18 Aralık 2012

BAZI HALLERDE OKUNACAK ŞİFALI DUALAR


Bazı hâllerde okunan Şifalı Dualar

Rızk Bolluğu İçin Okunan Dua

Bu dua günlük namazlardan sonra Hz. İmam Muhammed Takî'ye (a.s) yapılan tevessül duasıdır. Ve şöyledir:
"Allahumme innî es'eluke bihaggi veliyyike Muhammed ibni Aliyyin'it-Tagiyy'il-Cevadi illa cudte bihi aleyye min fazlike ve tefezzalte bihi aleyye min vus'ike ve vessa'te bihi aleyye min rizgike ve ağninî bihel`alike an haramike ve bifazlike ammen sivake ve cealte hacetî ileyke ve gazaeha aleyke inneke lima teşâu gadir."
Ve yine rızık bolluğu için bu zikrin hergün yüz defa söylenmesi rivayet edilmiştir:
"La ilahe illallah'ul-melik'ul-hagg'ul-mubîn."
Ve yine her gün otuz kere bu zikrin söylenmesi rivayet edilmiştir:
"Subhanallahi ve bihamdih. Subhanallah'il-azîmi ve bihamdih."

Düşmandan Korunmak İçin

Hz. Peygamberden nakledilen bir hadiste şöyle buyurulduğu söyleniyor:
Her kim "Kevser" suresini yazıp kendisiyle taşırsa düşmanlardan güvende kalır, onlara galip gelir ve onlardan gelen her türlü zararı def eder.[1]

Düşmanın Şerrinden Korunmak için

Hz. Peygamber düşmanların zarar ve tehlikesinden korunmak için bu ayeti tilavet ederdi:
"Veceelna alâ gulûbihim ekinneten en yefgahuhu ve fî azânihim vagran ve iza zekerte rabbeke fil-Kur'âni vahdehu velev alâ edyarihim nufura."[2]

Zalimlerin Zulmünden, Düşman Ve Şeytanın Şerrinden Korunmak İçin

Cuma akşamı yatsı namazından sonra bu iki ayeti yazıp üzerinde taşımalıdır.
"Ve sâriu ilâ mağfiratin min rabbikum ve cennetin arzuh'as-semavâti ve'l-arzi uiddet li'l-muttagîn. Ellezîne yunfigûne fi's-serrâi ve'z-zarrâi ve'l-kâzimîne'l-ğayz ve'l-âfîne ani'n-nâs vallhu yuhibb'ul-muhsinîn."[3]

Cin ve Şeytânlardan Güvende Olmak İçin

Tıbb'ul-Eimme kitabında Hz. Ali'den (a.s) nakledilen bir hadise göre aşağıdaki ayetlerin okunması veya yazılıp beraberinde taşınması insanı şeytan ve cinlerin şerrinden korur.
"İnne rabbekumullâhullezî halaga's-semâvâti ve'l-arzi fî sitteti eyyâmin summestevâ ale'l-arşi yuğşilleyle ven- nehâre yudlibuhü hasisen ve'ş-şemse ve'l-gamera ven- nucûme musahherâtin bi-emrih. Elâ lehu'l-halgu ve'l-emru tebârekellâhu rabbul âlemîn. Ud'û rabbekum tezarruan ve hufyeten innehu lâ yuhibbu'l-mu'tedîn. Velâ tufsidû fi'l-arzi be'de islahiha ved'û havfen ve tamâen inne rahmetallâhi garîbun mine'l-muhsinîn."
Gerçekten sizin Rabbiniz, altı günde gökleri ve yeri yaratan sonra arşa istiva eden Allah'tır. Gündüzü, durmaksızın kendisini kovalayan geceyle örten, güneşe, aya ve yıldızlara kendi buyruğuyla baş eğdirendir. Haberiniz olsun, yaratmakta, emir de yalnızca onundur. Alemlerin Rabbi olan Allah ne yücedir. Rabbinize yalvara yalvara ve için için dua edin. Şüphesiz o haddi aşanları sevmez. İslahından sonra yeryüzünde fesat çıkarmayın. Ona korkarak ve umut taşıyarak dua edin. Doğrusu Allah'ın rahmeti iyilik yapanlara pek yakındır.[4]

Zalim Ve Büyücülerin Kötülüğünü Def Etmek için

Haşiye-i Minhac kitabında Allame Hz. Ali'den (a.s) şöyle rivayet ediyor: Eğer her hangi bir zalimin eziyeti ve büyüsünden korkuyorsanız gece namazı sonrası ve sabah namazı öncesi yüzünüzü onun evine doğru çevirip şu dua ve ayeti yedi defa okuyun.
"Bismillâhi ve billâhi seneşuddu azudeke bi-ahîke ve nec'alu lekumâ sultânen felâ yesilûne ileykumâ bi-âyâtinâ entumâ ve menittebeakumal ğalibûn."
Allah dedi: "Senin pazunu kardeşinle kuvvetlendireceğiz ve size öyle bir yetki vereceğiz ki, ayetlerimiz sayesinde onlar size asla erişemeyecekler. İkiniz ve size uyanlar üstün geleceksiniz![5]
Tehlikeyle Karşı Karşıya Kalındığında okunan dua
Hz. Resulullah (s.a.a) Ali'ye (a.s) şöyle buyurdu: Ey Ali! Herhangi bir tehlikeye düştüğünde şu duayı oku:
"Bismillahirrahmanirrahim. Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh'il-aliyy'il-azîm. Allahumme iyyâke na'budu ve iyyâke nesteîn."
Rahman, Rahim Allah'ın adıyla. Üstün ve yücelik sahibi Allah'tan başka bir güç ve kuvvet yoktur. Allah'ım, sadece sana ibadet eder ve senden medet umarız.

