08 Eylül 2014
İŞMOİL ALEYHİSSELÂM HAYATI
İŞMOİL ALEYHİSSELÂM HAYATI
İsrâiloğullarına gönderilen peygamberlerden. Hârûn aleyhisselâmın neslinden olup, Mûsâ aleyhisselâmın dinini tebliğ etmiştir. İşmoil aleyhisselâm peygamber olarak gönderilmeden önce, Mısır ve Kudüs arasındaki Bahri Rûm (Rum denizi) sâhillerinde yaşayan Amâlikalılar, İsrâiloğullarına musallat olmuşlardı. Amâlikalılar, İsrâiloğullarına saldırıp pekçok kimseyi öldürdüler, on binlercesini de esir aldılar. Mûsâ aleyhisselâmdan beri içerisinde Tevrât'ın bulunduğu ve İsrâiloğulları için birlik ve berâberliğin sembolü olan Tâbût'u aldılar. Bilhassa Tâbût'un gitmesine çok üzülen İsrâiloğulları dağılıp, perişan bir hâle düştüler. Kendilerine bu durumdan kurtaracak bir peygamber göndermesi için duâ ettiler. Allahü teâlâ İşmoil aleyhisselâmı peygamber gönderdi. İsrâiloğullarına Tevrât'ın emir ve yasaklarını tebliğ etti. İsrâiloğulları önce İşmoil aleyhisselâmı yalanladılar. Sonra itâat ettiler. İşmoil aleyhisselâm, İsrâiloğullarına Allahü teâlâ tarafından Tâlû'un hükümdar tâyin edildiğini bildirdi. İsrâiloğulları Tâlût'un hükümdarlığını kabul etmedi. Nihâyet çeşitli itirâzlardan sonra Tâlût'un hükümdarlığını kabul ettiler. İçerisinde Tevrât'ın bulunduğu Tâbût'u Amâlikalılardan alıp, İsrâiloğullarına getiren Tâlût, İsrâiloğullarından büyük bir ordu kurdu. Amâlikalılara karşı harbe hazırladı. İşmoil aleyhisselâm Amâlikalılara karşı harbe giderken bir nehirden su içip içmemekle imtihân edileceklerini bildirdi. Bahsedilen nehre gelince, Tâlût'un emrini dinlemeyip nehirden su içen İsrâiloğullarından bazıları imtihanı kaybedip perişan ve sefil hâlde geri döndü. Aralarında Dâvûd adlı bir gencin de bulunduğu Tâlût'a itâat eden az sayıda kimse nehri geçip Amâlika kavmine gâlip geldi. Amâlika kavmi hükümdarı Câlût'u, Dâvûd adlı genç öldürdü. Nihâyet İsrâiloğulları düşmanlarına gâlip gelip kuvvetlendiler. İşmoil aleyhisselâm İsrâiloğullarına on bir sene peygamberlik yaptı. Peygamberliğin 11. senesinden sonra Tâlût'u İsrâiloğullarına hükümdar tâyin edip elli iki yaşında vefât etti.
06 Eylül 2014
ZULKİFL ALEYHİSSELÂM
ZULKİFL ALEYHİSSELÂM
2 Zülkifl Aleyhisselâmın İsmi Ve Soyu: 2 Zülkifl Aleyhisselâmın Peygamberliği Ve Bazı Faziletleri: 2 Zülkifl Aleyhisselâmın Vefatı Ve Yaşı: 2 Zülkifl Aleyhisselâmın İsmi Ve Soyu: Başa Dön Bişr (Zülkifl) b.Eyyûb Aleyhisselâm'dır.[1] Zülkifl Aleyhisselâmın Peygamberliği Ve Bazı Faziletleri: Başa Dön Yüce Allah; Eyyûb Aleyhiselam'dan sonra, Bişr b. Eyyûb Aleyhisselâmı, Peygamber olarak göndermiş[2] ve ona Zülkifl ismini vermiş, halkı, Tevhîd akîde-sine = Allah'ın Birliğine inanmağa davet etmesini, kendisine emretmiştir. Zülkifl Aleyhisselâm, Şam'da otururdu. [3] Yüce Allah, Enbiyâ sûresinde Eyyûb Aleyhisselâm in kıssasından sonra, Zül-Kifl Aleyhisselâm hakkında şöyle buyurur: ' 'İsmail'i, İdris 'i, Zülkifl'i de (an! Bunların) her biri de, Sabr (ve sebat) edenlerdendi. Onları da, rahmetimizin içine idhal ettik. Onlar, hakîkaten, Sarihlerdendi. [4]" Yine, Yüce Allah, Sâd sûresinde Eyyûb Aleyhisselâmın kıssasından sonra, şöyle Duyurur: "Kuvvetlerin ve basiretlerin sahipleri olan kullarımız İbrahim'i, Ishâk'ı, Yâkub'u