06 Şubat 2012

Hz.ALİ DEN ÖZ DEĞİŞLER

Hz.ALİ DEN ÖZ DEĞİŞLER


1. Acelenin meyvesi yanlışlıktır.
2. Aç kalmak, alçalmaktan hayırlıdır.
3. Açık kalpli, mert düşman, içinden pazarlıklı dosttan iyidir.
4. Adalet için en büyük talihsizlik, devleti idare edenin zalimliğidir.
5. Adalet, halkın dirliği ve düzeni, idarecilerin ise süsü ve güzelliğidir.
6. Adalet ve eşitliği gözetme, siyasetlerin en iyisidir.
7. Adil ol, kudretin sürekli olsun.
8. Adilane davranış siyasetlerin (yönetimlerin) en iyisidir.
9. Affedilmeyecek günah, insanların bir birlerine olan zulmüdür.
10. Ahdini bozmak Allah’ı ve halkı gazaplandırır.
11. Ahmak, her lafın başında yemin eder.  
12. Affetmekten utanmayın. Cezalandırmada acele etmeyin. Emriniz altında bulunanların hataları karşısında hemen öfkelenip kendinizi kaybetmeyiniz.
13. Akıl, gurbette yakın bulmaktır; ahmaklık vatanda gurbete düşmektir.

14. Akıl gibi mal, iyi huy gibi dost, edep gibi miras, ilim gibi şeref olmaz.
15. Akıl gibi zenginlik cehalet gibi yoksulluk yoktur. Edebe uymak bir kazanç, danışmak bir güçtür.
16. Akıllı bir insan fakir olabilir. Fakat o hiç kimsenin sadakasına muhtaç değildir.
17. Akıllı kişi, tecrübelerden ibret alan kimsedir.
18. Akıllı olan kemal, cahil olan mal ister.

