04 Ağustos 2019

TEN BİLGİSİ

Kişisel Gelişim
Konu
(1/15) > >>
Navigasyon

Gözler yalan söylemezmiş; ama yüz okuma sanatına bakılırsa yüzünüzde gözler haricinde yalan söylemeyen onlarca bölge ve çizgi var. Dudaklarınızın sakladığını kaş biçiminiz, göz şekliniz ya da alnınız ele verebiliyor. Ağzınız kalbinizin tertemiz olduğunu söylese de kulaklarınız veya çene yapınız onu yalancı çıkarabiliyor. Gerçek kimliğimizin kendini görünür kıldığı, zihinsel/ruhsal varlığımızın fiziksel bir niteliğe kavuştuğu yüzümüz duygularımızın ve sağlık durumumuzun kendisini aşikar ettiği ilk yer. Yani yüzümüz okunmayı bekleyen bir kitap gibi... Yüzünüzün şekli, bakışlarınızın derinliği, dudaklarınızın rengi; duygusallık düzeyiniz, yalana meyletme ihtimaliniz, problemleri çözme yollarınız, ne kadar paragöz olduğunuz, hırslarınız, tutkularınız ve iletişim becerileriniz gibi pek çok karakter özelliğine dair ipuçları veriyor. 
Antik Çin de ve Antik Yunan da kullanılmaya başlanan ve günümüzde de popülerliğini sürdüren yüz okuma sanatıyla yüz çizgileriniz, kulaklarınız, çeneniz, dudaklarınız sizin hakkınızda pek çok doğruyu gün yüzüne çıkarıyor. Doğu kültüründe ilm-i sima diye bilinen, bugün fizyonomi olarak adlandırılan yüz okuma sanatı günümüzde iş dünyasında, emniyet kuvvetlerinde, istihbaratta, psikolojide ve iletişim alanında kişileri tanıma ve karakterleri analiz etme işinde kullanılıyor. Ancak yüz okuma sanatı, azaların belirli özelliklerine kabataslak bakarak kişinin karakter yapısının çözüleceği ve çeşitli saptamalar yapılabileceği anlamına gelmiyor. Bu alanda eğitim gören fizyonomi uzmanları yüzün her bir bölgesini teker teker inceleyip analiz etmek yanında, organların bütünsel duruşunu da değerlendirme kapsamına alıyorlar. Aynı zamanda bir yüz okuyucusu olmak için coğrafi ve iklim koşullarının, kalıtımın, gelişimin yüz şekli ve organları üzerinde oynadığı rolü de hesaba katmak gerekiyor. Yani yüz okuma sanatı, kısıtlı kurallarla hemen sonuç alınan basit bir yöntem olmanın ötesinde, içinde pek çok değişkeni barındıran zorlu bir uygulama alanı. Fizyonomiyi bir tür fal veya tahmin aracı olarak görmek de hatalı. Geçen yüzyılda yapılan istatistiksel verilere göre yüz okuyarak yapılan karakter tahlillerinde %93 oranında doğruluk saptanmış. Yıllarca süren deneylerin ortak sonuçları ve istatistiksel veriler ışığında en son halini almış bu alan. Aynı zamanda unutulmaması gereken bir nokta var. Fizyonomi uzmanlarına bakılırsa fizyonomi, çevrenizdeki insanların sizin gerçek karakterinizi belirleyebilecekleri ve davranışlarınızı kestirebilecekleri anlamına gelmiyor. Bu alan diğerlerinin sizi nasıl gördüğünü, yani dış dünyada nasıl algılandığınızı anlamanıza imkan veriyor sadece. 
Karşınızdakinin birkaç yüz çizgisine bakarak onun bir düzenbaz olduğuna karar vermek ya da size düşmanca hisler 1 / 9
beslediğine kanaat getirmek gibi peşin hükümlerden de olabildiğince kaçınmak gerekiyor. Aksi takdirde yanlış değerlendirmeler neticesinde çevrenizdekileri daha iyi tanımak yerine onları birer birer kaybetme tehlikesi yaşayabilirsiniz. 
Yüz Okumanın Tarihçesi Antik çağlardan beri binlerce yıldır bilgeler yüz özelliklemizin kaderimizi veya karakterimizi belirleyip belirlemediğini merak ettiler. Bu anlamda bir insanın yüz özelikleriyle yaşam çizgisi arasında bir korelasyon olup olmadığını anlayabilmek için yapılan çeşitli çalışmaları bir araya getirdiler. 
Aristo, Antik Yunan da fizyonomi üzerine bir kitap yazdı ve yüz, beden ve sesin fiziksel özelliklerini inceledi. Homer ve Hipokrat pratik felsefenin antik bir yöntemi olarak yüz okuma hakkında yazılar yazdılar. Ortaçağ da fizyonomi astrolojiyle birleştirildi ve ilahi sanatların bir parçası haline geldi. Doğu kültüründe de kendine yer bulan yüz okuma, Erzurumlu İbrahim Hakkı nın, 1756 yılında yazdığı Marifetname sinde de karşımıza çıkmaktadır. 
18. ve 19. yüzyıllarda Avrupa da potansiyel suçluları bulabilmek için krimolojiye ait bir çalışma alanı olarak kullanılan fizyonomi, 20. yy a gelindiğinde halk arasında yaygın olan bir batıl inanç olarak görülmeye başlandı. Bugünse psikanalizde, istihbaratta, yönetimde ve iletişm alanında etkili bir kaynak olarak kullanılıyor. 
YÜZ OKUMA ALFABESİ 
Yüzün hangi bölümünün büyüklüğü, küçüklüğü ve biçimi neye işaret eder, öğrenmek isteyenler için ayrıntılı bir kaynak sunuyoruz size. İşte karşınızdakinin sizi nasıl algıladığını için anlamak için 
yüz okuma alfabesi. 
ALIN 
Geniş: Entelektüel, hayal gücü kuvvetli 
Normal: Dengeli, yetenekli 
Açık: Sosyal, paylaşımcı, eli açık 
Dar: Çok dikkatli, dakik, rakamlarla arası iyi 
Dörtgen: İyi kalpli, alçak gönüllü, asil 
Dik: Bağımsız 
Yuvarlak: Hınçlı, çabuk sinirlenen
Aşırı enli: Kibirli, övünmeyi seven Bombeli: İnisiyatif sahibi, uyumlu Çökük: Zorluklara karşı direnci olmayan, ürkek Aşırı küçük: Cimri, çabuk sinirlenen Kırışıksız ve düz: Kibarlığa yatkın, dış görünüşe önem veren, süslü KAŞLAR Kalkık: Dinamik, hırslı, kolay sinirlenen Düz: Rahatına düşkün, iyimser, dünyayla barışık Geniş: Ufku geniş, güvensiz, hassas Uzun: Güçlü, dirençli Aşağıya doğru inen: Ters, hoşgörüsüz, kendisinden başka hiçbir fikri kabullenmeyen Kısa: Sakin karakterli, duygusal, aktif İnce: Esnek, başarılı, kolay pes eden Çalı gibi: Güçlü yaradılışlı, başarılı Kalın ve siyah: Dürüst, alçak gönüllü Burnun üzerinde birleşen: Çabuk sinirlenen, cimri, dengesiz, maceracı Kalın, aşağı doğru kavisli: Hayal gücü kuvvetli Gözlere yakın, hilal şekilli: Ters, başına buyruk Kavisli ve yüksek: Hayat aşkıyla, enerjiyle dolu Aşağı doğru: Centilmen, sahiplenici, ciddi ilişkiler yaşayan 
GÖZLER
 Çukur: Ciddi, gizemli, zaman zaman gaddar, sezgileriyle hareket eden Burna yakın: Konsantrasyonu kuvvetli, titiz, kararlı Büyük: Açık, kibar, sözüne güvenilir, tembel Küçük: Odaklanmış, özel, cesareti ve iradesi zayıf Ne büyük ne küçük: Asil karakterli Patlak: Hevesli ve meraklı Parlak: İhtiraslı Dış uçları aşağı doğru: Empati yeteneğine sahip, problemleri öngörebilen; bu nedenle de hayal kırıklığına uğramayan, merhametli 3 / 9
GÖZ RENGİ
Koyu kahve veya koyu mavi: Güvenilir, ciddi 
Koyu gri: Cimri 
Gri: Sadık Yeşil: İsabetli karar veren, kinci ve son derece kıskanç Kahverengi: Diğerlerini düşünen, uysal ve uyumlu, zaman zaman sadakatsiz ve işler istedikleri gibi gitmeyince de çabuk sinirlenen Kestane rengine yakın: 

Dengeli Kurşuni mavi: Şair ruhlu, romantik, pratik işlerde başarısız, hayalci ve dalgın Siyah-kahverengi-yeşil: Enerjik. 
Siyah: İhtiraslı, ateşli, coşkulu, kurnaz 
Mavi: Hassas, çevresi tarafından çok sevilen, çevrenin sevgisine ve takdirine bel bağlayan, üstlendiği vazifelere pek düşkün olmayan Göz Kapakları 