Sihir Ve Büyü Bozmak için

Teshil'ud-Devâ kitabında yazılana göre yapılan büyü ve sihiri bozmak için üç gün peşpeşe aşağıdaki dua sabahlar yazılıp akar suya atılmalıdır.
"Bismillahirrahmanirrahim. Zekernâ min haysu nesinâ ve âfînâ min haysu beleynâ ve veselnâ min haysu gada'nâ ve sallallâhu alâ Muhammedin ve Âlihi ecmaîn."[6]

Vahşi ve Yırtıcı Hayvanlardan Korunmak için

Mekârim'ul-Ahlâk kitabında bu ayetlerin okunmasının faydalı olacağı söylenmiştir.
"Gul lillezîne âmenû yegfiru lillezîne lâ yercûne eyyamellâhi liyecziye gavmen bimâ kânu yeksibûn."
İman edenlere de ki: "(Allah'ın) Onları kazandıklarıyla cezalandırması için, Allah'ın günlerini ummayanları (şimdilik) bağışlasınlar."[7]
"Ve izâ gara'te'l-Kur'âne cealnâ beyneke ve beynellezîne lâ yu'minûne bi'l-âhireti hicâben mestûra."
Kur'ân okuduğun zaman seninle ahirete inanmayanlar arasında görünmez bir perde kıldık.[8]
"Veceelnâ elâ gulûbihim ekinneten en yefgahûhu ve fî âzânihim vegra. Ve in yerev kulle âyetin lâ yu'minû bihâ, hattâ izâ câûke yucâdilûneke yegulullezîne keferû in hâzâ illâ esâtîr'ul-evvelîn."
Onlardan seni dinleyenler vardır; oysa biz, onu kavrayıp anlamalarına (bir engel olarak) kalpleri üzerine kat kat örtüler ve kulaklarında bir ağırlık kıldık. Onlar, hangi 'apaçık-belgeyi' görseler, yine ona inanmazlar. Öyle ki, o inkar etmekte olanlar, sana geldiklerinde, seninle tartışmaya girerek: "Bu, öncekilerin uydurma masallarından başka bir şey değildir" derler.[9]
Tıbb'ul-Eimme kitabında konuyla ilgili aşağıdaki ayetin okunması bir rivayet ile anlatılmaktadır.
"Legad câekum resulun min enfusikum, azîzun aleyhi mâ anittum, harîsun aleykum bi'l-mu'minîne raufun rahîm."
Andolsun size, içinizden sıkıntıya düşmeniz O'nun gücüne giden, size pek düşkün, müminlere şefkatli ve esirgeyici olan bir elçi gelmiştir.[10]

Bütün Hastalıklar İçin

Bu dua bir kağıda yazılarak hastanın üzerine asılır:
"Ya men ismuhu devâ ve zikruhu şifâ. Ya men yec'alu'ş-şifâe fî ma yeşâu mine'l-eşyâi salli alâ Muhammedin ve Âl-i Muhammedin vec'al şifâî min hâza'd-duâî fî ismike hâzâ."
Daha sonra 10 defa "Ya Allah" 10 defa "Ya Rabbi", 10 defa "Ya Erham'er-rahimîn" yazılır.
Ey ismi dertlere deva olan Allah, ey zikri hastalıklara şifa olan Allah, ey istediği her şeyde şifa bulduran Allah, salat ve selamın Muhammed ve Ehlibeytine olsun. Okuduğum bu isimleri benim için şifa karar ver Ya Allah, ya Rabbi, ya Erhamer-rahimin.

Her Ağrı Ve Hastalık İçin

İmam Rıza (a.s)'dan nakledilen bir hadise göre:
"Uîzu nefsî birabb'il-arzi ve rabbi's-semâi uîzu nefsî billâhillezî ismuhü bereketun ve şifâ."
Nefsimi yerin ve göklerin Rabbi olan Allah'a sığındırıyorum. Nefsimi bütün hastalıkların zararını def eden Allah'a sığındırıyorum. Nefsimi ismi bereket, zikri şifa olan Allah'a sığındırıyorum.

Hastalığa Yakalanmış Kimsenin Secdede Okuyacağı Dua

"Allahumme inneke gulte fî kitabik'el-munzeli alâ nebiyyike'l-murseli salavatuke aleyhi ve Âlihi, gulid'ullezîne zeamtum min dunihi fela yemlikûne keşf'ez-zurri ankum ve la tehvîlen feya men yemliku keşf'ez-zurri anna ve tehvîlehu ikşif ma bî."
Allah'ım! İndirdiğin kitabındta göndermiş olduğun peygamberine dedin ki: Ey peygamber! Söyle onlara (müşriklere) çağırın Allah'tan başkasını halbuki o çağırdıklarınız sıkıntılarınızı gideremez ve değişime uğratamazlar.
Ey bizlerden zorluk ve sıkıntıları gideren ve değiştiren; benim sıkıntılarımı gider. [11]

Baştaki Bir Ağrı İçin

İmam Bakır (a.s)'dan şöyle rivayet ediliyor: Her kimin başı ağrırsa elini başının üzerine koysun ve şu duayı okusun:
"Karada, denizde, göklerde ve yerde her şeyi duyan, her şeyi bilen ve güvencesine sığınılan Allah'a sığınırım."
Cennet'ul-Me'vâ kitabında Kef'emi şöyle diyor: Kalem suresinin yazılıp başa bağlanması baş ağrısı çeken hastanın şifa bulacağına sebep olur.

