BEDEN DiLi ÇOK ÖNEMLiDiR
Doç. Dr. Acar BALTAS
Psikolog
Insanlarin yüzyüze kurduklari iliskilerde
duygu ve düsüncelerini anlatma araçlari kelimeler,
ses tonu ve sözsüz mesajlardir. Sözsüz
mesajlar jestler, göz ve bas hareketleri,
beden durusu, yüz ifadeleri, mesafe, temas,
kullanilan aksesuarlar gibi "beden dili" ögeleriyle
ifade edilir.
Sosyal psikologlarin uzun yillar sürdürdükleri
çok sayida arastirmanin sonucuna göre
yüz yüze kurulan iliskilerde kelimelerin etkisi
%10, ses tonunun etkisi %30, beden dilinin
etkisi ise %60 olarak bulunmustur.
Kelimeler duygu ve düsüncelerimizi daha
incelikli olarak anlatma araci oldugu gibi duygu
ve düsüncelerimizi örtmeye de yarar. Bedenimizin
dili ilkel dilimizdir. Bu sebeple ger-
çek duygu ve düsüncelerimizi kelimelerle örtebiliriz
ve yalan söyleyebiliriz. Ancak bedenimiz
daima dogruyu söyler.
Tanistigimiz bir insana karsi bizde olusan
sempati ve antipatileri kelimelere dökmekte,
bu duygularin kaynagini kendimize ve baskalarina
karsi inand*irici biçimde anlatmakta
zorluk çekeriz. Bu gibi durumlarda duygularimizin
gerçeklerini açiklamak için, dilimizde
kullanilan deyimlere basvururuz.
Bu tür deyimlere
örnek olarak sunlar verilebilir:
* "Kanim kaynadi" * "Isinamadim"
* "Gözüm tuttu"
**Doç. Dr.Zuhal BALTAS
Psikolog
* "Gözüm tutmadi"
* "Yildizlarimiz uyusmadi"
Kisaca özetlemek gerekirse, düsmanlik, sikinti,
güven, saldirganlik, hoslanma gibi yasanan
gerçek duygu ve tavirlari yansitmak konusunda
beden dilinin mesajlari, konusulan
kelimelerden çok daha önemli roloynar.
Söze dökülmeyen bu mesajlar özellikle diger
insanlar üzerinde yaratilan ilk izlenim sirasinda
büyük önem tasir.
ILK IZLENIMIN ÖNEMI
"Bir görüste asik olmanin" is hayatindaki
karsiligi "ilk izlenim"dir. Dünyada tü1ç:ailanmayacak
olan tek sey izlenimdir. insanlar
üzeinde yarattigimiz ilk izlenim 30 saniye
içinde olusur. Bu süreyi bilinçli olarak kullanmak,
karsimizdakiler üzerinde istedigimiz izlenimin
dogmasina imkan verir.
Beden dilinin ve beden dili ile ilgili isaretlerin
ögrenilmesi ve bilinçli olarak uygulanmasi
insanlarin kendilerini daha iyi tanimalarina
ve iliskilerinde daha etkili olmalarina, diger
insanlara karsi anlayis ve hosgörü gelistirmelerine
yardimci olur.
• Cerrahpasa Tip Fakültesi Nöroloji Anabilim Dali
••
Cerrahpasa Tip Fakültesi Halk Sagligi Anabilim Dali
BEDEN IÇ DÜNYAMIZIN
ELDIVENIDIR
Bedenimiz iç dünyamizi saran bir eldivendir
ve varligimizin dünyaya açilisidir. Halk
arasindaki yaygin görüslerin ve dinlerdeki cezalandirici
yaklasimlarin etkisiyle, insanlar
bedensel isteklerinden kaçinmaya zorlanmis,
bedenlerini terbiye etmeleri gerektigi düsü-
nülmüs ve böylece bedenlerine yabancilasmislardir.
Ana dilimizden baska bir dil ögrenmek
için zaman ve enerji harcariz. Bir yabanci dili
iyi ögrendigimiz ölçüde kendimizi daha iyi
ifade edebilir, karsimizdakini daha iyi anlariz.
Temel dilimiz olan bedenimizin dilini ögrenmek
için neden zaman ayirmadigimizi anlamak
güçtür. Çünkü hiç kimse beden dilinin
ifadelerinden kaçinamaz ve bunu bastirmaz.
Bu sebeple bu dili ögrenmeye çalismak bize
büyük yarar saglar. Bedenin dilinin isaretlerini
ögrenmek insanin hem kendi, hem de karsisindakinin
gerçek duygu ve düsüncelerini
dogru olarak yorumlamasina imkan verir.
BEDEN DILIMIZ KARSIMIZDAKILERI ETKILER
Bedenin dili konusunda hiçbir fikre sahip
olmadigini düsünen bir kisi dahi, karsilastigi
kisinin merkezini (gögüs açikligini) kullanma
biçimine bakarak, farkinda olarak veya olmayarak
bundan sonuçlar çikartir. Örnegin
omuzlari düsük, kollari ve elleri yana sarkik,
basa öne egik bir kisiyle karsilastigimizda, bu
kisinin hayat enerjisinin zayif, hayatindan veya
içinde bulundugu durumdan hosnut olmayan
bir insan oldugunu düsünürüz.
Gerçekten de bu durus, çekingen, kapali
ve kendisini güven içinde hissetmeyen kisiye
ait bir beden durusudur.
Benzer biçimde, merkezini açmis, kollarini
iki yana dogru genisletmis ve basini yukari
dogru kaldirmis bir kisiyle karsilastigimizda,
dis dünyaya hemen ve siddetle tepki vermeye
hazir saldirgan bir kisiyle karsi karsiya oldugumuzu
düsünürüz.
Kollarin ve omuzlarin yana açilarak sinirlarin
genisletilmesi, ayni zamanda hak isteme
alaninda kendini gösterir ve bu beden durusuna
sahip kimseler büyiik çogunlukla, kendi
düsünce, duygu ve haklarini; baskalarinin
düsünce, duygu ve haklarinin önünde görürler.
EL SIKIŞMA
Benzer sekilde beden dili konusunda hiç-
bir fikri olmayanlar bile elini siktiklari kisiyle
ilgili bazi seyler düsünürler. Gerçekten de el
sikma biçimi insanin kisligini ortaya koyma
yollarinin en basta gelenlerinden biridir ..
Insanlarin birbirleriyle el sikisma biçimlerine
esas olarak üç mesaj hakimdir: üstünlük,
esitlik ve boyun egme.
Yapilan bir arastirmada basarili üst düzey
yöneticilerinin büyük çogunlugunun hem el sikisma
islemini baslatan kisiler olduklarini,
hem de avuç içleri yere bakar sekilde el sikistiklarini
ortaya koymustur.
Insanlar magarada yasadiklari dönemden
bu yana karsilarindaki kisi için hiçbir tehlike
tasimadiklarinin isareti olarak onlara avuçlarini
göstermislerdir. Öteden beri kollarini kaldirarak
avuç içlerini göstermek, teslim olmak
anlamina gelmektedir. Bu sebeple el sıkışırken
avuç içinin hafif yukari dönük olmasi
karsidakinin üstünlügünü kabul etmek anlamina
gelir.
Güvenli ve dengeli bir el sikisma, ellerin
dik olarak ve avuçlarin birbirlerini bütünüyle
kavramalariyla gerçeklesir. Böylece her iki
insan da kendi varligini karsisindakine hissettirmis
olur.
OTURMA BİÇİMLERİ
Insanin oturma biçimi, kisilik özellikleri
ve iç dünyasiyla ilgiliolarak önemli bilgiler tasir.
