22 Haziran 2012

ÖLÜMSÜZ KIRMIZI GÜLLER....


ÖLÜMSÜZ KIRMIZI GÜLLER

Kan rengi, kıpkırmızı güllere bayılırdı. Zaten onlarla adaştı da. Rose... Gül... Kocasının sevgili Rose'u... Her yıl Sevgililer Günü'nü kapının önünde bulduğu enfes fiyonklarla süslü kucak dolusu kırmızı güllerle kutlardı. Hiç aksamadan. Hatta, eşini kaybettiği yıl dahi kapısı çalınmış, gülleri kucağına bırakılmıştı..Tıpkı geçmişte olduğu gibi, küçük bir kartla birlikte..

Her yıl güllere iliştirdiği karta aynı cümleleri yazardı: "Seni, geçen sene bugünkünden, daha çok seviyorum..." Birden, bunların son gülleri olduğunu düşündü.. Önceden ısmarlanmış olmalıydı.. Öleceğini nasıl bilebilirdi?.. Zaten her seyi önceden planlamayı ve yapmayı severdi, yumurta kapıya gelmeden...

Gülleri özenle içeri taşıdı..saplarını kesti, vazoya yerleştirdi.. Vazoyu da konsolun üzerine, eşinin kendisine gülümseyen fotoğrafının yanına koydu. Orada kocasının koltuğunda oturup saatlerce güller ve fotoğrafı seyretti sessizce.. Bitmek bilmeyen bir yıl geçti.. Yapayalnız ve hüzün dolu bir yıl.. Sonra bir sabah kapı çalındı.. Tıpkı eski günlerde olduğu gibi.. Kırmızı gülleri, üzerinde küçük kartıyla birlikte eşikteydi.. Sevgililer Günü'nü kutluyordu. Gülleri içeri aldı. Şaşkınlık içinde doğru telefona gitti. Çiçekçi dükkanını aradı... Onu bu kadar üzmeye kimin hakkı vardı ?

"Biliyorum" dedi, çiçekçi.. " Eşinizi geçen yıl kaybettiniz.. Telefon edeceğinizi de biliyordum.. Bugün size yolladığım gülleri çok önceden ısmarlamış, parasını da ödemisti.. Hep öyle yapardı zaten, hiç şansa bırakmazdı. Dosyamda talimat var. Bu çiçekleri size her yıl yollayacağım. Bir de özel kart vardı, kendi el yazısıyla. Bilmeniz gerek diye düşünüyorum.. Ölümünden sonra çiçeklere iliştirmemi istediği kart..." Rose hıçkırıklar arasında teşekkür ederek telefonu kapattı. Parmakları titreyerek zarfı açtı..

" Merhaba gülüm" diye başlıyordu, kart.. " Bir yıldır ayrıyız. Umarım senin için çok zor olmamıştır. Yalnızlığını ve acılarını hissedebiliyorum. Giden sen, kalan ben olsaydım neler çekerdim kimbilir? Sevgi paylaşıldığında yaşamın tadına doyum olmuyor. Seni kelimelerle anlatılmayacak kadar çok sevdim. Harika bir eştin dostum, sevgilim benim... Sadece bir yıldır ayrıyız. Kendini bırakma. Ağlarken bile mutlu olmanı istiyorum. Onun için bundan sonraki yıllarda güller hep kapımızda olacak. Onları kucağına aldığında paylaştığımız mutluluğu ve kutsandığımızı düşün. Seni hep sevdim.. Her zaman da seveceğim. Ama yaşamalısın. Devam etmelisin... Lütfen.. Mutluluğu yeniden yakalamaya çalış. Kolay değil, biliyorum ama bir yolunu bulacağına eminim....

Güller, senin kapıyı açmadığın güne dek gelmeye devam edecek. O gün çiçekçi beş ayrı zamanda gelip kapıyı çalacak, eve dönüp dönmediğini kontrol edecek. Beşinciden sonra emin olarak gülleri ona verdiğim yeni adrese getirip seninle yeniden ve ebediyyen kavuştuğumuz yere bırakacak..

"SENİ SEVİYORUM GÜLÜM..."