Diş Ağrısı İçin

Ebu Beşir şöyle diyor: İmam Bakır (a.s)'a geceleri beni yatağımdan kaldıran diş ağrımdan şikayette bulunduğumda bana şöyle dedi: Ey Ebu Beşir! Ağrı geldiğinde elini onun üzerine koy. Fatiha ve ihlas suresini oku, ve daha sonra şu ayeti oku:
"Ve tera'l-cibâle tehsebuhâ câmideten ve hiye temurru merra's-sehâb. Sun'allâhullezî etgane kulle şey'in innehu habîrun bimâ tef'elûn."[12]
Ve görürsen dağları da yerinde duruyor sanırsın, halbuki onlar kıyamette bulut gibi geçip gider, dağılır. Her şeyi sapa sağlam ve yerli yerinde halk eden Allah'ın işidir bu. Şüphesiz o ne yapıyorsanız hepsinden haberdardır.

Göz ağrısı için dua

Hz. Ali'den (a.s) nakledilen bir rivayette şöyle denilmektedir: Gözümde görmemi engelleyecek kadar şiddetli bir ağrıya mübtela oldum. Bunun üzerine Hz. peygamber (s.a.a) mübarek ellerini gözlerime sürerek şu duayı okudular:
"Bismillâhi ve billâhi ve's-selâmu alâ resulillâh. Ellâhummekfihi'l-herra ve'l-berde ve gihi'l-âzâ ve'l-belâ."
Ondan sonra gözümdeki ağrılar tamamen yok oldu.

Usr'ul Bevl (Prostat) Hastaları İçin Dua

Teshil'ud-Devâ kitabında şöyle yazmaktadır:
Bu ayetin okunup hastanın üzerine üflenmesi o hastaya şifa getirebilir İnşallah.[13]
"Summe gaset gulûbukum min ba'di zâlike fehiye kelhicâreti ev eşeddu gasveten ve inne minhâ lemâ yetefecceru minh'ul-enhâru ve inne minhâ lemâ yeş-şeggagu feyehrucu minh'ul-mâu ve inne minhâ lemâ yehbitu min haşyetillâhi ve mallâhu biğafilin ammâ te'melûn."
Ama bundan sonra kalpleriniz katılaştı, hatta taştan da katı bir hale geldi. Çünkü öyle taşlar var ki içinden nehirler kaynar. Öylesi var ki çatladı mı bağrından su fışkırır. Öylesi de var ki Allah korkusundan yerlere yuvarlanır. Allah yaptıklarınızdan gafil değil ki.[14]

Kalp Hastaları ve Ağrıları İçin

Mekarim'ul-Ahlâk kitabında aşağıdaki ayetlerin bir suya okunup içirilmesi kalp ağrılarını gidereceği ve hastalığına şifa olacağı yazılmaktadır.
"Lein enceytenâ min hâzihi lenekûnenne min'eş-şâkirîn."
...İhlasla Allah'a dua ederler, bizi bundan kurtarırsan şükredenlerden olacağız derler.[15]
"Seyuhzem'ul-cem'u ve yuvellûn'ed-dubure bel'is-sâetu mev'iduhum ve's-sâetu edhâ ve emerr."
O topluluk, yakında bozguna uğrayacak ve ardını dönüp kaçacak. Onlara vaad edilen azabın mukadder zamanı kıyamettir ve kıyametin azabı, daha da zararlıdır ve daha da acı.[16]
"İnnellâhe yumsik'us-semâvâti ve'l-arze en tezûlâ ve lein zâletâ in emsekehumâ min ehadin min ba'dihi, innehu kâne halîmen ğafûra."
Şüphe yok ki Allah, gökleri ve yeryüzünü yok olup giderse ondan başka hiç kimse onları koruyamaz, yok olmalarına mani olamaz; şüphe yok ki o, azap etmede acele etmez, suçları örter.[17]
Bu ayetlerin de yazılıp hastanın üzerinde taşınmasının faydalı olacağı yazılmıştır.
"Bismillahirrahmanirrahim. Rabbenâ lâ tuziğ gulûbenâ ba'de iz hedeytenâ ve heb lenâ min ledunke rahmeten, inneke ente'l-vehhâb. Rabbenâ inneke câmi'un-nâsi liyevmin lâ raybe fîhi, innellâhe lâ yuhlif'ul-mîâd."
Rabbimiz, bizi doğru yola sevk ettikten sonra kalplerimizi saptırma ve kendi katından bize rahmet bağışla, şüphe yok ki sen, fazlasıyla bağışlayansın. Rabbimiz, muhakkak sen, geleceğinden şüphe bulunmayan günde insanları toplayansın. Şüphe yok ki Allah, vaadinden dönmez.[18]
"Ellezîne âmenû ve tetmeinnu gulûbuhum bizikrillâh. Alâ bizikrillâhi tetmeinn'ul-gulûb. Ellezîne âmenû ve amilu's-sâlihât. Tûbâ lehum ve husnu meâb."
İnananlar, öyle kişilerdir ki Allah'ı anmakla yatışır, kuvvetlenir gönülleri. İyice bilin ki gönüller, Allah'ı anmakla yatışır, kuvvet bulur. İnananlara ve iyi işlerde bulunanlara gelince: Kutluluk da onlara, dönüp varılacak güzel yurt da.[19]
"Lein enceytenâ min hazihi lenekûnenne min'eş- şakirîn."
...İhlasla Allah'a dua ederler, bizi bundan kurtarırsan şükredenlerden olacağız derler.[20]