Görülebilen göz kapakları: Verdiği sözü tutan, ilişkilerde samimiyete ve sadakate önem veren, karşısındaki kişilere karşı da aynı beklenti içinde olan Az görülebilen göz kapakları: İlişkilerde bağlılığa da bağımsızlığa da eşit derecede önem veren, dengeyi sağlamayı bilen Görünmeyen gözkapakları: Çok iyi odaklanabilen, kişisel özgürlük alanına çok önem veren ve buna saygı gösterilmesini isteyen 
Aşırı büyük gözkapakları: Ciddiyetsiz, düşünmeden hareket eden 
Alt göz kapakları sarkık: Alkole meyilli 

BURUN 
Dar: Kontrolcü Geniş: Kendine güveni tam, iyi bir lider 
Dolgun: Güçlü, inatçı, cömert ve sabırsız 
Küçük ve kısa: Kibirli, cimri, kötü kalpli 
Dışa doğru: Lider ruhlu, idare etmeyi seven ve temsilci ruhlu 
Düz ve kalkık: Şehvetli, ihtiraslı 
Kambur: Barışçı, cömert, eli açık 
İçe doğru: Yardımlaşmayı seven, girişken 
Sivri: Çabuk sinirlenen, meraklı 
Uzun, ağza kadar uzanmış: Cesur, kahraman, akıllı, adil 
Geniş ve düz: Sosyal ama kararsız 
Burun deliklerinin duvarları kalın: İyi kalpli 
Burun deliklerinin duvarları ince: Hırçın 
Burun delikleri geniş: Sinirli 
Dairevi burun delikleri: Alçakgönüllü 
Burnun alınla birleştiği yer çökük: Şehvetli 

DUDAKLAR 
Geniş ve düşük: Cömert 
Kısa ve kalkık: Gururlu 
Büyük: Cesur, savaşçı ruhlu 
Ensiz, büyük: Hilekar, yalancı 
Aşırı büyük alt dudak: Tembel 
İnce, ensiz: Şan ve şöhret tutkunu 
Kalın ve kalkık: Ağzı kalabalık 
Birbirine çok yakın ve sıkışmış: İtici mizaçlı, geçimsiz 
Kalın, sarkık: Zevke ve eğlenceye düşkün 
İnce ve düşük: Öz konuşan 
Üst dudak ve damak önde: Huysuz ve kavgacı 

ÇENE 
Geniş: Otoriter, dediğim dedik Aşırı enli, dörtgen: Acımasız, enerji dolu, kaba Aşırı yuvarlak: Enerji dolu Dar: Yumuşak başlı İkiye ayrılmış: Kararsız İleriye doğru çıkık: İnatçı, hoşgörüsüz Gamzeli: İnatçı Keskin uçlu: Çabuk sinirlenen Yukarı doğru eğik: Zevkine düşkün Küçük: Kararsız, tereddütlü 

YÜZ ŞEKLİ
Enli, etli ve yuvarlak: İyi kalpli Aşırı uzun: Kibirli, kendini beğenmiş Çökük: Kötü ahlaklı Düz şekilli: Ters, başına buyruk ve bazen zalim Kemikli ve kare: Tedbirli, zaman zaman acımasız, sert, baskın karakterli Şişman: Maddiyatçı, eğlenceyi seven ve rahatına düşkün Uzun ve oval: Aptal, kendini beğenmiş Aşırı küçük: Bayağı Keskin hatlı: Alçak hislere yatkın Küçük: Cesaretsiz ve iradesiz Balon şekilli: İyi kalpli, alçak gönüllü Uzun, dikdörtgen: Asil Kemikli: Çalışmayı seven, ürkek Üçgen: Az duyarlı Zayıf: İhtiyatlı, derin düşünceli Seyrek sakallı: Dengeli BAŞ Büyük: Hassas Uzun, sivri çene ve sivri kafa: Yalancı, yaltaklık etmeye yatkın Küçük: Duyarsız, hoyrat, incitici Yukarı doğru ensiz: Pişkin ve yırtık SAÇ RENGİ Sarı: Cesur Bal rengi: Soğuk Kızıl: Kurnaz Siyah: Korkak Echart Handler 6 / 9
Bu yazılarımız da ilginizi çekebilir: 
İLETİŞİM VE BEDEN DİLİ BEDEN DİLİNİN ŞİFRELER 
Hz. Peygamberin Beden Dili İletişimde 40 Kere Maşallah Dedirtin Siz Hangi Dilden Giyiniyorsunuz? Yüz Okuma Sanatı: FİZYONOMİ Beyninizi Çalıştıracak Gülümseten Sorular Fotoğraflarda Daha İyi Çıkmak İçin 7 / 9
Beden Dili Haritanızla Pozitif Bir İmaj Yaratın Sen Adamı Gözünden Tanır mısın? 
BEDEN DİLİ İLE İLGİLİ SORULAR VE CEVAPLAR 
Olumlu Bir İlk İzlenim Oluşturmanın Yolu Nereden Geçer? Yalancının Beden Dili Beden Dili Haritanızla Pozitif Bir İmaj Yaratın Gözünden Adam Tanıma Tekniği Kaliteli Yaşam İçin 18 Beden Dili Taktiği Bir Söz Söyle, Ne Olduğunu Söyleyeyim Beden Dili Liderlerin Beden Dili 8 / 9
Bilinçaltının Gizli Dili Rüyalar Yapay Değil Doğal Beden Dili İletişimin Kalitesini Beden Diliniz Belirler YIN&YANG İlkeleri Doğrultusunda Çin Yüz Okuma Sanatı Yüz Okuma Sanatı FİZYONOMİ Gerginlik Anları ve İletişim Modelleri Eller ve Ellerin Kullanımı Aşkın Beden Dili Eğitimde Beden Dilinin Önemi Sen SUS Bedenin Konuşsun! 9 / 9

