28 Mart 2014

MUHSİN YAZICIOĞLU


MUHSİN YAZICIOĞLU 
25 Mart 2009 yılında meydana gelen helikopter kazasında vefat eden 
BBP lideri Muhsin Yazıcıoğlu'nun kar altındaki son görüntüleri ortaya çıktı.
Habertürk'ün yarın tamamını yayınlayacağını duyurduğu görüntülerde 

Yazıcıoğlu'nun naaşının karlar arasında bulunması ve çıkarılması bulunuyor.



RESULLER,NEBİLER VE KAVİMLERİN SOYAĞACI






RESULLER,NEBİLER 
VE KAVİMLERİN SOYAĞACI

ORHAN VELI KANIK ŞİİRLERİ



ORHAN VELI KANIK ŞİİRLERİ
BAHARIN ILK SABAHLARI 
Tüyden hafif olurum böyle sabahlar;
Karşı damda bir güneş parçası,
içimde kus cıvıltıları, şarkılar;
Bağıra çağıra düşerim yollara;
Döner döner durur başım havalarda.

Sanırım ki günler hep güzel gidecek;
Her sabah böyle bahar;
Ne is güç gelir aklıma, ne yoksulluğum.
Derim ki: "Sıkıntılar dura dursun!"
Şairliğimle yetinir,
Avunurum.
  
YALNIZLIK SIIRI 
Bilmezler yalnız yaşamayanlar,
Nasıl korku verir sessizlik insana;
Nasıl koşar aynalara,
Bir cana hasret,
Bilmezler.
  
BEDAVA 
Bedava yasiyoruz, bedava;
Hava bedava, bulut bedava;
Dere tepe bedava;
Yagmur çamur bedava;
Otomobillerin disi,
Sinemalarin kapisi,
Camekanlar bedava;
Peynir ekmek degil ama
Aci su bedava;
Kelle fiyatina hürriyet,
Esirlik bedava;
Bedava yasiyoruz, bedava: 

EKMEK 
Dilimin ucunda bir eski  arkadas  adi,
Unutulmus sekilleri tasiyan bulutlar;
Bir gökyüzü genisligiyle ruhuma dolar
Otlarin içine sirtüstü yatmanin tadi.

Avucumda sicakligini duydugum ekmek;
Üstümde hatirasi kadar güzel sonbahar;
O bembeyaz, o tertemiz bulutlara dalar
Düsünürüm bir çocuk türküsü söyleyerek. 

GÜN OLUR 
Gün olur, alir basimi giderim,
Denizden yeni çikmis aglarin kokusunda
Su ada senin, bu ada benim,
Yelkovan kuslarinin pesi sira.
Dünyalar vardir, düsünemezsiniz;
Çiçekler gürültüyle açar;
Gürültüyle çikar duman topraktan.
Hele martilar, hele martilar,
Her bir tüylerinde ayri telis!..
Gün olur, basima kadar mavi;
Gün olur, basima kadar günes;
Gün olur, deli gibi... 

KUYRUKLU SIIR 
Uyusamayiz, yollarimiz ayri;
Sen cigercinin kedisi, ben sokak kedisi;
Senin yiyecegin, kalayli kapta;
Benimki aslan agzinda;
Sen ask rüyasi görürsün, ben kemik. 
Ama seninki de kolay degil, kardesim;
Kolay degil hani,
Böyle kuyruk sallamak Tanrinin günü. 

CEVAP 
Açliktan bahsediyorsun;
Demek ki sen komünistsin.
Demek bütün binalari yakan sensin.
Istanbul'dakileri sen,
Ankara'dakileri sen...
Sen ne domuzsun, sen
  
BIRDENBIRE
Her sey birdenbire oldu.
Birdenbire vurdu gün isigi yere;
Gökyüzü birdenbire oldu;
Mavi birdenbire.
Her sey birdenbire oldu;
Birdenbire tütmeye basladi duman topraktan;
Filiz birdenbire oldu, tomurcuk birdenbire.
Yemis birdenbire oldu.

Birdenbire,
Birdenbire;
Her sey birdenbire oldu.
Kiz birdenbire, oglan birdenbire;
Yollar, kirlar, kediler, insanlar...
Ask birdenbire oldu,
Sevinç birdenbire. 

GÜZEL HAVALAR 
Beni bu güzel havalar mahvetti,
Böyle havada istifa ettim
Evkaftaki memuriyetimden.
Tütüne böyle havada alistim,
Böyle havada asik oldum;
Eve ekmekle tuz götürmeyi
Böyle havalarda unuttum;
Siir yazma hastaligim
Hep böyle havalarda nüksetti;
Beni bu güzel havalar mahvetti. 

OARISTYS
Ey hatirasi içimde yemin kadar büyük,
Ey bahçesinin hos günlere açik kapisi
Hala rüyalarima giren ilk göz agrisi,
Çocuk alinlarda duyulan sicak öpücük.

Ey sevgi dalimda ilk çiçek açan tomurcuk,
Kanimin akisini yenilestiren damar,
Gül rengi isiklari sevda dolu aksamlar
Içime yeni bir fecir gibi dolan çocuk.

Ey tahta perdenin üzerinden asan hatmi
Ve havalari seslerimizle dolu bahar,
Kosustugumuz yollar, oynadigimiz sular,
Kagittan teknesinde sevinç tasiyan gemi.

Duyup karsi minarede okunan yatsiyi
Yatagima sicakligini getiren rüya,
Denizlerinde onunla yasadigim dünya
Ve ey ufku beyaz cennetlere giden kiyi.

Ah! Birçok seyler hatirlatan erik agaci
Ve o ilk yolculukla basliyan hasret, zindan;
Atlari çingirakli arabanin ardindan
Beyaz, keten mendilimde sallanan ilk aci. 

TAHATTUR 
Alnimdaki biçak yarasi
Senin yüzünden;
Tabakam senin yadigarin;
"Iki elin kanda olsa gel" diyor
Telgrafin;
Nasil unuturum seni ben,
Vesikali yarim?
  
KITABE-I SENG-I MEZAR 
I
Hiçbir seyden çekmedi dünyada
Nasirdan çektigi kadar;
Hatta çirkin yaratinligindan bile
O kadar müteesir degildi;
Kundurasi vurmadii zamanlarda
Anmazdi ama Allahin adini,
Günahkar da sayilmazda.
Yazik olda Süleyman Efendi'ye!  
KITABE-I SENG-I MEZAR 
II
Mesele falan degildi öyle,
To be or not to be kendisi için;
Bir aksam uyudu;
Uyanmayiverdi.
Aldilar, götürdüler.
Yikandi, namazi kilindi, gömüldü.
Duyarlarsa öldügünü alacaklilar
Haklarini helal ederler elbet.
Alacagina gelince...
Alacagi yoktu zaten rahmetlinin.  
KITABE-I SENG-I MEZAR 
III
Tüfegini depoya koydular,
Esvabini baskasina verdiler.
Artik ne torbasinda ekmek kirintisi,
Ne matrasinda dudaklarinin izi;
Öyle bir rüzigar ki,
Kendi gitti,
Ismi bile kalmadi yadigar.
Yalniz su beyit kaldi,
Kahve ocaginda, el yazisiyle:
"Ölüm Allahin emri, ayrilik olmasaydi."
  
ISTANBUL'U DINLIYORUM 
Istanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Önce hafiften bir rüzgar esiyor;
Yavas yavas sallaniyor
Yapraklar, agaçlarda;
Uzaklarda, çok uzaklarda,
Sucularin hiç durmiyan çingiraklari;
Istanbul'u dinliyorum, gözlerim kapali.

