖZAL'ın sayesinde adam sayıldığını" yazar... Aynı şekilde KUZEY IRAK' taki belli başlı 24 aşiretten biri olan, sıradan BARZANİ aşiretinin bugünkü konumuna gelmesi, o dönemde İSRAİL'in verdiği destek ile 1991'den sonra A.B.D.'nin verdiği destek sayesindedir!. İSRAİL ve A.B.D.'nin amacı MUSUL-KERKÜK petrol bölgesinin SELÇUKLULAR döneminden beri gerçek sahibi olan TÜRKMENLER'i, yani TÜRKLER'i saf dışı bırakıp, orada İSRAİL denetiminde bir uyduruk Kürt devleti kurmaktır. AYTUNÇ ALTINDAL, "Halen İSRAİL ile ilişkileri BARZANİ'nin yanında olan Sami Abdurrahman sağlıyor," demektedir.
Bunları niye uzun uzun anlattık?.. Bölücü Kürtler'in hararetle destekleyip örnek aldığı, saf Kürt kökenli vatandaşlarımızdan bir kısmının da sempati duyduğu KUZEY IRAK'taki "Kürt hareketi"nin aslında bir YAHUDİ oyunu olduğunu, Kürtler'in aslında bağımsız bir devlet falan kurmadıklarını, para ve menfaat karşılığında, içinde yaşadıkları devlete ihanet, o devletin amansız düşmanlarına da uşaklık ettiklerini göstermek için!..
Gelelim YAHUDİ KÜRDÜ meselesine... Tarihçi AHMET UÇAR ve AYTUNÇ ALTINDAL, BARZANİ ailesinin YAHUDİ kökenli olduğunu belirtmektedirler. Bunu da OSMANLI arşivlerinde bulunan bir belgeye dayandırmaktadırlar!.. ALTINDAL konuyu çok eskiden beri bildiğini, hatta 1970'lerde bu konuda bir makale yazdığını söyler.
Bu belgeye göre 1856 senesinde SALLUM BARZANÎ adlı bir YAHUDİ haham, MUSUL'dan SELÂNİK'e, oradan da KUDÜS'e sürülmüştür!..
Bu kişi, BARZANİ ailesinden yetişmiş pek çok YAHUDİ hahamdan sadece biridir...
Ama YAHUDİ KÜRTLERİ'nin varlığı sadece bu iki kişi tarafından dile getirilmiş değildir... 1992 yılında yayınlanmış olan "The Folk Literature of Kurdistani Jews: An Anthology - Kürdistan Yahudilerinin Halk Edebiyatı Antolojisi" bu konuda kaynak kitap hüviyeti taşır. Yazarı bir YAHUDİ KÜRDÜ olan Profesör Yona Sabar'dır ve kendisi Kaliforniya Üniversitesi'nde görev yapmaktadır...
Bu kitaba göre "16. ve 17. yüzyılda KUZEY IRAK'ta yaşayan ailelerin en ünlülerinden biri BARZANİ ailesiydi ve bu aileye mensup hahamların kurduğu YAHUDİ eğitim kurumları büyük bir itibara sahipti. Öyle ki, başta MISIR olmak üzere, Ortadoğu'nun çeşitli yörelerinden buraya öğrenciler geliyordu... Haham NATHANEL BARZANİ çoğunluğu elyazması olan büyük bir kütüphaneye sahipti. Bu kitaplar yine haham olan oğlu SAMUEL BARZANİ'ye miras kalmıştı... En enteresanı sapıtmış AMERİKAN YAHUDİLERİ tarafından kabul edilen ilk KADIN haham da, bu Samuel'in kızı ASENATLI BARZANİ idi!.."