AYRILIK NİKAHI

AYRILIK NİKAHI

Seni bilmem ama ben kararlıyım 
Şu garip sevdadan cayalım gitsin 
Bu aşkta senden çok ben zararlıyım 
Bir kumar oynadık diyelim gitsin 

İçimde bir his var benden pes diyor 
Olmayan duadan ümit kes diyor 
Madem ki bahtımız böyle istiyor 
Kaderin emrine uyalım gitsin 

Seninle burcumuz tutsaydı keşke 
Aslanlar bir başka yengeç bir başka 
Yarını olmayan hayırsız aşka 
Ayrılık nikahı kıyalım gitsin 

Farzet ki bir rüya gördük ikimiz 
Gerçekte bu hissi tanımadık biz 
Böyle bir masalı yaşamadık biz 
Bir varmış bir yokmuş sayalım gitsin 

Marifet feleğin elinden çıkmış 
Dünyada başka bir terzisi yokmuş 
Keremi Aslıyı narına yakmış 
Ateşten gömleği giyelim gitsin 

Tiryaki gönlümde olmasın kuşkun 
Tek sana müptela tek sana düşkün 
Ardından bir ağıt yakalım aşkın 
Adını ELVEDA koyalım gitsin
Cemal SAFİ

09 Haziran 2012

KİM NE YAPAR YİNE KENDİNE YAPAR

Yapan Kendine Yapar (Kıssadan hisse)

Bir eskiTürk kasabasında, bir yaşlı derviş varmış. Bu yaşlı derviş, kasaba sokaklarında durmadan dolaşır, sürekli de;
“Yapan, kendine yapar”! Der dururmuş.
Bu sözü dilinden hiç eksik etmezmiş. “Yapan, kendine yapar”.
O kasabadaki kötü yürekli bir kadın, sık sık evinin önünden, “yapan, kendine yapar”, diye bağırarak geçen bu dervişten tedirgin olmuş, bıkmış.
- “Neden yapan, kendine yapsın? Hele şu aptal dervişin aklını başına getireyim de görsün”.
Diyerek bir düzen kurmuş. Ev fırınında pişirdiği taze ekmeğin arasına, ağulu peynir doldurmuş. Derviş, her günkü gibi o gün de;
- “Yapan, kendine yapar”!
Diye söylenerek kasaba sokaklarında dolaşırken, o kadının evinin önüne gelince kadın, dervişi çevirip;
- “Derviş baba, senin için taze yufka ekmeği yaptım. İçine yağlı peynir dürdüm. Al da, bir güzel ye, karnını doyur”! demiş.
Derviş:
- “Sağolasın bacım, acıkınca yerim”!
Diyerek dürümü almış, torbasına koymuş. Yine “yapan, kendine yapar”, diye söylene söylene yoluna gitmiş. Bir zaman yürüyüp yorulunca, öğle sıcağında bir çay kıyısına çöküp, söğüt gölgesinin serinliğine uzanmış. O sırada tozlu yoldan yorgun argın gelen bir delikanlı yanına sokulup:
- “Merhaba! Derviş Baba”, demiş.
- “Merhaba oğul! Nerden gelip nereye gidersin?” diye sormuş.
Dinlenmek için dervişin yanına, gölgeye oturan delikanlı:
- “Askerdim. Terhis oldum, evime dönüyorum. Kasabaya daha epey var. Karnımda öyle acıktı ki”! demiş.
İyi yürekli derviş, torbasındaki peynir dürülü yufkayı ansıyarak, hemen dürümü çıkartıp delikanlıya uzatmış.
-“Kime niyet, kime kısmet. Al ye oğul”! Demiş.
Dürümü yiyen delikanlı, karnı doyup dinlendikten sonra, yola düzülmüş. Kasabanın yolunu tutmuş. Gel gelelim, ağulu dürümü yediğinden, yolda karnı ağrımaya başlamış. Çok kötü sancılanmış. Gittikçe sancısı, ağrısı artmış. Kasabaya dek zor gelebilmiş. Kasabaya girip de, sürünerek evinin kapısına gelince, kapı eşiğine düşüp can vermiş. Evden çıkan kadın, bir de ne görsün; askerden dönen oğlu ölmüş, kapı önüne yığılmamış mı? Zehirlenip ölen delikanlının annesi, ağulu peyniri yufkaya dürüp veren kadınmış.
Bu olaylardan bilgisiz derviş, akşama doğru kasabaya dönmüş. Yine
- “Yapan, kendine yapar”!
Diye söylenerek kasabanın sokaklarından, kendisine ağulu dürümü veren kadının evi önünden geçmiş, gitmiş.

TAKİYYELER AZİMETİ KARARTAN MASLAHATTIR

Takiyyeler Azimeti Karartan Maslahattır!

TAKİYYELER AZİMETİ KARARTAN MASLAHATTIR

Şimdi nerden başlamalıyım sana anlatmaya,
Halimin bedbinliğinde baş gösteren yozluğa,

Nefsimin nizam edilmeyen hoyratlığı olsa da,
Ruhum bizarlığın hengâmesinde hicran solusa.