19. Akıllı, düşmanınsa bile danış, bilgisiz dostun fikrini geç.
20. Akıllı insan edeple öğüt alır. Dayaktan başka bir şeyle terbiye edilemiyenler hayvanlardır.
21. Akıllı, insanların en mutlusudur.
22. Akıllının dili kalbindedir, ahmağın dili ise ağzındadır.
23. Akıllının tahmini, cahilin kesin bilmesinden daha doğrudur.
24. Akıllı insanlar az konuşur. Çok söyleyenler, yalnız ahmaktırlar.
25. Akil kişi, kemâl taleb eder.
26. Akraba düşmanlığı, akrep sokmasından beterdir.
27. Alçak gönüllülük, ilimin meyvesidir.
28. Alçak gönüllülük, en büyük şereftir.
29. Aleyhine kesin delil olmayan kişiyi mazur tutun; o kişi benim.
30. Alışkanlık, insana musallat olur ve onu kontrolu altına alır.
31. Alışkanlık insanın ikinci tabiatı gibidir.
32. Amellerin en zoru üçtür. Bunlar; nefsin hakkını verebilmek, her halde Allah’u Teâlâ’yı hatırlayabilmek, kardeşine bol bol ikramda bulunabilmektir.
33. Amelsiz sevâb dileyen, yaysız ok atmaya kalkan kişiye benzer.
34. Aptallığın en büyüğü medh ve zemde ifrada kaçmaktır.
35. Allah dostları o kişilerdir ki, insanlar dünyanın görünüşüne baktıkları zaman, onlar dünyanın iç yüzünü görürler.
36. Allah katında insanların en kötüsü, hayatında midesini ve şehvet güdüsünü doyurmaktan başka hedefi olmayan kismedir.
37. Allah seni özgür yaratmışken, başkasının kölesi olma.
38. Allah’ın hışmından kurtulmuş olan, bir tek zâlim yoktur.
39. Allah’ü Teâlâya yemin ederim ki, beni yalnız mü’min sever ve bana yalnız münafık buğzeder.
40. Arkadaşın hayırlısı, sana doğru yolda iyi delil olandır.
41. Asıl yetimler, anadan ve babadan yoksun olanlar değil, akıldan yoksun olanlardır.
42. Aslını inkar eden haramzadedir.
43. Aş verirsen doyur.
44. Aşağılık insanlarla yakınlaşmaktan kaçın, onlar ki yapmacık sevgilerini gösterip içlerinde kötülüğü sakladılar. Onları hoşnut tuttuğun sürece sana sevgi duyarlar verili olmaktan geri kalırsan sana zehirlerini akıtırlar.
45. Aşırılık gösterme sevgide. Çünkü insan ne zaman o sevgiden hoşnut kalmayacağınızı bilemez. Hoşnutsuzluk duyar da insana nefret duyarsan, nefretinde de aşırılık olmasın. Nefretinden ne zaman döneceğini bilemezsin.
46. Atamalarda araştırma yapmayı ihmal etmeyiniz.
47. Ayıbın en büyüğü, ona benzer bir ayıp sende de varken, başkasını ayıplamandır. 48. Ayılması çok güc olan zenginlik sarhoşluğunda Allah”a sığınınız.
49. Aynı Anadan babadan doğanlar, senin miras kardeşlerin, uzak yerlerden gelen, huyu suyu sana benziyenler ise senin öz kardeşlerin sayılırlar.
50. Az ilmi olup da onunla amel eden, çok ilmi olup da amel etmeyenden hayırlıdır.
51. Az ibadet edip çok çalışmak, çok ibadet edip az çalışmaktan üstündür.
52. Az yemek yemek sağlıktır.
53. Azarlamada aşırılık inat ateşini alevlendirir.
54. Azim ve sebat, insanların en büyük yardımcısıdır.
55. Azgınlığın sonu ya rezil veyahut yok olmaktır.
56. Azla yetinen kimse zengindir.
57. Babana saygılı ol ki, oğlun da sana saygılı olsun.
58. Babana riyet edersen, sende oğlundan hürmet ve riayet bekleyebilirsin.
59. Bağışlamak, büyüklüğün şanındandır.
60. Bâtıla yardım eden, Hak’ka zûlmeder.
61. Başa kakmak suretiyle iyiliğini boşa giderme.
62. Başkalarına kulluk etme; Allah seni hür yaratmıştır.
63. Başkalarını çekiştireni, ister Hakk üzere olsun, ister batıl yalanlayınız.
64. Başkalarını ıslah etmek istiyor isen önce kendini ıslah etmelisin. Kendin fasid olduğun halde başkalarını ıslah etmeye kalkışman en büyük ayıplardandır.
65. Başkalarının felaketinden hisse kapanlar, geçmiş musîbetlerden ders alanlar, cidden bahtiyar insanlardır.
66. Başkalarının iyi hareketlerini takdire çalışınız. Derhal dostlarınızın çoğaldığını göreceksiniz.
67. Başkasında gördüğün fena bir huyu hemen nefsinde ara ve ondan kaçın.
68. Beceremeyeceğin bir iş için söz verme.
69. Ben Cehennem’in taksimcisiyim, Kıyamet Günü’nde Cehennem’e bu senin, bu da benim diyeceğim.
70. Ben konuşan Kur’anım.
71. Ben mü’minlerin emîriyim; onların en yoksulunun geçindiği gibi geçinmek zorundayım.
72. Benim 3 türlü Dostum vardır. Benim Dostlarım, Dostlarımın Dostları ve Düşmanlarımın düşmanı.
73. Benim izzet ve ikramım yemin ederim ki atalardan mirastır ve onlar benden önceliklidir.
74. Bencillik kimde olursa, helak olur.
75. Bedenin orucu, irâde ve ihtiyarla azaptan korkup sevâba girmeyi, ecre nâil olmayı dileyerek yemekten kesilmektir. Nefsin orucu, 5 duyuyu öbür suçlardan çekmek, kalbi de bütün şer sebeplerinden ayırmaktır. Kalbin orucu, dil orucundan; dilin orucu, karnın orucundan hayırlıdır.
76. Bırak bu içindeki ikililiği atıl ateşe, sönmeye yüz tutsa da onu alevlendir.
77. Bildiği halde susmak, bilmediği halde konuşmak kadar çirkindir.
78. Bilge insan çalışmasına, bilgisiz de boş hayallerine güvenir.
79. Bilgi gibi hazine olamaz.
80. Bilgi, tükenmeyen bir hazinedir; akıl eskimeyen, yıpranmayan bir elbisedir.
81. Bilgin bir söz ehli olamıyorsan, hiç olmazsa dikkatli bir dinleyici ol.
82. Bilgin kişinin rütbesi rütbelerin en üstünüdür.
83. Bilgin ölü olsa bile diridir. Cahil ise diri olsa bile ölüdür.
84. Bilgin ölse de yaşar; cahil ise yaşarken de ölüdür.
85. Bilginlerin toplantısı mutluluk getirir.
86. Bilgisiz, bilmediğini sormaktan utanmasın. Alim, içinden çıkamayacağı bir meselede en iyisini Allah’u Teâlâ bilir’ demekten sakınmasın.
87. Bilgisiz kişiyi bir işte, bir düşüncede ya pek ileri gitmiş görürsün, ya da pek geri kalmış.
88. Bilgiyi ehli olmayana veren, o bilgiye zulmetmiştir.
89. Bilgiyle dirilen ölmez.
90. Bilmediğiniz sözü söylemeyin, çünkü gerçeğin çoğu, inkâr ettiğiniz şeylerdir.
91. Bilmediğin şey hakkında konuşmayı ve üzerine düşmediği halde söz söylemeyi terk et.
92. Bilmiyorum demeyi bırakan kişi, öleceği yerden yaralanır, gider.
93. Bin defa mazlum olsan da bir defa zalim olma.
94. Bin kere mazlum olmak, bir kere zalim olmaktan iyidir.
95. Bin kapıdan, yüz bin kaleden içeri girebilirsin de küçücük bir gönülden içeri giremezsin.
96. Babanın, çocuğu için bıraktığı en iyi miras onu güzel edeble yetiştirmesidir.
97. Bir devletin başı, sahip olduğu iktidardan; bilgin, ilimden; iyilik sever, yaptığı iyiliklerden; ihtiyar da yaşından ötürü saygı görür.
98. Bir devletin çökmesi şu dört sebebe bakar: Esas prensiplerinden ayrılma, ikinci planda olan şeylere önem verme, aşağılık kimselerin ön safa geçmesi ve erdemli kişilerin arka plana atılması.
99. Bir gerceği savunurken, ona önce kendimiz inanmalıyız sonrada başkalarını inandirmaya çalışmalıyız.
100. Bir hikmet ve hakikatı bulmak, müminler için büyük bir ganimettir.
101. Bir insana başkaları yanında verilen öğüt, öğüt değil, hakarettir.
102. Bir insanda güzel bir huy varsa o huya benzer başka huylarını da bekleyin.
103. Bir işi yapmadan önce tedbir almak, insanı pişmanlıktan kurtarır.
104. Bir sanat eserini yıkmak, cinayetlerin en büyüğüdür.
105. Bir hakikatı müdafaa ederken, ona evvelâ kendimiz inanmalıyız. Sonra da, başkalarını inandırmaya çalışmalıyız.
106. Bir hata işlediğiniz vakit, onu itiraftan çekinmeyiniz. Eğer böyle yaparsanız, o hatayı görmüş olanların, aleyhinize verecekleri hükmün önüne geçersiniz.
107. Birisini övmede aşırı gitmeyin ve abartmayın.
108. Bir kişiyi lâyığından fazla övmek riyâdır, dalkavukluktur; lâyığından az övmek ise ya dilsizlikten ileri gelir, ya hasedden.
109. Biri sana sırtını çevirirse üzülme, böylece dostunla düşmanını ayırt etmiş olursun.
110. Birinin aleyhinde söylenen sözü dinleyen, o sözü söyleyen gibidir.
111. Birbirine aykırı olarak çağrılan iki yoldan biri mutlaka yanlıştır.
112. Birisinin suçunu bağışladıktan sonra pişman olma, Cezalandırdığın zamanda sevinme.
113. Borçların çokluğu, doğru adamı yalancı, şerefli adamı da yemininden dönek yapar.
114. Boş vakitlerini okumakla değerlendiren kimse, fikir rahatlığını kaybetmez.
115. Bütün insanlar Allahın kuludur. Lakin hiç bir kimse, diğer bir kimsenen kulu değildir.
116. Bütün varımızı sunarız sadece, ekmek ve sirke olsa da.
117. Büyük günahların kefareti, zulme düşünlere yardım etmek, acze düşünleri ferahlandırmaktır.
118. Büyüklere karşı saygılı olun ki çocuklar da size karşı saygılı olsunlar.
119. Cahil dosttan ziyade akıllı düşmanına güven.
120. Cahil ile sakın Latife (şaka) etme. Dili zehirli olduğundan gönlünü yaralar.
121. Cahil, ne kendi eksiğini görür, ne de öğütlere kulak asar.
122. Cahilden uzak kalmak, akıllıya yaklaşmakla eşittir.
123. Cahiller çoğalınca bilginler garip olurlar.
124. Can gözü kör olunca, gözle görüşün bir yararı yoktur.
125. Cehaleti ilimle geri çevirin.
126. Cehalet ve gaflet alimin kalbinde olmaz. Fakat alimler, zengin cahillerin karşısında, ancak ilim sayesinde yükselirler.
127. Cenabı Hak, Kibir edenleri bayağı ve aşağılık kılar.
128. Cimri zengin, cömert yoksuldan daha yoksuldur.
129. Cimri, her zaman aşağılıktır, kıskanç olan her zaman işkencededir.
130. Cimrinin dostu bulunmaz.
131. Cömertlik alışkanlıkların en üstünüdür.
132. Cömertlik, istemeden önce vermektir. İstendikten sonra vermek utançtandır ve kötüdür.
133. Çalışan kötülük düşünemez, çalışmayan da kötülükten kurtulamaz.
134. Çalışıp da bir şey elde edemeyen, oturunca hiç bir şey elde edemez.
135. Çalışmak kadar dinlenmeyi de görev bil ihmâl etme. Sağlığınıza eza etmeyin, sağlığın bozulması kolaydır da onu elde etmek zor.
136. Çobanların en kötüsü, sürüsünde kötüleri barındırandır.
137. Çocuk açısından, hiç bir süt anne sütünden iyi değildir.
138. Çocuklara sevgi ve büyüklere saygı gösteriniz.
139. Çocuklara söz verdiğinizde kesinlikle sözünüzde durunuz.
140. Çocuğun kalbi hiç ekilmemiş bir tarla gibidir. Ona ne verilirse kabul eder.
141. Çocuğunuza yedi yıl oyun oynamasına müsade edin ve yedi yıl ona yaşam edebini öğretiniz.
142. Çoğu insanlar medhedilip övüldüğü için gurura kapılırlar.
143. Çoğu sözler hamleden daha serttir.
144. Çok akıllı kimseler, başkalarının hatalarından öğrenirler ve hata yapmazlar, akıllı insanlar hata yapar ve ders çıkararak bir daha yapmazlar. Ahmak insanlar da sürekli hata yapar gene ders çıkarmazlar.
145. Çok kimseler varisleri kavga etsinler diye mal toplamaya çalışırlar.
146. Çok şakacı insanı ciddiye almazlar.
147. Çok yaşayanın ömrü, dostlarına ağlamakla geçirecektir.
148. Dert ve gam, ihtiyarlığın yarısıdır.
149. Dert ve sıkıntının şiddetine sabır göster, bunun da sonu gelecektir. Bil ki sabır bir asalet göstergesidir.
150. Dil, aklın tercümanıdır.
151. Dil, insanın terazisidir.
152. Dil yırtıcıdır; yuları bırakıldı mı salar, parçalar.
153. Dili tatlı olanın arkadaşı çok olur.
154. Dilini söğüp saymaya alıştırma. Tatlı dilli ol. Kötü söz alışkanlığı, insanı soysuz yapar.
155. Dilini küfre alıştırma. Tatli dilli ol. Yoksa önüne gelene havlayan köpeklere dönersin. Halkı zorla kendine nefret ettirirsin.
156. Dilsiz ol, yalancı olma.
157. Dilinizi dâimâ iyi kullanınız. O sizi saadete götürdüğü gibi, felâkete de götürebilir.
158. Dindarlığın en üstünü, dindarlığı gizlemektir.
159. Dinle, öğrenirsin. Sus esen kalırsın.
160. Doğru, dürüst ve nazik kişileri seçin, ve çıkar ummadan ve korkmadan acı gerçekleri söyleyebilenleri tercih edin.
161. Doğru her zaman yüce, yalancı her zaman aşağı ve cücedir.
162. Doğru söz söyleyenin delili kuvvetli olur.
163. Doğruluk en iyi yol, bilgi en iyi kılavuzdur.
164. Doğruluk, hakkın dilidir.
165. Dost, sen yokken dostluk şartını yerine getiren kimsedir.
166. Dost, kardeşini üç hâlde korumadıkça tam dost olamaz. Düşkünlüğünde, kendisi bulunmadığı vakit, ölümünden sonra.
167. Dostun olmayışı, bir çeşit gariplik ve yalnızlıktır.
168. Dostuna kanat ger ve ona bir babanın oğullarının üstüne eğilmesi, onları korumasına alması gibi davran.
169. Dostları yitirmek gurbete düşmektir.
170. Dostlarıma dost olanları çok severim. ve onların kıymetlerinide dostlukların dereceleriyle ölçerim.
171. Dostların çoğalsın diye çırpınma. Onları bir gün ihmal etmeğe kalksan çabucak düşmanın olurlar. Dostlar ateş gibidir. Pek çoğalırlarsa yakarlar.
172. Dostlarının kötüsü, seni iyi gününde arayıp sıkıntılı zamanında yüz üstü bırakandır.
173. Dostluk, en yakın akrabalıktır.
174. Dostluk, elde edilmiş akrabalıktır.
175. Dostlukta aşırı gitme, kim bilir belki o dostun bir gün düşmanın olur, düşmanlıkta da aşırı gitme, kim bilir belki o düşmanın bir gün dostun olur.
176. Dostunu ihtiyâtla sev, olabilir ki bir gün sana düşman olur; düşmanınla da ihtiyâta riâyet ederek düşmanlıkta bulun, olabilir ki bir gün sana dost kesilir.