da, an! Çünkü, biz, onları, katkısız (şaibesiz) bir hasletle -ki, yurd(lan)nı hatırlamaları jb onun için, çalışmalaradır- Hâlis (insanlar) yaptık. Çünkü, onlar, bizim katımızda, cidden seçkinlerden, hayırlı (Zat)lardandı. [5] "İsmail'i, Elyesa'ı, Zülkifl'i de, an! (İşte) Bütün bunlar, hayırlı (insan)lardı. [6] Zülkifl Aleyhisselâmın, Kur'ân-ı kerimde, böyle, Kendilerinden, övülerek bahsedilen büyük Peygamberler arasında zikredilişi, kendisinin de, Peygamber olduğunu açıkça gösterir. Meşhur olan da, budur. [7] Zülkifl Aleyhisselâm'a; Rum toprağındaki halk, iman ettiler, tâbi oldular ve kendisini, doğruladılar. Bunun üzerine, Yüce Allah, onlara, Allah yolunda cihad etmelerini, emredince, bunu, yerine getirmekten kaçındılar ve zaa'f gösterdiler: "Ey Bişr! Biz, hayatı sever, ölümü, sevmeyiz. Bununla beraber, Yüce Allâha ve Onu Resulüne âsi olmaktan da, hoşlanmayız. Eğer, ömürlerimizi, uzatmasını ve ancak, biz, dilediğimiz zaman, bizi öldürmesini, Allâh'dan dilersen, Ona, ibadet ve Onun düşmanları ile cihad ederiz!" dediler. Zülkifl Aleyhisselâm, onlara: "Siz, benden, büyük bir şey istediniz. Bana, ağır teklifte bulundunuz." dedi. Sonra, kalkıp namaz kıldı ve: "Ey Allah'ım! Sen, Elçilik vazifelerini tebliğ etmemi, bana, emrettin, tebliğ ettim. Düşmanlarınla, cihad etmemi, emrettin. Sen de, biliyorsun ki, ben, kendimden başkasına güç yetirmeğe mâlik değilim. Kavmimin, bu hususta benden istediklerini, Sen, benden daha iyi biliyorsun. Beni, benden başkasının günahı ile muâhaze etme! Ben, Senin gazabından rızâna, ukubetinden affına sığınırım!" dedi. Yüce Allah, Zülkifl Aleyhisselâma: "Sen kavmine, benim, onlar için seçtiğimin, kendilerinin, kendileri için seçtiklerinden daha hayırlı olduğunu öğretmedin mi?" diye vahy etti. Bunun üzerine, onlar, ecelleri sonunda ölmeye razı oldular ve ecellerinde öldüler. [8] Zülkifl Aleyhisselâmın Vefatı Ve Yaşı: Başa Dön Zülkifl Aleyhisselâm, Şam'da vefat etti. [9] Vefat ettiği zaman, yetmiş beş yaşında idi. [10] Ona ve bütün peygamberlere selâm olsun![11] [1] Taberî-Tarih c.1,s.167, Hâkim-Müstedrek c.2,s.582, Sâlebî-Arais s.163, İbn.Esîr-Kâmil c.1,s.136, Ebülfida-Elbidayevennihaye c.1,s.225 . M. Asım Köksal, Peygamberler Tarihi, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları: 1/323. [2] Taberî-Tarih c.1,s.167, Hâkim-Müstedrek c.2,s.582, Sâlebî-Arais s.163, İbn.Esîr-Kâmil c.1,s.136, Muhyiddin b.Arabî-Muhâdarat'ülebrar c.1,s.128, Ebülfida-Elbidaye vennihaye ç.1,s.225. [3] Taberî-Tarih c.1 ,s.167, Hâkim-Müstedrek c.2,s.582, Sâlebî-Arais s.163, İbn.Esîr-Kâmil c.1 ,s.136, Ebülfida-Elbidayevennihaye c.1,s.225. [4] Enbiyâ: 85-86. [5] Sâd: 45-47. [6] Sâd: 48. [7] Ebülfida-Elbidaye vennihaye c.1,s.225. [8] Sâlebi-Arais s. 164. M. Asım Köksal, Peygamberler Tarihi, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları: 1/323-324. [9] Taberî-Tarih c.1,s.167, Hâkim-Müstedrek C.2.S.582, Sâlebî-Arais s.164, ibn.Esîr-Kâmil c.1,s.136. [10] Taberî-Tarih C.1.S.167, Hâkim-Müstedrek C.2.S.582, İbn.Asakîr-Tarih c.5,s.269, ibn.Esîr-Kâmil C.1.S.136, Muh-yiddin b.Arabî-Muhadaratülebrar c.1,s.128. [11] M. Asım Köksal, Peygamberler Tarihi, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları: 1/324.