Oturma biçimini dogru olarakdegerlendirebilmek
için bu bilgileri dört açidan incelemek
gerekir. Bunlar sandalye veya koltuk
üzerinde kapladigimiz alan, beden durusumuz (postür), bacaklari.mizin kullanilis biçimi
ve oturmak için seçtigimiz yerdir. Bu bilgileri
dogru olarak kullanmak, iş hayatinda kisiye
büyük yarar saglar.
Kaplanan Alan
Bazi insanlar arkalarina yaslanir, oturduklari
alanin bütününü kaplarlar ve durumdan
memnun olduklari ve bulunduklari yerden
uzun süre kalkmayacaklari izlenimini verirler.
Buna karsilik bazi kimseler ise bulunduklari
sandalye ve koltugun ucuna ilisirler, bü-
tün agirliklarini bacaklarina verirler ve adeta
diken üstünde otururlar.
Koltugun ucuna oturmak, kalkip gitmeye
hazir olmak ya da misafire veya önem verilen
birine hizmete hazir olrnak gibi insanin
yerinde durmaya istekli olmadigini gösterir.
Böyle bir harekete istegi iç gerginligin yansimasidir.
Sandalyelerin bir ucuna adeta bir baskasina
yer birakacakmiscasina oturanlar, haklarindan
vazgeçmeye ve geri çekilmeye hazir
insanlardir. Bu insanlarin havayi bile az soluduklarini,
böylece baskalarina daha çok oksijen
biraktiklarini düsünmek mümkündür.
Bu
kimseler varlik sebeplerini baskalarina hizmet
etmekte görürler ve kendilerine dönük
elestirileri çok fazladir ve çesitli sebeplerle
sik sik suçluluk duygusu yasarlar.
Bulduklari koltuga kendilerini bütünüyle
birakanlarin belki o an için çok yorgun olduklarini
düsünmek mümkün olabilir. Ancak bu
kimseler büyük çogunlukla iç dünyalarinin rotalarini
bulamamis, bu sebeple hareket etmekten
kaçinan ve hareket etmeyi yük gibi
gören kimselerdir.
Oturulacak bos yer oldugu halde, bir koltugun
koluna oturanlar kendilerine fazlasiyla
güven duyan kimselerdir. Bu kimseler çevrelerindekilere
kendi görüslerini kabul ettirme
egilimindedirler ve çogunlukla etrafindakilere
üstünlük saglamak isterler.
Seçilen Yer
Bir odaya girdigimiz zaman seçtigimiz yer
kendimize olan güvenimiz ve o mekan içinde
bulunanlar arasinda kendimizi nerede gördü-
gümüz konusunda fikir verir.
Yapilan arastirmalar, odaya girdiklerinde
kapiya yakin koltuk veya sandalyeye oturanlarin
özgüvenleri düsük kimseler oldugunu ortaya
koymustur. Kapiya yakin bir koltuga
oturmak ayin zamanda kisinin kendisini diger
kisilerden daha az degerli ve önemli gördügünün
isaretidir. Bu kisilerin oturma biçimleri
incelendiginde de, çogunlukla sandalye
veya koltugun ucuna oturmak, kalkmaya hazir
olmak gibi durumlarin rahatsizligin ve dü-
sük özgüvenin diger belirtileri de bulunmustur.
Buna karsilik girdikleri odada ev sahibine
veya merkeze yakin yer seçe rilerin özgüvenleri
yüksek ve kendilerinden h· snut kimseler
olduklari ve bu kimselerin ayni zamanda koltuklarini
ve sandalyelerini dolduracak biçimde
oturduklari görülmüstür.
Bir toplanti veya konferansta ön siralarda,
özellikle en ön sirada, insanlar kendilerini
savunmasiz ve çiplak hissetmektedirler. Insanin
önündeki koltuk ve diger dinleyiciler dogal
bir koruma yaratir ve güven duygusu verir.
Bu sebeple de bos bir salonda dinleyiciler
orta siralardan baslayarak salonu doldururlar.
Benzer sekilde bar, cafe ve benzeri eglence
yerlerine insanlar arkadas olabilecekleri,
iliski kurup konusabilecekleri birilerini bulmak
için gelirler.
Buralara gelenler büyük çogunlukla
ya sirtlarini bir köseye dayararak veya
diger insanlari gözleyebilecekleri bir kenara
otururlar. Oysa bu yerler kisinin görülrnek
istedigi diger insanlar tarafindan kolayca
fark edilebilecegi yerler degildir.
Böyle bir eglence yerine arkadas bUlmak
amaciyla gelenler için uygun olan, merkeze
yakin yerde oturmak, sirtini topluluga dönmemek
ve insanlarin çogunlugunun bulundugu
yere yan olarak oturmaktir. Böylece hem insanlari
ve çevrede olup bitenleri görmek,
hem de diger insanlarla dogrudan yüz yüze
ve göz göze gelmenin doguracagi rahats1Zlikliktan
kaçinmak mümkün olur.
Oturma DüzenI
Oturmak için seçilen yer ve oturan kisiler
arasindaki mesafe sözsüz bilgilerle dolu olan
çok degerli isaretler verir. Hemen herkes bir
restorana girdigi zaman sirtini duvara verebilecegi
bir masaya oturmak ister. Ortalarda
bir.mesaya oturmak zorunda kalan bazi kisilerin
restoram terk ettikleri çok görülür. Bunun
sebebi, insanin magara devrinde yasayan
atalarindan aldigi mirastir. Kendini güven altina
alma ihtiyaci, savunmasiz olan sirtini tehlikeye dönmeyerek, ortaya çikar.
Yapilan arastirmalar, restoran, bar, cafe
gibi yerlerde sirtini hareket eden bir topluluga
dönerek oturanlarin solunumlarinin siklastigini,
kalp vurum sayilarinin arttigini, kan basinçlarinin
yükseldigini ortaya koymustur.
Eger kisinin arkasinda sokak veya bahçeye
açilan cam veya kapi varsa, kisinin duydugu
rahatsizlik ve gerginlik artmaktadir.
. Bu durum tipki gürültülü bir yerde uyuyan
insan~. durumuna benzemektedir. Kisi uyu- dugu için gürÜitüyü algi1amadigini söylese bile,
otonom (irade disi ve kendi kendine çalisan)
sinir sistemi ile gürültüye tepki vermektedir.
Bunun sonucu olarak da uykusu derinlesemedigi
için saat olarak yeterli miktarda
uyusa bile, yorgun uyanmaktadir.
Benzer sekilde
masada sirti kapi, cam veya hareket
eden bir topluluga dönük oturan kisi de sebebini
bilmedigi bir gerginlik yasamaktadir.
Bu ilginin, önemli kararlarin verilecegi
yemekli toplantilar sirasinda büyük bir degeri vardir. Böyle yemekli bir toplantinin düzenlenmesi
durumunda, ev sahibinin masanin konumu
ve konuklarin oturma düzeni konusuyla
verilen bilgiler dogrultusunda ilgilenmesi,
isi rastlantiya veya sef garsonun kontrolüne
birakmamasi yerinde olur.
Karsi karsiya oturmak
Karsi karsiya oturmak genellikle rekabeti
ifade eder. ister bir fikir çerçevesinde, ister
bir is iliskisinde olsun, karsi karsiya oturmak,
tipki satranç maçinda ya da iskambil oyununda
oldugu gibi masadan bir galip bir de maglup
çikacagini düsündürür
iletisim insanlara karsi yapilan bir eylem
degil, insanlarla birlikte yürütülen bir eylemdir.
Esas olan, bizim söylemek istediklerimiz
ve niyetimiz degil, bunun karsirnlZdakiler tarafindan
nasil algi1andigidir.Bu sebeple karsilikli
oturmanin insanlarla uzlasmayi zorla stiran
~~elligini her zaman akilda tutmak gerekir.