Kitabın yazarı Yona Sabar, kendisiyle irtibat kuran Eşref Günaydın'a, "BARZANİ ailesinin kurucusunun 16. asırda yaşamış olan haham SAMUEL BARZANİ (ölümü 1630) olduğunu, ailenin daha sonra MUSUL, ERBİL, KERKÜK civarlarında etkili olduğunu, ancak BARZANİ adı taşıyan her aileyi YAHUDİ saymamak gerektiğini" belirtmiştir.
Ancak bölgede BARZANİ adı taşıyan başka bir aile yoktur ki!.. Şu halde günümüz BARZANİ ailesinin aslında YAHUDİ olduğundan en ufak bir şüphe duymamak gerekir.
Bugün İSRAİL'de yaşayan YAHUDİ KÜRTLER'in arasında BARZANİ soyadı oldukça yaygındır. İSRAİL devleti kurulmadan önce MOŞE BARZANİ bir militan olarak LECHİ yeraltı örgüne mensuptu ve gözaltında iken bir el bombası patlatarak intihar etmişti. Moşe Barzani IRAK'ta doğmuş, FİLİSTİN'e göç etmiş ve orada ölmüştü. (1947)
Ancak SABATAY SEVİ'nin takipçileri "dışı müslüman, içi yahudi" dönmeler gibi, bölge yahudilerinden bir kısmı menfaat açısından müslüman görünmeyi daha uygun bularak zahirde din değiştirmişler, hatta Nakşibendi tarikatına intisap etmişlerdir. Bu tür aileleri Kürtler bilir, ve onlara "binemal cuhi" derler, yani YAHUDİ KÖKENLİ!.. Bu aileler HAKKÂRİ'de de vardır, IRAK'taki BARZAN bölgesindekilere "birker" denir.
Müslüman görüntülü BARZANİ ailesinden Şeyh Mehmet, 1700'lerde Nakşibendi tarikatının lideri olmuş, 1800'lerde bir başka Şeyh Mehmet Nakşibendiler arasında sivrilmiştir. Ama bu bir şey değiştirmez. OSMANLI şeyhülislamları arasında dahi dönme (YAHUDİ) olanlar vardır!. YAHUDİLER kılıktan kılığa girmekte ve insanları kandırmakta çok ustadırlar... Zaten Kürtler'in ancak %60'ı müslümandır, onlar arasında gerçek müslüman ne kadardır, ALLAH bilir!
Kendi de bir Kürt ayırımcı olan FAİK BULUT, "Filistin Rüyası" isimli kitabında "İSRAİL'de KÜRTÇE KONUŞAN YAHUDİLER"den bahseder. Bu kişinin "HORASAN Kürtleri" diye bir kitabı vardır ki, bölgeye GURİSTAN adını vermiş GUR TÜRKLERİ'ni "kürt" yapar!.. Ama Kürtler'in Anadolu'dan ta HORASAN'a nasıl gittiğini açıklamaz!..
A. MEDYALI isimli kişinin de " Kürdistanlı Yahudiler" diye bir kitabı vardır. (Berhem Yayınları, Ankara, 1992)
YALÇIN KÜÇÜK kitaplarında YAHUDİ KÜRTLER'den bahseder, "İSRAİL'de 150.000 kadar YAHUDİ KÜRDÜ olduğunu ve aralarından bakanlar bile çıktığını" yazar.