Yara-Bere-Çıban ve Sivilceler İçin Dua

Havassu's-Suver kitabında bu amaçla Mümin suresi veya Hadid suresi veyahut Mürselat suresi yazılıp üzerin- de bulundurmanın insan için bu yaralara karşı şifa sağlayacağı yazılmaktadır.[21]

Sil'a (Kanser) Hastalığı İçin

Tıbb'ul-Eimme kitabında Abdullah b. Sinan bu hastalıkla ilgili şöyle rivayet ediyor: Bir kişi taşıdığı ur ve kist türü bir şeyden İmam Cafer Sâdık'a (a.s) şikayette bulundu. İmam ona şöyle buyurdu: Üç gün oruç tut. Dördüncü günün öğlen vakti gusül ve abdest alıp, yanına aldığın temiz bir parçayla birlikte Allah'ın huzuruna çıkacaksın. (Sahra veya evin damına çıkarak.) Daha sonra iki rekât namaz kılıp, okuyabildiğin kadar Kur'ân okuyacak ve yalvarıp yakaracaksın. Daha sonra elbiselerini çıkarıp yayındaki temiz parçayı havlu gibi kendine saracaksın. Yüzünün sağ tarafını yere koyarak ağlayıp sızlayarak şu duayı okuyacaksın:
"Ya vâhidu, ya mâcidu, ya ehedu, ya kerimu, ya hannânu, ya garîb.
Ya mucîbu, ya erhem'er-râhimîn, salli alâ Muhammedin ve Âlih.
Vekşif mâ bî min merazin ve elbisni'l-âfiyetel kâfiyete'ş- şâfiyete fid-dunyâ ve'l-âhireti vemnun aleyye bitemâm'in-ni'meti.
Vezhib mâ bî min zurrin fegad âzânî ve ğammenî."
"Ey Tek Allah! Ey yücelik sahibi Allah. Ey eşsiz Allah, Ey şefkatli, Ey bağışlayan, Ey her şeyden daha yakın.
Ey kullarım yanıtlayan, Ey merhametlilerin en merhametlisi! Selâm ve salavat gönder Muhammed ve Ehlibeyt'ine.
Bendeki hastalığı sağlık, afiyet ve şifa elbisesi giydirerek bertaraf eyle. Nimetlerini bana tamamlama, minnetini benden esirgeme.
Beni inciten bu hastalığın eziyetini benden bertaraf eyle."
İmam (a.s) sonunda şöyle buyurdu: Bunu bilmiş ol ki; ümitlerini dediklerimin dışındaki şeylere bağladıkça sana bunun hiçbir faydası olmayacaktır. Daha sonra o adam bu denilenleri tıpatıp yerine getirip şifa bulduğu yazılıyor.[22]

Bel Ağrılarını Dindirmek İçin Dua

Teshîl'ud-Devâ kitabı: Aşağıdaki ayetlerin yazılıp hastanın üzerinde bulunması bel ağrılarına şifâ getirir inşaallah.
"Lâ tehâfu dereken velâ tehşâ, feetbeehum Fir'avnu bicunudihi feğaşiyehum min'el-yemmi mâ ğaşiyehum ve ezalle Fir'avnu gavmehu vemâ hedâ ve sallallahu alâ Muhammedin ve Âlih."
Kıyılarından ırmaklar akan ebedi Adn cennetleri ve bu, inanış ve ibadetle temizlenen kişinin karşılığıdır. Andolsun ki biz Musa'ya, kullarımla geceleyin yola çık, onlara denizde kuru bir yol aç, düşmanların yetişmelerinden, denizde boğulmadan korkma diye vahyetmiştik. Derken Firavun, askerleriyle artlarına düştü, deniz de onları tamamiyle kuşatıp kapladı, boğulup gittiler.[23]
Allâme Meclisî Zâd'ul Meâd kitabında: Bel ağrısının giderilmesi için hasta bu ayeti yazıp üzerinde taşımalıdır.
"Bimâ ğafera lî rabbî ve cealenî min'el-mukramîn."
Ne yüzden rabbimin beni yargıladığını ve yüce derecelere ermişler arasına kattığını.[24]

Gam ve Kederden Kurtulmak İçin Dua

"Elhamdulillâhi alâ kulli ni'metin ve es'elu min kulli hayrin ve eûzu billâhi min kulli şerrin ve esteğfirullâhe min kulli zenbin."
Bütün hamd ve şükürler verdiği nimetlerden dolayı, Allah'a olsun. Her türlü hayır ve huzuru ondan diliyorum ve ona sığınıyorum. Her türlü kötülükten ve yaptığım her günahtan dolayı Allah'tan bağış ve mağfiret diliyorum.