TEN BİLGİSİ
İmam Şafi, uzun bir seyahatin sonunda Bağdat'a yakın bir yerde bir kervansaraya konuk olur.
Orada bulunan insanlardan biri diğerlerinden daha fazla ikram ve iltifatta bulununca İmam Şafi
dostlarına: “Bu âdemin şeklinde kuvvetli bir kötülük duygusu var.
Lakin bize üç gündür haddinden fazla ikramda bulunuyor. 
Bakalım akıbeti de böyle olursa
benim bildiğim o feraset ilminin hiçbir aslı yoktur” demekten kendini alamaz. 
Öyle ki imam hazretleri yola revan olmayı buyurunca mezkûr şahıs imamın atının gemini yakalayıp 
“Üç gündür yiyip içtiniz, bunların karşılığını ve hane kirasını verin” diyerek çıkışır. 
İmam hazretleri tebessüm ve taaccüp buyurunca onun yaranı dönüp ona: “Ya imam, sizin bildiğiniz feraset ilmi sahihtir, bunun delili ve alameti böylece sabit olmuştur” derler.
İmam Şafi, bir kimsenin dış görünüşüne bakıp o kişinin ahlâk ve karakter yapısı hakkında
hükümler koyan yani zahirden batını tespit ve tahmine çalışan feraset ilminin doğruluğunu yeri
geldiğinde test etme gereğini niçin aşikâr etmiştir? İnsanın dışına bakarak içini keşfetmeye
dönük çabalar çok eskilere dayanıyor. 
Hipokrat ve Eflatun insanları derin ve sathi diye çeşitli
tiplere göre incelemişlerdi. İslam dünyasında ise ilk kıyafetname günümüze ulaşamamış fakat
birçok eserde gönderme yapılan İmam Şafi’nin eseriydi. Ondan sonraki dönemlerde de yüze
üflenmiş ruhun peşinde birçok âlim kafa yormuş, eser telif etmişti. İmam Şafi’yi edindiği bu
ilimden şüpheye düşüren şey, herhalde bu bilgilerin tam olarak bilimsel dayanaklarının
olmayışıydı. Ama buna rağmen ilimleri Beden İlmi ve Dinî İlimler diye ikiye ayıran da oydu.
İslam dünyasında bu ilim firaset ya da kıyafet olarak adlandırılmış ve bu işin ehillerine de kâif
denilmişti. Hz. Peygamber’i (s.a.v.) çocukken bir kaif görmüş ve onun bir öksüz olduğunu,
büyüyünce önemli bir şahsiyet olacağını haber vermişti. Yahudi âlimlerinden Abdullah bin
Selam’ın daha görür görmez, onun için “Bu yüz yalan söylemez” demesi de bu cümledendi.
Kıyafetname yazarları bu ilmi bazı ayet ve hadislere dayandırıyor. “Ey Resulüm sen onları
simalarından tanırsın” ayetinin yanında “Mü’minin ferasetinden korkunuz” hadisi de zikrediliyor.
Kendisine hatiften gelen bir sesle Gazali’nin Farsça yazdığı Kıyafet kitabını Türkçe kaleme
almaya karar veren Nakşi şeyhi İbrahim Kûrânî, İmam Şafi ile ilgili yukarıdaki bilgileri verdikten
sonra maksadının muhatap ile ilgili mütalaada zahmet çekenlerin bu risale ile büyük faydalar
ummalarına vesile olmak olduğunu zikrediyor.
Yüzün macerasına dair söylenenler hep ilgimi çekmiştir. 
Ben de Kırklar’da Yüzün Poetikasına
Giriş başlıklı bir inceleme yazmıştım. Orada biraz farklı olarak yazarların yazdıklarıyla yüzleri arasında bir korelasyonun arayışı vardı. “Ruhun fihristi” olarak düşündüğüm yüzün benim için ikinci gizemli çağrısı Emine Gürsoy Naskali ve Aylin Koç’un hazırladığı
Beden Kitabı oldu. Çeşitli üniversitelerden farklı bölümlerdeki akademisyenlerin kültürümüzün bedeni algılayış biçimiyle ilgili çok zengin makaleleri içeriyor bu eser. Eski çağlardan beri insanın dikkatini çeken beden ve onun ima ettiği detayları ele alan kıyafet ilmi bugün fizyonomi, fizyotipoloji, kriminoloji gibi isimler aldı. Bir damla kan ve binlerce endişe olan insanın meçhul kitabı eskiden olduğu gibi bugün de hayretle okunuyor.
 1 / 3
TEN BİLGİSİ
Eğer bir kişinin boynu ve omzunda çok kıl varsa, kaşının kılı çok, burnu eğri, dudakları ince ve
biri diğerine göre kalınsa, yüzünde ve gövdesinde çok ben varsa o kişi, zalimliği, inciticiliği,
haksızlığı sever… Bir kimsenin burnunun orta direği ince ise ve yürürken ellerini sallıyorsa o kişi
kendini beğenmiş biridir. Alnın genişliği huysuzluğa, darlığı anlayışsızlığa, yumruluğu
tembelliğe, çizgisiz olması ahmaklık ve bencilliğe, alın çizgilerinin çokluğu çok konuşkanlığa, iki
kaş arasındaki çizgi, eften püften şeyleri dert edinmeye, sıkıntılı oluşa işarettir. Eğer gözünüzün
akı karasından çoksa, burnunuz uzun, ağzınız geniş, dudaklarınız ince ise, sesiniz gür ve
kalınsa, saçınız da sertse siz; cesur, gayretli, bahadır heybetli bir karaktere sahipsiniz demektir.
Yukarıdaki ifadeleri okuyunca ben de sizin gibi aynaya baktım. Hatta zalimlerin özelliklerini
okurken bazı diktatörlerin fotoğraflarını aradım. Bu makaleleri okuyunca ruhun bedende aldığı
şekli daha bir merak ettim. Enis Batur’un Kırk Pare’de dediğinin aksine Erzurumlu İbrahim
Hakkı’nın “bedenle ilgili cüretkâr” ifadeleri ondan birkaç asır önce de rahatlıkla dile getirilmişti.
Bütün bu çabalar, Allah’ın kendi ruhundan üflediği zübde-i âlem olan insanı anlama, yaratılıştaki
hikmetleri görme gayretlerinin akisleriydi.
Yukarıdaki ifadelerden de anlaşıldığı gibi ortaya konan yargılar tevilsiz, açık seçik verilmiştir.
Bunun nedeni Prof Dr. Mahmut Kaplan’a göre insanların kendilerini düzeltmelerine fırsat
tanımak için. Osmanlı’da bu bilgiler tıpta kullanıldığı gibi bazı kişilerin saraya alımında, köle alım
ve satımlarında kullanılmıştı.
Kişisel gelişim kitaplarının vitrinlerden inmediği, başarı için her şeyin mubah görüldüğü
günümüzde insanın kendi eksikliğini, acziyetini keşfetmesinde elimizdeki eski kaynakların büyük
rolü olacaktır. Kitapta Türk Edebiyatı’nda yazılan mensur ve manzum kıyafetnameler, sözlü ve
yazılı kültürümüzde beden, beden ve müzik ilişkisi, edebiyatımızda karakterlerin görünüm ve
davranışları arasındaki bağlantılar gibi çok farklı makaleler var.
Beden ve harfle ilgili makaleye değinmeden geçersek kitabımız dal harfi gibi boynunu bükebilir.
Klasik edebiyatımızda Arapça harflerden bazıları sevgilinin çeşitli azalarına benzetilir. Elif,
sevgilinin boyuna; cim, saçların kıvrımına; râ, kaşlara; sin, dişlere; sad, gözlere; mim, sevgilinin
ağzına; nûn, kaşlara; he harfi de gözlere benzetilir. Rûşenî’nin Hz. Peygamber’e olan sevgisini
dile getirdiği şu beyit, harfin yüzle rabıtasına ne güzel örnektir:
Sad aynın, mim ağzın, dal zülfün göreli
Ya Nebi gitmez dilimden bir nefes zikr-i Samed
Hece sunar: Cemil Meriç  özel sayısı
Şimdiye kadar Necip Fazıl Kısakürek, Cahit Zarifoğlu, Mehmet Akif Ersoy ve daha birçok yazar
ve şair hakkında hazırladıkları çok geniş kapsamlı özel dosyalarla gelecek nesillere önemli
kaynaklar bırakan Hece dergisinin 18. özel sayısı olan “Cemil Meriç Özel Sayısı” Ocak ayında
yayınladı. Dergi “Bir Entelektüel Tedirgin: Cemil Meriç” üst başlığı ile çıktı. 6 bölümden oluşan
dergi şimdiye kadar hakkında birçok makale ve kitap yayımlanmış olan Cemil Meriç’i bütün
yönleri ile ele almaya çalışıyor. Bu amaçla dergi, Meriç’in hayatı, kişiliği, düşüncesi hakkındaki
incelemeler, kitaplarının kritiğini yapan makalelerle, birçok yazarın katıldığı soruşturmayla ve
derginin sonuna konulan albümle oldukça kapsamlı hale getirilmiş. Atasoy Müftüoğlu, Nazan
Bekiroğlu, Doğan Hızlan, Akif Emre, Süleyman Hayri Bolay, Köksal Alver gibi onlarca isimin
 2 / 3
Ten Bilgisi
ortak emeğinin eseri dergi 480 sayfadan oluşuyor. – Salih Demirhan
Kahramanların dergisi yayında
Gregor Samsa, Don Kişot, Raskolnikov, Anna Karanina gibi her türden okuyucusu üzerinde etki
bırakan kahramanlar hakkında çok şeyler yazılıp çizildi. Bu kahramanlar arasında defalarca
roman sayfalarından beyazperdeye taşınanlar da oldu. Roman kahramanlarının okuyan
üzerindeki etkisinin farkında olan bir grup edebiyatçı bu kahramanları derinlemesine inceleme
niyetiyle Roman Kahramanları adında 3 aylık bir dergi çıkarmaya başladılar. Irmak Zileli’nin
genel yayın yönetmenliğini yaptığı dergi her sayısında iki yerli, iki yabancı olmak üzere toplam
dört roman kahramanını konu edinmeyi planlıyor. İlk sayısı Ocak ayında yayınlanan derginin
içeriği şu an için genel olarak edebi yazılardan oluşuyor. Ancak dergi ileriki sayılarda roman
kahramanları hakkında akademik yazıların da bulunduğu geniş kapsamlı dosyalar hazırlamayı
vaat ediyor. Daha fazla bilgi için: www.romankahramanlari.com –
Salih Demirhan
VİTRİN
Judith Butler, Gayatri Chakravorty Spivak
Ulus Devlet Marşını Kim(ler) Söyler?
Çeviri: Osman Akınhay
Agora, 2010, 87 s.
Edisyon
Türkiye'de / Türkçede Felsefe Üzerine Konuşmalar
Küre, 2010, 265 s.
Mehmet Altan
Kent Dindarlığı
Timaş, 2010, 207 s.
Susan Buck-Morss
Görmenin Diyalektiği: Walter Benjamin ve Pasajlar Projesi
Çeviri:  Ferit Burak Aydar
Metis, 2010, 524 s.
Derleyen: Nuran Tezcan
Çağının Sıradışı Yazarı Evliya Çelebi
Yapı Kredi, 2009, 412 s.
Said YAVUZ • 60. Sayı / KİTAP

