21 Mart 2012

DİLİMİZE SAHİP OLMALIIZ


 

Dilimize sahip olmalıyız!..
Yazdır e-Posta
Konuşabilme kabiliyeti, insanlara verilen en büyük nimetlerden bir tanesidir. Hayvanların dili, bizim dilimizden çok daha büyük olmasına rağmen onlar konuşamıyorlar...
Konuşmakla derdimizi daha rahat anlatabiliyoruz, ilim öğreniyor ve öğretiyoruz. Daha sayılamayacak kadar çok faydaları var. Bunun yanında, dilimizden dolayı büyük sıkıntılar da başımıza gelmiyor değil...
Dilin cirmi (kendisi) küçük ama yaptığı şeyler büyüktür. İnsanı cennete de götürür, cehenneme de. Nice insanlar yaptıkları konuşmalarla öldürülmüş veya yıllarca hapis yatmıştır. Niceleri de, yaptıkları güzel konuşmalarla takdir toplamış, yüksek makamlara çıkmış, büyük nimetlere kavuşmuştur.
İmanlı olabilmek için dahi -kalb ile tasdik ettikten sonra- dil ile de ikrâr etmeden olmaz. Nazarı bile bize haram olan bir hanım, bir sözle (nikâh akdi) helâlimiz oluyor, eşimiz oluyor, beraber yaşıyoruz. Ağzımızdan çıkan ve küfre sebep olan bir sözden dolayı hem imanımızı, hem de nikâhımızı tazelememiz lâzımdır.

PİŞMANLIK FAYDA ETMEZ!..
Bunun için dilimize sahip olmalıyız. Konuşmaya başlamadan, konuşacaklarımızı kontrol etmeliyiz. Söyleyeceğimiz söz, kendimize veya başkasına bir fayda sağlayacaksa konuşmalıyız. Konuştuklarımız bir işe yaramayacaksa boşu boşuna konuşmuş oluruz.
Akıllı adam, düşünür sonra konuşur. Ahmak ise, konuşur sonra düşünür. Konuştuktan sonra iş işten geçmiştir, ok yaydan çıkmıştır. Pişmanlık fayda vermez artık.
Mümkün olduğu kadar az konuşmalıyız. Çok konuşmak ahmakların alâmetidir. Ahmakların birçok alâmeti vardır: Bir, çok konuşur, iki, sür’atle cevap verir, daha karşıdaki sorusunu bitirmeden o cevaplandırmaya başlar. Üç, çabuk güvenir karşısındakine. Sormadan soruşturmadan bir iki güzel sözüne aldanır ve ona güvenir.
Rabbimiz bize bir dil vermiş, iki de kulak, üstelik dilimizi de iki kilitle kilitlemiş. Dişlerimizle dudaklarımız. Bu, şu demektir; konuştuklarımızdan daha çok dinlemeliyiz...
Âlimin yanında susarsak, ilmimiz artar. Cahilin yanında susarsak sabrımız artar. Çünkü cahil saçma sapan konuşur, onu dinlerken sabretmek zorunda kalırız, bu da bizim olgunlaşmamıza sebep olur.
Çok konuşanı pek sevmezler. İmam Malik hazretlerine birinden bahsederler ve onu överler. İmam da, şöyle cevap verir:
-Doğrudur, değerli bir insandır. Ama bir aylık konuşmayı bir günde yapıyor!..
Lokman Hakîm, bir gün oğluna şöyle nasihatte bulunur:
-Yavrum! İnsanlar, güzel konuşmaları ile iftihar ederken sen de, güzel sükûtunla iftihar et!
Hadis-i şerifte buyuruluyor ki: (Allah’a ve ahiret gününe iman eden kimse, konuşmalarına dikkat etsin. Ya doğru konuşsun veya sussun. Çünkü ağızdan çıkan bütün sözler melekler tarafından kaydedilir ve hesabı da görülür.)
Gereksiz yere konuşmamalı ve bizi ilgilendirmeyen soruları sormamalıyız. Meselâ; kandil günlerinde kimseye “oruç musun?” diye sormamalıyız. Orucum dese, kibirlenecek, günâha girecek. Değilim dese mahcup olacak.
Buna benzer, yolda karşılaştığımız kişiye nereden geldiğini veya nereye gittiğini de sormamalıyız. “Falanca adam bizi davet etti” veya “falancaya gidiyoruz” dese, bizim de tanıdığımız ise “bizi niçin davet etmedi” diye ona güceniriz...

“NE AMEL İŞLEDİN?..”
Dünyada iken birbirimize çok soru soruyoruz. Mesela; “adın nedir, kaç yaşındasın, ne iş yapıyorsun, tahsilin nedir, yabancı dilin var mı, evli misin, kaç çocuğun var?” gibi birçok soru... Kabre girdikten sonra sorular teke iner: “Amelin nedir?”
Cehenneme girenlerin çoğu dillerinden dolayı girerler. İnsanoğlunun hiçbir organı dili kadar iyi ve dili kadar kötü ve tehlikeli olamaz.
Nasıl ki dünya hırsı ile dolu olan bir kimse, helâl, haram ayırt etmeden ne bulduysa cebine ve midesine indirirse; aynen bunun gibi çok konuşmayı seven kimse de doğru-yanlış demeden aklına gelen her şeyi yerli, yersiz konuşur. Bundan çok pişmanlık ve sıkıntı görür, ama nafile!.. 