177. Dostunun düşmanını, kendine dost seçme.
178. Dünya geçici gölgedir.
179. Dünya sana cömert davrandığından sen de malına cömert davran, herkesin durumu değişebilir.
180. Dünyada yoksulu doyurmak kadar büyük iyilik yoktur. Bunu yapanlar, âhirette mutlaka mükafatını bulur.
181. Dünyanın en değerli hazinesi öğüttür, ama ondan ucuzu da yoktur.
182. Dünyayı yutsa, yoksul kalacak biri var: Aç gözlü.
183. Düşene sevinme, zamanın sana ne sakladığını bilmezsin.
184. Düşmanı kovalamayınız, onların yaralananlarının yarasını sarınız, esirlerini tedavi ediniz.
185. Düşmanlık, kalbi meşgul eder.
186. Düşünce akılların cilasıdır.
187. Düşünce ve prensiplerini kendi hayatlarında da uygulayan kimselerin bilgi ışıklarıyla aydınlanınız.
188. Düşünün, sonra konuşun, yanılmalardan kurtulacaksınız.
189. Edep, aklın suretidir.
190. Edep, en iyi mirastır.
191. Edeb, had tanımaktır.
192. Edep insanın kemalidir.
193. Edep insan için güzel elbise menzilesindedir.
194. Edepsiz olan kimsenin ayıpları çok olur.
195. Eğer ararsak kendimize kolayca düşman bulabiliriz, ama ne kadar ararsak dost bulmak kolay değil.
196. Eğer başkalarını ıslah etmek istiyorsan önce kendini ıslah et. Kendin fasid olduğun halde başkalarını ıslah etmekle çalışmak çok büyük bir kusurdur.
197. Eger bilgiyi hak edene vermezseniz o kişiye zulmetmis olursunuz; hak etmeyene verirseniz bilgiye zulmetmis olursunuz.
198. Eğer bir seyahete çıkarsanız, gittiğiniz yerlerin adetlerine uymaya çalışınız.
199. Eğer yoksullaşırsan, yoksulluğunu gönül zenginliği ile tedavi et.
200. Eğer sırlarınızı birbirinize açarsanız, artık onu gizleyemezsiniz.
201. Eğer giriştiğin herhangi bir davada haklı isen korkma. Hakkı müdafaa edenin yardımcısı Allah’tır.
202. Eğer hayırlı bir iş görmek istersen, bugünün işini yarına koyma. Çünkü, yarına kadar ne olacağı belli değildir. Fena bir işe başlayacağın zaman da acele etme. Belki hayırlı bir düşünce, sana o fenalıktan gelecek olan tehlikeye mani olur.
203. Eğer talihin açık ise Kusurların kapalı kalır.
204. Eğlence ve zevke kapılan, akıldan kaybeder.
205. Elbiseleriniz eskide olsa, kalpleriniz yeni ve temiz olsun.
206. El işlerine yardım edin; çünkü bu yoksulluğu azaltır, hayat standardını artırır.
207. Emanetin en feyizlisi ‘ahde vefa’dır.
208. En ahmak insan, kendini herkesten en akıllı sanandır.
209. En akıllı insan, öğütleri dinlemekten vazgeçmeyen insandır.
210. En büyük Sıddık benim.
211. En büyük yardım, en çabuk yapılan yardımdır.
212. En büyük zenginlik Akıl, en şiddetli yoksulluk Ahmaklıktır.
213. En faydalı bilgi, uygulanabilendir.
214. En güzel ahlak, tevazu, yumuşaklık ve tatlı dilde bulunur.
215. En güzel edep kendinden başlamandır.
216. En kötü dost, seni şak şaklayıp eksiklerini örtendir.
217. En kötü düşmanlık insanlara yönelendir.
218. En kötü şey, insanın kendisini beğenmesidir.
219. En kuvvetli kişi, kendi nefsine galip olan kişidir
220. En talihsiz memleket, insanlarının her türlü güvenlikten yoksun yaşadıkları memlekettir.
221. En yakını yitiren en uzağı yardımcı olarak bulamaz.
222. En yakışıklı elbise, erdem elbisesidir.
223. Erdemin başı ilimdir.
224. Erkeklerin süsü edeptir, kadınların süsü de altındır.
225. Esnaf ve tüccara dikkat edin; onlara gereken önemi gösterin, fakat ihtikâr, karaborsa ve mal yığmalarına izin vermeyin.
226. Evim gelen herkesin kendi ortamıdır. Kilerimiz yiyecek alana açıktır. Bütün varımızı sunarız. Sadece ekmek ve sirke olsa da.
227. Evlâtlarınızı yaşayacakları zamana göre, terbiye ediniz.
228. Evlâtlarınızı yaşayacakları zamana göre yetiştiriniz
229. Ey Âdemoğlu, ihtiyacından fazla kazandığın şeyi, başkası için biriktirmedesin.
230. Ey Allah’ım, kaç evin önünden geçtiğimde zevk ve yapay mutlulukla şenlenmişti.
231. Ey insanlar! Bilgi edindiğiniz zaman hidayet´e ermeniz için bilginize uyunuz. Çünkü ilminin tersine hareket eden alim, cehlaletten ayrılmaz, yolunu kayıp etmiş cahile benzer.
232. Ey karamsar; bilmelisin ki, bu devranın değişmeyen tek bir kanunu var o da değişmektir.
233. Eziyet etme, eziyete engel ol. Diline sahip ol, can feda olsun sana yardımcı olan dost arkadaşlığına.
234. Fasık ve günahkâr kimselerle arkadaş olmaktan kaçının, çünkü kötülük kötülüğe kavuşur.
235. Fazîletlerin başı ilimdir.
236. Fazîlet sahibinin kıymetini, ancak fazîlet sahibi bilir.
237. Fazla yemek ve yemek üstüne yemekten kaçının. Zira fazla yiyen kimse fazla hasta olur
238. Fırsat karınca yürüyüşü ile gelir, yıldırım hızı ile gider.
239. Fırsat yaz bulutu gibi gelip geçer, elinize geçtiğinde faydalanmasını bilin.
240. Fikir çatışmalarından hakikat çıkar.
241. Fikir çatışmalarında dikkat çıkar.
242. Fikir sahibi her şeyden ibret alır.
243. Gayb sırlarından bana sorunuz, Mürsel peygamberlerin tüm ilimlerine varisim ben.
244. Garip, dostu olmayan kimsedir.
245. Gazap ve öfkeden kaçınınız. Çünkü onun başlangıcı delilik ve sonu ise pişmanlıktır.
246. Gece ile gündüz seni işlerler. Onları sen işle. Onlar her gün senden bir şey koparıyor, sen de onlardan bir şey koparmaya bak.
247. Geçimini mertce kazanmaya çalış. Nefsini alçaklıktan koru ki, fakir olsan bile şerefli kalasın.
248. Gençlik günlerini düşünmek, hasrettir.
249. Gerçek bilgin, bildiklerinin bilmedikleri yanında daha az olduğunu anlayandır.
250. Gerçek dost, sıkıntı zamanında imdada yetişendir.
251. Gerçek dostlar, çok vücutlu, tek kalpli varlıklardır.
252. Gerçek karşısında öfkelenmek ayıptır.
253. Gerçekle savaşan, elbette alt olur gider.
254. Gerçekleri söylemekten korkmayınız.
255. Gereksiz şeylerin peşinden koşan gerekli şeyleri kaçırır.
256. Görmediğim Allah’a ibâdet etmedim, tapmam.
257. Gözleri kör olan birisine doğanın ne kadar güzel olduğunu anlatamazsınız.
258. Güler yüz göstermek, cömertlik yerine geçer.
259. Güler yüz, dostluk yaratır.
260. Günah işlememek, tövbe etmekten daha iyidir.
261. Günaha alt olarak üstünlük bulan, üstünlük elde etmemiştir, şerle üst olan alt olmuştur.
262. Günahın en kötüsü, hafife alınan günahtır.
263. Güzel bir hayat sürdürmek istiyorsan kıskanma, cimri olma ve hırslı olma.
264. Güzel bir siyaset, iktidarı sürekli kılar.
265. Güzel huy, bir ganimettir.
266. Güzellik giyinenlerin süslüğü ile oluşmaz; bilgi ve terbiye ile güzel olunur.
267. Haddini bilen kimse, hakaret görmez.
268. Hain kişilere vefâda bulunmak, Allah’a hıyânette bulunmaktır; hainlere gadretmekse, Allah’a vefâ etmek demektir.
269. Hakkı bilirsen, Hakkın ehlinide bilirsin.
270. Halka karşı daima içinizde sevgi ve nezaket besleyin. Onlara bir canavar gibi davranmayın ve onları azarlamayın.
271. Halka istemediği, hoşlanmadığı şeyleri söyleyen kişi hakkında halk da, istemediği şeyleri söyler.
272. Halkın güvenini kazanın ve onların iyiliğini istediğinize kendilerini inandırınız.
273. Halkın en mutlusu, insanlarla iyi geçinen kimsedir.
274. Hakiki dost; sıkıntılı zamanlarda, senin gurur ve izzet-i nefsini kırmadan, sana yardım edenlerdir.
275. Hakkı ayakta tutmak için yardımlaşmak emanet ve dindarlıktır.
276. Haktan sonra delaletten başka ne vardır ki...!
277. Haksız kazanç ve ahlâksızlıklara düşmemeleri için memurlarınıza yeterince maaş ödeyiniz.
278. Haksızlık önünde eğilmeyiniz. Çünkü haksızlıkla beraber şerefinizi de kaybedersiniz.
279. Haksızlıklara isyan etmeyenler, onlardan gelecek her musibete katlanmalıdır.
280. Halk için en büyük felaket, düşünce ve bilim adamlarının düşük ahlaklı kimseler oluşudur.
281. Halka hürmet edenler, hürmete mazhar, halkı tahrik edenler hakarete layık olurlar. Halka saygınlık veren kişi, saygın tutulmuştur. Halkı küçümseyenlerse saygı görmemişlerdir.
282. Halkın güvenini kazanınız ve onların iyiliğini istediğinize kendilerini inandırınız.
283. Halkın önderi olmak isteyen biri önce kendisini ıslah etmeli, daha sonra başkalarını ıslah etmeye başlamalı ve söz ile diğerlerine edep öğretmeden önce güzel davranışı ile onlara edep öğretmelidir.
284. Hayat kötülüklerle insan arasında perdedir.
285. Hayatın, karşısına çıkardığı müşkül hadiselere sabır ve tahammül et. Onları, hiç kimseden bilme ve hiç kimseye karşı kalbinde bir buğz ve adâvet besleme; hiç kimseye hiddet ve şiddet gösterme. Bu suretle hareket edersen, en büyük müşkülleri bile yenersin ve sen de “İnsân-ı kâmil” mertebesine erersin.
286. Hayrı yapan, hayırdan da hayırlıdır; şer isteyense şerden de kötüdür.
287. Her hangi bir işde acele etme hataya düşersin.
288. Her hangi bir mücadelede son çabasını harcayan, mutlaka zafer kazanır.
289. Her huyun en iyisini kendin için seç.
290. He insan senin gibi yaradılışa sahiptir.
291. Herkesin değeri, onun himmeti kadardır.
292. Her kim, bana bir harf öğretse, ben ona kul, köle olurum.
293. Her kim kötüyü yasaklar, fesata kızar ve Allah’ın yasaklarının hududu çiğnendiği zaman öfkelenirse, Allah’ü Tealada o kulunun lehine öfkelenir.
294. Her kişinin değeri, yaptığı güzel işiyle ölçülür.
295. Her nereye baksam Allahı görürüm.
296. Her sorunu kolay yönünden ele al, hayatında rahat edersin. Çünkü sen sorunları kolaylıklarıyla ele aldıkça çözümleri de kolaylaşacaktır.
297. Her şey akla muhtaçtır, akıl da eğitime.
298. Her şey olması gereken zamanda oluşup elde edilir. Bunu bilmeyen cahil, yorgunluğuyla mahzun kalır.
299. Her şeye ibretle bakınız. Ve gördüklerinizden ibret alınız.
300. Her şeyi layık olduğu yere koyan Allah’tır.
301. Her şeyin bir belası vardır ve iyiliğin belası da kötü arkadaştır.
302. Her şeyin sonunu uzun uzun düşünen ve bir türlü karar veremeyenlerden, şecâat ve cesaret namına, hiçbir şey beklenemez.
303. Her şeyin en büyüğü İlim ve Bilimdir. Çünkü ilim ile Hakk’a yol bulunur, bilim ile halka tahammül edilir.
304. Her şeyin en iyisi, en yeni olanıdır; ama dostların en iyisi, en eskileridir.
305. Herkes için tatlı, acı bir son vardır.
306. Hırs seni kul etmesin, Allah seni hür yarattı.
307. Hırs ve tamah, yorgunluk ve meşakkatin anahtarıdır.
308. Hızlı yükselenlere imreniliyor. Oysa en hızlı yükselenler toz, duman. saman ve tüydür.
309. Hiç bir süs edep kadar güzel değildir.
310. Hiç bir şey görmedim, meğer ondan evvel ve onunla, ondan sonra gördüğüm hep Cenâb-ı Hak’tır.
311. Hiç bir zaman vaadinizden ve sözünüzden dönmeyiniz.
312. Hiç kimsenin hatasını yüzüne vurmayınız. O hatayı işleyene hatasını, başka birini misal göstererek anlatınız.
313. Hiçbir işte lüzumundan fazla aceleci olma. Dikkatli davranma sahibi olanlar, kendilerini bir çıkmaza girmekten muhafaza etmiş olurlar
314. Hikmet sahibi kişilerin sözleri doğruysa ilaçtır, yanlışsa hastalıktır.
315. Hizmetçiniz Allah’a itaat etmezse onu cezalandırınız, ama eğer size itaat etmezse onu bağışlayabilirsiniz.
316. Hoş geçinmek aklın yarısıdır.
317. Huzur ve barışcıllığı arkadaş edinmişe yakınlaş, arkadaşlığından mutlu olmadığın kişiden uzak ol.
318. İbret alınacak şeyler ne çok, ibret alanlarsa ne az.
319. İhtirâs; feyiz ve kemâlin en büyük düşmanıdır.
320. İhtiraslı kimse bütün dünyaya sahip olsa da yine fakirdir.
321. İhtiyarlığın, ölüm habercindir.
322. İki şey vardır ki sonu bulunmaz; ilim, akıl.
323. İki şey vardır ki yitirmeden kadri bilinmez; gençlik ve afiyet.
324. İki tür insan vardır. Bilen ve dinleyen.
325. İki yüzlü insanlardan uzaklaşınız. Zira iyi vaktinizde etrafınızda dönüp dolaşırlar. Kötü vaktinizde derhal sizden kaçarlar.
326. İki yüzlünün dilinde tat, kalbinde fesat gizlidir.
327. İktisatlı olmayla ihtiyaçların yarısı giderilebilir.
328. İlim bayrağımdır, nereye gitsem benimledir kalbim onun ilmiyle doludur, sanma ki boş bir sandıktır.
329. İlim bütün iyiliklerin anahtarıdır.
330. İlim hiç bir servet ile satın alınmaz. Onun içindirki, bir cahil ne dercede zengin olursa olsun, en fakir bir alim ile mukayese olunmaz.
331. İlim insanın güzelliğidir. Onu kazanmayı iste. Onu edin ki kahrıyla yaşayan insan bir olma.
332. İlim maldan hayırlıdır: İlim seni korur, malı sen korursun. Mal vermekle azalır, ilim öğretmekle artar. İlim hakimdir, mal ise mahkum. İlim sahibi cömert olur, mal sahibi cimri olur. İlim ruhun hakimidir. İlim sahibi cömert olur, mal sahibi cimri olur. İlim ruhun gıdasıdır, mal ise cesedin gıdasıdır. Mal uzun zaman sürecinde tükenir, ilim uzun zaman sürecinde tükenmez ve eksilmez. İlim kalbi aydınlatır, mal ise kalbi katılaştırır. İlim peygamberlerin mirasıdır, mal ise eşkıyaların mirasıdır.
