25 Eylül 2018

Levhi Mahfuz üzerinedir.


Levhi Mahfuz üzerinedir.

‘Levh’’, geniş yassı tahta, düz satıh, kürek kemiği, üzerine yazı yazılan şey ve hava (atmosfer) manalarına gelmektedir

Terkip olarak manası, ‘‘korunmuş levha’’ demektir
Kur’an’da sadece bir ayette geçmektedir. Müfessirlerin Levh -i Mahfuz hakkında dikkatimizi çeken bazı yorumları şöyledir:


1-Levh- i Mahffüz, yedi kat göğün üzerinde bulunan ve şeytana yasaklanan bir tabakadır.


2- Allah Taala’nın yanında bulunan üzeri yazılı levhadır.


3- İçerisinde mahlukatın eceli, rızkı ve yapacakları işleri gibi hususların yazılı olduğu asıl kitaptır, üzerinde herşeyin yazılı olduğu varlık sayfasıdır. Olmuş olacak herşey burara önceden kayıtlıdır.


4-Kur’an’ın ve bütün vahiylerin asıl kaynağı Levh-i Mahfuzdur 


5-Uzunluğu sema ile yer arası, genişliği mağribden meşrika kadar varan  beyaz bir incidir ve her şey onun üzerinde kayıtlıdır 


6- Levh-i Mahfuzdan maksat, Hz. Peygamber ve onun varisleri durumunda olan veliler, arifler ve aşıkların kalpleridir



Aşağıda verdiğimiz ayetlerde geçen ‘‘İmam-ı mübin’’, ‘’Kitab-ı mübin’’, ve ‘’Kitap’’ gibi kavramlar da, genel kabul olarak Levh-i Mahfuz anlamında yorumlanmaktadır ve mahiyet ve hakikatini Allah Taala’nın bildiği, ilahi bilgi hazinesi demektir


(Ey Muhammed!) Sen hangi işte bulunursan bulun, ona dair Kur’an’dan ne okursan oku ve (ey insanlar, sizler de) hangi şeyi yaparsanız yapın, siz ona daldığınızda biz sizi mutlaka görürüz. Ne yerde, ne de gökte, zerre ağırlığınca, (hatta) bu zerreden daha küçük veya daha büyük olsun, hiçbir şey Rabbinden uzak (ve gizli) olmaz; hepsi muhakkak apaçık bir kitaptadır


Mûsâ şöyle dedi: “Onlar hakkındaki bilgi Rabbimin katında bir kitaptadır.
Rabbim yanılmaz ve unutmaz.”
Yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki, rızkı Allah’a âit olmasın. 


Her birinin (dünyada) duracakları yeri de, (öldükten sonra) emaneten konulacakları yeri de o bilir. 
Bunların hepsi açık bir kitapta dır


Bilmez misin ki kuşkusuz Allah gökte ve yerde ne varsa hepsini bilir. Kuşkusuz bunların hepsi bir kitaptadır. Şüphesiz bu Allah’a göre çok kolaydır. İnkar edenler, “Kıyamet bize gelmeyecektir” dediler. 



De ki: “Hayır, öyle değil, gaybı bilen Rabbime andolsun ki, Kıyamet size mutlaka gelecektir. Ne göklerde ve ne de yerde zerre ağırlığında bir şey bile ondan gizli kalmaz. Bundan daha küçük ve daha büyük ne varsa hepsi apaçık bir kitaptadır.”
Allah sizi önce topraktan, sonra da az bir sudan (meniden) yarattı. Sonra sizi (erkekli dişili) eşler yaptı. Allah’ın ilmine dayanmadan hiçbir dişi ne hamile kalır ne de doğurur. 


Herhangi bir kimseye uzun ömür verilmez, yahut ömrü kısaltılmaz ki bu bir kitapta olmasın. Şüphesiz bu Allah’a kolaydır. Şüphesiz biz, ölüleri mutlaka diriltiriz. Onların yaptıklarını ve bıraktıkları eserlerini yazarız. Biz her şeyi apaçık bir kitapta bir bir kaydetmişizdir. Yeryüzünde ve kendi nefislerinizde uğradığınız hiçbir musibet yoktur ki, biz onu yaratmadan önce, bir kitapta yazılmış olmasın. 



Şüphesiz bu, Allah’a göre kolaydır. Gaybın anahtarları yalnızca O’nun katındadır. Onları ancak O bilir. Karada ve denizde olanı da bilir. Hiçbir yaprak düşmez ki onu bilmesin. Yerin karanlıklarında da hiçbir tane, hiçbir yaş, hiçbir kuru şey yoktur ki apaçık bir kitapta olmasın



Tanımlamalardan ve ayetlerden anlayacağımız gibi Levh -i Mahfus evrende gelmiş geçmiş ve gelecek olan tüm olayların en ince ayrıntısına kadar bilgisinin kayıtlı olduğu yerdir. Bu ifadeler insanı şaşırtmakta ve yüce Allah’ın gücünü de gözler önüne sermektedir. İman edenler Kur’an’da geçen bu ifadelere kayıtsız şartsız inanmaktadırlar. 


Enbiya suresi 21/104 ayetinde geçen göğün kağıt tomarları gibi dürülmesi, katlanması ifadesi de ilk muhattapların algılayamayacağı , anlamlandıramayacağı ama Allah’tan geldiği için iman ettikleri örnek bir ayettir. Yirminci yüzyıl fiziği sayesinde biz bu ayetin nasıl bir gerçeklik ihtiva ettiğini kavramış bulunmaktayız. 



Acaba bu durum Levh - i Mahfuz kavramı için de geçerl midir? Bilgisel- bilimsel altyapımız bu kavramı aydınlatabilecek düzeye ulaşmış mıdır? Bu konu hakkında yorum yapabilmek için çağdaş fiziğin en son kuramlarına göz atmamız gerekmektedir. Hologram şekil verilmiş iki boyutlu bir plastik parçasıdır. Uygun bir lazer ışığıyla aydınlatılınca üç boyutlu bir görüntü verir



Hollandalı Nobel ödüllü Fizikçi Geradt’Hooft ve sicim kuramının yaratıcılarından Leonard Susskind 1990’ların başında evrenin kendisinin holograma benzer bir şekilde işliyor olabileceğini öne sürdüler.
Gündelik hayatta gözlediğimiz üç boyutlu olguların uzak, iki boyutlu bir
yüzey üzerinde yer alan fiziksel süreçlerin hologram benzeri izdüşümleri olabileceği yönünde şaşırtıcı bir fikir ortaya attılar


Bu durum açıkça, yaşadığımız herşeyin aslında bir hayal olabileceğini, daha uzak bir yerdeki gerçekliğin yansıması olabileceğini anlatmaktadır. Ünlü fizikçi Brian Greene Platon’un gölgeleri ile holografik evren arasında benzerlik kurmakta ve bu bağlantıyı şu şekilde ifade etmektedir: ‘‘ Platon ortak algıları yalnızca gerçekliğin gölgeleri olarak yorumlarken holograf ilkesi de benzer bir yapı sergiler ama benzetmeyi tersine çevirir. 


Gölgeler ( yassı yapıları nedeniyle ancak daha düşük boyutlu yüzeylerde hayat bula n şeyler) gerçektir, ama çok daha zengin yapılı gibi duran, daha yüksek boyutlu varlıklar (bizler;çevremizdeki dünya) yalnızca gölgelerin uçucu izdüşümleridir.’’ 


Hatırlayacak olursak Platon’un mağara benzetmesinde insanlar dışarıdaki üç boyutlu gerçek hayatı görememekte, ancak bu hayatın mağara duvarına yansıyan gölgelerini algılamakta ve gerçek dünyayı gölgelerden ibaret sanmaktaydılar. Holograf ilkede ise durum tam tersidir. Yani üç boyutlu evren, aslında daha gerçek olan iki boyutlu evrenin yansımasıdır. 



Bu ilkeye göre evrenin üç boyutlu mekanında yaşadıklarımız, fiziksel olaylar, tıpkı holografik bir resimde gördüklerimizin çevreleyen bir plastik parçası üzerine kazınmış olan bilgi tarafından belirlenmesi gibi, evreni çevreleyen yüzeyde olup bitenler tarafından belirlenir . Yani yaşadığımız tüm bu gerçeklik, öncesiyle sonrasıyla, evrenin dış katmanındaki iki boyutlu yüzeyde kayıtlıdır ve asıl olan iki boyutlu gerçekliktir. 



Bizim üç boyutta yaşadıklarımız ise yanılsamadan ibarettir. Fizik yasaları evrenin lazeri gibi çalış arak evrendeki gerçek süreçleri –ince uzak bir yüzeyde yer alan süreçleri - aydınlatır ve gündelik hayatımızın holografik yanılsamasını üretir Greene, Holografik İlkenin bilimsel temellerinin çok güçlü olduğunu yazmaktadır. 


1997’de Arjantinli Fizikçi Juan Maldacena ’nın holografideki soyut şeylerin matematik yoluyla somut ve kesin hale getirilebildiği varsayımsal bir bağlam –varsayımsal bir evren - buldu ğunu anlatan Greene şöyle devam etmektedir: ‘‘Maldacena son derecede inandırıcı bir şekilde bu evrende yaşayan bir gözlemcinin tanık olduğu fiziğin evreni çevreleyen yüzeyde olup -biten fizikle tanımlanabileceğini gözler önüne serdi.’’  Bu kuram sicim kuramıyla, kuantum kuramıyla, termodinamik yasalarıyla, görelilik kuramıyla uyum içindedir ve karadelikl erden elde edilen bilgiler de kuramın ciddiyetini kuvvetlendirmektedir. 



Greene konuyu şöyle özetlemektedir: ‘‘Holografi İlkesinin gelecekteki araştırmalarda baskın rolü üstleneceğini söyleyebilirim. Bu sağlam kanıtlara dayandığı konusunda fizikçilerin üzerinde fikir birliğinde oldukları kara deliklerin temel bir özelliğinden – entropilerinden- kaynaklanıyor.’’ Hologramı daha kolay anlayabilmek için gerçekte Ankara stüdyolarında olan bir spikerin üç boyutlu görüntüsünün İstanbul’da bir stüdyoya nakledildiğini düşünebiliriz. 



Spiker gerçekte Ankara’dadır ancak orjinalinden yola çıkılarak İstanbul’daki bir stüdyoda üç boyutlu görüntüsü oluşturulabilir. İlerleyen teknoloji sayesinde bu öyle gerçekçi bir şekilde sunulabilir ki stüdyodaki izleyiciler bu görüntünün hologram olduğunu anlamayabilirler. Daha önce Hawking’in öngörüsüyle karadeliklerin içinden haber alınamayacağı ve karadeliğe düşen bir maddenin- ışığın bilgisinin sonsuza dek kaybolacağı düşünülüyordu. 



Ancak yapılan çalışmalar bu bilginin karadeliğin ufkunda kopyalandığını ortaya çıkarmıştır. Raphael Bousso evreni içi dışına çıkmış bir karadeliğe benzetmektedir ve evrendeki tüm geliş - gidişlerin (yaşananların, olan herşeyin) bilgisinin evrenin ilk oluşumu aşamasında evrenin dış katmanındaki iki boyutlu yüzeyde kayıtlı olduğunu belirtmektedir 



Tüm bu bulgular uzay - zamanın biçiminin gerçekliğin temel bir öğesi değil de ikincil bir ayrıntısı olduğunu göstermektedir. İşin ilginç yanı , ‘holografik evren’ tanımlamasını daha önce çoğunlukla mistik düşünce sahibi fizikçiler kullanırlarken  son zamanlarda ateist fizikçilerin de elde edilen veriler ışığında bu tanımlamayı kabul ettikleri ve konu üzerine ciddiyetle eğildikleri dikkat çekmekte dir. 



Sonuç olarak bu veriler sayesinde yaşadığımız herşeyin aslında bi r il lüzyon olabileceği ortaya çıkmaktadır. Yaşadığımızı sandığımız gerçekliğin aslında yanılsama olduğu ve tüm bunların bilgisinin kayıtlı olduğu başka bir yer hatta daha gerçek bir yer olduğunu bilim gösterme aşamasına yaklaşmıştır . 



‘‘Gördüğümüz gibi, bu ilke, şahit olduğumuz olguların uzak, ince bir sınır yüzeyden yansıdığını ileri sürmektedir. Geleceğe baktığımızda, holografik ilkenin yirmi birinci yüzyılda fizikçilere yol gösteren bir fener olacağını düşünüyorum.



’’ Einstein’in öğrencisi , fizikçi Davi d Bohm , Geradt’Hooft ve Leonard Susskind’in çalışmalarından önce, gördüğümüz herşeyin bir illüzyon olduğunu, yaşadıklarımızın üçboyutlu sinemadan ibaret olduğunu , evrenin bir hologram o lduğunu ilk anlatanlar içindedir. Ona göre bizim realite dediğimiz şey , her şeyin altında yatan bir düzenin , ikinci kademedeki ortaya çıkış şeklinden başka bir şey değildir. Bohm maddenin ve hareketin illüzyon olduğunu söylemektedir ve bu yanılsamayı ‘’holohareket’’ olarak tanımlamaktadır. 



Ancak bu fikirler doksanlı yıllardan önce fizikçiler tarafından pek de ciddiye alınmamıştır . Hatta bu bilim insanları fiziğe metafizik katmakla suçlanmışlardır . Doksanlı yılların ikinci yarısından itibaren özellikle karadeliklerden elde edilen bilgiler ister istemez tüm f izikçileri konuyu ciddiye almak mecburiyetinde bırakmıştır Bu anlatılanların Kur’an’da neye karşılık geleceğini konuya hakim olan birçok kişinin tahmin edebileceğini varsayabiliriz: Levhi Mahfuz. R ahatlıkla görebileceğimiz gibi Kur’an fizikçilerin üzerinde durduğu ve ciddiyetle araştırdığı konuları net şekilde anlatmaktadır. 



Kaldığımız yerden devam edecek olursak Greene ve meslektaşları yorumlamayı daha farklı açıdan ele alarak evrenin aslında bir bilgisayar programı olabileceğini öne sü rmektedirler. 
Gerçeğinin dış evrende saklı olduğu ya da evrenin dış yüzeyinde kayıtlı olduğu , bizim evrenimizin gerçek evrenin bir benzetimi olabileceğini belirtiyorlar. ‘’Eğer bir benzetimde yaşıyorsanız, bunu anlayabilir misiniz? Bunun yanıtı büyük ölçüde benzetimi kimin yönettiğine - bu varlığın adı benzetimci olsun - ve benzetimin nasıl programlanmış olduğuna bağlıdır. 