Ozellikle ziyaretlerini satis amaciyla yapanlarin,
görüstükleri kisinin karsisinda oturmalarinin
hatali oldugu anlasilmistir.
Muhatabini masanin karsisina oturtmak
acemice bir tavirdir. Eger verilecek bir emir,
yapilacak bir uyari varsa, bu oturma biçimi
uyari veya emrin siddetini arttirir. Çagdas bir
yöneticinin, iletisim için geçerli olan ilkellIn,
yönetim için de geçerli oldugunu unutmamasinda
yarar vardir. "Yönetim insanlara ragmen
olmaz, insanlarla birlikte olur".
Sekil 1: Karsi karsiya oturma rekabeti ifade eder.
900lik Açiyla Oturmak
isbirligini saglamak amaciyla kurulan bir
iliski içinde uygun olan, oturan kisiler arasinda
900lik bir açi olusturacak biçimde yanlamasina
oturmaktir. Böylece kisinin karsisindakini,
çikarlari kendisiyle çelisen biri olarak
degil, bir problemi birlikte çözecek kisi olarak
algi1amasi mümkün olur.
Rekabeti ortadan kaldiran ve
isbirli~ini artiran oturma düzeni. Isbirliğini en üst düzeye çikaran
oturma düzeni.
leme karsi ortak bir yaklasim içindedirler.
Benzer bir sekilde üç veya dört kisinin yan yana
oturmasi, birbirlerine güven, dis dünyaya
karsi ortak bir cephe olusturmak anlamina
gelir.
Çapraz Oturmak
Bir restoranda veya kitaplikta hiç bos masa
yoksa tek kisinin oturdugu diktörtgen masanin
neresine oturursunuz? Büyük ihtimallegörüldügü gibi uzun kenarin diger
ucuna.
Örnegin masada oturan kisinin inceledigi
belgeyle ilgili olarak ona bilgi vermek gibi bir
sebep, böyle bir davramsin uygunsuz kaçmasim
önler. Ancak masanin etrafinda dolanarak
oturan kisinin mahrem alanina girmenin her
zaman riskli bir davrams oldugu unutulmamalidir.
A B
Yanyana oturarak isbirligi ve olumlu duygular
yaratacak oturma düzeni anne-baba ve
çocuklari, ögretmen ile ögrencis~ amir ile asti
arasinda kolaylikla gerçeklestirebilir ve
olumlu sonuçlar verir.
Ancak unutmamak gerekir ki, yas veya
statü olarak daha geride olan kisinin bu oturma
biçimine dogrudan tesebbüs etmesi her
zaman risk tasir.
Yanyana oturmak isbirligini ve olumlu
duygulari en üst düzeye çikarttigi için, muhatabini
ikna etmek isteyen bir kisinin masanin
etrafindan dolanarak yanina geçmek istemesinin
ona avantaj saglayacagi düsünülebilir.
Bunu yapmak için uygun bir sebep varsa, böyle
bir yaklasim gerçekten yararli olabilir.
Yanyana Oturmak
Bir arkadasiniza isiyle veya çocugunuza
dersiyle ilgiliyardim edeceginizi düsünün. Nereye
oturursunuz? Seçeceginiz yer büyük bir
ihtimalle onun yanindaki sandalye olacaktir.
Yan yana oturan ve hafif birbirlerine dö-
nük olan iki kisi, büyük bir ihtimalle bir probUnutmamak
gerekir ki, çevresinde oturulan
masa, insanlarin kendilerini güvende hissettilderi
bir korunma duvaridir. Bu sebeple
karsimizdaki kisiyi duvarimizin neresine aldigimiz
önem tasir.
Yanlamasina oturma düzeni arkadasça
ve dostça iliski kurmaya imkan verir. Bu sekilde
oturanlar arasinda hem göz temasi kurma
imkam olur, hem de kisiler masanin koruyucu
özelliginden yararlanarak kendilerini rahat
hissederler.
Buna ek olarak 900 lik açiyla
yanlamasina oturan kisiler fikir alisverisinde
bulunabildilderi gibi kendi çizgilerini de koruyabilirler.
Bu oturma biçimi bazilarinca demokratik
oturma düzeni olarak adlandirilir. Is görüsmeleri
için de en uygun oturma düzeni budur.
Bu sebeple uyum içinde olmak istediginiz
kisiyle gögüs açikliginizin hayali olarak kesistilderi
bir üçgen olusturacak biçimde oturmaniz
yerinde olur.
Böylece o kisinin, üzerinde büyük baski
hissetmeden kendi görüslerini ortaya koymasina
imkan saglamis olursunuz. Böyle bir
oturma biçimi konusan kisiler arasinda dost-
ça ve rahat bir atmosferin dogmasina yardim
eder. Çünkü bu oturma biçiminde duygular
ve davramslar açisindan genis bir hareket alam
vardir.
Konusulan kisi üzerinde baski uygulanmak
istedigi zaman, sorularinin sandalye dogrudan
o kisiye döndürülüp, gögüslerin karsi
karsiya gelmeleri saglanarak sorulmasinin,
kontrol etmek isteyene yarar sagladigi bazi
çalismalarda gösterilmistir.
Bu manevra özellilde astlari sorgularken
veya karsinizdaki kisinin sizden bir seyler sakladigini
düsündügünüz durumlarda yararli olabilir. Iliskiyi en alt düzeyde tutmayi amaçlayan
otunna düzeni.
Insanlar ilgi duymadiklari ve iliski kurmak
istemedikleri kisilere çapraz ve mümkün oldugu
kadar uzak oturur ve böylece ayni zamanda
göz temasi imkanini da azaltmis olurlar.
Iliski kurmak istemedigi kisiyle göz göze
gelmemek, insana yalnizlik duygusu verir. Bu
durumda kisi kendi iç konusmalarini sürdürebilir
ve topluluk içinde olmasina ragmen 01-
oukça bagimsiz hareket etmesi ve kendisini
yalniz hissetmesi mümkün olabilir.
Masanin Önemi
Bir isyerinde masa otoriteyi temsil eder.
Bu isyeri doktor muayenehanesi olabilecegi
gibi resmi bir görevlinin odasi da olabilir. Masa
karsisinda durmak veya oturmak insanlarda
rahatsizlik yaratir.
Bir doktor muayenehanesinde
yapilan bir arastirma, doktorun masa
arkasinda oturmasi ile hastalarin kendilerin~
rahat ve güvende hissetmeleri arasinda
bir iliski oldugunu ortaya koymustur. Arastirma
sonuçlarina göre, hastalarin sadece
%10'u doktorun masa arkasinda oturmasinin
kendilerini rahatlattigini söylemistir.
Bazi durumlarda kisi karsisindakine üstünlügünü
hissettirmek isteyebilir. O takdirde
amacina uIasmasi açisindan masanin arkasinda
oturarak araya bir mesafe koymak uygundur.
Ancak birçok durumda istenen sonuçlari
elde etmek için insanlarla isbirligi içinde olmak
gerekir. Bu sebeple de masanin bize sagladigi
rahatligin, karsimizdaki kisiyi bizden
uzaklastirabilecegini ve elverisli isbirligi ortaminin
olusmasini zorlastirabilecegini hatirlamak
yararli olur. Doktor muayenehanesinde
vaoilan arastirma bu sebeple konuya açiklik
getirmektedir.
Terapist veya danisman olarak
görev yapan bazi psikologlar bu özelligi
dikkate alarak, çalisma odalarini yeniden dü-
zenlem ektedirler.
Dogrudan rekabeti düsündürmeyen karsi
karsiya oturma, birbirleriyle mümkün oldugu
kadar çok göz temasi kurmak isteyen iki sevgilinin
oturus biçimidir.