PEYGAMBERLER TARİHİ ANSİKLOPEDİSİ 1 nci CİLT VE PEYGAMBERLER TARİHİ ANSİKLOPEDİSİ 2 nci CİLT
PEYGAMBERLER TARİHİ ANSİKLOPEDİSİ 1 nci CİLT
VE
PEYGAMBERLER TARİHİ ANSİKLOPEDİSİ 2 nci CİLT
PEYGAMBERLER TARİHİ ANSİKLOPEDİSİ
1 nci CİLT
ELYESA ALEYHİSSELÂM
ELYESA ALEYHİSSELÂM
Elyesa' Aleyhısselamın Soyu: Elyesa' b.Ahtub[1], b.Adiy, b.Şütlem, b.Efrâîm, b.Yûsuf, b.Yâkub, b.İshak, b.İb-rahim Aleyhisselâm'dır[2]. Elyesa' Aleyhisselâm'ın, İlyas Aleyhisselâm'ın amcasının oğlu olduğu da söylenir[3]. Elyesa' Aleyhisselâm'ın İlyas Aleyhisselâm'a Halef Ve Peygamber Oluşu Ve Bazı Faziletleri: İlyas Aleyhisselâm, Bâlebek kralı tarafından arattırıldığı sıralarda, bir gece, İsrail oğullarından çok yaşlı bir kadının evine sığınmış, saklanmıştı. Kadının, Elyesa' adındaki oğlu, çok hasta idi. İlyas Aleyhisselâm'ın duasıyla iyileşince, Elyesa' İlyas Aleyhisselâm'a iman ve onun Peygamberliğini tasdik etti ve artık, yanından hiç ayrılmadı. İlyas Aleyhisselâm, nereye giderse, Elyesa'a Aleyhisselâm da oraya giderdi. İlyas Aleyhisselâm, yaşlanmış ve yaşı da bir hayli ilerlemişti. Elyesa' Aleyhisselâm ise, yetişmiş bir gençti[4]. İlyas Aleyhisselâm, Bâlebek kralından kurtulmak için Kasiyon dağında gizlendiği zaman, Elyesa' Aleyhisselâm da kendisininin yanında bulunuyordu. İsrail oğullarının arasından ayrılıp giderken de, onu, yerine bırakmıştı[5]. Yüce Allah: İlyas Aleyhisselâm'dan sonra, Elyesa' Aleyhisselâm'ı İsrail oğullarına peygamber olarak gönderdi. [6] İlyas Aleyhisselâm gibi, onu da, vahy ile te'yid eyledi[7]. İsrail oğulları, Elyesa' Aleyhisselâm'a iman ettiler, saygı gösterdiler. Emir ve re'yine göre hareket ettiler[8]. Elyesa' Aleyhisselâm; ömrünün sonuna kadar, İsrail oğullarının arasında ka-lıp[9] İlyas Aleyhisselâm'ın yoluna ve şeriatına sarılarak onları, Allah'a davete devam etti[10]. Yüce Allah; Kur'ân-ı keriminde, Peygamberlerden:Nûh, İbrahim, Lut, İshak.Yâ-kub, Yûsuf, Eyyûb, Mûsâ, Harun, Dâvud, Süleyman, İlyas, Zekeriyya, yahyâ ve İsâ Aleyhisselâmları överek andıktan sonra[11], "İsmail'i, Elyesa'ı Zülkifl'i de, an! (İşte) bütün bunlar, hayırlıflnsanjlardı'[12]. "İsmail'i, Elyesa'ı, Yûnüsü Lut'u da (hidayete, peygamberliğe kavuşturduk) Her birine, âlemlerin üstünde yüksek meziyetler verdik. Onların babalarından, zürriyetlerinden, kardeşlerinden kimini de (yine üstün imtiyazlara mazhar kıldık). Onları seçtik, onları doğru bir yola götürdük. İşte, o (yol), Allah'ın hidayet yoludur ki, o, bunu kullarından, kime dilerse ona nasîb eder. Eğer, onlar da (Allah'a) şerîk koşsalardı, yapageldikleri her şey, kendi hisapları-na, elbette boşa gitmişti. Onlar, kendilerine Kitab, Hikmet ve Peygamberlik verdiklerimizdir..." buyurur[13]. Ona ve gönderilen bütün peygamberlere selâm olsun![14] [1] Taberî-Tarih c.1,s.239, Sâlebî-Arais s.259, ibn.Esîr-Kâmi! 0.1,s.213, Ebülfida-Elbidaye vennihaye c.2,s.4. [2] ibn.Asâkirden naklen Ebülfida-Elbidaye vennihaye c.2, s.4. [3] Ebülfida-Elbidaye vennihaye c.2, s.4. M. Asım Köksal, Peygamberler Tarihi, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları: 2/143. [4] Taberî-Tarih c.1,s.239, Sâlebî-Arais s.259, ibn.Asâkir-Tarih c.3,s.99, [5] Ebülfida-Elbidaye vennihaye c.2, s.4 [6] ibn.Kuteybe-Maarif s.24, Taberi-Tarih c.1, S.240, Sâlebî Arais s.261. [7] İbn Kuteybe-Maarif s.24, Sâlebî-Arais s.260. [8] Sâlebî-Araîs s.260. [9] Taberî-Tarih c.1,s.24O, Sâlebî-Arais s.260, Ebülfidâ-Elbidaye vennihaye c.2,s.4. [10] Ebülfidâ-Elbidaye vennihaye c.2, s.4. [11] En'am: 74-85. [12] Sâd: 48. [13] En'am: 86-89. [14] M. Asım Köksal, Peygamberler Tarihi, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları: 2/143-144.