Örneğin, Benzetimci bir gün sizle bu gizemi paylaşmaya karar verebilir. Bir sabah duş alırken göz lerinizdeki köpüğü elinizle şöyle bir sıyırıp karşınızda size gülümseyerek bakan ve kendini tanıtan Benzetimci’yi görebilirsiniz. Ya da bu gizem, çok daha geniş çaplı biçimde, dünyadaki herkese yüksek sele açıklanabilir; işte gökyüzünde her şeyi programlamaya kadir olan bir benzetimci var, denilebilir. Benzetimci daha geri planda kalarak kendini ifşadan kaçınsa bile, size daha dolaylı ipuçları da verebilir. ’’


 Ayrıca ‘’Yeterince iyi yapılandırılmış bir program, benzetimli insanların zihinsel süreçlerinin ve niyetlerinin bir kaydını tutabilir, böylece daha sonraları ne türden tepkiler verebileceklerini öngörebilir ve gelecekte ona uygun müdahelelerde bulunabilir.’ ’ 
 Demektedir ve şunu da eklemektedir ‘‘Benzetimli canlılar gerçek dünyaya göç edebilir….’’ 


Tüm bilimsel teorilerin, ilkelerin ya öncelikle matematiksel altyapıları oluşturulur ve daha sonra onların varlığına dair kanıtlar aranır ya da gözlemler teorilerle uyuşmazsa gözlemlere u ygun yeni modeller oluşt urulur . Bu konuya ilişkin çalışmalar da karad eliklerden elde edilen çözümlemelerden ve fiziğin birçok alanıyla uyuşan kantlanmış matematik modellemelerden elde edilmiştir. 



Nobel ödüllü fizikçi Steven Weinberg üzerinde çalışılan matematik modellemeler hakkında şunları söylemektedir: ‘’Hatamız, kuramlarımızı fazla ciddiye almak değil, yeterince ciddiye almamaktır. Üzerinden kağıt kalemle masa başında çalıştığımız rakamların ve denklemlerin aslında gerçek dünyayla ilgili olduklarını anlamamız hep zor olmuştur.’’ 


SONUÇ 
Şu iğreti dünya hayatı, bir eğlence ve oyundan başka şey değil. 
Âhiret yurduna gelince, asıl hayat işte odur. Ah, bilebilselerdi! 
Bilim insanları yukarıda bahsettiğimiz açıklamalar dahilinde durumu hemen kavrayarak rahatlıkla gelişmelerin Platon’un gerçek dünyasını çağrıştırdığını ifade etmişlerdir ve bundan çekinmemişlerdir. 


Bu benzerliği ortaya koymak onları rahatsız etmemiş tersine durumun bu kadar benzer olmasına şaşırmışlardır . 

Eğer biraz samimi olarak konuyu incelersek, Kur’an’da anlatılan ifadelerin tartışma kabul etmeyecek kadar çok daha açık şekilde bu durumu ortaya koyduğunu görürüz. 


Hem yaşanmış - yaşanacak herşeyin bilgisinin kayıtlı olması hem de bu evrenden çok daha gerçek , birbaşka alemin varlığı konusunda Kur’an’da bulunan anlatımlarda bunu rahatlıkla görürüz.

Ayrıca Levh - i mahfuz kavramı çevresinde yapılan tanımlamalar onun iki boyutlu yüzeyi temsil ettiği izlenimini de vermektedir (geniş yassı tahta, düz satıh, kürek kemiği, üzerine yazı yazılan şey ve hava (atmosfer)). 


Kur’an’da birçok kez kullanılmış bu kavram insanlara üstüne basa basa yaşadığımız evrenin bir yanılsama olduğunu ve bu evrene dair herşeyin önceden kayıtlı olduğunu anlatmaktadır. Holografik ilkenin çok kuvvetli kanıtları olsa da ve ilerleyen zamanlarda bu ilke bir gerçek olarak kabul edilecek olsa bile bize öyle geliyor ki yine birçok insan inanmamayı sürdürecektir. 


Zira sonsuz evrenler, paralel evrenler, sonsuz hologramlar  vb. teoriler ortaya atarak verilen ilahi mesajdan kaçınmaya çalışmaktadırlar. Aslında inananlarla inanmayanların bu felsefi ve bilimsel çatışmalarıdır ki bu , bilimi ileriye taşımaktadır. 



Unutmamamız gereken bir şey vardır ki bilim gerçeklik arayışıdır. Bulunan her gerçeklik de bize Kur’an’ın anlattığı şeyleri sunacaktır. Hangi teori ortaya atılırsa atılsın doğruysa güçlenecek yanlışsa zamanla zayıflayacak ve silinecektir. Doğru olan ise Kur’an’la çelişmeyecektir. 


Yeter ki biz ayetleri yanlış yorumlamayalım ve katı bir tutuculuk içine girmeyelim. Bir teori ne ateistler ortaya attı diye yanlış olabilir ne de müslümanla r savunuyor diye doğru olabilir. Teoriler doğru ya da yanlış olabilir ler önemli olan bu değildir. 
Önemli olan her teorinin yanlışlansa da ayakta kalsa da bilime birşeyler kattığı, gerçeklik arayışındaki yola bir taş daha döşediğidir. Müslüman bilim insanlarının bu konularla ilgilenmesi, alternatif teoriler üretmesi, üretilen teorileri geliştirmesi dinimizin daha doğru anlaşılması hususunda önemlidir. 


İslam felsefesini modern fizik ve bilim ile buluşturmak için geç kalınmış olsa bile İslam dünyasının artık kendisine gelmesi ve kutsal kitabına yakışır şekilde ilerlemesi gerekmektedir. 
Ortaya hiçbir bilimsel kanıt sunmadan teorilere düşmanı olmak, onları İslam ile çatıştırmak doğru bir yaklaşım değildir. 
 Ateist bilim insanlarının da kaçmalarına rağmen bu tür kuramları (eski öğretilerle ya da dinsel metinlerle örtüşen ve mistik yanı olan kuramları) kabul etmek zorunda kalmaları hatta onlara yönelmeleri işin diğer boyutunu göstermektedir. 


Elbette ileride kan ıtları çok kuvvetli olan bu ilkenin değişmesi farklı yorumlanması ihtimali de mevcuttur. Bu durumda Kur’an’ın bilimle çeliştiğini söylemek doğru değildir. 
Bizim bu ayetleri yanlış yorumladığımızı, yeni verilerin şaşırtıcı doğasından dolayı heyecana kapılıp elde edilen bilimsel verileri erken yorumladığımızı söylemek en doğrusu olacaktır. Hakikatten fizikçilerin bile hemen aklına Platon’un gerçek dünyasını getiren bu ilkenin bizleri de heyecanlandırdığını söylemek yanlış olmaz. 


Şu konuyu da belirtmek isteriz ki Kur’an elbette bir bilim kitabı değildir ancak sunduğu sembolik anlatımların karşılık geldiği gerçekliklerin olduğunu asla unutmamak gerekir. Zaten kutsal kitaplarda sembolik anlatımların olmasının en büyük nedenlerinden birisi de zamanın insanını aşan kavramsal- bilimsel altyapıya sahip olmasıdır. 



Sembolik anlatımların mecburi doğası hakkında Nobel ödüllü ünlü bilima adamı Werner Heisenberg, ‘ ’Bütün zamanların dinlerinde imgelerle, misallerle ve paradokslarla konuşuluyorsa, burada amaçlanan doğruluğu anlamak için başka hiçbir olanak olmadığı anlamına gelir. Ama bu, doğruluğun gerçek doğruluk olmadığı anlamına gelmez .’’ Demektedir. Kur’an bu evreni ve Levhi Mahfuz da evrenin yüzeyindeki iki boyutlu ama daha gerçek olan kayıtlı kaynak bilgiyi temsil ediyor olmasın



‘‘Bence, insanlığın düşünce tarihine bakı ld ığında, en verimli sonuçları n, iki farkl ı düşünce sisteminin birbirleriyle temas ettikleri yerlerde ortaya çı kt ı klar ı fikri gerçekten de doğrudur. 



Bu sistemler, köklerini insan kültürünün çok çeşitli ve değişik biçimlerine, değişik zamanlarına ya da değişik dinsel geleneklerine 

salış olabilirler. Ancak buna rağmen birbirleriyle temasa geçtiklerinde, yani gerçek bir etkileşim ortaya çıktığında, yeni ve ilginç gelişmelerin de bunun takipçisi olacağını ümit edebiliriz.’’ 
Werner HEISENBERG

Bir “Ben” Var “Benden” İçeri: Bilinçaltı

Bir “Ben” Var “Benden” İçeri: 

Bilinçaltı Her birimiz tek bir benlik ile var olduğumuzu ve sadece o benlikle yargılarda bulunduğumuzu düşünürüz. Seçimlerimizin hepsinin irademiz dahilinde olduğunu sanırız. Ama aslında bizim bilincimizden önce bize kararı verdirten gizli bir benlik daha vardır; Bu benlik bilinçaltıdır. Iceberg indigo