Istanbul'u dinliyorum, gözlerim kapali;
Kuslar geçiyor, derken;
Yükseklerden, sürü sürü, çiglik çiglik.
Aglar çekiliyor dalyanlarda;
Bir kadinin suya degiyor ayaklari;
Istanbul'u dinliyorum, gözlerim kapali;

Istanbul'u dinliyorum, gözlerim kapali;
Serin serin Kapali Çarsi;
Civil civil Mahmutpasa;
Güvercin dolu avlular.
Çekiç sesleri geliyor doklardan,
Güzelim bahar rüzgarinda ter korulari;
Istanbul'u dinliyorum, gözlerim kapali;
Istanbul'u dinliyorum,gözlerim kapali;
Basinda eski alemlerin sarhoslugu,
Los kayikhaneleriyle bir yali;
Dinmis lodoslarin ugultusu içinde
Istanbul'u dinliyorum, gözlerim kapali;

Istanbul'u dinliyorum, gözlerim kapali;
Bir yosma geçiyor kaldirimdan;
Küfürler, sarkilar, türküler, laf atmalar.
Bir sey düsüyor elinden yere;
Bir gül olmali;
Istanbul'u dinliyorum, gözlerim kapali;

Istanbul'u dinliyorum, gözlerim kapali;
Bir kus çirpiniyor eteklerinde;
Alnin sicak mi degil mi, biliyorum;
Dudaklarin islak mi degil mi, biliyorum;
Beyaz bir ay doguyor fistiklarin arkasindan
Kalbinin vurusundan anliyorum;
Istanbul'u dinliyorum. 

HÜRRIYETE DOGRU 
Gün dogmadan,
Deniz daha bembeyazken çikacaksin yola.
Kürekleri tütmanin sehveti avuçlarinda,
Içinde bir is görmenin saadeti,
Gideceksin;
Gideceksin iriplarin çalkantisinda.
Baliklar çikacak yoluna, karsici;
Sevineceksin.
Aglari silkeledikçe
Deniz gelecek eline pul pul;
Ruhlari sustugu vakit martilarin,
Kayaliklardaki mezarlarinda,
Birden,
Bir kiyamettir kopacak ufuklarda.
Denizkizlari mi dersin, kuslar mi dersin;
Bayramlar seyranlar mi dersin, senlikler cümbüsler mi?
Gelin alaylari, teller, duvaklar, donanmalar mi?
Heeeey!
Ne duruyorsun be, at kendini denize;
Geride bekliyenin varmis, aldirma;
Görmüyor musun, her yanda hürriyet;
Yelken ol, kürek ol, dümen ol, balik ol, su ol;
Git gidebildigin yere. 

DEĞİL 
Bilmem ki nasıl anlatsam
Nasıl nasıl size derdimi anlatayım
Gönül yarası desem
Değil
Ekmek parası desem
Değil
Bir dert ki dayanılır şey değil 

DENİZ KIZI 
Denizden yeni çıkmıştı neydi o saçları dudakları
Deniz koktu sabaha kadar
Yükselen göğsü deniz gibiydi
Yoksuldu biliyorum

Ama boynada yoksulluk lafı etmez ki ya
Kulağımın dibinde yavaş, yavaş aşk türküleri söyledi
Neler görmüş neler öğrenmişti kim bilir?
Denizde boğaz boğaza geçen hayat,

Olta yapmak, yem çıkarmak, kayık temizlemek
Dikenli balıkları hatırlatır
Elleri ellerime deydi
O gece gördüm onu
Ne güzel doğarmış açık denizde güneş
Onun saçları öğretti bana dalgayı
Çalkalandım durdum rüyalar içinde

ZILLI SIIR
Biz memurlar,
Saat dokuzda, saat on ikide, saat beste,
Biz bizeyizdir caddelerde.
Böyle yazmis yazimizi Ulu Tanri;
Ya paydos zilini bekleriz,
Ya aybasini. 

PIRPIRLI SIIR 
Uyandim baktim ki bir sabah,
Günes vurmus içime;
Kuslara, yapraklara dönmüsüm,
Pir pir eder durur, bahar rüzgarinda.
Kuslara, yapraklara dönmüsüm;
Cümle azam isyanda;
Kuslara, yapraklara dönmüsüm;
Kuslara,
Yapraklara. 

SERE SERPE 
Uzanip yativermis, sere serpe;
Entarisi siyrilmis, hafiften;
Kolunu kaldirmis, koltuğu görünüyor;
Bir eliyle de göğsünü tutmus.
Içinde kötülügü yok, biliyorum;
Yok, benim de yok ama...
Olmaz ki!
Böyle de yatilmaz ki!

ORHAN VELI KANIK

27 Mart 2014

TÜRKIYE'DE MASONLAR (YA DA TAPINAK ŞÖVALYELERİ)



TÜRKIYE'DE MASONLAR

(YA DA TAPINAK ŞÖVALYELERİ)

Masonluğun Türkiye'de ortaya çıkışı 19. yüzyılın ortalarına kadar uzanmaktadır. Türkiye'de masonluk tarihi konusunda yapılan ciddi çalışmalarda genellikle 5 dönemden söz edilmektedir. Bunların birincisi "1909 yılı öncesi" dönemdir. 

Bu dönem, Osmanlı İmparatorluğu içerisinde bir takım locaların kurulduğu, ancak özellikle Sultan Abdulhamid'in sistemli çalışmaları dolayısıyla bunların bir türlü toparlanamadıkları dönemi kapsamaktadır. Mason locaları bu dönemde dışa bağımlıdır ve yönetim mekanizmaları da yabancı localar tarafından belirlenmektedir.