TÖVBE OLSUN DAHA ARAMAM SENİ

TÖVBE OLSUN DAHA ARAMAM SENİ

Kırdın hatırımı yedin ömrümü
Tövbe olsun daha aramam senin
Boşuna vermişim sana gönlümü
Tövbe olsun daha aramam seni

Seherde ağlayan bülbüle döndüm
Hasretinle böyle yandım ha yandım
Seni hakikatli birisi sandım
Tövbe olsun daha aramam seni

Bir zamam hayalin bana yeterdi
Görünce gönlümde güller biterdi
Her dediğin birbirini tutardı
Tövbe olsun daha aramam seni

Akarsuyum sensiz duramaz imiş
Bu yarayi kimse saramaz imiş
Sana kurban olan yaramaz imiş
Tövbe olsun daha aramam seni




GERİ DÖNMEK İSTEYENİN
GEÇMEMESİ GEREKEN BÖLGESİNE
AYAK BASTIM HAYATIN..
dante(ilahi komedya)

20 Mart 2012

BEYTULLAH'TA BEN (ŞİİRİ)-CENGİZ NUMANOĞLU


 -

-----------

 -

----------- 

 -

------------

   

---------------- 

 -

-------------

 -

----------------

 -

------------ 

 -

-----------------

    

----------------

   -------------- -

------------------

   

------------

   

-------------

   

----------------

   

--------------------

   

-----------------------

    

------------------- 

 -

---------------------

   

---------------------

  

AĞLAYAN ANADOLU DESTANI


 
Ağlayan Anadolu Destanı
 *
Devir aldık sözü – çarkı
Döndürerek gidiyoruz
Dillere ölümsüz türkü
Kondurarak  gidiyoruz
*
Dert yükselmiş dağlar gibi
Dere , ova ağlar gibi
Kollarımı  bağlar  gibi
İndirerek gidiyoruz
*
Taşa çaldık  andımızı
Seller aştı bendimizi
Gülmesek de kendimizi
Kandırarak gidiyoruz
*
Sağ el kavgalı sol ile
Göçtü kervan bu hal ile
Sevinç, rakibe gol ile (!)
Sindirerek gidiyoruz
*
Bu toprak bu Güneş şahit
Tarihe gömüldü ahit
Hak helal eder mi şehit?
Yandırarak gidiyoruz
*
Leyla üzgün, Mecnun Kayıp
Ferhat, Şirin Şirin  sayıp
Hicran içimizde deyip
Dondurarak gidiyoruz
*
Bağrında canlar yetişmiş
Her cana onlar yetişmiş
Aşkın aleviyle pişmiş
Söndürerek gidiyoruz
*
Sitemle sevgi karışık
Bazen küs, bazen barışık
Ferman elimde kırışık
Sündürerek gidiyoruz
*
Yapışmazdı bize leke
Azığı  düşürdük teke
Kan gözyaşı döke döke
Bandırarak gidiyoruz
*
Bu destan uzayıp gider
Keder bizi öksüz eder
Çıramız yeniden tüter
Dindirerek gidiyoruz;
*
Ali Rıza MALKOÇ 

HERŞEY BİRDENBİRE OLDU



SANA SİTEM EDEMEM ÇÜNKÜ SENİ ÇOK SEVİYORUM



Seni ne çok sevdim ben. Ne çok gözyaşı döktüm senin için. Geceleri sen yatağında meleklerin kanatlarıyla uçarken ben penceremin önünde senin rüyana girmek için dua ederdim. Bir bakışına, bir dudak kıvrımında titreşen üşüne ulaşmak için dünyanın bütün çiçeklerini önüne sererdimŞiirler, şarkılar, sevgiler içimde tutuşan bir ateş, onun yangınında senin için kül kesildim. Ağır hastalar geceyi zor geçirir. Sabahı bekler kırgın yürekler, hasta umutlar, yalnız ruhlar. Yalnızdı gecelerim. Hastaydı gecelerim. Kan kaybından giden bir yaralı gibi umarsızdı gecelerim. Bir uçurumun kenarına beni taşıyan karabasandı gecelerim. Adına yalnızlık dedim. Sensizlik dedim.. Sen beni bilmedin, beni tanımadın, beni sevmedin.. Bu bir ölümdü, bu bir fermandı .. Bıçak kesmez artık beni, ip asmaz, çeküller yüreğimi taşımaz. Yaşamak mümkün değil, yalnızlık karanlık kapılarıyla üstüme kapandı. Amansız acılar içindeyim Ey Sevdiğim.. Ben seni ne çok sevdim. Dünya bildi, bir sen bilmedin. Yalnızlığın diğer adı aşka karşılık almamaktır. Kaçılamayacak kadar yakın, tutulamayacak kadar uzak bir yerdesin..

