16 Aralık 2012

EY İNSANOĞLU DÜŞÜN


EY İNSANOĞLU DÜŞÜN 

Ey insanoglu düsün! Neden yaratıldın? Şu alemde neden varsın? 
Neden üstünsün?Cinlerden , Meleklerden ,Her şeyden ÜSTÜN olarak bütün alemlerde? Bütün yerler,B ütün gökler, ve Sonsuzn görünenŞu kainat, hepsi senin icin
yaratımadımı? Hepsi bir ,bir,,,,,,,VE sen en üstün değilmisin? ve sen Allah için yaratılmadınmı?Yaratılanların en güzeli sen değilmisin? Evet neden mutlu değilsin ?
Neden nefisini terbiye etme yönüne gitmiyorsun? Neden seytanın oyunlarına ve tuzaklarına boyun eğiyorsun? Neden senin yaratılaşının yegane ve tek kuderetli MELİKİ OLAN YÜCE ALLAH'ın sana farz olan emirlerini yerine getirmen için
peygamberi MUHAMMED MUSTAFA s.a.v.aracılığıyla ALLAH KELAMI KURAN-I KERİM değil..? EY insanoglu düsün! Bizlere ne zamandan beri müslümansınız diye sorduklarında dediğimiz şey Elhamdülillah KALU-BELA'dan beri müslümanız diyoruz. 
Acaba KALU-BELA günü Allah’a ne söz vermişiz ki biz o günden beri müslümanız demişiz. İşte o gün Allahu – teala bizlerden ARAF suresi 172.Ayete  MAİDE suresinin 7.Ayetlerine göre Adem oğullarını sırtlarından zürriyettlerini çıkartmış ve onların Ruhlarından RAD suresinin 21.ayetine göre Dünya hayatını yaşarken Allah’a SIRAT-I MUSTAKİM  üzerinden SEYR-Ü SÜLÜK isimli bir yoculukla VUSLAT edip Allah’a ulaşıp hidayete ermeleri hususunda bir misak almış Erenlerin hepsi ruhlarını yaşarken Allah’a ulaştırmayı dilemişler ve Allahu-teala da onların bir dileğiyle ŞUARA suresi 13. ayete göre ruhlarını kendisine ulaştırmayı garanti etmiş. Erenlerin ruhu Allah’a yaşarken erdiği için onlara eren demişiz. Allahu-teala KALU BELA günü nefsimizden de 
MÜDESSİR suresinin 38-39-40.ayetlerine göre muhtevasında bulunan hastalıklardan arınma temizlenme hususunda yemin almış Fizik bedenimizden de Allah’a kul olmak hususunda YASİN suresi 60-61. ayetlere göre  AHD almış. 
ENAM suresi 152. ayet Allah’ın ahdini ifa edin diyor. 
Allahu-teala bu sözlerimizin tümüne birden AHD Allah'ı diyor. 
 
AL-İ İMRAN suresi 76. ayette 
Allah ın AHD'ını yerine getirin buyuruyor. 
 
AL-İ İMRAN suresi 77. ayette 
 
Allah ın AHD'ini az bir değere satanların kıyamet günü hiçbir nasiplerinin olmadığı 
 
onlar için elim bir azap olduğu buyurulmuş.
 
Nebiler Sultanı Hz.Muhammed Mustafa S.A.V Efendimiz buyuruyor: 
Hiç şüphesiz Allah size emânetleri ehline teslim etmenizi 


 ALLAH a teslim etmemizi ) 

ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. 
Allah size ne güzel öğüt veriyor. 
"Şüphesiz Allah işitir ve görür" (Nisa 58). 

Ebu Dâvud, Sünnet 19, (4728). 
ALLAH bizileri kendisine kul olalim ve teslimleri gerceklesdirelim diye yarattı 
Nasılmı? birtek dilekle ALLAH`a ulaşmayı dileyecegiz 
ve Ona ellerimizi açıp dua edecegiz, Sahabeler gibi,


Sahabenin yaptığı dua: 

Bu DUA her derde devadır bütün sıkıntıarı ortadan kaldırır 
Maddi ve manevi. 