Türk masonluğunun ikinci dönemi "1909-1935 yılları arası"nı kapsar. 31 Mart (13 Nisan 1909) ayaklanmasının ardından Abdulhamid'in tahttan indirilmesi ile başlayan bu dönemde masonlar siyasi iktidarı ele geçirmiştir. Yurt dışından yönetilen mason locaları, halktan gelen tepkiyi hafifletmek amacıyla göstermelik olarak ilk kez milli bir kimliğe bürünmüşlerdir. Bu dönemin başlarında masonların kontrolündeki İttihat Terakki Cemiyeti ön plana çıkmıştır.
Üçüncü dönem "1935-1948 yılları arası" dönem olarak bilinir. 1935 yılında Atatürk'ün, kökü dışarıda ve zararlı kuruluşlar olduğunu söyleyerek locaları kapatması üzerine masonluk Türkiye'de "uyku" dönemine girmiştir. Ancak bu 13 senelik uyku döneminde masonlar faaliyetlerini Halkevlerinde sürdürmüşlerdir.
Türkiye'de masonların örgütlenmeleri "1948-1966 yılları arası"nda yeniden canlanır, ancak masonlar bu dönemde Fransız ve İskoç ritleri paralelinde ikiye bölünmüşlerdir.
Son dönem olarak da kabul edilen ve "1966 yılı ve sonrası"nı kapsayan dönemde masonlar, bölünüp iki farklı çatı altına girdikten sonra, faaliyetlerini sürdürmeye devam ederler. Günümüzde de hala bu durum geçerlidir.
TEMPLAR ŞÖVALYELERİ
HOGUES DE PAYEN ADLI ŞÖVALYENİN 8 ARKADAŞI İLE KUDÜS KRALINA GELİP GÖREV İSTEDİKLERİNİ (1118), VE TEMPLAR TARİKATININ BÖYLECE KURULMUŞ OLDUĞUNU ANLATMIŞTIK.
DAHA SONRA PAPA 2.INNOCENT’İN ONLARI KENDİNE BAĞLADIĞINI VE BU YÜZDEN KONT,BARON,LORD GİBİ ASİLLERDEN DAHA ÜSTÜN BİR MEVKİE GELDİKLERİNİ, TARİKATA KATILIP İMTİYAZ ELDE EDEBİLMEK İÇİN PEK ÇOK ASİLİN MALINI TARİKATA BAĞIŞLADIĞINI DA ANLATMIŞTIK.
20 YIL İÇİNDE TARİKAT HEM ÇOK GÜÇLÜ, HEM DE ÇOK ZENGİN OLMUŞTU.
TEMPLAR ŞÖVALYELERİ DAHA SONRA FRANSA KRALI 8. LOUİS VE ALMAN İMPARATORU 3.KONRAD İLE BİRLİKTE 2. HAÇLI SEFERİNE DE KATILDILAR.
ANCAK ANADOLU SELÇUKLU SULTANI MESUD, HAÇLILAR'I KONYA'DA İMHA ETTİ.
KONRAD BİZANS'IN ELİNDEKİ İZNİK'E ZOR KAÇTI. LOUİS İSE TOROS DAĞLARINDA ÇOK ZOR ANLAR YAŞADI. SULTAN MESUD VE HALEP ATABEYİ NUREDDİN ZENGİ ONLARI DARMADAĞIN ETTİ... (1149)
İŞTE BU SAVAŞLAR SIRASINDA TEMPLAR ŞÖVALYELERİ DİSİPLİNLERİ VE BİRBİRLERİNE OLAN BAĞLILIKLARI SAYESİNDE HEM KENDİLERİNİ, HEM DE KRALLARINI KURTARABİLDİLER. BU DA ONLARIN ŞÖHRETİNE ŞÖHRET EKLEDİ.
AMA SERVET VE ŞÖHRET TEMPLAR ŞÖVALYELERİ’NİN BAŞINI DÖNDÜRMEKTE GECİKMEDİ...
BU DÖNEMDE BİR DE FATIMİLER'LE, VE BİLHASSA HASAN SABBAH'IN TARİKATI HAŞHAŞİLER İLE İRTİBATA GEÇTİLER.
HAŞHAŞİLER, DÜŞÜNDÜKLERİ MELANETLERİ KOLAYCA YAPABİLMEK İÇİN, BÖLGEYE HâKİM OLAN TEMPLAR ŞÖVALYELERİ’NE HARAÇ ÖDÜYORDU. ZAMAN ZAMAN DA ŞÖVALYELERİN KİRLİ İŞLERİNİ ÜSTLENİYORLARDI.
ÖZELLİKLE SUİKASTLER, GİZLİ BİR TEŞKİLAT OLAN HAŞHAŞİLER'İN UZMANLAŞTIĞI KONU İDİ.
HASAN SABBAH'IN FEDAİLERİ 1092'DE BÜYÜK SELÇUKLU BAŞVEZİRİ NİZAMÜL MÜLK'Ü ŞEHİT EDEREK SİYASİ SUİKASTLERDE ADLARINI DUYURMUŞLARDI.
ANCAK DAHA SONRA TRABLUSLU RAYMOND(1152), KONRAD MONSERRAT(1192) GİBİ HIRİSTİYAN İLERİ GELENLERİNİ ÖLDÜRMELERİ, TEMPLAR ŞÖVALYELERİ İLE OLAN İLİŞKİLERİNE, VE BU KİŞİLERİN TEMPLAR TARİKATİ TARAFINDAN İSTENMİYEN RAKİPLER OLMALARINA İŞARETTİR.
1174 SENESİNDEN SONRA KUDÜS KRALLIĞI, FİLİSTİN'DEKİ LÂTİN PRENSLİKLERİ, VE DOLAYISİYLE TEMPLAR ŞÖVALYELERİ İÇİN SIKINTILI BİR DÖNEM BAŞLADI.
ÇÜNKÜ HEM ASKERİ DEHASI, HEM DE İNSANİ MEZİYETLERİ İLE TEMAYÜZ ETMİŞ BİR TÜRK, SELAHADDİN EYYUBİ, BU TARİHTE MISIR'DAKİ FATIMİ DEVLETİ'Nİ YIKMIŞ, MISIR'LA BİRLİKTE SURİYE'Yİ DE KONTROLÜNE ALMIŞTI.
SELAHADDİN EYYÜBİ BÖLGEDEKİ HIRİSTİYAN LÂTİN KRALLIKLARIN KORKULU RÜYASI İDİ!.. BU ZAT 57 YILLIK ÖMRÜNÜN 25 YILINDA SALTANAT SÜRMÜŞ VE DEVAMLI OLARAK HAÇLILARLA MÜCADELE ETMİŞTİR.
1187 YILINDA, ARADA BARIŞ ANLAŞMASI OLMASINA RAĞMEN, KERAK PRENSİ RENAUD DE CHATILLON BİR İSLAM KERVANINA SALDIRIP YAĞMA ETTİ. BU YÜZDEN, 5 YIL SÜREN BİR SAVAŞ BAŞLADI.
SELAHADDİN, FİLİSTİN CİVARINDAKİ PEK ÇOK KALEYİ ALDIKTAN SONRA, BİR MEYDAN SAVAŞINDA KUDÜS KRALI VE YANINDAKİ KUMANDANLARI ESİR ETTİ.
KRALA İKRAM VE İTİBARDA BULUNMASINA RAĞMEN, YAPTIĞI KÖTÜLÜKLERDEN DOLAYI RENAUD DE CHATILLON İLE ONA BAĞLI KOMUTANLARIN CEZASININ ÖLÜM OLDUĞUNU BİLDİRDİ. İSLAM'I KABUL ETTİKLERİ TAKDİRDE KENDİLERİNİN SERBEST BIRAKILACAĞINI DA, BİR ALİCENAPLIK ÖRNEĞİ OLARAK AÇIKLADI. TEKLİFİ KABUL EDİLMEYİNCE DE HEPSİNİ İDAM ETTİRDİ.
SONRA KUDÜS ÜZERİNE YÜRÜDÜ. ŞEHİR, HAÇLILARIN EN MEŞHUR KUMANDANLARINDAN BALION'UN EMRİNDE DİRENMEYE KARAR VERDİ. ANCAK BİR ŞEY YAPAMIYACAKLARINI ANLAYINCA TESLİM OLMAK İÇİN ELÇİ GÖNDERDİLER.
SELAHADDİN 100 YIL KADAR ÖNCE HAÇLILAR'IN KUDÜS'Ü FETHETTİKLERİNDE YAPTIKLARINI HATIRLATARAK, "SİZ MÜSLÜMANLARA NE YAPTIYSANIZ, BEN DE SİZE AYNINI YAPACAĞIM," DİYE AND İÇMİŞTİ...
BUNA RAĞMEN, SONRADAN ÖFKESİNE HÂKİM OLDU. FİDYE ÖDEYEREK ŞEHRİ TERKETMELERİNE İZİN VERDİ. (1189)
SELAHADDİN, BU SAVAŞ SIRASINDA SALİB-ÜS SULÛBAT DİYE BİLİNEN, HIRİSTİYAN İTİKATINCA ÇOK KUTSAL SAYILAN HAÇI DA ELE GEÇİRMİŞTİ..
KUDÜS'ÜN MÜSLÜMANLAR TARAFINDAN FETHEDİLDİĞİ HABERİ AVRUPA'YA ULAŞINCA, YER YERİNDEN OYNADI. PAPA 3. URBEN'E FELÇ GELDİ. ADAM BİR SÜRE SONRA ÖLDÜ.
YERİNE GEÇEN PAPA 8. GREGUAR VE PAPA 3. CLEMAN ZAMANINDA ALMAN İMPARATORU FREDERIC BARBAROS, FRANSA KRALI PHILLIPPE AUGUSTE VE İNGİLTERE KRALI ARSLAN YUREKLİ RİŞAR BAŞTA OLMAK ÜZERE PEK ÇOK AVRUPALI ASİL VE DİN ADAMI, SİLAHA SARILDILAR. YENİ BİR HAÇLI SEFERİ BAŞLATTILAR.
ÇOK KAN DÖKÜLMESİNE, HATTA BİR ARA ARSLAN YÜREKLİ RİŞAR'IN KIZKARDEŞİNİ SELAHADDİN'İN KARDEŞİ MELİK ADİL'E VERMEYİ TEKLİF ETMESİNE RAĞMEN, HAÇLILAR BAŞARIYA ULAŞAMADILAR.
KUDÜS ARTIK BİR MÜSLÜMAN TÜRK ŞEHRİ İDİ... NE YAPILSA BOŞTU!..
TA Kİ, 1918'DEKİ ARAP İHANETİNE KADAR!.. TIPKI 1099'DAKİ FATIMİ İHANETİ İLE İLK ELDEN ÇIKIŞI GİBİ!..
HAÇLILAR VE HIRİSTİYANLAR ALEYHİNE CEREYAN EDEN BU OLAYLAR SİON TAPINAĞI'NIN KORUYUCUSU SAYILAN TEMPLAR ŞÖVALYELERİ'Nİ DE ETKİLEDİ. SAVAŞTAN SAĞ KURTULANLAR FİLİSTİN'DEKİ BİR KAÇ LÂTİN KALESİNE ÇEKİLDİLER...
BU KALELER DE 1291 YILINA KADAR BİRER BİRER MÜSLÜMANLARIN ELİNE GEÇTİ...
SONUNCUSU AKRA KALESİ İDİ. DÖNEMİN BÜYÜK ÜSTADI KALEYİ İNATLA SAVUNDU. ÇOĞU TEMPLAR SAVAŞTA ÖLDÜ. KALE DÜŞÜNCE DE SAĞ KALAN TEMPLAR ŞÖVALYELERİ KIBRIS'A GÖÇTÜLER...
NE VAR Kİ, ARTIK TEMPLAR TARİKATI'NIN VARLIĞINI SÜRDÜRMESİ İÇİN GEÇERLİ SEBEP ORTADAN KALKMIŞ GÖRÜNÜYORDU.
ÖYLE YA!... ARTIK KUTSAL TOPRAKLAR MÜSLÜMANLARIN ELİNDE İDİ. NE KUTSAL SİON TAPINAĞI (ÖYLE BİR TAPINAK ZATEN YOKTU YA), NE KUDÜS KRALLIĞI, NE KORUNACAK HAÇ YOLLARI KALMIŞTI!..
FETHEDİLECEK YERLER, HIRİSTİYANLAŞTIRILACAK İNSANLAR DA YOKTU!.. DAHA DOĞRUSU BUNA HAÇLILARIN GÜCÜ YETMİYORDU!..
BUNUN ÜZERİNE TEMPLAR ŞÖVALYELERİ DİKKATLERİNİ AVRUPA'YA ÇEVİRDİLER.
TARİKAT, VARLIK SEBEBİ ORTADAN KALKTIĞI İÇİN FESHEDİLMESİ GEREKİRKEN, GİTTİKÇE GELİŞEN BİR MENFAAT BİRLİĞİ HÜVİYETİ ALDI.
BU MENFAAT İLİŞKİSİNİ GİZLEMEK İÇİN DE, SANKİ HÂLÂ KUDÜS İÇİN FAALİYET GÖSTERİYORLARMIŞ GİBİ DAVRANMAYA DEVAM ETTİLER.
AMA KUDÜS ANCAK SİONİZM’İN KURUCUSU TEODOR HERZL'İN "PROTOKOL"ÜNE KADAR BİR EMZİK OLMAKTAN ÖTE GİTMEDİ.... PROTOKOL’ÜN İLÂNINDAN SONRA YİNE BİRİNCİ PLANA ÇIKTI. (1897)
İŞTE BUGÜNKÜ YERLİ-YABANCI BÜTÜN MASONLAR’IN "KUDÜS" DİYE, "SÜLEYMAN MABEDİ" DİYE HER TÜRLÜ RİTÜELİ ORAYA BAĞLAMALARININ ALTINDA, BU "VARLIK SEBEBİNİ YİTİRME" REALİTESİ YATAR!..
MASONLAR KUDÜS’TEN BAHSEDER AMA, ASLINDA KUDÜS ONLARI ORTAK MENFAAT ETRAFINDA BİRLEŞTİRMEK İÇİN DİLE GELEN BİR SİMGEDEN İBARETTİR!
GÖRÜLDÜĞÜ GİBİ, MASONLARIN ATALARI OLAN TEMPLAR ŞÖVALYELERİ, TÜRK VE İSLAM'A DOST OLMAK, MÜSAMAHA GÖSTERMEK NE KELİME; AMANSIZ BİRER DÜŞMAN İDİLER!.. KUDÜS'ÜN ALINDIĞI 1099 YILINDAN 1291 YILINA KADAR YÜZBİNLERCE MASUM TÜRK VE MÜSLÜMANIN KANIYLA ELLERİNİ BOYAMIŞLARDI. BÜYÜK BİR İHTİMALLE KANLI CANİ PRENS RENAUD DE CHATILLON DA, BERABERİNDEKİ ŞÖVALYELER DE TEMPLAR TARİKATI MENSUBU İDİ!..
BU GERÇEĞİ HER TÜRK MASON BİLMEK VE DAİMA HATIRLAMAK ZORUNDADIR!..
SELAHADDİN EYYÜBİ KUDÜS'Ü FETHETTİĞİNDE, TEMPLAR ŞÖVALYELERİ’NİN BÜYÜK ÜSTADI GERARD DE RIDEFORT İDİ...
SONRADAN, ONUN BU İŞTE BÜYÜK İHMALİ, HATTA İHANETİ OLDUĞU DÜŞÜNÜLDÜ.
ÇIKAN TARTIŞMA VE ANLAŞMAZLIK SONUCU, 1188'DE TEMPLAR TARİKATI İKİYE BÖLÜNDÜ... DAHA DOĞRUSU TEMPLAR ŞÖVALYELERİ'NİN ARKASINDAKİ ESAS GİZLİ CEMİYET "SİON TAPINAĞI", KENDİNİ ONLARDAN AYIRDI VE DAHA DA GİZLİ BİR HALE GELDİ.
BU OLAY "CUTTING THE ELM" (KARAAĞACIN KESİLMESİ) DİYE BİLİNİR. TÜRKİYE'DEKİ MASONLAR BUNLARI HİÇ HABERİ YOKTUR.
ÖTE YANDAN MASON VE HIRİSTİYAN TARİHÇİLER, SELHADDİN-İ EYYUBî’Yİ "KÜRT" GÖSTERMEK İÇİN BÜYÜK ÇABA HARCARLAR!.. AMAÇ KENDİLERİNİ YENENİN VE KUDÜS’Ü ELLERİNDEN ALANIN TÜRK OLMADIĞINI GÖSTERMEKTİR!.. BATILILAR, TÜRKLERE KARŞI BÜYÜK BİR AŞAĞILIK DUYGUSUYLA MÂLÛLDÜRLER!.. BUNU GİZLEMEK İÇİN DE HEP TÜRKLERİ KÜÇÜMSEMEYE ÇALIŞIRLAR!..
BİZİM KÜRT AYIRIMCILAR DA, BUNDAN YARARLANARAK "KÜRT SERDARI" DEDİKLERİ SELAHADDİN-İ EYYÜBİ'YE DE SAHİP ÇIKARLAR... HALBUKİ SELAHADDİN, SELÇUKLU TÜRK HAKANINA BAĞLI BİR BEY İDİ. ÖZ-BE-ÖZ TÜRK'TÜ!... AĞABEYİNİN ADI TURANŞAH, KARDEŞLERİNİN ADI TÜĞTEKİN VE BÖRİ İDİ!.. BUNLAR HEP TÜRK ADIDIR!.. DAYISININ ADI ŞAHABEDDİN MAHMUD BİN TÜKÜŞ İDİ!.. ANNESİNİN TÜRK OLDUĞU TÜKÜŞ ADINDAN ANLAŞILIR!.. EŞLERİNDEN BİRİ UNAR BEY'İN KIZI AMİNE TÜRK'TÜ... İKİ ENİŞTESİ DE TÜRK'TÜ!.. BİRİ UNAROĞLU SADEDDİN MESUT, DİĞERİ MUZAFFERÜDDİN GÖKBÖRÜ İDİ!... ACEM DİYARINDA YAŞAMALARINA, İSLAM ETKİSİNDE OLMALARINA RAĞMEN, ADLARI TÜRK DAMGASI TAŞIRDI!.. (DOĞU ANADOLU GERÇEĞİ, S. AHMET ARVASİ, TÜRK KÜLTÜRÜ ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ, 1983... BU KİTABIN YAZARI DA, AYIRIMCILARA GÖRE KÜRTTÜR. BİZCE ÜLKEMİZDEKİ HERKES GİBİ TÜRK'TÜR.)


