08 Mayıs 2018

Motivasyonunuzu yükseltmenizi sağlayacak 10 etkili taktik



Motivasyonunuzu yükseltmenizi sağlayacak 
10 etkili taktik
Bu yazımızda motivasyonun kısa bir tanımını yapacak 
ve ardından sosyal iletişim uzmanlarının 
10 etkili motivasyon arttırma yöntemini sizlerle paylaşacağız.
Sunacağımız bilgilerin günlük hayatta okurlarımızın 
hayatını olumlu yönde etkileyeceğini düşünüyoruz. 
Çünkü motivasyona sahip olmanın tüm yaşamımızı 
anlamlı ve güzel kaldığının bilincindeyiz.
Umarız ki uzman görüşleri 
değerli okurlarımıza yol gösterecektir.

Motivasyon nedir?


“bir şeyi yapmak için kendisinde güç ve istek bulmak” demektir. 
Daha doğrusu motivasyon 
“yaşama aktif olarak katılmak ve pratik olarak 
kendi yaşamının sahibi olabilmek”tir.
Motivasyon kişiyi durağanlıktan kurtarır ve onu harekete geçirir. 
Böylece kişinin aktif olarak kendi yaşamının sahibi olmasını sağlar.
Motivasyon sahibi bir insan neyi, niçin yaptığını bilir. 
Üşengeçlik, yorgunluk hissetmez. 
Yaptığı eylemlerin bilincinde olduğu için 
gereksiz pişmanlıklar duymaz.
Motivasyon kişinin üretici olmasını sağlar. 
Böylece motivasyon sahibi şahıs 
daha iyi bir ekonomik yaşama ve daha mutlu bir hayata kavuşur. 
Bu yönüyle 
motivasyon sadece psikolojik bir algılama değil 
bizzat yaşamı anlamlı ve etkili sürdürebilmenin anahtarıdır.
Motivasyon sadece kişileri harekete geçirmekle yetinmez. 
Aynı zamanda yapılan işlerde kararlıca direnmeyi de sağlar. 
Böylece motivasyon sadece bir işaret fişeği olmanın ötesinde anlamlar yüklenir. 
Hatta denilebilir ki motivasyon sayesinde 
kişi geleceğini de garanti altına almış olur.
Peki hayatınızda bu kadar önemli bir yere sahip olan 
motivasyonu artırmak için neler yapılmalıdır? 
Bu hususta uzmanlar yüzlerce madde sıralıyorlar. 
Yani motivasyonun nasıl kazanılacağı hususu bir sır değil. 
Üstelik motivasyon doğuştan gelen bir yetenek ya da özellik de değil. 
Kişinin yaşı, cinsiyeti, eğitim durumu ne olursa olsun 
insan her zaman motivasyon kazanma yöntemlerini öğrenebilir. 
Yeter ki "karar verebilsin."
İşte bu yazımızda motivasyonlarını arttırmaya karar vermiş 
okullarımıza 10 harika taktik sunuyoruz.

Motivasyon arttırma yöntemleri 1


Asla ertelemeyin!
Bir şey size mantıklı geliyorsa ve onu yapmak 
hayatınızı güzelleştirecekse sakın daha sonra demeyin. 
Çünkü ertelemek yapmamanın diğer adıdır.
Motivasyonu arttırmanın en etkili yolu bizzat eyleme geçmektir. 
Harekete geçmedikçe hareketli bir yaşamın nimetlerinin farkına varamazsınız. 
Durağanlık yavaş yavaş ölmekten başka bir şey değildir. 
Oysa yaşamın kendisi her an yeniden doğmaktır.
Motivasyon arttırma yöntemleri 2

Sadece aptallar her zaman mutludur!
Hayat her zaman size gülen yüzünü göstermeyecektir. 
Yaşam, acı tarafları da tatlı tarafları da olan 
bir tiyatro oyununa benzer. 
Bu yaşamda her zaman size “mutlu prens”i oynama rolü düşmez. 
Bazen hayat acılarıyla da size kendisini gösterecektir.
Önemli olan şey hayatı iyi günde de kötü günde de sahiplenmektir. 
Böylesi durumlarda bize düşen görev yaşamın getirdiği 
her şeye hazırlıklı olmak ve hayat karşısındaki 
güçlü tavrınızdan asla ödün vermemektir.
Motivasyon arttırma yöntemleri 3

Düzenli, planlı, programlı...
Motivasyonunuzu arttırmak istiyorsanız 
hayatınızı düzenli ve tertipli bir hale getirmelisiniz.
Düzen ve tertipten kastımız eski yaşamınızı 
tamamen terk edip yepyeni bir yaşama kavuşmanız değildir. 
Elbette ki amaç her zaman güzel bir yaşamın sahibi olmaktır. 
Ancak bu istek bir çırpıda gerçekleşmeyecektir.
Size tavsiyemiz günlük yaşamınızdaki 
küçük değişimlerden başlayarak tertipli 
ve düzenli bir hayatı oluşturmaya başlamanızdır.
Kıyafetlerinizi tertipli​ düzenli bırakın, 
işyerinizdeki masanız dağınık olmasın, 
her zaman şık ve temiz olmaya gayret etmelisiniz, 
paranızı nereye ve nasıl harcadığınız takip etmelisiniz...
Burada sıraladıklarımıza benzer basit düzenlemelerle 
bir süre sonra aslında yaşamınızı ciddi biçimde 
değiştirebildiğinizin farkına varacak ve böylece kolayca 
özgüven sahibiolabileceksiniz.
Motivasyon arttırma yöntemleri 4

Biraz bencillik her zaman işe yarar!
Kültürümüzde maalesef kişilerin kendilerini düşünmeleri 
"bencillik, egoizm" gibi kelimelerle tabir edilip 
çok olumsuz karşılanmıştır. 
Halbuki sağlıklı bir kişiliğin gelişimi için 
bencillik olmazsa olmaz özelliklerden biridir.
Kendisini seven insan başkasını da sever. 
Eğer bir insan kendisini başkasının uğruna feda ediyorsa 
bilinmelidir ki günü gelince o insan da feda edilebilecektir. 
Yani normalden fazla fedakarlık göstermek 
aslında sevginin değil psikolojik rahatsızlığın dışavurumudur.
İşte bu gerçekten hareketle kendinizi sevmeyi 
hatta biraz bencillik yapmayı öğrenmelisiniz. 
Çünkü yaşamınızın merkezinde yine siz varsınız. 
İşte tam da bu nedenle siz yaşamınızdaki en değerli varlıksınız.
Motivasyon arttırma yöntemleri 5

Sorunları basitleştirin, 
çözüm alternatiflerini zenginleştirin!
Başınıza gelen sorunları basit ve özetleyici ifadelerle tanımlayın. 
Bu tavır sorunları net biçimde tespit etmenize yardım edecektir. 
Kendi kendinizle kolayca hesaplaşabilecek 
ve meselenin özünü hemen yakalayabileceksiniz.
Mesela maddi sorunlarınızı tanımlarken 
sadece "Paraya ihtiyacım var." deyin. 
Bir adam hakkında şüpheleriniz varsa 
"Ona hiç güvenmiyorum." biçiminde net tespitler yapın. 
Bu tarzdaki yaklaşımlarınız hayatı sağlıklı biçimde 
algılamanızı kolaylaştıracaktır.
Ancak iş, çözüm yollarını bulmaya gelince 
bu kadar kestirmeci ve özetleyici olmamalısınız. 
Sorunlarınıza çözüm yolları bulurken 
her türlü seçeneği göz önünde bulundurmalısınız.
Mesela maddi sorunlarla ilgili bir problemi çözmek için 
elimizdeki tüm imkanları değerlendirmeli, 
gelir kaynaklarınızın hepsini göz önünde bulundurmalı 
ve alacağınız önlemler konusunda 
sistemli bir çalışma yapmalısınız.
Motivasyon arttırma yöntemleri 6

Yeni hobiler denemek cesaretinizi arttıracaktır!
Bir kişiyi yaşama bağlayan en önemli şeylerden birisi de hobilerdir. 
Çünkü hobiler zevkle yaptığımız etkinliklerdir. 
Hobilerimizi yerine getirirken hem eğlenir 
hem de hayata dair yeni şeyler öğreniriz.
İşte tam da bu nedenle hobiler en iyi eğitim araçlarıdır.
Motivasyonunuzu arttırmak istiyorsanız 
daha önceden yapmak istediğiniz 
ancak çeşitli sebeplerle denemediğimiz 
hobilerinizi hemen uygulamaya başlayın. 
Eğer siz bu hobileri yürütürken 
başarılı olduğunuz hissine kapılırsınız 
kendinize müthiş bir güven duyacak 
ve motivasyonunuzu arttıracaksınız.

Motivasyon arttırma yöntemleri 7


Fikir alışverişinde bulunun ama...
Önemli kararlar verirken ailenize ve arkadaşlarınıza danışın. 
Çünkü başkalarına danışmak her zaman ufkumuzu genişletir. 
Danışma kültürü ile bizim göremediğimiz 
fakat başkalarının görüp bize gösterdiği 
farklı bakış açılarını yakalama şansımız olur.
Danışma yoluyla karar vermek çoğu zaman rahatlıktır. 
Kişi başkalarının fikri ile hareket ettiği zaman 
gerilimden kurtulur ve üzerindeki sorumluluğu hafifletir.
Ancak başkalarına danışarak karar vermek 
asla motivasyonunuzu ve özgüveninizi arttırmaz. 
Eğer motivasyon sahibi bir birey olmak istiyorsanız 
hayatınıza dair önemli kararları kendiniz almalısınız.
Bu konuda “başka insanlara danışmayı alışkanlık haline getirmek 
ancak son kararı kendisi verebilmeyi öğrenmek” 
büyük önem taşımaktadır.
Motivasyon arttırma yöntemleri 8

Sevin ve kızın!
Duygularınıza ket vurarak zihinsel ve irade yönüyle ileri aşamalara ulaşmanız mümkün değildir. 
Bu nedenle duygularınızı serbest bırakmayı öğrenmelisiniz. 
Yani kalbinizin sesine kulak vererek yaşamayı bilmelisiniz.
Hem sevgide hem de nefrette 
bütün açık yürekliliğinizle kendinizi ortaya koymayı bilmelisiniz. 
Sevginizi de nefretinizi de muhataplarınıza yansıtmalısınız.
Duygusal yoğunluğunuzu içe gömmek yerine 
dışa yansıtırsanız bir süre sonra 
hayata karşı eskisinden çok daha cesur 
davranabildiğinizi fark edeceksiniz.
Motivasyon arttırma yöntemleri 9