Samimi bir kalb ile okununca 
(yani kalbten icten okumak istemek lazim)defalarca tercübe edilmisdir)



BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
Ya Rabbî! Kâlu belâ'da Sana söz verdik ölmeden önce Sana ruhumuzu, fizik bedenimizi, Nefsimizi, İrademizi ulaştıracağız, teslim olacağız diye ALLAH'ım, yeryüzüne geldik, sözümüzü unuttuk. Ne olur Rabbim ölmeden önce ruhumuzu Sana ulaştır, bizleri amenû olan kullarından yap, Sıratı Mustakim üzerinde yürüyen kullardan eyle, Sen bizi Sana erdir Senin dostun yap, kalplerimizi Sana çevir, engelleri kaldır, mühürleri aç, kalbimizden ,Senin en yakın kullarından yap, tağutun elinden kurtar, yanlış ilimden bizi koru, uzaklaştır. Rabbim en çok kimi seviyorsan, onun sevgisini kalbimize ver, Rabbim acı bize nefsimizin eline bırakma, kalbimizi Sana çevir, Sana yönelt ve Seni istettir bize, kalbimize indir duamızı, Rabbim Sen herşeye kaadirsin. 

Amin Amin Amin Salâvat el fatiha.


"Evet, dediler" anlamında bir akaid ve Kur'anî terim. Bu terkiple Yüce Allah'ın insanları rubûbiyet ve ulûhiyetini tanık kılarak onlardan buna dair söz almasıyla ilgili olay kastedilir.

Bu olayla ilgili olarak Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır: "Rabbin, Âdemoğullarından, onların bellerinden zürriyetlerini almış ve onları kendilerine şahit tutarak; ‚Ben sizin Rabbiniz değil miyim?' (demişti). ‚Evet (buna) şahidiz,' dediler. Kıyamet günü: ‚Biz bundan habersizdik' demeyesiniz." (el-A'râf, 7/172).

Allah'ın insanlardan bu şekilde söz alması, Arapça telaffuzuyla "Kalu belâ" şeklinde halk arasında yaygınlaşmıştır.

Kur'ân-ı Kerim'de olay, Yahudilerden "Allah'a karşı sadece gerçeği söyleyeceklerine dair Tevrat üzerine söz alındığı" ifadesinden sonra sözkonusu edilmektedir. Böylece Allah'ın ulûhiyyet ve rubûbiyetine dair bütün insanlardan söz alınmış olduğu da hatırlatılmış olmaktadır.

Allah Teâlâ'nın insanlardan söz almış olması ne anlama gelir? Başka bir ifadeyle olay temsîlî midir, yoksa vakit midir? Gerçekten Allah insanları toplayıp onlarla âyette zikredildiği gibi karşılıklı konuşmuş mudur?

Müfessirler bu konuda iki görüş ileri sürmüşlerdir. Halef dediğimiz hicrî üçüncü asırdan sonra gelen âlimler genelde olayın temsîlî olduğunu söylemişlerdir. Şöyle ki:

Bu anlatılanlar temsilîdir. Yoksa, Allah ile ruhlar arasında böyle bir soru ve cevap olayı cereyan etmiş değildir. Ancak noksanlıklardan münezzeh yüce Allah, insanoğluna verdiği akıl ve idrak vasıtasıyla bütün kâinatın rabbı olduğunu, ayrıca birliğine delâlet eden tabiî deliller aracılığıyla yaratıklarına sanki: ‚Benim sizin rabbiniz olduğuma ve benden başka ilah bulunmadığına şehadet edin' demiş, onlar da hal lisanıyla: "Evet sen bizim rabbimizsin ve senden başka ilah yoktur, " demişlerdir. Insanların Allah tarafından mükemmel bir şekilde donatılarak bilgi ve marifet sahibi kılınmaları ve böylece Allah'ı rab olarak bilmeleri, şehâdet ve itiraf anlamındadır. Kur'ân ve Sünnette, Arapların dil üslûbunda bu şekilde sembolik anlatımlar çoktur. Meselâ Allah'ın yere hitabı, bir de onların cevap vermelerini anlatan şu âyet de böyledir: "Isteyerek veya istemeyerek (varlığa) gelin, dedi. ‚Isteyerek geldik' dediler"(Fussilet, 41/11).

Bu görüşte olanlar, "Her doğan çocuk fıtrat üzere doğar, sonra ebeveyni onu yahudileştirir veya hristiyanlaştırır veya mecûsileştirir" (Buhârî, Cenâiz, 92; Ebû Dâvud, Sünnet, 17) hadisinin de görüşlerini destekledığını söylerler (Kurtubî, el-Cami'li Ahkâmi'l-Kur'ân, Beyrut 1965, VII, 314; Mahmut Hicâzî, Furkan Tefsiri, çev. M. Keskin, Istanbul 1988, II, 365).