333. İlim meclisi, cennet bahçesidir.
334. İlim isteyenine yüceliğinden akarak gelir.
335. İlim tükenmez bir hazine, akıl eskimek bilmez bir elbisedir.
336. İlim uygulamayla eşittir. Bilen uygular. İlim uygulamaları ile seslenir. Uygulama cevap verirse ne ala, vermedi mi İlim de göçer gider.
337. İlim ve tecrübenin asıl merkezi akıldır.
338. İlimden başka her şey azaldıkça değeri yükselir. İlim ise çoğaldıkça değeri yükselir.
339. İlmin ayıbı, verimsiz oluşudur.
340. İlmin bereketi güzel ameldir.
341. İlmin verâseti olmaz, ölülerinizin kemikleriyle övünemezsiniz.
342. İlmini saklayan cahil gibidir.
343. İnat, kötülüklerin kaynağıdır.
344. İnatçılık insanın aklına zararlıdır.
345. İnatçılık, savaş ve düşmanlığa yol açar.
346. İnatıçılığın insanın dünya ve ahiretine zararı her şeyden çoktur.
347. İnanan insanın yüzünde güleçlik vardır, kalbindeyse hüzün. Gönlü her şeyden geniştir, nefsi her şeyden alçak. Yücelikten nefret eder, şöhrete düşmandır, gamı gussası uzundur, düşünmesi derin, susması fazladır. Vakti yoktur, çok şükreder, çok sabreder, düşünceye dalmıştır. İhtiyacı olanları görünce, kendi ihtiyacını hatırlamaz bile. Hûyu güzeldir, geçinmesi hoş ve yumuşak. Şeref ve din bakımından serttir, hûy bakımından alçak.
348. İnsaf, ihtilafı giderir ve arkadaşlığa yol açar.
349. İnsanı vaktinden önce yıpratan bir şey varsa o da tembelliktir.
350. İnsan belayı dilden bulur.
351. İnsan cahil olduğu şeyin düşmanıdır.
352. İnsan dün bir tohumdu, yarın toprak olacak.
353. İnsana bin dost az, bir düşman çoktur.
354. İnsanda dil olmazsa, insan söz söylemezse, surete bürünmüş bir varlıktan, yahut başıboş bırakılmış otlayan bir hayvandan başka ne olabilir ki?
355. İnsandaki edep, onun altınından daha iyidir.
356. İnsanın en şiddetli düşmanı gazabıyla şehvetidir.
357. İnsanın değeri, önem verdiği şeye göredir.
358. İnsanın dilekleri kendisine yakındır. Her şey den çok insana yakın olansa ölümdür.
359. İnsanın kendisine iyilik edeni övmesi, iyiliği arttırır.
360. İnsanın kendisi salih ve iyi olursa, Allah onun salih olması vasıtasıyla çocuklarını ve torunlarını da salih eder.
361. İnsanın kişiliğini sözü teyid eder.
362. İnsanın kurtuluşu doğruluktadır.
363. İnsanın tevazu sahibi olması, kendisine ikram getirir.
364. İnsanın utanması, örtüsüdür.
365. İnsanın yaşlanıp Rabbini bildikten sonra ölmesi, küçükken ölüp hesapsız Cennet’e girmesinden daha hayırlıdır.
366. İnsanın vücudunda yerleşmiş olan sırlar, gün geçtikçe açığa çıkar.
367. İnsanlar yaşarken uyur, ölürken uyanırlar.
368. İnsanlar; akıl, ilim, huy, yoksulluk ve zenginlik yönünden farklı oldukları sürece, birbirleriyle güzel geçinirler. Eğer mezkur sıfatlarda eşit olsalardı, (yükümlülük üstlenmekten kaçarak) helak olurlardı.
369. İnsanlar arasında Allah’ı en iyi bilen, O’nu çok seven, tam itaat edendir.
370. İnsanlara faydası olmayanı ölüler arasında say, git.
371. İnsanları alçaltan ve nihayet mahveden 3 şeydir: Birincisi, hasislik. İkincisi, servet düşkünlüğü, üçüncüsü bencillik ve kibirliktir.
372. İnsanların değerlerini ölçmek için değerli olmak gerek.
373. İnsanların en acizi insanlardan kardeş edinemeyenidir. Bundan daha acizi de kardeş edindikten sonra onu yitirendir.
374. İnsanların en alçağı haksız yere başkalarına hakaret edendir.
375. İnsanların en güçsüzü dost bulmada güçlük çekendir, ondan daha güçsüzü ise, dostlarını yitirip yapayalnız kalandır.
376. İnsanların en fazla bağışlaması gerekeni, ceza vermeye en fazla gücü yetenidir.
377. İnsanların güzel edebe, altın ve gümüşten daha çok ihtiyaçları vardır.
378. İnsanların kalbi vahşi ve başıboştur; kim onlarla ilgilenirse onlara doğru cezbolur
379. İnsanların kıymeti, yaptıkları iyilikler ile ölçülür
380. İnsanların solukları ecellerine doğru attıkları adımlardır.
381. İnsanların vefat eden akraba ya da dostları için feryatlarla ağlamalarına şaşırıyorum.
382. İnsanlarla öyle geçinin ki, öldüğünüzde size ağlasınlar, sağ kalırsanız sevgiyle çağrışsınlar sizin için.
383. İnsanlarla öyle geçinin ki öldünüz mü ağlasınlar size; sağ kaldınız mı sevgiyle çağırsınlar sizi.
384. İslam TESLİM’dir. Teslim ise yakındır, yakın tasdiktir. Tasdik ikrar, ikrar eda, eda da ameldir.
385. İsraf ve taşkınlık eden kimsenin üç belirtisi vardır: Sahip olmadığı bir şeyi ister, parasına sahip olmadığı bir şeyi satın alır, parasına sahip olmadığı bir elbiseyi giyer.
386. İşlerin en zoru alışkanlığı terketmektir.
387. İyi niyetlilik, gönle ferahlık, bedene esenliktir.
388. İyi ve kötü insana aynı değeri vermek doğru değildir, bu suretle birincisini iyilikten soğutur, ikincisini kötülük yolunda cesaretlendirirsin.
389. İyiliği emret ki, iyi ehlinden (iyilerden) olasın.
390. İyilik yapandan şüphelenmek, haksızlıkların en çirkini ve günahların en büyüğüdür.
391. İyilik ediniz, onun mukabilinde fenalık göreceğinizi, katiyyen aklınıza getirmeyin.
392. İyilikle, hür adamı köle yaparsın.
393. Kadına aşırı düşkünlük, ahmakların işidir.
394. Kadının hayırlısı, sevgi dolu, doğurgan olanıdır.
395. Kalb, kör olduktan sonra gözlerin görmesinde hiç bir fayda yoktur.
396. Kalb temiz olursa, dilden güzel sözler çıkar.
397. Kalbler, kablara benzer. Hayırlı olan, hayırla dolu olanıdır.
398. Kan dökmekten kaçının, İslâm’ın hükümlerine göre cezalandırılması gerekmeyen kimseleri öldürmeyiniz.
399. Kardeşi için kuyu kazan, o kuyuya akibet kendisi düşer.
400. Kendi aybına bakan kimse ve onu ıslaha çalışan kişi, halkın ayıbına bakmaz.
401. Kendi çocuğunu edeplendirdiğin şeyle yetimi de edeplendir ve çocuğunun eğitimi için yararlandığın yerden yetim için de yararlan.
402. Kendi görüşüyle yetinen, canını tehlikeye atmıştır
403. Kendi kadrini bilen helak olmaz.
404. Kendin için istediğini başkaları için de iste, kendin için istemediğin bir şeyi başkası için de isteme.
405. Kendine reva görmediği şeyi başkasına reva gören insan Kamil olamaz.
406. Kendisine edep yüklenen kimsenin kötülükleri azalır.
407. Kendini bilen Allah’ını da bilir.
408. Kendini cömertliğe alıştır ve her ahlakın en iyisini seç; çünkü iyilik alışkanlık haline gelir.
409. Kendini güçlükler karşısında sabretmeye alıştır, çünkü haksızlık karşısında Hak için sabretmek en iyi ahlâktır.
410. Kendini tanımayan kimse kurtuluş yolundan uzaklaşarak cehalet ve sapıklık yoluna giriverir.
411. Kendisini beğenen ve kendisinden razı olan bir kimsenin kusur ve zaaf noktaları aşikar olu
412. Kendisini beğenen ve kendisinden razı olan kimse bir çok üzüntü ve acı çeker.”r.
413. Kendisini tanıyan kişi, Allah’ını da tanır.
414. Kendini bilmeyen başkasını nasıl bilir?
415. Kınama ve azarlamada aşırı gitmek inata neden olur.
416. Kıskanç insan hiçbir zaman rahatlık ve huzur yüzü görmez.
417. Kıskanç kimse daima hasta olur.
418. Kıskançlık hasta eder.
419. Kıskançlık hastalıkların en kötüsüdür.
420. Kıskançlık, ateşin odunu yediği gibi oda iyilikleri yer.
421. Kıskançlık insanın dünyasını karartır.
422. Kıskançlık, insanın kalbi ve sinirleri üzerinde kötü etkiler bırakır ve insanı hasta eder.
423. Kıskançlık, ruhun hapsidir.
424. Kıskançlık, vücudu kemirir.
425. Kim bir işte halka öncü olursa, başkasını terbiyeye kalkmadan kendisini terbiye etmeli. Bu terbiye de diliyle öğüt vermeden önce, hûyuyla öğüt vermek suretiyle olmalı. Nefsine muallim olup kendini terbiye eden kişi, insanlara muallimlik edip onları terbiye edenden daha fazla ululanmaya değer.
426. Kim; halkın ayıplarını görür, onları kınar, fakat kendisi de o işleri yaparsa, ahmağın ta kendisidir.
427. Kim ki cimrilikten uzaktır, dostluğumu kazanır. Cimrilik ederse beni karşısına alır, yergimi kazanır.
428. Kimin söylediğine değil, ne söylediğine bak.
429. Kimsenin yanlışını yüzüne vurmayınız. Başka birisini göstererek ‘gelinim sen anla’ gibisinden uyarınız.
430. Kişi bilmediğinin düşmanıdır. Kişi dili altında saklıdır? Konuşturunuz kıymetinden neler kaybettiğini anlarsınız.
431. Kişinin karşılaşacağı bütün sorunların kolay olması beklenemez, bazılarının kolay olmasının yanında bazıları zor olacaktır.
432. Kişinin yapısını oluşturan öz iyi değilse, o kişinin ağzından iyi sözler çıkmaz.
433. Kitaplar bilginlerin bahçeleridir.
434. Kitaplar, bilgi sahiplerinin bahçeleridir.
435. Konuşun da tanışın, çünkü insan dilinin altında gizlidir.
436. Korku, afetlerden biridir.
437. Korkulan her şey zarar vermez.
438. Kötü alışkanlıkları terketmek en büyük ibadetlerdendir
439. Kötü evlat, insanın en büyük musibetlerdendir
440. Kötü evlat, ailenin şerefini yıkar ve geçmişine leke sürer.
441. Kötü evlat anne ve babanın şerafetini yok eder ve geriye kalanları rezil eder.
442. Kötü huylarını terk et. Halkın hürmetlerine mazhar olursun.
443. Kötü insanlarla oturup kalkmak, iyi insanlar hakkında su-i zan doğurur.
444. Kötü yaratılışlının liderliği olmaz.
445. Kötü zanlı olup, dostlarını elinden çıkarma.
446. Kötülükten çekinmek, iyi bir iş yapmaktan yeğdir.
447. Kul ümidi yalnız Rabbine bağlamalı ve yalnız günahları kendini korkutmalıdır.
448. Kullar, bilmedikleri şeylerde duraksasalardı ne kâfir olurlardı, ne de sapıklığa düşerlerdi.
449. Kutsal görevinizin yoksul, sakat ve yetimlere bakmak olduğunu hiç aklınızdan çıkarmayın. Memurlarınız onları incitmesin, onlara kötü davranmasın. Onlara yardım edin, koruyun ve yardımınıza ihtiyaç duydukları her zaman huzurunuza çıkmalarına engel olmayınız.
450. Küçük bir insandan gelen büyük bir fikri küçümseme.
451. Küçüklükte soru soran kimse, büyüdüğünde cevap veren biri olur.
452. Layık olmayan kimselere yüz suyu dökme; kendini beyhude yere rezil edersin.
453. Lisanını küfre alıştırma. Tatlı dilli ol. Yoksa önüne gelene havlayan köpeklere dönersin. Halkı zorla kendine nefret ettirirsin.
454. Mal çokluğu kalpleri bozar, günahları doğurur.
455. Mal, isteklerin temelidir.
456. Mal mülk toplayıp biriktirme, kime topladığın bilinmez.
457. Mal- mülk yığmakla uğraşanlar yaşarken ölmüşlerdir. Allah’a teslim olmuş alimler ise insanlık var olduğu sürece yaşamaya devam ederler. Vücutları toprak olup gitmiştir, ama iz ve etkileri yüreklerde yaşar.
458. Mal, mülk insanın gözünü doyurmaz, kalp zenginliğine çalış.
459. Malından vermeyeni zenginlerden sayma.
460. Marifetlerin en üstünü insanın kendisini tanımasıdır ve en büyük cahillik ise insanın kendini tanımamasıdır.
461. Mazideki esefli ve üzüntülü olaylarla kalbini doldurma, gelecekte uğraşmaya zaman bulamazsın.
462. Mazluma yardımcı ol, zalime düşman kesil.
463. Mazlumu, zalimin elinden kurtaracağım.
464. Mazlumun öç alma günü, zalimin zulmettiği günden daha korkunçtur.
465. Memurlarınızı seçerken zalim yöneticilere hizmet etmemiş ve devletin suçlarından ve zulümlerinden sorumlu olmamış bulunmalarına dikkat ediniz.
466. Memurlarınızın hareketlerini kontrol edin ve bunun için güvendiğiniz samimi kişileri kullanınız. Mektuplar ve müracaatlara bizzat kendiniz cevap veriniz.
467. Merhamet ve ibâdetlerin en hayırlısı, gizli sadaka vermek ve inzivâ köşesinde ibâdet etmektir.
468. Midenizi fazla hayvan mezarlığı yapmayınız.
469. Milletlerin ölçü ve terazisi adalettir.
470. Misafirine gücün yettiğince ikramda bulun, öyle ki ona saygıda seni mirasçı kabul etsinler.
471. Mutlu ile arkadaş olan, mutlu olur.
472. Mükemmel insan eksiklerini ve kusurlarını bilendir. En kötüsü ise insanların doyumsuz isteklerinin ve hırsının peşine düşendir.
473. Mümin, kardeşi açken doyasıya yemez.
474. Mü’min, insanların ezâsına tahammül eden, fakat hiç kimsenin ondan incinmediği kişidir.
475. Mü’min, kardeşlerine karşı ululanmaya, ona güler yüz göstermemeye başladı mı ondan ayrıldı demektir.
476. Müslüman olsun olmasın herkese aynı davranın. Müslümanlar kardeşleriniz, müslüman olmayanlar ise sizin gibi bir insandır.
477. Namus, güzelliğin sadakasıdır.
478. Ne kadar tenha bir yerde olursa olsun bir fenalık yaparken, seni hiç kimsenin görmediğine hükmetme. Seni, mutlaka bir gören vardır. O da Allah’tır.
479. Ne yüksek mevki ile sevin, nede düşkün olduğuna üzül.
480. Nefsine hâkim olman, en üstün güç, kudrettir. Ona buyruk yürütmen en hayırlı emârettir.
481. Nesebinle değil edebinle öğün.
482. Nerede bir bilgin görürsen, hemen buyruğunu kabul edip hizmetine gir.
483. Nice bilgin vardır ki, bilgisi olduğu halde ona fayda vermez de bilgisizliği öldürür giderir onu.
484. Nice kan vardır ki, onu dil döker.