Sıkıntı Ve Kederli Anlarda

Hz. Ali (a.s)'dan nakledilen bir hadise göre: Hz. Peygamber herhangi bir sıkıntı ve kederle karşılaştığında şu duayı okurdu:
"Ya hayyu, ya gayyum, ya hayyen lâ yemût, ya hayyu, lâ ilâhe illellâhu ente kâşifun Ellâhumme mucîbu da'vet'il-muztarrîn es'eluke bi-enne leke'l-hamdu lâ ilâhe illâ ente, el mennân bedi'us-semavâti ve'l-arzi zu'l-celâli ve'l-ikrâm rahmân'ud-dünyâ ve'l-âhireti ve rahimehuma. Rabbi erhimnî rahmeten tuğnînî bihâ an rahmeti men sivâke ya erhem'er-râhimîn."
Ve şöyle buyurdular: Haram ve günah talep edenler hariç her kim bu duayı üç kez okursa istediği ona verilir.[25]

Şeytanî Vesveselerden Kurtulmak İçin

"Amentu billahi ve bi-rasulihi muhlisen lehu'd-dîn."
İman getirdim Allah'a ve Resulüne ihlas ile.
Hz. Peygamberden nakledilen bir hadise göre: Şeytanlar iki kısımdır. Cinlerden olan şeytanların uzaklaştırılması için: La havle vela guvvete illa billahil aliyyil azim. okunması, insanlardan olan şeytanların def'edilmesi için de sıkça salavat getirilmesidir.

Hz. Ali'nin (a.s) Okuduğu Keder Duası

Abdullah b. Cafer Hz. Ali'nin (a.s) şöyle anlattığını rivayet ediyor.
"Hz. peygamber (s.a.a) şu duayı bana öğretti. Bana bir keder ve şiddetli bir sıkıntı geldiği zaman okumamı emretti"
"Lâ ilâhe illellâh'ul-kerim'ul-azim. Subhanehu tebarekellâhu rabb'ul-arş'ul-azîm. Elhamdulillâhi rabb'il-âlemîn."
Kerem sahibi ve büyük Allah'tan başka ibadet edilecek hiçbir ilâh yoktur. Yüce Allah'ı tenzih ederim. Büyük Arşın rabbi olan Allah yüce ve çok bereket sahibidir. Alemlerin Rabbi olan Allah'a hamd olsun.[26]
Hz. Ali'den (a.s) kötülükleri uzaklaştırmak ve sıkıntıları gidermek için dua no: 7
"Allahumme inni eteveccehu ileyke binebiyyike nebiyyir-rahmeti ve ehli beytihi ellezine ehtertehum ala ilmin ale'l-alemin. Allahumme fezellil li SUUTİHA ve huzunetiha vekfini şerraha fe innekel kafil muafi vel ğalibul gahirul gadiru."
Allah'ım! Peygamberin ve onun ilim olarak alemlere üstün kıldığın Ehlibeytini aracı kılarak sana yöneliyorum.
Allah'ım! (o) zorlukları ve engelleri benim için kolaylaştır ve onun kötülüğünden beni koru. Hakikatte sen kulunu kifayet eden, belalardan rahatlığa götüren, herkese galip gelen, kötüleri kahreden ve herşeye güç yetirensin.[27]

Uykusuzluk Çekenler İçin Dua

Hz. İmam Cafer Sâdık'tan (s.a) bu dua nakledilmiştir:
"Subhanellallâhi ziş-şa'ni, dâim'us-sultân azîm'ul-burhâni kulle yevmin huve fî şa'n."
Kef'emi Cennet'ul-Eman kitabında: Tahrim suresinin okunması insanı uykusuzluktan kurtarır.

Uykuda Cinler, Ruhlar ve Korkulardan Korunmak İçin

Kef'emi Misbah kitabında şöyle yazıyor: Uyurken Casiye suresini yazıp yanında veya baş altında bulunduran kimse bütün cin tayfalarının şerrinden kurtulmuş olur.
Eşler Arasında Sevgi Oluşması İçin
Bu amaçla Kur'ân'dan "Nisa" suresi okunur ve yine "Cuma" suresinin beş kere bu amaçla okunmasının faydalı olacağı bazı hadislerde vurgulanmıştır.
İmam Rıza (a.s)'dan nakledilen bir hadiste iki eşin arasında meveddet ve sevgi oluşturmak için Allah'ın "El-Vedud" ismi bin kere herhangi bir yiyeceği okunup eşlere yedirilmesinin faydalı olacağı beyan edilmiştir.

Peşpeşe Gelen Depremlerde Okunan Dua

Ayat namazı kılındıktan sonra secdeye gidilir ve şu dua okunur:
"Ya men yumsik'us-semavâti ve'l-arzi en tezula ve lein zâlete in emsekehuma min ehedin min ba'dihi innehu kâne halîmen gafura. Ya men yumsik'us-semâe en tegaa ale'l-arzi illâ bi-iznih. Emsik ennâ's-sugme ve'l-arza ve cemia envâ'il-belâ."

Binanın Depremden Güvende Kalması İçin

Binaların deprem ve benzeri yıkımlardan güvende olması için şu ayet okunur:
"İnnellahe yumsik'us-semavati ve'l-arzi en tezula ve lein zaleta in emsekehuma min ehedin min ba'dihi innehu kane halîmen ğafura."