Selefin görüşü ise, olayın sembolik değil, hakikat üzere olduğu şeklindedir. Allah, insanların hepsini babalarının sulhlerinden çıkarıp onları amellerine göre kümelere ayırdı. Onlara insan suretini, konuşma ve düşünme kabıliyetini verdi. Sonra onlardan söz aldı ve kendilerini buna şahit tutarak bazı görüşlere göre şahit tutulanlar meleklerdir: "Ben sizin rabbiniz değil miyim?" diye sordu. Onlar da: "Evet (sen bizim rabbimizsin)" dediler. Sonra Allah; "Hesap gününde bizim bilgimiz yoktu" diyerek mazeret ileri sürmeyesiniz diye yerleri, gökleri ve babanız Adem'i bu konuda şahitlik etmeğe çağırıyorum. Benden başka ibadete layık birinin bulunmadığını iyice belleyin. Bana herhangi bir şeyi ortak koşmayın. Verdiğiz bu sözü size hatırlatacak peygamber ve kitap göndereceğim dedi. Buna bütün insanlar: "Şehadet ederiz ki, rabbimiz ve ilâhımız sadece sensin, senden başka rab ve ilah yoktur" diye cevap verdiler.

Allah, insanlardan bu ahdi aldıktan sonra onları yok etti.

Bazıları, -ki halk arasında da yaygın olan budur- insanların Allah'a bu şekilde söz vermelerinin ruhlar âleminde gerçekleştiğini söylerler. Bu görüşün hiç bir mesnedi yoktur.

Konuşmanın nasıl meydana geldiği ve meselenin incelikleri bizim için gaybtır. Gaybın nasıllığı üzerinde durulmaz. Nassların bildirdiği kadarıyla yetinmek gerekir. Aslında bu gibi meseleler üzerinde aklî değerlendirmeler yapsak bile kesin bir sonuca varmamız mümkün değildir. Ayrıca belli bir karıne bulunmadıkça nassları te'vil etmemiz, ya da temsili olduklarını söylememiz de tutarlı bir tavır değildir.

Alimler, olayın ne zaman meydana geldiği konusunda da ihtilaf etmişlerdir. Ancak temsilî olduğunu söylemeyenlerin tamamı, bu olayın Hz. Âdem hayattayken meydana geldiği konusunda ittifak etmişlerdir.

Müşriklerin çocuklarının, büluğ çağına ulaşmadan ölmeleri durumunda Cennete gireceklerini söyleyenler, "Kalu belâ" âyetini delil göstermişlerdir. Çünkü çocuklar, büluğ çağına erinceye kadar, geçmişte Allah'a verdikleri ahid üzerinedirler Ancak büluğ çağından sonra, bu ahdin artık bir etkisi kalmamaktadır (Kurtubî, a.g.e., VII, 317).

09 Aralık 2012

KİN ÖYLE BİR HASTALIKTIR Kİ.......

normal_menzil_net0000401.jpg

Gönül, O’nun nazargâhıdır, 
O’nun yeridir biliriz elbet de, ya ne diye, ne cüretle içinde öfke ve kin biriktirip kendimizi hasta ederiz?

Ani bir kızgınlık ve hiddet, bir yerde savunma ihtiyacıdır. 
Sanki madde ve mânâda nefsin ezilmesine, engellenmesine, alaya, hafife alınışına karşı, bir nefs-i müdafaa! 
Fakat yanlışa yönlendirilmiş, yanlış bir tepki.
Çünkü nefsi tanıyabilseydik-, bilebilseydik onun yanlışını doğrusunu; onu öyle kırıcı bir. tarzda savunacağımıza, tedavisi ile uğraşırdık… 
Hiddet birikirse çoğalır… çoğalıp öfke olur. 
Öfke gönle yerleşip, keskinleşir, acılar kine dönüşür.
Kinin yeri gönüldür, olmaması gereken yerdir. 
Rahman ve Rahim Allah’la, kin… yanyana gelemez.
Kitap, cennet ehlinden bahseder, o noktada 
Yaratan şöyle buyurmuştur: “Göğüslerinde kinden ne varsa söküp atmışızdır” 
Ancak ondan sonra 
“Karşı karşıya oturan kardeşler olmuşlardır.” (15/47)
 O hâlde neden bizler, cennetimizi dünya da kazanmak istemeyiz, dünyamızı cennet hâline getirmek istemeyiz? 
Ve böylece yine, aradığımız iç huzuruna kavuşabilmek varken…