Bu oturma biçimi duygusal ve bedensel temasa
imkan verdigi için, kendilerini yakin hisseden
insanlarin birbirlerine daha da yakinlasmalarina
yardim eder. Böyle bir yakinlasma
ayni zamanda kisilerin birbirlerine olan
duygularini dislarindaki dünyaya göstermek
amacini tasir. Birbirine dönük duran omuzlarin
paralel hattan ayrilmalari ilginin çevreye
yönelmesini veya konusulan konulardaki anlasmazliklari
isaret eder.
Yuvarlak masa
Oturma düzeni denince akla ender olarak
bir yuvarlak masa gelir. Yuvarlak masa, katilanlar
arasinda esitligi çagristirir.
Televizyonda
edindigimiz bilgiler bize hem Birlesmis
Milletler, UNESCO gibi bati kültürünü yansitan,
hem de OPEC gibi dogu kültürünü yansitan
örgütlerin toplantilarinda ve çesitli uluslararasi
toplantilarda yuvarlak masalarin kullanildigini
göstermektedir.
Tarihte toplantilarini yuvarlak masada
yaptigi bilinen ilk yönetici Kral Arthur'dur.
Sövalyeleriniyuvarlak bir masa etrafinda toplayan
Kral, böylece onlara esit güç ve deger
verdigini göstermek istemistir. Gerçekten de
yuvarlak masa, çevresine oturanlarin kendilerini
rahat, güvende ve sakin hissetmelerine
imkan verir ve tartismalar için elverisli bir atmosfer
yaratir.
Dikdörtgen masalarda da oturanlarin güç
ve statüleri açisindan benzer bir durum söz
konusudur. Gücü temsil eden kisi kapiya yü-
zü dönük olarak ve masanin basinda oturur.
Sagi ve solunda kendisine en yakin kisiler yer
alir. Merkezden uzaklastikça güç azalir.
Tam karsida ise yuvarlak masada oldugu gibi
ikinci derecedeki güç merkezi yer alir.
SONUÇ
Beden dilini ve sözsüz iletisim isaretlerini
bilerek kullanmak ve bunlari yorumlamak,
gerek is hayatinda gerekse sosyal hayatta kisinin
amaçladigi sonucu elde etmesinde ona
büyük imkanlar saglar. Ayrica gerek kendimize
gerek çevremizdekilere ait beden dili isaretlerini
degerlendirmek insan iliskileri dünyasinda
yeni ufuklar açan macerali bir yolculugu
baslatir. Böylece hem kendimizi, hem
çevremizdeki insanlari gerçek duygu ve dü-
sünceleriyle daha iyi anlamis oluruz ve onlara
karsi anlayis ve hosgörü gelistirmemiz
mümkün olur.
Sevmenin yolu anlamaktan geçer. Insanlar
arasindaki süphe ve korku, her zaman bilgisizlik
ve uzakliktan kaynaklanir. Bu sebeple
insanlari anlamayi kolaylastiran her bilgi,
insanlari birbirine yakiastirir ve aralarinda
anlayis ve sevgi köprüleri kurulmasina yardimci
olur.
Bu konuya ilgi duyanlar Dr. Zuhal ve Dr. Acar Baltas'in
yazdigi "Bedenin Dili" (Remzi Kitabevi) kitabinda "Yalan Isaretlerinden",
"Kur davranislanna" kadar beden diliyle ilgili bir-
çok konuyu bulabilirler .
••
Dr. Oztin Akgüç
~V~UiT~L~VL~vi~i~
U~f7~VL~~UiViLM~~i
(Genisletilmis 5. basi)
Uygulamada karsilasilan sorunlara agirlik verilmis,
bu yolla kitabm pratik açidan yararli olmasi saglanmistir.
iSTEME ADRESi
AVCIOL BASiM-YAYiN
Divanyolu, Bestekar Osman Sk. 8/2 Cagaloglu-ISTANBUL Tel: 5224051- 52604.24
- 21 -
BEDEN DİLİ VE KÜLTÜRLERARASI İLETİŞİM
Binnur Erigkon Cangil (*)
ÖZET
Günümüzde yabancı dil eğitiminde önemle vurgulanan noktalardan
bir tanesi yabancı dil yoluyla Öğrenene kültürlerarası iletişim
becerisinin kazandırılması ve bu yolla başka dilleri konuşan bireylede
bilgi ve düşünce alışverişinde bulunabilmesinin sağlanmasıdır. Bu
doğrultuda bu çalışmada kültürlerarası iletişim bağlamında iletişim
kavramı üzerinde durulacak ve beden dilinin dil öğrenme ve öğretme
sürecindeki yeri ve işlevi incelenerek tartışmaya açılacaktır.
Anahtar Sözcükler: iletişim, kişüerarası iletişim, kültürlerarası
iletişim, beden dili
ABSTRACT
One of the very much stressed points in contemporary foreign
language teaching is developing intercultural communicative competence
of the learner through foreign language and thus enhancing
him/her to share knowledge and thoughts with other individuals who
speak other foreign languages, in this aspect, in this study it has been
aimed at pointing on communication in the context of intercultural
communication, and in this respect the place and function of body language
in language learning and teaching will be discussed.
Keywords: Communication, interpersonal communication,
intercultural communication, body language
Günümüzde yabancı dil eğitiminde önemle vurgulanan noktalarda bir
tanesi yabancı dil yoluyla öğrenene kültürlerarası iletişim becerisinin
kazandırılması ve bu yolla başka dilleri konuşan bireylerle bilgi ve düşünce
alışverişinde bulunabilmesinin sağlanmasıdır.
Bu doğrultuda bu çalışmada
kültürlerarası iletişim bağlamında iletişim kavramı üzerinde durulacak ve bu
bağlamda sözsüz iletişimin/ beden dilinin dil öğrenme ve öğretme sürecindeki
yeri ve işlevi incelenerek tartışmaya açılacaktır. Çalışma aşağıdaki
sorular üzerinde sürdürülecektir:
" Kişilerarası iletişim nedir?
" Sözsüz di!/ beden dili nedir ve sözlü dil ve sözsüz dil/beden dili
arasında nasıl bir ilişki vardır?
(*)Istanbul Üniversitesi Hasan Âli Yücel Eğitim Fakültesi
70 Binnur Erişkon Cangil
" Sözsüz dil/beden dili evrensel midir yoksa kültüre özgü müdür?
" Kültürlerarası iletişimde ve yabancı dil eğitiminde beden dilinin rolü
nedir?
Kişilerarası İletişim
İletişimi genel olarak "biigi üretme, aktarma ve anlamlandırma süreci
olarak açıklayabiliriz" (Dökmen 2003 :19 ). Cüceloğlu iletişimin insanların
birbirlerinin farkına varmasıyla başlayan çok kanallı bir süreç olduğunu
söylüyor. Bu süreçte her bir duyu organı bir iletişim kanalı işlevi görüyor.
(Cüceloğlu 2003).
İnsanların birbirlerinin farkına varmalarıyla başlayan bu
çok kanallı iletişim süreci kişilerarası iletişim olarak adlandırılıyor.
Kişilerarası iletişimin kaynağını ve hedefini insanlar oluştururlar. Bu tür bir
iletişimi "anlamlarında uzlaşılmış simgeler aracılığı ile bilgilerin,
düşüncelerin, duyguların biriktirilip aktarılmasının ve alışverişinin hem ortak,
hem de değişik zaman ve mekân boyutlarında gerçekleştirilmesi olarak..."
(Zıllıoğlu 1993:7) tanımlayabiliriz. "Kişilerarası iletişimin en karmaşık aracı
olan konuşma; bilgi aktarma, başkalarının davranışlarını yönlendirmeyle,
buyruklarla, kimi kez şakayla, kimi kez saldırgan kırıcı sözlerle karşıdakini
etkilemek için kullanılır" (Usluata 1991:54).