485. Nice zengin vardır ki, yoksuldan da yoksuldur; nice büyük kişi vardır ki, her aşağılık kişiden de aşağıdır, nice yoksul vardır ki, bütün zenginlerden daha zengindir.
486. Oyun, hayranı biri saadete eremez.
487. Oysa ölüm cebimizde bize hep eşlik etmektedir, neden cahiller de feryadla karşılanır, ölüm neden böyle şaşkınlık yaratıyor.
488. Öfke delilikten bir bölümdür. Çünkü, sahibi nadim olur, nadim olmuyorsa deliliği adamakıllı pekişmiş demektir.
489. Öfke gücünü izleyecek olursan seni helak eder.
490. Öfke korkunç bir ateştir. Onu bastıran ateşi söndürür, yapamayan içinde yanıp gider.
491. Öfke kötü bir arkadaştır. Kusur ve çirkinlikleri açığa çıkarır, insanı kötülüğe yakınlaştırıp iyilikten uzaklaştırır.
492. Öfke ve kızgınlıktan koru kendini. Çünkü başlangıcı delilik, sonu pişmanlıktır.
493. Öfkeden kaçın, sakın öfke sana galip olup alışkanlık haline gelmesin.
494. Öl ama alçalma, azı yeter bul ama yüzsuyu dökme.
495. Öldükten sonra yaşamak isterseniz kalıcı bir eser bırakınız.
496. Öldükten sonra da yaşamak isterseniz, ölmez bir eser bırakınız.
497. Ölüm ahiretin kapısıdır.
498. Ölümü unutmak, kalbi paslatır.
499. Ölümü unutmayan, güzel şeylere tutkun olur.
500. Ölümün belirtisi doğmaktır.
501. Önder önce kendini eğitmeli, sonra diğerlerini. Önce kendi edebiyle örnek olmalı, sonra öğüt ve nasihatla.
502. Öğren, Cahil kalma. Ali yalın ayaklıların en hayırlısıdır.
503. Övünmeye değer şeyler güçlü akıl, utanma, nefsinden sakınma ve eğitimdir.
504. Öyle bir devir ki hiçbir arkadaşın senden hoşnut değil. Ve öyle bir devir ki hiçbir dostun sana dürüst ve gerçek dost değil.
505. Öyle bir kimseyi dost tut ki, aranızda kardeşlik husule gelsin. Ve senin bulunmadığın yerlerde, seni müdahele etmek için düşmanlarınla penceleşsin.
506. Parçalayıcı ve yiyici yırtıcı hayvan, zalim ve zorba bir validen iyidir.
507. Perde kaldırılırsa yakinim (bilincim) artmaz benim.
508. Renkten renge giriş, inançtan inanca geçiş, ahmaklığın alametlerindendir.
509. Rezil kişilerin başa geçmesi, insanlara afettir.
510. Sabır acılığının meyvesi zaferdir.
511. Sabır en güzel huy, ilim de en şerefli süs eşyasıdır.
512. Sabır iki türlüdür. İstemediğin, hoşlanmadığın şeye sabretmek; Sevdiğin, istediğin şeye sabretmek.
513. Sakın aile ve akrabalarının bedbahtlardan olmasına sebep olan birisi olmayasın.
514. Sakın başkasının kölesi olma; çünkü Allah seni hür yaratmıştır.
515. Sakın cahil kimselerle şaka etme. Onların halleri ve dilleri akrebin kuyruğu gibidir; derhal senin kalbini zehirleyebilir.
516. Sakın insanların eşit olduğu şeyi tekelleştirmeye kalkma.
517. Saltanat ve tahakküm hırsına kapılanlar, debdebe ve saltanat içinde yaşamış olsalar bile, daima lanetle anılırlar.
518. Sana cefa edeni utandırman için hoşça geçinmeye çalış.
519. Sana niçin yaptığını sorduklarında utanacağın ve yalanlamağa kalkacağın işleri yapmaktan çekin.
520. Sana karşılık iyilik yapanlara, teşekkür etmesini bilenlere de iyilik et.
521. Sana öğüt veren, sana geniş kredi açmış tüccara benzer.
522. Sefih olanlar lisanla dostluk gösterirler. Fakat kalbleri fesatla doludur.
523. Sen ey insan. Ayan beyan bir kitapsın, harfleriyle yüreğin okunur.
524. Sen öyle bir kitap ilmisin ki, harflerin, esrarı çözer.
525. Seni yalnız iyi günlerinde arayan, düşkün günlerinde senden kaçacaktır.
526. Seni, sende bulunmayan özellikler ve değerler icat ederek koltuklayan, bir gün gelir yapmadığın suçları da üstüne yığarak seni çekiştirmeye, çeliştirmeye kalkar.
527. Senin hakkında iyi zanda bulunanın zannını gerçekleştir.
528. Seviyesiz insanların bana cahilce sözlerine karşılık vermekten tiksinti duyarım.
529. Sırrı erdemli olandan başkasına verme. Yanlız o erdemli insanlarda sır olarak kalabilir.
530. Sırlarını ona buna açıyorsan, başına gelecek zilletlere razı ol.
531. Sızlanmak, sabırdan zordur.
532. Siyaseti başaramayan başkan olamaz.
533. Siyasetlerin (yönetimlerin) en zoru alışkanlıkları değiştirmektir.
534. Sizin en kötünüz insanları çekiştirerek dostlar arasında ayrılık düşüren ve temiz insanlara kusur bulan kimsedir.
535. Sizin için korktuğum şeylerin en başında, nefsinin isteğine uymak ve uzun emelli olmak gelir. Birincisi hak yoldan alıkoyar; ikincisi ise ahireti unutturur.
536. Sizin hayırlınız, günahına gerçekten çok tövbe edenlerdir.
537. Sizin için korktuğum şeylerin en başında, nefsinin isteğine uymak ve uzun emelli olmak gelir. Birincisi Hak yoldan alıkoyar; ikincisi ise ahireti unutturur.
538. Sizler mallarınızla halkı kuşatamazsınız (onların gönüllerini hoş edemezsiniz); öyleyse açık yüzlülük ve güzel davranışınızla onları kuşatınız; çünkü ben Allah Resulünün şöyle buyurduğunu duydum: “sizler, mallarınızla halkın gönüllerini hoş edemezsiniz; o halde ahlakınızla onların gönüllerini hoş edin”
539. Sorun benden beni yitirmeden, bana gök yollarını sorunuz, onları yeryüzü yollarından daha iyi tanırım.
540. Sorun bana beni yitirmeden; Çünkü andolsun Allah’a, Kur’ân’da hiçbir âyet yoktur ki niçin ve kimin hakkında indi, nerde indi, düzlükte mi, dağlıkta mı, hepsini de en iyi bilenim ben. Gerçekten de Rabbim bana, anlayan bir akıl, söyleyen bir dil ihsân etmiştir.
541. Soruya verilen cevap çoğalınca doğru gizli kalır.
542. Soyluluk; babaların, anaların mensup oldukları soyla boyla değil, övülecek üstünlükle kazanılır.
543. Söylemediğin sözün hakimi, söylediğin sözün mahkumusun.
544. Söyleyene bakma, söylenene bak.
545. Söz ilaçtır, azı yaşatır, çoğu öldürür.
546. Söz; ok ve mızraktan daha tesirlidir.
547. Söz benim ağzımdayken söz benim esirim, söz ağzımdan çıkdıktan sonra ben sözümün esiri olurum.
548. Söz dilinin susutuğu ve amel dilinin söylediği nasihat hiçbir kulak tarafından kovulmaz ve onun faydası ile hiçbir fayda bir olmaz.
549. Söz sizin ağzınızda olduğu sürece, söz sizin esiriniz, söz ağzınızdan çıktıktan sonra siz sözünüzün esiri olursunuz.
550. Sözün gümüş olsa da, ey nefs sükut (suskunluk) altındır.
551. Sözün güzelliği, kısalığındadır.
552. Sözünde duramayacağın bir yerde söz verme ve kefaletine vefâ edemeyeceğin yerde kefil olma.
553. Susmak, ağırbaşlılığı arttırır.
554. Susmak, sana ağırbaşlı bir elbise giydirir ve sonunda özür dileme zorundan korur.
555. Sükût, yalan söylemekten ve başkalarını çekiştirmekten herhâlde evlâdır.
556. Şahsınıza fenalık eden bir düşmanı affediniz. Lâkin vatanınıza ve milletinize fenalık eden bir kimseyi, asla affetmeyiniz.
557. Şehvet bir kapıdan girer, akıl öbür kapıdan çıkar.
558. Şer’den çekinen kişi, hayır yapana benzer; suçtan sakınan kişi, iyilikte bulunana döner.
559. Şeref ve namus, en büyük hazinedir. Onlara mâlik olanlar, hayatlarını dâimâ memnun ve mesut geçirirler.
560. Şeref ve soyluluk, yüksek özellik ve niteliklerden gelir, ataların çürümüş kemiklerinden değil.
561. Şerefine düşkün olan kötü cevap almaktan kendini sakınır. İnsanların davranışlarını düşünerek ve gözeterek onlarla uyum içinde yaşayan kendi kişiliğinide korur.
562. Şerefli ve önemli bir mevkiiniz olması için bilime sarılınız.
563. Şiddetli istek mutluluğun en büyük düşmanıdır.
564. Şu (Kur’ân), Allah’ın suskun kitabıdır; ben ise Allah’ın konuşan kitabıyım.
565. Şükür nimetlerin süsüdür.
566. Takva, Allah’ın yap dediğini yapmak, yapma dediğinden kaçmaktır.
567. Tamah mihneti davet eder.
568. Taraf tutmayın, bazı insanları kayırmayın. Bu tür davranışlar sizi zulme ve despotluğa çeker.
569. Tarımla uğraşanlar devletin servet kaynağıdır ve bir servet gibi korunmalıdır.
570. Tecrübe fayda ile beraber gelen ilimdir.
571. Terbiyesizlikle kendisini düşüreni, soydan gelme asalet yükseltemez.
572. Tevâzu gösteriniz ki, halkın hürmet ve tekrimini (saygısını) kazanasınız.
573. Tövbe etmek elindeyken, ümidini kesene şaşarım.
574. Uygunsuz yerlere giren, kendini töhmete kaptırır.
575. Utancın üstünü, insanın kendinden utanmasıdır.
576. Üç sınıf Allah sevgisinden uzak tutulmuştur: Zalimler, onlara yardakçılık edenler ve zulmü hoş karşılayanlar.
577. Üç şey hayatı tatsızlaştırır: kin, kıskançlık ve kötü huyluluk.
578. Üç şey insana hayatı zindan eder: Ağırlaşan aile yükü, borçların baskısı ve bir hastalığın sürüp gitmesi.
579. Üç şeyi kendinizde tutup saklayın: Cesaretiniz, bilginiz ve malınız. Bazı insanlar sahip olduğunuz bu 3 şeye düşmandır ve o insanları ancak bu 3 şeyi kaybetmeniz sevindirir ve razı eder.
580. Üstünlük taslamak, ayıpların en kötüsüdür.
581. Varlıklı kişiden ellerinin içinde senin için ne skladığını bilmedikçe uzak dur.
582. Verilen söz, zamanında yerine getirilmesi gereken bir borçtur.
583. Ya siz bizi yok edersiniz ya da, biz sizi yok ederiz. Ya da barışı daha uygun görürsünüz.
584. Yakınlarına yardımı bırakan, düşmanlarına yardım etmiş olur.
585. Yalan hıyanettir, doğruluk emanettir.
586. Yalan söylemenin sonu, kınanmaktır.
587. Yalan ve iki yüzlülük en kötü ahlaktır. Yalancıların başlıca sıfatları şunlardır: evvela sana diller döker, birçok şeyler vaad eder. Sonra senden vazgeçer. Daha sonrada arkadan senin aleyhine bir çok şey söyler.
588. Yalancılardan daima uzak bulununuz. Çünkü onlarla içli dışlı olur ve onlarla dolaşıp kalkarsanız, sizde yalancı olursunuz.
589. Yalancıların başlıca sıfatları şunlardır. Evvela sana diller döker, birçok şeyler vaad eder. Sonra senden vazgeçer. Daha sonrada arkadan senin aleyhine bir çok şey söyler.
590. Yalandan daha kötü bir kabahat yoktur.
591. Yalanlanacağından korktuğun bir şeyi anlatma.
592. Yanlışını gününde görüp nefsine sitem edersen yanlışın faydaya dönüşür. Dünde kalan yaşam geçmişle yok olur gider.
593. Yaptığın iyilikleri ve sana anlatılanları gizle.
594. Yâ Rabbî! Ben sana cennet için değil, cehennem korkusu için de ibâdet etmiyorum. Belki seni tapınmağa lâyık olarak tanıdığım için ibâdetimi yapıyorum.
595. Yaşamın tecrübeleri doğru karar verebilmeyi öğretti, öyleki artık beni bitirmeye –yok etmeye gelen şeyleri ben bitirip– yok ettim.
596. Yeni ilmi şeyleri öğrenmekle, kalbinizin yorgunluğunu ve rahatsızlığını giderin, çünkü kalpleriniz de vücudunuz gibi yorulur.
597. Yeni mal, mülk edinmeden önce yığdıklarınızı kullanınız.
598. Yerilen aşağılık kişiler saygınlık döşeklerine oturacak olursa biz ayağa kalkarız.
599. Yoksullar bazen çok müşkil durumlarda kalırlar. Söyledikleri sözler ne kadar doğru olursa olsun, onları dinleyenler sözlerine kulak asmazlar.
600. Yoksula yardımı dilenmeden yap. Sen onu el açmak zorunda bırakırsan, verdiğin sadaka ile, onun sadakadan daha değerli olan haysiyetini satmaktan kurtarırsın.
601. Yoksullarla otur, şükrünü artırırsın.
602. Yoksulluğunu gizle, yoksa itibarın sıfıra iner.
603. Yol cümleden Ulu’dur.
604. Yola düşmeden arkadaşı, eve girmeden de komşuyu sor.
605. Yüzünüze karşı yapılan şişirme övgüleri dinlemekten kendinizi koruyunuz. Çünkü onlar, kalpleri kirletip ortalığa pis bir koku yayarlar.
606. Yumuşak ahlak, soyluluk ve büyüklüktendir. Yumuşak huyluluğun bitmez tükenmez kaynağı ol. Kimseye asla eziyet etme, yaptığın şeyin sonuçlarını görür ve duyarsın.
607. Yumuşak konuş, sevilirsin.Yüce kişinin aç kalınca, aşağılık kişinin karnı doyunca saldırısından korkun.
608. Yükseklik taslamak alçaltır, alçak gönüllülük yükseltir.
609. Zalime gelip çatan adalet günü, mazlumun uğradığı cevir ve cefa mihnetinden çetindir.Şiddet son dereceyi buldu mu ferahlık gelir çatar. Bela halkaları tam daraldı mı genişlik yüz gösterir.
610. Zalimin düşmanı Allahtır. Zalimin ikbali de geçicidir.
611. Zaman bana karşı maske takındı, beni tanımazlıktan -görmemezlikten geldi, bilmedi ki ben güne saygılıyım ve talihsizliklerin en korkulusunu bile kolay şeymiş gibi karşılarım.
612. Zaman ibret aynasıdır.
613. Zaman kendine uymazsa, kendini zamana uyduranlar. en akıllı kimselerdir.
614. Zaman sana uymaz, sen zamana uyacaksın.
615. Zaman uzasa, sonu gecikse bile sabreden mutlaka zafere ulaşır.
616. Zamanı değilse çok konuşma, söze başvurma, suskunlukla süsle aklını.
617. Zamanının bir kısmı maziye karıştı. Geride kalan günlerinin sayısı da belli değil, fırsat varken çalış.
618. Zamanın icaplarına uymayanlar, sürüden ayrılmış koyunlar gibi geri kalırlar.
619. Zayıfları ziyaret etmek alçak gönüllüğünündendir.
620. Zenginlik gurbette bir vatan, Fakirlik vatanda bir gurbet gibidir.
621. Zenginliği görüntülemek, şükürden sayılır.
622. Zenginliğin en yücesi dilekleri terk etmektir.
623. Zulme ve kötülüğe karşı çıkmayan daha belasına uğrar.