Şeytandır aramıza kan kokulu kin sokan. 
Çünkü o bizi en zayıf tarafımızdan, tutar, yakalar, bırakmaz… 
ille hasta eder. 
Zayıf. Zayıflamış tarafımızdan evet, O’nun emirlerine itaat etmediğimiz zaman, evet… 
Mübarek Kur’an-ı Kerim, önce uyuşturucu ve kumarı işaret eder: 
“Şeytan; uyuşturucu ve kumara sokularak, aranıza düşmanlık ve kin yerleştirip, sizi Allah’ı anmaktan, namazdan geri çevirmek ister.
 Artık son veriyorsunuz değil mi?” (5/91)
içinde kin taşıyarak, mutluluğa eren var mıdır? 
Yahut bir nebze huzur tadan, sevilen ve seven var mıdır?

Kin, bir çirkin yara ki, kanaması hiç durmaz, oyar oyar da kişinin gönlünü…
koca koca ağaçlan oyup tüketen kurtlar gibi. 
Tükenir insan, kendine bir yük, tanışına bir yük olur. 
Kapatır gönül kapılarını Yaratan’a yabancılaşır. 
Hayata, dünyaya, insana yabancılaşır. 
Artık en yüce Veren’den yardım umamaz, dil kıpırdamaz, dualar susar. 
Yalnız kalır onca insan arasında. 
Burada yalnız olanlar, orada da yalnız olur, burada sevilmeyenler orada da sevilmezler, biliriz. 
O hâlde kin, niçin, neden?
Sevgili Yunus;
 “Biz kimseye kin tutmayız/ Düşmanımız kin bizim.” Demiş.
Yunus’un işi sevgi işi; yüzyıllar öncesinden bize uzanan bir yardım, bir umuttur o… 
Ve yolumuz sevgi yolu, sonu O’na varan; hoşgörü, bağışlama yolu.
ismi Vedud, ismi Halîm’dir, yolu bellidir,
artık kin niçin?
Cehalettir, sevgisizliktir zayıf taraflarımız, şeytanın sokulduğu, hiddettir, öfkedir, uyuşmak ve boş işlerdir.
Ah, bir silkiniverseydik, bir güzele, bir barışa açılıverseydik;
 gelirdi arkası sevgiden, 
ilimden, bilgiden, iyilik ve doğruluktan yana.
 iş, gayretde, ah, gösterebilseydik. 
Keşke gözlerimiz birbirimizin gönüllerini görmek için,
 sözümüz insan kardeşlerinize hayrı vermek için olsaydı yalnız. 
Kin size kâr getirmez, sadece bizi, bizden götürür.
Rabbim(c.c.) 
Gönlünüze huzur, versin inşallah.
Güzel arkadaşlarıma
Saygılarımla;

Bakiye Adanan hayatın adı AŞK


Bakiye Adanan hayatın adı AŞK

936521406.gif 

Sevgi bindir.

Aşk birdir.

her şeyi sevebilirsiniz.her objeyi ve subjeyi…

Ama aşık olamazsınız. 

Aşk tek kişiliktir.ve ulaşılması en zormertebedir.

ulaşılamayana,ulaşmanın mücadelesidir.İnsan,aşkı her zaman tek yönden ele alır.insanlara göre aşk;herhangi bir kişinin karşı cinsten birini sevmesi,ve onunla birleşip bir ömür yaşamasıdır.günümüzde bu tür  aşk olaylarına sık sık rastlıyoruz.Sevipte, aşık  olduğunu sanarak  evlenen birçok insan var.bu evliliklerin ilk birkaç ayı canım cicim aylarıdır.aile içindeki reel sorumluluklar başlayınca,şahısların aralarında aslında var olmayan,fakat var sandıkları aşkın da bitiş startı verilmis demektir.tv de yapılan kadın programları bunun en iyi örneği.karşı cinse hissedilen basit bir sevgidir.aşkın yanlış tanımı ve gerçek aşkın ne olduğunu bilmemek ise aşka en büyük hakarettir.Aşk dendimi aklıma,Yunus Emre gelir,Mevlana gelir,leylasını arayan mecnun gelir.Yusuf un Züleyhası gelir.bu isimler gerçek aşkı bulmak uğruna hayatlarını maşuka adamış,kendilerini dünyevi zevklerden ve nefsi isteklerden arındırmış Allah dostlarıdır.bu isimler gibi daha niceleri var.zindanlara atılan,görmedikleri işkence ve eziyet  kalmayan  bu insanlar gerçek aşkın ne olduğunu kalben bulan insanlardır.bu aşk için,kendi ölümlerine şeb-i arus diyecek kadar…20.yy aşıklarından Necip Fazıl Kısakürek bu aşk için;