KUDÜS NERE, İSKOÇYA NERE?
TÜRKİYE'DE VE DÜNYANIN BİR ÇOK YERİNDE MASONLARIN BÜYÜK KISMI "İSKOÇ RİTİ"NE BAĞLIDIRLAR.
YANİ İSKOÇ TARZI AYİN YAPAN BİRER TARİKAT HÜVİYETİNDEDİRLER.
HAA, BU ARADA BELİRTELİM, TÜRKİYE'DEN BAŞKA HİÇ BİR ÜLKEDE DE MASANIN ÜZERİNE "ÜÇ KUTSAL KİTAP" KONMAZ!.. HIRİSTİYAN MASON İNCİL KOYAR. YAHUDİ MASON TEVRAT KOYAR, DİĞERLERİNİ KİTAPTAN SAYMAZ. BİZDE İSE MÜSLÜMAN GEÇİNEN MASONLAR "MİLLİ" OLMADIKLARINDAN VE YENİ MENSUPLARA ARALARINDAKİ YABANCILARI AÇIKLAYAMADIKLARINDAN, İŞE "HÜMANİST" BİR GÖRÜNÜM VERME SAHTEKARLIĞINA SAPARLAR.
ÜST KADEMENİN HEPSİ YABANCI LOCALARDA İŞİN BÖYLE OLMADIĞINI BİLİR, AMA BASINA YAPTIKLARI HİÇ BİR AÇIKLAMADA, GAVURLARIN BİZİM DİNİMİZE SAYGI GÖSTERMEDİĞİNİ SÖYLEMEZ!
BU DA BİR BAŞKA MASON ÜÇKÂĞITÇILIĞIDIR.
KONUYA DÖNERSEK; MASONLUĞUN KÖKÜ KUDÜS'TEKİ SİON TAPINAĞI KORUYUCUSU TEMPLAR ŞÖVALYELERİ'NE DAYANIYORSA, KUDÜS ELDEN GİTTİKTEN SONRA AVRUPA'DA VE ÖZELLİKLE FRANSA'DA ÜSTLENMİŞLERSE; NASIL OLUYOR DA TA KUZEYDEN İSKOÇYA'DAN ŞİMDİKİ MASONLUK FIŞKIRMIŞ?..
SEBEP SON DERECE BASİT!...
İNGİLTERE KRALI 2. EDWARD, FRANSA KRALI 4. FİLİP'İN TALEBİNİ ÜSTÜNKÖRÜ UYGULADI ONDAN!... ÜSTELİK KENDİSİ İSKOÇYA İLE HARPTE OLDUĞUNDAN, FİLİP'İN ETKİSİ İSKOÇYA'YA ULAŞMADI. TAM TERSİNE, İSKOÇLAR TEMPLARLAR'I İNGİLİTERE KRALINA KARŞI KULLANMAK İSTEDİLER. PAPA'NIN EMİRLERİ HARP İÇİNDEKİ İSKOÇLAR'I HİÇ ETKİLEMEDİ...
BÖYLECE FRANSA'DAN VE AVRUPA'NIN DİĞER ÜLKELERİNDEN KAÇAN TEMPLAR ŞÖVALYELERİ KENDİLERİNE İSKAÇYA'DA SIĞINACAK YER BULDULAR VE VARLIKLARINI ZARAR GÖRMEDEN SÜRDÜRDÜLER...
NE KADAR SÜRDÜRDÜLER?.. TAM 400 YIL!..
JÖYLE Kİ, 1689'DA KILLIEACRANKIE SAVAŞI'NDA ÖLEN DUNDEE VİSKONTU JOHN CLAVERHOUSE'UN ÜZERİNDE TEMPLAR'IN "KIZIL HAÇ"I BULUNMUŞTU!