Dünya ve Ahiret İhtiyaçlarının Giderilmesi İçin Dua

Bu dua bir kağıda yazılıp suya bırakılır:
"Bismillahirrahmanirrahim. Min'el-abd'iz-zelîli ile'l-mevle'l-celîl. Rabbi innî messeniye'z-zurru ve ente erham'ur-rahimîn bihaggi Muhammedin ve Âlihi salli alâ Muhammedin ve Âlihi vekşuf hemmî ve ferric annî ğammî bi-rahmetike ya erham'er-rahimîn."
Rahman ve rahim Allah'ın adıyla. Hakir kulundan yüce Mevlasına. Allah'ım ziyandayım ve sen merhamet edenlerin en merhametlisisin. Muhammed ve Ehlibeyt hakkına, peygamber ve Ehlibeytine selat ve selam gönder. Sıkıntılarımı bertaraf eyle ve kederlerimi benden uzaklaştır rahmetin hakkına ey merhametlilerin en merhametlisi.

Borçların Eda Edilmesi İçin Dua

İmam Cafer Sadık (a.s) şöyle buyuruyor: Borçların kolayca ödenmesi için şu duayı oku:
"Allahumme lahzaten min lehezatike tusirru alâ ğurmaî bihel gazae ve yusirru lî bihel-igtiza. İnneke alâ kulli şey'in gadîr."
Allah'ım! Bir an nazar-ı lütfun borçlarımın edasını ve alınmasını kolaylaştır. Doğrusu sen herşeye güç yetirensin.

Kabir Yalnızlığından Kurtulmak İçin

İmam Rıza (a.s) şöyle buyurdu: Her kim haftanın her Cuma günü yüce Allah'ın "el-Bari" ismini yüz defa söylerse Allah onu kabir yalnızlığından kurtarır.

Kabir Sorgusunun Kolaylığı İçin

İmam Cafer sadık (a.s) buyuruyor ki:
"Hakka" suresini her kim 75 kere okursa Kabir sualinde ona kolaylık gösterilecek.

Ölüm Anında Rahat Can Vermek İçin

İmam Sadık (a.s)'dan: Ölmek üzere olan birinin yanında "Vakıa" suresi okunursa onun rahat can vermesini sağlar.

Nazar Duaları

"Ve in yekâdullezine keferû leyuzligûneke bi-ebsârihim lemma semiûz-zikra ve yegûlûne innehu lemecnûn vemâ huve illâ zikrun li'l-âlemin."[28]
Hz. Cebrail'in (a.s) Resulullah'a talim buyurduğu şöyledir:
"Allahumme ya ze'l-sultân'il-azim ve'l-menn'il-gadîm ve'l-vech'il-kerîm. Ya ze'l-kelimât'it-tâmmat ve'd-deavât'il-mustehâbât âfel-Hasan ve'l-Huseyn min enfus'il-cin ve a'yun'il-ins."
Hz. Cebrail'in Resulullah'a (s.a.a) öğrettiği ve Resulullah'ın da (s.a.a) oğulları Hasan ve Hüseyin'e (s.a.a) yazdıkları duası:
"Bismillâhi urgîke min kulli aynin hâsid. Allahu yeşfîk."
Bu ayet yazılıp nazara uğrayan insanın üzerinde bulundurması içindir.
"Gul yuhyîhellezî enşeehâ evvele merratin ve huve bi-kulli halgin alîm."[29]


[1]- el-Hacat 197
[2]- En'âm, 25; Sünen, 354
[3]- Al- İmran, 133-134
[4]- A'raf, 56-54; el-Hacat 206
[5]- Kasas 35; e1-Hacat, 198
[6]- e1-Hacat, 200
[7]- Casiye, 14
[8]- İsra, 45
[9]- En'am, 25
[10]- Tevbe, 128; el-Hacat, 205
[11]- Hediyye-i Ahmediyye
[12]- Neml, 27
[13]- el-Hacat
[14]- Bakara, 74; el-Hacat, 165
[15]- Yunus, 22
[16]- Kamer, 45-46
[17]- Fatır, 41
[18]- Al-i İmran, 8-9
[19]- Ra'd, 28-29
[20]- Yunus, 22; el-Hacat, 151
[21]- el-Hacat, 169
[22]- e1-Hacat, 150
[23]- Taha, 76-78
[24]- Yasin, 27
[25]- Sünen, 352
[26]- Yusuf Tavaslı, 272
[27]- Hediyye-i Ahmediyye
[28]- Kalem, 51-52
[29]- el-Hacat, 201

