Listede olmayan şiirlere "ŞUÛR" kitabından ulaşabilirsiniz:
ŞUÛR (Cengiz-Numanoğlu-Bütün Şiirleri) kitabını ÜCRETSİZ okumak için:
www.cengiz-numanoglu.com/SUUR-9.baski.pdf |
30 Nisan 2020
www.cengiz-numanoglu.com/SUUR-9.baski.pdf
29 Nisan 2020
NABİ
Nabi
1642 yılında, Şanlıurfa'da doğan Yusuf Nabi, iyi bir eğitim görerek büyümüş, 24 yaşındayken de İSTANBUL'a gitmiştir. Burada eğitimine devam eder, şiirleri ile tanınmaya başlar, Musahip Mustafa Paşa'nın dîvân kâtibi ve kethüdası olur.
Paşa vefat edince ise Halep'e gider. İstanbul'da geçirdiği dönemde bir çok önemli isimle arkadaşlıkları olmuş, sarayla da bazı ilişkiler kurmuştur. Bunun da etkisiyle, Halep'te geçirdiği yıllarda (yaklaşık 25 yıl) devletin sağladığı imkânlarla rahat bir hayat sürdürmüştür.
Eserlerinin çoğunu Halep'te geçirdiği bu yıllarda kaleme almıştır. Daha sonra arasının da iyi olduğu Halep Valisi Baltacı Mehmet Paşa sadrazam olunca NABİ'yi yanına aldı. Bu dönemlerde Nabi,Darphane Eminliği, Başmukabelecilik gibi görevlerde bulundu. Ayrıca, bazı kaynaklara göre Nabi,aynı zamanda çok güzel bir ses sahipti ve müzik konusunda da fazlasıyla başarılı idi. 'Seyid Nuh' ismiyle bazı besteleri olduğu bilinir. Nabi, İstanbul'da 1712 yılında vefat etti.
Nabi, Osmanlı'nın duraklama devrinde yaşamış bir Divan Şairiydi, yönetim ve toplumdaki dejenerasyona ve bozukluklara şahit oldu. Çevresindeki bu negatif olgular onu didaktik şiir yazmaya itmiş, eserlerinde devleti, toplumu ve sosyal hayatı eleştirmesine neden olmuştur. Ona göre şiir hayatın, karşılaşılan sorunların ve günlük yaşamın içinde olmalı, hayattan, insandan ve insanî konulardan izole edilmemelidir. Bu yüzden şiirleri hayat ile alâkalı, çözümler üretmeye çalışan, yer yer nasihatta bulunan bir yapıdadır. Eserlerinin herkes tarafından anlaşılması ve hayatla iç içe olmasını istemesindendir belki de, kullandığı dil yalın ve süssüzdür.
ŞİİRLERİNDEN ÖRNEKLER
Beni Şad Eylemedin Sen Dahi Naşad Olasın
Beni şad eylemedin sen dahi naşad olasın
Şu’le-i ah-i garihan gibi berbat olasın
Künç-i hicrane olup sen de benim gibi esir
Ruz ü şeb destzen-i damen-i feryad olasın
Vere nehl-i emelin meyve-i eşg-i hırman
Bir sitem kâre niyaz etmeğe mu’tad olasın
Ruzigâr eylesün eflâke gubarın peyvend
Göreyim pazede-i leşker-i bîdad olasın
Telhkâm-i sitemin gör ne çekermiş bilesin
Sen de zehrabe hor-i kâse-i hussad olasın
Eyledin Nabi-i biçareye çok cevr ü sitem
Yok ümidim ki mükâfatdan âzâd olasın
Bâğ-ı Dehrin Hem Hazânın Hem Bahârın Görmüşüz
Bâğ-ı dehrin hem hazânın hem bahârın görmüşüz
Biz neşâtın da gamın da rûzgârın görmüşüz
Çok ta mağrur olma kim meyhâne-i ikbalde
Biz hezâran mest-i mağrûrun humârın görmüşüz
Top-i âh-i inkisâra pâydâr olmaz yine
Kişver-i câhın nice sengin-hisârın görmüşüz
Bir hurûşiyle eder bin hâne-i ikbâli pest
Ehl-i derdin seyl-i eşk-i inkisârın görmüşüz
Biz hadeng-i can-güdâzı ahdır sermâyesi
Biz bu meydânın nice çâpük-süvârını görmüşüz
Bir gün eyler dest-beste pâygâhı cay-gâh
Bî-aded mağrûr-i sadr-i i'tibârın görmüşüz
Kâse-i deryûzeye tebdil olur câm-i murad
Biz bu bezmin Nâbîyâ çok bâde-hârın görmüşüz
Bir Devlet İçün Çarha Temennâdan Usandık
Bir devlet içün çarha temennâdan usandık
Bir vasl içün ağyâra müdârâdan usandık
Hicran çekerek zevk-ı mülâkatı unuttuk
Mahmur olarak lezzet-i sahbâdan usandık