ABDULLAH BİLİCİ de İSRAİL'de YAHUDİ KÜRDÜ Moti Zaken ile yaptığı röportajı AKSİYON dergisinin 291. sayısında yayınlamıştır. Moti Zaken babası ZAHO doğumlu, sonradan İSRAİL'e göç etmiş... MUTİ ZAKEN, İSRAİL-KÜRT LİGİ'nin kurucusu... Aynı zamanda Netanyahu ve Barak hükümetlerinde danışmanlık yapmış. İSRAİL'de 150.000 YAHUDİ KÜRDÜ olduğunu söylüyor. 1970'lerde İşçi partisinden iki YAHUDİ KÜRDÜ, KNESSET denen YAHUDİ meclisine girmiş... Lukud Partisi'nden de bir bakan ve bir milletvekili çıkarmışlar. 1996-1999 yılları arasında Savunma Bakanı olan emekli general İZAK MORDEHAY da YAHUDİ KÜRDÜ idi.
Utah Üniversitesi'nde görev yapan HASAN KÖSEBALABAN'ın da bu konuda bir makalesi var. O da "İSRAİL'in Kürtler'in tümünü M.Ö.723 yılında bölgeye göç eden YAHUDİ kabilelerin soyundan geldiğine inandırarak KUZEY IRAK'ta bir nüfuz alanı oluşturmayı amaçladığını" belirtiyor. Ancak "YAHUDİ KÜRTLER'in kendilerini MÜSLÜMAN KÜRTLER'den daha çok YAHUDİLER'e yakın hissettiğini" de ekliyor!.. Maalesef bu TÜRKİYE'nin de problemi... bizim dönmelerimiz de, (yani dışı MÜSLÜMAN-TÜRK, içi-özü YAHUDİ) kendilerini yüzyıllardır bağrına basan MÜSLÜMAN TÜRKLER'i, TÜRK DEVLETİ'ni bir kenara bırakıp; İSRAİL'e, A.B.D'ye, A.B.'ye, yani YAHUDİLER'e ve HIRİSTİYANLAR'a hizmet etmektedirler!.. Kürt bölücüler de öyle!..
Şimdi bu YAHUDİ KÜRDÜ tesbitimiz bazılarına inandırıcı gelmeyebilir... Ancak KEVIN BROOK adlı araştırmacının internet sitesinden öğreniyoruz ki, elde 2001 yılında YAHUDİ, ALMAN ve HİNTLİ bilim adamlarınca yapılan bir araştırma var... Amaç kimin SAMÎ, kimin HİNT-AVRUPAÎ kökenli olduğunu tesbit etmek... Araştırma için SEFERAD YAHUDİLERİ (FİLİSTİN kökenli, daha çok İSPANYA'ya göçmüş YAHUDİLER), EŞKENAZ MUSEVİLERİ (daha çok HAZAR TÜRKÜ kökenli ASYA VE DOĞU AVRUPA MUSEVİLERİ), MÜSLÜMAN KÜRTLER, FİLİSTİNLİ ARAPLAR ve FİLİSTİN'in güneyinde yaşayan BEDEVİLER'den 526 adet Y-KROMOZOMU toplanmış... Daha sonra araştırmaya RUS, BEYAZ RUS, POLONYALI, PORTEKİZLİ, İSPANYOL, ARAP, BERBERÎ, ERMENİ ve TÜRK deneklerden alınan 1321 örnek dahil edilmiş...
Sonuç şaşırtıcı!.. KÜRTLER ve YAHUDİLER binlerce yıl öncesinde ORTAK bir BABA'dan geliyorlar!... Diğerleri ile böyle rabıta kurulamıyor!..
Yine başka bir internet sitesi, ISRAELI-KURDISH FRIENDSHIP LEAGUE, MOTİ ZAKEN'in bahsettiğimiz makalesini veriyor. Tarayıp bulabilirsiniz.
Netice itibariyle, biz Kürt kökenli vatandaşlarımızın YAHUDİ oyunlarına gelip, YAHUDİ ve AMERİKAN uşağı olmasını istemiyoruz. Kendilerini onbinlerce yıllık TÜRK tarihinin ve benliğinin bir parçası gibi hissetmelerini istiyoruz. Bütün çabamız bunun için!..