Dinlenmeyi bilmelisiniz!
Motivasyon kazanmak için etkili dinlenme yollarını bilmelisiniz. 
Çünkü dinlenme sadece bedeni rahatlatma 
ve fiziksel olarak vücudu tekrar canlandırma değildir.
İnsan her şeyden önce ruhsal olarak dinlenmeye ihtiyaç duyar.
En büyük başarılara imza atan insanların 
aktif olarak dinlenmeyi bildikleri hatta 
hayatlarının belli dönemlerinde 
aylaklık yaptıkları bilinen bir gerçektir.
Dinlenmenin yanı sıra iyi beslenmek, 
düzenli biçimde spor yapmak 
ve sağlıklı bir uyku düzenine sahip olmak da 
motivasyonu arttıran diğer unsurlardır.
Motivasyon arttırma yöntemleri 10

Her zaman öğrenci...
Motivasyon arttırma çalışmaları da 
diğer tüm kişilik geliştirme çalışmaları gibi bir eğitim sürecidir. 
Bu nedenle konu hakkında her zaman meraklı bir öğrenci olmak 
ve asla öğrenmekten vazgeçmemek gerekir.
İşte tam da bu noktada motivasyon 
ve özgüven konusunda başarılı bir eser 
tavsiye ederek yazımızı noktalamak istiyoruz.
Özgüvenin Dinamikleri
 adlı eğitim seti ile siz de yepyeni bir kişiliğe sahip olabilir 
ve mutlu bir yaşamın kapılarını aralayabilirsiniz.

07 Mayıs 2018

Altın Oran Nerelerde Kullanılır

Altın Oran Nerelerde Kullanılır

Altın oran, genel olarak bir bütünün onu oluşturan parçaları ile arasındaki uyumu yansıttığı için estetik cerrahi, tıp, sanat, mimari, teknik, bilim gibi bir çok farklı alanda yararlanılan sayısal ve geometrik değerler bütünüdür. Temel olarak iki parçanın rakamsal ve ya şekilsel açıdan toplamının bir sonraki parçayı oluşturması prensibine dayanır. Bu prensiple uyumlu Fibonacci dizini altın orana verilebilecek en iyi örneklerden biridir. Bu sayısal dizilime göre art arda gelen iki sayı toplandığında bir sonraki sayının kendisini vermelidir. Örneğin; 2, 3, 5, 8, 13, 21 gibi. Bu şekilde ilerleyen bir sıralamada ortaya çıkan fark her zaman 1,618'dir ve bu fark altın oran olarak değerlendirilir. 

Altın oran nerelerde kullanılır?

İlk olarak Mısırlılar tarafından Piramitlerin yapımında kullanıldığı düşünülen altın oran daha sonraları Yunanlılar tarafından Antik Dönem heykellerinin yapımında kullanılmıştır. Keops Piramidi incelendiğinde zeminde yer alan kare büyüklüğünde bir daire çizildiğinde bu dairenin piramidin yandan bakıldığında oluşan üçgen ile aynı büyüklükte olduğu farkedilecektir. Yunanlılarda ise tanrı heykellerinin daha gerçekçi olabilmesi için vücut parçalarının aralarındaki farklar için altın oran benzeri bir parametreden yararlanılmıştır. Rönesans döneminde tabloların gerçeğe daha yakın olabilmesi için başta "altın oran" tabirini ilk kullanan kişi Leonardo da Vinci başta olmak üzere bir çok sanatçı eserlerinde altın orandan yararlanmıştır. Hem sanatsal hem de teknik açıdan 

Rönesans Dönemi'nin en bilinen eserlerinden biri olan Vitruvius Adamı altın oranı net bir şekilde açıklayan ilk eserlerden biridir aynı zamanda. Kolları kapalı ve açık olmak üzere iç içe geçmiş iki ayrı şekilde çizilen çıplak bir adamın doğa ve şekillerle olan uyumu, kendi uzuvları arasındaki oranları vurgulayan bu çizim oranlar kanunu ya da insanın oranları olarak da bilinmektedir. Zaman içerisinde matematik ve geometriye de dahil olan bu oran Fibonacci Dizini, Kepler Üçgeni gibi sayısal değerlerde, geometrik şekillerde de görülmeye başlanmıştır. Her ne kadar İtalyan matematikçi Fibonacci'nin bu dizilimi oluştururken altın oran farkı olarak bilinen 1,618 sayısından haberdar olup, olmadığı tam anlamıyla bilinmese.de bugün artık altın oran densiğinde ilk akla gelen keşiflerden biri Fibonacci dizinidir.
Altın Oran Nerelerde Kullanılır

Kepler üçgeni de aynı büyüklükteki iki üçgenin birleştirilmesiyle oluşan diğer üçgenin birebir büyüklükte başka bir üçgenle birleşerek bir sonraki üçgeni oluşturması kuralına dayanır. Bu durum üçgenlerin uç noktalarının içten dışa birleştirilmesiyle birlikfe bize altın oranın önemli bir simgesi olan spiral şeklini verir. Aynı mantıkla oluşturulmuş altın dikdörtgen, beşgen ve yıldız şekilleri de mevcuttur. Örneğin; Pentagram olarak anılan, içinden çizgiler geçen yıldız biçimi altın oranla uyumlu olmakla birlikte bir çok inanışta kutsal olarak kabul edilmekte, uğur getirdiğine inanılmaktadır. Altın dikdörtgen de tıpkı Kepler üçgenindeki prensiplere uygun oluşturulmuş bir diğer geometrik şekildir. 

Bunların dışında özellikle yüzdeki dengeli görüntüyü oluşturan detaylarda da altın oran mevcuttur. Örneğin; Dudak çizgisinin bittiği noktalarla göz bebekleri aynı çizgiden geçtiğinde ve oluşan bu karenin tam ortasında burun ucu yer aldığında bu durum estetik açıdan dengeli bir görüntüyü ve altın oranı ifade eder. Aynı şekilde insan vücusunun çeşitli bölgelerinde de yine bu orana benzer oranlar bulunmaktadır. Parmak boğumlarında, el ve kollarda, bacaklarda, baş ve omuz kısmında altın oranlar söz konusudur. 

Ayrıca uzay boşluğunda, DNA'da, papatya, eğrelti otu gibi bitkilerde, salyangoz, tavşan gibi havyanlarda da altın oranı yansıtan detaylar mevcuttur. Doğanın güzellik ve estetik ölçütü olarak bilinen bu oran hayvan kabuklarında, mikrobik canlılar da dahi görülürken doğada çeşitli canlılarda ve alanlarda rastlanan spiral şekli insanlar tarafından çok farklı amaçlar için kullanılabilmektedir. Örneğin; altın orana uygun bir spiral şeklinin merkezi fotoğrafçılıkta merceğin asıl merkezi olarak kabul edilmektedir.  Altın oran endüstriyel tasarım açısından da önemli bir değerdir. Ev gereçlerinden, otomotiv sektörüne kadar pek çok farklı alanda modern bir görünüm elde etmek için kullanılan kıvrım ve eğimler için bu orandan yararlanılır. 

Keşfedildiği dönemlerden itibaren sırasıyla mimari, sanat, matematik ve geometri, tıp, farklı bilim dalları, inançlar ve daha pek çok alanda kullanılan, yararlanılan altın oran günümüzde de değerini yitirmemiş, hala bir çok alanda faydalanılan "ilahi oran" olarak da tanımlanan bir değerdir. 

Altın Oran Nasıl Hesaplanır

Altın oran nasıl hesaplanır, konusunun geçmişine bakmak gerekirse Eski Mısırlı ve Yunanlıların keşfettiği, mimari ve sanatta kullanılan, en verimli matematiksel verileri verdiğine inanılan ve bir bütünün parçaları arasında rahatlıkla gözlemlenebilen sayısal bir oran bağıntısıdır. Altın Oran'a göre, bir doğru parçasının uygun biçimde iki eşit parçaya bölünmesi gereken durumlarda, parçanın bölünmesi tam olarak hesaplanmalı, küçük parçanın büyük parçaya olan oranı ile büyük parçanın tüm doğruya olan oranıyla eşit olmalıdır.

İnsan Vücudunda Altın Oranın Hesaplaması
Altın oran değerlerine uyumlu ve vücudun değişik boşluklarındaki uygun ideal orantı olarak hesaplanmaktadır. Matematik ve fizikte ezelden beri var olan altın oranın hesabının ne zaman keşfedildiği tarih kaynaklarında tam olarak bilinmemektedir. Yalnızca her zaman yeniden keşfedilebilirliği söylenmektedir. Vücudumuzda altın oranıyla hesaplanan boşlukların oranlarına örnek vermemiz gerekirse;

  • Omuz hizasından başucuna kadar olan mesafe; kafa boyundaki mesafe,
  • Parmak uçları- dirsek arası, el bileği- dirsek arasındaki mesafe,
  • Göbek- başucu arası mesafe- omuz hizasından başucuna kadar olan mesafe,
  • Göbek- diz arası, diz ayakucu arasındaki mesafe
olarak belirtilmektedir.
İnsan Yüzündeki Altın Oranı Nasıl Hesaplanmaktadır?
Bilim adamları ve sanatkârların ortak görüşle özel hesaplamalarla belirttikleri insan yüzünde de altın oran hesaplamaları mevcuttur.
Altın Oran Nasıl Hesaplanır

Bu hesaplamalar ideal insan yüzü temel alınarak hesaplanır ve ortak görüş olarak kabul edilir.
Ağız yapısında iki dişin birbirine olan mesafesi altın oranla hesaplanmaktadır. Diş hekimlerinin bu altın oranı bilerek diş yapısına yapılacak protez diş vs. gibi yapıları hesaplanmasında yardımcı olmaktadır. Çene yapısında ön iki dişin toplamının oranı diğer dişlerinin boylarının oranıyla bağlantısını vermektedir.
İnsanın vücudunun tamamında altın oranla hesaplanabilecek bölgelere örnek vermemiz gerekirse;
  • Ağız boyu- Burun genişliği altın oranını,
  • Yüz boyu- Yüzün genişliği altın oranını,
  • Burun genişliği- Burun delikleri altın oranını,
  • Dudak- kaşların birleşim yeri arası- Burun boyu altın oranını,
  • Göz bebekleri arası- kaşlar arası altın oranını vermektedir.
Elinizi havaya kaldırdığınızda parmak boyuna baktığınızda, parmakların elinize olan altın oranını gözlemleyebilirsiniz. Parmaklarınızda bulunan üç boğumdaki bir boğumun mesafesinin diğer boğumlara olan oranı da altın oranı vermektedir. Yalnız bu hesaplama başparmak dışındaki parmaklar için geçerlidir. Ve yine elinizdeki serçe parmakla, başparmak boylarının altın orana sabit olduğunu görebilirsiniz.
Tüm bu hesaplamalar belirtildiği üzere normal insan standartlarındaki ölçümlere dayalı olarak tespit edilmektedir. Normal insan metabolizmasından farklı olarak dünyaya gelen bireylerin vücut ölçüleri standart dışındadır ve altın oranla hesaplanmamaktadır.