BAZI OLAYLAR DA TEMPLAR ŞÖVALYELERİ'NİN GİZLENMESİNİ KOLAYLAŞTIRDI...
MESELA İNGİLTERE KRALI TEMPLAR MÜLKÜNE EL KOYMUŞ, ANCAK OLDUĞU GİBİ AZİZ JOHN ŞOVALYELERİ TARİKATİ'NE BAĞIŞLAMIŞTI. TEMPLAR MENSUPLARININ BU TARİKATA SIZMALARI ZOR OLMADI...
ALMANYA, LORRAINE GİBİ YERLERDE TEMPLAR PRESEPTÖRÜ, TARİKAT MENSUPLARINA "SAKALLARINI KESMELERİNİ, NORMAL KIYAFETE BÜRÜNMELERİNİ VE HALKTAN BİRİ GİBİ DAVRANMALARINI EMRETMİŞTİ... ORALARDA DA AZİZ JOHN ŞÖVALYELERİ TARİKATİ'NE KATILDILAR...
BİR KISMI DA HOLANDA VE İSKANDİNAV ÜLKELERİNDEKİ TUTONİK ŞÖVALYELER TARİKATİ'NE GİRDİ.
PORTEKİZ'DE İSA'NIN ŞÖVALYELERİ ADINI ALDILAR. VASCO DE GAMA, "NAUTONNİER"(DENİZCİ) LAKABIYLA TANINAN PRENS HENRY, HEP İSA'NIN ŞÖVALYELERİ'NDENDİ. HATTA PRENS HENRY "BÜYÜK ÜSTAT" İDİ.
KRISTOF KOLOMB DA AMERİKA'YI KEŞFETTİĞİ DENİZ YOLCULUĞUNA (200 YIL SONRA OLMASINA RAĞMEN) KIZIL HAÇLI BİR BAYRAKLA AÇILMIŞTI.
BÖYLECE TEMPLAR ŞÖVALYELERİ KARABATAK GİBİ BİR NOKTADAN SU ALTINA DALMIŞ, DİĞER BİR NOKTADAN BAŞKA BİR ADLA ORTAYA ÇIKMIŞ, ETKİLERİNİ ESKİSİ KADAR OLMASA DA SÜRDÜRMEYE DEVAM ETMİŞLERDİR.
BU İSİM VE BİÇİM DEĞİŞTİRİŞ, BUNDAN SONRA DA DEFALARCA TEKRARLANACAK, ARTIK GİZLİ BİR ÖRGÜT OLAN BU KİŞİLER, TEHLİKEYİ GÖRÜNCE YENİ BİR KİMLİĞE BÜRÜNEREK FAALİYETLERİNİ SÜRDÜRECEKLERDİR.
DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUS, BİLDİĞİMİZ "MASON" CEMİYETİNİN BU KİMLİKLERDEN SADECE BİR TANESİ OLMASIDIR!..