Zihin, birbiriyle bağlantılı ama farklı iki ayrı özelliğe sahiptir. 
Bu; bilinç ve bilinçaltı, yüzeydeki benlik ve derindeki benlik, uyanık ve uyuyan zihin, istemli istemsiz zihin veya 
Yunus Emre’nin “Bir ben vardır benden içeri.” 
dizesindeki benlikler. 
 Haliyle Jung’a göre zihinde bilinç, bilinçaltı ve ikisi arasında bulunan ara bilinçle toplam üç aşama, üç derinlik vardır 
Bilinç Aşaması (Buzdağının su yüzeyinden görünen kısmı) Bilincinde olduğumuz her türlü düşünce ve algılar bilinç aşamasını oluşturur. 
Bu düşünce ve algılar farkındalık eşiğinin üzerinde kaldıklarından kendilerini açıkça belli ederler. 
Bilincimiz, aklın denetimindedir. 
Yargılar değerlendirir ve iyi, kötü, hoş gibi kavramlara dönüştürürler. 
 Ön Bilinç Aşaması (Buzdağında su seviyesinin hemen altı) O anda bilincinde olmasak da hemen bilince aşılayabileceğimiz anılar ve dünya bilgilerini kapsar. 
Bu aşama, bilinçle bilinçaltı arasında bir tür geçiş aşaması görevi üstlenir. Bilinçaltı Buzdağının suyun altındaki geri kalan kısmı) Buzdağı benzetmesinde, buzdağının en büyük alanını oluşturur. 
Bilinçaltı kısacası tüm programın yazıldığı alandır. 
Bilinçaltımız, bilincimizin inandığı ve doğru kabul ettiği emirleri aynen uygular. 
Mesela, sevilmeyen yemekler yıllar önce bilinçaltına gönderilerin emirlerin sonucudur. 
Kendine güven, sabır, irade, aşk, hırs, cesaret, otonom sinir sistemi, reflekslerimiz, hazır cevaplılık, bellek, kendimiz hakkında itiraf edemediğimiz kabullerimiz hep bilinçaltının kontrolündedir.
sucluluk_duygusu_cinsellik_bastirma_bilincalti
Mesela cinsel organı ile oynayan küçük bir çocuğa, “Bu yaptığın çok ayıp!” diye kızıp eline vurduğunuzda Freud’a göre bu cinsellik konusunda bir suçluluk duygusuna dönüşmeye başlayacaktır. 
Haliyle bu sebeplerden dolayı (toplumun küçük yaşlarda bunu ayıp göstermesi –özellikle kızlarda-) insanların çoğunda cinsellik deneyimi suçluluk duygularını taşıyabilir. 
Freud, cinselliğin ve cinsel isteklerin doğal olduğunu ve bu doğal içgüdü ile bilinçaltı kalıbı arasındaki yanlış içgüdüsünün çatışmaya gireceğini, kişilik olarak huzursuzluk yaratacağını dile getirir. 
Bastırılmış duygular ile ilgili olarak Freud şu örneği vermektedir; “Varsayalım ki, bu salonda insanları rahatsız eder mahiyette hareketler yapan ve sürekli gülerek, konuşarak, ayaklarını takırdatarak benim dikkatimi dağıtan bir kişi olsun. 
O zaman ben bu koşullar altında devam edemeyeceğimi söyleyince salondan bir iki güçlü genç ayağa kalkar ve bu huzur bozan kişiyi salondan atarlar. İşte o insan “bastırılmıştır” ve ben böylece dersime devam edebilirim. Bu kişinin tekrar huzur bozmasını engellemek için, aslında benim arzumu yerine getirmiş bu beyler sandalyelerini kapının önüne çeker ve bastırılanın tekrar ortaya çıkmasına karşı bir “direniş” kurarlar. İşte bu iki konumu “bilinç” ve “bilinçaltı” diye adlandırırsanız, bastırma süreci diyerek neyi anlatmak istediğimi daha kolay anlarsınız.”
subconscious
Freud’un açıkladığı gibi bu bastırılmış duygu veya düşünce elbette tekrar bilinç üstüne çıkmaya çalışacaktır ve bilincimize baskı yapacaktır. 
Haliyle bastırılmış düşünceler ve bunların su üstüne çıkmaya çalışması sırasında bilinçaltı tepkisiyle oluşan bir baskı döngüsü içinde yaşarız. 
Bu da bazen “yanlış tepkiler” veya “dil sürçmesi” ile kendini belli edebilir. Mesela yine Freud’un bu konuda verdiği örnek şu şekildedir; 
“Bir ustabaşı patronunun şerefine kadeh kaldıracaktır. 
Ama bu patron aslında hiç kimsenin sevmediği, kötü bir patrondur. 
Kısacası “içine edilecek” bir adamdır. 
Ustabaşı ayağa kalkıp ağdalı bir tavırla kadehini kaldırır ve 
“Şimdi patronun içine edelim!” der” 
İşte bu dil sürçmesi aslında bilinçaltında bastırılmış bir düşüncenin izdüşümünden başka bir şey değildir. 
Bilinçaltı neden önemlidir Zihinsel yaşamın %90’nından fazlası bilinçaltındadır. Ana rahmine düştüğümüz andan 6 yaşına kadar geçen sürede programlamalarımız bilinçaltına yerleşir. 
Geçmişe bağlı koşullanmalar, dogmalar bilinçaltına yerleşerek temel karakterimizi, inanışımızı ve duygularımızı oluşturur. 
Mesela trans sırasında hiç bilmediği halde İbranice konuşan bir medyumun aslında küçükken dadısının Yahudi olduğu ortaya çıkmıştır. 
Medyum, trans sırasında farkında olmadan bilinçaltında var olan bilgileri su üstüne çıkarmaktadır. 
Bu da bize bilinçaltının ne kadar eskiye dayandığının en canlı örneklerinden biridir. 
Öte taraftan yaşamımızda sadece bilinçli düşüncelerle şekillenseydi, hayatımızın her alanında kolayca başarı sağlardık. 
Çünkü bilinçli düşüncelerimizi, inançlarımız yeni bir bilgiyle, okuduğumuz bir kitapla, deneyimlerimizin sonuçlarıyla ve irademizi kullanarak değiştirebilirdik. 
Bilinçaltı inançlarımız özsaygımızı, ilişkilerimizi, iş hayatındaki performansımızı, zihinsel ve ruhsal sağlığımızı önemli ölçüde etkiler. Amaçlarımızı gerçekleştirmek için bilinçaltının desteğine ihtiyacımız var. 
Çok çabuk unutuyorum 
Hiç faydası yok 
Hiçbir şeyim doğru gitmez zaten 
Ne kadar da şansızım 
Çok beceriksizim
Keşke daha akıllı olsaydım. 
Bugün uğursuz günüm 
 Bütün olumsuzluklar beni bulur zaten 
 Bugün havamda değilim. 
Kendime hiç zaman bulamıyorum 
 İşte moral bozucu bir gün daha başlıyor 
Kendime güvenmiyorum. 
Sınavlardan nefret ediyorum 
Eskisi gibi enerjim yok 
Bu cümleler ve bunlara benzeyen olumsuz cümleler birçoğumuza tanıdık gelmiştir. 
Hepimiz günlük hayatta kendi kendimize bu sözcükler sarf ederiz. 
Önde gelen davranış bilimi araştırmacıları düşündüğümüz her şeyin %77 kadarının olumsuz olduğunu tespit etmiştir.  
Kısacası farkında olmadan sürekli bilinçaltımıza olumsuz telkinlerde bulunuyoruz. 
Bu da hayatımıza olumsuzlukları davet etmektedir. 
Unutmamamız gerekiyor ki: 
“Talihsizliklerin üzerinde ne kadar durursak bizi o kadar incitebilir!” çocuk bilinçaltı öfke Zihnimize işlenen hastalıklar Gördüğümüz gibi, bilinç bilinçaltına verilen komutların yansımasını taşımakta ve bu şekilde düşüncelerimiz eylemlere dönüşmektedir. 
Haliyle telkinin ne denli önemli olduğunu fark edebiliriz. Öyleyse gün içinde fark edilmeden yapılan bilinçaltı saldırılarını dikkate almamız çok önemlidir. Sürekli kendi düşüncelerimizin ötesinde başkalarının düşüncelerine maruz kalırız. 
Aile, arkadaş, okul, televizyon, internet ve gazete gibi unsurlar sürekli bilinçaltımıza yönelik telkinli yayın yaparlar. 
Bunlar da zaman için bilinçaltımızı programlar. 
Ailemizden “ne kadar sakar olduğumuza” dair veya çevremizden “adam olmayacağımıza” veya “bir dikiş tutturamayacağımıza” “boş gezdiğimize” “yaramaz olduğumuza” dair telkinleri sıkça duymuşuzdur. Küçük yaşta farkında olmadan yapılan bu telkinlerin, ileriki yaşamda ne boyutlara ulaşacağını tahmin etmek zordur. 
Mesela “sakarlığa” dair söylemler en çok dikkatimizi çeken unsurlardan biridir. Belki de çocuk sakar değildir. Ama yaptığı birkaç hata yüzünden sürekli “Sakar” denmesi” o çocuğu gerçekten sakarlaştıracaktır. 
Bu konuda özellikle ebeveynlerin üzerinde daha büyük sorumluluklar bulunmaktadır. 
 Ayrıca bu virüslere ve saldırılara en çok uğrayanlar ev hanımlarıdır. 
Yoğun telkinler içeren reklamlar ve satış uzmanlarıyla karşı karşıya kalan ev hanımları, farkında olmadan derin bir savaşın içerisindedir. 
Telkinde amaç bilinçaltına bir takım emirler vermektir. 
Bilinçaltının özelliğinden dolayı, bilinçaltına iletilen hemen hemen her emir çok kısa sürede fiziğe yansır ve verilen emir bilinçaltı tarafından derhal yerine getirilir. 
Her insan telkin alır ve telkin verir. 
Çünkü hepimizin bilinçaltı aynı şekilde çalışır. 
Bir telkini almaya en müsait durum gevşeme halidir. 
Çünkü bu durumdayken telkinlerin bilinçaltına ulaşması daha kolaydır. Normal günlük yaşamımızda bilinçaltına sürekli telkinler yollandığı gibi bizde farkına varmadan sürekli telkinde bulunuruz. 
Ama bu emirler direk bilinçaltına gitmediği için %100 etki etmez. 
Bu emirler önce bilince gidip belli bir oranda süzüldükten sonra bilinçaltına gittikleri için direk etkide bulunmaz. 
Hatta bu etki hiç meydana da gelmeyebilir. 
 Dışarıdan ve kendi kendimize yaptığımız telkinlerin bilinçaltına gitmesini sağlayan en önemli etken, o emrin birçok kez tekrar edilmesidir. 
Uyanıkken bilinçaltına telkin yollamanın başka yolları da vardır. 
Bunların bir kısmını bazı reklamcılar kullanmışlardır. 
Bu amaçla yurtdışında yapılan bir kola reklamını birçoğumuz duymuşuzdur. Sinemalarda gösterilen reklam filminde gözün göremeyeceği kadar kısa bir sürede “Coca Cola İçiniz.” Telkini görüntülü olarak verilmiştir. 
Ancak filmin beş dakika arasında, seyircilerin kola tüketiminde büyük bir artış gösterdikleri tespit edilmiştir.  
Daha sonra bu tekniğin reklamlarda kullanımı yasaklanmıştır. 
 Bilinçaltı hepimiz için çok önemlidir. 
Haliyle bilinçaltını tekrar programlamanın sırrı telkindedir. hypnosis-75615_640 
Kendi kendine telkin (Oto-Hipnoz) Öncelikle bir kasete ihtiyacınız var. Çünkü telkinleri kasete kaydedeceksiniz. Kasetin ilk 15-20 dakikasını boş bırakın. (Bu arada gevşemeye ve rahatlamaya zihninizi boşaltmaya çalışacaksınız) Sonra kasete isteğinize bağlı telkinleri kaydedin. Bu sigara bırakmak olabilir, zayıflamak olabilir veya korkularınız yenmek ya da ders çalışmaktan zevk almak olabilir. 
 Kasete kaydederken önemli noktalar Tek bir kasette aynı konuyu seçmeye dikkat etmeliyiz. 
 Uzun, devrik, anlaşılması zor cümleler kurmayın. 
Cümleler olumsuzluk içermemeli ve kesinlik olmalıdır. 
“kendime güvenmek istiyorum” 
veya 
“kendime güvensizliğim geçecek” 
yerine
“kendime güveniyorum” gibi cümleler seçilmeli. 
Cümle sayıları tekrarca fazla ama adetçe mümkün olduğunca az olmalıdır. Yani bir cümleyi en az 5 kez tekrarladıktan sonra yeni bir cümleye geçin. Cümleler arasında 3 saniyelik boşluklar bırakın. 
 Telkinlerin etkisinin ne zaman görüleceği tam olarak kestirilemez. 
 Yeni bir alışkanlığı yerleştirmek için 21 gün boyunca hiç ara vermeden tekrar etmek gerekir. 
Çünkü yeni alışkanlığın zihinde ve hücresel bellekte kalıcı olarak yerleşmesi 21 gün sürer. 
Alışkanlıklar tekrarlana tekrarlana kazanılır. 
Yeni alışkanlığın da zihinde kalıcı sinir ağı “otoyolu” yaratması 21 gün tekrar edilerek oluşur. 
Zihniniz ve kaslarınız tekrar edilen bir şeyi otomatiğe bağlar. 
Bu yüzden kasetlerinizi, günde “sabah” ve “akşam” olmak üzere 2 defa ve 21 gün boyunca dinleyin. influence1 Bilinçaltının tehlikeli anahtarı: hipnoz Kısa ve öz şekilde 
“Hipnoz, bilinçaltına açılan kapıdır.” 
Diyebiliriz. 
Hipnoz, derin gevşeme halinde sujeyi uyku ile uyanıklık arasındaki bir devreye getirerek, bilinci tamamen ortadan kaldırmak demektir. 
Bu durumda bilincin süzgeci devre dışı kalacak ve kişiye verilen her telkin ve söz doğrudan bilinçaltına ulaşacaktır. 
 Hipnoz sırasında kişi bütün telkinleri olduğu gibi bilinçaltına işler. 
Bu yüzden dolayı hipnoz çalışmaları çok dikkatle yapılması gereken çalışmalardır. 
Hipnozla bilgi almanın güvenirliliği ciddi anlamda tartışılmaktadır. 
Mesela hipnoz sırasında reenkarnasyon hakkında bilgi alınmak istediğinde, bilinçaltı önceden kaydettiği (filmler, kitaplar, resimler vs.) bilgileri derleyerek kendiliğinden bir öykü uydurabilmektedir. 
Bunun yanı sıra hipnoz ile terapinin de tehlikeleri olduğu bilinmektedir. Çünkü hipnoz sırasında değiştirilen bir anının, ne şekilde neleri ve hangi düşünceleri-kişiliksel düzlemi etkileyeceği bilinememektedir. 
 O yüzden dolayı güvenilir olarak en çok “oto-hipnoz”, “telkin” ve beyni yeniden programlama anlamına gelen “nlp teknikleri” kullanılmaktadır.

TRANSKRİPSİYON, TRANSLASYON, POSTTRANSLASYONEL MODİFİKASYONLAR

Populasyon Genetik

Kromozom Bantlama Ve Fish

ÖKARYOTLARDA GEN ANLATIMININ DÜZENLENMESİ



ÖKARYOTLARDA GEN ANLATIMININ DÜZENLENMESİ

24 Eylül 2018

KUR'AN-I KERİMDE YARATILIŞ


BİTKİLERLE İLGİLİ AYETLER
Gökleri ve yeri bir örnek edinmeksizin Yaratandır... (Enam Suresi, 101)
İşte Rabbiniz olan Allah budur. O'ndan başka İlah yoktur. Her şeyin Yaratıcısı'dır, öyleyse O'na kulluk edin. O, her şeyin üstünde bir vekildir. (Enam Suresi, 102)
Bir şeyi dilediği zaman, O'nun emri yalnızca: "Ol" demesidir; o da hemen oluverir. (Yasin Suresi, 82)
Gökleri ve yeri (bir örnek edinmeksizin) yaratandır. O, bir işin olmasına karar verirse, ona yalnızca "Ol" der, o da hemen oluverir. (Bakara Suresi, 117)
O, biri diğeriyle 'tam bir uyum (mutabakat) içinde yedi gök yaratmış olandır. Rahman (olan Allah)ın yaratmasında hiçbir 'çelişki ve uygunsuzluk (tefavüt) göremezsin. İşte gözü(nü) çevirip-gezdir; herhangi bir çatlaklık (bozukluk ve çarpıklık) görüyor musun? Sonra gözünü iki kere daha çevirip-gezdir; o göz (uyumsuzluk bulmaktan) umudunu kesmiş bir halde bitkin olarak sana dönecektir. (Mülk Suresi, 3-4)
Görmedin mi, Allah, gökten su indirdi, böylece yeryüzü yemyeşil donatıldı. Şüphesiz Allah, lütfedicidir, her şeyden haberdardır. (Hac Suresi, 63)
  Yeryüzünde birbirine yakın komşu kıtalar vardır; üzüm bağları, ekinler, çatallı ve çatalsız hurmalıklar da vardır ki, bunlar aynı su ile sulanır; ama ürünlerinde (ki verimde ve lezzette) bazısını bazısına üstün kılıyoruz. Şüphesiz, bunlarda aklını kullanan bir topluluk için gerçekten ayetler vardır. (Rad Suresi, 4)
Ve aşılayıcılar olarak rüzgarları gönderdik... (Hicr Suresi, 22)
Allah, yedi göğü ve yerden de onların benzerini yarattı. Emir, bunların arasında durmadan iner; sizin gerçekten Allah'ın her şeye güç yetirdiğini ve gerçekten Allah'ın ilmiyle her şeyi kuşattığını bilmeniz, öğrenmeniz için. (Talak Suresi, 12)
Göklerde ve yerde her ne varsa O'nundur. Şüphesiz Allah, hiçbir şeye ihtiyacı olmayan (Gani)dır, övülmeye layık olandır. (Hac Suresi, 64)
Gaybın anahtarları O'nun Katındadır, O'ndan başka hiç kimse gaybı bilmez. Karada ve denizde olanların tümünü O bilir, O, bilmeksizin bir yaprak dahi düşmez; yerin karanlıklarındaki bir tane, yaş ve kuru dışta olmamak üzere hepsi (ve her şey) apaçık bir kitaptadır. (Enam Suresi, 59)
Bitki ve ağaç (O'na) secde etmektedirler. (Rahman Suresi, 6)
O, gökleri dayanak olmaksızın yaratmıştır, bunu görmektesiniz. Arzda da, sizi sarsıntıya uğratır diye sarsılmaz dağlar bıraktı ve orada her canlıdan türetip yayıverdi. Biz gökten su indirdik, böylelikle orada her güzel olan çiftten bir bitki bitirdik.
(Lokman Suresi, 10)
.
O, gökleri dayanak olmaksızın yaratmıştır, bunu görmektesiniz. Arzda da, sizi sarsıntıya uğratır diye sarsılmaz dağlar bıraktı ve orada her canlıdan türetip yayıverdi. Biz gökten su indirdik, böylelikle orada her güzel olan çiftten bir bitki bitirdik. Bu, Allah'ın yaratmasıdır. Şu halde, O'nun dışında olanların  
O, gökten su indirendir. Bununla her şeyin bitkisini bitirdik, ondan bir yeşillik çıkardık, ondan birbiri üstüne bindirilmiş taneler türetiyoruz. Ve hurma ağacının tomurcuğundan da yere sarkmış salkımlar, -birbirine benzeyen ve benzemeyen- üzümlerden, zeytinden ve nardan bahçeler (kılıyoruz.) Meyvesine, ürün verdiğinde ve olgunluğa eriştiğinde bir bakıverin. Şüphesiz inanacak bir topluluk için bunda gerçekten ayetler (deliller) vardır. (Enam Suresi, 99)
... O'nun Katında herşey bir ölçü iledir. (Ra'd Suresi, 8)
Yere (gelince,) onu döşeyip-yaydık, onda sarsılmaz-dağlar bıraktık ve onda her şeyden ölçüsü belirlenmiş ürünler bitirdik. (Hicr Suresi, 19)
Göklerde ve yerde bulunanlar O'nundur; hepsi O'na 'gönülden boyun eğmiş' bulunuyorlar. (Rum Suresi, 26)