(*) 28. Hz. Ali efendimizin güzel sözleri çok fazla olmasına rağmen, onların Hutbe ve mektuplarda olanlarla kendilerini ilgilendiren bölümlerini bu bölüme almadık.

(**) Bu Makale Kazım Balaban'ın Hz. Ali'nin Erdemleri adlı kitabından alınmıştır.
 
KAZIM BALABAN (**)GAZETECİ - YAZAR








VİCDANSIZ....

VİCDANSIZ....

Gönlümü kaptırdım, kendine güveni olmayıp, giden vicdansız birine,
Ruhumu gönlümü, gecenin karanlığında, bir  hırsızı gibi çaldı, beni benden,
Başımdan uçari  kara sevda yelleri estirip kasırgalara teslim etti beni
Yıllar geçti  boş kalan limanlarımda cevap vermez oldu çağrılarıma
Hayallerime prangalar vurup  dertten derde saldı beni bir güzel....
Kırlarda pınarlarımın bayram yaptığı bir baharla giriverdin kaynayan kanıma
Görür görmez  tunçtan surlarımı  aşıp bağdaş kurup oturdun sarayıma.
Kulun kölen olayım,boş bıraktığın limanlara bağla bensiz gidecek gemilerini
Hasretten hasrete çevirip alev alev yakıp küllere döndürdün harmanlarımı
 Hayellerim yıkıp, taş duvarlara çarpıp, beni dertten derde saldı bir güzel
Ne söylesem dilim lal olmuş çıkmaz sesim boğulmuşum göz yaşlarıma
Hiç vicdanın yokmuydu vicdansız yellere terkeyledin  yağmurlarla gel bari,
Bülbüllerin ötmediği susuzluktan kuruyan bağlarıma damla damla yağ bari
Göklerde katar katar meçhu diyarlara giden turnaların kanatlarıyla gel bari
Duygularımı kör edip acılara mahküm edip dertten derde saldı bir güzel.
Ahmet şanal.

ÖRÜMCEĞİN KURBANI

ÖRÜMCEĞİN KURBANI

 Hasta adamın tabutu başında kah dişlerini gıcırdatarak,kah sırıtarak nöbet bekleyen "DOST" devletler,zekasının bütün gücüyle imparatorluğu biraz daha yaşatmaya çalışan müstağrip müvesvis bir hükümdar , HAİN ve GAFİL  BABIALİ, ve siyasi hayatın dışında yaşayan halk,

 TÜRK düşünce tarihi ülkesiyls göbek bağını koparan bir ""İNTELİJENSİYANIN""" dramı.
Bu bahtsız kafilenin bayrağını taşıyacağı içtimai bir sınıf yok. Vatanında gariptir...Alkışlayıcısı ekalliyetler ve AVRUPA
Abdullah Cevdet, yeni bir vatan arayan bu ıstırap kervanının en samimi temsilcisi  PARİS'e giderken  bir yangından kaçtığını sanıyordu....GENÇ  DOKTOR....Hürriyete ve irfana susuzdu.
 Tek düşmanı vardı: İSTİBDAT,    "İHTİYARİ MENFA" sına ayak basar basmaz, milletlerarası maceracılar  aldı  etrafını.....Ne istiyorlardı ?
DEVLT- İ ALİYE'yi parçalamak......Hayalperest ŞAİR padişaha  savaş açan bir gazetenin başyazarı oldu..
 ""OSMANLI"".Ama halka yayılamadı gazete...Halk halifeye bağlıydı.....Abdullah Cevdet anladı ki""
ÖNCE OSMANLININ KAFA YAPISINI DEĞİŞTİRMEK LAZIM KAFASINI VE KALBİNİ"
Bir evvelki neslin hayalleri gerçekleşmemişti....gerçekleşemezdide
Kültür davası halledilmeden siyasetle üğraşmak abesti.Zoraki politikacıyı içine düştüğü çıkmazdan bir dostu kurtardı..Ebuzziya Tevfik filhakika JÖNTÜRKLERİN bu kıdemli mücahidi. veli nimeti ikinci ABDÜLHAMİD'e takdim ettiği bir arızada genç doktoru şöyle müdafaa ediyordu..""JÖN FESEDE Namında elveym İsviçre'de bulunan heyet-i neşriyenin başına geçmiş olan Doktor Cevdet söz anlar bir adamdır.Bunun neşriyat-ı küstahanesi hiç şüphe etmem ki  saika-ı yeis iledir.Bu adama söz dinletebileceğimi ve yaveri-i teveccüh-ü şahaneleriyle böyle neşriyat-ı sakimeye hatime çektirebileceğimi ümit ederim.
 
 Abdullah Cevdet tecrübeli dostunun ümitlerini yalancı çıkarmayacaktı.30.nisan.1900'de kalema aldığı bir istirhamnamede şunları okuyoruz .
 
ŞEVKETLÜ,KUDRETLÜ,VELİNİMETİMİZ PADİŞAH-I İSLAMPENAH HAZRETLERİ. İHSAN BUYURULAN YÜZ ELLİ LİRAYI 
 
Ba-kemal-iihtiram ve mubahat aldım""vs.
 
Daha sonra "Sefaret-i seniye sertabibi" Abdullah Cevdet bür başka tezkeresinde ""Hazreti zillallah-ı fil alem""olarak vasıflandırdığı padişahtan  ""terakkisi olmayan sertabiblikten"" alınarak Avusturya sefaretine ikinci katip tayin edilmesini rica ediyordu.
 
 Bu dehalet bir ihanet miydi? hayır kendisini dinleyelim.
 
""Anlamıştım ki, okuyocuları yüz adedi geçmeyen bir gazetede, kuru kafalara ab ü tab verilemez. O kadar güzide siyasi mahkumların tahliyesine ve bir dereceye kadar terfihine muvaffak da olunca,hükümeti seniyenin bir memuriyet kabülü hakkında ki teklifini reddedemedim.""
 
Filhakika dürüst bir fikir adamı,bir avuç maceraperestin karanlık ve şüpheli emellerini ilanihaye destekleyemezdi. Kahramanlık hatada ısrar etmemektir.""içtihad""- bir parça da yumuşak başlılığın eseri.
 
1904'te kurulan derginin tek hedefi Türk okuyucusuna batıyı tanıtmaktı.
 
""bir ikinci medeniyet yoktu.""doktora göre
 
""Medeniyet,Avrupa Medeniyetidir.""diyordu.
 
""Bunu gülü ile dikeni ile isticlas etmek mecburiyetindeyiz""
 
iktibas etmek manasız,kopya etmek sathi ve tehlikeli idi.Tek çözüm yolu vardı,Türkiye'yi medeni Avrupa-nın bir parçası yapmak Batılılaşmak,batı fikriyatını hazmetmekti.
 
Dergisinin adı da gösteriyordu ki,
 Doktor İslamiyet ""den uzaklaşmak niyetinde değildir."samimi emelimiz gerek iç,gerek dış boyunduruluklardan kurtulmuş vatandaşların hepsinin birlik halinde ve kardeş oldukları, ırk ve din farklarının yok edildiği bir
 
Türkiye görmek.
En az tenevvvür etmiş olan unsur.
Müslüman unsurudur".
 
"Uzun tecrübeler snunda gördüm ki, ışık Hiristiyan dünyasından gelirse,Müslüman ruhu ona bütün kapılarını kapayacaktır.Biz ki Müslüman damarlarına yeni bir kan akıtmak vazifesini alıyoruz,ilerici prensipleri bizzat islam müesseselerinde aramalıyız"
bir kelimeyle islamiyet-i Batılılaştırmak istiyordu doktor
 
Doğuyu Batı ile zenginleştirecektik ama doğunun büyük değerlerini tanıdıktan sonra bütün şahaserleri okuyacaktı halk kalbi de kafasıda genişliyecekti. ihtilaller faniydiler.kanla kazanılan  zaferler kanla silinirdi.Türkler İslam aleminde irfan öncüsü olmalıydılar.
 
TÜRKİYE HÜKÜMETİ, UMUM MÜSLÜMAN HÜKÜMETLERİN EN KUVVETLİSİ VE NİSBETEN EN MÜTERAKKİSİDİR.MÜSLÜMANLAR TÜRKÇE,Yİ ÖĞRENMELİDİRLER Kİ  TERAKKİYAT-I  MADDEYİ  VE MANEVİYYELERİNDE MÜSTEFİK  VE  MÜTEFEYYİZ OLABİLSİNLER
 
müslümanlar  terakkiyat-ı medeniyeyi ancak müslüman bir menbeadan istinbat ve kabul ederler.""
 