MAHABAT CUMHURİYETİ PALAVRASI

MAHABAT CUMHURİYETİ PALAVRASI
Kürt bölücülerin önemli iddialarından biri de "Mahabat Cumhuriyeti"dir. Ne zaman gerçeği söyleseniz, "Tarihte hiç bir zaman bir Kürt milleti olmadı, Kürt devleti olmadı, Kürt medeniyeti yoktur, Kürt edebiyatı yoktur, Kürtler'in ortak bir dili de yoktur. Kürtler'e ait bir tek anıt, bir tek dikilitaş, bir tek yazılı kitabe yoktur," deseniz, hemen Mahabat Cumhuriyeti'ni öne sürerler!
Kürtler'in devlet kurma faaliyeti daima, içinde yaşadıkları ülkenin yabancılar tarafından işgâli sırasında, kendi devletlerine ihanet şeklinde ve işgalcilerin desteği ile i olmuştur. Ve tabii başarıya ulaşamamıştır!
Irak'ta Amerikan işgâli ve desteği ile Talabani ve Barzani'nin sözümona kurduğu iki ayrı uyduruk federe devlet gibi, Mahabat Cumhuriyeti'de o dönemde İran'ı işgal eden Ruslar ve İngilizler'in sayesinde sözümona kurulmuş idi.
Biz bu konuda daha fazla bir şey söylemeyeceğiz... Bakın bir Kürt sitesinde Kürtler, KENDİLERİ, bu konuda,
 IRAK-İRAN KÜRDİSTANI VE İŞBİRLİĞİ, İHANETLER KISIR DÖNGÜSÜ başlığı altında, ne diyorlar!.. İ
fade bozukluğunun kusuruna bakmazsanız tabii...
- "... 1941’de İran’ın kuzeyinden Sovyetler Birliği İran’a girerken, güneyden de İngilizler tarafından işgâl edildi."
- "Bu tarihten sonra Sovyetler Birliği’nin çabalarıyla Kürt aydınlarının başını çektiği örgütlenmeler hızla yayıldı. Bu çalışmalar sonucunda Komel’e Jiyanew’ey Kürdistan (Kürdistan Diriliş Topluluğu) kuruldu. Bu örgütlenme daha sonra 1945 yılında Kürdistan Demokrat Partisi’ne dönüşerek tüm örgütlenme faaliyetlerini tek çatı altında topladı."
- "Gerek uluslararası koşullar, gerekse İran içlerine kadar Sovyet birliklerinin girmesi ve Kürtlere açık destek vermesi, Kürt ulusal hareketi için tarihi bir fırsattı."
- "Sonuçta bu koşullar değerlendirilerek 22 Ocak 1946’da Mahabat Kürt Cumhuriyeti ilan edildi. Kadı Muhammed kurulan Cumhuriyetin Cumhurbaşkanı, Başbakan ise Bükan aşireti önde gelenlerinden Hacı Baba Şeyh idi. Bakanlar kurulu daha çok aşiret önde gelenlerinden ya da akrabalarından oluşmuştu. Böylece Mahabat Cumhuriyeti aşiret ilişkileri temeline dayalı bir yapıyla kurulmuş oluyordu."
- "Aynı yıllarda Irak’ta ayaklanmış olan Molla Mustafa Barzani de, Irak iktidarının saldırıları karşısında İran’a geçerek cumhuriyete katılır... Elinde bulunan iyi yetişmiş üç bin kişilik askeri güçle, cumhuriyetin askeri gücünü oluşturur. Kendisi de orduyu yöneten dört generalden biri olarak atanır."
-" İran Kürdistan Demokrat Partisi’nin kurulmasından kısa bir süre sonra Molla Mustafa Barzani partinin bir kolunun da Irak’ta kurulması için adamları aracılığıyla çalışmalara başladı..."
-"Barzani başkanlığındaki bir komisyonca hazırlanan bildiri Irak’taki Kürt gruplarına iletilerek Irak Kürdistan Demokrat Partisi’nin gerekliliği anlatılır. Bu görüşmeler sonucunda Rızgariye Kurd ve Şoreş partilerinin de katılımıyla IKDP kurulur. Partinin başkanlığına Molla Mustafa Barzani getirilir."
- "Kürt halkının özgücünden çok, uluslararası dengelere dayanan ve Sovyetler Birliği’nin açık desteği ile kurulmuş olan Mahabat Cumhuriyeti fazla uzun ömürlü olmadı. Savaşın sona ermesi ile, üzerinde yükseldiği zeminin sallanmaya ve uluslararası dengelerin değişmeye başlaması cumhuriyet için sonun başlangıcı oldu. Özellikle Sovyetler Birliği’nin askeri güçlerini bölgeden çekmesi ile İngiliz emperyalizminin desteklediği İran Şah rejiminin saldırıları karşısında, 5 Aralık 1946’da, Mahabat Kürt Cumhuriyeti kısa ömrünü doldurarak yıkıldı."
- "Mahabat Kürt Cumhuriyeti’nin yıkılışındaki temel etkenler, feodal toplumsal yapı, aşiret ilişkileri, kendi özgücünden çok güçlü bir devlete sırtını dayama isteğidir. Güven yerine önyargılardan kaynaklanan ihtiyatlılık, ilişkilerin temel biçimi olmuştur."
- "Irak’tan gelerek Mahabat Kürt Cumhuriyeti’ne katılan Barzaniler’in durumu buna örnektir. Barzaniler Irak’tan geldikleri için askeri olarak kabul görmelerine karşın, politik hiyerarşi içerisinde yer alamamışlardır. Ortak ulusal çıkarların değil, feodal aşiret çıkarlarının temel alındığı böylesi bir birlik, adı devlet de olsa zor karşısında dağılmaya mahkumdur!.. Nitekim İran Şahı’nın saldırıları karşısında birçok aşiret lideri Şahla uzlaşma yollarını ararlar. Ancak bu uzlaşmacı eğilimler hatta öteden beri Şahla işbirliği içerisinde olanlar bilindiği halde, bunlara yönelik hiçbir tavır geliştirilmemiş cezalandırma yoluna gidilmemiştir."
Biz ne dedik?.. Kürtler devlet kuramaz... Kürtler bir araya gelemez... Nitekim Irak'ta bile gelemiyorlar. Süleymaniye'de Talabani'nin, Dahuk'ta Barzani'nin "devlet"i var!..
Sıvyetler çekilince Mahabat Cumhuriyeti iskambil kâğıdından ev gibi yıkılıverdi!..
 Bakalım, Amerikalılar çekilince, ortada bir "kürt" devleti kalacak mı?