16 Aralık 2012

EY İNSANOĞLU DÜŞÜN


EY İNSANOĞLU DÜŞÜN 

Ey insanoglu düsün! Neden yaratıldın? Şu alemde neden varsın? 
Neden üstünsün?Cinlerden , Meleklerden ,Her şeyden ÜSTÜN olarak bütün alemlerde? Bütün yerler,B ütün gökler, ve Sonsuzn görünenŞu kainat, hepsi senin icin
yaratımadımı? Hepsi bir ,bir,,,,,,,VE sen en üstün değilmisin? ve sen Allah için yaratılmadınmı?Yaratılanların en güzeli sen değilmisin? Evet neden mutlu değilsin ?
Neden nefisini terbiye etme yönüne gitmiyorsun? Neden seytanın oyunlarına ve tuzaklarına boyun eğiyorsun? Neden senin yaratılaşının yegane ve tek kuderetli MELİKİ OLAN YÜCE ALLAH'ın sana farz olan emirlerini yerine getirmen için
peygamberi MUHAMMED MUSTAFA s.a.v.aracılığıyla ALLAH KELAMI KURAN-I KERİM değil..? EY insanoglu düsün! Bizlere ne zamandan beri müslümansınız diye sorduklarında dediğimiz şey Elhamdülillah KALU-BELA'dan beri müslümanız diyoruz. 
Acaba KALU-BELA günü Allah’a ne söz vermişiz ki biz o günden beri müslümanız demişiz. İşte o gün Allahu – teala bizlerden ARAF suresi 172.Ayete  MAİDE suresinin 7.Ayetlerine göre Adem oğullarını sırtlarından zürriyettlerini çıkartmış ve onların Ruhlarından RAD suresinin 21.ayetine göre Dünya hayatını yaşarken Allah’a SIRAT-I MUSTAKİM  üzerinden SEYR-Ü SÜLÜK isimli bir yoculukla VUSLAT edip Allah’a ulaşıp hidayete ermeleri hususunda bir misak almış Erenlerin hepsi ruhlarını yaşarken Allah’a ulaştırmayı dilemişler ve Allahu-teala da onların bir dileğiyle ŞUARA suresi 13. ayete göre ruhlarını kendisine ulaştırmayı garanti etmiş. Erenlerin ruhu Allah’a yaşarken erdiği için onlara eren demişiz. Allahu-teala KALU BELA günü nefsimizden de 
MÜDESSİR suresinin 38-39-40.ayetlerine göre muhtevasında bulunan hastalıklardan arınma temizlenme hususunda yemin almış Fizik bedenimizden de Allah’a kul olmak hususunda YASİN suresi 60-61. ayetlere göre  AHD almış. 
ENAM suresi 152. ayet Allah’ın ahdini ifa edin diyor. 
Allahu-teala bu sözlerimizin tümüne birden AHD Allah'ı diyor. 
 
AL-İ İMRAN suresi 76. ayette 
Allah ın AHD'ını yerine getirin buyuruyor. 
 
AL-İ İMRAN suresi 77. ayette 
 
Allah ın AHD'ini az bir değere satanların kıyamet günü hiçbir nasiplerinin olmadığı 
 
onlar için elim bir azap olduğu buyurulmuş.
 
Nebiler Sultanı Hz.Muhammed Mustafa S.A.V Efendimiz buyuruyor: 
Hiç şüphesiz Allah size emânetleri ehline teslim etmenizi 


 ALLAH a teslim etmemizi ) 

ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. 
Allah size ne güzel öğüt veriyor. 
"Şüphesiz Allah işitir ve görür" (Nisa 58). 

Ebu Dâvud, Sünnet 19, (4728). 
ALLAH bizileri kendisine kul olalim ve teslimleri gerceklesdirelim diye yarattı 
Nasılmı? birtek dilekle ALLAH`a ulaşmayı dileyecegiz 
ve Ona ellerimizi açıp dua edecegiz, Sahabeler gibi,


Sahabenin yaptığı dua: 

Bu DUA her derde devadır bütün sıkıntıarı ortadan kaldırır 
Maddi ve manevi. 

Samimi bir kalb ile okununca 
(yani kalbten icten okumak istemek lazim)defalarca tercübe edilmisdir)



BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
Ya Rabbî! Kâlu belâ'da Sana söz verdik ölmeden önce Sana ruhumuzu, fizik bedenimizi, Nefsimizi, İrademizi ulaştıracağız, teslim olacağız diye ALLAH'ım, yeryüzüne geldik, sözümüzü unuttuk. Ne olur Rabbim ölmeden önce ruhumuzu Sana ulaştır, bizleri amenû olan kullarından yap, Sıratı Mustakim üzerinde yürüyen kullardan eyle, Sen bizi Sana erdir Senin dostun yap, kalplerimizi Sana çevir, engelleri kaldır, mühürleri aç, kalbimizden ,Senin en yakın kullarından yap, tağutun elinden kurtar, yanlış ilimden bizi koru, uzaklaştır. Rabbim en çok kimi seviyorsan, onun sevgisini kalbimize ver, Rabbim acı bize nefsimizin eline bırakma, kalbimizi Sana çevir, Sana yönelt ve Seni istettir bize, kalbimize indir duamızı, Rabbim Sen herşeye kaadirsin. 

Amin Amin Amin Salâvat el fatiha.


"Evet, dediler" anlamında bir akaid ve Kur'anî terim. Bu terkiple Yüce Allah'ın insanları rubûbiyet ve ulûhiyetini tanık kılarak onlardan buna dair söz almasıyla ilgili olay kastedilir.

Bu olayla ilgili olarak Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır: "Rabbin, Âdemoğullarından, onların bellerinden zürriyetlerini almış ve onları kendilerine şahit tutarak; ‚Ben sizin Rabbiniz değil miyim?' (demişti). ‚Evet (buna) şahidiz,' dediler. Kıyamet günü: ‚Biz bundan habersizdik' demeyesiniz." (el-A'râf, 7/172).

Allah'ın insanlardan bu şekilde söz alması, Arapça telaffuzuyla "Kalu belâ" şeklinde halk arasında yaygınlaşmıştır.

Kur'ân-ı Kerim'de olay, Yahudilerden "Allah'a karşı sadece gerçeği söyleyeceklerine dair Tevrat üzerine söz alındığı" ifadesinden sonra sözkonusu edilmektedir. Böylece Allah'ın ulûhiyyet ve rubûbiyetine dair bütün insanlardan söz alınmış olduğu da hatırlatılmış olmaktadır.