FİZYOGNOMİ İLMİ SİMA



FİZYOGNOMİ İLMİ SİMA

FİZYOGNOMİ


FİZYOGNOMİ 
Vücut Okuma Sanatı Yüzün Yapısı
Fizyognomi (Vücut Okuma Sanatı)
Yüzün Yapısına Göre Kişilik Özellikleri:
1. Uzun yüz (dikdörtgen şekilli):Alnın genişliği yaklaşık çenenin genişliği kadardır.
Bu yüz tipi asil tip adlandırılmaktadır. Böyle bir yüz yapısına sahip olan kişiler yüksek entelektli, duyarlı ve dengelidirler. Bu tip kişiler tedbirli ve sağduyuludurlar. Bazen de bu tip kişiler yöneticilik, organize etme yeteneğine sahip olup, amaca doğru ilerlemede kararlılık gösterebilmektedirler.
2. Üçgen şekilli yüz: Yüksek ve geniş alın, elmacık kemikleri kabarık, küçük ve kemikli burun, çökük gözlü, küçük ve azıcık öne çıkmış çene. Elmacık kemikleri ve çene arasındaki bölge kemiklidir. Bu tür yüz yapısına sahip olan kişiler az duyarlıdır. Bu ayrıca yüksek zeka belirtisidir. Böyle kişiler, ayrıca, hilekâr ve aksi bir karaktere sahiptir. Bazen bu tip insanlar ihanet etmeğe de yatkındırlar. Ajanların ve ihanet eden kişilerin büyük bir kısmının yüz yapısının üçgen şekilli olduğu söylenilmektedir. Bu insanlarda sadakat ve bağlılık duygusu yoktur.
3. Yamuk şekilli yüz: Üçgen şekilli yüz yapısıyla birçok ortak özellikleri vardır. Bu tipin alnı geniştir. Sivri olmayan ve biraz ensiz çeneye sahiptir. Bu tür yüz yapısına sahip kişiler ukala, duyarlı, artist tiplidirler. Bu tiplerde savaşçı ruhu yoktur. Bu tür kadınlar iyimserdirler. Onlar çevresindekiler için iyi bir ortam oluşturarak mutlu bir yaşam sürdürebilirler.
4. Kare şekilli yüz: Genelde sert, eğilmez, bazen de acımasız bir karaktere sahiptirler. Bu tip insanlar konuşkan olmayıp, kaba, algılama gücü zayıf, fakat iradeli bir yapıya sahiptirler, insanlarla ilişkilerinde şeffaf ve doğrudan bir tutum sergilerler. En belirgin özellikleri kararlı olmalarıdır. Bu tip İnsanlar da başarıya ulaşmak için yorulmadan çabalarlar. Liderlik etme isteklerinin güçlü olmasına rağmen, bu tip insanlar arasından iyi yöneticiler çıkmaktadır. Bu tip yüz yapısına sahip olan kadınlarda da egemen olma isteği yüksektir.
5. Yuvarlak yüz yapısı: Bu yüz yapısına sahip olan kişiler iyi kalpli, yumuşak karakterli ve barışçıldırlar. Çok ender hallerde böyle kişiler nefsine düşkündürler. Onlar konfor ve eğlenceyi severler. Şöhret tutkuları yoktur. Fakat, belli ölçüde kibirlidirler.
Yuvarlak yüzlü birisinin burun köprüsü yüksek, elmacık kemikleri kabarık, gözleri parıltılı iseler, kararlı ve gayretli bir şekilde amacına doğru ilerleyebilme özelliğine sahiptir. Bu kişiler arasından ünlü liderler ve komutanlar çıkıyor.
Yüz, üç eşit kısma ayrılmaktadır. 
Birincisi.... alın kısmı olup saçlardan kaşlara kadar olan alanı, 
İkinci kısım... ..kaşlardan buruna kadar olan alanı, 
Üçüncü kısım.. ise burundan çeneye kadar olan alan kapsamaktadır.
Bu tarzdaki eşit bölünmeden sapmaları çok ender hallerde görebiliriz. Çoğu zaman ise yanlış algılama sonucunda orta alanın alın ve çene kısmına oranla daha uzun veya kısa olduğunu görebiliriz. Bunun nedeni, burun ucunun daha fazla aşağıya doğru eğilmesi veya yukarıya doğru çekilmesidir. Şekildeki üç ayrı kişinin resimlerini incelersek, yüzün her üç alanının eşit olduğu konusundaki fikrimizin ne kadar doğru olduğunu görebiliriz.
Kulaklar yüzün orta kısmına denk gelmektedir. Başın, alın kısmından sonra gelen üst kısmı, Avrupa ırkında yüzün yüksekliğinin yarısından fazladır. Bazen de bu yüksekliğe eşittir.
Gözler birbirinden bir göz ölçüsü uzaklıktadır. Burun, burun kanatlan ile birlikte gözler arasındaki uzaklığa uygun gelen bir alanı kapsamaktadır. Erkeklerde bazen burun kanatları bu alan dışına çıkmaktadır.
Ağız, insan yüzünün en belirgin ve en hareketli kısmıdır. Biz gülerken, ağlarken veya sinirlenirken ağzımızın şekil değiştirmesi aynı zamanda gözlerimizin şeklinin değişmesine neden oluyor. Böylece yüzde, bu hallere uygun gelen devamlı mimikler oluşuyor.
Başın yukarı kısmının, alının ve burnun gelişmesi insanın güçlü ruh yapısına sahip olduğunu simgeler. Eski dönemlerden beridir her zaman iri burunun yüksek idrak simgesi sayıldığı bir gerçekliktir. Gerçekten, bu karakterli insanların iri burunlu oldukları gözlemlenmiştir.

Bunun dışında, eğer burun düz ve dengeli bir biçimdeyse, bu burun sahibinin necip, dürüst ve iyi ahlaklı birisi olduğunu söyleyebiliriz. Tarihte ünlülerden ikisi bu konuda istisna oluşturmaktadır. Bunlardan birisi Sokrates, diğeri de Michelangelo olmuştur. Sokrates'in çocukluktan böyle bir burun yapısına sahip olup olmadığı belli değil. Fakat, Michelangelo'nun bir tesadüf eseri burnunun kırıldığı ve böylece, "küçük burunlular" kategorisine ait olduğu bilinen bir gerçekliktir.

Belirgin çizgilerle ayrılmış ve gelişmiş çene yapısı kişinin irade gücünün, enerjik olmasının bir simgesidir. Dar ve zayıf gelişmiş çene yapısına sahip kişilerin iş alanında verimsiz olduğuna ve karar verme gücünün zayıf olduğuna işarettir.

Kalın, etli ve belirgin dudaklar zevkli, eğlenceyi seven ve ayrıca güvenilir kişilerin bir özelliğidir. Dar, çok ince dudaklı kişilerin ise kapalı, bazen da güvenilemez bir karaktere sahip olduğuna işarettir.

Kişinin karakter özelliklerinin belirlenmesinde kulaklar yüz yapısında diğer organlara oranla daha büyük önem taşımaktadır. Kulaklar, kişinin beden organlarında doğuştan ölümüne dek şekil değiştirmeyen tek beden uzvu sayılabilir. Yeni doğmuş bebeklerde artık kulağın şekli tam ve belirgin bir nitelik taşıyor.

Oysa burun, ağız, gözler ve ayakların yapısında zaman geçtikçe şekil değişikliği olabiliyor. Bir Fransız antropologu, kişinin kulak yapısının diğer organlara oranla daha büyük önem taşıdığına işaretle, "kulaklar, kişiye yolcuğu için yaratılıştan verilmiş bir pasaport ve mühürdür" demektedir. Bayanlara oranla erkeklerin fizyognomik incelenmesi daha kolaydır.
(Solda) Aşırı uzun yüz - Kibirli, kendini beğenmiş
(Ortada) Çökük yüz - Kötü ahlaklı
(Sağda) Şişman yüz - Maddiyatçı, eğlenceyi seven ve rahatına düşkün
(Solda) Uzun ve oval yüz - Aptal, kendini beğenmiş
(Ortada) Minyon tip - Hayvani içgüdüleri kuvvetli
(Sağda) Aşırı büyük yüz - Hayvani içgüdüleri kuvvetli
(Solda) Keskin hatlı yüz - Alçak hislere yatkın
(Ortada) Aşırı kısa yüz, alın üstü çökük ve çökük gözlü - Yalancı, kindar ve cimri
(Sağda) Çene kısmı aşırı küçük ve gelişmemiş - Tutarsız, aptal
(Solda) Balon şekilli yüz - İyi kalpli, alçak gönüllü
(Ortada) Uzun, sivri çene ve sivri kafa (Yumurta kafa) - Yalancı, yaltaklık etmeye yatkın
(Sağda) Aşırı büyük alınlı yüz - Tembelliğe yatkın
(Solda) Aşırı küçük alınlı yüz - cimri, çabuk sinirlenen
(Ortada) Kemikli yüz - çalışmayı seven, ürkek
(Sağda) Düz şekilli yüz - Ters, başına buyruk ve bazen zalim
Zayıf yüz - İhtiyatlı, derin düşünceli
Hatırlatma:Kitaplarımda ilglenmenizi önerdiğim bilimdir, yararlanacağınızı umuyorum.