Altın Oran Hesaplama

Altın Oran Hesaplama; Eski Mısırlı ve Yunanlıların keşfettiği, mimari ve sanatta kullanılan en verimli matematiksel değerleri verdiğine inanılan ve bir bütünün parçaları arasında kolaylıkla görülebilen sayısal bir oran bağıntısıdır. Altın orana göre, bir doğru parçasının iki eşit parçaya bölünmesi gereken durumlarda parçanın bölünmesi tam olarak ayarlanmalı, küçük parçanın, büyük parçaya olan oranıyla büyük parçanın tüm doğruya olan oranı eşit olmalıdır.
İnsan Vücudunda Altın Oran Hesaplama,
  •  Omuz hizasından başucuna kadar olan mesafe;kafa uzunluğu mesafe,
  •  Parmak uçları-dirsek arası, el bileği-dirsek arası mesafe,
  •  Göbek-başucu arası mesafe-omuz hizasından başucuna kadar olan mesafe,
  •  Göbek-diz arası, diz ayakucu arasındaki mesafe olarak hesaplanır.
İnsanın vücudunun tamamında altın oranla hesaplanan bölgelere örnek:
  • Ağız boyu-burun genişliği altın oranı.
  • Yüz boyu-yüzün genişliği altın oranı.
  • Burun genişliği- burun delikleri altın oranı.<
    Altın Oran Hesaplama
  • Dudak- kaşların birleşim yeri arası -burun boyu altın oranı.
  • Göz bebekleri arası-kaşlar arası altın oranını verir.
Altın oran hesaplama;

Elimizi havaya kaldırıp parmak boyuna baktığımız zaman, parmakların elimize olan altın oranını gözlemleyebiliriz. Parmaklarımızda bulunan 3 boğumdan her birinin mesafesi diğer boğumlara olan altın oranını verir. Yalnız bu hesaplama baş parmak dışındaki parmaklar için geçerlidir. Yaradan insan oğlunu öyle güzel bir uyum içinde yaratmış ki elimizdeki serçe parmakla, baş parmağın boylarının altın orana sabit olduğunu görebiliriz. Tüm bu hesaplamalar normal insan metabolizması için geçerlidir. Nadiren de olsa normal insan metabolizmasından farkı olarak dünyaya gelen insanlar için geçerli değildir. Yüce yaradan insan oğlunu ve kainattaki tüm varlıkları çok güzel bir uyum içinde  yaratmıştır. Altın oran insanlarda olduğu gibi bitkilerde de çok muntazam bir şekilde kullanmıştır.

Altın Oran Hesaplama

Altın Oran Hesaplama; Eski Mısırlı ve Yunanlıların keşfettiği, mimari ve sanatta kullanılan en verimli matematiksel değerleri verdiğine inanılan ve bir bütünün parçaları arasında kolaylıkla görülebilen sayısal bir oran bağıntısıdır. Altın orana göre, bir doğru parçasının iki eşit parçaya bölünmesi gereken durumlarda parçanın bölünmesi tam olarak ayarlanmalı, küçük parçanın, büyük parçaya olan oranıyla büyük parçanın tüm doğruya olan oranı eşit olmalıdır.
İnsan Vücudunda Altın Oran Hesaplama,
  •  Omuz hizasından başucuna kadar olan mesafe;kafa uzunluğu mesafe,
  •  Parmak uçları-dirsek arası, el bileği-dirsek arası mesafe,
  •  Göbek-başucu arası mesafe-omuz hizasından başucuna kadar olan mesafe,
  •  Göbek-diz arası, diz ayakucu arasındaki mesafe olarak hesaplanır.
İnsanın vücudunun tamamında altın oranla hesaplanan bölgelere örnek:
  • Ağız boyu-burun genişliği altın oranı.
  • Yüz boyu-yüzün genişliği altın oranı.
  • Burun genişliği- burun delikleri altın oranı.<
    Altın Oran Hesaplama
  • Dudak- kaşların birleşim yeri arası -burun boyu altın oranı.
  • Göz bebekleri arası-kaşlar arası altın oranını verir.
Altın oran hesaplama;

Elimizi havaya kaldırıp parmak boyuna baktığımız zaman, parmakların elimize olan altın oranını gözlemleyebiliriz. Parmaklarımızda bulunan 3 boğumdan her birinin mesafesi diğer boğumlara olan altın oranını verir. Yalnız bu hesaplama baş parmak dışındaki parmaklar için geçerlidir. Yaradan insan oğlunu öyle güzel bir uyum içinde yaratmış ki elimizdeki serçe parmakla, baş parmağın boylarının altın orana sabit olduğunu görebiliriz. Tüm bu hesaplamalar normal insan metabolizması için geçerlidir. Nadiren de olsa normal insan metabolizmasından farkı olarak dünyaya gelen insanlar için geçerli değildir. Yüce yaradan insan oğlunu ve kainattaki tüm varlıkları çok güzel bir uyum içinde  yaratmıştır. Altın oran insanlarda olduğu gibi bitkilerde de çok muntazam bir şekilde kullanmıştır.

Dünyanın Altın Oran Noktası

Dünyanın altın oran noktası, Dünyanın altın oranı merkezi Mekke'dir bu iddia güçlü bir iddia olduğu kadar bilimsel açıdan çok kuvvetli delillere sahiptir. İnsanlar dini inanış ve kabullerden ziyade bilimsel veriler ve ispat istemektedirler. Dünyanın altın oranı matematik ve sanat alanında, bir bütünün parçaları arasında gözlemlenen uyum açısından etkin boyutları verdiği düşünülen geometrik ve sayısal bir oranla bağlantısı olduğu bilinir. Eski çağlarda mısırlılar ve yunanlılar tarafından sanatta ve mimaride kullanılan bu altın oranı uygun biçimde bölünmek istenilen bir doğru parçasının uygun şekilde iki parçaya ayırmak gerektiğinde kullanılır. Bu doğru öyle bir noktadan bölünmelidir ki büyük parçanın küçük parçaya oranı bütün doğru oranına eşit olmalıdır. Bu oran doğal olan ve gözümüze mükemmel görülen her şeyde karşımıza çıkmaktadır. İşte bu oran pi (n) sayısı gibi irrasyonel sayı olmakla birlikte ondalık sistemde yazılışı 1,618033...'tür bu oranın kısa hali ise "(1+V5)2'dir. İnsan vücudunun hemen hemen her yerinde altın oranı bulunur. İnsan vücudundaki parmak boğumları buna en güzel örnektir. İnsanların kalp atışlarında DNA'nın en ve boy oranlarında bu oran mevcuttur. Göze güzel görünen kişilerin vücutları yüzleri daima altın oranına uyar. Altın oranın tarihte ilk ne zaman ilk ne zaman keşfedildiği tam olarak bilinmemektedir. Lakin tarih boyunca bir çok defa yeniden keşfedilmiş olasılığı yüksektir. Mısırlılar Keops Piramidinin tasarımında pi oranın ve altın oranını kullanmışlardır. Eserlerinde sürekli olarak bu orana bağlı kalan Leonardo Da Vinci mükemmeli yakalamıştır. Bu oranı sürekli kullanan Leonardo Da Vinci altın oran cetvelini icat etmiştir.

Dünyanın altın oran noktası Mekke, Mekke şehrinin kuzey kutup noktasına olan uzaklığı (7.631,68 km) ile güney kutup noktasın olan uzaklığının (12.348.32 km) oranı tam olarak 1.618 sayısını verir. Bu oran altın oranıdır. Ayrıca günümüzde tüm dünyanın ortak yer belirleme yeri olan enlem boylam haritasına göre Mekke'nin gün dönümü çizgisini doğu uzaklığı ile batı uzaklığı birbirine altın oranını vermektedir. Günümüzdeki tüm harita sistemlerinde bu nokta Mekke şehri sınırlarına çıkmaz. Kabeyi içine alan Mescid-i Haram bölgesi içerisinde kalır. Bunu sizde Google Earth programı ile hesap makinesi yardımıyla kendiniz test edebilirsiniz. Yapılan araştırmalar gösteriyor ki deniz yerine karaya düşümü açısından Dünyanın altın oran noktası Mekke'dir.
Dünyanın Altın Oran Noktası

İslam dininin kutsal kitabı Kur'an-ı Kerim'de Mekke'nin kutsallığından bahseden tek bir ayet bulunur. Bu ayet Al-i İmran suresi 96. ayet'tir. Ayet toplam 47 harften oluşmakta ve sadece tek bir yerinde Mekke ismi geçmektedir. Bu kelime dahil ayetin başından itibaren 96 harf vardır. İşlem yapıldığında altın oranı ortaya çıkar. 1 harf eksik veya fazla olsa bu oran oluşmaz. Kur'an-ı Kerim'de geçen bu oran tesadüf olamaz. Dünyada yaşayan en küçük yapılardan biri olan DNA'da, insan uzuvlarında, deniz kabuklarında saymakla bitiremeyeceğimiz en küçük varlıktan en büyük varlığa kadar altın oran görülür. 