Kişilerarası iletişimin kendi içinde nasıl sınıflandırılması gerektiği
konusunda yerli ve yabancı kaynaklarda birbirlerinden farklı görüşlerin var
olduğu saptanmıştır.
Bu aşamada Dökmen'in (2003:27-28) sınıflandırması
model olarak alınmıştır. Kişilerarası yüz yüze iletişim kendini iki biçimde gösterir:
Sözlü iletişim ve sözsüz iletişim. Sözlü iletişimde, konuşma ve konuş
ma ile birlikte ortaya çıkan dil ile yakından ilgili olgular- bunlara dil ötesi
öğeler diyebiliriz- en önemli yeri tutar. Sözsüz iletişim ise, yüz
anlamlarını/mimikleri, bedenin kullanımını/jestleri, giysileri, mekân kullanımı
ve araçları içerir.
Bu iletişim biçimi beden dili olarak da bilinir. Beden dili,
bedenin verdiği gözle görülebilen sözsüz mesajlardır. "Bu, bir durum
karşısında bedenin kendi duruşunu kodlayarak sunuşudur" (Altıntaş, Çamur
2004:17) Buna karşın sözlü dil ise seslerin ilgili anadilin kuralları
çerçevesinde karşıdaki kişiye aktarılmasıdır (Schober, 2001 ).
Sözlü Dil ve Sözsüz Dil/Beden Dili
Kişilerarası yüz yüze iletişimde düşünceler sözlü, duygular ise sözsüz
dil ile anlatılır. Başka bir deyişle, kişilerarası iletişimde konuşma dili duyguları
dile getirmede genellikle yetersiz kalır. Çünkü sözler konuşmanın içeriğini
oluştururlar, oysa sözsüz iletişim duygusal bilgiyi aktarır.
Günlük yaşamdaki
ilişkilerde sözel kodlar dışında başvurulan simgesel kodlardan sözsüz
olanlar, anlamı yaratma ve paylaşmada çoğu kez bilinçsiz olarak sürekli kullanılırlar.
Öyle ki beden diliyle verilen mesajlar insanlarla anlaşmada en
temel araç niteliği taşır. Araştırmalar iletişimde beden dilinin; se s tonu (%
38 ) ve sözcüklere (% 7) göre % 55 oranla önde olduğunu göstermektedir
(İzgören 2000 :6, Pease-Pease 2003 :13). Gelgelelim sözsüz iletişimin bir
Beden Dili ve Kültürlerarası iletişim 71
araştırma alanı olarak görülmesi yeni sayılabilir. "Oysa sözsüz iletişimin
önemli bir bölümünü oluşturan görsel kodların kullanımı, insanın iletişim
tarihi kadar eskidir. İlkel ve geleneksel toplumların insanı, günlük uygulamalar
için olduğu kadar, din kökenli törenler için de son derece yetkin kodlar
geliştirmiştir" (Zıllıoğlu 1993:179). Öte yandan kişilerarası yüz yüze
iletişimde sözlü iletişimin çerçevesinin ve anlamın belirlenmesinde yüz
ifadeleri, beden hareketleri ses tonlaması her zaman etkili olmuştur.
Kısaca,
sözsüz iletişim sözel içeriğin anlamlandırmasında ve yorumlanmasında
önemli ve güvenilir ipuçları verirken sözlü iletişimi destekler ve pekiştirir.
Ancak diğer taraftan sözsüz iletişimin belirsiz ve çok anlamlı olma
özelliği de vardır. Bunun nedeni ise duygularla ilgili olmasıdır. Duygular
değişik yorumlara açık olabileceğinden kimi durumlarda iletiyi çözebilmek
bulunulan ortamın koşulları ve diğer sözlü ve sözsüz iletiler ile olanaklı
kılmabilir. Bu duruma belki de en uygun örnek iletişimde suskunluğun/sessiz
kalmanın değerlendirilmesi olarak verilebilir. Kişilerarası iletişimde suskunluk
belli bir saygının belirtisi olarak anlaşılabileceği gibi, yorgunluk, kızgınlık,
ilgisizlik, sıkılma olarak da algılanabilir. Böyle durumlarda iletinin anlamlandırılmasında
yukarıda sözü edilen diğer sözlü ve sözsüz iletiler ile
bulunulan ortamın koşulları devreye girer.
Bu bağlamda sözsüz iletişimin özelliklen aşağıdaki gibi sıralanabilir:
Sözsüz iletişim duyguları belirtir
Sözsüz iletişim etkilidir
Sözsüz iletişim çok anlamlıdır.
Sözsüz iletişim belirsizdir. (Cüceloğlu 1992 )
Sözsüz İletişim Kültüre Göre Biçimlenir
Beden dilinin bir durum karşısında bedenin kendi duruşunu kodlayarak
sunuşu olduğundan söz edilmişti. Beden dilinin bu günkü işaretlerinin
iki farklı kaynaktan geldiği öne sürülmektedir. Buna göre bu kaynaklardan ilki
(...)" beden dilinde birincil işaret sistemi adı verilen gruptur. Birincil işaret sistemi,
organizmanın en temel ihtiyaçlarından kaynaklanan haz ve acı yaşantılarının
ve bu yaşantılara bağlı olarak ortaya çıkan duyguların bedendeki
sinyalleridir. Organizma doğanın somut ve doğrudan yaşantıları karşında
canlılığını ve bütünlüğünü bedensel ifade ve anlatımlara yansıtarak korumaya
yönelmiştir" ( Altıntaş, Çamur 2004:17 ).
Yapılan araştırmalarda ilk
insanların beden dilini kullanımlarında benzer işaret ve davranışları gösterdikleri
saptanmıştır. Beden diline ait birincil işaretleme sistemini oluşturan bu
mesajlar insanlığın evrensel dilidir. Dolayısıyla bir Türk'ün korktuğu zaman
verdiği bedensel mesajlar bir İngiliz ya da Almanın bedensel mesajından
farklı değildir. Ancak insanlar çoğaldıkça değişen yaşam tarzları alışkanlıkları,
dinsel inançları, yaşadıkları coğrafya ve iklimlere bağlı olarak beden dillerinde
de kültürel farklar ortaya çıkmıştır (Kaşıkçı 2002:95).
Beden dilini anlamlandırma, iletişimde bulunan kişilerin toplumsal rol-
72 Binmır Erişkon Cangıl
leriyle ilgili olduğu kadar, kültürel çevre ile de yakından ilgilidir. Bu bağlamda
her toplumun kendi kültürel yapısı içinde kullandığı jest ve mimikler vardır
denilebilir.
İnsanların doğuştan getirdiği ortak jest ve mimikler dahi, yaşadıkları
toplumların kültürü içinde biçimlenir ve yönlendirilir. " Hem yakın
çevremizde, hem daha geniş sosyal hayatımızda, hem de farklı ülke insanları
ile ilişkilerimizde öncelikle beden dilini kullanırız ve onların beden dilleri
ile anlattıklarını çözmeye çalışırız" (Baltaş, Baltaş 2002:22). İletişim kurduğumuz
insanlarla kültürümüzdeki ortak özellikler ne kadar fazlaysa,
karşılıklı olarak beden dilini anlamamız da o kadar kolaylaşır. "Beden dili
ilişkilerimizde kültürel farklar arttıkça, yabancı bir ülkede çevremizdeki
insanların duygu ve düşünce akışını değerlendirmemiz oldukça güçleşir"
(Baltaş, Baltaş 2002:22). Bu yüzden başka kültürlerin sözsüz dillerini
çözümleyebilmek için büyük ölçüde bilgilenmek gerekir.
