Çok eski dönemlerden
başlayarak, bilginler insanın yüz yapısı ile karakteri arasında bir
ilişki kurmağa çalışmışlardı. Bu yöntemin temelinde insanın beden yapısı
ve psikolojisi arasında doğal bir bağlantının olduğu inancı
yatmaktaydı. Bilimsel temelden yoksun olmasına rağmen fizyonomi,
karakter özelliklerinin tipolojisi için önayak olmuştur.
Gelişimi
Fizyonomi,
sistemli bir şekilde ilk kez Çin de gelişmiştir. Çinliler, insanların
yüz biçimlerine göre insanların karakter özelliklerini okuma yöntemini
kullanmış, ayrıca başarı düzeylerini belirleme yöntemini kullanmışlardı.
Sonraki dönemlerde değişik uygarlık merkezlerinde fizyonomiye ilişkin
bilgiler sistemleştirilip geliştirilirken, belli özelliklere sahip
değişik ekoller ve sistemler ortaya çıkmıştır.
Eski Çin yüz
okuma uzmanlarına göre, yüzü oluşturan unsurlardan beşi çok önemlidir.
Bunlar kaşlar, gözler, ağız, burun ve kulaklardır. Eski metinlerde onlar
beş önemli organ olarak geçmektedir. Bu organlardan birisinin bile
dengeli bir biçimde olması en az 10 yıl mutlu yaşam demektir. Tüm
organların aynı şekilde dengeli biçimde olması bu mutluluğu orantılı
şekilde arttırıyor. Bu organların incelenmesinden sonra sırada alın,
elmacık kemikleri, şakaklar, çene ve kırışıklar gelmekte, en sonunda ise
derinin rengi, ayrıca, gözlerin parlaklığı, biçimi, göz küresi ve göz
kapaklan inceleniyor.
Çin fizyonomi uzmanlarına göre, onların
sistemi insanların uzun ömürlü olmaları konusundaki gerçekleri
bulacaktır. Çin sistemine göre, insan yüzünde belli konumlar ve çizgiler
mevcuttur. Bunların her biri belli bir yaşı belirlemektedir. Onlar, bir
dizi "uzun ömürlülük belirtileri"ni de tespit etmişler. Çinlilerin
fizyonomi sistemi bugün de incelenmekte ve geliştirilmektedir.
Aristo nun Fizyonomiye İlişkin Görüşleri
Fizyonomi
ile ilgili bilgilere Hipokrat, Aristo ve Pluto gibi eski Yunan
düşünürlerinin eserlerinde rastlanmıştır. Aristo, fizyonomiyi kişilerin
ruh halini öğrenmek için kullanırken, Hipokrat bu usulle hastalara
teşhis koymuştur. Onun ölmüş insanın yüz şeklini tasvir edişi bugün de
doktorlar tarafından "Hipokrat maskesi" olarak kullanılmaktadır.
Aristo
nun "De Natura Animalium" (1. Kitap) isimli çalışmasında beden ve yüz
yapısı ile insanın karakter özellikleri arasında bağlantı kurulmaktadır.
Aristo ya göre, insanın beden ve yüz yapısının belli bir
hayvana benzemesi, onun karakter özelliklerini ortaya koymaktadır.
Aristo insanın yüz yapısı, gözleri, alnı, kafa yapısı, derisinin rengi,
saçının rengi,gözünün rengi, bedenin tüy örtüsü, sesinin tonu, yürüyüşü,
beden hareketleri, bakışları, boyu ile ilgili karakter özelliklerini
hayvanlardaki benzer özelliklerle kıyaslamaktadır.
Aristo, daha
sonra devamcıları Polemon (M.Ö. II yy.) ve At-hamanti (M.Ö. IV yy.)
fizyonomi yöntemiyle kendi dönemlerinde yaşamış bir çok şahısın karakter
özelliklerine ilişkin yazılar yazmışlardır. Aristo nun yöntemi uzun
müddet kendinden sonraki bilginler için bir kaynak olmuştur.
15.
ve 16. yüzyıllardan itibaren fizyonomi kişilerin karakter
özelliklerinin belirlenmesinde sıkı bir şekilde kullanılmıştır.