 Rabbim rabbim bildim bu işin neymiş Türkçesi

Senin aşkın ateştir,ateşin gül bahçesi ….

Diyecek kadar yanmıştır.aşkına ulaşmak için ölümü o kadar yüceltmiş ve güzel anlatmıştır ki aşkına ulaşmanın en kısa yolu ölümdür. Necip Fazıl da her aşık gibi,bu aşkın bedelini cefa çekerek ödemiştir.bizlerin en büyük  hatası gerçek aşkla,yapay aşkı birbirine  karıştırmamızdır.gerçeği bakide bulmak varken,bir fanide aramak zaten mantıksızdır.
Aşkı şah damarımızda hissettiğimizde,azraili güler yüzle karşıladığımızda,ölümü kara değil de aşk diye tanımladığımızda sevgiyi ve aşkı birbirine karıştırmadığımızda,gerçeği gerçekte bulmanın adına aşk diyebileceğiz.bir nebzede olsa aşkı anlamak adına…. 

 KULA KUL OLMAK İÇİN ATILMADIK MEYDANA
BİZ YALNIZ HAKİKATE VE HAKKA SECDE EDERİZ
NASIL GİRDİYSE DAVA SAHİPLERİ ZİNDANA
BİLSİNKİ KAHPE DEVİR BİZDE ÖYLE GİRERİZ

Her şey bitmiş gibi nazlanıyorsun

 EY NEFİS! 

Sanki cennetten müjde geldi.
Cehennemden hâlâs oldun, bu ne hâl?
Hiçbir şey bitmiş değil. Ölüm vakti gelinceye kadar ibadet ve taat gerek
insana.
     
Hiçbir şey bitmiş değil.
Ne günahların için af fermanı yazıldı, ne cennetten bir muştu üveyki kondu
pencerene, ne de gaybten bir ses duydun “Kurduldun!” diye. Duysan bile
nereden biliyorsun bunların şeytanın hileleri olmadığını.

Öyleyse ne diye kibir dağlarında dolaşırsın? Niçin inmiyorsun kulluk

düzlüğüne, kalb
diyarına. Başını niçin secdeye koyup inlemezsin,

“Yâ Rabbi günahlarımı affet!” diye. 

Seni Seviyorum


Seni Seviyorum

lijn112vu3fa.gif

                 Seni seviyorum Ben kim miyim?
Hani Seni seviyorum ya,Hani gıpta ediyorum ya ashabına
               Hani Hz.Fatıma’yı anam, Hz.Hasan  Hüseyin’i kardeşim olarak görüyorum ya!             