03 Ağustos 2019

FİZYOGNOMİ


İlgili resim






FİZYOGNOMİ

 
“Aradığımız gerçek, yüzlerimizde yazılıdır…” Paul Ekman
– İstihbarat ve güvenlikte başvurulan yüz okuma sanatı, modern hayatta da sıkça kullanılmaya başladı. Bu eğitimleri veren yüzün şifreleriyle karakter analizi yapma konusunda uzmanlaşmış Halim Altınışık kimdir?
Ankara’da doğmuşum. 
Ankara Üniversitesi DTCF Fransız Filolojisi mezunuyum. 
Halen vermekte olduğum iletişim becerileri ve kişisel gelişim eğitimleriyle ilgili deneyimlerimin ilkini 1977 yılında Fransa’da katıldığım “Connaissance de la France” adlı uluslar arası eğitim sırasında edindim.
Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim, Kültür ve Enformasyon Örgütü (UNESCO) Türkiye Millî Komisyonu’nda çalıştım. Ayrıca bu dönemde Uluslararası Tiyatro Enstitüsü Türkiye Merkezi’nde Merkez Sekreteri olarak görev aldım.
1985 yılında Başbakanlık bünyesinde çalışmaya başladım ve strateji ve güvenlik konularında uzman ve idareci olarak görev aldıktan sonra emekli oldum.
Türkiye Bilimsel,  Kültürel ve Stratejik Araştırmalar (TÜBİKAM) Merkezi Yönetim Kurulu Üyeliğinde bulundum ve Merkez tarafından açılan “Kişisel Gelişim ve Liderlik Okulu”  Müdür Yardımcılığı yaptım. Halen anılan merkezin Akademik Kurul Üyeliği görevini sürdürmekteyim.
7 yıldan bu yana Tepe Savunma ve Güvenlik Sistemleri San. A.Ş. de görevli özel güvenlik görevlilerine, Etkili İletişim, Beden Dili, Terörizm, Kalabalık Yönetimi, Takım Çalışması, Karar Verme ve Problem çözme, Stres Yönetimi, Risk Yönetimi, Kurumsal Araştırma, Kurum Kültürü ve Kurumdaşlık, Yüz Okuma Sanatı, Suç ve Suçlu Profilleri, Karşınızdaki Kişinin Gerçek Düşüncelerini Anlama, Sorgu ve Mülakatlarda Yüz Okuma ve Beden Dilin Kullanılması, Mikro ifadeler, Acil Durum Yönetimi,Panik ve Kriz Yönetimi, Müşteri Hizmetleri, Öfke Kontrolü, Yalan Söylemenin Ortaya Çıkarılması v.b. konularında eğitimler vermekteyim.  Ayrıca zikredilen konularda çeşitli resmi ve özel kuruluş ve kurumlara eğitim, konferans ve seminerler de vermekteyim. Fransızca ve İngilizce biliyorum.
– Yüzün şifreleri var mıdır? Yüz okuma nedir? Fizyognomi ne anlama gelir? Bunları biraz açar mısınız?
Ülkemizde halkımızın sık kullandığı, “Yüzü güzel olanın huyu da güzel olur”, “Yüzünden okumak”, “Yüzünün derisi kalın”, “Yüzü başka, İçi başka”, “Yüzünde meymenet yok”, “Yüzünden düşen bin parça”, “Yüzü yerde olmak” gibi sizinde bildiğiniz, duyduğunuz deyimlerimiz vardır. Peki bunların çıkış noktası nedir, hiç düşündünüz mü? Gerilere gittiğimizde atalarımızın bilmeden yüz okuma sanatını kullandıklarını görmekteyiz.
Bir insanla bütün bir ömür boyu yatağınızı mı bölüşeceksiniz? Tatlı vaatlere kanmayın. Yüzünü inceleyip gerçek yapısını tanıyın.  Bir insanla iş ilişkisi kuracak, ortaklığa mı gireceksiniz. Kendisiyle her konuştuğunuzda yüzünün şeklini kafanıza çizin ve bu konudaki verileri, bilgileri değerlendirdikten sonra kesin
kararınızı verin.
Amirleriniz nasıl insanlar? Nelerden hoşlanır, neleri sevmezler? 
Onların gözüne nasıl girebilirsiniz? 
Onların yüzünü inceleyip gerçek karakterlerini tanıyabilir, böylece, iş yaşamınızda daha başarılı olabilirsiniz. Hepsi bir yana. 
Kendinizi hep aynalarda gördünüz, ama kim olduğunuzu, nasıl bir insan olduğunuzu düşündünüz mü?
Yüz okuma yani Fizyognomi veya eski dilde İlm-i Sima,  insanın iç alemi ile dış görünümü arasındaki ilişkiyi inceler. Alman filozof Kant; onu “iç alemi gözlemleyen bilim dalı” olarak tanımlar. 
Fizyonomi, yüz hatlarından yola çıkarak insanın özünün yorumlanması şeklinde tarif edilir. Fizyonominin temelinde; ekran veya monitörün kaydedilen bir görüntüyü yansıtması gibi, vücut ve yüzümüzün de ruhi halimizi yansıtmakta olduğu anlayışı yatmaktadır.
Francis BACON’ın “Yüzler, her şeyin ötesinde birer resim galerisidirler.” dediği gibi yüz okuma, çağdaş yaşamda her gün ihtiyaç duyulan oldukça kullanışlı bir araç olup, özellikle ikili ilişkilerin başarılı bir şekilde yürütülmesinde başvurulan bir tekniktir
Yüz analizi yüzün ifadelerini, izlerini, hatlarını ve şeklini inceleyerek kendimizi ve başkalarını anlamamıza, tanımamıza yarayan inanılmaz bir araçtır.  Karşımızdaki insanın kişiliğini sadece yüzündeki işaretlere bakarak yüzde yüz anlamak elbette mümkün değildir. Ama zamanla, tecrübeyle ve yüz okuma uzmanlığıyla o kişiyi çözebilir ve onunla doğru iletişim kurabiliriz.
Yüzler okuyabileceğimiz bir dile sahiptirler. Herkes iletişimde yüz ifadelerinin önemini bilir. Ancak çok az kişi yüzün, kişiliğin, duyguların, huyların ve potansiyelin yaşayan kaydı olduğunu bilir.
Yüz okuma, bilimsel ve istatistiki verilere dayanan bir çalışma olup, gözlem ve araştırmaları temel alır. Özellikle insan karakterlerini anlamaya ve tanımaya yöneliktir.
Yüzümüz, atalarımızdan gelen genetik özelliklerimizin, içinde bulunduğumuz çevremizin ve elde ettiğimiz yaşam deneyim ve birikimlerimizin ürünüdür. Yüzümüz, kim olduğumuzun, nereden gelip nereye gitmekte olduğumuzun önemli ipuçlarını verir, ayrıca bize ait olan özgün potansiyelimizi, başarılı ve mutlu olmak için neye gereksinim duyduğumuzu ortaya koyar.
Yetkin bir yüz okuma uzmanı yüzün derisine, rengine, nemliliğine, damar ağının yerleşimine, kırışıkların yerleşimine ve derinliğine bakarak insanın sağlık durumu, onun bağışıklık sistemi, potansiyeli ve nihayet karakter yapısı ve psikolojisi gibi çok şey ortaya koyabilir. Bunların yanı sıra, yüzdeki uzuvların (kaşlar, gözler, burun, ağız, çene ve kulaklar) durumu da dikkate alınır. İşte bunlar yüzün şifrelerini oluşturur.
Bu bağlamda, yüzümüzdeki işaretlerin gösterdiği bilgiler, gerçekten anlamlı ve tatmin edici bir yaşam yaratmakta bizlere yardımcı olacak olağanüstü hazine olabilir. 
Yüzdeki işaretleri okuyarak önsezinizin size söylediklerini doğrulayabilirsiniz. 
Yüz okuma, modern hayatta her gün gereksinim duyulan oldukça kullanışlı bir araçtır.
-Fizyognomi nasıl ve ne zaman ortaya çıkmış? 
Kimler bu sanattan yararlanmış? 
Bu günkü duruma nasıl gelmiş?
Fizyonomi (Fizyognomi) terimi, Yunanca physis -doğa ve gnomon- yorum kelimelerinin birleşimidir. Giovanni Battista Della Porta’ya göre gnomon, aynı zamanda yasa, kural anlamına gelmektedir; yani, fizyonomi “doğa yasası” demektir. Della Porta’ya göre, doğanın belli kurallarına uyarak “belli vücut biçimlerine göre belli ruh hallerini” öğrenebiliriz.
Fizyognominin M.Ö 3000 yıllarına kadar geçmişi var. Sarı imparatorluğa, Tao’ya, I Ching’e uzanıyor. Sistemli bir şekilde ilk kez Çin de gelişmiştir. Çinliler akupunktur dediğimiz noktaların, meridyenlerin tümünün yüzde buluştuğunu düşünürlerdi. Bir yüzden, o insanın karakterini, eğilimlerini, ailesinden aldığı mirası, ruhsal durumunu, DNA’larını anlamak mümkün. 
Bu bağlamda, Çinliler, insanların yüz biçimlerine göre insanların karakter özelliklerini okuma yöntemini kullanmış, ayrıca başarı düzeylerini belirlemişlerdir.