Fizyonomi; doktorlar, din görevlileri, filozof ve hakimlerin
başvurdukları bir yöntem olmuş ve büyük toplumsal ilgi görmüştür.
17
yüzyılda engizisyon mahkemeleri yüz ve beden yapısına göre "gerçekliği"
tespit ediyorlardı. Buna göre de, fizyonomi; kehanet, falcılık,
astroloji vs. ile sıkı bir şekilde kullanılıyordu. Fizyonomi alanında
Avrupa da bu konudaki önemli gelişme Johann Caspar Lavater in
çalışmaları sonucu gerçekleşmiştir. Lavater in ve ondan sonra Franz
Jozef Gall ın söz konusu incelemeleri Avrupa da bu konu üzerine büyük
tartışmalara yol açmıştır.
Johann Caspar Lavater (1741-1801)
Fizyonomi
alanındaki önemli gelişmenin temeli 15 Ekim 1741 de Zürih te doğmuş
İsviçreli ilahiyatçı, fizyonomist ve yazar Johann Caspar Lavater
(17411801) tarafından atılmıştır.
Lavater 1769 dan yaşamının
sonuna dek din görevlisi olarak çalışmıştır. 1775 yılında Leypsig de
"İnsan Doğasının Tanımlanmasına Yardımcı Olacak Fizyonomik Fragmanlar"
(Physiognomische Fragmente zur Beförderung derMenschen-kenntnis und
Menschenliebe, 1775-1778) eseri o dönemde eşsiz bir yankı uyandırmıştır.
Johann Caspar Lavater e göre yüzün her bir öğesi; göz, alın, burun,
kulak, ağız, çene vs. ayrı ayrı ve birbirine olan ilişkileri içinde
psikolojik anlam taşır, kişilik özelliklerini gösterir. Lavater in bu
çalışmasının bilimselliği üzerinde tartışmalar olmuşsa da, söz konusu
eser konuyu daha da popülerkılmıştır.
Lavater, Zürih in Fransızlar tarafından alınması zamanı yaralanmış, 2 Ocak 1801 yılında ölmüştür.
Aristo ya göre, belli özelliğe sahip insanlar, benzeri oldukları
hayvanların karakter özelliklerini taşımaktadırlar. Yüz yapısı ve insan
karakteri arasındaki ilişki, Aristo nun eserinde aşağıdaki şekilde
geçmektedir .
Dudaklar
Dudakları ince ve ağız kenarları,
dudaklar ileri uzandığında üst dudağın alttakinin üzerine çıkacak
şekilde gevşek olan insanlar alçakgönüllüdürler. Bu aslan tipine uygun
gelmektedir. Aynı şeyi büyük ve küçük köpeklerde de görebiliriz.
Dudakları ince, sert ve köpek dişleri hizasında yukarıya doğru çekilmiş
olan insanlar aşağı ve bayağıdırlar. Bu domuz tipine uygun gelmektedir.
Dudakları kalın ve üst dudak alttakinin üzerine çıkan insanlar
aptaldırlar. Bu eşek ve maymun tipine uygun gelmektedir. Üst dudağı ve
üst damağı öne doğru çıkan insanlar huysuz ve kavgacıdırlar. Bu, köpek
tipine uygundur.
Burun
Burun deliklerinin duvarları kalın olan
insanlar iyi kalplidirler. Bu öküz tipine uygun gelmektedir. Burun
deliklerinin duvarları ince olan insanlar hırçın bir yapıya ve karaktere
sahiptiler; bu köpek tipine uygun gelmektedir. Burun delikleri dairevi
olan insanlar alçak gönüllüdürler. Bu durum aslanlarla benzerlik
oluşturmaktadır.
Burnu ensiz olan insanlar (sivri burunlular)
kuşlara benzemektedirler. Burnunun ucu enli olan insanlar aptaldırlar.
Bu domuzlara uygun gelmektedir.Direk alından başlayan gaga burunlu
insanlar arsızdırlar; bu, karga tipine uygun gelmektedir. Alından keskin
bir şekilde ayrılan gaga burunlu insanlar alçak gönüllüdürler. Bu
kartal tipine uygun gelmektedir.