Hani ne zaman hüzünlensem, Sen geliyorsun ya aklıma
Görmeden hayranım Ya cemaline,Kalbin kadar güzel yüzünün hayalini kuruyorum ya…
Hani ne zaman çok gülsem
Sen’in hafif kızgın bana baktığını görüyorum ya!
Hani bana diyorsun ya” Yerinde olsam, az güler çok ağlardım ” diye
Sonra nerede bir yetim görsem Sen’i buluyorum ya yanımda,Hani bana diyorsun ya “Beni istiyorsan onun başını okşa
Hani hep bir özlem var ya içimde,Hep vuslat varya hayalimde,Hani gözyaşları içinde, yeşil kubbenin resmine bakıyorum ya,Hani hayal ediyorum ya hep Efendim
Safa-Merve arasında, önümde Sen varmışsın gibi koştuğumu..
Hani uzun boylu, siyah saçlı, beyazlar içinde birine Sen diye sesleniyorum ya!Sonra adam arkasını dönünce
Senin olmadığını görüyorum da eğiyorum ya başımı,
Sevincim yerini hüzne bırakıyor ya
Hani Sana gidecek her yolcuyla selam yolluyorum ya
Sonra da selamımı almışsın gibi seviniyorum ya
Hani kalbimin bir yanı “Ümit” derken,
Bir yanı korkuyla atıyor ya
Hani Seni seviyorum Ya Efendim
Hani günahlarımı unutup, Seninde beni sevdiğini düşünüyorum ya!Duyuyorum ya “ÜMMETİ” diye seslenişini
Ne zaman bir yüzük alsam elime
Senin yüzüğün geliyor ya aklıma
Hani üzerinde Muhemmedun Resulallah yazılı olduğunu düşünüp,
Ebu Bekir ve ashabına selam yolluyorum ya,Sonra hep hayal ettim ya Efendim, arkanda namaz kıldığımı
Hani anam, babam, canım Sana feda olsun dedim ya
Hani ben varım ya…
Seni seviyorum ya…
Çok seviyorum ya..
Selat, Selam üzerine olsun Ya Resulallah…
Ben kim miyim?
1400 yıl öncesinde Selam ettin ya..
Kardeş belledin ya..
Seni seviyorum ya..…

ALLAHÜMME SALLİ ALA SEYYİDİNA MUHAMMEDİN VE ALA ALİHİVE SAHBİHİ VESSELLİM…
Alıntıdır:http://askinadilenciyim.blogcu.com/
lijn112vu3fa.gif

Aşkımın Adı


Aşkımın Adı

pic283670sy.gif
Rabbim Sen beni kendine dost seçinceye kadar yaşat

ve Aşkınla yandığım bir anda canımı al ki

ÖLÜM AŞKIMIN ADI OLSUNrosesbar.gif

Ruhum susamış suya…
Kalbim özler seni
Gözlerimi senin sevdiğin şeylere çevirdim,
Kulaklarımı seni çağıranın ülkesine bıraktım.
Ve susan bir toprak gibi bitkin kaldım.
Biliyorum, çünkü senin sevgin yasamdan iyidir,
Senin isimlerin lezzetidir dilimin,
Kalbimi senin yoluna koydum.
Ve ellerimi senin dergahına açtım.
Bundan sonra da sana gelecek, senden bekleyeceğim.
Böylece ruhum doyacak, kalbim vuslatını bulacak.
Çünkü elimde, dilimde ve kalbimde senin övgün olacak.
Seni zikrettiğim zaman, evrenin de zikrini duyuyorum.
Görüyorum ki yalan değilim.
Seni bizimle birlikte söyler alem, hem her anında.
Senin meleklerindir dualarımıza amin katan.
Ne güzel bir arzuyla ve rahmetin kokusuyla yağar yağmurlar,
Sanki senin adini çağlar.
Güneş ve ay, senin nurundan almış nasibini.
Güneş senin sevginden böyle ateş, ay böylesine mahzun.
Yıldızlardır seni müjdelerken göz kırpan.
Irmaklar senin hasretinden böyle çağlar,
Deniz bu ayrılıktan deli, böyle dalgalı…
Ve hüzünlü hep ağlamaklı…
Kuşların ümidi sen,
Bitkilerin neşesi, çiçeklerin rengi sen…
Ve insanların hiç bitmeyen duası sen!
Müminlerin kalbi sen! Rahim sen!
Sen, sonsuz aydınlıksın.
Kalplerimizin hiç batmayan güneşisin.
tüm varlığımla senin yolundayım.
Tüm kalbimle arıyorum seni.
Ne zaman sesleneceksin bana?
Günahlarımın ve isyanlarımın karanlığından mi uzaklığın?
Ama sen, sen ey Rabbim!
Adaletinle değil, merhametinle gel bana.
Tüm güzel sözlerimizi ve söyleşilerimizi katına kabul et.
Dostluğunu verdiğin insanlar, gücümüz olsun.
Bizi onların yoluna kat.
İman, sevgi ve gözyaşının duygusunu canlandır
Ve bu birlikle yeşert kalplerimizdeki ümidi ve neşeyi
Şeytanın hilelerinden uzak eyle,
Meleklerin hafifliğine kat bedenlerimizi.
Yıpranmış hislerimizin mabedinden yalvarırız sana.
Sonsuz rahmetinle yaralarımızı kapat.
Karanlıkları indirmiş olsak da biz senin beldelerine,
Nolur yalnız bırakma bizi.
Yalvarırım bizi bir an olsun bize terk etme.
Sevgin içimizde hep uyanık kalsın!
Ve biz daima seninle yaşayalım, seninle ebedi olalım!
Sevgiden öte bu Rabbim,
Sana ASIGIIM.
Sen beni, kendine dost seçinceye kadar yaşat.
Ve aşkınla yandığım bir anda canimi al,
Ki, ÖLÜM “ASKIMIN ADI”olsun
rosesbar.gif