Küftürlerarası İletişimde ve Yabancı Di! Eğitiminde Beden Dili
Apelltauer iletişimde beden dilinin önemi vurgulamak için bir bebeğe
bakmakla dilini bilmediğimiz yabancı bir ülkede olmayı karşılaştırır ve bu
aşamada beden dilinin devreye girdiğini söyler (Appeltauer 1996:9 ).
Nasıl
ki henüz konuşamayan bir bebeğin hareketlerinden neye gereksinim duyduğunu
çözmeye çalışırsak aynı biçimde dilini bilmediğimiz bir ülkede de
insanları anlayabilmek için onların hareketlerini gözlemleyerek anlamlandırmaya
çalışırız. Beden dilinin kültürlerarası farklılıklarını belirlemeye yönelik
birçok çalışma yapılmıştır. Türk, Japon ve Amerikalı üniversite öğrencilerinin
denek olarak kullanıldığı bir çalışmada 60 farklı yüz ifadesi oluşturulmuş ve
farklı kültürlerden gelen bu öğrencilerden bu yüz ifadeleri değerlendirmeleri
istenmiştir. Sonuçta her kültürün geleneğinden kaynaklanan farklılıklara rağ
men yüz ifadelerinin belirlenmesinde benzerliklerin daha ağır bastığı saptanmıştır
(Baltaş,Baltaş 2002:22). Kültürlerarası beden dili kullanımında kızgınlık,
nefret, hüzün, sevinç, korku, endişe, ilgi, şaşırma gibi benzer ifadeler
aslında temel psikolojik durumlarla ilgili olanlardır ( Darwin 2001 ).
Ancak bu
tür genel sayılabilecek durumların dışında bir kültüre özgü ve o kültürü belirleyici
beden dili özelliklerinin bir başka toplum ya da kişilerce doğru anlaşılabilmesi
için öğrenilmeleri gerekir.
Günümüzde yabancı dil öğretiminde egemen olan kültürlerarası
bildirişim-odaklı yaklaşımın da vurguladığı gibi, yabancı dil öğrenmek kültür
öğrenmekle eş değerde tutulmaktadır. Başka bir deyişle, yabancı dil
yardımıyla kişi dilini öğrendiği ülkenin kültürünü oluşturan etmenleri tanı
maya başlar, "yabancı bir kültürde alışkanlıklar oluşturur" (Seel 1984:250).
Kültürlerarası iletişimde, iletişimin önemli bir parçasını oluşturan beden dilinin
öğrenilmesi ve öğretilmesi iletişimin diğer öğelerinin bilinmesi kadar
önemlidir. Bir dilin sözdiziminin, dilbilgisinin, doğru sesletiminin vb.
öğretilmesinin yanında, o dili konuşan insanların kültürlerine özgü olabilecek
beden dili özelliklerinin yabancı dil derslerinde aktarılması verimli bir yabancı
dil öğretimi ve etkili bir kültürlerarası iletişim için kaçınılmazdır.
Beden Dili ve Kültürlerarası İletişim
Bu bağlamda yabancı dil öğretiminde beden diü ile ilgili bilgiler verilirken
yabancı dil öğrenenin kendi kültürüne ait beden dili ile amaç kültürün
beden dili özellikleri belirlenip karşılaştırabilir.
Beden dili özelliklerinden kimileri her iki kültürde de aynı olabilir ya da
aynı gibi görünen, ancak farklı anlaşılan özellikler de bulunabilir. Ayrıca aynı
şeyi anlatmak için farklı beden dili kodlarından da yararlanılıyor olabilir (
Heyd 1997:65). Bu durumlarda farklılığı anlayabilmek ve yorumlayabilmek
için o kültürün beden dili özelliklerine karşı belli bir duyarlılığın kazanılmış
olması gerekir.
Heyd bir Asyalının tebessümünü dostça bir kabul etme ya da onaylama
olarak yorumlayan bir Avrupalının, aslında onun bu tebessümünün
bulunduğu durumdan hoşnut olmadığı anlamına geldiğini kavrayamayabileceğini
söyler (Heyd 1997:65).
Burada biçim olarak aynı, ancak anlam olarak
farklı bir beden dili kullanımı söz konusudur. Kültürlerarası yüz yüze
iletişimde en çok yanılgıya ve yanlış anlamaya yol açan beden dili mesajları
da bunlardır. Bir başka örnek ise sözsüz dil kullanılarak onaylama -evet- ya
da reddetme -hayır- biçimleridir. Türkler sözlü bir mesajı onaylarken
başlarını öne doğru sallarlar, aslında aynı işareti hayır anlamında da kullanırlar,
oysa bu hareket birçok kültürde onaylama olarak kabul edilir ve
anlaşılır. Hayır, anlamında ise Türkler, Yunanlılar ve Suriyelilerin dışında
kalanlar başlarını sağa ve sola çevirerek bir şeyi onaylamadıklarını ya da
reddettiklerini gösterirler.
Türkler birisini uyarırken ya da tehdit ederken
sağ/sol ellerinin işaret parmağını göğüs hizasında öne arkaya doğru sallarken
Almanlar bu hareketin ne anlama geldiğini bilmezler, çünkü onlar
uyarmak için ellerini avuç içleri kendilerine dönük olarak yine işaret parmaklarıyla
sağa sola doğru sallarlar. Örneklen çoğaltmak mümkün: sürekli
göz temasından Amerikalılar hiç rahatsız olmazken, Japonlar sürekli göz
temasını tehdit edici bulabilirler ve rahatsız olurlar" ( Çakır 2002 :141) ya da
İtalyan ve Türk kültürlerinde duygu ve düşünceler ağırlıklı olarak jest ve
mimikler kullanılarak ifade edilir, ancak bu durum Orta ve Kuzey Avrupalılar
gibi daha çok sözler üzerinde yoğunlaşan kültürler için abartılı bulunabilir ve
ilk karşılaşmada ürkütücü hatta güvenilmez olarak algılanabilir (Apeltauer
1996:22).
Alman'ların mit Haenden und Füssen reden - el ve ayakları kullanarak
konuşmak- sözü yine bu bağlamda düzeysizlik olarak kabul edilir.
Çünkü onlara göre el ve ayakla değil ağızla konuşmak gerekir. Dolayısıyla
yabancı dil öğrenenler kültürlerarası iletişimde karşısındakinin beden dilini
bilinçli olarak değerlendirip ona göre tepki verebilmeyi bilmelidir.
Yabancı dil eğitimi ve öğretimi kuşkusuz çok boyutlu bir süreç ve bu
süreci belirleyen birçok etmen bulunmakta.
Bu sürecin her aşamasında
öğrenene, öğrendiği yabancı dilin kültürüne ait beden dilinin farkına vardırma
ve bu konuda bilinçlendirme etkili bir kültürlerarası iletişim için
vazgeçilmez bir koşul olarak görünmektedir.
Bu güne kadar beden dili ile ilgili yapılan çalışmalarda ağırlıklı olarak
öğretmenlerin sınıf ortamında öğrenci öğretmen iletişiminde beden dili kullanan Biımur Erişkon Cangıl
lanımları ele alınmıştır. Bunlar, öğretmenin her öğrenciyle göz kontağı kurması,
bir konuyu aktarırken sınıfa arkasını dönmemesi ya da öğrencileri dinlerken
onlara doğru yönelmesi vb. davranışlardır. Ancak, özellikle yabancı dil
öğretmenlerinin bu becerilerinin yanında dilini öğrettiği amaç kültürün beden
dilini gelecekte öğrencilerine aktarması için bu konuda yeterli çalışmaların
yapılmış olması gerekir.
Araştırdığımız çeşitli kaynaklar yabancı dil eğitiminde
beden dili ile ilgili çok az çalışmanın var olduğuna işaret ediyorlar.
Başka bir deyişle, yabancı dili öğretirken nasıl bir yöntem kullanarak o dile
ait sözsüz iletişim becerilerini öğrenenlere aktarabiliriz?