Mantıklı düşünmek gerekirse tarih boyunca milyarlarca insanın yöneldiği bu noktanın kordinatlarınında bir oranı yansıtmasını akla uzak olmaması gerekir. Hatları ley bakımından incelemek gerekirse ley hatları denilen pozitif enerji akım hatlarının üzerinden halan yoğun şekil araştırmalar yapılmaktadır. Bu araştırmalar neticesinde dünyanın bedeni içindeki pozitif enerji hatlarının kesiştiği enerji santrali gibi yayın yaptığı en önemli noktanın Kabe ve bunun uzantısı içerisinde olan Arafat dağı bilimsel olarak tespit edilmiştir. Bu enerji hatlarının bu noktada kesişmesi sonucunda öyle bir pozitif enerji ortaya çıkmaktadır ki Mescid'i Haram bölgesine giden insanlarım beyinleri etkilenip muazzam derecede güçlü bir faaliyet içerisine girmektedir. Peygamber efendimizin bir hadisinde: "Başka yerlerde sadece fiillerinizden mes'ulsünüz, Harem'i şerifte ise düşüncelerinizden mes'ul olursunuz. Müslüman alimler bunu şöyle açıklamaktadır. Harami şerifte beynin aldığı güçlü enerji sebebiyle düşünceleri dahi fiill düzeyindeki bir güçle ruha yüklemesi gösterilmelidir. Başka bir örnek vermek gerekir ise Peygamber (s.a.v) Medine'ye geldiğinde herkes kendi evinde kalması için teklifte bulunur. Hz. Muhammed (s.a.v) kendisi yer seçimini devesine bırakır. Deve serbest bırakılır, bırakılmaz Eyüp sultan hazretlerinin evinin önünde durur. Peygamber efendimiz (s.a.v) sahabenin evinde kalmaya karar verir. Her kez normal olarak Peygamber efendimizin kimseyi kırmamak için yaptığını düşünür. Aslında işin gerçeği pozitif enerji titreşimlerini en iyi algılayan hayvanların başında gelen devenin bölgede en yüksek pozitif akımını bulması için bırakılmış olması gerçeğidir. Bilimsel ve inanç odaklı her nasıl düşünülecek olursa olsun her hesaplama dünyanın altın oran noktası Mekke olduğunu işaret etmektedir. 

Tasarımda Altın Oran

Tasarımda altın oran, tasarımda esasında tek birşey demek değil. Nedenini buradan öğrenebilirsiniz. Zanaat, yapı ve dizayn dünyasında, altın oran çok fazla önemli şöhret kazanmıştır. Le Corbusier ve Salvador Dalí benzeri önemli adlar çalışmalarında altın oranı kullanmıştır. Giza Piramitleri, Parthenon, Michelangelo tabloları, Mona Lisa, ve hatta Apple logosunun bile bu sayıyı ihtiva ettiği söyleniyor. 

Tasarımda altın oran mizanpajın hazırlanmasında önemli kolaylık ve yaratıcılık sağlamaktadır. Tasarımda tespit edecek ve estetik onay edilen sayfa orantıları Altın Oran'a yönelik belirlenir. Yatay ve dikey çizgiler sistemi altın oran mizanpaj kısmında sayfa düzenine uyumlu ve uygun format seçiminde de yardımcıdır. Altın Oranın anlam edilmesi amaçlı kullanılan simge, Fi' dir. 

Neden Altın Oran? 
İlk defa Öklid'in Elementler adlı eserinde 2300 sene öncesinde tarif edilmiş durumda olan kavramın özgün tanımı şöyle: Tek minik sayı, tek önemli sayıya oranlanıyor ve çıkan netice, önemli sayının, bu 2 sayının toplamına oranına eşdeğer çıkıyorsa, bu 2 sayı altın oranda onay edilir. Bu koşulu imkanı sunan ölçüt genelde 1,6180 olarak yazılıyor.  Altın oran her vakit belli bir süre yoksun çıkmaktadır. Yalın tek Türkçe ile yorumlamak gerekirse, elinizde 2 nesne var diyelim (ya da tek tek nesne var da onu 2 nesneye ayırabiliyorsunuz, aynı altın dikdörtgende meydana geldiği benzeri) ve yukarıdaki matematik işlemini mahaline getirirseniz ve bir,6180 değerine ulaşırsanız, 2 nesnenin altın oran içerisinde olduğuna kanı getirilir. Matematik işlemini yaptığınızda altın oran 1,6180 değil, 1.6180339887… biçiminde devam etmektedir, başka bir deyişle ondalık rakamlar sonsuza gidiyor. Tasarımda altın oran gerçek sözlü ve sözlü anlatım yapan, düşüncelerini açık aktaran, dizayn ve görüntü yeterliliğine sahip, sistemli düşünmek, kendini yenileyebilen özellikte olması gerekiyor. 

Grafik Tasarımda Gestalt ve Görüntüyü İdrak 
Gestalt felsefesini bilmek grafik tasarımcıya amaç kitlenin idrak boyutuna yönelik dizayn üretebilmek bakımından kımetli bilgiler sunar.
Tasarımda Altın Oran

İnsan gözünün biçimi ve uyumu grup ve ilişkilendirme niteliğine sahiptir. Benzer birim personel çeşitli biçimde tertip ederek farklı tek anlam anlam edebilir. 
Gestalt teorisinin basit prensipleri: 
Görsel tek imajın parçaları, çeşitli bileşkenler model analiz edebilir ve değerlendirilebilir 
Görsel tek imajın tamamı onun parçalarının toplamından çeşitli ve ek olarak kapsamlıdır 
Grafik Dizayn ve İletişim 
Grafik dizayn, iletişim kurma yerine sanatsal ifadelendirmeleri kullanır ve bilimden, bilgiden yararlanır. Grafik dizayn çerçevesinde anlam edilecek bütün çalışmalar, tasarımlar estetik kıymetler civarı, işlevsel bağlamda da ele alınmak durumundadır. Bu bağlamda grafik tasarımın alanında üretilecek çalışmalar, etkin kontakt kurma niteliğine sahip olmalıdır. 
Grafik Dizayn ve Reklam 
Grafik dizayn ve reklam yaratıcı dünyanın kapılarını açarak markaya güç katan etkenler içinde önce sırada buluntümör. Grafik dizayn çerçevesinde bilhassa tanıtım reklam bağlamında yapılmış durumda olan bütün çalışmalar, işlevsel olmak durumundadır. Ve tek o civarı da estetik olmalıdır. Buna bağlı olarak içerisinde yaratıcılığı barındırır.  
Reklamda Amaç Kitle 
Reklam, amaç aldığı tüketici kitlesi üstünde tespit edecek tek etki yaratarak bu kitlenin düşünme ve alışkanlıklarını etkilemek yoluyla satın almaya yönlendirir. Reklamda slogan kuvvetli olmalıdır. Tasarımda altın oran başarıya giden yöntemde ayak izidir. Dizayn ne civarı yaratıcı olursa olsun, önemli fikre sahip olsa da, gerçek yayım arabayı, başka bir deyişle doğru kitle iletişim aracı seçilmeli ve sonuç gerçek tüketiciye ulaştırılmazsa hiçbir işe yaramaz. 

Altin Oran

06 Mayıs 2018

Altın Oran Tarihi Altın Oran Örnekleri

Altın Oran Örnekleri

Altın Oran Örnekleri, Altın oran, doğada sayısız canlı veya cansız varlıkların şekillerinde veya yapısında bulunan özel bir değerdir. Doğada bir bütünün parçaları arasında gözlemlenen, yüzyıllarca sanat ve mimaride uygulanmış, uyum açısından en yetkin boyutları verdiği sanılan geometrik ve sayısal bir oran bağıntısıdır. Doğada en belirgin örneklerine insan vücudunda, deniz kabuklarında ve ağaç dallarında rastlanır. Platon'a göre kozmik fiziğin anahtarı bu orandır.

Altın oranı bir dikdörtgenin boyunun enine olan "en estetik" oranı olarak tanımlayanlar da vardır. Eski Mısırlılar ve Yunanlılar tarafından keşfedilmiş, mimaride ve sanatta kullanılmıştır. Altın Oran, CB/AC= ab/CB=1.618; bu oranın değeri her ölçü için 1.618dir. Bir doğru parçanın (AB) Altın Oran'a uygun biçimde iki parçaya bölünmesi gerektiğinde, bu doğru öyle bir noktadan (C) bölünmelidir ki, küçük parçanın (AC) büyük parçaya (CB) oranı, büyük parçanın (CB) bütün doğruya (AB) oranına eşit olsun. Altın Oranın ifade edilmesi için kullanılan sembol, Fi 'dir. Altın Oran, pi(?) gibi iirasyonel bir sayıdır ondalık sistemde yazılışı, 1.61803398874984...'tür. (noktadan sonraki ilk 15 basamak) Altın oran için(fi) sembolü ilk kez 1909 yılında Amerikalı matematikçi Mark Barr tarafından, altın oranı kendi çalışmasında sürekli olarak kullanan Büyük Yunan heykeltıraşı Phidias'ın (M.Ö. 490?-420?) adındaki ilk Yunan harfi nedeniyle, kullanılmıştır. Bunlar dışında vücudumuzda yer alan diğer bazı altın oran örnekleri şöyledir,
İnsan bedeninde Altın Oran Örnekleri
  • Parmak ucu-dirsek arası / El bileği-dirsek arası,
  • Omuz hizasından baş ucuna olan mesafe / Omuz hizasından baş ucuna olan mesafe,
  • Göbek-baş ucu arası mesafe / Omuz hizasından baş ucuna olan mesafe,
  • Göbek-diz arası / Diz-ayak ucu arası.
    Altın Oran Örnekleri
İnsan Yüzünde Altın Oran Vardır, Ancak elinize hemen bir cetvel alıp insanların yüzünden ölçüler alınmaz. Çünkü bu oranlandırma, bilim adamları, ve sanatkarların beraberce kabul ettikleri "ideal bir insan yüzü" için geçerlidir. Her yüzün bu orana uyması beklenemez. Bu oran sadece ideale yüzlerde bulunabilir. Örneğin, üst çenedeki ön iki dişin enlerinin toplamının boylarına oranı altın oranı verir. İlk dişin genişliğinin merkezden ikinci dişe oranı da altın orana dayanır. Bunlar bir diş hekiminin estetik ve ideal bir gülüş yaratırken dikkate alabileceği oranlardır. Estetik diş hekimliği bu altın oranların hesaplanması ve uygulanması ile daha bilimsel farklı bir platforma yerleşir. Bunların dışında insan yüzünde yer alan diğer bazı altın oranlar ise şöyledir,
  • Yüzün boyu / Yüzün genişliği,
  • Dudak-kaşların birleşim yeri arası / Burun boyu,
  • Yüzün boyu / Çene ucu-kaşların birleşim yeri arası,
  • Ağız boyu / Burun genişliği,
  • Burun genişliği / Burun delikleri arası.
  • Göz bebekleri arası / Kaşlar arası.
Altın Oran'a uysa da uymasa da insanoğlu ve içinde yaşadığı doğa güzeldir. Yeter ki o güzellikleri görebilelim....