Gül Naatı


Gül Naatı

pembe_gul.jpg

Seçilmiş ayda, kutlu günde, güzel saatte…
Bir övülmüş isim, saba yeli gibi merhametli, içten ve nüvazişkâr…
Selamlar ki şeker dudaklıların vuslatı gibi içtendir, elbette onadır. Hasretler ki âşıkların âvâzı kadar yanıktır, elbette onadır. Övgüler ki özlem sözlerince ateşli, ve arzular ki sevgililerin saçları misali uzun, ona, hep onadır. Duyuşlar ki kurtuluşun nuruyla nurlanmış yüzler gibi aydınlık, ve teselliler ki lale yanakların kadifesince yumuşak, anımsamalar ki şehitlerin “Allah! Allah!” nidası ardından atılışlarınca makbul, hep onadır, hep onadır. O ki Gül’dür, bütün mecburiyetler onadır. Bileli kendimi ben gönlümü âşık buldum.
Gönüller ki Gül’e hasret!..
Az konuşmaya ve çok sükuta vurgun… Serapa belagat ve fesahat pınarı…
Hatırımıza düştün hatırına düşür bizi. Sevdik seni, sevindir bizi. Uzaktayız yakınına vardır bizi; yandık pınarına kandır bizi. Sıcak yaz günlerinde yaş dalların titreyişi gibi yandır bizi serin kuyulardan; koyu gecenin yıldızlarına karşı uyandır bizi derin uykulardan. Gözyaşı değil nice demdir gözümüzden akan; belki eriyip biten ruhumuzdur damlayan!.. Geç kalmış aylara ve yıllara inat kadehinden içelim artık gül şarabını, çölde yitmiş çaylara ve yollara inat gerçeğinden seçelim şimdi gül serabını… Gül sözleri edelim çok çok, ve gonca sükutu az az. Gül düşleri görelim gül gecelerinde, Gül’ün aşkını derelim gül hecelerinde. Gözü sürmeli ile ağlayanın arasına gül serpelim, güle yeminler edip. Gönülleri yıkayalım gül suyuyla. Gönüldendir şikayet kimseden feryâdımız yoktur.
Gönlüm ki Gül’e hasret…
Üçüncü halin imkansızlığında… Ve kozanın amansız yırtılışında…
Cevher Gül’e düştü, mıknatıs bana, güzellik Gül’e, sevgi bana… Güzeller güzelleri severmiş ve sadıklar sadıkları… Güzelliğimi artır benim Gül’üm, ve arındır ayrık güzelliklerden sevgilerimi… Senden yüzüne bakma lezzetini isterim ve titrerim vefadan sonra ayrılığına düşme dehşetiyle. Genişlet sana indirilene yaslanmakta sinemi, ve sade kıl sensiz düşüncelerden gönül ayinemi. Bir yankı ol, ses kat sesime; bir nazar kıl can ver nefesime. Düşümde ya hayalde gel, bitirdi gerçek beni; geldir bizi her halde gel ya yanına çek beni!. Gel Efendim! Sen gelmeyince hatıra bilsen neler gelir!..
Gönül ki Gül’e hasret…
Güzellik kendisine sıfat değil ad olan… Gül olmayınca bağçeler berbad olan…
Bakışındandır başlangıcı bütün hadiselerin; ve en büyük yangın aşkının bir kıvılcımından… Dönüyorsa gökler bir yüzük halkasınca, ve dönmedeyse içinde ne varsa, kaşındandır yüzüğün, inci tanesi kaşından… İyi hal de hatırlatıyor seni bize, kötü hal de; korktuğumuzda da sevgin var içimizde, umduğumuzda da… Gözyaşlarımız gözbebeklerimizi boğazlıyor sensiz, duru şaraplar içinde zehirler yutuyoruz… Gökkuşaklarını toprağa gömenler de, nurunu ağızlarında söndürmek isteyenler de senden öte sınavlarda değiller aslında. Nefis kendini içine üflemekte daim. Gülü kendi sesinde solduranların seni beklemekle geçecektir yüzyıllar süren ömürleri. Ah bir bilseler!… Hâb–ı gaflette geçen ömrümü rü’yâ gördüm.
Gönüller ki Gül’e hasret…
Gönül ki kana boyandı, ve Gül’ün aşkına yandı…
İşte bu güvenilir kente and olsun ki… Tesellilerimiz kötürüm devinmelere mahkum sensiz Efendim, bütün ayrılıklar avuntulara, ve kendini parçalamada bütün yoksulluklar; neşterli ellerde taze yeminler kanamakta! Hayatlarımızın altına kopya kağıtları konuldu yokluğunda ve ruhlarımız şırıngalardan serpildi beyhude çoraklıklara. Sevgine tutulunca damarlarında cehennemlerin dolaştığı yıldızlardan yoksun kaldı göklerimiz. Sevgini unutalı ateşler serin ve selamet olmuyor artık; İbrahimler’i havada eller tutmuyor. Eleğimsağmalara buketlenmiş nergislerin kül kül dökülüyor toprağa. Yolunda olduklarını söyleyenler kendi elleriyle helak meyvelerini kendileri topluyorlar yamaçlarda. Ahdine ve sevgine sadık kalamadığımızdandır zoraki Meryem oruçlarına tutturulmaklığımız; nimetleri nankör ellerden dilendirilmemiz. Zamanın önündeki zalim maratonlarda yalın ayak sevgileri unutturulduk, zulme kapılandık, oyun ve oynaşa kapıldık kaldık!.. Sen bizi cevrine şâyeste bil ihsan olarak.
Aşk, bir Gül’ün adıydı…
İmdat ki seven unuttu, vefa yine sevgiliye düştü!..
Gel ey, unutma bizi!…
Seni bir seven aşkına sev hepimizi!..
Kararlıyım bu gece, bütün varlığımla seni öveceğim…
Seni sevdiğim gibi…