Aristo, Antik Yunan’da fizyonomi üzerine bir kitap yazdı ve yüz, beden ve sesin fiziksel özelliklerini inceledi. Aristo ve öğrencileri, özellikle insan ve hayvanların yüz özelliklerini analiz edip, benzer işaretlerden hareketle yorumlarda bulunmuşlardır. Platon ve Hipokrat pratik felsefenin antik bir yöntemi olarak yüz okuma hakkında yazılar yazdılar. Ortaçağ’da fizyonomi astrolojiyle birleştirildi ve ilahi sanatların bir parçası haline geldi. Böylece günümüze dek geçerliliğini koruyan fizyonominin temel prensipleri şekillenmeye başlar.
-Pekala, yüz okuma sanatı sadece batı dünyasında mı gelişmiştir? Örneğin İslam dünyasında da gelişmeler var mıdır?
Fizyognomi konusunda İslam dünyası bilim dalları ve çeşitli araştırma usullerinde Hint, Çin, Mısır ve İran’dan esinlenmiştir.       Fizyognomi de zaman içinde gizli ilimler içinde yer almıştır. Değişik adlar (ilm-i firaset, ilm-i kıyafet, ilm-i sima) altında toplanmış çeşitli yöntemler ve tezler, o dönemde aşağı yukarı bugünkü fizyognominin işlevini yerine getiriyordu. Bilim adamları bu ilimlerin (veya uygulamaların) kaynağını müminin manevi gelişiminde aramışlardır.
Müslüman bilim adamları uğraştıkları çeşitli bilim dallarının verdiği avantajı kullanarak fizyognomiyle ilgili olarak birtakım görüşler ortaya atmış ve geliştirmişlerdir.
Doğu kültüründe de kendine yer bulan yüz okuma, Erzurumlu İbrahim Hakkı’nın, 1756 yılında yazdığı Marifetname’sinde de karşımıza çıkmaktadır.
-Yüz okuma sanatının bugünkü durumu nedir? 
Geçmiş tarihine göre işlevinde bir değişiklik var mıdır?
Bildiğiniz gibi XX. yüzyılda sanayinin gelişimi işletme, yönetim, insan kaynakları alanlarında çeşitli yöntemlerin uygulanmasına neden olmuştur. 
Çok sayıda deneyler yapılması yoluyla yüz okumayı yeni temele oturtma çabaları olumlu sonuçlar vermeye başlamış ve geniş uygulama alanı bulmuştur. 
1940’lı yıllarda Amerikalı hukukçu Edward Vincent Jones, yüzün dilini araştırmak üzere bir enstitü kurmuştur.
Günümüzde dünyanın birçok üniversitelerinin sosyal psikoloji bölümlerinde yürütülen araştırmalar, yüz okumanın bilimsel temellerini oturtmaya çalışmaktadır.
Fizyognomi bugün disiplinler arası bir araştırma dalı haline gelmiştir. 
Fizyognominin değişik eğitim programlarında zorunlu disiplin olarak okutulduğunu görebiliriz. Psikoloji, tıp ve biyoloji gibi doğrudan bağlantılı bölümlerin yanı sıra iletişim, istihbarat, polis, kriminoloji, turizm, işletmecilik, insan kaynakları, ressamlık vs. gibi onlarca bölümde fizyognomi okutulduğuna tanık olabiliriz. 
Birçok alanda; finans sektörü, ilaç, sigorta ve hizmet sektörü ile özel ve kamudaki çok sayıdaki şirket bu konuda eğitim ve danışmanlık hizmetinden yararlanmaktadır.
-Yüz okuyabilmenin faydaları nelerdir?
Yüz okuma;  kendimizi daha iyi anlamak,  diğer insanları daha iyi anlamak,  daha iyi anne-baba olmak,  sosyal ilişkilerimizde kendimize daha fazla güvenmek,  diğerleriyle iyi bir ilişki geliştirmek gibi konularda yardımcı olur.
Yüz okuma becerisi, bir kişi ile ilk karşılaşma sırasındaki ilk izlenimlerinizi değerlendirerek bahse konu kişinin karakteri hakkında hızlı bir kanıya varmanızı olanaklı kılar.
Bugün fotoğrafların incelenmesi yoluyla hastalara teşhis koyma, tarihi resim eserleri üzerinde inceleme yaparak tarihi şahsiyetlerin karakterlerini belirleme gibi yöntemlerle fizyognomiden başarıyla yararlanılmaktadır.
-Yüz okuma sayesinde ortaya çıkarılan kişilik özelliklerinden bahsedebilir misiniz? İnsan yüzü kişinin karakterini yansıtır mı?
Elbette. Yüzün şifreleriyle karakter analizi çok eskilere dayanmaktadır. Karakter analizine ait modern yöntemler de fizyonomi dalından yola çıkarak ortaya çıkarılmıştır. Çok eski dönemlerden başlayarak, bilginler insanın yüz yapısı ile karakteri arasında bir ilişki kurmağa çalışmışlardı. Bu yöntemin temelinde insanın beden yapısı ve psikolojisi arasında doğal bir bağlantının olduğu inancı yatmaktaydı. Bilimsel temelden yoksun olmasına rağmen fizyonomi, karakter özelliklerinin tipolojisi için önayak olmuştur.
Bu alanın öncüsü, İsviçreli Papaz Johann Kaspar Lavater’di. Lavater, insanların yüzlerinden yola çıkarak en dipte kalmış huyların belirlenebileceğine çok inanıyordu. ABD’deki devrimin başlarında yayınlanmış bir fizyonomi sistemi üzerinde çalışmıştır. Ardından gelenler bu araştırmaları devam ettirdiler. Sonuçta, 1900’ün başlarında geliştirilen, günümüzün karakter analizi meydana çıktı.
-Hangi karakter özellikleri…..
Bu bağlamda karşımızdaki kişinin;
  • Duygusal durumları
  • Sorun çözme yöntemleri
  • Karar alma yöntemleri
  • İş hayatındaki davranışları
  • İletişim kurma yöntemleri
  • Maddiyata verdikleri değer
  • Maneviyata yatkınlığı
  • Öğrenmeye bakış açısı
  • Liderlik yönü
  • Bencilliği veya paylaşımcılığı
  • Merhameti veya acımasızlığı
  • Ketumluğu
  • Sır tutması veya gevezeliği
  • Konuşkanlığı
  • Arkadaşlığı
  • İçe dönük veya dışadönüklüğü
  • Kararsızlığı gibi özelliklerini yüzündeki işaretlerden anlamak
mümkün hale gelmiştir.
-Yüz okurken gerçek anlamda o kişinin karakterinin ne kadarı anlaşılabilir? Yüz okumanın başarı oranı nedir?
Kişilik özellikleri ortaya konulurken sadece tek bir uzva bakarak karar vermemek gerekir. Zira bu şekilde hareket edersek önyargılı hareket etmiş oluruz. Önemli olan her bir kişilik özelliğinin farklı uzuvlarda da görülmesi ve birbirini teyit etmesidir.
Yüz okuma sanatı, azaların belirli özelliklerine kabataslak bakarak kişinin karakter yapısının çözüleceği ve çeşitli saptamalar yapılabileceği anlamına gelmiyor. Bu alanda eğitim gören fizyonomi uzmanları yüzün her bir bölgesini teker teker inceleyip analiz etmek yanında, organların bütünsel duruşunu da değerlendirme kapsamına alıyorlar.
1950’li yıllarda Robert L. Whiteside ve William F. Burtis’in fizyognomi konusunda yapmış oldukları  kapsamlı çalışmada altmış sekiz ana yüz özelliğini bin iki yüz denek üzerinde test etmiş ve sonuçların istatistik analizinde %93 oranında başarıya ulaştığını belirtmiştir.
-Yüz okuma sanatı hangi alanlarda kullanılmaktadır?
Yüz okuma insanın olduğu her yerde yardımcı bir kuvvettir. Örneğin;
  • Kendini ve başkalarını tanımada
  • İnsan kaynakları planlamada
  • Kariyer planlamada
  • Satış tekniklerinde
  • Güdülemede
  • İletişim tekniklerinde
  • Koçlukta
  • İletişim tekniklerinde
  • Sorgulama ve mülakatta
  • Ticarette
  • Pazarlıkta
  • Yönetimde
  • Güdülemede
  • Rehberlikte
  • Liderlikte
  • Öğretmenlikte
  • Kişisel gelişimde
  • Eğitimde
  • Uluslar arası ilişkilerde
  • İkna yönteminde
  • Meslek seçiminde
  • Psikolojik danışmanlıkta
  • İş gören ve personel alımında
  • Aile içi ilişkilerde
  • Hastalıkların teşhisinde
  • Güvenlik ve istihbaratta
  • Hakim ve savcıların eğitiminde
  • Karakter değerlendirmesi yapmada
  • İlişkilerdeki sosyal orunlarla başa çıkmada
  • Sosyal etkinliklerle uğraşmakta
  • Davranış ve duyguları yönetmekte
kullanılmaktadır.
– Yüz okuma nasıl yapılır? Belli bir kuralı var mıdır?
“Zayıf ilgi zayıf dikkati, zayıf dikkat ise zayıf hafızayı doğuruyor.” Bu bir kuraldır. Kendisinin hafıza yeteneğini geliştirmek isteyen birisi, baktığı yüzü incelemeli, ona büyük dikkat göstermelidir. Böylece, tüm dikkat, baktığı kişinin dış görünümü üzerine odaklanacaktır.