Burnun alınla birleştiği yerde
çökük, burun kavisi yukarıya doğru eğilmiş olan insanlar şehvetli ve
ihtiraslıdırlar. Bu horoz tipine uygun gelmektedir. Düz ve kalkık
burunlu insanlar şehvetli ve ihtiraslıdırlar; bu geyik tipine uygun
gelmektedir. Burun delikleri geniş olan insanlar sinirlidirler.
Bilindiği gibi bu durum sinirlilik halinde ortaya çıkmaktadır.
Yüz Yapısı
Yüzü
enli ve etli olan insanlar iyi kalplidirler; bu öküz tipine uygun
gelmektedir. Kemikli yüze sahip olan insanlar tedbirli, etli olan
insanlar ise korkaktırlar. Bunlar sırasıyla eşek ve geyik tiplerine
uygun gelmektedir.
Küçük yüzlü insanlar cesaretsiz ve
iradesizdirler; bu kedi ve maymun tipine uygun gelmektedir. Büyük yüzlü
insanlar tembeldirler; bu eşek ve öküz tipine uygun gelmektedir.
Dolayısıyla, yüz ne büyük, ne de küçük olmalıdır. En iyisi orta
büyüklükte olmasıdır. Yüzü aşırı küçük olan insanlar aşağı ve
bayağıdırlar. Asık suratlı insanlar somurtkan karakterlidirler. Allıkla
boyanmış gibi yüze sahip olan insanlar utangaçtırlar. Bilindiği gibi bu
durum insan bir şeyden utandığı zaman ortaya çıkmaktadır. Yanakları
allanan insanlar alkoliktirler. Bilindiği gibi insan alkol aldığı zaman
yanakları allanıyor.
Gözler
Gözlerinin altı torbalaşmış insanlar
alkoliktirler. Yüzünün bu bölgesi şişkin olan insanlar ise yatmayı çok
sevenlerdir. Nitekim, uykudan yeni kalkmış insanın gözünün çemberinde
şişkinlikler bulunur. Küçük gözlü insanlar cesaretsiz ve iradesizdirler;
bu maymun tipine uygun gelmektedir. Büyük gözlü insanlar tembeldirler;
bu öküz tipine uygun gelmektedir. Gözleri ne aşırı büyük, ne de aşırı
küçük olarak doğmuş birisi asil bir karaktere sahip olacaktır.
Çukur
gözlü insanlar gaddardırlar; bu maymun tipine uygun gelmektedir. Patlak
gözlü insanlar aptaldırlar; bu eşek tipine uygun gelmektedir.
Dolayısıyla, gözler ne aşırı patlak, ne de aşırı çukur olmalıdır; en
iyisi orta büyüklükte olmasıdır. Gözü hafiften çökük olan insanlar alçak
gönüllüdürler. Bu aslan tipine uygun gelmektedir. Eğer aşırı çökük ise
sakin ve usludurlar. Büyük öküz tipine uygun gelmektedir. Buğulu gözlü
insanlar hüzünlüdürler. Bilindiği gibi insan hüzünlenince gözleri
buğulanır.
Alın
Alnı küçük olan insanlar aptaldırlar. Bu domuz
tipine uygun gelmektedir. Alnı aşırı büyük olan insanlar ağır
kanlıdırlar. Bu öküz tipine uygun gelmektedir.Alnı daire şeklinde
olanlar aptaldırlar. Bu eşek tipine uygun gelmektedir. Alın yüzeyi büyük
olan insanlar hassas, basiretli ve anlayışlıdırlar; bu köpek tipine
uygun gelmektedir. Alnı düzgün kare eklinde olan insanlar alçak
gönüllüdürler;bu aslan tipine uygun gelmektedir. Alnı kırışık olan
insanlar mağrurdurlar; bu boğa ve aslan tipine uygun gelmektedir.
Alnında kırışıklar olmayan insanlar yalakadırlar. Dolayısıyla, alnın düz
kırışıklı durumu kibirlilik, kırışıksız durumu ise yalakalığı ifade
ettiği için, en iyisi orta durum olacaktır.
Baş
Başı büyük olan
insanlar hassastırlar. Bu köpek tipine uygun gelmektedir. Başı küçük
olan insanlar duygusuzdurlar; bu domuz tipine uygun gelmektedir. Kafası,
yukarıya doğru en-sizleşen insanlar (yumurta kafalı) arsız ve
yüzsüzdürler; bu eğri tırnaklı kuş tipine uygun gelmektedir. Kulağı
küçük olanlar maymuna,büyük olanlar ise eşeğe benzemektedirler.