İLYAS ALEYHİSSELÂM
İLYAS ALEYHİSSELÂM
İLYAS ALEYHİSSELÂM İlyas Aleyhisselâmın Soyu: İlyas b. Yasin, b. Finhas, b. Ayzar, b. Hârûn, b. İmran (A.S)'dır.[1] İlyas Aleyhisselâmın Şekil Ve Şemaili: İlyas Aleyhisselâm: uzun boylu, zayıf bedenli, kıvırcık saçlı,[2] büyük başlı, çekik ve yapışık karınlı, ince bacaklı idi. Kendisinin başında da, kırmızı bir ben vardı. [3] İlyas Aleyhisselâmın Peygamber Oluşu: İlyas Aleyhisselâm; Yüce Allah tarafından gönderilen Peygamberlerdendi. [4] Kendisi, dağlar ve çöller sahibi olup Rabb'ine, tenhâlarda ibâdetle meşgul olurdu. [5] Hızkıl Aleyhisselâmdan sonra, İsrail oğulları içinde bir çok bid'atlar ihdas edilmiş[6] onlar, Yüce Allah'ın, kendilerinden aldığı Ahd ve Mîsâkı, unutmakla kalmamışlar, putlar dikip onlara tapmağa da, başlamışlardı. Bunun üzerine, Yüce Allah, onlara, İlyas Aleyhisselâmı, Peygamber olarak gönderdi. [7] Mûsâ Aleyhisselâmdan sonra İsrail oğullarına gönderilen Peygamberler, ancak, kendilerinin, Tevrat'tan unuttuklarını, onların hatırlarına getirmekte, yenilemekte idiler. [8] İsrail oğulları, o zaman, Şam ülkesinde dağınık bir halde ve başlarında da, bir çok krallar bulunuyordu. Çünkü, Yûşa' b. Nün Aleyhisselâm; Şam ülkesini feth ettiği zaman, oraya, İsrail oğullarını hâkim kılmış ve Şam topraklarını, onlar arasında bölüştürmüştü. İsrail oğullarının on iki Sıbtından biri olan İlyas Aleyhisselâmın Sıbtı da, Bâle-bek ve nahiyelerini almış ve oralara yerleşmiş bulunuyordu. Yüce Allah, onlara, İlyas Aleyhisselâmı Peygamber olarak göndermişti. [9] Şam krallarından her bir kral, hükmü altına aldığı nahiyeyi sömürmekte idi. [10] Şam krallarından Bâlebek kralı, diğer krallar arasında, doğru yolda idi. [11] Bunun için, İlyas Aleyhisselâm, onun yanında bulunur, işlerini, yoluna koyardı. Gerek kral ve gerekse kralın zevcesi, İlyas Aleyhisselâmı dinler ve doğrulardı. Öteki İsrail oğulları ve kralları ise, edinmiş oldukları Ba'l putuna taparlardı. [12] Ba'l: altundan yapılmış bir kadın heykeli olup göz bebekleri Yakuttan yapılmış, başına da, inci ve cevherlerle süslü tac konulmuştu. [13] İlyas Aleyhisselâm, kavmine: "Siz (Allâh'dan) korkmaz mısınız?! O, en güzel Yaratanı, sizin de, önceki atalarınızın da, Rabb'i olan Allah'ı, bırakıp ta, Ba'l'e mi tapıyorsunuz?!" dedi. [14] Onları, Yüce Allah'a iman ve ibadete davet etti. [15] Fakat, onlar, İlyas Aleyhisselâmı, yalanladılar. [16] Bâlebek kralından başka hiç birisi, onu, dinlemediler ve söylediklerini, kabul etmediler. [17] Bâlebek kralının sarayının yanında, İsrail oğullarından sâlih bir zatın, güzel bir bahçesi bulunuyor, kendisi, oradan, geçimini sağlıyordu. Kral ve karısı, orada, gezinirler, yerler, içerler, istirahat ederlerdi. Halk, orayı, krala lâyık görürler, sahibinin elinden almadığına şaşarlardı. Kral; bahçe sahibine karşı, komşuluk hakkını, gözetir, çok iyi davranırdı. Kralın karısı ise, bahçeyi, ele geçirmeyi, düşünür, kralı, bu hususta kandıramazdı. Kralın, uzun bir sefere çıkışından yararlanarak, bahçe sahibini, krala sövme iddiası ve yalancı şâhidler ikamesiyle öldürtüp bahçesini gasbetti. Kral, seferden dönünce, karısına; "Sen, hükmünde, hiç de, hayra isabet etmemişsin. Ben, bundan sonra, hiç bir zaman, felah bulacağımızı sanmıyorum!.. Senin, ona karşı, bir cür'etin, ancak, cahilliğinden, kötü görüşlülüğünden, sonucu, nereye varacağını, düşünememenden ileri gelmiştir!" diyerek itabetti, çıkıştı. Kralın karısı: "Ben, ona, ancak, senin için kızdım ve senden dolayı, o hükmü verdim." dedi. Kral: "Bir kraliçe olarak, senin, bir