Bir yüzü analiz ederken öncelikle doğru açıdan yani karşıdan bakmalısınız. Doğru ışık ise yüzdeki çizgileri tam olarak okumak için gereklidir. Analiz etmeye öncelikle yüzdeki en belirgin özelliği olan uzva dikkat etmek gerekiyor. Böyle bir özellik varsa analize ondan başlamalı yoksa saç ve alından başlanmalıdır. Ayrıca analiz yaparken simetri kuralına da dikkat etmeniz gerekir. Çünkü yüzümüzün sağ ve sol yanı farklı özellikler taşır ve farklı anlamlara sahiptir.
İnsanların yüzlerini hatırlayabilme yeteneğinizi geliştirebilmek için, gördüğünüz her kişinin fizyognomik özelliklerini (başın ve yüzün genel yapısı, burun, ağız, gözler, kulaklar) ayrıntılı ve aydınlıklı bir ortamda incelemeniz gerekmektedir. Ayrıca, bu sırada devamlı şekilde “ben sizi bir daha yeniden gördüğüm zaman tanıyacağım” gibi bir düşünce içinde olmamız gerekiyor. Bu düşünce açık ve ayrıntılı izlenim konusunda irademizi kuvvetlendirecektir.
İlk gördüğünüz kişiye dikkatlice bakın ve alnının yüksek veya kısa, geniş veya ensiz olmasına; kaşlarının düz veya kavis şekilli olmasına ve rengine; burnunun tipine (gaga burun, Roma tipli, Yunan tipli, kalkık burun vs.); ağzının büyük veya küçük olmasına, dişlerinin durumuna ve büyüklüğüne; bıyık veya sakalının olup olmamasına (eğer varsa uzun ve kısalığına) dikkat gösterin.
Aynı zamanda bir yüz okuyucusu olmak için coğrafi ve iklim koşullarının, kalıtımın, gelişimin yüz şekli ve organları üzerinde oynadığı rolü de hesaba katmak gerekiyor. Yani yüz okuma sanatı, kısıtlı kurallarla hemen sonuç alınan basit bir yöntem olmanın ötesinde, içinde pek çok değişkeni barındıran zorlu bir uygulama alanıdır.
-O halde her yerde ve her zaman yüz okunur mu?
Haklısınız yüz analizi her yerde ve her zaman yapılmaz. 
Ben karşımdaki kişi istemediği sürece yüzünün analizini yapmam. Zira bunun da bir etiği var.
-Yüz okuma etiği mi?
Evet. Söz konusu etik kurallarından bazılarını sizinle paylaşayım:
Yüz tanıma sırasında elde ettiğiniz bilgileri üçüncü kişilere aktarmayın. Her zaman açık fikirli olun. İstenmediği takdirde biri için yüz okuma değerlendirmesinden uzak durun. Kişilerin özelliklerini iyi ya da kötü diye ortaya koymayın. Kişinin özel işaretlerini belirleyin. Yüz okumanın insanın tüm karakterini ortaya koymadığını unutmayın.       Özel bir sorunu çözmeniz gerekmedikçe muhatabınızın özellikle olumlu yönleri üzerinde durun. Yüz okumaya dayanarak başkalarının karakterlerini kendinizde veya başkalarında ön yargı oluşmasına neden olacak şekilde ortaya koymayın.
– Yüzdeki işaretlerden hastalıkların teşhis edildiği doğru mudur? Bu konuda örnek verebilir misiniz?
İnsanın yüz ifadesine göre teşhis koyma yöntemi Uzakdoğu ülkelerinde (özellikle Çin ve Kore) yaygın şekilde kullanılmıştır. Tibet tıp yöntemlerini bilen hiçbir deneyimli doktor hastanın yüzünü dikkatle incelemeden teşhis koymaz.
Her bir hastalığın hastanın yüzünde kendine özgü silinmez izler bıraktığını görüyoruz. Örneğin, günümüzde yaygın olan kalp ve damar hastalıklarını ele alalım. Yüz çizgilerine göre enfarktüsü önceden haber vermek mümkündür. Bu hastalığın teşhisinin konulmasında en güvenilir belirti, çene ile alt dudak arasındaki bölgenin uyuşukluğa varacak kadar hissiyatını kaybetmesidir.
Biraz daha yukarı göz attığımızda, üst dudakla burun arasında kırışıklığın olması kalp kapaklarının yetmezliğinden haber verir. Kalp yetmezliğinin başlangıç belirtileri dudakların zaman zaman morarması şeklinde de ortaya çıkıyor.
Gözler altında mor lekelerin aniden ortaya çıkması ve uzun süre kalması birçok hastalığın varlığından haber verir. Herkesin bildiği sivilceler ise hastalığın yüzümüzdeki “haritası”dır. Onların yüzdeki yerlerine göre gerek cinsel hastalık, gerekse sindirim, sinir ve endokrin sistemi bozukluğu ve diğer bozukluk teşhisi koymak mümkündür.
Deneyimli doktorlar, yüz ifadesine göre insanın sağlık durumu, onun bağışıklık sistemi potansiyeli ve nihayet, karakter yapısı ve psikolojisi hakkında bilgi edinebiliyorlar. Rusya’nın ünlü iç hastalıkları uzmanı G.A. Zaharin, hastanın dış görünüşüne bakarak neredeyse yüzde yüz teşhis koyabiliyordu.
Bu gün fizyognomik veriler bir çok alanlarda olduğu gibi tıp alanında da uygulamaya konmuştur. Avrupalı uzmanların geliştirdiği genetik sendromları tanıyabilen yeni program bu alandaki uygulamaları daha da kolaylaştırmıştır. 
Uzmanlara göre bilgisayar, hastanın yüz çizgilerini inceleyerek, deneyimsiz doktorlara teşhis yapmada yardımcı olabiliyor.
-Örnek verebilir misiniz?
Memnuniyetle. Bu yöntemle, hastanın resmini kullanarak bilgisayar aracılığıyla Cornelia de Lange, Fragile X ve Williams-Beuren sendromu gibi nadir görülen hastalıklar belirlenebilmektedir.
-Bir yüze bakınca neler görebiliyorsunuz?
Yaşadığınız her şey yüzünüzde bir iz bırakır. Bir insanın yüzüne bakarak nasıl yaşamış olduğunu ve nasıl yaşayacağını anlayabilirsiniz. Şu anda nelerden geçmekte olduğunu görebilirsiniz. Mesela çenesi doğrudan boyna birleşen insanlar vardır; onlar hep ‘evet’ demeye, boyun eğmeye alışıktırlar. Çünkü yetiştirilme tarzı zamanla insanın fizik yapısına da yansır.
Yine örneklemek gerekirse, çenesi çıkık insanlar daha güçlüdür, onlara “şunu yap” dediğinizde, sorgulamadan yapmazlar. Sürekli baş eğen insanlarda zamanla bu çene çıkıntısı yok olur. Çene insanın istekliliğini, arzularını gösterir. Çenesi belirgin insanlar inatçıdır. Böyle davranışları sürekli yaparsanız, yüzünüzün fizyonomisini, aynı zamanda kaderinizi de değiştirebilirsiniz. Bir insanın yüzüne bakarak sünepe mi, ezik mi, dik duran biri mi derhal söyleyebilirsiniz.
– Başka neler okunabiliyor bir yüzden?
Bu konuda onlarca örnek verebilirim. Örneğin çalışma yaşamında yalnız çalışmaya ya da grup çalışmasına yatkın insanları ayırabilirsiniz. Birini işe alırken onun o işe uygun olup olmadığını bilmek lazım. Kaşları ayrık olan insanlar daha yumuşak, kaş bitimi yakın olanlar daha sorgulayıcılardır, talimatla çalışmaları zordur. Ayrık olanlar daha az soru sorar, yapılması gerekeni yapar. Kaş şeklinden de o insan hızlı mı çalışacak yavaş mı çalışacak anlayabilirsiniz. Örneğin  kulak memeleri aileye bağlılığı simgeler. Eğer kulak memeleri yanaklara yapışıksa kişi ailesine çok bağlı olur, ayrı kulak memesi aileyle ilişkilerin ayrışmasını temsil eder. Verici mi, cimri mi, verici olup da pişmanlık mı çekiyor bunları görebilirsiniz.
-Diyelim ki bir kişinin ikili ilişkilerinde sorunlar var; o sorunu da düzeltebiliyor musunuz yüz analizi yaparak?
Bu sorunun sadece yüz okuyarak ortadan kaldırılması mümkün değildir. Çünkü bir insanın beden yapısına, mimik ve jestlerine, mikro ifadelerine sonra da yüzüne baktığınızda genel olarak karakterinin zayıf ve güçlü yanlarını görebilirsiniz. Ona sorun yaratan duygu nedir, keşfedebilirsiniz. 
Bu sorunların üzerinde çalışabilirsiniz. 
Şunu söylemek yanlış olmasa gerekir. 
İnsan yüzü gerçekten kalbin aynasıdır. 
Temel duyu organlarının bu bölgede toplanmış olması, yüze bakarak vücuttaki tüm gelişmelere ilişkin fikir söylememize olanak sağlar.