Yıllar sonra öğrendim şefkat eşiğinde ferdim,
Hilkatimin seyrinde mükellefiyeti bilemezdim,
Yıllarca sabi kimliğinde ürkekliğe sürüklendim,
Tahkik için solgun kimliğimle sürekli oyalandım.

Ne anadan ne babadan idraki hiç kuşanmadım,
Hakikatin nedenlerinde yol almadan saklandım,
Maslahat tüccarlığında yozluğa doğru uzandım,
Ne derlerse inandım hiç anlamadan bağırandım.

Şimdi ön yargıların prangasında boğulan candım,
Tahkikten azade marazdım, gülden ne anlardım,
Öteler hikâyesinde matraklık arayan bühtandım,
Ben hamiyetten neyi anlardım sühuneti dışlardım.

Okunan tilavetin makamında kalan anlamayandım,
Çöl ikliminde bedeviliğin serencamını yaşayandım,
Muhabbetin hikmetinde tebaalaşmayı soluyandım,
Mürebbinin ülfetinden feyzi alamayan zavallıydım.

Âdem, adamsa makbuldür yoksa beşerin hükmüdür,
Adamlıkta takiyyeler azimeti karartan maslahattır,
Eren kimliğinde dirayet sabrın kuşatıcılığına adımdır,
Vuslat için şart olan aşk adımlarıyla rıza solumaktır.

İptidai bir kamıştan husule gelen ney’in haz nağmesi,
Renklerin zenginliğinde heveslerin derlenerek silinmesi,
Saadet için hedefsiz kefalete zevk için meyil edilmesi,
Aşkın hakikatinden azade kimlikle ruhi açılım dilenmesi.

Ölümde dirilmenin adresi nefsi köleliğe son adımlardır,
Ömrün sayfalarında hasiyetle yaşamak vefa iştiyakıdır,
Mekânlar, sadece anlık hazların yaşanacağı yargılardır,
Mezar nihayetin bestesini anlamlaştıran hazin hicrandır.


Mustafa CİLASUN

08 Haziran 2012

ALLAH'IM BENİ UNUTMA


ALLAH’ım;

Güçlülerin yüzüne gerçeği söylemek,
Zayıfların alkışını ve sevgisini kazanmak,
Yalan söylememek için bana yardım et….
Zenginlik verirsen mutluluğumu alma,
Güç verirsen muhakeme yeteneğimi zayıflatma,
Başarı verirsen alçak gönüllüğümü,
Alçak gönüllülük verirsen saygınlığımı kaybettirme,
Görünenin diğer yüzünü tanımama yardım et,
Bana kendimi sever gibi diğerlerini sevmeyi,
Diğerlerini yargılıyormuş gibi kendimi yargılamayı nasip eyle,
Kazandığım zaman zafer sarhoşluğuma izin verme,
Başarısız olduğum zaman umutsuzluğa düşürme beni,
Hoşgörü güçlerin en büyüğüdür,
İntikam arzusu zayıflığın görünümüdür,
Başarıdan yoksun bırakırsan irade gücü ver,
Sağlık bağışından yoksun bırakırsan,
İnanç lütfunu esirgeme üzerimden,
İnsanlara zarar verirsem özür dileme gücü,
İnsanlar bana zarar verirse,
Affetme ve merhamet gücü ver,
Allah’ım eğer ben seni unutursam
Sen beni unutma………..
AMİN

06 Haziran 2012

KUŞLAR



KUŞLAR

Gittiğiniz yerde sıcak kalplere
Anlatın sevdamı ziyan olmasın
Yorulmayın yavaş uçun ey kuşlar

Şu hevesim kursağımda  kalmasın.
--------------------------------
Kuşlar muradımı siz anlarsınız
Benim sığınacak yerim kalmadı
Dert ortağım bir tek sizler varsınız
Halime yanacak dostum olmadı.
----------------------------------
Fazla bekletmeyin dönün bahara
Anlatın aşkımı kahrolanlara
Benide götürün uzak diyara
Yüreğim kafeste boşa yanmasın.
-----------------------------------
"V" yapın yorulan geçsin sıraya
Sığmaz artık gönlüm köşke, saraya
Korkunç yıllar maya çaldı karaya
Karalar bağlamak kader olmasın.
-----------------------------------
Kuşlar muradımı siz anlarsınız
Benim sığınacak yerim kalmadı
Dert ortağım bir tek sizler varsınız
Halime yanacak dostum olmadı.

Silinmesin *T6952550267*DOSYA GÖNDERME FORMU(HUKUK)YARGITAY 20. HUKUK DAİRESİ BAŞKANLIĞINA ANKARADOSYAYA İLİŞKİN BİLGİLERMAHKEMESİKARAR TAR...