NE ŞAİARANE  NE  MUTEŞEM  BİR  ÜTOBYA...
 Fil hakika  Cevdet  ne  bir sosyologdur ne bir siyaset felsefecisi  o  hassas şair cihan şümul bir tecessüs -yani bir düşünce  DON  JUAN'ı idi. Kimleri tanımadı k..
 
Her mabede uğradı,bütün Resullere sordu yolunu.Zaman zaman
 
MEZARLARIN YAKAMOZUNU HAKİKİ  NUR SANMASI MUKADDERDİ.  Augias'in ahırın  temizliyeyim derken. MABEDİN DUVARLARINI yıktı.
 
O   çilekeş aydının fikir dünyası bir tezatlar mahşeridir.."AKLI SELİM" mütercimi çok defa kalbiyle düşünür  ve  kafasıyla  hisseder.Bir yandan  GOETHE okutarak içtimıai bünyeyi değiştirmek ümidi  bir  yandan  ırkların önceden çizilmiş bir kaderi olduğuna inanan "LE BON"a sarılış . Ama tezat tabiatın kanunu değilmi?  Cevdet  o  gün tedirgi zeka  aradığı büyük ve müebbet vatanı irfanda buldu.bulabildimi acaba ?
 Evet yukarıda bahsettiğimiz gibi bir kaçış başlıyor. Darmadağın olmuş bir AYDIN'lar bölgesi...Kimi sağa,kimi sola,işte ilk kaçanlar,irfana kaçanlar.
 
Müstakil olarak düşüncenin,irfanın içerisinde tatmin yolları arayan bu kafilenin,bayağını taşıyan isim olarak 
 
CEMİL MERİÇ,ABDULLAH CEVDET'i seçmiş.
 Cemil MERİÇ,""Abdullah cevdet büyük bir merakı olan adamdır...ama bunların HEREDOT'luğu yoktur."
 
Abdulhamit Osmanlı-Rus savaşıyla tek bşına iktidara el koyunca,paylaşmak istemedi MEŞRUTİ MONARŞİ  bunların en büyük hayali değildi......yani MEŞRUTİ  MONARŞİ'ye Osmanlı imparatorluğunu hatta zorlasanız Osmanlı'nın problemini çözemez,  Zaten biz bunların kaynakları,yani düşünce kaynakları bundan öteye gidemezdi
Batıda bunlar SAİNT SİMONU göremediler.ama o toplumun bir sokak arkasında MARKS'la beraber  oturuyordu. Ama MARKS'tan haberi yok olmamasıda gerekir...
Osmanlı aydınında HEGEL yok,...KANT'ı görmüyor
 
SAİNT SİMON hiç yok...ARİSTO mantığıyla da bir gidiyor.
 
ARABİLERİN  kokuşmuş veya yanlış çevirilerinden anlıyor.yani büyük bir trajedidir..Bu  aydınlar..Batıdaki burjuvazinin iktidara gelişini,  Feodalizmin yıkıldığını,bu savaşı bilmiyorlar. Yani ana meseleyi bilmiyorlar, 
 
Bunlar burjuva toplumunun AVRUPA'daki çıtayı nasıl yükselttiğinin tarihsel serüvenini bilmiyorlar.
Osmanlı aydını zannediyor ki, biz ekonomik olarak BATI'dan geri değiliz. Biz askeri sahada bunlardan geriyiz, yani bizim askeri sanayimi  değişirse,biz batıyı yakalarız. Böyle zannediyorlar. şimdi ikinci tesbitimizde şudur,""Abdülhamit çok farklı bir padişah,anlatılamaz bir adam,""Abdullah cevdet çok farklı bir insan""Abdullah Cevdet iki büyük olay yapmıştır....İslamın en büyük düşmanı........dır.
 
 İslam medeniyeti tarihini çevirmiştir,Bu  MISIR'da basılmıştır ve OSMANLI imparatorluğuna Mısır'dan gizli olarak gelmiştir.Bu çıktığı zaman MEHMET AKİF'le.
 
ABDULLAH CEVDET arasında şiddetli münaşakalar olmuştur..
 
İSLAMİYET'i kötülemek için yazılmış olan bu çevirinin hiç bir bilimsel değeride yoktur.demekki ABDULLAH CEVDET'in...İSLAMİYETE düşman olduğu bir devre var...Padişaha  teslim olduğu bir devre var.....İkinci cinayeti,..bizdede yanlış bir çevirinin hatası......Aklı selim diye çevrildi. Bunun hem eski yazısını, hem Türkçesini çevirdi..Bu kitap ATEİZM'in temel kitabıdır.
 
BU NATURALİST MADDECİLİĞİN İLK TEMEL BAŞUCU KİTABIDIR.
  BU KİTAP.
ATEİZMİN KİTABI OLARAK OSMANLI İMPARATORLUĞUNA SATILMIŞTIR.,
 
Tarihten bir anekdot.
  "" ABDULLAH  CEVDET 1936 yılında öldü. BEYAZIT CAMİİ'sinden kaldırıldı.
 
BÜYÜK BİR KALABALIK VARDI.
İmam sorduğu zaman
BU ADAMI NASIL BİLİRSİNİZ?
Herkes hep bir ağızdan.
""DİNSİZ  VE ALLAH'sızdı..
Bu adamın cenazesi kaldırılamaz müthiş bir olay cenazesinde
ON BİN kişi var
SEKİZ BİN'i edebiyat fakültesi öğrencisi,dinine bağlı insanlar....
 Ateizm ve Allah'sızlığa çok karşı çıkan bir adam vardı orada...
 
Bilimsel bir tespit İMAM  AKILLI BİR ADAM..aklıselim bir adam..biraz şaşırıyor...ilk defa bir mevta kaldırlamayacak...imam tekrarlıyor"""peki ey müslim..bu insan ölürken yanında hiç kimse yokmuydu....kalabalık yoktu diyor...imam ola ki son deminde...
KELİME-İ  ŞEHADET getirmiş olabilir""diyor..
Kalabalık dağılmıyor,
 
ABDULLAH CEVDET'i son yolculuğuna gönderiyorlar..Böyle bir şey var.
  Ahmet  Mithat saygı duyulması gereken ve tarihi sevdiren bir adamdı ikinci kuşakta onun talebesi Ahmet Rasim'ler gelir.bizler tarihe meraklı bir milletiz tarihi sevdirenlerin mimarı
 
AHMET MİTHAT VE AHMET RASİMLER gibi şahsiyetlerdir,Allah rahmet eylesin.
Kamil Paşa'nın telemak'ı Avrupa'dan gelen bir "HÜMAYUNNAME...
Konuşan bir yunan değil bir osmanlı paşası...
  Sadullah bey"" İLYADA'"yı  çevirmeye kalkmış
Bir gençlik hevesi veya genç bir heves
Avrupa'nın "DİLDADESİ" Yunan-ı Kadime fazla iltifat etmez
OSMANLI. Edebiyatımızda Yunanperstlik Yahya Kemal' ile başlar,
 
Yahya Kemal ve Yakup Kadri ile İran'dan Yunanistan'a geçen bu iki dost bu yolculuktan altın meyvelerle dönerler.....
 
Ama anlarlar ki gurbet tehlikelerle  doludur...
 
BAKİ'leri-HAMİT'leri yetiştiren bir şiiri Yunan-ı kadime bağlamak UMMAN'ı..Irmak'a bağlamaktır.
 Bu kazanılmış davanın biricik havarisi SALİH ZEKİ .
zavallı şair,ömür boyu bu rüyayı yaşadı.Bir fetih rüyası değildi bu,bir kaçış ihtiyacıydı.ACI,rezil bir realiteden muhteşem bir dünyaya kaçış
Şarkılar geliyordu uzak bir adadan,sirenlerin şarkıları...
Gemide yalnızdı Salih Zeki ve gemi bir kabustan kaçıyordu..
Şarkılar geliyordu bir adadan deniz fırtınalıydı başka gemilerde vardı ufukta...
Halide hanım kenan illerine yelken açmıştı,
Halit Bahri mavera-yı,Çin'e irfanımız "Terk-i Tabiiyet"ediyordu...
Salih Zeki'nin dramı,bir neslin dramıdır.bir değil bir kaç neslin.
Türk aydını Tanzimattan beri sığınacak ada arayan garip sürgün...
Şiir yunandı salih zeki için yunana benzeyendi
Bu topraklarda yaşayan son yunanlı sayardı kendini,
Oysa iliklerine kadar TÜRK'tü,gururu ile zevkleriyle,zaaflarıyla.....
   sirenlerin şarkısını CHENİER'den duymuş ihtilal boğmuş sesini.Romantizmle yeniden doğmuş şair ve bir neslin bayrağı olmuş
Avrupa ,Rönesans'tan beri yunanı kekeler,yunanı yaşayan ve yunanca düşünen ilk şair "CHENİER"
Salih Zeki için böyle bir Bas-ü Badel mevt ümidi yok.O ne bir tekamül zincirinin son halkası,ne geleceğe kanatlanan bir özleyiş...
Salih Zeki'yi yunan öldürdü.Okunmadıkça menfasına kaçtı şair.yunan o yalnız havari için bir mahpes,daha doğrusu bir çarmıh oldu..................
Salih Zeki'nin bütün bir  fikri yaşantısını ,eğilimini,yönelimlerini toplayan rahmetli meriç...
Yunan perestlik avrupa için çok makul avrupa medeniyetinin eski yunandan beslenmesi medeniyetleri icabı,eşyanın kanunu icabı çok,çok makul....ama bizim aydınlarımızın,şu örnekte Salih Zeki'nin kendi kaynaklarına sırtını dönmeleri,kendi değerlerini,kendi havzalarını es geçerek adeta onlardan nefret ederek arayışlar içerisine girdiği ve en olmayacak şeylerden belki de bir tanesi yunan hayranlığına işi dökmesi Salih Zeki'nin böyle bir insan olduğınu görüyoruz ve anlıyoruz
 Asya'nın bütün evlatları içinde Batının ilk benimsediği;
 
ZERDÜŞT,BUDA'yla KONFÜÇYÜS'un sesi uzun zaman erişemez Avrupa'ya...
Asya'ya ve Asya'nın  hikmetini tek başına "ZERDÜŞT" temsil eder....
  Müsevilik,..Zerdüştlüğün damgasını taşır,
Hayırla-Şer arasındaki ikilik...meleklerle cinlerin savaşı...kıyamet gününe iman...hep onun yadigarı,
Hiristiyanlık,Zerdüşt olmadan anlaşılmaz.
 Hüviyeti çağdan çağa değişen bir masal Zerdüşt-ü, On Sekizinci asır için yeni bir "MUSA",daha hürriyetçi,daha filozof,daha geniş düşünceli....
Avrupa gerçek zerdüşt'ü 1771'de tanır.
Bu ilk tercümenin uyandırdığı yankı hain bir istihzadır....önceleri genç bir ingiliz müsteşriki
""BU KİTAP (zerdüşt) AVESTA'nın kendisidir""diye yazar......
O zaman bu abesler mecmuasının tercümesine ne lüzum vardı  ya da mütercim tarafından uydurulmuştur..
Beyhude bir sahtekarlık. ama
Batı,Doğunun şiir ve düşünce bahçesine onun açtığı yoldan girer
 