Düştük katı çoktan heves-i devlete ammâ
Ol dâiye-i dağdağa-fermâdan usandık
Dil gamla dahi dest ü girîbandan usanmaz
Bir yer içün ağyâr ile gavgadan usandık
Nâbî ile ol âfetin ahvâlını nakl et
Efsâne-i Mecnûn ile Leylâ'dan usandık
Gülistan-i Dehre Geldik
Gülistan-i dehre geldik renk tok bü kalmamış
Sayeendaz-i kerem bir nahl-i dilcu kalmamş
Eylemiş derbeste dükkânın tabib-i rüzgâr
Hokka-i piruze-i gerdunda daru kalmamış
Teşnegânın çâk çâk olmuş leb-i hahişkeri
Çeşmesar-i merhametbe bir içim su kalmamış
Kadrin anlar yok bilür yok her dür-i sencidenin
Çarsu-yi kabiliyyetde terazu kalmamış
Ceyş-i gamden kande etsün iltica ehl-i niyaz
Kal’a-i hizmetde Nabî bürc ü baru kalmamış
N'oldu Sana
Nedir ey şuh bu bûhude gazeb n'oldu sana
Meşrebin düşman-i naz idi aceb n'oldu sana.
Vermemişsin tutalım ruhsat-i aguş-i visal
Varmağa meclis-i ağvare sebeb n'oldu sana
Camehab içre bıraktın beni ey mihr-i münir
Durmadın çök olıcak perde-i şeb n'oldu sana
N e girersin araya yare niyaz ettikçe
Kani ey girye müraat-i edeb n'oldu sana
Oldun ey hame-i Nabî kati çoktan hâmuş
Bilmem ey zemzemepira-yi tareb n'oldu sana
El Çektik
Sipihrin gerdişin yad eyleyüp ahterden el çektik
Yemin çin-i cebinin seyredip gevherden el çektik
Bu bezmin talib olduk biz dahi sahbasına amma
Görüp sakîde ruy-i imtinaa sagardan el çektik
Duyup meylin hazana şahid-i gülzarı terk ettik
Görüp destar-i ağyar üzre verd-i terden el çektik
Olup dil pute gibi tâb-i hicran ile germ ülfet
Temenna-yi visal-i yar-i simin berden el çektik
Saya-yi hatır üzre olmayan ihsanı neylerler
Görüp suz ü derunun micmerin anberden el çektik
Verüp serişte-i gavgaye feysal baht ü tali’e
Feragat eyledik şemşirden hançerden el çektik
Gele-yi şişe ile pay-i humle eğlenûp Nabî
Girban-i hevesten damen-i dilberden el çektik
Kûşe-i Meyhaneden Gelmez
Hayalinden gelir gam hatıra cananeden gelmez
Sitem hap âşinalardan gelür biğâneden gelmez
Haset avkatına ol ârif-i âlemi şinasin kim
Elinden cam düşmez kûşe-i meyhaneden gelmez
Umarsın bir nüvaziş açtığın bin zahm için amma
Bu insaniyet ey dil gamze-i cananeden gelmez
Misal-i halka tuttum gûşumu ebvab-i âfaka
Sade-yi nağme-i ayş ü tareb her haneden gelmez
N’ola küstah olursa pîş-i gülde bülbül ey Nabî
Müra’at-i edeb dest ü dil-i mestaneden gelmez
Rüşvet Olmasa
Vermezdi kimse kimseye nan minnet olmasa
Bir maslahat görülmez idi rüşvet olmasa
Halkın meyanesinde bulunmazdı ittihad
Meşreplerine vasıta-i hisset olmasa
Kendi vücuduna bile kıymazdı mali halk
Kasd-i nümayiş-i şeref ü şevket olmasa
Yok bîgarez muamele ehl-i zamanede
Kimse ibadet etmez idi cennet olmasa
Tahsil-i ilmin üstüne tercih eder mi nâs
Tahsil-i mâl vasıta-i rif’at olmasa
Gümyab idi miyan-ile imandan imtizaç
Mabeynde alâka-i cinsiyyet olmasa
Bad-i bürud ederdi füsürde bedenleri
Nar-i tama’ müeddi-i germiyyet olmasa
Etmez zuhur arş ede bir kimseden kerem
Zımnında kasd-i daiye-i şöhret olmasa
Bakmazdı kimse ayine-i safe Nabiya
Hodbinlik alâkasına âlet olmasa
28 Nisan 2020
Ey can! Yok olacak bu âleme ibretle bak.
http://www.mormonum.org/?gclid=EAIaIQobChMI8_qF8JiL6QIVgu5RCh09BAXFEAAYAiAAEgLOIPD_BwE#main-content

Kalp dünya sevgisinden sıyrıldığı ve Hakk’ın yakınlığına misafir olduğu zaman insanlara iltica etmekten, insanlara dayanıp güvenmekten ve kendini onlara masum göstermekten kaçınır.