Benim aşkıma yalnızlık kucak açtı. Senin yokluğuna dokundum, içim yandı. Odamın çıldırtan sessizliğinde sana seslendim. Yankısı döndü dolaştı, senin kapıların bana kapalı. Kendi sesim yine bana ulaştı. Anladım ki beni hiç duymayacaksın.


Sana sitem edemem. Sana kırılamam. 
Bir tek dileğim var senden, son bir tek isteğim. O da MUTLU OLMAN.

MUTLU OL SEVDİĞİM.. BİRİCİĞİM.. 
AŞKIM. NEREYE, KİME GİDERSEN GİT YETER Kİ SEN MUTLU OL...

19 Mart 2012

SEVMEYE ENGEL TEL ÖRGÜLERLE KUŞATILMIŞ

Tel Örgüler

Gönlümdeki cennetime tel örgüler çektiler yüreğimde cehennem kurdular güllerimi yoldular dikenleri ektiler ağlıyacak bir damla yaş kalmadı. 
Bir ay kızı olsa alıp götürse beni uzaklara tertemiz kalmak istedim bu dünya'da başaramadım çok gördüm bu yaşamda. Bir gül gibi yeniden açsam ne istedim'ki başka bu hayatımda yanlız geziyorum her gün eski dolaştığımız yollarda sevgi'yi yinede bulmuş oluyorum biraz olsa. Kapkaranlık odamda verdiğin gül duruyor yaprakları yavaş yavaş soluyor bu gülün sensiz yaşaması inan cok zor. Meyhane yolu bilmezdim senden önce sevgi yüzü nedir görmedim senden sonra herkez yabancı gibi kaldı bana dünyanın sonu gecelerim artık bana.. 
en beni unut, sen beni unut benden sana yar olmaz sen beni unut.. 
Sen beni unut. sen beni unut benden sana yar olmaz sen beni unut.. 
Yardım eden yokki bana nedeyim ben bu zalim hayatta birini sevmiştim oda yok oldu sonunda neyim kaldı ki rap'ten başka ihanetin deprem gibi vurdu bana gözlerim hergün yaş'la yaşamakta kalbim atışları hergün yavaşlamakta. Senle ben hani sevecektik bir ömür boyu yeminimiz vardı yoksa bütün sevgi duyguların yalanmıydı? Kalbimin kilidi senin aşkındı anahtarı ise kalbimdi geri dönüp ellerimi tutsan son bir defa sana delicesine sarılsam sana haykırsam beni bırakma sevdim seni bunu anlasana tek sen vardın aşkımda... 
Kırıldım yeryüzüne bundan sonra severmi bu adam!! Senin'le olmak istedim bir ömür boyu cok uzak yapa yanlız sadece sen ve ben hayelerim vardı hepsı yandı mazide kaldı. Ay güneş doğsa ne yazar sen yoksun yanımda ne olursun sevgilim son bir haber yolla bana sensiz gözlerim her yerde dalıyor amansız düşünceler beni deli ediyor neden böyle büyük sevgiler ölüyor? Günlerim sensiz bana çok zor telefon başında bır haber için bekliyorum belki birgün arar seni seviyorum dermiş gibi düşünüyorum inan gülüm seni çok ama cok seviyorum

Benim ;
sevmeye engel tel örgülerle kuşatılmış,

Kanayan yaralarım var acıtan….

Umuda yürüdüğüm yolların,kaygan buzulunda,
adımlarımı tökezleten,tehlikeli şiirler var,direnişime
barikatlar kuran…Benim;
cehennem ateşlerine odun biriktiren,
günaha bulanmış
Kapkara gecelerim var,sol omzuma kazınmış…

Kimse bilmez;

Nedamet yağmurlarında,

hep başım eğik yürüdüm sırılsıklam kaldırımlarda…

Sonra ;

Onursuz işkencelerde bağlandı gözlerim..

Çapraz sorguların ortasında;
Filistin askısı,kızılcık şerbeti,
Ve soysuz küfürlerdi tenimde kalan,
Tutanaksız,gayrı-resmi gizli acılarım…

Yay gibi gerilip kaskatı kesildiğim askı odalarında
Savurdum suçlarımı yerden yere…
Yazgımda hep hazin hikayeler saklı…

Hep düştüm sevinçlerimden…

Aşk’a her ayaklanışımda bulduğum cesur şiirleri

Pusu kurup yaraladılar,üst üste nokta atışlarıyla…

Parantez içlerine sıkıştırdığım şizoid cümleleri,
anlam kargaşasında boğdular ,
alt noktası yüreğim olan soru işaretleriyle…

ve ne yazsam;

kendimi anlatamamış bir BEN kaldım,

satır aralarında…

Silinmesin *T6952550267*DOSYA GÖNDERME FORMU(HUKUK)YARGITAY 20. HUKUK DAİRESİ BAŞKANLIĞINA ANKARADOSYAYA İLİŞKİN BİLGİLERMAHKEMESİKARAR TAR...