Biz gökten belli bir miktarda su indirdik ve onu yeryüzünde yerleştirdik; şüphesiz Biz onu (kurutup) giderme gücüne de sahibiz. Böylelikle, bununla size hurmalıklardan, üzümlüklerden bahçeler-bağlar geliştirdik, içlerinde çok sayıda yemişler vardır; sizler onlardan yemektesiniz. Ve (daha çok) Tur-i Sina'da çıkan bir ağaç (türü de yarattık); o yağlı ve yiyenlere bir katık olarak bitmekte (ürün vermekte)dir.
(Mü'minun Suresi, 18-20)

"Şimdi ekmekte olduğunuz (tohum)u gördünüz mü? Onu sizler mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren Biz miyiz? Eğer dilemiş olsaydık, gerçekten onu bir ot kırıntısı kılardık; böylelikle şaşar-kalırdınız." (Vakıa Suresi, 63-65)
Üzerlerindeki göğe bakmıyorlar mı? Biz, onu nasıl bina ettik ve onu nasıl süsledik? Onun hiçbir çatlağı yok. Yeri de (nasıl) döşeyip-yaydık? Onda sarsılmaz dağlar bıraktık ve onda 'göz alıcı ve iç açıcı' her çiftten (nice bitkiler) bitirdik. (Bunlar,) 'İçten Allah'a yönelen' her kul için 'hikmetle bakan bir iç göz' ve bir zikirdir. (Kaf Suresi, 6-8)
Sizin için gökten su indiren O'dur; içecek ondan, ağaç ondandır (ki) hayvanlarınızı onda otlatmaktasınız. Onunla sizin için ekin, zeytin, hurmalıklar, üzümler ve meyvelerin her türlüsünden bitirir. Şüphesiz bunda, düşünebilen bir topluluk için ayetler vardır. 
(Nahl Suresi, 10-11)

Görmüyorlar mı; Biz, suyu çorak toprağa sürüyoruz da onunla ekin bitiriyoruz; ondan hayvanları, kendileri yemektedir? Yine de görmüyorlar mı?
(Secde Suresi, 27)
Yerde sizin için üretip-türettiği çeşitli renklerdekileri de (faydanıza verdi). Şüphesiz bunda, öğüt alıp düşünen bir topluluk için ayetler vardır. (Nahl Suresi, 13)
Ve birbiri üstüne dizilmiş tomurcuk yüklü yüksek hurma ağaçları da. Kullara rızık olmak üzere. Ve onunla (o suyla) ölü bir şehri dirilttik. İşte (ölümden sonra) diriliş de böyledir. (Kaf Suresi, 10-11)
O Allah ki, Yaratandır, (en güzel bir biçimde) kusursuzca var edendir, 'şekil ve suret' verendir. En güzel isimler O'nundur. Göklerde ve yerde olanların tümü O'nu tesbih etmektedir. O, Aziz, Hakim'dir. (Haşr Suresi, 24)
"Allah'tan başka, sana yararı da, zararı da olmayan(ilahlar)a tapma. Eğer sen (bunun aksini) yapacak olursan, bu durumda gerçekten zulmedenlerden olursun" (diye emrolundum.) Allah sana bir zarar dokunduracak olsa, O'ndan başka bunu senden kaldıracak yoktur. Ve eğer sana bir hayır isterse, O'nun bol fazlını geri çevirecek de yoktur. Kullarından dilediğine bundan isabet ettirir. O, bağışlayandır, esirgeyendir. (Yunus Suresi, 106-107)
...O'nun, alnından yakalayıp-denetlemediği hiçbir canlı yoktur... (Hud Suresi, 56)
Gökten yere her işi O evirip düzene koyar... (Secde Suresi, 5)

Vicdanları kabul ettiği halde, zulüm ve büyüklenme dolayısıyla bunları inkar ettiler.
Artık sen, bozguncuların nasıl bir sona uğratıldıklarına bir bak.
(Neml Suresi, 14)
Andolsun, onlara: "Gökleri ve yeri kim yarattı, güneşi ve ayı kim emre amade kıldı? diye soracak olursan, şüphesiz: "Allah" diyecekler. Şu halde nasıl oluyor da çevriliyorlar?
(Ankebut Suresi, 61)
(Onlar mı) Yoksa, gökleri ve yeri yaratan ve size gökten su indiren mi? Ki onunla (o suyla) gönül alıcı bahçeler bitirdik, sizin içinse bir ağacını bitirmek (bile) mümkün değildir. Allah ile beraber başka bir ilah mı? Hayır, onlar sapıklıkta devam eden bir kavimdir. (Neml Suresi, 60)
EVRENİN YARATILIŞI İLE İLGİLİ AYETLER
Yaratmak bakımından siz mi daha güçsünüz yoksa gök mü? (Allah) Onu bina etti. Boyunu yükseltti, ona belli bir düzen verdi.Gecesini kararttı, kuşluğunu açığa-çıkardı. Bundan sonra yeryüzünü serip döşedi. (Naziat Suresi, 27-30)
Geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı sizin emrinize verdi; yıldızlar da O'nun emriyle emre hazır kılınmıştır. Şüphesiz bunda, aklını kullanabilen bir topluluk için ayetler vardır. (Nahl Suresi, 12)
(Allah) Geceyi gündüze bağlayıp-katar, gündüzü de geceye bağlayıp-katar; güneşi ve ayı emre amade kılmıştır, her biri adı konulmuş bir süreye kadar akıp gitmektedir. İşte bunları (yaratıp düzene koyan) Allah sizin Rabbiniz'dir; mülk O'nundur. O'ndan başka taptıklarınız ise, 'bir çekirdeğin incecik zarına' bile malik olamazlar. (Fatır Suresi, 13)


O (Allah) gökleri ve yeri bir örnek edinmeksizin yaratandır.. . (Enam Suresi, 101)
O inkar edenler görmüyorlar mı ki (başlangıçta) göklerle yer birbiriyle bitişikken, biz onları ayırdık ve her canlı şeyi sudan yarattık. Yine de onlar inanmayacaklar mı? (Enbiya Suresi, 30)
Biz göğü 'büyük bir kudretle' bina ettik ve şüphesiz Biz, (onu) genişleticiyiz. (Zariyat Suresi, 47)

Biz göğü büyük bir kudretle bina ettik ve şüphesiz. Biz, (onu) genişleticiyiz.
(Zariyat Suresi, 47)


Göklerin ve yerin mülkü O'nundur; çocuk edinmemiştir. O'na mülkünde ortak yoktur, her şeyi yaratmış, ona bir düzen vermiş, belli bir ölçüyle takdir etmiştir. (Furkan Suresi, 2)
Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile gündüzün art arda gelişinde, insanlara yararlı şeyler ile denizde yüzen gemilerde, Allah'ın yağdırdığı ve kendisiyle yeryüzünü ölümünden sonra dirilttiği suda, her canlıyı orada üretip-yaymasında, rüzgarları estirmesinde, gökle yer arasında boyun eğdirilmiş bulutları evirip çevirmesinde düşünen bir topluluk için gerçekten ayetler vardır. (Bakara Suresi, 164)
Gerçekten sizin Rabbiniz, altı günde gökleri ve yeri yaratan, sonra arşa istiva eden Allah'tır. Gündüzü, durmaksızın kendisini kovalayan geceyle örten, Güneş'e, aya ve yıldızlara kendi buyruğuyla baş eğdirendir. Haberiniz olsun, yaratmak da, emir de (yalnızca) O'nundur. Alemlerin Rabbi olan Allah ne yücedir. (Araf Suresi, 54)
"Görmüyor musunuz; Allah, yedi göğü birbirleriyle bir uyum (mutabakat) içinde yaratmıştır?" (Nuh Suresi, 15)


Ve elbette her tasarım, bilinçli bir "tasarlayıcı"nın varlığını ispatlar. Tüm evreni yoktan var edip, sonra da onu dilediği biçimde tasarlayıp düzenleyen yegane kudret ise, elbette ki Kuran'daki ifadeyle "tüm alemlerin Rabbi" olan Allah'tır. Kuran'da belirtildiği gibi, Allah, göğü bina etmiş, sonra ona belli bir düzen vermiştir. (Naziat Suresi, 27-28)
"Göğün ve yerin O'nun emriyle durması da, O'nun ayetlerindendir". (Rum Suresi, 25)

   
Şüphesiz Allah, gökleri ve yeri zeval bulurlar diye (her an kudreti altında) tutuyor. Andolsun, eğer zeval bulacak olurlarsa, kendisinden sonra artık kimse onları tutamaz. Doğrusu O, Halim'dir, bağışlayandır. (Fatır Suresi, 41)
Eğer hak, onların heva (istek ve tutku)larına uyacak olsaydı hiç tartışmasız, gökler, yer ve bunların içinde olan herkes (ve her şey) bozulmaya uğrardı... (Müminun Suresi, 71)
Ne Güneş'in Ay'a erişip-yetişmesi gerekir, ne de gecenin gündüzün önüne geçmesi. Her biri bir yörüngede yüzüp gitmektedirler.
(Yasin Suresi, 40)
Güneş'ten, gezegenlerden ve kuyruklu yıldızlardan oluşan bu çok hassas sistem, sadece akıl ve güç sahibi bir Varlık'ın amacından ve hakimiyetinden kaynaklanabilir... O, bunların hepsini yönetmektedir ve bu egemenliği dolayısıyladır ki O'na, "Üstün Kuvvet Sahibi Rab" denir. 51
"Biz gökyüzünü, yeryüzünü ve ikisi arasında bulunan şeyleri batıl olarak yaratmadık. Bu, inkâr edenlerin zannıdır..." (Sad Suresi, 27)
Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün ardarda gelişinde temiz akıl sahipleri için gerçekten deliller vardır. Onlar, ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah'ı anarlar ve göklerin ve yerin yaratılışı konusunda düşünürler. (Ve derler ki:) "Rabbimiz, Sen bunu boşuna yaratmadın. Sen pek yücesin, bizi ateşin azabından koru." (Al-i İmran Suresi, 190-191)


Allah, yeryüzünü sizin için bir karar, gökyüzünü bir bina kıldı; sizi suretlendirdi, suretinizi de en güzel (bir biçim ve incelikte) kıldı ve size güzel-temiz şeylerden rızık verdi. İşte sizin Rabbiniz Allah budur. Alemlerin Rabbi Allah ne yücedir. (Mümin Suresi, 64)
Sizin için, yeryüzüne boyun eğdiren O'dur. Şu halde onun omuzlarında yürüyün ve O'nun rızkından yiyin. Sonunda gidiş O'nadır. (Mülk Suresi, 15)
Yaratmak bakımından siz mi daha güçsünüz yoksa gök mü? (Allah) Onu bina etti. Boyunu yükseltti, ona belli bir düzen verdi. Gecesini kararttı, kuşluğunu açığa-çıkardı. Bundan sonra yeryüzünü serip döşedi. Ondan da suyunu ve otlağını çıkardı. Dağlarını dikip-oturttu; size ve hayvanlarınıza bir yarar (meta) olmak üzere. (Naziat Suresi, 27-33)
O sabahı yarıp çıkarandır. Geceyi bir sükun (dinlenme), güneş ve ay'ı bir hesap (ile) kıldı. Bu, üstün ve güçlü olan, bilen Allah'ın takdiridir. (Enam Suresi, 96)


"Güneş ve ay bir hesap iledir" (Rahman Suresi, 5)
Allah, gökleri ve yeri yaratan ve gökten su indirip onunla size rızık olarak türlü ürünler çıkarandır... Ve güneşi ve ayı hareketlerinde sürekli emrinize amade kılan, geceyi ve gündüzü de emrinize amade kılandır. Size her istediğiniz şeyi verdi. Eğer Allah'ın nimetini saymaya kalkışırsanız, onu sayıp-bitirmeye güç yetiremezsiniz. Gerçek şu ki, insan pek zalimdir, pek nankördür. (İbrahim Suresi, 32-34)
Gece, gündüz, güneş ve ay O'nun ayetlerindendir. Siz güneşe de, aya da secde etmeyin. Allah'a secde edin, ki bunları kendisi yaratmıştır. Eğer O'na ibadet edecekseniz. (Fussilet Suresi, 37)
Sizin için gökten su indiren O'dur; içecek ondan, ağaç ondandır (ki) hayvanlarınızı onda otlatmaktasınız. Onunla sizin için ekin, zeytin, hurmalıklar, üzümler ve meyvelerin her türlüsünden bitirir. Şüphesiz bunda,
Mülk elinde bulunan (Allah) ne yücedir. O, her şeye güç yetirendir... O, biri diğeriyle 'tam bir uyum' içinde yedi gök yaratmış olandır. Rahman'ın yaratmasında hiçbir 'çelişki ve uygunsuzluk' göremezsin. İşte gözü(nü) çevirip-gezdir; herhangi bir çatlaklık (bozukluk ve çarpıklık) görüyor musun? Sonra gözünü iki kere daha çevirip-gezdir; o göz umudunu kesmiş bir halde bitkin olarak sana dönecektir. (Mülk Suresi, 1-4)
Gerçekten sizin Rabbiniz, altı günde gökleri ve yeri yaratan, sonra arşa istiva eden Allah'tır. Gündüzü, durmaksızın kendisini kovalayan geceyle örten, güneşe, aya ve yıldızlara kendi buyruğuyla baş eğdirendir... (Araf Suresi, 54)


  


'Özen içinde yollar ve yörüngelerle donatılmış' göğe andolsun; siz, gerçekten birbirini tutmaz bir söz (çelişkili ve aykırı görüşler) içindesiniz. Ondan çevrilen çevrilir, kahrolsun, o 'zan ve tahminle yalan söyleyenler'; ki onlar, 'bilgisizliğin kuşatması' içinde habersizdirler. (Zariyat Suresi, 7-11)
Şüphesiz sizin Rabbiniz, altı günde gökleri ve yeri yaratan, sonra arşa istiva eden, işleri evirip-çeviren de Allah'tır. O'nun izni olmadıktan sonra, hiç kimse şefaatçi (aracı) olamaz. İşte Rabbiniz olan Allah budur, öyleyse O'na kulluk edin. Yine de öğüt alıp düşünmeyecek misiniz? (Yunus Suresi, 3)
Yaratan, hiç yaratmayan gibi midir? Artık öğüt alıp-düşünmez misiniz? (Nahl Suresi, 17)
De ki: "Eğer biliyorsanız (söyleyin:) Yeryüzü ve onun içinde olanlar kimindir?"
"Allah'ındır" diyecekler. De ki: "Yine de öğüt alıp-düşünmeyecek misiniz?"
De ki: "Yedi göğün Rabbi ve büyük Arş'ın Rabbi kimdir?"
"Allah'ındır" diyecekler. De ki: "Yine de sakınmayacak mısınız?"
De ki: "Eğer biliyorsanız (söyleyin:) Her şeyin melekutu (mülk ve yönetimi) kimin elindedir? Ki O, koruyup kolluyorken kendisi korunmuyor."
"Allah'ındır" diyecekler. De ki: "Öyleyse nasıl oluyor da böyle büyüleniyorsunuz?" (Müminun Suresi, 84-89)
(Allah) Göklerin, yerin ve her ikisi arasındakilerin Rabbidir; şu halde O'na ibadet et ve O'na ibadette kararlı ol. Hiç O'nun adaşı olan birini biliyor musun? (Meryem Suresi, 65)
... Sen yücesin, bize öğrettiğinden
başka bizim hiçbir bilgimiz yok. Gerçekten Sen, herşeyi bilen,
hüküm ve hikmet sahibi olansın.
(Bakara Suresi, 32)
İNSANIN YARATILIŞI İLE İLGİLİ AYETLER
ALLAH, YERYÜZÜNÜ SİZİN İÇİN BİR KARAR, GÖKYÜZÜNÜ BİR BİNA KILDI; SİZİ SURETLENDİRDİ, SURETİNİZİ DE EN GÜZEL (BİR BİÇİM VE İNCELİKTE) KILDI VE SİZE GÜZEL-TEMİZ ŞEYLERDEN RIZIK VERDİ. İŞTE SİZİN RABBİNİZ ALLAH BUDUR. ALEMLERİN RABBİ ALLAH NE YÜCEDİR.