tek adamı ve onun komşuluk hakkını korumak üzere göstereceğin geniş usluluğun, büyük hoşgörülüğün ve affediciliğin nerede kaldı?" dedi. Kraliçe: "Olmayacak şey, oldu!" dedi. Yüce Allah, İlyas Aleyhisselâma, bu hâdiseyi vahy ile bildirdi. Yaptıkları şeyden dolayı, tevbe etmedikleri ve gasbettikleri bahçeyi, öldürülen zatın varislerine geri vermedikleri takdirde, o bahçe içinde her ikisinin de, öldürülüp bırakılacaklarını ve etlerinin, kemiklerinden ayrılacağını, haber verdi. Bunun üzerine, kral, İlyas Aleyhisselâma kızdı. [18] Kralın yanına, putlara tapanlardan bir topluluk gelmişti. Ona: "Sen, dalâlet ve boş şeyden başkasına davet olunmuyorsun! Sen de, kralların taptığı şu putlara tap! Üzerinde bulunduğun dini, bırak!" dediler. [19] Bunun üzerine, kral, bir gün: "Ey İlyas! Vallahi, ben, senin davet ettiğin şeyin, boş olmaktan başka bir şey olmadığını görüyorum!" dedi ve İsrail oğulları krallarından, Allah'ı, bırakıp puta tapanları birer birer sayarak: "Onlar da, bizim gibi yiyor, içiyor ve nimetler içinde hüküm sürüyor! Senin, bâtıl ve boş dediğin din ve inanışları, onların dünyasından hiç bir şey eksiltmiyor. Kendimizde ise, onlara nazaran, bir üstünlük görmüyoruz!" deyince[20] İlyas Aleyhisselâmın, başının saçı ve vücudunun tüyleri ürperdi, dikenleşti. [21] "İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn = Bizler, Allah'ın kullarıyız ve Ona, dönücüleriz!" diyerek kralın yanından ayrıldı. Kral da, putlara tapan öteki arkadaşlarının yaptıklarını, yaptı, Allah'ı, bırakıp putlara taptı. [22] Sonra da, ilyas Aleyhisselâmı öldürmeğe kalkıştı. Bunun üzerine, İlyas Aleyhisselâm, dağlarda ve mağaralarda yedi yıl gizlendi. Yerdeki bitkilerden ve ağaçlardaki meyvalardan yiyerek yaşadı. Kral, onu, yakalatmak için, adamlar saldı ise de, ele geçirmeğe muvaffak olamadı. [23] İlyas Aleyhisselâm, kral tarafından arattırıldığı sıralarda, bir gece, İsrail oğullarından bir kadının evine sığınmış, saklanmıştı. Kadının, Elyesa' b. Ahtub adındaki oğlu çok hasta idi. İlyas Aleyhisselâmın du-asıyla iyileşince, Elyesa' Aleyhisselâm, İlyas Aleyhisselâma iman ve onun peygamberliğini tasdik edip artık, onun yanından hiç ayrılmadı. İlyas Aleyhisselâm, nereye giderse, o da, oraya giderdi. İlyas Aleyhisselâm, yaşlanmış ve yaşı da, bir hayli ilerlemişti. Elyesa' Aleyhisselâm ise, yetişmiş bir gençti. [24] İlyas Aleyhisselâm, İsrail oğullarının azdıklarını görünce: "Ey Allâhı'm! İsrail oğulları, Seni, tanımamağa, Senden başkasına tapınmağa başladılar. Nimetlerinden, onlara verdiklerini, değiştir! Ey Allah'ım! Onlardan, yağmuru, tut!" diyerek dua etti. Üç yıl, yağmur yağmadı. Büyük küçük baş hayvanlar, böcekler, ağaçlar, kuraklıktan, mahvoldu. İnsanlar, çok şiddetli bir kuraklık ve darlık içine düştüler. [25] İlyas Aleyhisselâm, İsrail oğullarının yanına varıp, onlara: "Siz, kuraklıktan, darlıktan, mahvoldunuz. Ehlî, vahşî hayvanlar, kurtlar, kuşlar, böcekler, ağaçlar da, sizin hatalarınız yüzünden, mahvoldular. Siz, boş şey üzerinde aldanıp duruyorsunuz. [26] Eğer, bu filinizden dolayı, Allah'ın, size gazap ettiğini; kendisine yalvardığınız ve hak ve hayırlı olduğunu söylediğiniz putların, öyle olup olmadığını, öğrenmek istiyorsanız, onları çıkarınız ve kendilerine yalvarınız. Eğer, onlar, sizin duanızı kabul ederlerse, dediğiniz gibi, onlar, haktır. Şayet, onlar, bunu, yapamazsa, biliniz ki: Siz, boş bir şey üzerindesinizdir. Ondan, hemen ayrılınız. Ben de, üzerinizdeki belânın kaldırılması için, Allah'a dua edeyim."'dedi. "Sen, insaflı