Allah Teâlâ'nın insanlardan söz almış olması ne anlama gelir? Başka bir ifadeyle olay temsîlî midir, yoksa vakit midir? Gerçekten Allah insanları toplayıp onlarla âyette zikredildiği gibi karşılıklı konuşmuş mudur?

Müfessirler bu konuda iki görüş ileri sürmüşlerdir. Halef dediğimiz hicrî üçüncü asırdan sonra gelen âlimler genelde olayın temsîlî olduğunu söylemişlerdir. Şöyle ki:

Bu anlatılanlar temsilîdir. Yoksa, Allah ile ruhlar arasında böyle bir soru ve cevap olayı cereyan etmiş değildir. Ancak noksanlıklardan münezzeh yüce Allah, insanoğluna verdiği akıl ve idrak vasıtasıyla bütün kâinatın rabbı olduğunu, ayrıca birliğine delâlet eden tabiî deliller aracılığıyla yaratıklarına sanki: ‚Benim sizin rabbiniz olduğuma ve benden başka ilah bulunmadığına şehadet edin' demiş, onlar da hal lisanıyla: "Evet sen bizim rabbimizsin ve senden başka ilah yoktur, " demişlerdir. Insanların Allah tarafından mükemmel bir şekilde donatılarak bilgi ve marifet sahibi kılınmaları ve böylece Allah'ı rab olarak bilmeleri, şehâdet ve itiraf anlamındadır. Kur'ân ve Sünnette, Arapların dil üslûbunda bu şekilde sembolik anlatımlar çoktur. Meselâ Allah'ın yere hitabı, bir de onların cevap vermelerini anlatan şu âyet de böyledir: "Isteyerek veya istemeyerek (varlığa) gelin, dedi. ‚Isteyerek geldik' dediler"(Fussilet, 41/11).

Bu görüşte olanlar, "Her doğan çocuk fıtrat üzere doğar, sonra ebeveyni onu yahudileştirir veya hristiyanlaştırır veya mecûsileştirir" (Buhârî, Cenâiz, 92; Ebû Dâvud, Sünnet, 17) hadisinin de görüşlerini destekledığını söylerler (Kurtubî, el-Cami'li Ahkâmi'l-Kur'ân, Beyrut 1965, VII, 314; Mahmut Hicâzî, Furkan Tefsiri, çev. M. Keskin, Istanbul 1988, II, 365).

Selefin görüşü ise, olayın sembolik değil, hakikat üzere olduğu şeklindedir. Allah, insanların hepsini babalarının sulhlerinden çıkarıp onları amellerine göre kümelere ayırdı. Onlara insan suretini, konuşma ve düşünme kabıliyetini verdi. Sonra onlardan söz aldı ve kendilerini buna şahit tutarak bazı görüşlere göre şahit tutulanlar meleklerdir: "Ben sizin rabbiniz değil miyim?" diye sordu. Onlar da: "Evet (sen bizim rabbimizsin)" dediler. Sonra Allah; "Hesap gününde bizim bilgimiz yoktu" diyerek mazeret ileri sürmeyesiniz diye yerleri, gökleri ve babanız Adem'i bu konuda şahitlik etmeğe çağırıyorum. Benden başka ibadete layık birinin bulunmadığını iyice belleyin. Bana herhangi bir şeyi ortak koşmayın. Verdiğiz bu sözü size hatırlatacak peygamber ve kitap göndereceğim dedi. Buna bütün insanlar: "Şehadet ederiz ki, rabbimiz ve ilâhımız sadece sensin, senden başka rab ve ilah yoktur" diye cevap verdiler.

Allah, insanlardan bu ahdi aldıktan sonra onları yok etti.

Bazıları, -ki halk arasında da yaygın olan budur- insanların Allah'a bu şekilde söz vermelerinin ruhlar âleminde gerçekleştiğini söylerler. Bu görüşün hiç bir mesnedi yoktur.

Konuşmanın nasıl meydana geldiği ve meselenin incelikleri bizim için gaybtır. Gaybın nasıllığı üzerinde durulmaz. Nassların bildirdiği kadarıyla yetinmek gerekir. Aslında bu gibi meseleler üzerinde aklî değerlendirmeler yapsak bile kesin bir sonuca varmamız mümkün değildir. Ayrıca belli bir karıne bulunmadıkça nassları te'vil etmemiz, ya da temsili olduklarını söylememiz de tutarlı bir tavır değildir.

Alimler, olayın ne zaman meydana geldiği konusunda da ihtilaf etmişlerdir. Ancak temsilî olduğunu söylemeyenlerin tamamı, bu olayın Hz. Âdem hayattayken meydana geldiği konusunda ittifak etmişlerdir.

Müşriklerin çocuklarının, büluğ çağına ulaşmadan ölmeleri durumunda Cennete gireceklerini söyleyenler, "Kalu belâ" âyetini delil göstermişlerdir. Çünkü çocuklar, büluğ çağına erinceye kadar, geçmişte Allah'a verdikleri ahid üzerinedirler Ancak büluğ çağından sonra, bu ahdin artık bir etkisi kalmamaktadır (Kurtubî, a.g.e., VII, 317).

Silinmesin *T6952550267*DOSYA GÖNDERME FORMU(HUKUK)YARGITAY 20. HUKUK DAİRESİ BAŞKANLIĞINA ANKARADOSYAYA İLİŞKİN BİLGİLERMAHKEMESİKARAR TAR...