Köpeklerde ise kulaklar daha orantılıdır.
Derinin Rengi
Aşırı
esmer olanlar korkaktırlar; bu Mısırlı ve Habeş tipine uygun
gelmektedir.Aynı şekilde beyaz yüzlü insanlar da korkaktırlar. Bu kadın
tipine uygun gelmektedir. Dolayısıyla, mertliği ve cesurluğu ifade eden
renk orta kıvamda olmalıdır.
Saçın Rengi
Sarışın saçlı insanlar
cesurdurlar; bu aslan tipine uygun gelmektedir. Saçları aşırı kızılı
olan insanlar kurnazdırlar; bu tilki tipine uygun gelmektedir. Yüz rengi
solgun ve değişik tonda olan insanlar korkaktırlar. Bu korku anında
ortaya çıkan duruma uygun gelmektedir. Bal sarısı renginde olan insanlar
soğukturlar. Soğuk olan insanlar ise yavaş hareketlidirler.
Vücut
hareketleri yavaş olan insanlar ise ağır kanlıdırlar. Kırmızı renkliler
çabukturlar. Zira, hareketten ısınan vücut kızarıyor. Ateş kırmızısı
renginde olanlar çılgınlığa meyillidirler. Şöyle ki, bir cismin aşın
ısınmış parçaları alev rengini alıyor. Aşırı hırçın insanlar ise
deliliğe yatkındırlar. Göğsünde renk beliren insanlar sinirlidir.
Bilindiği gibi insan sinirlenince göğüs bölgesinde bir yangı oluşuyor.
Gözlerin Rengi
Gözleri
kızaran insanlar çabuk sinirlenirler. Göz rengi siyah olan insanlar
korkaktırlar. Bellidir ki, siyah renk korkaklığı sembolize eder. Gözleri
tam siyah değil de, kestane rengine yakın olan insanlar dengeli bir
karaktere sahiptirler.
Parlak mavi renkli veya beyazımsı renkli
gözleri olan insanlar korkaktırlar. Bellidir ki, beyazımsı renk
korkaklığı sembolize eder. Gözleri mavi değil de, kestane renginde
olanlar cesurdurlar. Bu aslan veya kartal rengine uygun gelmektedir.
Gözleri
koyu kestane renkli olan insanlar şehvetlidirler. Bunlar keçilere
benzetilebilir. Gözleri alev renginde olanlar arsız ve yüzsüzdürler.
Bunlar köpeklere benzetilebilir.
Parlak, fakat belirgin bir rengi
olmayan göze sahip insanlar korkaktırlar. Gözleri parlak olan insanlar
ihtiraslıdırlar. Bunlar horozlara ve kargalara benzetilebilir.
Tüy Örtüsü
Bacakları kıllı olan insanlar şehvetlidirler. Bu keçi tipine uygun gelir.
Göğsü
ve karın bölgesi aşırı kıllı olan insanlar başladıkları işi hiçbir
zaman bitirmezler. Bu kuş tipine uygun gelmektedir. Göğsü tamamen tüysüz
olan insanlar arsız ve yüzsüzdürler.Bu kadın tipine uygun gelmektedir.
Bu yüzden ne fazla kıllı, ne de fazla kılsız olması gerekir.
Omuzları
kıllı olan insanlar da başladıkları işi bitirmezler. Bu kuş tipine
uygun gelmektedir. Boynunun arka tarafı tüylü olan insanlar asildirler.
Bu aslan tipine uygun gelmektedir.
Sakalı seyrek olan insanlar dengeli karaktere sahiptirler. Bu köpek tipine uygun gelmektedir.
Kaşları
kalın olan insanlar somurtkandırlar. Kaşları, burun tarafta aşağıya
doğru sarkan ve şakaklara doğru yukarı kalkan insanlar saftırlar. Bu
domuz tipine uygun gelmektedir.
Baştaki Tüyler
Saçları düz olan
insanlar korkaktırlar. Kıvırcık saçlı insanlar da korkaktırlar. Bu Habeş
tipine uygun gelmektedir. Dolayısıyla, gerek düz, gerekse kıvırcık
saçlar korkaklığı sembolize ettiği için az dalgalı saçlar yüksek manevi
değerleri ifade etmektedir. Bu aslan tipine uygun gelmektedir.