Altın Oran Tarihi

Altın Oran, matematikte ve fiziksel evrende ezelden beri var olmasına rağmen, insanlar tarafından ne zaman keşfedildiğine ve kullanılmaya başlandığına dair kesin bir bilgi mevcut değildir. Tarih boyunca birçok defa yeniden keşfedilmiş olma olasılığı kuvvetlidir.

Leonardo da Vinci'nin günlüklerinin birinde bulunan, insan ve doğayı birbiriyle ilgilendirme-bütünleştirme çalışması için bir dönüm noktası kabul edilen ve insan vücudundaki oranları gösteren Vitruvius Adamı çalışması (1492).

Euclid (M.Ö. 365 – M.Ö. 300), "Elementler" adlı tezinde, bir doğruyu 1.6180339... noktasından bölmekten bahsetmiş ve bunu, bir doğruyu ekstrem ve önemli oranda bölmek diye adlandırmıştır. Mısırlılar keops Piramidi'nin tasarımında hem pi hem de phi oranını kullanmışlardır. Yunanlılar, Parthenon'un tüm tasarımını Altın Oran'a dayandırmışlardır. Bu oran, ünlü Yunanlı heykeltraş Phidias tarafından da kullanılmıştır. Leonardo Fibonacci adındaki İtalyan matematikçi, adıyla anılan nümerik serinin olağanüstü özelliklerini keşfetmiştir fakat bunun Altın Oran ile ilişkisini kavrayıp kavramadığı bilinmemektedir.
Leonardo da Vinci, 1509'da Luca Pacioli'nin yayımladığı İlahi Oran adlı bir çalışmasına resimler vermiştir. Bu kitapta Leonardo Leonardo da Vinci tarafından yapılmış Five Platonic Solids (Beş Platonik Cisim) adlı resimler bulunmaktadır.
Altın Oran Tarihi

Bunlar, bir küp, bir Tetrahedron, bir Dodekahedron, bir Oktahedron ve bir Ikosahedronun resimleridir. Altın Oran'ın Latince karşılığını ilk kullanan muhtemelen Leonardo da Vinci 'dir. Rönesans sanatçıları Altın Oran'ı tablolarında ve heykellerinde denge ve güzelliği elde etmek amacıyla sıklıkla kullanmışlardır. Örneğin Leonardo da Vinci, Son Yemek adlı tablosunda, İsa'nın ve havarilerin oturduğu masanın boyutlarından, arkadaki duvar ve pencerelere kadar Altın Oran'ı uygulamıştır. Güneş etrafındaki gezegenlerin yörüngelerinin eliptik yapısını keşfeden Johannes Kepler (1571-1630), Altın Oran'ı şu şekilde belirtmiştir: "Geometrinin iki büyük hazinesi vardır; biri Pythagoras'ın teoremi, diğeri, bir doğrunun Altın Oran'a göre bölünmesidir." Bu oranı göstermek için, Parthenon'un mimarı ve bu oranı resmen kullandığı bilinen ilk kişi olan Phidias'a ithafen, 1900'lerde Yunan alfabesindeki Phi harfini Amerika'lı matematikçi Mark Barr kullanmıştır. Aynı zamanda Yunan alfabesindekine karşılık gelen F harfi de, Fibonacci'nin ilk harfidir.

Altın Oran, bir sayının insanlık, bilim ve sanat tarihinde oynadığı inanılmaz bir roldür. Phi, evren ve yaşamı anlama konusunda bizlere yeni kapılar açmaya devam etmektedir. 1970'lerde Roger Penrose, o güne kadar imkânsız olduğu düşünülen, "yüzeylerin beşli simetri ile katlanması"nı Altın Oran sayesinde bulmuştur.

Altın Oranını Kullanıldığı Yerler

1. Ayçiçeği: Ayçiçeğinin merkezinden dışarıya doğru sağdan sola ve soldan sağa doğru tane sayılarının bir birine oranı, altın oranı verir.
2. Papatya Çiçeği: Papatya Çiçeğinde de ayçiçeğinde olduğu gibi bir altın oran mevcuttur.
3. İnsan Kafası: Bildiğiniz gibi her insanın kafasında bir ya da birden fazla saçların çıktığı düğüm noktası denilen bir nokta vardır. Işte bu noktadan çıkan saçlar doğrusal yani dik değil, bir spiral, bir eğri yaparak çıkmaktadır. İşte bu spiralin ya da eğrinin tanjantı yani eğrilik açısı bize altın oranı verecektir.
4. İnsan Vücudu: İnsan Vücudunda Altın Oranın nerelerde görüldüğüne bakalım:
4.1. Kollar: İnsan vücudunun bir parçası olan kolları dirsek iki bölüme ayırır(Büyük(üst) bölüm ve küçük(alt) bölüm olarak). Kolumuzun üst bölümünün alt bölüme oranı altın oranı verceği gibi, kolumuzun tamamının üst bölüme oranı yine altın oranı verir.
4.2. Parmaklar: Ellerimizdeki parmaklarla altın oranın ne alakası var diyebilirsiniz. Işte size alaka... Parmaklarınızın üst boğumunun alt boğuma oranı altın oranı vereceği gibi, parmağınızın tamamının üst boğuma oranı yine altın oranı verir.
5. Tavşan: İnsan kafasında olduğu gibi tavşanda da aynı özellik vardır.
6. Mısır Piramitleri: Her bir piramitin tabanının yüksekliğine oranı yine altın oranı veriyor.
7. Leonardo da Vinci: Bilindiği gibi Leonardo da Vinci Rönesans devri ünlü ressamlarındandır. Şimdi bu ünlü ressamın çizmiş olduğu tabloları inceleyelim.
7.1. Mona Lisa: Bu tablonun boyunun enine oranı altın oranı verir.
Altın Oranını Kullanıldığı Yerler
7.2. Aziz Jerome: Yine tablonun boyunun enine oranı bize altın oranı verir.
8. Picasso: Picasso da Leonardo da Vinci gibi ünlü bir ressamdır. Ve resimlerinde bu oranı kullanmıştır.
9. Çam Kozalağı: Çam kozalağındaki taneler kozalağın altındaki sabit bir noktadan kozalağın tepesindeki başka bir sabit noktaya doğru spiraller (eğriler) oluşturarak çıkarlar. İşte bu eğrinin eğrilik açısı altın orandır.
10. Deniz Kabuğu: Denize çoğumuz gitmişizdir. Deniz kabuklarına dikkat edenimiz, belki de koleksiyon yapanımız vardır. İşte deniz kabuğunun yapısı incelendiğinde bir eğrilik tespit edilmiş ve bu eğriliğin tanjantının altın oran olduğu görülmüştür.
11. Tütün Bitkisi: Tütün Bitkisinin yapraklarının dizilişinde bir eğrilik söz konusudur. Bu eğriliğin tanjantı altın orandır.
12. Eğrelti Otu: Tütün Bitkisindeki aynı özellik Eğrelti Otunda da vardır.
13. Elektrik Devresi: Altın Oran sadece Matematik ve kainatta değil, 
Fizik te de kullanılıyor. Verilen ne tane dirençten maximum verim elde etmek için bir paralel bağlama yapılması gerekir. Bu durumda Eşdeğer Direnç, yani Reş= yani altın oran olur.
14. Salyangoz: Salyangozun Kabuğu bir düzleme aktarılırsa, bu düzlem bir dikdörtgen oluşturur (-ki biz bu dikdörtgene altın dikdörtgen diyoruz.-) İşte bu dikdörtgenin boyunun enine oranı yine altın oranı verir.
15. MİMAR SINAN: Mimar Sinanın da bir çok eserinde bu altın oran görülmektedir. Mesela Süleymaniye ve Selimiye Camilerinin minarelerinde bu oran görülmektedir.

İnsan Vücudunda Altın Oran

İnsan vücudunda altın oran, köklü bir geçmişe sahip, uzun yıllardır bilim adamlarından, tasarımcılara kadar birçok kişi tarafından farklı sektörlerde yararlanılan bir ölçü parametresidir. Kökleri 1170 ve 1240 yılları arasında yaşamış olan orta çağın en yetenekli matematikçisi olarak bilinen Fibonacci'e dayanır. Fibonacci'nin bulmuş olduğu, altın oran ya da Fibonacci dizini adıyla anılan bu ölçü sistemi temel olarak her sayının kendinden bir önceki ile toplanması nihayetinde oluşturulan bir dizindir. Örneğin; 0, 1, 1, 2, 3, 5, 8, 13, 21, ... gibi. Bu şekilde devam eden bir dizin bir süre sonra sürekli aynı farkı verir. Bu fark da 1,618'dir ve altın oran olarak bilinir. 
Altın oran daha sonraları başta Leonardo da Vinci olmak üzere bir çok sanatçı, tasarımcı ve bilim adamı tarafından farklı alanlarda farklı amaçlar için kullanılmıştır. Her alanda olduğu gibi insan vücudunda da altın orana rastlamak mümkündür. İnsan bedeni göz önünde bulundurulduğunda birçok altın oran belirtisi ortaya çıkar. Bunlardan bazıları; ayaktan dize kadar olan kısım bir birim olarak kabul edildiğinde ardı ardına toplamı insan vücudunda tam olarak göbeğe denk gelir. Bu bir altın orandır ve bize 1,618 sonucunu verir. Başın üst kısmından boyna kadar olan kısmın ardı ardına toplamı da göbeğe denk gelir ki yine bu da bir altın orandır
İnsan Vücudunda Altın Oran

Bunlar dışında da insan vücudunda farklı noktalarda altın oran bulunmaktadır. Elde, baş parmak hariç parmakların üç boğumdan oluşması ve bu boğumların ilk ikisinin toplamının üçüncü boğumun ölçüsünü vermesi gibi. Ayrıca insan yüzünde de bazı noktalarda altın oran mevcuttur. En kolay görülebilecek olanı tavşan dişlerinin boy ve eninin birbirine eşit olması gibi. Bu da doğru ve estetik bir görüntü yaratmak isteyen diş doktorlarının işini kolaylaştıran başka bir altın orandır. Dış görünüş harici bir de iç organlarda altın orana rastlamak mümkündür. Örneğin; akciğerlerde düzensiz olarak dizilmiş şekilde görünen her kısa bronşun toplamı uzun bronşun toplamına eşittir ve aradaki fark 1 ila 1,618 civarındadır. Aynı şekilde iç kulakta yer alan ses titreşimlerinin iletilmesini sağlayan ve  sarmal şeklindeki cochlea da bize altın oranı vermektedir. Tüm canlıların temel özelliklerinin depolanmasını ve aktarımını sağlayan DNA da altın orana sahiptir. 
İnsan vücudu dışında kar kristallerinden, hayvanlardaki boynuzlara ve dişlere, uzay boşluğundan, salyangozlara ve kabuklu deniz hayvanlarına, mikro organizmalara kadar evrendeki birçok canlıda ve noktada altın orana rastlamak olağandır. Öyle ki Kepler altın oranın önemini vurgulamak adına "hazine" ifadesini kullanmıştır. 