Hem de ta Arş-ı A’lâ’dan yerin dibine kadar olan mahalde Allah’tan başka bir şeye dayanıp güvenilmesini asla hoş görmez.
Öyle ki, esasen onun nazarında sanki mahluklar yaratılmamıştır.
Sanki Allah hiç bir şeyi yaratmamıştır.
Sanki bu kalbin sahibinden başka bir mahluk daha mevcut değildir.
Sanki bir Allah vardır bir de kendisi.
Bir tek seven, bir tek sevilen.
Bir tek tâlip, bir tek matlûb.
Bir tek zikreden, bir tek de zikrolunan. Başkasını asla görmez.
Ey can! Yok olacak bu âleme ibretle bak.

Kalp dünya sevgisinden sıyrıldığı ve Hakk’ın yakınlığına misafir olduğu zaman insanlara iltica etmekten, insanlara dayanıp güvenmekten ve kendini onlara masum göstermekten kaçınır.
Hem de ta Arş-ı A’lâ’dan yerin dibine kadar olan mahalde Allah’tan başka bir şeye dayanıp güvenilmesini asla hoş görmez.
Öyle ki, esasen onun nazarında sanki mahluklar yaratılmamıştır.
Sanki Allah hiç bir şeyi yaratmamıştır.
Sanki bu kalbin sahibinden başka bir mahluk daha mevcut değildir.
Sanki bir Allah vardır bir de kendisi.
Bir tek seven, bir tek sevilen.
Bir tek tâlip, bir tek matlûb.
Bir tek zikreden, bir tek de zikrolunan. Başkasını asla görmez.
Ey can! Yok olacak bu âleme ibretle bak.
Gafletten kurtul, boş değildir meydan
Hani Sultan Süleyman Hani İskender Han neredeler?
Yüzbin senelik ömrün olsada neşe içinde geçirsen
Aslında hepsi “bir an”dan ibarettir.
A gözüm! Bağı bu Cihan denen bahçe
Ne güle, ne bülbüle Baki kalacaktır.
Zaten felek, kime isteğine göre yâr olmuştur?
Tamah ve hırsa uyup nejs ile mahkûr olma,
Rahatın zail olur, nam-ı meşhur olma!
Sohbet-i ârij-i billaha eriş dür olma,
Saltanat-ı mesned-i dünya ile mağrur olma!*
Zevk-i dünyaya jirîb olmadılar ehl-i kemal
Bildiler hasılı hep zill-ü heva lüb-ü hayal.
Zevke teşbihi cihanın hele rüyaya misal,
Dâmen-i aşkı tutup buldu kamu feurb-i visal.*
Açgözlülüğe ve hırsa kapılıp nefsin kahrına uğrama.
Meşhur biri olma, sonra rahatın kaçar.
Allah’ı bilenlerle arkadaş ol, onlardan uzak kalma.
Dünya tahtındaki gücünle gururlanma.
Kâmil kimseler dünya zevkine kapılmadı.
Yürü, ey seyyah-ı avare yürü, durma yürü!
Koymasın rah-ı visalden seni ezyak-ı misal.
Bu bedayi, bu letaij, neme rüya ve hayal,
Yürü, ey zair-i biçare yürü, durma yürü!
Yürü ki, müzhet-i vuslatta teali göresin,
Yürü, aslında fena bul, budur etvar-ı kemal.
Yürü, alâyişi terk et içersin ke’s-i visal,
Yürü ki, saha-i hîçîde tecelli göresin.
Ey avare yolcu! Yürü! Durma, yürü!
26 Nisan 2020
Osmanlı şâiri ve velî. İsmi Yûsuf'dur. 1641 senesinde Urfa'da doğan Yusuf Nâbi yokluk ve sefalet içinde yaşayarak büyümüş, 24 yaşındayken de İstanbul'a gitmiştir. Burada eğitimine devam eder, şiirleri ile tanınmaya başlar. Paşa vefat edince ise Halep'e gider. İstanbul'da geçirdiği dönemde birçok önemli isimle arkadaşlıkları olmuş, sarayla da bazı ilişkiler kurmuştur. Bunun da etkisiyle, Halep'te geçirdiği yıllarda (yaklaşık 25 yıl) devletin sağladığı imkânlarla rahat bir hayat sürdürmüştür. Eserlerinin çoğunu Halep'te geçirdiği bu yıllarda k ...