davrandın!" dediler. Hemen putlarını çıkarıp onlara yalvardılar. Kendilerinin ne duaları kabul olundu, ne de, üzerlerindeki belâ kaldırıldı. [27] Dalâlette ve boş bir şey üzerinde bulunduklarını, anladılar. [28] "Ey İlyas! Biz, mahvolduk. Allah'a, bizim için, dua et!" dediler. İlyas Aleyhisselâm da, onların üzerlerindeki belânın kaldırılması ve yağmura kavuşmaları için, Allah'a dua etti. Allah'ın izniyle, denizin arkasından kalkan gibi bir bulut çıkarıldı. Ona, bakıp durdukları sırada, buluttan, iri damlalı yağmur atıştırmağa ve sonra da, çoğalmaya başladı ve en sonunda, Allah, yağdırdığı yağmurla, onları kuraklıktan kurtardı. Kuraklıktan yanıp kavrulmuş olan yurdları, canlandırıldı, içinde kıvrandıkları belâ, üzerlerinden kaldırıldı. [29] Fakat, onlar, ne putperestlikten ayrıldılar, ne de, hakka döndüler. [30] Üzerinde bulundukları hali, daha kötü olarak devam ettirdiler. İlyas Aleyhisselâm; onların, böyle küfürlerinde direndiklerini gördüğü zaman, artık, ruhunu kabzetmesini, onlardan kurtarıp rahata kavuşturmasını, Rabb'inden, diledi. Kendisine: "Filan günü, bekle! [31] Filan yere, git! Orada, sana gelecek şeyi'[32], ateş gibi renkli hayvanı, gördüğün zaman, ona, bin! [33] Ondan, korkma!" buyruldu. [34] Gidilecek gün, geldiği zaman[35]', İlyas Aleyhisselâm, yanında, Elyesa' Aleyhisselâm olduğu halde, kendisine anılan ve gitmesi emrolunan yere gitti. [36] At suretinde, ateş renginde[37], ateşten bir at gelip İlyas Aleyhisselâmın önünde durdu. İlyas Aleyhisselâm, hemen, onun üzerine sıçrayıp bindi ve gitti. Elyesa' Aleyhisselâm, arkasından: "Ey İlyas! Ey İlyas! Bana, ne emrediyorsun?" diyerek seslendi. [38] Yüce Allah, İlyas Aleyhisselâmı, Şam'a kaldırdı, semâya değil. [39] İlyas Aleyhisselâm, kilimini, gökten, Elyesa' Aleyhisselâma, bıraktı ki, bu, kendisinin, onu, İsrail oğullarının üzerine Halîfe yaptığına bir alâmetti. [40] Zâten, ayrılırken, onu, yerine bırakmış bulunuyordu. [41] İlyas Aleyhisselâmın, hâlâ sağ olup her yıl Hac Mevsiminde Hızır Aleyhisse-lâmla buluştukları da, rivayet edilir.[42] İlyas Aleyhisselâm, gittikten sonra, Yüce Allah, Bâlebek kralı, kıraliçesi ve İsrail oğulları üzerine, düşmanlarını, musallat ve muzaffer kıldı. Akılları, başlarından, gitti. Nereye, gideceklerini, kaçacaklarını, bilemediler. [43] Kral da, kraliçe de, sahibini öldürüp gasbettikleri bostanda öldürülerek bırakıldılar. Etleri, dökülünceye, kemikleri çürüyünceye kadar cesedleri orada ortada kaldı! [44] Yüce Allah, İlyas Aleyhisselâm hakkında şöyle buyurur: "Biz, ona, sonra gelen (Peygamberler ve ümmet)ler içinde (iyi bir nam) bıraktık. (Bizden) selâm İlyas'al Şüphe yok ki: Biz, iyi hareket edenleri, böyle mükâfatlandırırız. Gerçekten, o, Mü'min kullarımdandı!" [45] Ona ve gönderilen bütün Peygamberlere selâm olsun![46] [1] ibn.İshak'dan naklen Taberî-Tarih c.1,s.239, Sâlebî-Arais s.252, İbn.Esîr-Kâmil c.1,s.212. M. Asım Köksal, Peygamberler Tarihi, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları: 2/135. [2] Mîr-Hâvend-Ravza-tussafa Terceme s.298. [3] Hâkim-Müstedrek c.2,s.583. M. Asım Köksal, Peygamberler Tarihi, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları: 2/135. [4] Sâffât: 123. [5] Hâkim-Müstedrek c.2,s.583. [6] Mûsâ Aleyhisselâmın Şeriatı ve Tevrat bozulmuş (Mîr Hâvend-Ravzatussafa Terceme s.294). [7] Taberî-Tarih C.1.S.238-239, Sâlebî-Arais s.252, İbn.Esîr-Kâmil c.1,s.212, Muhyiddin b.Arabî-Muhâdaratülebrar c.1,s.132. [8] Taberî-Tarih c.1,s.239, Sâlebî-Arais s.252, İbn.Asâkir-Tarih c.3,s.98, İbn.Esîr-Kâmil