(MÜMİN SURESİ, 64)

Sizleri Biz yarattık, yine de tasdik etmeyecek misiniz? Şimdi (rahimlere) dökmekte olduğunuz meniyi gördünüz mü? Onu sizler mi yaratıyorsunuz, yoksa Yaratıcı Biz miyiz? (Vakıa Suresi, 57-59)

Andolsun, Biz insanı, süzme bir çamurdan yarattık. 
Sonra onu bir su damlası olarak, savunması sağlam bir karar yerine yerleştirdik. 
Sonra o su damlasını bir alak (embriyo) olarak yarattık; ardından o alak'ı (hücre topluluğu) bir çiğnem et parçası olarak yarattık; daha sonra o çiğnem et parçasını kemik olarak yarattık; böylece kemiklere de et giydirdik; sonra bir başka yaratışla onu inşa ettik. Yaratıcıların en güzeli olan Allah, ne yücedir. 
(Müminun Suresi, 12-14)
Allah... O'ndan başka İlah yoktur. Diridir, kaimdir. O'nu uyuklama ve uyku tutmaz. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. İzni olmaksızın O'nun Katında şefaatte bulunacak kimdir? O, önlerindekini ve arkalarındakini bilir. (Onlar ise) Dilediği kadarının dışında, O'nun ilminden hiçbirşeyi kavrayıp-kuşatamazlar. O'nun kürsüsü, bütün gökleri ve yeri kaplayıp-kuşatmıştır. Onların korunması O'na güç gelmez. O, pek yücedir, pek büyüktür. (Bakara Suresi, 255)
İŞTE RABBİNİZ OLAN ALLAH BUDUR. O'NDAN BAŞKA İLAH YOKTUR. HERŞEYİN YARATICISIDIR, ÖYLEYSE O'NA KULLUK EDİN. O, HERŞEYİN ÜSTÜNDE BİR VEKİLDİR.

(EN'AM SURESİ, 102)
"… O'nun, alnından yakalayıp denetlemediği hiçbir canlı yoktur. Muhakkak benim Rabbim dosdoğru bir yol üzerinedir (dosdoğru yolda olanı korumaktadır.)" (Hud Suresi, 56)
Ey insanlar sizi tek bir nefisten yaratan, ondan eşini yaratan ve her ikisinden birçok erkek ve kadın türetip-yayan Rabbinizden korkup-sakının. Ve (yine) kendisiyle, birbirinizle dilekleştiğiniz Allah'tan ve akrabalık (bağlarını koparmak)tan sakının. Şüphesiz Allah, sizin üzerinizde gözeticidir. (Nisa Suresi, 1)
Şüphesiz Biz insanı, karmaşık olan bir damla sudan yarattık. Onu deniyoruz. Bundan dolayı onu işiten ve gören yaptık. (İnsan Suresi, 2)
İnsan, 'kendi başına ve sorumsuz' bırakılacağını mı sanıyor? Kendisi, akıtılan meniden bir damla su değil miydi? (Kıyamet Suresi, 36-37)
Ki O, yarattığı herşeyi en güzel yapan ve insanı yaratmaya bir çamurdan başlayandır. Sonra onun soyunu bir özden, basbayağı bir sudan yapmıştır. (Secde Suresi, 7-8)
Şüphesiz senin Rabbin, mağfireti geniş olandır. O, sizi daha iyi bilendir; hem sizi topraktan inşa ettiği (yarattığı) ve siz daha annelerinizin karnında cenin halinde bulunduğunuz zaman da. Öyleyse kendinizi temize çıkarıp-durmayın. O, sakınanı daha iyi bilendir. (Necm Suresi, 32)
BİZ AYETLERİMİZİ HEM AFAKTA, HEM KENDİ NEFİSLERİNDE ONLARA GÖSTERECEĞİZ; ÖYLE Kİ, ŞÜPHESİZ ONUN HAK OLDUĞU KENDİLERİNE AÇIKÇA BELLİ OLSUN. HERŞEYİN ÜZERİNDE RABBİNİN ŞAHİD OLMASI YETMEZ Mİ?

(FUSSİLET SURESİ, 53)
Sizin yaratılışınızda ve türetip-yaydığı canlılarda kesin bilgiyle inanan bir kavim için ayetler vardır. (Casiye Suresi, 4)

Sizin ilahınız yalnızca Allah'tır ki, O'nun dışında ilah yoktur. O, ilim bakımından herşeyi kuşatmıştır.
(Taha Suresi, 98)

Göklerde ve yerde bulunanlar O'nundur; hepsi O'na 'gönülden boyun eğmiş' bulunuyorlar. Yaratmayı başlatan, sonra onu iade edecek olan O'dur; bu O'na göre pek kolaydır. Göklerde ve yerde en yüce misal O'nundur. O, güçlü ve üstün olandır, hüküm ve hikmet sahibidir. (Rum Suresi, 26-27)
Doğrusu, çiftleri; erkek ve dişiyi, yaratan O'dur. Bir damla sudan (döl yatağına) meni döküldüğü zaman. (Necm Suresi, 45-46)
(Bu Kur'an,) Ayetlerini, iyiden iyiye düşünsünler ve temiz akıl sahipleri öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır. (Sad Suresi, 29)
ONLAR , ALLAH'IN KADRİNİ HAKKIYLA TAKTİR EDEMEDİLER. ŞÜPHESİZ ALLAH, GÜÇ SAHİBİR, AZİZDİR.

(HAC SURESİ, 74)
... Sizi annelerinizin karınlarında, üç karanlık içinde, bir yaratılıştan sonra (bir başka) yaratılışa (dönüştürüp) yaratmaktadır. İşte Rabbiniz olan Allah budur, mülk O'nundur. O'ndan başka İlah yoktur. Buna rağmen nasıl çevriliyorsunuz? (Zümer Suresi, 6)
Andolsun, biz insanı, süzme bir çamurdan yarattık. Sonra onu bir su damlası olarak, savunması sağlam bir karar yerine yerleştirdik. (Müminun Suresi, 12-13)


De ki: "O, herşeyin Rabbi iken, ben Allah'tan başka bir Rab mi arayayım? Hiçbir nefis, kendisinden başkasının aleyhine (günah) kazanmaz. Günahkar olan bir başkasının günah yükünü taşımaz. Sonunda dönüşünüz Rabbinizedir. O, size hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeyleri haber verecektir."
(En'am Suresi, 164)
Döl yataklarında size dilediği gibi suret veren O'dur. O'ndan başka İlah yoktur; üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir. (Al-i İmran Suresi, 6)


Yaratan Rabbin adıyla oku. O, insanı bir "alak"tan yarattı. Oku, Rabbin en büyük kerem sahibidir. (Alak Suresi, 1-3)


Kendileri yaratılıp dururken, hiçbir şeyi yaratamayan şeyleri mi ortak koşuyorlar. Oysa (bu şirk koştukları güçler ve nesneler) ne onlara bir yardıma güç yetirebilir, ne kendi nefislerine yardım etmeğe.
(Araf Suresi, 191-192)


O'dur ki, sizi topraktan, sonra bir damla sudan, sonra bir alak'tan (embriyo) yarattı; sonra sizi bir bebek olarak çıkarmakta, sonra güçlü (erginlik) çağınıza erişmeniz, sonra da yaşlanmanız için size (belli bir ömür vermektedir). Sizden kiminin daha önce hayatına son verilmektedir; adı konulmuş bir ecele erişmeniz ve belki aklınızı kullanmanız için (Allah sizi böyle yaşatır). Dirilten ve öldüren O'dur. Bir işin olmasına hükmetti mi, ona yalnızca: "Ol" der, o da hemen oluverir. (Mümin Suresi, 67-68)
Kıyamet saatinin bilgisi, şüphesiz Allah'ın Katındadır. Yağmuru yağdırır; rahimlerde olanı bilir. Hiç kimse, yarın ne kazanacağını bilmez. Hiç kimse de, hangi yerde öleceğini bilmez. Hiç şüphesiz Allah bilendir, haberdardır. (Lokman Suresi, 34)
Biz gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları ancak hak ve adı konulmuş bir ecel (belli bir süre) olarak yarattık. İnkar edenler ise, uyarıldıkları şeyden yüz çeviren(kimseler)dir. De ki: "Gördünüz mü haber verin; Allah'tan başka taptıklarınız, yerden neyi yaratmışlar, bana gösterin? Yoksa onların göklerde bir ortaklığı mı var? Eğer doğru sözlüler iseniz, bundan önce bir kitap ya da bir ilim kalıntısı (veya bir eser) varsa, bana getirin." (Ahkaf Suresi, 3-4)

Göklerin, yerin ve her ikisi arasındakilerin Rabbidir; şu halde O'na ibadet et ve O'na ibadette kararlı ol. Hiç O'nun adaşı olan birini biliyor musun? İnsan demektedir ki: "Ben öldükten sonra mı, gerçekten diri olarak çıkarılacağım?" İnsan önceden, hiçbir şey değilken, gerçekten bizim onu yaratmış bulunduğumuzu (hiç) düşünmüyor mu? (Meryem Suresi, 65-67)
Sonra o su damlasını bir alak olarak yarattık; ardından o alak'ı bir çiğnem et parçası olarak yarattık; daha sonra o çiğnem et parçasını kemik olarak yarattık; böylece kemiklere de et giydirdik; sonra başka bir yaratılışla onu inşa ettik. Yaratıcıların en güzeli olan Allah, ne yücedir. (Müminun Suresi, 14)
... Seni topraktan, sonra bir damla sudan yaratan, sonra da seni düzgün (eli ayağı tutan, gücü kuvveti yerinde) bir adam kılan (Allah)ı inkar mı ettin? Fakat, O Allah benim Rabbimdir ve ben Rabbime hiç kimseyi ortak koşmam. (Kehf Suresi, 37-38)
O Allah ki, yaratandır, (en güzel bir biçimde) kusursuzca var edendir, 'şekil ve suret' verendir. En güzel isimler O'nundur. Göklerde ve yerde olanların tümü O'nu tesbih etmektedir. O, Aziz, Hakimdir. (Haşr Suresi, 24)
Sonra o su damlasını bir alak (hücre topluluğu) olarak yarattık; ardından o alak'ı bir çiğnem et parçası olarak yarattık; daha sonra o çiğnem et parçasını kemik olarak yarattık; böylece kemiklere de et giydirdik; sonra bir başka yaratışla onu inşa ettik. Yaratıcıların en güzeli olan Allah, ne yücedir. (Müminun Suresi, 14)
Allah, her dişinin neyi yüklendiğini (neye hamile kaldığını) ve döl yataklarının neyi eksiltip neyi eklediğini bilir. O'nun Katında herşey bir miktar (ölçü) iledir. (Rad Suresi, 8)
İnsan, 'kendi başına ve sorumsuz' bırakılacağını mı sanıyor?
Kendisi, akıtılan meniden bir damla su değil miydi?
Sonra bir alak (embriyo) oldu, derken (Allah, onu) yarattı ve bir 'düzen içinde biçim verdi.'
Böylece ondan, erkek ve dişi olmak üzere çift kıldı.
(Öyleyse Allah,) Ölüleri diriltmeye güç yetiren değil midir? (Kıyamet Suresi, 36-40)
Sizi inşa eden, size kulak, gözler ve gönüller veren O'dur. Ne az şükrediyorsunuz? (Mülk Suresi, 23)
ALLAH, SİZİ ANNELERİNİZİN KARNINDAN HİÇ BİR ŞEU DEĞİLKEN ÇIKARDI VE UMULUR Kİ ŞÜKREDERSİNİZ DİYE İŞİTME, GÖRME (DUYULARINI) VE GÖNÜLLER VERDİ.