İnsan Yüzünde Altın Oran

İnsan yüzünde altın oran; İnsanların her biri kendisine güven duymak ve gözde olmak ister. Dış görünüşü ile fazlaca ilgilenen, mesleki anlamda ifadenin önemli olduğunu düşünen ve bu konuları araştıran herkes altın oran kelimesi ile karşılaşmıştır. İnsan yüzünde pek çok altın oran mevcuttur.  Yalnız alınan bir cetvel ile bunu sabitleyebilmek ve tam ölçüte ulaşabilmek mümkün değildir. Alınmış tüm değerler bilim adamlarınca sabitleşmiş ancak ideal olarak belirlenmiş ölçüleri içermektedir.
İnsan yüzünde altın oran hesaplaması yapabilmek için bir takım kuralları bilmek gerekir. Her ideal yüz tipi tam anlamı ile bu oranlamaya karşı gelmiyor olabilir. Yapılan araştırmalar ve alınan verilere göre bu değerler ancak tam ideal kişileri hedef gösterecek olup, tüm insanlığın bu ölçülere sahip olmasını beklemek yanlış olacaktır.
İnsan Yüzünde Altın Oran Kuralları Neleri İçerir?
Söz gelimi bir kişinin üst bölgede bulunan öndeki iki adet dişin, enlerinden elde edilecek toplam ile boylarına oranlanması altın oranı ifade etmektedir.
İnsan Yüzünde Altın Oran

  Görüldüğü gibi çokta kolay olmayan minimal hesapları işaret etmektedir. Diş doktorları için bu oranlama istenen en sağlıklı oranlamadır.
İnsan Yüzünde Altın Oran İçin Hangi Kriterler Dikkate Alınır?
  • Yüzün boyu ile yüzün genişliğinin oranlanması
  • Yüzün boyu ile çene ucunun oranı ile kaşların birleştiği bölümün arası orantısı
  • Göz bebeklerinin mevcut aralığı ile kaşların mevcut aralığının oranlanması
  • Burun genişliği ile burun deliklerinin aralık olarak oranlanması
  • Ağız boyu ile burun genişliğinin oranlanması
  • Burun boyu ile dudak, ayrıca kaşların birleşim noktası aralığının oranlanması
İnsan yüzünde altın oran eşleşmesi ile artık iri gözlere sahip olmak, inci gibi diş taşımak, hoş bir gülüşe sahip olmak yabana atılacak gibi görünmekte. Ancak bu oranlamayı metre ile yapabilmek mümkün olmayacağı için merakımız varsa işin uzmanları ile görüşüp fikir edinmemiz gerekebilir.

Altın Oran Nedir

Altın oran, doğada sayısız canlı ve cansız olan varlıkların yapısında ve şeklinde bulunan özel bir oran olarak tarif edilmektedir. Ayrıca başka bir tarifte, Mısırlılar ve Yunanlılar tarafından mimaride kullanmış olan bu oran, doğada bulunan bir bütünün parçaları arasında ki gözlemlenen asırlarca mimari ve sanat alanındaki eserlerde uygulanmış,  bunları uyum açısından en uygun boyutları verdiği varsayılan,  sayısal ve geometrik olarak hesaplanan bir oran bağlantısı olarak kabul edilir. Bu altın oranın, doğada en belirgin bir şekilde hadsiz benzerlerine rastladığımız ve birçok varlıkta görülmektedir. Bunların başında ilk olarak gördüğünüz insan vücudu, deniz kaplumbağaları, bitkiler ve ağaç yapraklarında bu orana rastlanmaktadır. Kozmik fiziğin anahtarı hükmünde olarak, bu oran Platon tarafından gösterilmiştir. Farklı bir açıdan da altın oranı, bir dikdörtgenin eninin boyuna olan oranını, en estetik ve güzel bir şekilde açıklayan tanımlarda bulunmaktadır.
Yukarıdaki tanımlardan anladığımız kadarıyla altın oranı, kendisini böldüğü kısmın eşdeğer olarak görülmektedir. Yani her şeyin bir çifti, artısı ve eksisi olduğu gibi bu özel oranda bu gibi şeylere işaret edilmektedir.
Bu altın oranı, ilk olarak eski mısırlılar ve yunanlılar tarafından keşfedilmiş ve bu oranı mükemmel bir şekilde kendi mimarilerinde ve sanat eserlerinde kullanmışlardır.
Altın oranı sayısal açıdan ifade etmek gerekirse AO; CB/AC:AB/CB: 1.618 olarak ifade edilmektedir. Bu şekilde formüle edilen altın oranın da ifade edilmek istenen mana, bu oranlar arasındaki değer her ölçü için altın oranı olan 1.6
Altın Oran Nedir

618 rakamını vermelidir.
Bu oran pi (π) sayısı gibi irrasyonel olan bir sayıdır. Ondalık olarak yazılan şekli ise: 1.6180339887498...dir. Böyle devam edilirse bu sayının 15’inci basamağından sonra bulunan ilk 15 basamak, altın oranın kısaca aynı gösterimi olacaktır.  Bilim dilinde altın oranın sembol olarak gösterimi ise PHI yani  Φ şeklinde gösterilmektedir.
Bu esrarengiz bir o kadar da ilginç olan bu oranı dünyanın, insanların,  bitkilerin, ağaçların,  kuşların ve daha birçok canlı ve cansız mahlukun üzerinde, Allah tarafından bu varlıkları yaratırken kullandığı orandır.
Ayrıca günümüzde insanlarda kullandıkları teknolojide ve yaşadığımız hayatta birçok yerde bu oran kullanmaktadır. Toplum bu oranı kısaca göz nizamının ve düzeninin oranı diye tarif edilmektedir. Göze görünen en güzel şekilde ayarlanmasıdır.
Altın oranın kullanıldığı ve görüldüğü yerler hakkında bir misal verelim.
Mesela ayçiçeğinin merkez dışarıya doğru tanelerinin sayılarını sağdan sola, soldan sağa doğru sayıldığı zaman bu arasındaki oran altın oranını vermektedir.
İnsan vücudunda ise bu oranın nasıl göründüğünü incelersek bu oranın mevcut olduğunu görürüz. Mesela kollar insan vücudunun bir parçası olarak dirsek kısmından iki bölüme ayrılmış durumdadır. Yani büyük üst kısmı ve küçük ise alt kısmı oluşturmaktadır. Kolumuzun alt bölümün üst bölüme oranı altın oranı vereceği gibi, ayrıca kolun tamamının üst kısmın oranı yine bu oranı verecektir.

Altın Oran

Altın oran, özellikle çeşitli bilim dallarında, mimari ve sanatsal alanlarda yararlanılan, belirli bir tutarlılık üzerine kurulu parçalar arasındaki uyumu yansıtan geometrik ve sayısal değerlere verilen isimdir. İlk kez Mısırlılar ve Yunanlar tarafından mimari yapılarda, heykellerde ve diğer sanatsal alanlarda kullanılmıştır. Temel olarak bölünen bir bütünün yan yana getirilen iki parçasının diğer büyük parçayı oluşturması prensibine dayanır ve altın oranın sayısal değeri 1,618'dir.

Doğada bir çok canlıda ve yapıda gözlemlenebilen altın oranın insanlar tarafından ne zaman ve nasıl bulunduğu tam olarak bilinmemekle birlikte bu konudaki en ünlü eser Leonardo da Vinci'nin 1492 yılında tamamladığı insan vücudundaki altın oranları gösteren Vitrivius Adamı isimli çalışmasıdır. Leonardo da Vinci'nin günlükleri arasında, aldığı notların yanında bulunan bu çizim iç içe geçmiş kolları ve bacakları açık ve kapalı olmak üzere çıplak bir adamı tasvir ediyordu. Çizimdeki vücut çeşitli sayısal değerlerle, geometrik şekillerle eşleştirildiğinden dolayı Leonardo da Vinci'nin "İnsanın Oranları" adını verdiği bu çizim insanı ve doğayı, aralarındaki uyumu keşfetmeye çalışan bir eser olarak tanımlanmaktadır. Altın oran ve ya ilahi oran adını kullanan ilk kişi de Leonardo da Vinci'dir. İtalyan matematikçi Fibonacci de altın orana uygun olarak dizilen sayılar topluluğunu keşfetmiştir ancak bunu altın oranın farkını bilerek yapıp, yapmadığı tam olarak bilinmemektedir. Fibonacci diziliminde arka arkaya gelen her sayının toplamı bir sonraki sayıya eşittir. Örneğin; ..., 3, 5, 8, 13. 21... gibi. 

Mısırlıların Piramitleri yaparken de altın oran benzeri bir sistemden yararlandıkları gözlemlenmektedir. Keops Piramidi'nin kare şeklindeki tabanının ölçüsü ile üçgen şeklindeki yüzeyine uygun bir yuvarlak çizildiğinde bu yuvarlığın büyüklüğü birbirleri ile eşit olmaktadır. Aynı şekilde Yunanlar da heykel yapımlarının çoğunda bu orandan yararlanmışlardır. Rönesans Döneminde ise bir çok sanatçı tablolarında altın oranı kullanmıştır. Bu şekilde özellikle insan heykel ve çizimlerinde gerçeğe çok daha yakın sonuçlar elde edilmiştir. 

İstiridye, salyangoz gibi canlıların kabuklarında, insan vücudundaki uzuvlar ve organlarda, DNA'da, uzayda ve daha bir çok farklı alanda altın orana rastlamak mümkündür.
Altın Oran

Örneğin; insan elindeki ilk 2 parmak boğumunun toplam uzunluğu 3. boğumun uzunluğuna eşittir ve ya iki ayağın toplam ölçüsü insanda yerden diz bölgesine kadar olan kısmın ölçüsüyle aynıdır. Başın üst kısmından boynun bitimine kadar olan ölçü iki kez alt alta dizildiğinde ortaya çıkan ölçü tam olarak kişinin vücudundaki merkez olan karın kısmına denk gelmektedir. Yüzde dudak bitimleri ile, göz bebekleri aynı çizgide olduğu takdirde altın oranı oluştururken bu çizginin tam ortası burnun ucuna denk gelmektedir.  Akciğerde ise asimetrik şekilde gelişen kısa bronşların toplamı uzun bronşa eşittir. Salyangoz kabuğundaki ve uzay boşluğundaki spiral şekli de içten dışa doğru olmak şartıyla bu oranın kıstaslarına uymaktadır. 