MASONLUĞUN GİZLİ AMAÇLARI



MASONLUĞUN GİZLİ AMAÇLARI
Halil SAMİ

Masonluk, tarihsel yolculuğuna devam ederken, yeraltı ve yerüstü kaynaklardan beslenerek güçlenmiş tarihin dönemeçlerinde şekillenerek özde kendini korumuş ve yeraltı nehirleriyle, dünyayı bir ağ gibi sararak şebekeleşmiş ve tarihin akışına göre yönünü tayin etmiş, aynı zamanda yön vermiş , kökleri ilkçağa kadar dayanan gizli bir yapılanmadır.
Günümüzde Masonluğun , yapısını anlamak , saklı kimlikleri ortaya çıkarmak için;bu yeraltı nehrinin tarihsel akışını tarihin dönemeçlerinden geçerken yeniden yapılanmasını , değişim ve gelişim süreçlerini tespit etmek gerekir . Bunun için Masonluk tarihinde gezinip değişim ve gelişimin süreçleri içindeki farklılaşma noktalarını yakalayarak günümüz Masonluğunun kamuflajlarını kaldırmaya çalışacağız. Yine bu bağlamda masonluğun oluşum süreçlerinde zaman ve coğrafya da farklılıklar gösterdiği için genel dünya masonluğu ekseninde anlatmaya çalışacağız . Bu genel anlatımdan ve tanımlamadan sonra kendi topraklarımıza dönerek masonluğu ve masonik örgütlenmeleri ve yapıları mercek altına yatıracağız.
MASONLUĞUN ORTAYA ÇIKIŞI
Duvar  ustalarının   kurduğu    mesleki  örgütlenme;       Operatif    Masonluk
Orta çağda yapı işinin çeşitli kollarında çalışanların mesleki örgütlenmesiyle localar halinde beliren operatif masonluk üyelerine, istedikleri gibi istedikleri yerde çalışma olanakları ve ayrıcalıklar tanınıyordu. .Bu localarda bulunanlar kendilerine özgür mason diyor .( Bu yapının özünde, çıkar birlikteliği ve ayrıcalık yaratma yer almaktadır.)
Bu dönemde, yani ortaçağ Avrupa'sında Hıristiyanlığın yayılması ve devletlerin resmi dini olmasıyla, kilise ve katedral inşaatları da başlamış oldu . İ.Ö. 970-931 Kral Süleyman döneminde masonluğun ilk loca yapılanması olan Menfıs tapmağı yapımında Surlu mimar Hiram' in oluşturduğu iş örgütlenmesi ve bazı simgelerde kullanılmaya başlandı .(Hiram 'm iş örgütlenmesi olarak oluşturduğu loca yapılanması ve bu localardaki hiyerarşik düzen çırak, kalfa , üstat dereceleri günümüz Mason localarına kadar taşınmıştır. )Bu yapılanma 895-990 yılları arası İngiltere'de York kentinde bir kilise inşaatında görüldü ve bunun sonucunda Tanrıya bağlılık, mesleğe bağlılık gibi ilkeleri taşıyan York yasası ortaya çıktı .York yasası Operatif Masonluğun ortaya çıkardığı biryasadır. Burada dikkat edilmesi gereken bir husus var. Avrupa da Hıristiyanlık kabul görmüş ve devletlerin resmi dini olmuştur . İşte bu çizgide Masonluk tekrar yapılanmış ve York yasasını ortaya çıkarmıştır Dış kabuk şekillenerek Hristiyanlaşmış ve öz içeride saklanarak korunmuştur.
Operatif Masonluktan Spekülatif Masonluğa Geçiş
Bu süreç meslek dışından olanların da Mason localarına kabul edilmesiyle başlar(Kabul Edilmiş Masonlar; Her zaman toplumun seçkin , gücü ve iktidarı elinde tutan kişilerinden seçilmiştir ve masonluk her kademede ağlarını örmeye başlamıştır.) .Bu Masonluğun ilk tarihsel dönemecidir. Özgür Masonlar ve Kabul Edilmiş Masonlarla birlikte spekülatif masonluk yapılanması başlamıştır(Bu geçiş ve değişim süreçlerinde karışık düzen loca yapılanması görülmektedir) .Spekülatif Masonluk, kabul edilmişlerin artmasıyla Kabul Edilmiş Düzenli Dünya Masonluğunu sahneye çıkarmıştır. Operatif Masonluk olarak ortaya çıkan yapılanmalar zaman içinde Spekülatif Masonluğa dönüşmüşlerdir. Özgür Masonlar ve Kabul Edilmiş Masonlar yani kanşık düzen loca yapılanması ve Spekülatif Masonluğa geçiş süreci dünyanın her yerinde konumuzun başında da belirttiğimiz gibiaynı zaman içinde ortaya çıkmamıştır . Bazı Operatif Mason locaları da , loca dışı yani mevcut sistem içindeki yapılanmaları oluşmadığı için Spekülatif özelliklerini gizlemişlerdir .
IS.Yy kadar geçen süreç içersinde Kralları, soyluların Mason localarında üstat derecesinde yer aldıkları görülmektedir. Bu da Masonluğun mevcut çağ içindeki sisteme yerleştiğini göstermektedir.(İngiltere' de büyük üstatlık kral ailesinden olanlara verilirdi ve günümüzde ise hala devam etmektedir. )
Bu dönem içinde Masonluğu duvar ustalarının değil şövalyelerin ve soyluların kurduğu kabul edilir. Geleneksel yapıyla birlikte şövalye unvanları ve soyluluk simgeleri de kabul edilmiştir . ( Çünkü yöneten, krallar ve soylulardı yani güç onlarda idi ve krallarla soylularla yapı oluşturuldu, birliktelik gerçekleştirildi.) Duvar ustalarının kullandığı semboller, Hristiyan inançlarından oluşturulan kurallar ve soyluluk unvanları, masonluğun tarihsel yolculuğunda yerini almış ve yüksek dereceler sistemi ile günümüze kadar taşınmıştır.