(NAHL SURESİ, 78)
Ey insanlar, eğer dirilişten yana bir kuşku içindeyseniz, gerçek şu ki, Biz sizi topraktan yarattık, sonra bir damla sudan, sonra bir alak'tan (embriyo), sonra yaratılış biçimi belli belirsiz bir çiğnem et parçasından; size (kudretimizi) açıkça göstermek için. Dilediğimizi, adı konulmuş bir süreye kadar rahimlerde tutuyoruz. Sonra sizi bebek olarak çıkarıyoruz, sonra da erginlik çağına erişmeniz için (sizi büyütüyoruz). Sizden kiminizin hayatına son verilmekte, kiminiz de, bildikten sonra hiçbir şey bilmeme durumuna gelmesi için ömrün en aşağı ucuna (yaşlılığa) geri çevrilmektedir... (Hac Suresi, 5)
Biz insana anne ve babasını (onlara iyilikle davranmayı) tavsiye ettik. Annesi onu, zorluk üstüne zorlukla (karnında) taşımıştır. Onun (sütten) ayrılması, iki yıl içindedir. "Hem Bana, hem anne ve babana şükret, dönüş yalnız Banadır." (Lokman Suresi, 14)

CANLILARIN YARATILIŞI İLE İLGİLİ AYETLER
KURAN'DA AĞAÇ KURDU İLE İLGİLİ AYETLER
    
Böylece onun (Süleymanın) ölümüne karar verdiğimiz zaman, ölümünü, onlara, asasını yemekte olan bir ağaç kurdundan başkası haber vermedi. Artık o, yere yıkılıp-düşünce, açıkca ortaya çıktı ki, şayet cinler gaybı bilmiş olsalardı böylesine aşağılanıcı bir azab içinde kalıp-yaşamazlardı . ( SEBE SURESİ / 19)
KURAN'DA ARI İLE İLGİLİ AYETLER


    
Rabbin bal arısına vahyetti: Dağlarda, ağaçlarda ve onların kurdukları çardaklarda kendine evler edin.   ( NAHL SURESİ  / 68)
Sonra meyvelerin tümünden ye, böylece Rabbinin sana kolaylaştırdığı yollarda yürü-uçuver. Onların karınlarından türlü renklerde şerbetler çıkar, onda insanlar için bir şifa vardır. Şüphesiz düşünen bir topluluk için gerçekten bunda bir ayet vardır.   ( NAHL SURESİ   / 69 )
KURAN'DA AT İLE İLGİLİ AYETLER


Kadınlara, oğullara, kantar kantar yığılmış altın ve gümüşe, salma güzel atlara, hayvanlara ve ekinlere duyulan tutkulu şehvet insanlara 'süslü ve çekici' kılındı. Bunlar, dünya hayatının metaıdır. Asıl varılacak güzel yer Allah katında olandır.   ( AL-İ İMRAN SURESİ  / 14)
Onlara karşı gücünüzün yettiği kadar kuvvet ve besili atlar hazırlayın. Bununla, Allah'ın düşmanı ve sizin düşmanınızı ve bunların dışında sizin bilmeyip Allah'ın bildiği diğer (düşmanları) korkutup-caydırasınız. Allah yolunda her ne infak ederseniz, size 'eksiksiz olarak ödenir' ve siz haksızlığa uğratılmazsınız.   ( ENFAL SURESİ  / 60)
Onlara binmeniz ve süs için atları, katırları ve merkebleri (yarattı). Ve daha sizlerin bilmediğiniz neleri yaratmaktadır?   ( NAHL SURESİ   / 8)
Hani ona akşama yakın, bir ayağını tırnağı üstüne diken, öbür üç ayağıyla toprağı kazıyan, yağız atlar sunulmuştu.   ( SAD SURESİ  / 31)
"Onları bana geri getirin" (dedi). Sonra (onların) bacaklarını ve boyunlarını okşamaya başladı.   ( SAD SURESİ  / 33)
Onlardan Allah'ın elçisine verdiği "fey'e" gelince, ki siz buna karşı (bunu elde etmek için) ne at, ne deve sürdünüz. Ancak Allah, elçilerini dilediklerinin üstüne musallat kılar. Allah, her şeye güç yetirendir.   ( HAŞR SURESİ  / 6 )

KURAN'DA EŞEK İLE İLGİLİ AYETLER


    
Onlara binmeniz ve süs için atları, katırları ve merkebleri (yarattı). Ve daha sizlerin bilmediğiniz neleri yaratmaktadır?   ( NAHL SURESİ  / 8)
"Yürüyüşünde orta bir yol tut, sesinden de (yüksek perdeleri) eksilt. Çünkü, seslerin en çirkin olanı gerçekten eşeklerin sesidir."   ( LOKMAN SURESİ  / 19)
Sanki onlar, ürkmüş yaban eşekleri gibidirler;   ( MÜDDESSİR SURESİ  / 50)
Arslandan korkup-kaçmışlar.   ( MÜDDESSİR SURESİ  / 51 )
KURAN'DA KATIR İLE İLGİLİ AYETLER


Onlara binmeniz ve süs için atları, katırları ve merkebleri (yarattı). Ve daha sizlerin bilmediğiniz neleri yaratmaktadır?   ( NAHL SURESİ  / 8 )
KURAN' DA BALIK KELİMESİ İLE İLGİLİ AYETLER
Bir de onlara deniz kıyısındaki şehri(n uğradığı sonucu) sor. Hani onlar cumartesi (yasağını çiğneyerek) haddi aşmışlardı. 'Cumartesi günü iş yapma yasağına uyduklarında', balıkları onlara açıktan akın akın geliyor, 'cumartesi günü iş yapma yasağına uymadıklarında' ise, gelmiyorlardı. İşte biz, fıska sapmaları dolayısıyla onları böyle imtihan ediyorduk.   ( A'RAF SURESİ  / 163)
Böylece ikisi, iki (deniz)in birleştiği yere ulaşınca balıklarını unutuverdiler; (balık) denizde bir akıntıya doğru (veya bir menfez bulup) kendi yolunu tuttu.   ( KEHF SURESİ  / 61)
(Genç-yardımcısı) Dedi ki: "Gördün mü, kayaya sığındığımızda, ben balığı unuttum. Onu hatırlamamı Şeytan'dan başkası bana unutturmadı; o da şaşılacak tarzda denizde kendi yolunu tuttu."   ( KEHF SURESİ  / 63)
Balık sahibi (Yunus'u da); hani o, kızmış vaziyette gitmişti ki; bundan dolayı kendisini sıkıntıya düşürmeyeceğimizi sanmıştı. (Balığın karnındaki) Karanlıklar içinde: "Senden başka ilah yoktur, sen yücesin, gerçekten ben zulmedenlerden oldum" diye çağrıda ... bulunmuştu.   ( ENBİYA SURESİ  / 87)
Derken onu balık yutmuştu, oysa o kınanmıştı.   ( SAFFAT SURESİ  / 142)
Şimdi sen, Rabbinin hükmüne sabret ve balık sahibi (Yunus) gibi olma; hani o, içi kahır dolu olarak (Rabbine) çağrıda bulunmuştu.   ( KALEM SURESİ  / 48 )
KURAN'DA BUZAĞI İLE İLGİLİ AYETLER
Hani Musa ile kırk gece için sözleşmiştik. Ama sonra siz, onun arkasından buzağıyı (tanrı) edinmiş ve (böylece) zalimler olmuştunuz.   ( BAKARA SURESİ  / 51)
Hani Musa, kavmine: "Ey kavmim, gerçekten siz, buzağıyı (tanrı) edinmekle kendinize zulmettiniz. Hemen, kusursuzca yaratan (gerçek ilah)ınıza tevbe edip nefislerinizi öldürün: bu, yaratıcınız katında sizin için daha hayırlıdır" demişti. Bunun üzerine (Allah) tevbelerinizi kabul etti. Şüphesiz O tevbeleri kabul edendir, esirgeyendir.   ( BAKARA SURESİ  / 54)
Hani sizden misak almış ve Tur'u üstünüze yükseltmiştik (ve): "Size verdiğimize (Kitaba) sımsıkı sarılın ve dinleyin" (demiştik). Demişlerdi ki: "Dinledik ve baş kaldırdık." İnkârları yüzünden buzağı (tutkusu) kalplerine sindirilmişti. De ki: "İnanıyorsanız, inancınız size ne kötü şey emrediyor?"   ( BAKARA SURESİ  / 93)
Andolsun, Musa size apaçık belgelerle geldi. Sonra siz onun arkasından buzağıyı (tanrı) edindiniz. İşte siz (böyle) zalimlersiniz.   ( BAKARA SURESİ  / 92)
Kitap Ehli, senden kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyor. Musa'dan bundan daha büyüğünü istemişlerdi. Demişlerdi ki: "Bize Allah'ı açıkça göster." Böylece zulümlerinden dolayı onlara yıldırım çarpmıştı. Ardından kendilerine apaçık belgeler geldikten sonra, buzağıyı (ilah) edinmişlerdi. Yine bundan dolayı onları affettik ve Musa'ya apaçık olan ispatlayıcı bir delil verdik.   ( NİSA SURESİ  / 153)
(Tura gitmesinin) Ardından Musa'nın kavmi süs eşyalarından böğürmesi olan bir buzağı heykelini (tapılacak ilah) edindiler. Onun kendileriyle konuşmadığını ve onları bir yola da yöneltip-iletmediğini (hidayete erdirmediğini) görmediler mi? Onu (tanrı) edindiler de, zulmedenler oldular.   ( A'RAF SURESİ  / 148)
Şüphesiz, buzağıyı (tanrı) edinenlere Rablerinden bir gazab ve dünya hayatında bir zillet yetişecektir. İşte biz, 'yalan düzüp-uyduranları' böyle cezalandırırız.   ( A'RAF SURESİ  / 152
Böylece onlara böğüren bir buzağı heykeli döküp çıkardı, "İşte, sizin ve ilahınız, Musa'nın ilahı budur; fakat (Musa) unuttu" dediler.   ( TAHA SURESİ  / 88)
Onun kendilerine bir sözle cevap vermediğini ve onlara bir zarar veya fayda sağlamaya gücü olmadığını görmüyorlar mı?   ( TAHA SURESİ  / 89)
Andolsun, Harun bundan önce onlara: "Ey kavmim, gerçekten siz bununla fitneye düşürüldünüz (denendiniz). Sizin asıl Rabbiniz Rahman (olan Allah)dır; şu halde bana uyun ve emrime itaat edin" demişti.   ( TAHA SURESİ  / 90)
Demişlerdi ki: "Musa bize geri gelinceye kadar ona (buzağıya) karşı bel büküp önünde eğilmekten kesinlikle ayrılmayacağız."   ( TAHA SURESİ  / 91 )

KURAN'DA İNEK İLE İLGİLİ AYETLER


Hani Musa kavmine: "Allah, muhakkak sizin bir sığır kesmenizi emrediyor" demişti. "Bizi alaya mı alıyorsun?" dediler. (Musa) "Cahillerden olmaktan Allah'a sığınırım" dedi.   ( BAKARA SURESİ  / 67)
"Rabbine adımıza yalvar da, bize niteliklerini açıklasın" dediler. (Musa, Rabbine yalvardıktan sonra) "Şüphesiz Allah diyor ki: O ne pek geçkin, ne de pek genç, ikisi arası dinç(likte bir sığır olmalı)dır. Artık emrolunduğunuz şeyi yerine getirin" dedi.   ( BAKARA SURESİ  / 68)
(Bu sefer) dediler ki: "Rabbine adımıza yalvar da, bize rengini bildirsin." O: "(Rabbim) diyor ki: O, bakanların içini ferahlatan sarı bir inektir" dedi.   ( BAKARA SURESİ  / 69
(Onlar yine:) "Rabbine adımıza yalvar da, bize onun niteliklerini açıklasın. Çünkü bize göre sığırlar birbirine benzer. İnşaallah (Allah dilerse) biz doğruyu buluruz" dediler.   ( BAKARA SURESİ  / 70)
(Bunun üzerine Musa, "Rabbim) diyor ki: O, yeri sürmek ve ekini sulamak için boyunduruğa alınmayan, salma ve alacası olmayan bir inektir" dedi. (O zaman): "Şimdi gerçeği getirdin" dediler. Böylece ineği kestiler; ama neredeyse (bunu) yapmayacaklardı.   ( BAKARA SURESİ  / 71)
Deveden iki, sığırdan da iki. De ki: "İki erkeği mi haram kıldı? Yoksa iki dişiyi mi ya da o iki dişinin rahimlerinin, kendisini kapsadığı (yavruları) mı? Yoksa Allah, bunları sizlere tavsiye ettiği zaman şahid miydiniz?" Hiç bir bilgiye dayanmaksızın insanları saptırmak için Allah'a karşı yalan uydurup iftira düzenden daha zalim kimdir? Şüphesiz Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.   ( EN'AM SURESİ  / 144)
Hükümdar:" Ben (rüyamda) yedi besili inek görüyorum, onları yedi zayıf inek yiyor; bir de yedi yeşil başak ve diğerleri ise kupkuru. Ey önde gelen (kahin-bilginler,) eğer rüya yorumluyorsanız benim bu rüyamı çözüverin" dedi.   ( YUSUF SURESİ  / 43)
Dediler ki: "(Bunlar) Karmakarışık düşlerdir. Biz böyle düşlerin yorumunu bilenler değiliz."   ( YUSUF SURESİ  / 44)
O iki kişiden kurtulmuş olanı, nice zaman sonra hatırladı ve: "Ben bunun yorumunu size haber veririm, hemen beni (zindana) gönderin" dedi.   ( YUSUF SURESİ  / 45)
(Zindana gidip:) "Yusuf, ey doğru (sözlü insan).. Yedi besili ineği yedi zayıf (ineğin) yediği ve yedi yeşil başakla diğerleri kuru olan (rüya) konusunda bize fetva ver. Umarım ki insanlara da (senin söylediklerinle) dönerim, belki onlar (bunun anlamını) öğrenmiş olurlar."   ( YUSUF SURESİ  / 46)
SIĞIR KELİMESİ İLE İLGİLİ AYETLER