Bu oranın doğadaki canlılarda ve yapılarda var olduğu keşfedilmeden önce sırası ile ilk olarak Mısır'da özellikle Keops Piramidi'nin yapılışında kullanılmıştır. Daha sonrasında Antik Yunan Döneminde heykellerin gerçeğe daha uygun olması amacıyla bu orandan yararlanılmıştır. Rönesans döneminde de tablolarda tasvir edilen insanların ve diğer içeriklerin gerçekle örtüşmesi amacıyla altın orandan faydalanılmıştır. Ardından altın oranın geometride de var olduğu keşfedilmiştir. Başta beşgen, yıldız ve üçgen şekli olmak üzere bir çok şekilde bu oran mevcuttur hatta 1,618 ölçüsüne dayanan dikdörtgen ve üçgen şekilleri altın üçgen ve altın dikdörtgen olarak anılmaktadır. Altın üçgende tıpkı Fibonacci diziliminde olduğu gibi iki üçgenin toplam ölçüsünün bir sonraki üçgeni oluşturması şartı ile iç içe geçen üçgenlerin üst kısımlarından dışarıya doğru çizilen spiral şekli bize altın oranı vermektedir. Altın dikdörtgeni çizim şekli ise şu şekildedir: bir kare şekli çizilir, kenarlardan tekinin orta noktası karşıdaki köşelerden biriyle birleştirilir, meydana çıkan doğru yarıçap varsayılarak çizilecek çember ile dikdörtgenin yüksekliği oluşmuş olur. Diğer kenarlar da aynı şekilde tamamlandığı takdirde altın dikdörtgen elde edilmiş olur. Keops Piramidi ile benzerlikler gösteren Kepler Üçgeni ve Pentagram olarak bilinen çizgileri içten birleştirilmiş şekilde çizilen, güzelliği, estetiği ve şansı simgeleyen yıldız şekli de bir çok farklı alanda yararlanılan bir simgelerdir ve her iki şekil de altın oranla uyumlu geometrik şekillerdendir.

ALTIN ORAN NEDİR?


ALTIN ORAN NEDİR?
Altın Oran Mucizesi; İslam’ın Kesin Kanıtı (1.Mucize) Allah’u Teala’nın şahsıma lütfederek insanlıkla paylaşmama imkan verdiği ve binlerce kişinin imanına vesile olan muhteşem mucize Altın Oran ve İslam arasındaki harikulade ilişkiyi anlatmak istiyorum sizlere. 
Bu mucizeler; Hz İsa’nın ölüleri diriltmesinden, 

Hz Musa’nın denizi yarmasından daha büyüktür. Çünkü o mucizeler görenlerle sınırlı kalmış ve sonrakiler ancak görenlere inanmıştır. 

Ama bu mucizeler her an, dünyanın her yerinden, bakan ve inceleyen herkes tarafından sonsuza dek görülmeye devam edecektir. 

Bu Allah’ın bir lutfu olduğu gibi büyük bir sınavdır. 
İçinizde öne geçecek yada sona kalacak kimseler için. 
Sorunuz olursa sormaktan çekinmeyin ve videosunu izleyin


ALTIN ORAN NEDİR?
 Altın oran matematikte ki sabit bir sayıdır. 
 Phi olarak tanımlanan bu işaret ” Φ ” Altın Oranı ifade eder. 1,6180339… sayıları ile başlayarak sonsuza dek uzayan tümünü sayması imkansız bir sayı dizisi 1’den sonra gelmektedir. 
Bilim çevrelerinde kabaca 1,618 olarak ünlenmiştir. Grafik çizimlerinde kabaca 1,6 olarak, Mimari tasarımlarda 1,61 kullanımı yaygın görünür. Matematiğin ve Sayıların Temelinde, Geometrinin Merkezinde, Fizikte, Bitkilerin ve İnsanların tasarımında bu sayı başroldedir. 
 Dünyanın en ünlü bilimadamları ve dahileri bu sayıya tutu dolu bir hayranlık beslemektedirler. 
 Bu sayının binlerce yıllık geçmişe uzanan Mekke, Kabe ve Kuran ile iç içe olduğunu kim bilebilirdi? Mucizelerin ortaya çıktığı çağdayız! 

 ALTIN ORAN NASIL HESAPLANIR? 
Bu ünlü ve muhteşem sayı aslında bir oranı sembolize etmektedir. Bir nesneyi tanımlayan temel ölçülerden iki yada daha çok ölçünün birbirine oranı bu sayıyı veriyorsa o şekil altın orana uygun kabul edilmektedir. Örneğin, Google’ın ve binlerce dünya markasının yeni logolarında, kredi kartlarının en boy oranı yada göze daha hoş görünen 16:9 yeni tip tv lerin yaklaşık en boy oranı bu estetik ortak değerlerimizin bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Bununla birlikte insan yüzü ve bedeninin “ortalaması alınmış temel ölçülerinde 100’den fazla altın oran bağıntısı tespit edilmiştir.” 

 ALTIN ORAN SAYISINI KİM KEŞFETTİ? 
Tam olarak bilinmese de ilk örnekleri mısır piramitlerinin inşaa oranlarında görülüyor. Ancak mısırlılar koordinatlarını altın orana göre ayarlayamamışlar. 

ONUN HEM İNŞAASINI HEM DE DÜNYA ÜZERİNDE Kİ KONUMUNU ALTIN ORANA 
göre inşaa etmek; 
Hz Adem ve Hz İbrahim’e nasip olmuştur. Altın Oran’ın ilk bilimsel tanımlaması Arap Müslüman Bilimadamlarından eğitim alan ve Avrupa’ya modern sayıları öğreten Fibonacci tarafından ilk kez yapılmıştır. Diğer tarihi yapıların bilinçli şekilde değilde göz estetiğinin altın oranı vermesi nedeniyle yapıldığı düşüncesi daha hakimdir. Fibonacci Dizisi olarak tanımlanan bu basit ardışık sayılar dizisi, şaşırtıcı şekilde iki sayı toplandığında ortaya çıkan sonuç altın oran da sabitlenmektedir.

 1+1+2+3+5+8+13+21+34+55+89+….. (89’e dek Altın Oran sabitine yakınlaşan oranlar, 89’dan sonra sabite kitlenir) 
 Yine şaşırtıcı şekilde altın orana uyan iki ölçü olan a/b ‘nin birbirine bölümü 1,618 iken, b/a’nın birbirine bölümü 0,618 olmaktadır. 
Bu sayı ve oran yüzlerce sıradışı ve hayranlık uyandıran özellikler göstermektedir. 
 Daha sonra Altın Oran’ın hayran kitlesi arasına dünyanın en büyük bilimadamlarından Kepler ve DaVinci’de katıldı. 
 Kepler Altın Oran için “büyük bir hazine” ifadesini kullandı ve gezegenlerin eliptik yörüngesini Altın Oran sistemi ile tanımlayan bir açıklama getirdi. Günümüzde gezegenleirn dizilimini farklı yönleriyle altın oranla açıklayan daha pek çok şema çizilmiştir ve bilim çevrelerinde kabul görmüştür. 
 Da Vinci ise bu sayıya büyük bir tutku ile bağlanmıştı. 

Luca Paccoli ile İLAHİ ORAN adı verilen bir kitap yayınladılar. Akabinde pek çok çiziminde ve tablosunda bu orandan faydalandı. Onu dünyanın en ünlü bilimadamı ve sanatçısı yapan şey bu sayı olabilir mi? Anlaşılan o ki deha arttıkça Altın Oran’a karşı ilgi ve hayranlık o düzeyde artış gösteriyor.

Kur’an ve İnsanın Yaratılış Mucizesi




Kur’an ve İnsanın Yaratılış Mucizesi “…Allah’ın izni olmadan hiç bir dişi gebe kalamaz, hiç bir gebe doğuramaz.” — Fussilet, 47