Bu doğrultuda özellikle ders kitabı yazarlarının amaç kültürün beden
dili özellikleri ile ilgili materyalleri hazırlamaları uygun olacaktır. Yabancı dil
öğretimi için hazırlanan ders araç gerecinin sistemli bir biçimde dil öğretiminin
her aşaması için amaç kültürün beden dili kullanımıyla ilgili bilgileri
içermesi gerekmektedir. Yabancı dil derslerinde kullanılacak olan film, saydam
(slâyt), resim ve fotoğrafların amaç kültürün sözsüz iletişim kodlarına
gönderme yaparak, öğrenenleri kültürlerarası iletişime hazırlamaları doğru
ve etkili bir iletişim için kaçınılmazdır.
Bu ise her ülkenin yabancı dil öğretimi
için kendi ders araç-gerecini oluştururken, dil öğretimini belirleyen diğer
becerilerin yanı sıra beden dilinin aktarılması konusunu da mercek altında
tutması gerektiği anlamına gelmektedir.
Sözsüz iletişimin/ beden dilinin yabancı dil ders kitaplarında ne denli
yer aldığını saptayabilmek için -çalışma alanım gereği- Milli Eğitim
Bakanlığınca ülkemizde yabancı dil öğretimi için hazırlanmış olan ders kitaplarından
"Hallo Freunde!" 6,7 ve 8'i inceledik. "Hallo Freunde!" 6,7 ve 8
kitapları Almancanın 2. yabancı dil olarak öğretilmesine yönelik olarak
ilköğretim okullarının 6. 7. ve 8. sınıflarına göre düzenlenmiştir. Her sınıf için
bir öğrenci ders kitabı, bir öğrenci alıştırma kitabı, bir öğretmen kitabı ve ses
kasetleri bulunmaktadır. Ders kitaplarına ait resim, fotoğraf, saydam, video
filmi, VCD, DVD gibi görsel malzeme bulunmamaktadır.
"Öğrenci ders kitabı, iletişimsel öğretim yöntemine göre hazırlanmıştır.
Kitabın içeriği ve konuları, öğrencilerin çeşitli durumlarda kendilerini
Almanca olarak yazılı ve sözlü anlatabilmelerini sağlayacak biçimde düzenlenmiştir"
( Barçın, Tükenmez, Spangenberg 2001:3 Lehrerhandbuch ).
İletişimsel yönteme göre hazırlandığı belirtilen ders kitabında iletişimin yazılı
ve sözlü düzeylerinin öğrenciye öğretilmesi amaçlanmaktadır. Yazılı iletişimi
bir kenara bırakarak sözlü iletişim üzerinde yoğunlaştığımızda, ders kitaplarında
sözlü iletişimin geliştirilmesine yönelik çeşitli alıştırmaların varlığını
görüyoruz. Ayrıca tüm ünitelerin işlenişi sırasında öğrenciye eşlik eden,
Alman öğrenciler tarafından seslendirilmiş olan, ses kasetleri bulunmaktadır.
Kasetler ders kitabı yazarları tarafından "öğrenci ders kitabının vazgeçilmez
bir parçası" (...) ( Barçın, Tükenmez, Spangenberg 2001:4 Lehrerhandbuch)
olarak nitelendirilmekte ve öğrencilere evlerinde de tekrar tekrar dinlemeleri
gerektiği öğütlenmektedir. Kasetle çalışma, sadece sesletimin iyi yerleşmesi
açısından değil, aynı zamanda öğrenilen dil araçlarının pekiştirilmesi ve
Beden Dili ve Küliiirlerarası iletişim 75
duyma- anlama becerisinin geliştirilmesi açısından da önemli olarak
görülmektedir (a.g.y.: 4). Ancak iletişimsel öğretim yöntemine göre hazırlanmış
bu ders kitaplarında iletişimin yalnızca sözlü yanının, başka bir anlatımla
sözlü dilin üzerinde durulmuştur. Daha öncede belirtildiği gibi sözlü iletişim
dil ve dil ötesi olmak üzere kendi içinde ikiye ayrılır. Dille iletişim kişilerin
düşüncelerini ve ürettikleri bilgileri birbirlerine karşılıklı olarak aktarıp,
anlamlandırmalarıdır. Dilin sözlü yanı diğer yandan dil-ötesi öğeleri de içerir.
"Dil ötesi iletişim sesin niteliği ile ilgilidir; ses tonu sesin hızı, şiddeti, hangi
kelimelerin vurgulandığı duraksamalar ve benzeri özellikleri" (...) (Dökmen,
2003:27). Bir başka deyişle, dille iletişimde kişilerin ne söylediklerini, dil ötesi
iletişim ise nasıl söyledikleri önem kazanır. Teyp ile yapılan çalışmalarda
iletişimin yalnızca sözlü kısmının üzerinde durulabilir. Ses kasetleri ancak ne
söylendiğini ve nasıl söylendiğini yansıtabilirler. Oysa iletişim bu çalışmada
da anlatıldığı gibi yalnızca sözlü dil ile gerçekleşmez. İletişimin doğru
gerçekleşebilmesi için dilin sözsüz yanının da hesaba katılması ve
öğretilmesi gerekir. İncelenen ders malzemesinde, yabancı dil ile iletişim
becerisinin kazandırılması amacının, sözlü iletişimle sınırlı kaldığı gözlemlenmiştir.
Çalışma alanımız yabancı dil olduğunda sözsüz dil daha da önem
kazanır.
Dolayısıyla yabancı dil Öğretimi için hazırlanan ders
malzemelerinde kültürlerarsı iletişimin doğru kurulabilmesi için, öğretilen
dilin sözsüz iletişim kodlarının da aktarılabileceği bir düzenlemeye ihtiyaç
vardır. Böylelikle kültürlerarasındaki farklılıklar vurgulanarak öteki kültür
farkındalığı yaratılabilir. Bu da amaç kültüre ait sözsüz iletişim durumlarının
aktarıldığı filmler, resimler vb. malzeme ile gerçekleşebilir.
Hallo Freunde !"6 ve 7 ders kitaplarının öğrenci ve alıştırma kitapları
incelendiğimizde amaç kültürün sözsüz iletişim durumlarının yansıtıldığı
hiçbir resim, çizim ya da fotoğrafa rastlamıyoruz.. Buna karşılık "Hallo
Freunde !" 8. sınıflar için hazırlanmış olan kitabın ilk ders biriminde "So
begrüsst man sich und so verabschiedet man sich in Europa" (
Barçın, Tükenmez, Spangenberg 2001:4-5 Schülerbuch) başlıklı çeşitli
dillerde selamlaşmanın ve vedalaşmanın konu edildiği kısa diyaloglardan
oluşan 2 sayfa ile karşılaşıyoruz.
Kısa diyaloglara eşlik eden fotoğraflarda
İngiliz, Alman, İtalyan, Türk, İspanyol ve Fransız gençleri selamlaşıyor ve
vedalaşıyorlar. Fotoğraflarda çeşitli uluslara mensup bu gençlerin hem sözlü
hem de sözsüz iletişimin kodlarını kullandıklarını görebiliyoruz. Ancak bu
diyaloglarla yapılan alıştırmalarda yine iletişimin sözlü yanı üzerinde duruluyor.
Öğrencilerden diyalogları dinlemeleri isteniyor ve hangi dilin en çok
hoşlarına gittiği soruluyor. Bir dil seçerek o dilde selamlaşma ve vedalaş
mayı denemeleri ve bunu rol dağılımı yaparak canlandırmaları isteniyor.
Oysa diğer alıştırmaların yanında burada fotoğraflarda da kolayca
görülebilen beden dilinin de üstünde durulup öğrencilere alıştırmalar yaptırılarak,
dilin sözsüz yanına da dikkat çekilebilirdi.