c.1,s.212. [9] Sâlebî-Arais s.252-253. [10] Taberî-Tarih c.1,s.239, İbn.Asâkir-Tarih c.3,s.99, İbn.Esîr-Kâmil c.1,s.212. [11] İbn.Asâkir-Tarih c.3,s.99. [12] Taberî-Tarih c.1,s.239. [13] İbn.Asâkir-Tarih c.3,s.99. [14] Sâffât: 124-126. [15] Taberî-Tarih c.1,s.239. [16] SâHât: 127. [17] Taberi-Tarih c.1,s.239. [18] Şâlebî-Arais s.253-254. [19] İbn.Asâkir-Tarih c.3,s.99. [20] Taberî-Tarih c.1,s.239, Şâlebî-Arais s.254, ibn.Asakir-Tarih c.3,s.99, ibn.Esîr-Kâmil c.1,s.212. [21] Taberî-Tarih c.1,s.239, İbn.Asâkir-Tarih c.3,s.99. [22] Taberî-Tarih c.1,s.239, ibn.Asâkir-Tarih c.3,s.99, İbn.Esîr-Kâmil c.1,s.212. [23] Sâlebî-Arais s.254. [24] Taberî c.1,s.239, Salebî s.259, ibn.Asâkir c.3,s.99. [25] Taberî-Tarih c.1,s.239, Sâlebî-Arais s.258, İbn.Asâkir-Tarih c.3,s.99,100. [26] Taberî-Tarih c.1,s.24O. [27] Taberî-Tarih c.1,s.24O, Sâlebî-Arais s.259. [28] Taberî-Tarih c.1,s.24O. [29] Taberî-Tarih c.1,s.24O, Sâlebî-Arais s.259, İbn.Asakir-Tarih c.3,s.100, ibn.Esîr-Kâmil c.1,s.213. [30] Taberî-Tarih c.1,s.24O, İbn.Esîr-Kâmil c.1,s.213. [31] Taberî-Tarih c.1,s.24O, Sâlebî-Arais s.259, İbn.Asakir-Tarih c.3,s.100 [32] Taberî-Tarih c.1,s.24O, Sâlebî-Arais s.259 [33] İbn.Asakir-Tarih c.3,s.1O0 [34] Taberî-Tarih c.1,s.24O, Sâlebî-Arais s.259. [35] İbn.Asakir-Tarih c.3,s.100 [36] Taberî-Tarih c.1,s.24O, Sâlebî-Arais s.259 [37] İbn.Asakir-Tarih c.3,s.100 [38] Taberî-Tarih c.1,s.24O, Sâlebî-Arais s.259, İbn.Asakir-Tarih c.3,s.100. [39] Hâkim-Müstedrek c.2,s.583. [40] Sâlebî-Arais s.259, İbn.Esîr-Kâmil c.1,s.214 [41] Ebülfida-Elbidaye vennihaye c.2,s.4 [42] Taberî-Tarih c.1,s.188, Sâlebî-Arais s.224, İbn.Esîr-Kâmil c.1,s.16O. [43] Sâlebî-Arais s.259 [44] Sâlebî-Arais s.259-260, İbn.Esîr-Kâmil c.1,s.214. [45] Sâffât: 129-132 [46] M. Asım Köksal, Peygamberler Tarihi, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları: 2/135-140.
YUŞA B. NUN ALEYHISSELAM
YUŞA B. NUN ALEYHISSELAM
2 Yûşa' B. Nûn Aleyhisselâmın Soyu : 2 Yûşa' b. Nun Aleyhisselâmın Şekil Ve Şemaili: 2 Yûşa' b. Nûn Aleyhisselâmın Peygamber Oluşu Ve Bazı Faziletleri: 2 Yûşa' B. Nûn Aleyhisselâmın Soyu : Başa Dön Yûşa' b. Nûn, b. Efrâim, b. Yûsuf, b. Yâkub[1], b. İshak, b. İbrahim Aleyhisse-lâm'dir. [2] Yûşa' b. Nun Aleyhisselâmın Şekil Ve Şemaili:
Yûşa' b. Nun Aleyhisselâm: orta boylu, buğday benizli, yassı yağrınılı, büyük gözlü, mücâhid, gazi ve yiğit bir zât idi. [3] Yûşa' b. Nûn Aleyhisselâmın Peygamber Oluşu Ve Bazı Faziletleri:
Mûsâ Aleyhisselâm; vefat edeceği sıralarda, Yüce Allah, Mûsâ Aleyhisselâma, Yûşa' b. Nûn Aleyhisselâm'ın, Kubbetüzzeman'a götürülüp bereketinin ona geçmesi için, elini, onun üzerine koymasını, kendisinden sonra, İsrail oğullarının idaresini, üzerine almasını ona vasiyet etmesini emir buyurdu. Mûsâ Aleyhisselâm da, böyle yaptı. İsrail oğullarına: "Bu Yûşa' b. Nûn, benden sonra, içinizde sizi yönetecektir. Onun sözlerini, dinleyiniz! Emirlerine, itaat ediniz! O, aranızda hak ve adalet üzere hükmedecektir. Ona, muhalefet ve isyan eden, mel'undur!" dedi[4] Tîh çölünde kırk yıllık mecburî ikamet sona erdikte[5] ve Mûsâ Aleyhisselâm vefat ettikten sonra, Yüce Allah, Yûşa' b.Nûn Aleyhisselâmı, İsrail oğullarına Peygamber olarak gönderdi. [6] Hızır Aleyhisselâmla buluşmağa giderken, Mûsâ Aleyhisselâma yoldaşlık eden genç adam[7], Yûşa' b. Nûn Aleyhisselâmdı. [8] İsrail oğullarını; Mûsâ Aleyhisselâmın, Erîha'daki zorbalarla savaş emrine itâ-ata davet ve teşvik ettikleri ve Allah'ın nimetine erdikleri bildirilen İki Er'den[9] birisinin de, Yûşa' b. Nûn Aleyhisselâm olduğu rivayet edilir.'