Anderson Yönetmeliği ile Yeni Bir Dönemeç
1723 yılına gelindiğinde bu günkü ulusal Mason localarına temel olan Anderson yönetmeliği yayınlandı . Bu yönetmeliğe göre çeşitli ülkelerdeki Mason locaları kendi tüzüklerini ulusal kavram ve anlayışlara göre hazırlarken özünden ayrılmadılar . Bu özden ayrılmadan dış değişmenin nedeni, rüzgarın farklı yönden esmeye başlamasından kaynaklanıyordu. Artık dış kabuğu değiştirmenin zamanı gelmişti.Çünkü bu dönemden sonra ulusal devletlerin günümüze uzanan yapılanması ortaya çıkacaktır ki Fransız İhtilali ile ulusallık ivme kazanmıştır
Bu bağlamda diyebiliriz ki Masonluğun tarihi dönemeçlerinden biri de Anderson yönetmeliğidir . Anderson Yönetmeliği' nin ortaya koyduğu ulusal kavram ve anlayışlar çerçevesinde tüzüğüoluşturmayı benimseyen temel düşünce değişim rüzgarını yakalamanın yanında özü korumayı amaçlamıştır. Burada öz, daha sonrada Eski Yükümlülükler (1732) tüzüğü ile de bir kez daha ortaya konacak olan "Masonlar arasında dayanışma ve çıkarlardan masonların yararlanmasıdır." Anderson yönetmeliği ve Eski Yükümlülükler tüzükleri yapısal modellerini 18 yy'a taşımıştırlar. Daha öncede York Yasası ile bu dış değişim gerçekleşmiştir. York Yasası'nın ortaya çıktığı dönemde Hristiyanlık Avrupa'da yayılmış ve devletlerin resmi dini olmuştu. York yasası tanrıya ve mesleğe bağlılığı ortaya koymaktaydı. York Yasasının ortaya çıktığı dönemde ise Masonluk Operatif boyutunu yaşıyor, mesleki örgütlenme ile mesleki çıkar birlikteliğiyle yine özünü korumuş oluyordu.
Osmanlı Topraklarında Masonluk
Osmanlı topraklarında ise masonluk, III. Ahmet döneminde görülmeye başlandı. 1723'te ise düzenli biçime geçti. (Burada önemli bir nokta var. Masonluk, Anderson Yönetmeliğinin ortaya çıkışı ile York Yasasını kısmen terk ederek ulusal kayram ve anlayışları ortaya koyuyor.) Ve Osmanlı topraklarında düzenli localar açılmaya başlanıyor. Halep ve İzmir'de düzenli bir locadan izin alınarak ilk localar kuruluyor. Düzenli Localar nerede ? İskoçya locasından yani yeraltı nehrinin kaynağından izin alınıyor. Bundan sonra açılan localara ve bağlı oldukları localara bir göz atalım.
Bu localara bağlı, Hama ve Humus'ta loca, İstanbul'da Cenevre büyük locasına bağlı bir loca , 1784'te Polonya locasına bağlı İstanbul'da bir loca daha kuruluyor. 1820'den sonra bu localara bağlı İstanbul, Makedonya, Trakya, İzmir ve Suriye'de bir mason locası açılıyor. (Bu localar da Müslüman olmayanlar çoğunluktaydı.) Sırasıyla 1856-1860-1861 yıllarında İngiltere büyük locasına bağlı yeni localar kuruluyor. Bu localara, Mısırlı Prens Mustafa, Fazıl Paşa, Prens Halim Paşa, Hünkar Yaveri Mahmut Paşa, MevleviŞeyhi Ataullah Efendi, Polis Müdürü Said Mehmet gibi seçkin isimler katılıyor. Büyük paylaşım başlıyorve Fransa büyük locası da İstanbul, İzmir gibi kentlerde loca kurarak Müşir Fuad Paşa, Pertev Paşa gibi seçkin kişilerin bu kurulan localara katılmasın: sağlıyor.
1861 yılma gelindiğinde ise Mısırlı Prens Halim Paşa, Osmanlı Süryı Alisi'ni kurarak , bu locaya da Şehzade Murat (V. Murat) ve V. Murat'm kardeşleri Nureddin ve Kemaleddin Efendiler, Raşit Paşa, Fuad Paşa, Süleyman Paşa katmıştır.( Yani yönetsel gücü elinde tutanlar ve ileride iktidara gelecekler seçilmiştir.)
Daha önceleri anlattığımız gibi, mason birlikteliğinin ilk kuralı neydi? "Masonlar arasında dayanışma ve çıkarlardan masonların yararlanması" Peki İngiltere, Fransa ve Avrupa'daki diğer büyük mason locaları niye Osmanlı topraklarında loca açma gereksinimi duydu?
Çünkü, Osmanlı topraklarındaki çıkar paylaşımı bu birlikteliği doğurmuştur. Localara seçilen isimlerde yetkin isimlerdir ve bu isimler iktidara getirilecek ve büyük localardakilere diyetler ödeyeceklerdi. Bu durumda alış veriş tamamlanacak mıydı? Hayır, devam edecek seçilen yetkinler iktidarda kalabilmek için diyet ödemeye devam edecekler. Bu diyetler bağlı oldukları büyük locaların çıkarları doğrultusunda imtiyazlar olarak ödenecek; içeridekiler bu işbirliği sayesinde gücü ve iktidarı paylaşırken büyük locadakiler de çeşitli haklar ve imtiyazlar elde edecekti.
Bu kısa yorumdan sonra masonluğun Osmanlı topraklarındaki tarihi akışına ve yapılanmasına devam edelim. II. Abdüİhamit masonluğa karşıydı, bu dönemde masonluk dışarıdan şeklen durmuş izlenimi verse de, Meşrutiyetten sonra sadrazamlığa, mason olan Hakkı Paşa'nın getirilmesi bu yer altı suyunun faaliyetlerine devam ettiğini göstermektedir.
Meşrutiyetten sonra Selanik'te mason olan Türkler Hareket Ordusuyla İstanbul'a gelerek iktidarı ele aldılar . Ve Mason geleneklerine aykırı olarak yüksek şurayı oluşturarak; şuranın koruyuculuğu altında Türkiye Maşrik-i Azami ( Büyük Loca) kurdular (1909).
Bu yapılanmanın mason geleneklerine aykırı olması yani düzenli dünya masonluğundan kabul görmemesinin sebebi Büyük Locanın üstünde bir yüksek şura bulunması idi. Çünkü masonluk yapılanmasında en üst kurul büyük locadır ve locaların birbüyük locadan izin alarak kurulması gerekir daha sonra açılan bu localar büyük locayı oluşturabilirler. En az yedi mason bir loca kurar Büyük locaya da üstat seviyesindeki masonlar seçilirve bu localardada sadeceüstat seviyesindekimasonlar görev alabilir.
1909 yılında kurulan büyük locaya faaliyette olan Vefa, Şafak, Rönesans.Contitution, Vatan, Resne, Mühibbanı, Hürriyet locaları katıldı. Bu dönemde iktidar Jön Türklerin elindeydi ve rüzgar Jön Türklerden yana esmekteydi.
Anadolu'da Masonluk
Mütareke yıllarına gelindiğinde ise Büyük Üstad, İttihatçı Maliye Nazırı Cavit Bey idi. Ama rüzgarın yön değiştirmesiyle Cavit Bey istifa eder daha doğrusu devir değiştiğinden görevi İtilafçı Dr. Rıza Tevfık Bey'e devreder. Çünkü İttihat ve Terakki devrini kapatmıştır. Devir İtilafçılann devridir. Büyük Üstad Dr. Rıza Tevfık Bey'e gelince o da görevini yapmış Sevr Anlaşmasını imzalamıştır. Büyük üstat Dr.Rıza Tevfik Hilafet ve Saltanatın kaldırılmasından sonra ; Hilafet ve Saltanatı iade etmek için kurulan Hilafet-i Kübra Cemiyetinde ortaya çıkar ve Anadolu Devrimine karşı Şeyh Sait ayaklanmasında, ayaklanmanın beyni konumunda olan Şeyh Seyit Abdülkadir ile ilişkidedir . Şeyh Sait ayaklanmasının arkasında ise Lozan da görüşme dışı bırakılan daha doğrusu sonra görüşülmek üzere ertelenen Musul meselesi yatmaktadır .Yani ayaklanmanın temelinde İngiltere'nin çıkarları vardır. Musul daha sonra Ankara antlaşmasıyla Misak-i Milli dışında kalmıştır . İçerideki ve dışarıdaki bu yapıları kullanan İngiltere Musul meselesini kendi çıkarları doğrultusunda çözmüştür.
Masonluğun gerçek yüzünü gösteren , hangi amaca hizmet ettiğini ortaya koyan aynı süreç içinde yaşanan iki net ömek .
1935 yılına gelindiğinde masonluğun gerçek amacını çözümleyen Mustafa Kemal yine mason olan ve dönemin içişleri bakanı Şükrü Kaya'ya kendi elleriyle mason localarını kapattırdı. Fakat yabancı localara bağlı bazı localar çalışmalarını sürdürmüştür. Bundan sonra Türkiye'de masonluk uyku dönemine girdi. Uyku dönemi alt locaların kapatılarak Büyük Locanın faaliyetlerini askıya alması ve tekrar yapılanacakları ortamı beklemeleri anlamını taşıyor. Bu da Masonluğun varlığını sürdürebilmesi için ortaya çıkışında bu güne kadar geliştirdiği ve uyguladığı varlığını koruma sistemidir.
1948 yılına gelindiğinde uyku dönemi bitmiş ve masonlar tekrar faaliyetlerine başlamışlardır. Türkiye yüksek şurası Türk Mason Demeğini kurarak üç dereceli mason localarını faaliyete geçirmiştir. Fakat bu oluşum düzenli dünya masonluğu tarafından mason yasalarına aykırı biryapılanma olduğu için kabul görmemiştir. Devam eden süreçte Büyük Loca kurularak; Türkiye Büyük Locası (Türk Yükseltme Cemiyeti) 1964' te Iskoçya Büyük Locası 1970'de İngiltere Büyük Locası tarafından tanınmıştır. Türkiye yüksek şurası düzenli ve düzensiz olmak üzere ikiye ayrılır. Düzenli loca İskoç ritine göre çalışan Türkiye Fikir ve Kültür Derneğini oluşturur.
Tarihsel akışları içinde amaç ve yöntemlerini saptamaya çalıştığımız masonluğun, araştırmalarımız derinleştikçe bu günkü yapılarım 75 yıllık Cumhuriyet geçmişimizde oynadıkları rolleri ortaya çıkarmaya çalışacağız. Bu gün elimizde bulunan isimler netleştikçe ve bağlantıları tespit edildikçe yazmaya devam edeceğiz.
Günümüzde Masonik Yapılar
İkinci Dünya savaşından sonra masonluğun etkili gücünün farkına varan ABD kendi masonik örgütlenmesini ortaya çıkardı. Aynı zamanda da tarikatların gücünün farkına vararak yeni ve yapay tarikatları oluşturmaya kendi çıkarlarına hizmet edecek tarikatları da desteklemeye başladı . ( Nur,Moon,Taleban vb.)Rotary , Lions , Jeeys gibi masonik yapılarda örgütleyerek , bu yapıları etki alanındaki ve etki alanına almak istediği ülkelere taşıdı . Tarikatlarda Rotary Lions benzeri yapılarda masonik örgütlenmelerdir.
İlk önce bu yapılara neden masonik örgütlenme diyoruz . Kabul görmüş dünya Masonluğunun geleneksel yapısını taşımamakla birlikte aynı amaç birlikteliği ile oluşturulmuş yapılardır . İkisinde de toplumsal çıkarlar değil bireysel çıkarlar söz konusudur. Her iki oluşumunda bağlı oldukları merkezler ulusal sınırlar dışındadır. Yani ulusal ve toplumsal değerler söz konusu olmadığı halde dış giyim olarak bu kavramları kullanırlar. Amaç mevcut sistem içine yerleşerek dış merkezin isteği doğrultusunda sistemi yönlendirmek ve yönetmektir . Bu yapının ortaya çıkaracağı çıkarları da yapı içinde paylaşmak bireysel çıkar elde etmek ve güç kazanmaktır. Ve bu hedef ve amaç doğrultusunda seçilenleri mevcut sistem içine yerleştirerek devamlılığı sağlamaktır . Bunun için Rotary , Lions , Jeeys vb yapılanmalar kabul edilmiş düzenli dünya masonluğu