İDAMLIĞIM, İLMEĞİM BOYNUMDA

İDAMLIĞIM, İLMEĞİM BOYNUMDA
Sömürüden çıkmış bir kentin lisan- ı haliyim.
Küçük puntolarla yazılmış büyük bir sonun eşiğinde savuruyorum kendimi. Büyük puntolarla yazılmış küçük bir hayalin hükümranlığındayım. İdamlığım, ilmeğim boynumda…
Bir elin ucunda son nefeslerim.
Güneşin yüzünü görmeyen mahkûmluğum asılsız gölgelerin içine gömdü irikıyım ütopyalarını.  
Satır sayısı bilinmez yaşam kitabımın.
Bağlaçlarla bağlandım hayata.
Şimdi bir kesme işareti ile koparılmayı bekliyorum.
Satırlardan düşene dek devam  edecek cümlem…
Acıdan dolma bir masaldan, satır arasına gözyaşlarımla mim düşüyorum. Dili binlerce kez sürçmüştür mutluluğun.
Yakasına çengelli iğne ile bağlanan mutsuzluklardan lâl olmuştur.
Buna rağmen iç cebimde sakladığım mutlu hayat tariflerini uygulamaya çalışıyorum. Tutturamıyorum kıvamı…
Geceden biraz siyah alıyorum azığıma, gündüzün en aydınlık yanından biraz beyaz…
En gecemle en gündüzümü uluyorum birbirine.
Şimdi gri bir günün sınırları içindeyim.
Sınır ötem yok.
Ayağı aksayan serzenişler çarpıyor kulaklarıma.
 Sığınaklardayım…
Düşlerimi çok görenlerden saklanıyorum, düşsüzlüğe esir düşmemek için. Mutluluk hikâyelerime sırmalı bir kanat takıp Kafdağı ardına gönderiyorum.
 Üç boyutlu resimlerden çıkarıyorum kendimi.
 Üç nokta içine hapsediyorum.
Beynimin duvarlarına Şubat hüznüyle çarpan geçirilmemiş cinnetleri resmediyorum.
Ayazın iliklerime işlediği bir günde, garip ikilemler durağındayım.
 Yine gözlerimden kan sızıyor, bileklerimden yaş damlıyor.
Ağıtlarımın içinde zindanlar saklı.
Dilim zindanlarıma gardiyan.
 İçim zanlı.
Avuç içlerimde katranlı gözyaşı…
Toprak kokan sokaklarda arıyorum toprak rengi gözlerimi.
 Yüzüme çarpıyor sonbaharda sararan yaprak matemleri.
Sabahsız gecelerde hezeyan dolanır seciyeme.
Devasa bir hüznün sahibiyim.
Minyatürleştiremedim hüznü…
Ellerim salınıyor yasaklı mektuplara.
Hadi kepenk çekin ellerime.
Gözlerimin kirpik tutsaklığı devam ediyor.
Ey kelimelerini zırhlarını giyip taşıyan!
Kınından çıkar öldürücü cümlelerini.
Zaten en fazla bir-iki yazılık ömrüm var.
Ölümümü avuçlasan ne olur ki?
Mahlasım acıya dipnot düşülmüş bir hayalin sıfatıdır.
An gelir firaka adanmış bir türkü can bulur dilimde.
An gelir, tüm sesler can verir…
Mahkûmluğum tükenmez. Zanlıyım… Mazlumum…
Şimdi; idam sehpasında, ilmeğim boynumda,
Sondan nefeslerimi sayıyorum. Musallaya dönüyorum yüzümü.
Hüzne bulanmış bir kefen biçilmiş düşlerime.
Minyatürleştiremediğim hüznüm cesedime yama yapılacak…
İşte geldi cellât…
Adım adım yaklaşıyor sandalyeme.
Şimdi son adım. Elleri ölümüm üzerinde.
Hayata düşüyorum son noktamı.
Ve hayat satırlarım ölümle süsleniyor;
Son…

Kan damlar yüreğime,Kırmızıya boyanır tüm satırlar !