Güllerde Ağlar…


Güllerde Ağlar…

a_70.gif

  

Güllerinde Ağladığı Bir Zaman Vardır…!

Ama bir gül varki onun gözlerinde her zaman gözyaşı vardır.
Gceler onun gözyaşlarını kendine saklar.Ama gündüzün aydınlığında nemlenen gözleri onun hüzünlerini fısıldar.
Denizler onun gözyaşaları gibi ıslak;güneşler hüzünleri kadar sıcaktır…
Güllerin de kokmadığı bir zaman vardır…
Ama bir gül varki O’nun sevgi saçan kokusu her zaman vardır…
Kokusu sevgiden rengi hasretten bir güldür.
O kalbi kalbi hasretle yanmış ama sönmemiş,kül olmamış,kor olmuştur ve Allah adını kırmızı gül koymuştur…
Güllerinde seviştiği bir zaman vardır…
Ama bir gül varki sustuğu an bile sevgiyi yaşayan bir kalbi vardır.
O ’nun ;gülerken bile yaprağında gözyaşı vardır.
Ama o gözyaşında bile sevgiden gelen bir sıcaklık vardır.
Onun gözünde vazolara girmenin anlamı yoktur.Ama Onun hüznünü ve sevincini
Paylaştığı kır çiçekleri ile arkadaşlığı vardır..
Güllerinde uyuduğu bir zaman vardır..
Ama bir gül varki..Onun geceleri bile kapanmayan gözleri vardır.Sevgisi gece gündüz yol alır,Duası,kokusu,anbean sevdiğine varır….
Güllerinde Solduğu Bir Zaman Vardır…
Ama bir gül varki kokusu sevgilinin yüreğine işlemiştirde bu yüzden ölümsüzlük sırrına kadem basmıştır.
Ve onun mezar taşına şu sözler yazılmıştır.
Sevmeyen insan ölür ama Seven Güller solmaz onların KABR ide olmaz…!

Silinmesin *T6952550267*DOSYA GÖNDERME FORMU(HUKUK)YARGITAY 20. HUKUK DAİRESİ BAŞKANLIĞINA ANKARADOSYAYA İLİŞKİN BİLGİLERMAHKEMESİKARAR TAR...