-Olumsuzluğa işaret olabilecek yüz uzuvları o kişiye karşı olumsuz davranış gösterilmesine neden olmaz mı?
Çok haklısınız. 
Daha önce de dile getirmiştim. 
Tek bir yüz uzvuna bakarak analiz yapmaya çalışırsak ön yargılı hareket etmiş oluruz. Oysa fizyognomi bir ön yargı aracı değildir. 
Ancak ele alınan kişinin yaşadığı, büyüdüğü sosyal ve kültürel çevre, aldığı eğitim, sahip olduğu kültür ve inançlarından dolayı edindiği olumsuz yönlerinin farkına varması ve bu yönlerini törpüleyerek değiştirme yoluna gitmesi söz konusu olabilir.
-İnsan yüzünün hangi uzvu neyi yansıtır?
Fizyognomiye göre özellikle alın, burun, çene, kaş, göz ve dudaklar esas alınarak kişilik özellikleri hakkında tahminler yapılıyor. Örneğin;
ALIN: Kişilerin düşünme şekillerini ve düşüncelerini geliştirme yöntemlerini,
KAŞLAR: Düşünme ve karar verme ile ilgili süreçlerin nasıl çalıştığını,
GÖZLER: Hayata bakış açılarını, yeni fikir ve kişilere açık olup olmamayı ve stres düzeyini,
GÖZ KAPAKLARI: Samimiyet isteği veya isteksizliğini,
BURUN: İş hayatındaki tercihlerini, finansal konulara duyarlılığını, iş tatmini ve güven konularına bakış açısını,
KULAKLAR: Karşısındakini etkileme ve etkilenme düzeyini, bağımsız hareket etme isteğini, gerçekçilik dengesini, verileri algılama ve kabul etme seçimlerini,
AĞIZ: İletişim kurma ve kendini ifade etme isteğini, kötümserlik/iyimserlik dengesini,
DUDAKLAR: Düşüncelerini ortaya koyma biçimini, cinselliğe bakış açısını, duygularını gizleme duyarlılığını,
DİŞLER: İnatçılık ve utangaçlık yönlerini,
YANAKLAR: Kişisel kudreti, enerji kullanımı ve insanlara yardım edebilme becerisini,
ÇENE: Gerektiğinde ağırlığını koyabilme yeteneğini, saldırganlık içgüdüsünü, eleştiriye açıklık isteğini,
GAMZELER: Eğlenme isteğini, mizah yaklaşımını ve yardımseverlik isteğini,
ÇİZGİLER: Doğuştan sahip olunan kabiliyetleri, hayatları boyunca karşılaştıkları zorlukları,
YÜZ ŞEKLİ: Kendine güveni, sabırsızlığı, arabuluculuk isteğini, liderliği,
KAFA ŞEKİLLERİ: İhtiyatlı ya da baskıcı olup olmadıklarını ortaya koymaktadır.
-Fizyognomi güvenlik alanında örneğin suç analizinde de kullanılmış mıdır?
Mutlaka. Fizyonomi, 18. ve 19. yüzyıllarda Avrupa’da potansiyel suçluları bulabilmek için krimolojiye ait bir çalışma alanı olarak kullanılmıştır.
  1. yüzyılın başlarında Alman beyin uzmanı Franz Josef Gall’in çalışmaları kayda değer. Gall, beynin farklı bölgelerinin, kişinin kabiliyet ve davranışlarına tesir ettiğini ifade etmiştir. 
  2. Gall, idam edilen suçluların kafataslarını inceleyerek, kriminal bir yatkınlığın göstergesi olabilecek işaret ve özellik aramıştır.
1876 yılında İtalyan askeri hekim Cesare Lombroso “Kriminal İnsan” başlıklı kitabıyla dünyaya kuruntunun  nasıl bilim biçimine bürünebileceğini gösteriyordu. Lombroso’a göre şüpheli kişiler, belirgin büyüklükte veya küçüklükte kafatasına, kepçe kulağa, kaşların üzerinde şişkinliğe sahip olup çılgın veya bulanık bakışlıdır. Lombroso’ya  göre, fizik anomalleri  çeşitli  suçlu kategorilerinde   başka başkadır.  Örneğin,  adam öldürenler ve hırsızlar, bakışlarının ve fizyonomilerinin belirtileriyle birbirinden ayrılırlar. Adam öldürenlerin bakışları soğuk, donuk, sabittir,  gözleri kanlıdır. Hırsızlarda ise bakışlar hileli, hareketli ve gözler eğridir.
Bu konuda  ABD’de kişilerin sosyal çevresi ile kriminallik arasındaki münasebetler araştırılırken, Avrupa’da ise, kişinin doğuştan vücudunda kriminal bir mizaç veya yapının olup olmadığı tespite çalışılmıştır. Bugün dahi çirkin görünümlü insanların kötü olduğu düşüncesi bu dönemin kalıntılarıdır.
-Tepe Güvenlik’te görevli özel güvenlik görevlilerine eğitimler özellikle de yüz okuma ile karakter analizi eğitimleri verdiğinizi biliyorum. Peki o görevliler bu eğitimlerden neler öğrendiler ve çalışmalarında bunu nasıl uygulamaktadırlar?
Çok teşekkür ederim. Bu soruyu sormayacağınızı düşünerek üzülüyordum. 
Şunu açıklıkla söyleyebilirim ki özel güvenlik sektöründe, görevlilerine yüz okuma ile karakter analizi yapma, suçlu ve şüphelileri teşhis etme, suç failleriyle görüşmede amaca ulaşma gibi eğitimleri ilk kez veren TEPE güvenlik’tir. 
Bu konuda yapılan yoğun çalışmalar ve eğitimlerle özel güvenlik görevlileri görevlerinin gerektirdiği tüm koşulları eksiksiz yerine getirmeye çalışmış ve çalışmaktadırlar.
Bu konulardaki hareket tarzımız ve amacımız suçun meydana gelmeden önlenmesi ilkesine dayanmış ve bu konuda özellikle mala karşı suç işlemeye yatkın kişilerle acil durum yaratacak konulardaki şüphelilerin teşhisine yönelik yüz analizleri uygulamalı olarak yaptırılmış ve çeşitli testler uygulanmıştır. 
Örneğin bir AVM ana girişindeki görevli karşıdan gelen kişinin yüzüne ve beden diline bakarak hangi karakter özelliklerini taşıdığını anlar duruma gelmiştir. 
Ancak bu tür eğitimlerin süreli şekilde yapılması büyük önem arz etmektedir.
-Pekala, söz konusu eğitimler sırasında özel güvenlik görevlilerinin işine yarayacak örnek yüz karakterleri belirlediniz mi? Varsa örnek verir misiniz?
Bu konuda çok sayıda farklı karakterlerin yüz işaretlerini belirledik. 
Örnek vermek gerekirse; güvenilir bir kişinin üçgen yüzü, kalın kaşları, aşağı eğimli kaşları, küçük gözü, düşük yerleşimli kulakları, kavisli burnu, İnce dudakları ve geniş çenesi vardır.
Üçgen yüz, kare yüz, kalın saç teli, kare alın, kavisli burun, ince sıkı dudaklar, geniş yanak ve geniş çene ile altı düz çene işaretleri kararlı bir kişiliğin göstergesidir.
Yönetici – lider kişinin yüz işaretleri arasında, uzun yüz, kare yüz, yüksek alın, çıkık alın, keskin köşeli kaşlar, aşağı eğimli kaşlar, büyük kulaklar, gaga burun, kavisli burun, çıkık yanaklar ve güçlü çıkıntılı çene yer almaktadır.
Üçgen yüz, kısık gözler, derine yerleşimli gözler, göz kapağı irisin bir kısmını örtecek şekilde düşük, kısa kaşlar, ağız kenarında küçük çizgiler ve eğik gülüş ise ketum, sır tutan ve gizemli bir kişilik göstergesidir.
Öfkeli kişinin yüz işaretleri arasında, düz alın, uzun kaşlar, birleşik kaşlar, yukarı kalkık kaşlar, koyu renkli belce, iki dikey çizgili belce, kavisli burun ve büyük çene bulunmaktadır.
-Yoğun programınızda bize ve okuyucularımıza zaman ayırdığınız için teşekkür ederiz. 
Son olarak fizyognomi konusundaki mesajınız nedir?
Davetiniz ve okuyucularınızla beni bir araya getirdiğiniz için ben de teşekkürlerimi sunar derginizin başarılı bir şekilde hedefine ulaşmasını dilerim.
Son olarak, şu konunun özellikle unutulmaması gerektiğini düşünüyorum. Fizyonomi, çevrenizdeki insanların sizin gerçek karakterinizi belirleyebilecekleri ve davranışlarınızı kestirebilecekleri anlamına gelmiyor. Bu alan diğerlerinin sizi nasıl gördüğünü, yani dış dünyada nasıl algılandığınızı anlamanıza imkan vermektedir.
Şu hususu özellikle vurgulamak isterim. Yüz okuma falcılık ve geleceği – beyni okuma değildir.

Silinmesin *T6952550267*DOSYA GÖNDERME FORMU(HUKUK)YARGITAY 20. HUKUK DAİRESİ BAŞKANLIĞINA ANKARADOSYAYA İLİŞKİN BİLGİLERMAHKEMESİKARAR TAR...