Kan damlar yüreğime,Kırmızıya boyanır tüm satırlar !  

Hangi  yanımdan  başlamalı  vurmaya,
Islak  zemin  ağıtlarında  kaybolan  gölgelerimi.
Bir  küf  kokusuyla  tutuşan  zamanı,
Hangi  içle  bilemeliyim..
Kaç  düş  kesik  kalır  hayata,
Ve  ben  hangi  günün  karanlığına  gömülmeliyim

Hangisi  keskin ; kalanın  suskun  feryadı  mı,
Gidenin  içsiz , ruhsuz  acımasızlığı mı ..?
Dün  gibi  soluksuz, yarın  gibi  yasak  mı  durmalı
Küllenen  gecenin  izsiz  demlerinde..
Hangi  yanımdan  vurmalı  acıyı,
Jilet  kesiği  bir  suskunluğun  bedeli
Kaç  yarayla  ödenir  de  bitmez ki..
Sızılı  bir  odanın  nem  kokulu  duvarları,
Şimdi  damarlarıma  gem  vuran..
Siyaha  kırılmış  gözlerimin içinde
Bir  lal  şarkı  şimdi  ömrümü  kanatan.
Hangi  geceyi  tüketmeliyim
Ardında  uçsuz  suskunluklar  biriktirerek..
Nefes  nefes  mi  azalır  gökyüzü
İçimin  en  olmaz  kıyısını  külleştirerek
Sesimin  çatladığı  yerden  sızıyor  acılar,
Tuz  basmaya  yüz  tutmuş  hüzünle..
Bir  mahkum  gülüş, avuçlarımda   kuruyan.
Hangi  ömrün  mevsimsiz  rüzgarı,
İçimde  içler  boyu  savrulan…
Yarım  bir  düşü  paylaşamayan
Hangi  vuslatın  yetim  çocukları..
Bu  yolun  hangi  çıkmazı,
Gidilmemiş  ve  dönülmeyecek  olan..
Islak  bir  ayrılık  dizlerime  oturmuş,
Sancılı  şiirler  büyüttüm  saçlarımda..
Hangi  siyah  karadır  içimdeki  geceden,
Yalnızlığın  hangi  feryadıdır  ayaklarımda  gezinen..
Bir  hüzün  çemberi   içinden  geçmekle  bitiremediğim,
Daraldıkça  daralır  düşler ,
Hangi  rüyanın  kahramanına  esirim…
Hangi  köşeden  dönmeli  vedaları
Hangi  yol  ayrımlarını  aşka  sakladı…
Meçhul  bir  savaşın  en  asil  kölesi ,
Gözlerimde  sözler  eskiten..
Şimdi  kağıtlara  gömdüğüm,
Hangi  kalemin  suskun  cinayeti…
Kan  damlar  yüreğime, kırmızıya  boyanır  tüm  satırlar

YAĞMUR AĞLIYOR İKİMİZ İÇİN

YAĞMUR AĞLIYOR

Yağmur ağlıyor ikimiz için,
Hem ağlıyor hem siliyor maziyi
Kaderimdin, hayâl oldum şimdi,
Aşkımız bitti masallar gibi

Kıymetini bilemedim,
Seni nasıl çözemedim
Bugün resmini indirdim duvardan,
Duvar ağladı ben ağladım

Kar çiçekleri gibisin temiz,
Sende bulmuştum aşkı ben henüz
Son bir buse ver hatıra kalsın;
Sen yokken gönlüm yanımda sansın

Kıymetini bilemedim,
Seni nasıl çözemedim
Bugün resmini indirdim duvardan,
Duvar ağladı ben ağladım...
Mustafa Ceceli

BEN HANGİ ŞEHRİN MUHACİRİYİM PEKİ..?