içinde yer almaz fakat masonik yapılardır. Bu oluşumlar aynı zamanda Masonluğun arka bahçesidir. (Bugün Lions , Leo ve Lions eşleri dernekleri ile mason yapılanmasına baktığımızda , karşımıza Büyük Loca, Loca Çırak , Kalfa ve Üstat dereceleriyle Düzenli Dünya Masonluğu içine kadınların alınmaması çıkar.)
Bu kısa anlatımdan sonra; Bugün, dünyada küreselleşme rüzgarları esmektedir ve bu tip yapılar rüzgar nereden esiyorsa o yönde hareket ettiğinden küreselleşmeden yana olması doğaldır. Burada önemli birnoktaya değinelim; masonluk, bireysel bir çıkar birlikteliğidir. Ana amaç daha öncede belirttiğimiz gibi " Kendi aralarında dayanışma ve çıkarlardan kendi üyelerinin yararlanması"Ulusal değer ve kavramlar ise sistem içine yerleşmek, kendi çıkarları doğrultusunda sistemi kullanarak yönlendirmektir. Bu yüzden de ulusal ve toplumsal çıkarlar söz konusu değildir. Küreselleşme rüzganyla ulusal yapıların sallandığı, ulusların daha bağımlı hale geldiği bu süreçte masonluk ve bu masonik örgütlenmeler de kendi yerini almıştır.. Anderson Yönetmeliği'nden kaynaklanan ulusal kavram ve anlayışlara göre yapılanan masonluk dışa karşı sadece kendini korumak için bu değerleri kendilerine kalkan olarak kullanmaktadırlar. Yani masonlar ve diğer masonik yapılar hangi ülkede oluşumlarını gerçekleştiriyorlarsa, o ülkenin ulusal kavram ve değerlerini baz alır, yönetmeliklerini de bu yönde oluştururlar.. Masonlar bizim ülkemizde de Atatürk İlkeleri'ne tüzüklerinde yer vermişlerdir. Hatta diğer Rotary, Lions, Jeeys gibi yapılar da düzenli dünya masonluğundan aldığı yeni katılanlar için düzenlenen ayinsel yemin törenlerinde Atatürk İlkeleri doğrultusunda çalışacaklarına yer vermeleri dış kabuğun oluşması ve özün korunmasına yöneliktir.

Silinmesin *T6952550267*DOSYA GÖNDERME FORMU(HUKUK)YARGITAY 20. HUKUK DAİRESİ BAŞKANLIĞINA ANKARADOSYAYA İLİŞKİN BİLGİLERMAHKEMESİKARAR TAR...