[10] Erîha'da, Ken'an ilinde yerleşen Âmâlık[11]', zorbaları ile savaşmaktan korkan yaşlı İsrail oğulları, kırk yıl içinde ölüp gitmiş, onların yerlerini, güçlü ve gözüpek nesilleri almış bulunuyordu. [12] Yûşa' b. Nûn Aleyhisselâm; genç İsrail oğullarını çağırıp kendisinin Peygamber olduğunu, yüce Allah'ın, Ken'an ilindeki zorbalarla savaşmayı, kendisine emrettiğini, onlara haber verdi. İsrail oğulları, ona, bey'at ettiler ve kendisini, doğruladılar. [13] Yûşa' b. Nûn Aleyhisselâm, İsrail oğullarını, Tîh çölünden çıkarıp[14] Erîha'yı (Beytülmakdis'i) altı ay kuşatarak fethettikten sonra, Şam ve çevresindeki krallarla da, çarpışıp onları, yenilgiye uğrattı. Ele geçirdiği Şam ülkesine Valiler tayin etti. [15] Yûşa' b. Nûn Aleyhisselâm; Mûsâ Aleyhisselâmdan sonra, İsrail oğullarını, Tevrat hükümlerine göre[16]', yirmi dokuz[17] veya yirmi yedi yıl idare etti. [18] Bu yirmi yedi yılın, yirmi yılı Fars kralı Minuşihr (Cihr), yedi yılı da, İfrasyab zamanında idi. [19] Yûşa' b. Nûn Aleyhisselâm, yüz yirmi[20], veya yüz yirmi altı[21] veya yüz yirmi yedi yaşında iken[22] vefat edip Efrâim dağına gömüldü. [23] Ona ve gönderilen bütün peygamberlere selâm olsun![24] [1] İbn.Kuteybe-Maarif s.20, Taberî-Tarih C.1.S.225, Mes'ûdî-Murucuzzeheb c.1,s.51, İbn.Esir-Kâmil c.1,s.20O, Ebülfida-Elbidaye vennihaye c.1,s.319. [2] Taberî-Tarih c.1,s.225, Mes'ûdî-Murucuzzeheb C.1.S.51, İbn.Esîr-Kâmilc.1,s.2OO, Ebülfida-Elbidaye vennihaye c.1,s.519. M. Asım Köksal, Peygamberler Tarihi, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları: 2/121. [3] Mîr Hâvend-Ravzatussafa Terceme s.291. M. Asım Köksal, Peygamberler Tarihi, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları: 2/121. [4] Yâkubî-Tarih C.1.S.45, 46. [5] Taberî-Tarih c.1,s.225. [6] Taberî-Tarih c.1,s.225, Sâlebî-Arais s.248, İbn.Esîr-Kâmil c.1,s.20O. [7] Kehf: 60. [8] Ahmed b.Hanbel-Müsned c.5,s.12O, Buharî-Sahih c.5,s.232, Taberî-Tefsir c.15,s.271. [9] Mâide: 23. [10] Taberî-Tefsir c.6,s.176, Mes'ûdî-Murucuzzeheb c.1,s.52, Sâlebî-Arais s.250. [11] Sâlebî-Arais s.240. [12] Sâlebî-Arais s.243. [13] Taberî-Tarih c.1,s.225, 227, Sâlebî-Arais s.248. [14] Yâkubî-Tarih C.1.S.46 [15] Taberî-Tarih c.1,s.228, Mes'ûdî-Murucuzzeheb c.1,s.50-51, Sâlebî-Arais s.248, İbn.Esîr-Kâmil c.1,s.2O2, Ebülfida-Elbidaye vennihaye d.s.323. [16] Ebülfida-Elbidaye vennihaye C.1.S.325. [17] Mes'ûdî-Murucuzzeheb c.1,s.51. [18] Yâkubî-Tarih c.1,s.47, Taberî-Tarih c.1,s.234, Sâlebî-Arais s.250, İbn.Esîr-Kâmil c.1,s.2O3, Ebülfida-Elbidaye vennihaye c.1,s.325. [19] Taberî-Tarih c.1,s.234, İbn.Esîr-Kâmil c.1,s.199, İbn.Haldun-Tarih c.2,ks.1,s.89. [20] Mes'ûdî-Murucuzzeheb c.1,s.52, Sâlebî-Arais s.250. [21] Taberî-Tarih c.1,s.229, İbn.Esîr-Kâmil c.l.s.203. [22] Ebülfida-Elbidaye vennihaye c.1,s.325. [23] Taberî-tarih c. 1,8.229, Sâlebî-Arasi s.250. [24] M. Asım Köksal, Peygamberler Tarihi, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları: 2/121-122.
Silinmesin *T6952550267*DOSYA GÖNDERME FORMU(HUKUK)YARGITAY 20. HUKUK DAİRESİ BAŞKANLIĞINA ANKARADOSYAYA İLİŞKİN BİLGİLERMAHKEMESİKARAR TAR...
-
KAMİL NASİHATLAR نصائح كاملة NESAİHUN KÂMİLE Sevgi Işığınız, Kalbiniz Rehberiniz Olsun. Dünya peşinde koşan, duru bir âdem idi...
-
Online Yıldızname Burcu Hesaplama 1. Yol: Arapça Harflerle Ebced Yöntemi Öncelikle "cinsiyet"inizi seçin ve aşağıdaki ...
-
HAZRETİ YUSUF'UN HAYATI İKİNCİ BÖLÜM Neticede Hz. Yusuf (a.s.), kendisine sahip çıkacak bir yakını olmadığından birkaç yıl dah...