Adını nisan bildiğim bir dehşete açtım gözlerimi.
Sonra kapattım.
Tekrar açtığımda hala bahar denilen ayın son baharındaydım.
Ağıtlar ektim çapraz bir savaşta esir alınan yanlarıma.
Düşlerimi savurdum uzaklara.
Rüzgâra bıraktım ayrılık tadında şarkılarımı.
Bir çekip gitme öyküsü daha hediye ettim
Bende bensizliği soluyan yanlarıma.
Vakti geldi diye teselli ettiğimde kendimi;
İçimden bir ses yıktı tesellilerimi.
Biçare gezdim yokluğunda hislerin.
Ayağımın takılmışlığıyla, yere düşmüşlüğümleyim.
Nasırlaşmış kelimeler de kanıyor artık.
Vagonlarla ölen hayallerimi gönderiyorum kurşuni şehirlere.
Ellerimin arasına alıyorum cam kırıklarını.
Sonra yüzüme atıyorum.
Yüzümden elem damlıyor.
Hiçliğe sevdalı ruhum varlığından sıyrılamıyor.
Paslı bir demiri ömrüme set çekiyorum.
Gamzelerimi gönderiyorum mutlu yarınlara;
Kalmayı göze alıyorum.
Bir solukla bitireceğim hayatın tuzaklarını aşmaya çalışıyorum.
Kelimelerin kalbine işliyorum sancılarımı.
Sonra saklıyorum kelimelerimi.
Sancılarıma yabancı eller bulaşmasın diye.
Yaşadığım yıllara bir şiirini okuyorum Kaptan.
Ve bir mısra can evimden vuruyor beni.
şimdi hangi çekmecedeydi o yaralı şiirler neredeydi?
Kalemimden doğru nereye akmıştı?
Hani gidecek yeri yoktu, çıkmazlardaydı.
Hani yüklenmişliğiyle acıyı yaralıydı, kanardı.
Yaralı şiirler nasıl ayaklanır da kaçardı?
Nasıl bulamazdı insan içinden çıkıp, kaleminden dökülenleri?
Ben bana kayıpken bulunması gereken neydi?
Acıya yarenlik etmekti nefes almak.
Keskin kalemimle içime sözcükleri kazımaktı yazmak.
Sonra bulamamaktı.
Her meçhul şehir benden sınır dışı olan bir şiirimi gizlerdi içinde.
Erken sandığım vakitlerde geç kalınmışlığı barındırırdım gözlerimde.
Düş tutkunu haykırışlar büyüttüm uçurum kenarlarında.
Askıda geçmiş bir ömür birden yığıldı ayaklarımın ucuna.
Gözyaşlarıma devrettim düşler zindanındaki müebbet mahkûmluğumu.
Yetersizliğimin zehrini yudumladım sandım hep.
Oysa kendine yetmemek başkalarına artmakmış nedensizce.
Gecenin en koyu vaktinde vuruyorum uykularımı.
Siperlerine yalnızlığımı sürdüğüm günler aklımda kalan.
Ben ki henüz nazarı kavuşmamış mutlu kıyılara.
Silkinip, koca bir yükü indirip omzumdan saklanıyorum kimsesiz limanlara.
Küflenmiş geçmişimi bırakıyorum kaldırımlara.
Ömrün bir kıymığı batıyor bedenime.
Yeni yangınlar ekleniyor adresime.
Küllere boyanmış bir umut daha çakılıyor yere.
Enkaz altında kalan bir hayatı kabullendiğimde; hep düştüm dizlerimin üstüne.
Susmak sarsıcı bir çığlık hayata hapsedilen
Kendimi affedemeyişim miydi başkalarını suçlu gösteren?
Tüm karanfillerimi sökmeli miydim bedenimden?
Tanyeri ağarırken sararmış acı motifler sakladım sandığıma.
Katlettim bir ömrün abıhayatını.
Bu nisan da güvercin kanadına bağladım mektuplarımı.
Öldüren bir sözcük daha ekledim sözlüğüme.
İçim intiharlara kalkışmasın diye.
Tenha sokaklar çıkıyor şimdi önüme.
Hüzün ırmağında yıkıyorum suslarımı.
Şehirlere vuruyorum kendimi.
Şehirler ki mutluluğa yansız, acıya mağlup
Şehirler ki baştan ayağa sükûtu ömrün.
Şehirler ki ben gibi.Ben hangi şehrin muhaciriyim peki?

Silinmesin *T6952550267*DOSYA GÖNDERME FORMU(HUKUK)YARGITAY 20. HUKUK DAİRESİ BAŞKANLIĞINA ANKARADOSYAYA İLİŞKİN BİLGİLERMAHKEMESİKARAR TAR...