Üstelik fotoğraflardan
yola çıkarak ulusların selamlaşma ve vedalaşma biçimleri karşılaştırılıp,
öğrencilerde bu konuda bir farkındalık yaratılabilirdi. Bu ders birimi dışında
76 Bimnır Erişkon Cangıl
bu serinin başka bir ders biriminde de sözsüz iletişimin öğretilmesine yönelik
herhangi bir alıştırmaya ya da uygulamaya rastlamıyoruz.
Almanca'nın 2. yabancı dil olarak öğretilmesinin amaçlandığı bu
kitaplarda öğrencinin hem öğrendiği ikinci yabancı dilin iletişim durumlarını
kavrayabilmesi hem de öğrendiği bu dili birincisinden ayırt edebilmesi için
iletişim becerisinin her yönüyle eksiksiz olarak öğretilmesi gerekir. Bu yönde
ders kitaplannrn yenilenmesi ya da sözsüz iletişim becerilerinin de
kazandırabileceği ek malzemeler ile zenginleştihlmeleri bir zorunluluk
olarak görülmektedir.
Sonuç
Sonuç olarak şunları söyleyebiliriz.
Kişilerarası iletişim birçok birleşenden
oluşan bir süreçtir. Bu iletişimi iletişimin sözlü ve sözsüz yanı yapı
landırır. Sözsüz iletişim ya da beden dili iletişimin önemli bir parçasını oluş
turur. Kültürlerarası iletişimin amaçlandığı günümüz yabancı dil eğitiminde
beden dilinin öğrenilmesi ve öğretilmesi iletişimin diğer öğelerinin bilinmesi
kadar önemlidir. Avrupa Birliği Yabancı Diller Ortak Kriterleri çerçevesinde
yabanci dil öğrenme ile kültürlerarası iletişim hedeflenmektedir. İletişim
sürecinin bir boyutu olan sözsüz iletişimin/ beden dilinin amaç etkili ve doğru
iletişimi sağlamak olduğunda, yabancı dil öğrenen ve öğretenler için farkında
olunması ve diğer yabancı dil becerileri gibi sistemli olarak yabancı dil
derslerinin içinde yer alması gerekir.
KAYNAKÇA
Altıntaş, Ersin; Çamur, Devrim (2004): Beden Dili Sözsüz İletişim, Aktüel
Basım Yayın, 1.Baskı, İstanbul
Apeltauer, Ernst (1996): Körpersprache in der interkulturellen
Kommunikation, Flensburger Papiere zur Mehrsprachigkeit und
Kulturenvielfalt im Unterricht, Flensburg Heft 16/17
Baltaş, Acar; Baltaş, Zuhal (2002): Bedenin Dili, Remzi Kitapevi, 31. Basım,
İstanbul
Cüceloğlu, Doğan (1992): Yeniden İnsan İnsana, 3. Basım, Remzi Kİtabevi,
İstanbul
Cüceloğlu, Doğan (2003): Keşke'siz Bir Yaşam için İletişim Donanımları, 13.
Basım, Remzi Kİtabevi, İstanbul
Çakır, Özlem (2002): Profesyonel Yaşamda Kişisel imaj ve Sosyal Yaşam
Etiketi, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul
Darwin, Charles (2001): İnsan ve Hayvanlarda Beden Dili ( İnsan ve
Hayvanlarda Duyguların İfadesi), Çevirmen: Orhan Tuncay, Gün
Yayıncılık Ltd Şti, İstanbul
Dökmen, Üstün (2003): İletişim Çatışmaları ve Empati, 23. Baskı, Sistem
Yayıncılık, İstanbul
Heyd, Gertraude (1997): Aufbauwissen für den Fremdsprachenunterricht
Beden Dili ve Kii ittir ¡eraras ı İletişim 77
(DaF) - Ein Arbeitsbuch, narr Studienbücher, Günter Narr Verlag,
Tübingen
İzgören, Ahmet Şerif (2000): Dikkat Vücudunuz Konuşuyor - Türkiye'de
Beden Dili, İş Yaşamı ve Renkler, Academyplus Yayınevi, Ankara
Kaşıkçı, Ercan (2002): Doğrucu Beden Dili, Hayat Yayıncılık, 2. Basım,
İstanbul
Pease, Alan; Pease, Barbara (2003): Der tote Fisch in der Hand und andere
Geheimnisse der Körpersprache, Ullstein Verlag, Deutschland
Schober, Otto (2001): Beden Dili (Davranış Anahtarı), Arion Yayınevi, 5.
Baskı, İstanbul
Seel, C. Peter (1984): Thesen zur Landeskunde Eine Polimik, Bauer, H.L.
(Hrsg), Unterrichtspraxis und theoretische Fundierung in Deutsch als
Fremdsprache, Goethe Institut, München
Usluata, Ayseli (1991): İletişim, İletişim Yayınları, İstanbul
Zılltoğfu, Merih (1993): İletişim Nedir? Cem Yayınevi, İstanbul
İncelenen Ders Kitapları
Barçın, K., Camgöz, T, Cengiz Çimen, R., Tükenmez, N., (2000) : " Hallo,
Freunde ! Lehrwerk für die Klasse 6, Deutsch als zweite
Fremdsprache " Devlet Kitaplan, Milli Eğitim Basımevi, Ankara
Barçın, K., Camgöz, T, Cengiz Çimen, R., Tükenmez, N., (2000) : " Hallo,
Freunde ! - Klasse 6, Deutsch als zweite Fremdsprache
Schülerarbeitsheft" Devlet Kitapları, Milli Eğitim Basımevi, Ankara
Barçın, K., Camgöz, T, Cengiz Çimen, R., Tükenmez, N., (2000) : " Hallo,
Freunde ! - Klasse 6, Deutsch als zweite Fremdsprache
Lehrerhandbuch " Devlet Kitapları, Milli Eğitim Basımevi, Ankara
Barçın, K., Camgöz, T, Cengiz Çimen, R., Spangenberg, E., Tükenmez, N.,(
2000) : " Hallo, Freunde ! - Klasse 7, Deutsch als zweite
Fremdsprache Schülerbuch " Devlet Kitapları, ABC Matbaacılık Ltd.
Ştd., Ankara
Barçın, K., Camgöz, T., Cengiz Çimen, R., Spangenberg, E., Tükenmez, N.,
(2000) : " Hallo, Freunde ! - Klasse 7, Deutsch als zweite
Fremdsprache Schülerarbeitsheft" Devlet Kitapları, ABC Matbaacılık
Ltd. Ştd., Ankara
Barçın, K., Cengiz Çimen, R., Spangenberg, E., Tükenmez, N., (2000) : "
Hallo, Freunde ! - Klasse 7, Deutsch als zweite Fremdsprache
Lehrerhandbuch" Devlet Kitapları, ABC Matbaacılık Ltd. Ştd., Ankara
Barçın, K., Tükenmez, N., Spangenberg, E.,, (2001): " Hallo, Freunde ! -
Klasse 8, 2. Fremdsprache Schülerbuch " Devlet Kitapları, Ostim
Mesleki Eğitim Merkezi, Ankara
Barçın, K., Tükenmez, N., Spangenberg, E., (2001): " Hallo, Freunde ! -
Klasse 8, 2. Fremdsprache Schülerarbeitsheft " Devlet Kitapları,
Ostim Mesleki Eğitim Merkezi, Ankara
78 Biımıır Erişkcm Cangi!
Barçın, K., Tükenmez, N., Spangenberg, E., (2001): " Hallo, Freunde ! -
Klasse 8, 2. Fremdsprache Lehrerhandbuch " Devlet Kitapları, Ostim
Mesleki Eğitim Merkezi, Ankara