Bâğ-ı dehrin hem hazânın hem bahârın görmüşüz
Biz neşâtın da gâmın da rûzgârın görmüşüz
Çok da mağrûr olma kim meyhâne-i ikbâlde
Biz hezârân mest-i mağrûrun humârın görmüşüz
Devamını OkuBiz neşâtın da gâmın da rûzgârın görmüşüz
Çok da mağrûr olma kim meyhâne-i ikbâlde
Biz hezârân mest-i mağrûrun humârın görmüşüz
Beni şad eylemedin sen dahi naşad olasın
Şu’le-i ah-i garihan gibi berbat olasın
Künç-i hicrane olup sen de benim gibi esir
Ruz ü şeb destzen-i damen-i feryad olasın
Devamını OkuŞu’le-i ah-i garihan gibi berbat olasın
Künç-i hicrane olup sen de benim gibi esir
Ruz ü şeb destzen-i damen-i feryad olasın
Cem’ oldu bezm-i sohbete yaran birer birer
Cem aldı dest-i işarete rindan birer birer
Ey erhev ol o rahgüzerden girizpay
Cem oldu kûh-i aşka pelengân birer birer
Devamını OkuCem aldı dest-i işarete rindan birer birer
Ey erhev ol o rahgüzerden girizpay
Cem oldu kûh-i aşka pelengân birer birer
Eğerçi bîşek olur zevk-i vasl-i yâr leziz
Ve lîk bana gelür andan intizar leziz.
Dem-i visal girizan olursa yâr ne gam
Ne hoş meseldir olur tu'me-i şikâr leziz
Devamını OkuVe lîk bana gelür andan intizar leziz.
Dem-i visal girizan olursa yâr ne gam
Ne hoş meseldir olur tu'me-i şikâr leziz
Ey name sen ol mahlikadan mı gelürsün
Ey hüdhüd-i ümmid Sabadan mı gelürsün
Alûda-i hundur yine daman ü giriban
Ey gamze-i hunhar gazadan mı gelürsün
Devamını OkuEy hüdhüd-i ümmid Sabadan mı gelürsün
Alûda-i hundur yine daman ü giriban
Ey gamze-i hunhar gazadan mı gelürsün
Yare vursun peyk-i nalem ah ü zarım söylesün
Ab-i çeşm-i girye-i bîihtiyarım söylesün
Çâ çâk-i sine versün mevce-i gamdan haber
Zahm-i humpaş-i derunüm inkisarım söylesün
Devamını OkuAb-i çeşm-i girye-i bîihtiyarım söylesün
Çâ çâk-i sine versün mevce-i gamdan haber
Zahm-i humpaş-i derunüm inkisarım söylesün
Bir devlet içün çerha temennadan usandık
Bir vasl içün ağyara müdaradan usandık
Hicran çekerek zevk-i mülakatı unuttuk
Mahmur olarak lezzet-i sahpadan usandık
Devamını OkuBir vasl içün ağyara müdaradan usandık
Hicran çekerek zevk-i mülakatı unuttuk
Mahmur olarak lezzet-i sahpadan usandık
Âdem esir-i dest-i meşiyyet değil midir
Âlem zebûn-ı pençe-i kudret değil midir
Bu perdenin derûnuna bak ızdırâbı ko
Her mihnetin verâsı meserret değil midir
Devamını OkuÂlem zebûn-ı pençe-i kudret değil midir
Bu perdenin derûnuna bak ızdırâbı ko
Her mihnetin verâsı meserret değil midir
Silinmesin *T6952550267*DOSYA GÖNDERME FORMU(HUKUK)YARGITAY 20. HUKUK DAİRESİ BAŞKANLIĞINA ANKARADOSYAYA İLİŞKİN BİLGİLERMAHKEMESİKARAR TAR...
-
KAMİL NASİHATLAR نصائح كاملة NESAİHUN KÂMİLE Sevgi Işığınız, Kalbiniz Rehberiniz Olsun. Dünya peşinde koşan, duru bir âdem idi...
-
Online Yıldızname Burcu Hesaplama 1. Yol: Arapça Harflerle Ebced Yöntemi Öncelikle "cinsiyet"inizi seçin ve aşağıdaki ...
-
HAZRETİ YUSUF'UN HAYATI İKİNCİ BÖLÜM Neticede Hz. Yusuf (a.s.), kendisine sahip çıkacak bir yakını olmadığından birkaç yıl dah...