Hani Musa kavmine: "Allah, muhakkak sizin bir sığır kesmenizi emrediyor" demişti. "Bizi alaya mı alıyorsun?" dediler. (Musa) "Cahillerden olmaktan Allah'a sığınırım" dedi.   ( BAKARA SURESİ  / 67)
"Rabbine adımıza yalvar da, bize niteliklerini açıklasın" dediler. (Musa, Rabbine yalvardıktan sonra) "Şüphesiz Allah diyor ki: O ne pek geçkin, ne de pek genç, ikisi arası dinç(likte bir sığır olmalı)dır. Artık emrolunduğunuz şeyi yerine getirin" dedi.   ( BAKARA SURESİ  / 68)
(Onlar yine:) "Rabbine adımıza yalvar da, bize onun niteliklerini açıklasın. Çünkü bize göre sığırlar birbirine benzer. İnşaallah (Allah dilerse) biz doğruyu buluruz" dediler.   ( BAKARA SURESİ  / 70)
Deveden iki, sığırdan da iki. De ki: "İki erkeği mi haram kıldı? Yoksa iki dişiyi mi ya da o iki dişinin rahimlerinin, kendisini kapsadığı (yavruları) mı? Yoksa Allah, bunları sizlere tavsiye ettiği zaman şahid miydiniz?" Hiç bir bilgiye dayanmaksızın insanları saptırmak için Allah'a karşı yalan uydurup iftira düzenden daha zalim kimdir? Şüphesiz Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.   ( EN'AM SURESİ  / 144)
Yahudi olanlara her tırnaklı (hayvanı) haram kıldık. Sığırlardan ve koyunlardan, sırtlarına veya bağırsaklarına yapışan veya kemiğe karışanlar dışında iç yağlarını da onlara haram kıldık. 'Azgınlık ve hakka tecavüzde bulunmaları' nedeniyle onları böyle cezalandırdık. Biz şüphesiz doğru olanlarız.   ( EN'AM SURESİ  / 146 )
KURAN'DA ÇEKİRGE İLE İLGİLİ AYETLER
Bunun üzerine, ayrı ayrı mucizeler (ayetler) olarak üzerlerine tufan, çekirge, buğday güvesi, kurbağa ve kan musallat kıldık. Yine büyüklük tasladılar ve suçlu-günahkar bir kavim oldular.   ( A'RAF SURESİ   / 133)
Gözleri 'zillet ve dehşetten düşmüş olarak', sanki 'yayılan' çekirgeler gibi kabirlerinden çıkarlar.   ( KAMER SURESİ  / 7 )
KURAN'DA DEVE İLE İLGİLİ AYETLER
 Deveden iki, sığırdan da iki. De ki: "İki erkeği mi haram kıldı? Yoksa iki dişiyi mi ya da o iki dişinin rahimlerinin, kendisini kapsadığı (yavruları) mı? Yoksa Allah, bunları sizlere tavsiye ettiği zaman şahid miydiniz?" Hiç bir bilgiye dayanmaksızın insanları saptırmak için Allah'a karşı yalan uydurup iftira düzenden daha zalim kimdir? Şüphesiz Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.   ( EN'AM SURESİ  / 144)
Şüphesiz ayetlerimizi yalanlayanlar ve onlara karşı büyüklenenler, onlar için göğün kapıları açılmaz ve halat (ya da deve) iğnenin deliğinden geçinceye kadar cennete girmezler. Biz suçlu-günahkarları işte böyle cezalandırırız.   ( A'RAF SURESİ  / 40)
Semud (toplumuna da) kardeşleri Salih'i (gönderdik. Salih:) "Ey kavmim, Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan başka ilahınız yoktur. Size Rabbinizden apaçık bir belge (mucize) gelmiştir: Allah'ın bu dişi devesi size bir belgedir; onu salıverin de Allah'ın arzında otlasın, ona bir kötülükle dokunmayın, sonra sizi acı bir azab yakalar" dedi.   ( A'RAF SURESİ  / 73)
Böylelikle dişi deveyi öldürdüler ve Rablerinin emrine karşı çıkıp (Salih'e de şöyle) dediler: "Ey Salih, eğer gerçekten gönderilenlerden (bir peygamber) isen, vaadettiğin şeyi getir, bakalım."   ( A'RAF SURESİ  / 77)
Semud (toplumuna da) kardeşleri Salih'i (gönderdik. Salih:) "Ey kavmim, Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan başka ilahınız yoktur. Size Rabbinizden apaçık bir belge (mucize) gelmiştir: Allah'ın bu dişi devesi size bir belgedir; onu salıverin de Allah'ın arzında otlasın, ona bir kötülükle dokunmayın, sonra sizi acı bir azab yakalar" dedi.   ( A'RAF SURESİ  / 73)
"Ey kavmim, size işte bir ayet olarak Allah'ın devesi; onu serbest bırakın, Allah'ın arzında yesin. Ona kötülük (vermek niyeti)yle dokunmayın. Yoksa sizi yakın bir azab sarıverir."   ( HUD SURESİ  / 64)
Erzak yüklerini açıp da sermayelerinin kendilerine geri verilmiş olduğunu gördüklerinde, dediler ki: "Ey Babamız, daha neyi arıyoruz, işte sermayemiz bize geri verilmiş; (bununla yine) ailemize erzak getiririz, kardeşimizi koruruz ve bir deve yükünü de ilave ederiz. Bu (aldığımız) az bir ölçektir."   ( YUSUF SURESİ  / 65)
Dediler ki: "Hükümdarın su tasını kaybettik, kim onu (bulup) getirirse, (ona armağan olarak) bir deve yükü vardır. Ben de buna kefilim."   ( YUSUF SURESİ  / 72)
Bizi ayet (mucize)ler göndermekten, öncekilerin onu yalanlamasından başka bir şey alıkoymadı. Semud'a dişi deveyi görünür (bir mucize) olarak gönderdik, fakat onlar bununla (onu boğazlamakla) zulmetmiş oldular. Oysa biz ayetleri ancak korkutmak için göndeririz.   ( İSRA SURESİ  / 59)
İri cüsseli develeri size Allah'ın işaretlerinden kıldık, sizler için onlarda bir hayır vardır. Öyleyse onlar bir dizi halinde (veya saf tutmuşcasına ayakta durup) boğazlanırken Allah'ın adını anın; yanları üzerine yattıkları zaman da onlardan yiyin, kanaatkara ve isteyene yedirin. İşte böyle, onlara sizin için boyun eğdirdik, umulur ki şükredersiniz.   ( HAC SURESİ  / 36)
Dedi ki: "İşte, bu bir dişi devedir; su içme hakkı (bir gün) onun, belli bir günün su içme hakkı da sizindir."   ( ŞUARA SURESİ  / 155)
Gerçek şu ki Biz, bir fitne (imtihan ve deneme konusu) olarak o dişi deveyi kendilerine göndereniz. Şu halde sen onları gözleyip-bekle ve sabret.   ( KAMER SURESİ  / 27)
Onlardan Allah'ın elçisine verdiği "fey'e" gelince, ki siz buna karşı (bunu elde etmek için) ne at, ne deve sürdünüz. Ancak Allah, elçilerini dilediklerinin üstüne musallat kılar. Allah, her şeye güç yetirendir.   ( HAŞR SURESİ  / 6)
Her biri, sanki sapsarı erkek deve sürüleri gibidir.   ( MÜRSELAT SURESİ  / 33)
Gebe develer, kendi başına terkedildiği zaman,   ( TEKVİR SURESİ  / 4)
Bakmıyorlar mı o deveye; nasıl yaratıldı?   ( ĞAŞİYE SURESİ  / 17)
Allah'ın elçisi onlara dedi ki: "Allah'ın (deneme için size gönderdiği) devesine ve onun su içme-sırasına dikkat edin."   ( ŞEMS SURESİ  / 13 )
KURAN'DA DOMUZ İLE İLGİLİ AYETLER
 O, size ölüyü (leşi)- kanı, domuz etini ve Allah'tan başkası adına kesilmiş olan (hayvan)ı kesin olarak haram kıldı. Fakat kim kaçınılmaz olarak muhtaç kalırsa, taşkınlık yapmamak ve haddi aşmamak şartıyla (ölmeyecek oranda yiyebilir), ona bir günah yoktur. Gerçekten Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.   ( BAKARA SURESİ  / 173)
De ki: "Allah katında, 'kesinleşmiş bir ceza olarak' bundan daha kötüsünü haber vereyim mi? Allah'ın kendisine lanet ettiği, ona karşı gazablandığı ve onlardan maymunlar ve domuzlar kıldığı ile tağuta tapanlar; işte bunlar, yerleri daha kötü ve dümdüz yoldan daha çok sapmışlardır."   ( MAİDE SURESİ  / 60)
Ölü eti, kan, domuz eti, Allah'tan başkası adına kesilen, boğulmuş, vurulmuş, yüksek bir yerden düşmüş, boynuzlanmış yırtıcı hayvan tarafından yenmiş, -(henüz canlıyken yetişip) kestikleriniz hariç,- dikili taşlar üzerine boğazlanan (hayvanlar) ve fal oklarıyla kısmet aramanız size haram kılındı. Bunlar fısktır (günahla yoldan sapmadır.) Bugün inkâra sapanlar, sizin dininizden (dininizi yıkmaktan) umut kesmişlerdir. Bugün size dininizi kemale erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve size din olarak İslam'ı seçip-beğendim. Kim 'şiddetli bir açlıkta kaçınılmaz bir ihtiyaçla karşı karşıya kalırsa' -günaha eğilim göstermeksizin- (bu haram saydıklarımızdan yetecek kadar yiyebilir.) Çünkü Allah bağışlayandır, esirgeyendir.   ( MAİDE SURESİ  / 3)
O, size ancak ölüyü, kanı, domuz etini ve Allah'tan başkası adına kesilmiş olan (hayvan)ı haram kıldı. Fakat kim mecbur kalırsa, saldırmamak ve sınırı aşmamak üzere (yiyebilir). Çünkü gerçekten Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.   ( NAHL SURESİ  / 115 )
KURAN'DA GÜVE İLE İLGİLİ AYETLER
Bunun üzerine, ayrı ayrı mucizeler (ayetler) olarak üzerlerine tufan, çekirge, buğday güvesi, kurbağa ve kan musallat kıldık. Yine büyüklük tasladılar ve suçlu-günahkar bir kavim oldular.   ( A'RAF SURESİ  / 133 )
KURAN'DA FİL İLE İLGİLİ AYETLER
 Rabbinin fil sahiplerine neler yaptığını görmedin mi? ( FİL SURESİ  / 1 )
KURAN'DA KARINCA İLE İLGİLİ AYETLER


Nihayet karınca vadisine geldiklerinde, bir dişi karınca dedi ki: "Ey karınca topluluğu, kendi yuvalarınıza girin, Süleyman ve orduları, farkında olmaksızın sizi kırıp-geçmesin."   ( NEML SURESİ  / 18 )
KURAN'DA KUŞ-KUŞLAR İLE İLGİLİ AYETLER
Hani İbrahim: "Rabbim, bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster" demişti. (Allah ona:) "İnanmıyor musun?" deyince, "Hayır (inandım), ancak kalbimin tatmin olması için" dedi. "Öyleyse, dört kuş tut. Onları kendine alıştır, sonra onları (parçalayıp) her bir parçasını bir dağın üzerine bırak, sonra da onları çağır. Sana koşarak gelirler. Bil ki, şüphesiz Allah, üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir."   ( BAKARA SURESİ  / 260)
İsrailoğullarına elçi kılacak. (O, İsrailoğullarına şöyle diyecek:) "Gerçek şu, ben size Rabbinizden bir ayetle geldim. Ben size çamurdan kuş biçiminde bir şey oluşturur, içine üfürürüm, o da hemencecik Allah'ın izniyle kuş oluverir. Ve Allah'ın izniyle doğuştan kör olanı, alaca hastalığına tutulanı iyileştirir ve ölüyü diriltirim. Yediklerinizi ve biriktirdiklerinizi size haber veririm. Şüphesiz, eğer inanmışsanız bunda sizin için kesin bir ayet vardır."   ( AL-İ İMRAN SURESİ  / 49)
Allah şöyle diyecek: "Ey Meryemoğlu İsa, sana ve annene olan nimetimi hatırla. Ben seni Ruhu'l-Kudüs ile destekledim, beşikte iken de, yetişkin iken de insanlarla konuşuyordun. Sana kitabı, hikmeti, Tevrat'ı ve İncil'i öğrettim. İznimle çamurdan kuş biçiminde (bir şeyi) oluşturuyordun da (yine) iznimle ona üfürdüğünde bir kuş oluveriyordu. Doğuştan kör olanı, alacalıyı iznimle iyileştiriyordun, (yine) benim iznimle ölüleri (hayata) çıkarıyordun. İsrailoğullarına apaçık belgelerle geldiğinde onlardan inkâra sapanlar, "Şüphesiz bu apaçık bir sihirdir" demişlerdi (de) İsrailoğullarını senden geri püskürtmüştüm."   ( MAİDE SURESİ / 110)
Biz, her insanın kuşunu (işlediklerini, yaptıklarını) kendi boynuna doladık, kıyamet gününde onun için açılmış olarak önüne konacak bir kitap çıkarırız.   ( İSRA SURESİ  / 13)
Yeryüzünde hiç bir canlı ve iki kanadıyla uçan hiç bir kuş yoktur ki, sizin gibi ümmetler olmasın. Biz Kitap'ta hiç bir şeyi noksan bırakmadık, sonra onlar Rablerine toplanacaklardır.   ( EN'AM SURESİ  / 38)
Onunla birlikte iki genç de zindana girmişti. Biri: "Ben (rüyamda) kendimi şarap sıkıyorken gördüm." dedi. Öbürü: "Ben de kendimi başımın üstünde ekmek taşıyorken gördüm; kuş da ondan yemekteydi" dedi. "Bunun yorumundan bize haber ver. Doğrusu biz seni, iyilik yapanlardan görmekteyiz."   ( YUSUF SURESİ  / 36)
Biz, her insanın kuşunu (işlediklerini, yaptıklarını) kendi boynuna doladık, kıyamet gününde onun için açılmış olarak önüne konacak bir kitap çıkarırız.   ( İSRA SURESİ  / 13)
Yeryüzünde hiç bir canlı ve iki kanadıyla uçan hiç bir kuş yoktur ki, sizin gibi ümmetler olmasın. Biz Kitap'ta hiç bir şeyi noksan bırakmadık, sonra onlar Rablerine toplanacaklardır.   ( EN'AM SURESİ  / 38)
"Ey zindan arkadaşlarım, ikinizden biri efendisine şarap içirecek, diğeri ise asılacak, kuş onun başından yiyecek. İşte hakkında fetva istemekte olduğunuz iş (artık) olup bitmiştir."   ( YUSUF SURESİ  / 41)
Göğün boşluğunda boyun eğdirilmiş (musahhar kılınmış) kuşları görmüyorlar mı? Onları (böyle boşlukta) Allah'tan başkası tutmuyor. Şüphesiz, iman eden bir topluluk için bunda ayetler vardır.   ( NAHL SURESİ  / 79)
Biz bunu (hükmü) Süleyman'a kavrattık, her birine hüküm ve ilim verdik. Davud ile birlikte tesbih etsinler diye, dağlara ve kuşlara boyun eğdirdik. (Bunları) Yapanlar biz idik.   ( ENBİYA SURESİ  / 79)
Allah'ı birleyen (Hanif)ler olarak, O'na ortak koşmaksızın. Kim Allah'a ortak koşarsa, sanki o gökten düşmüş de onu bir kuş kapıvermiş veya rüzgar onu ıssız bir yere sürükleyip atmış gibidir.   ( HAC SURESİ  / 31)
Görmedin mi ki, göklerde ve yerde olanlar ve dizi dizi uçan kuşlar, gerçekten Allah'ı tesbih etmektedir. Her biri, kendi duasını ve tesbihini şüphesiz bilmiştir. Allah, onların işlediklerini bi lendir.   ( NUR SURESİ  / 41)
Süleyman, Davud'a mirasçı oldu ve dedi ki: "Ey insanlar, bize kuşların konuşma-dili öğretildi ve bize her şeyden (bol bir nimet) verildi. Gerçekten bu, apaçık bir üstünlüktür."   ( NEML SURESİ   / 16)
Süleyman'a cinlerden, insanlardan ve kuşlardan orduları toplandı ve bunlar bölükler halinde dağıtıldı.   ( NEML SURESİ  / 17)
Kuşları denetledikten sonra dedi ki: "Hüdhüd'ü neden göremiyorum, yoksa kaybolanlardan mı oldu?"   ( NEML SURESİ  / 20)
Andolsun, biz Davud'a tarafımızdan bir fazl (üstünlük) verdik. "Ey dağlar, onunla birlikte (Beni tesbih edip) yankıyla ses verin" (dedik) ve kuşlara da (aynısını emrettik). Ve ona demiri yumuşattık.   ( SEBE SURESİ / 10)
Ve toplanıp gelen kuşları da. Hepsi onunla (Allah'ı tesbih etmede uyum içinde) yönelip-dönmekte olanlar idi.   ( SAD SURESİ  / 19)
Onlar, üstlerinde dizi dizi kanat açıp kapayarak uçan kuşları görmüyorlar mı? Onları Rahman (olan Allah')tan başkası (boşlukta) tutmuyor. Şüphesiz O, her şeyi hakkıyla görendir.   ( MÜLK SURESİ  / 19)
Onların üzerine ebabil (sürü sürü) kuşlarını gönderdi.   ( FİL SURESİ  / 3 )
KURAN'DA KOYUN İLE İLGİLİ AYETLER     
Sekiz çift; koyundan iki, keçiden de iki. De ki: "İki erkeği mi haram kıldı? Yoksa iki dişiyi mi, ya da o iki dişinin rahimlerinin, kendisini kapsadığı (yavruları) mı? Eğer doğru sözlüler iseniz bana bir ilimle haber verin."   ( EN'AM SURESİ  / 143)
Yahudi olanlara her tırnaklı (hayvanı) haram kıldık. Sığırlardan ve koyunlardan, sırtlarına veya bağırsaklarına yapışan veya kemiğe karışanlar dışında iç yağlarını da onlara haram kıldık. 'Azgınlık ve hakka tecavüzde bulunmaları' nedeniyle onları böyle cezalandırdık. Biz şüphesiz doğru olanlarız.   ( EN'AM SURESİ  / 146)
(Davud) Dedi ki: "Andolsun senin koyununu, kendi koyunlarına (katmak) istemekle sana zulmetmiştir. Doğrusu, (emek ve mali güçlerini) birleştirip katan (ortak)lardan çoğu, birbirlerine karşı tecavüz ederler; ancak iman edip salih amellerde bulunanlar başka. Onlar da ne kadar azdır." Davud, gerçekten bizim onu imtihan ettiğimizi sandı, böylece Rabbinden bağışlanma diledi ve rüku ederek yere kapandı ve (bize gönülden) yönelip-döndü.   ( SAD SURESİ  / 24)
"Bu benim kardeşimdir, doksan dokuz koyunu vardır, benimse bir tek koyunum var. Buna rağmen "Onu da benim payıma (koyunlarıma) kat" dedi ve bana, konuşmada üstün geldi."   ( SAD SURESİ   / 23)
KURAN'DA KEÇİ İLE İLGİLİ AYETLER     
Sekiz çift; koyundan iki, keçiden de iki. De ki: "İki erkeği mi haram kıldı? Yoksa iki dişiyi mi, ya da o iki dişinin rahimlerinin, kendisini kapsadığı (yavruları) mı? Eğer doğru sözlüler iseniz bana bir ilimle haber verin."   ( EN'AM SURESİ / 143 )
KURAN'DA DAVAR İLE İLGİLİ AYETLER     
Onları -ne olursa olsun- şaşırtıp-saptıracağım, en olmadık kuruntulara düşüreceğim ve onlara kesin olarak davarların kulaklarını kesmelerini emredeceğim ve Allah'ın yarattıklarını değiştirmelerini emredeceğim." Kim Allah'ı bırakıp da şeytanı dost (veli) edinirse, kuşkusuz o, apaçık bir hüsrana uğramıştır.   ( NİSA SURESİ  / 119)
Dedi ki: "O, benim asamdır; ona dayanmakta, onunla davarlarım için ağaçlardan yaprak düşürmekteyim, onda benim için daha başka yararlar da var."   ( TAHA SURESİ  / 18)
İnsanlardan, hayvanlardan ve davarlardan da renkleri böyle değişik olanlar vardır. Kulları içinde ise Allah'tan ancak alim olanlar 'içleri titreyerek-korkar'. Şüphesiz Allah, üstün ve güçlü olandır, bağışlayandır.   ( FATIR SURESİ  / 28)
Sizi tek bir nefisten yarattı, sonra ondan kendi eşini var etti ve sizin için davarlardan sekiz çift indirdi. Sizi annelerinizin karınlarında, üç karanlık içinde, bir yaratılıştan sonra (bir başka) yaratılışa (dönüştürüp) yaratmaktadır. İşte Rabbiniz olan Allah budur, mülk O'nundur. O'ndan başka ilah yoktur. Buna rağmen nasıl çevriliyorsunuz?   ( ZÜMER SURESİ  / 6)
Allah O'dur ki, kimine binmeniz, kiminden yemeniz için size (bir yarar olmak üzere) davarları var etti.   ( MÜ'MİN SURESİ  / 79)
O, göklerin ve yerin yaratıcısıdır. Size kendi nefislerinizden eşler, davarlardan da çiftler var etti. Sizleri bu tarzda türetip-yayıyor. O'nun benzeri gibi olan hiç bir şey yoktur. O, işitendir, görendir.   ( ŞURA SURESİ  / 11 )