"AVESTA" ihtiyar asyayla genç avrupa arasında ışıktan bir köprü olur...
On dokuzuncu asrın geniş kanatlı tarihçileri İran-ı kadimin bu efsanevi peygamberini  kendi emellerine tercüman yaparlar.zerdüşt toprak reformundan yana ilerici bir köy papazı olarak çıkar....
        Sonra oryantilizmin olgunluk çağı, esrarı çözülen..ZENTÇA....AVESTA yeniden çevrilir batı dillerine ve avrupa bilgisinden ve idrakinden şüphe etmeye başlar.AVESTA üzerinde çeviriyle uğraşanlar bir gün önce yaptıkları tercümeyi ertesi gün yeniden baştan başa değiştirmek zorunda kalırlar....
         Yorumlar birbirini kovalar geçen asrın ""ilerici papazı"asrımızın bazı tarihçilerine göre koyu bir düzen savunucusu,bir cezbe uzmanı,bir derviş,bir ileldir.kısaca,hiristiyan başka türlü anlar Zerdüşt'ü,dinsiz bir başka türlü,Mecüsiye,Museviye,Filozofa,din bilginine apayrı şeyler söyler AVESTA.
          Bize gelince.....islamın gümrah nuru ateşgedelerin titrek ışığını söndürdükten sonra mubidler Hint'e göçer..Zerdüşt'cülük soluk bir hatıradır artık,günden güne unutulan bir hatıra, Osmanlı, ikbal ve ihtişam devrinde, Mecüsu menhusa da onun sahte Peygamberine de iltifat etmez...Mutlak hakikate erişen,Batılı (yalanı) neden merak etsin sonra,inkiraz belirtileri ve bir Arz-ı Mevut iştiyakiyle tutuşan Aydınlar...
           Servet-i Fünun bir kaçış edebiyatıdır,zamanda ve mekanda kaçış,Servet-i Fünun bir müstağripler kervanıdır,her iskeleye uğrayan,hiç bir ülkeye yerleşemeyen bir kervan...
Servet-i Fünuncuların bütün beldelerde sevgilileri vardır,çabuk unutulan sevgililer.Zerdüşt de bunalrdan biridir.
Köprülü'yü dinleyelim ""Fikret'in gençlere tahayyül ettirmek,sevdirmek istediği alem,bütün anasırı arasında kudsi bir ahenk,ilahi bir aşk ,mevcud olan bir iyilik  ve güzellik dünyası,MEV'UD bir eremdir.Hürmüz'le Ehrimen'nin ebedi mücadelesi,nihayet Ehrimen'in  çözülmez  zincirlerle bağlanarak son menfasına  gönderilmesiyle, nurun zulmete (karanlığa), hayrın şerre galebesiyle bitmiştir.
 Fecr-i Ati, Serveti fünundan daha köksüz daha tedirgin daha az samimi. Resimli kitabın genç kalemşorları için  Hint de İran-ı kadimde bir aldatmacadan ibaret Yakup,şöhret avcılığına çıkarken boynuna tılsımlı bir muska takar,Nirvana,Refik Halit yazılarını" ZENT AVESTA"başlığı altında sergiler....
 Oysa Hüseyin Daniş,samimi bir Zerdüşt Peresttir.Mirza'nın İran-ı Kadim muhabbeti bir kaçış değil,bir kendi kendine dönüş,Zerdüşt ünvanlıuzun bir şiirini "MİLLS"ten bir epigrafla tuğralar......"cemiyeti beşerin eşyayı mevhumeye tapındığı bir zamanda (zerdüşt) Tanrının mahiyeti hakkında dünya'nın  o vakte kadar tahayyül etmiş olduğu Suver-i Akliyenin en temizine ve felsefisine taabbüd  ediyordu""
  Sonra o coşkun mısralara döker vecdini.
İnsan düşüncesi kötülüğe ve karanlığa gömülmüş.
Cihanı Ehrimen'in velvelesi sarmıştı
Riya ve yalan orduları ferman dinletiyordu dünyaya;
Kader ufuklara fesad kıvılcımları saçıyordu..
 Nihayet Zerdüşt görünür,Ateşgedeyi ilahi bir şimşekle tutuşturan cehalet içinde kıvranan çağları ışığa boğan, yolunu kaybetmiş milletlere doğru yolu gösteren..
YEZDAN'ın nuruyla çölleri gül bahçesine çeviren Zerdüşt..Ay ile yıldız onun meşalesidir..Kuşlar düsturlarını terennüm eder.halk ezberlemelİ "AVESTA1"yı....
 Çünkü o çürüyen dünyayı ümrana kavuşturmuştur. Sonunda.YEZDAN...EHRİMANI yenecek..cihanda mutluluk arttıkça artacak, endişe-i ferda kalmayacaktır.
 Müderris şair acı bir sualle tamamlar şiirini. Zerdüşt'ün kılavuzluğunda tarihinin en parlak çağını yaşayan İRAN bu gün neden mecalsiz....?..Mirza'nın beklediği cevap sualin içinde değilmi?..mecalsiz,çünkü ZERDÜŞT'e ihanet etti....
Halit Fahri için AVESTA yazarı Şark'ın bin bir efsanesinden biridir sadece,Gerçi şair de bu kaçışta kervana katılır ama kervanı sonuna kadar takip edemez,
"ELİNDE CENNET AÇAN ZENT AVESTA"
" manzumesi şöyle başlar "
 İhtiyar peygamber dört bin çölü aşarak gelir Farise
"Ahura Mazda'yı takdise başlasın İRAN.."diye vaaza başlar"
"O dur yegane ilah, emri nura tapmaktır"
Asırlar geçer,kutsal ateş söner ve şair o büyük inancın ölümünü

  *KAN AĞLAYAN ŞAFAK ALTIND SÖNDÜ LALELERİN
   *KIRILDI TAŞLARA ÇARPTIKÇA AL PİYALELERİN ..

mısralarıyla kitabeleştirir
 
HER ŞEY BİR GÖLGEDEN İBARET VE HEPSİ DE ÖRÜMCEĞİN KURBANLARI....VE MEÇHULİYET
sonra zerdüşt hiç beklemrdiğimiz bir yerde karşımıza çıkar.
şair cenab'ın Avrupa mektuplarında,
"İran'ın filozof-u tabiisi ZERDÜŞT'tür"
Ruh-u  Fars'ı hiç bir kuvvet
Hatta islam'ın kılıcı bile tamamıyla ZENT-AVESTA'dan ayıramadı
AŞK-I  NİRAN (ATEŞ SEVGİSİ)--"Kalb-i İran" arasında, sanki ezeli bir " Ateş-Pervane" nispeti var.
"Ve Cenap bu parlak teşbihi şaşırtıcı bir hükümle noktalar
"KANT"'a AVRUPA'nın ZERDÜŞT'ü diyebiliriz
Şairlerimize parlak mısralar ilham etmekle kalmadı ZERDÜŞT allemelerimiz de onun uğrunda çetin mübarezelere giriştiler
Samih Rıfat--İhbir Frenk  lisaniyatçısına dayanarak hazretin Turan asıllı olduğuna yemin ederken--aynı Frenk lisaniyatçısını şahit gösteren Rıza  Tevfik "AVESTA  MÜBDİNİN ARYANİLİĞİNİ  İSPATA  KALKIŞTI   MÜNAKAŞA   AYLARCA SÜRDÜ..
        Evet bir  İMPARATORLUK  parça, parça yıkılırken  "ULEMA-YI  RÜSUM"   iranın  "Filozof-u Tabiisi" uğruna her fedakarlığı göze alıyor, her zillete katlanıyor du.
Şark düşmanı "intelijesiyamızın" Şarklı bir hakime karşı beslediği bu derin muhabbeti nasıl izah edeceğiz? Avrupa'ya olan sadakatıyla  zira şairlerimizin terennüm ettiği  bu "ZERDÜŞT" avrupalı bir zerdüştür ve zerdüşperest ulemamızın tek bir amacı vardır. İslamiyeti unutturmak....
Serveti Fünun edebiyatı ürünlerinde  zerdüşt dininin kutsal kitabının Avesta olarak geçmesi yanlış bir ifade,öncelikle onu düzeltelim.
servati fünunun edebiyatı Tanzimat edebiyatı ile Fecri Ati arasında kalan bir edebiyat olarak işte belki  Ahmet Mithat'ın başını çektiği Tanzimat  edebiyatı  ile birlikte başlayan  halka dönme yüzünü halka çevirme halkla birlikte belki yükselişi önceleme tavrını tamamen yitiren ana özellikleri....
ikinci Abdülhamite duydukları derin ve bitmez tükenmez nefret olan istibdadın soluğunu sürekli enselerinde hisseden imalı konuşmalar imalı bir yazım gibi bir becerileri ve maharetleri de olan bir aydın güruhu bunların içerisinde de sözünü ettiğimiz az önceki bağlamda yürüyecek olursak kaçış güzergahı üzerinde durup mola verdikleri bir yerde Zerdüşt dedik.İran topraklarında batıdan ikinci el olarak Osmanlı Topraklarına geldiği zaman bir teveccüh bir rağbet gösterdik dedik.
Aydın geçinen dünyadan bi haber kendi çıkarları doğrultusunda hareket eden anlamsız aydınlarımız gecenin karanlığında teker.teker kapitalizmin (örümceğin)ağına teker kapılarak yok olup giderler
Mağaralarında yıldızlar barınan kutsal dağ.......Güneş yeleli doru taylar gibi şahlanan  ölümsüzlük ırmağı.....gölgesinde kutsal boğanın böğürdüğü hayat ağacı ve Ahura Mazda'nın ışıktan tahtı önünde diz çöken zerdüşt.
ışık göklerin sözü-- söz gönüllerin ışığı--- fecrin ilk pırıltılarıyla konuşmağa başlar gök--- ve toprak--- mağaraları--- ırmakları --ormanlarıyla cevap verir.---güneş susar--- yıldızlar konuşur geceleri,---yalnız çöl,---yalnız ölüm dilsizdir...sonra ilk insanla ilk boğanın yaratılışı---.ve tam bir mutluluk içinde geçen altı bin yıl,---nihayet ilk çiftin meydena gelişi---mahya ile mahyana---ilk yalan---ilk gözyaşları--ve kötülük tanrısı angra menyu---iki düşman cepheye ayrılan varlıklar---ve başlarında ahura mazda ile angru menyu---ışıkla karanlık---hayatla ölüm---hakikatla yalan---altın kanatlı amşapantlarla tunç bedenli devler---ve binlerce yıl sürecek bir kavga....Avesta böyle söylüyor,---miçheletlerin---quinet-lerin avestası....

FİLİSTİN SAVAŞIN ÇOCUKLARI


FİLİSTİN SAVAŞIN ÇOCUKLARI

Filistin-Savaşın Çocukları
Toprak tozun tozları uçuştu
Beyaz elbiseler kan rengine kavuştu.
On ikisinde kara toprakla buluştu-
Doğmamışlar var ki doğarken vuruldu
Bu nasıl iş arkadaş--Gördüm arkadaş
Dokuzunda yetim--yedisinde öksüz
Öğretirler,Öldür!--Kan akar yerlere--Minik eller anne ellerinde,
Toprak almış doğarken--Umutları sevda içinde--Yaşadım arkadaş
Gördüm arkadaş--Bulanık geliyor mermi sesleri--Acıtıyor top sesleri yüreğimi
Feryat belirir--Oğul.diye-
Özgürlük yok içlerinde--Vicdan yok vur diyende
Soysuz tank üstünde--Giden gitmiştir--Sönse  de ışık--Biten bitmiştir
Gördüm vurulanları---Bir sığınak içinde
Barut sinmiş renlik elbiselere ölen tenlere
Yaşayanlar,Doğanlar,Doğmamışlar,Bekler oldu ölümü,
İsyandır bu arkadaş,düzen bozulmuş arkadaş,
Pencere içinden hayaller kuruyor
Yaşadım arkadaş--Gördüm arkadaş,
Duy sesi, Oğul...diyor..Duy...sesi..Analar feryat ediyor
Emzikler düştü--Yeni doğanlar ANA diyor,
Bu nasıl iş arkadaş, Dertli olan derdi unuttu
Kardeş kardeşe düşman oldu
Mertlik bozuldu kan ve kan oldu, bu nasıl iş arkadaş,
Gördüm arkadaş ,arkadaş gelenlerin elinde mermi tüfek,
Kısa kaldı yarı felek,Vuran vuruldu kana boğuldu,
Neyleyim arkadaş,Bu nasıl iş arkadaş
Saçlara indi  tozlar,düzen kalmadı.
Aktı yaşlar,akar kanlar gözlerde korku figanlar,
Düşmanları kovalar,yaşadım arkadaş,gördüm arkadaş
Elleri çamurlu,niceleri burada,gidiyor  mermilere,
Kızgın ola,siyah saçlı,öksüz yetim,can sahibi,
İnsan, insana, bunu yapabilirmi
Gördüm, erzakların taş halini,
Bu nasıl iş arkadaş,neyleyim arkadaş
 
ALLAH  KAHRETSİN  DÜNYANIN  BAŞINA BELA  OLAN  SİYONİSTLERİ..

Silinmesin *T6952550267*DOSYA GÖNDERME FORMU(HUKUK)YARGITAY 20. HUKUK DAİRESİ BAŞKANLIĞINA ANKARADOSYAYA İLİŞKİN BİLGİLERMAHKEMESİKARAR TAR...