“…Sizi de annelerinizin karınlarında, üç karanlık içinde, bir yaratışın ardından diğerine çevirerek yaratıyor. Rabbiniz olan Allah işte budur…” — Zümer, 6
Yaratılış öykümüz, bir yumurta hücresinin hazırlanışı ile başlar. 
Yumurtalıkta çok ince biyolojik sentezlerle hazırlanan yumurta hücresi, yumurtalıktan karın boşluğuna atılır. Ve sonra anne rahminin üst köşelerinden uzanan borular, (Fallop Boruları) bir çiçek gibi açık olan uçları ile karın boşluğunu tarar, yumurta hücresini yakalar ve içine alır. 
Yumurta hücresi borunun rahime en uzak ucunda döllenmek üzere bekler. 
Bu faaliyetin sebebi, yumurta hücresinin biyolojik açıdan fevkalade hassas yapısı dolayısıyla, diğer organ ve dokulardan korunmuş olmasıdır. 
Döllenme bölgesinin kanalın ucunda takdir edilmesiyle, akıl almaz biyolojik hadiselerin bir köşede meydana gelmesi sağlanmıştır.
Anne karnındaki fallop borusuna alınan yumurta hücresi, annedeki yapı özelliklerinin (istidat ve kabiliyetlerinin) yarısını taşımaktadır. 
İstidatlar, genetik şifreler halinde bir şeritte yazılıdır. 
Bu şeridin eni 3-5 boyu ise 25-150 angstrom arasındadır.
Bu genetik şifreler, kromozom dediğimiz vagonlara bindirilir adeta. 
İnsanda, 60.000 civarında temel istidat ve kabiliyet vardır. 
Ve bunlar sadece 46 kromozoma bindirilmiştir. 
Başlangıçta bu vagonlarda yani kromozomlarda, sabit özelliklerin taşındığı sanılmıştır. 
Erkekte mevcut olan özel bir Y kromozomu, cinsiyeti tayin eden bir vagondur. 
Bu vagonda bazı hastalıkların belirli olarak raydan raya geçmesi, kromozomların sabit özellikler taşıdığı düşüncesini uyandırmıştır. 
İnsandaki dağınık özelliklerin anneden ve babadan gelerek bu 46 vagonun sabit çizgilerine girmesi mümkün değildir. 
Mesela, kulak rayının geniş olan istidat vagonunda safra kesesi de tembel olur gibi bir hüküm çıkarmak mümkün değildir.
Genetik kartlarda yan yana olan bazı istidatlar, genellikle aynı kromozoma geçer. Ancak 60.000 istidat, bu vagonlara çok çeşitli biçimlerde dağılır. 
İşte yumurta hücresi, bu 60.000 istidattan 30.000 kadarını sadece 23 vagona bindirerek döllenmeye hazır vaziyette bu tünelde beklemektedir. 
Kendisinde 30.000 özellik eksiktir. Ve bu eksiklik, bir sıra takip etmez.
Yani numaralarla bir örnek vermek gerekirse 318 numarası vardır. 319 ve 320 yoktur. 57381 vardır. 57382 yoktur. 
Yumurta hücresi, bu eksik istidatları, kendisini döllemeye gelen Sperm hücrelerinden birinde bulacaktır. 
Fakat yumurta hücresine gelen sperm hücrelerinin sayısı akıl almaz derecede fazladır ve 250 milyon civarındadır bunlar. 
Ve bu hücrelerin sadece 23 vagonunda 30.000 istidat vardır. 
Üstelik onlar da gelişi güzel genetik kart numaralarını taşımaktadır.
Yumurta hücresinin ise, sperm hücrelerine telefon ederek, ‘Ben şu yapı özelliklerini taşıyorum, eksikleri sen getir’ diyecek hali de yoktur. 
Yumurta hücresinin etrafını saran 250 milyon sperm hücresinin sadece birinde, kendi eksik 30.000 şifresi vardır ve yumurta hücresi, 40 dakika içinde, sadece ve sadece bu süre içinde bu tamamlayıcı şifreyi bulmak zorundadır. 
Yani 250 milyon fincanla oynanan ve sadece bir tek fincanı bulmaya dayanan bir yüzük oyunu gibi…
Yumurta hücresinin emrine 1000 tane biyoloji uzmanı verseniz ve onların çalışması için mükemmel bir laboratuar açsanız bile, bu bilmeceyi çözemeyeceklerdir. 
Zira sperm hücrelerindeki genetik şifreler, 100 angstrom çapındaki sistromlarda, üç boyutlu sistemde açı farklarıyla dizili DNA molekülleri dizisindedir ki, sadece bir tanesindeki bir istidadı bile iki ayda zor teşhis edip tanıyabilirsiniz. 
O halde döllenme olayının sonsuz bir ilim sahibinin müdahalesi olmadan gerçekleşmesi mümkün değildir. 
Çünkü bu bilmece O’nsuz, O’nun bilgisi olmadan asla çözülemez.
Eğer yumurta hücresi, kendinde olan bir yapıyı taşıyan spermi seçecek olursa, üç kulaklı ya da iki başı hilkat garibelerinin çok acayip varlıkların ortaya çıkması kaçınılmazdır. 
Zaten hilkat garibeleri de bu ince sırrı bize açıklayan İlahi birer ders örnekleridir. Evet Kur’an da Allah bize, Fussilet suresinin 47. ayetinde ne buyuruyordu: “Benim ilmim ve iznim olmadan bir dişi gebe kalamaz.
” Evet, 250 milyon fincanla oynanan bir oyunda, dolu olan sadece tek bir fincanın her seferinde de bulunmasına benzeyen bu olayda, yumurta hücresine yol gösteren ve onu her defasında başarıya ulaştıran bu ilim ve bu kudret, 
Rabbimizden başka kime ait olabilir? 
Kur’an’ın bu büyük biyoloji mucizesine dudak bükenin ağzı yamulmaz mı?
Evet, bu döllenme, o ilahi ilim ile meydana gelir ve karanlık bir tünelde döllenmenin ilk mucizesi başlar. 
Bu akıl almaz olay, anneden ve babadan gelen özelliklerin birleştirilip, hücre merkezinde yerleştirilmesi hadisesidir ve taklit edilmesi imkansız bir olaydır. 
Her türlü hücre faaliyetinden uzak olan fallop kanallarının rol oynaması da, bu mucizenin sadece ilahi kudret tarafından meydana getirildiğinin bir başka ispatıdır.
İşte ayette bildirilen üç ayrı karanlık bölgeden ilki, bu karanlık tüneldir. 
Yaradılışın hücre fazı, bu karanlık bölgede gelişir. 
Bu sırada meydana gelen hücre faaliyetlerinde, genetik şifrelerde santimetrenin on milyonda biri kadar bir yerleşme hatasının meydana gelmesi, ileri bölünmelerde karaciğeri kafatasına sokacak yanlışlıklara sebep olur.
Dna İleride sevimli bir bebek olarak dünyaya gelecek olan canlı, genetik şifrelerin ilk karanlık bölgedeki dizilmeleri tamamlandıktan sonra anne rahminin iç yüzüne aktarılır. 
Rahmin iç yüzündeki hücreler, minik tüycüklerle bir orman zeminini andırır ve yeni canlıyı hazır vaziyette bekler. 
Minik canlı bu karanlık ormana gelip yerleşince, bu defa doku safhası başlar. 
İşte Kur’an’ın Zümer Surenin 6. Ayetinde bildirilen bu farklı ikinci karanlık bölgede, ikinin katları şeklinde bölünen hücreler, çeşitli organlara ait dokuların temel yapısını hazırlamaktadırlar. 
Kemik, sinir, kas, iç ve dış deri dokuları, bu safhada bölünen hücrelerde yerini alır.
Kur’an, ceninin üç ayrı ve farklı karanlık bölgede meydana geldiğini açıklarken, bir yandan henüz öğrendiğimiz bu farklı karanlık bölgeleri tarif etmekte, bir yandan da farklı üç yaradılış safhasını açık açık bildirmektedir. 
Kas, sinir ve deri dokularının, bölünen hücrelerde yerlerini alması sırasında, olağanüstü bir hadise ile karşılaşılır. 
Doku fazında A bölgesindeki hücrelerde kas hücreleri meydana gelirken, B bölgesinde sinir ve C bölgesinde, iç deri hücreleri ortaya çıkmakladır.
Bu duruma göre mesela mide, kendisini meydana getirecek olan hücreleri nasıl toplayacaktır? 
Vücutta sadece tek bir organ olsa, belki bir formül bulunacaktır. 
Fakat yüzlerce organın kendilerine ait hücreleri tek tek toplaması nasıl mümkün olacaktır?.. 
İşte burada akıl almaz bir geometrik dönüş olur. 
Bu dönüş, her noktasında ve her istikamette 360 derecelik bir mekan kavramında akıl almaz bir rotasyona geçer.
Adeta her bir noktasından ayrı hız ve açıda kıvrılır, ikinci safhanın sonu olan bu kıvrılmalar öyle muhteşem bir sanat içinde cereyan eder ki, sonunda her doku kendi hücreleriyle karşı karşıya gelir. 
Minik canlı, bu safhada henüz 1 cm. boyundadır. 
Bu sonsuz istikametlerde meydana gelen embriyo kıvrılışları, ilahi emrin raksı gibi büyük ve muhteşem bir dönüşümle tamamlanır. 
İşte bu raksın mükemmelliği sayesinde el, ayak, göz ve kulak gibi simetrik organlar, birbirinden en ufak bir farklılık dahi göstermeyecektir.
Peki, zerrelere hükmeden ve onlara yol gösteren ilahi kudretin bir salise dahi devreden çıkması halinde sonuç ne olacaktır? 
Cevap son derece kolaydır. Eğer doku fazında, mesela yan yana duran idrar salıcı hücrelerle, tükürük salan hücrelerin rotasyonu sırasında, bir angstromluk eksende sadece derecenin binde biri kadar bir hata olsaydı, O ilahi kudrete inanmayanların ağzından tükürük yerine idrar akardı. 
İşte İlahi hikmet Kur’an’da, “Allah’ın ilmi olmadan dişiler doğuramaz” buyurmakla, bu ince sırları bize ifade etmektedir. 
Zira bütün matematik, fizik ve biyolojik kanunlar bir araya gelse, bu san’at şaheserini meydana getiremeyecektir.
Organ safhası böylece başlarken, minik canlı etrafında bu kez bir kese ve sıvı meydana gelir. 
Yeni canlı, artık üçüncü karanlık bölgededir. 
Ve tıpkı bir denizin dibi gibi karanlık olan bu bölgede 40 hafta içinde tamamlanır. Gebelik süresi 9 ay on gün değil 40 haftadır. 40 hafta, yaklaşık 9 ay on gündür.
Bütün canlıların doğum müddeti, haftanın tam katlarıdır. 
Şimdi, başlangıçta belirttiğimiz ayetlerin azametine tekrar bakalım. 
“…Sizi de annelerinizin karınlarında, üç karanlık içinde, bir yaratışın ardından diğerine çevirerek yaratıyor. Rabbiniz olan Allah işte budur…” 
Zümer, 6
Birinci karanlık: Hücre fazı: Karanlık bir tünel olan fallopda.
İkinci karanlık: Doku fazı: Anne rahminin iç derisi içindeki karanlık bir ormanda.
Üçünçü karanlık: Organ fazı: Amnion suyu dediğimiz bir sıvı ile kaplı olan ve deniz dibini andıran bir bölgede.
Ve ayet ekliyor, “İşte ben Rabbiniz olan Allah’ım.” İkinci ayet ise: “Allah’ın izni olmadan hiçbir dişi, gebe kalamaz ve hiçbir gebe doğuramaz.” 
Yani: Yumurta hücresinin, 250 milyon sperm hücresi arasından sadece birinde yer alan eksik genetik bilgileri seçmesi ve sadece seçmekle de kalmayıp alması, kesinlikle mümkün değildir. 
Ancak bunu ilahi bir ilim ve bilgi sağlayabilir. 
Allah alimdir, tüm bilgilerin kaynağı, sahibi O’dur. 
İşte bu Kur’an mucizesi karşısında, bütün ilimler o güzel kelime-i şehadeti getirerek “Allah’ım senin ilmine ve yüceliğine şahitliğini her an görüyoruz” demekle mükelleftir.
Haluk Nurbaki / Zafer Dergisi
Kaynak : Risale Ajans

Silinmesin *T6952550267*DOSYA GÖNDERME FORMU(HUKUK)YARGITAY 20. HUKUK DAİRESİ BAŞKANLIĞINA ANKARADOSYAYA İLİŞKİN BİLGİLERMAHKEMESİKARAR TAR...