KURAN'DA KURBAĞA İLE İLGİLİ AYETLER
    
Bunun üzerine, ayrı ayrı mucizeler (ayetler) olarak üzerlerine tufan, çekirge, buğday güvesi, kurbağa ve kan musallat kıldık. Yine büyüklük tasladılar ve suçlu-günahkar bir kavim oldular.   ( A'RAF SURESİ  / 133 )
KURAN'DA SİNEK İLE İLGİLİ AYETLER


Ey insanlar, (size) bir örnek verildi; şimdi onu dinleyin. Sizin, Allah'ın dışında tapmakta olduklarınız -hepsi bunun için bir araya gelseler dahi- gerçekten bir sinek bile yaratamazlar. Eğer sinek onlardan bir şey kapacak olsa, bunu da ondan geri alamazlar. İsteyen de güçsüz, istenen de.   ( HAC SURESİ  / 73 )
KURAN'DA SİNEK İLE İLGİLİ AYETLER
Şüphesiz Allah, bir sivrisineği de, ondan üstün olanı da, (herhangi bir şeyi) örnek vermekten çekinmez. Böylece iman edenler, kuşkusuz bunun Rablerinden gelen bir gerçek olduğunu bilirler; inkâr edenler ise, "Allah, bu örnekle neyi amaçlamış?" derler. (Oysa Allah,) Bununla birçoğunu saptırır, birçoğunu da hidayete erdirir. Ancak O, fasıklardan başkasını saptırmaz. BAKARA SURESİ   / 26 )
KURAN'DA ÖRÜMCEK İLE İLGİLİ AYETLER
    
Allah'ın dışında başka veliler edinenlerin örneği, kendine ev edinen örümcek örneğine benzer. Gerçek şu ki, evlerin en dayanıksız olanı örümcek evidir; bir bilselerdi.   ( ANKEBUT SURESİ  / 41 )
KURAN'DA VAHŞİ HAYVANLAR İLE İLGİLİ AYETLER
Vahşi-hayvanlar, toplandığı zaman,   ( TEKVİR  / 5)
KURAN'DA YILAN İLE İLGİLİ AYETLER
 Böylece, onu attı; (bir de ne görsün) o hemen hızla koşan (kocaman) bir yılan (oluvermiş).   ( TAHA SURESİ  / 20)
"Asanı bırak;" (Bıraktı ve) onun çevik bir yılan gibi hareket etttiğini görünce, geriye doğru kaçtı ve arkasına bakmadı. "Ey Musa, korkma; şüphesiz Ben(im); Benim yanımda gönderilen (elçiler) korkmaz."   ( NEML SURESİ  / 10)
"Asanı bırak." (Attıktan hemen sonra) onun şimdi bir yılan gibi hareket ettiğini görünce, arkasına dönüp bakmaksızın kaçmaya başladı. "Ey Musa, dön ve korkuya kapılma. Şüphesiz güvendesin."   ( KASAS SURESİ  / 31)
KURAN'DA HAYVANLAR ÜZERİNDE YAPILAN BENZETMELERİLE İLGİLİ AYETLER
İnkar edenlerin örneği bağırıp çağırmadan başka bir şey işitmeyip (duyduğu veya bağırdığı şeyin anlamını bilmeyen ve sürekli) haykıran (bir hayvan)ın örneği gibidir. Onlar, sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler; bundan dolayı akıl erdiremezler.   ( BAKARA  / 68)
Andolsun, cehennem için cinlerden ve insanlardan çok sayıda kişi yarattık (hazırladık). Kalbleri vardır bununla kavrayıp-anlamazlar, gözleri vardır bununla görmezler, kulakları vardır bununla işitmezler. Bunlar hayvanlar gibidir, hatta daha aşağılıktırlar. İşte bunlar gafil olanlardır.   ( A'RAF   / 179 )
Şüphesiz Allah, iman edip salih amellerde bulunanları, altından ırmaklar akan cennetlere sokar. İnkar edenler ise, metalanırlar ve hayvanların yemesi gibi yerler; ateş, onlar için bir konaklama yeridir.  ( MUHAMMED   / 12 )
KURAN'DA MAYMUN VE DOMUZA BENZETİLMESİ İLGİLİ AYETLER
Andolsun, sizden cumartesi (günü) yasağı çiğneyenleri elbette biliyorsunuz. İşte biz, onlara: "Aşağılık maymunlar olun" dedik.   ( BAKARA   / 65 )
De ki: "Allah katında, 'kesinleşmiş bir ceza olarak' bundan daha kötüsünü haber vereyim mi? Allah'ın kendisine lanet ettiği, ona karşı gazablandığı ve onlardan maymunlar ve domuzlar kıldığı ile tağuta tapanlar; İşte bunlar, yerleri daha kötü ve dümdüz yoldan daha çok sapmışlardır."   ( MAİDE / 60 )
KURAN'DA KÖPEĞE BENZETİLMESİ İLGİLİ AYETLER
Eğer biz dileseydik, onu bununla yükseltirdik. Ama o yere meyletti (veya yere saplandı), hevasına uydu. Onun durumu, üstüne varsan dilini sarkıtıp soluyan, kendi başına bıraksan dilini sarkıtıp soluyan köpeğin durumu gibidir. İşte ayetlerimizi yalanlayan topluluğun durumu böyledir. Artık gerçek haberi onlara aktar. Ki düşünsünler.  ( A'RAF / 176 )
KURAN'DA YABAN EŞEĞİNE BENZETİLMESİ İLGİLİ AYETLER
Sanki onlar, ürkmüş yaban eşekleri gibidirler;  ( MÜDESSİR / 50 )
KURAN'DA İNSANLARIN HİZMETİNE VERİLEN HAYVANLAR İLE İLGİLİ AYETLER
  
Bulutları üzerinize gölge kıldık ve size kudret helvası ve bıldırcın indirdik. Size rızık olarak verdiklerimizin temizinden yiyin (dedik). Onlar bize zulmetmediler, ancak kendi nefislerine zulmettiler. ( Bakara Suresi , 57)
Hayvanlardan yük taşıyan ve (yünlerinden, tüylerinden) döşek yapılanları da (yaratan O'dur). Allah'ın size rızık olarak verdiklerinden yiyin ve şeytanın adımlarına uymayın. Çünkü o, sizin için apaçık bir düşmandır. ( Enam Suresi , 142)
Gerçekten hayvanlarda da sizin için bir ders (ibret) vardır; karınlarının içinde olanlardan size içirmekteyiz ve onlarda sizin için daha birçok yararlar var. Sizler onlardan yemektesiniz. Onların üzerinde ve gemilerde taşınmaktasınız. ( Müminun Suresi , 21-22)
Ve hayvanları da yarattı; sizin için onlarda ısınma ve yararlar vardır ve onlardan yemektesiniz. Akşamları getirir, sabahları götürürken onlarda sizin için bir güzellik vardır. Kendisine ulaşmadan canlarınızın yarısının telef olacağı şehirlere onlar, ağırlıklarınızı taşımaktadırlar. Şüphesiz sizin Rabbiniz şefkatli ve merhametlidir. Onlara binmeniz ve süs için atları, katırları ve merkebleri (yarattı). Ve daha sizlerin bilmediğiniz neleri yaratmaktadır? ( Nahl Suresi , 5-8)
Sizin için hayvanlarda da elbette ibretler vardır, size onların karınlarındaki fers (yarı sindirilmiş gıdalar) ile kan arasından, içenlerin boğazından kolaylıkla kayan dupduru bir süt içirmekteyiz. Hurmalıkların ve üzümlüklerin meyvelerinden kurdukları çardaklarda hem sarhoşluk verici içki, hem güzel bir rızık edinmektesiniz. Şüphesiz aklını kullanabilen bir topluluk için, gerçekten bunda bir ayet vardır. Rabbin bal arısına vahyetti: Dağlarda, ağaçlarda ve onların kurdukları çardaklarda kendine evler edin. Sonra meyvelerin tümünden ye, böylece Rabbinin sana kolaylaştırdığı yollarda yürü-uçuver. Onların karınlarından türlü renklerde şerbetler çıkar, onda insanlar için bir şifa vardır. Şüphesiz düşünen bir topluluk için gerçekten bunda bir ayet vardır. ( Nahl Suresi , 66-69)
Allah, size evlerinizi (içinde) "güvenlik ve huzur bulacağınız yerler" kıldı; ve size hayvan derilerinden hem göç gününde, hem yerleşme gününde kolaylıkla taşıyabileceğiniz evler; yünlerinden, yapağılarından ve kıllarından bir zamana kadar giyimlikler-döşemelikler ve (ticaret için) bir meta kıldı. ( Nahl Suresi , 80)
İri cüsseli develeri size Allah'ın işaretlerinden kıldık, sizler için onlarda bir hayır vardır. Öyleyse onlar bir dizi halinde (veya saf tutmuşcasına ayakta durup) boğazlanırken Allah'ın adını anın; yanları üzerine yattıkları zaman da onlardan yiyin, kanaatkara ve isteyene yedirin. İşte böyle, onlara sizin için boyun eğdirdik, umulur ki şükredersiniz. ( Hac Suresi , 36)
Ellerimizin yaptıklarından kendileri için nice hayvanları yarattığımızı görmüyorlar mı? Böylece bunlara malik oluyorlar. Biz onlara kendileri için boyun eğdirdik; işte bir kısmı binekleridir, bir kısmını(n da etini) yiyorlar. Onlarda kendileri için daha nice yararlar ve içecekler vardır. Yine de şükretmeyecekler mi? ( Yasin Suresi , 71-73)
Allah O'dur ki, kimine binmeniz, kiminden yemeniz için size (bir yarar olmak üzere) davarları var etti. Onlarda sizin için yararlar vardır. Onların üstünde göğüslerinizde olan bir hacete (ihtiyaca ve arzuya) ulaşırsınız; onların ve gemilerin üstünde taşınırsınız. ( Mümin Suresi , 79-80)

Silinmesin *T6952550267*DOSYA GÖNDERME FORMU(HUKUK)YARGITAY 20. HUKUK DAİRESİ BAŞKANLIĞINA ANKARADOSYAYA İLİŞKİN BİLGİLERMAHKEMESİKARAR TAR...