Alın
üzerinde yukarıya ve arkaya doğru yönelen saçlara sahip kişiler
asildirler. Bu aslan tipine uygun gelmektedir. Burun hizasında alının
ortasına doğru saçları olan insanlar aşağı ve bayağıdırlar. Nitekim bu
durum kölelere özgüdür.
Ses
Ses tonu aşağı olan insanlar
küstahtırlar. Bu eşek tipine uygun gelmektedir.Alçak tondan başlayıp
yüksek tonla bitiren insanlar tatmin olmayan ve şikayetçi insanlardır.
Bu öküz tipine uygun gelmektedir. Yüksek, alçak ve kırılan bir sesle
konuşanlar sapıktırlar. Bu kadın tipine uygun gelmektedir. Yüksek ve
düzgün bir sesle konuşanlar köpeklere benzetilebilir. Zayıf, gevşek bir
sesle konuşanlar sakindirler. Bunlar koyun tipine uygun gelmektedirler.
Yüksek sesle konuşan ve bağıran insanlar şehvetlidirler. Bunlar keçilere
benzemektedir.
Yaşamda Bakışlar
Tarih boyunca göz ve insan davranışı üzerindeki
etkileriyle uğraştık durduk. Hepimiz Gözleriyle onu parçaladı , Kocaman
bebek gözleri var , Gözlerini kaçırıp duruyor , Çok davetkar gözleri var
, Gözünde öyle bir pırıltı vardı ya da Bana en kötü bakışıyla baktı
gibi ifadeler kullanmışızdır. Bu gibi ifadeleri kullandığımızda farkında
olmadan kişinin gözbebeklerinin büyüklüğünden ve bakışla ilgili
davranışlarından bahsederiz. The Tell-Tale Eye ad11 kitabında Hess,
vücudun odak noktası olduklarından ve gözbebekleri de bağımsız hareket
ettiğinden gözlerin tüm insan iletişim işaretleri arasında en açıklayıcı
ve doğru bilgileri verdiğini söylemiştir.Belli ışık durumlarında,
kişinin ruh hali ve tavrı olumludan olumsuza veya olumsuzdan olumluya
geçerken gözbebekleri küçülür veya büyür. Heyecanlanan birisinin
gözbebekleri normal büyüklüklerinin dört katına çıkabilir. Tam tersine,
kızgın, olumsuz bir ruh hali gözbebeklerinin minik boncuk gözler ya da
yılan gözleri olarak bilinen şekilde küçülmesine yol açar. Flört
sırasında gözler oldukça fazla kullanılır, kadınlar gözlerini vurgulamak
için göz makyajı yaparlar. Bir kadın bir erkeği severse ona bakarken
gözbebeklerini büyütecek ve erkek de farkında olmadan bu bilgiyi doğru
yorumlayacaktır. Bu nedenle romantik buluşmalar gözbebeklerinin
büyümesine neden olan loş yerlerde gerçekleşir.Birbirlerinin gözlerine
bakan genç aşıklar farkında olmadan gözbebeklerinin büyüyüp büyümediğine
bakmaktadırlar. Her birİ diğerinin gözbebeklerinin büyümesinden
heyecanlanır. Araştırmalar, kadın ve erkekleri cinsel pozisyonlarda
gösteren pornografik filmler erkeklere gösterildiğinde gözbebeklerinin
normal büyüklüklerinin üç katına kadar çıkabildiğini göstermiştir. Aynı
filmler kadınlara gösterildiğinde gözbebeklerindeki büyüme
erkeklerdekinden daha fazladır. Bu da kadınların pornografiden erkeklere
göre daha az etkilendikleri iddiasıyla ilgili şüphelere neden
olmaktadır.Bebekler ve çocukların gözbebekleri yetişkinlerinkinden daha
büyüktür yetişkinlerin yanındayken onlara olabildiğince çekici görünerek
sürekli olarak dikkatlerini çekme çabasıyla gözbebekleri sürekli olarak
büyür.Uzman kağıt oyuncularıyla yapılan deneylerde rakipleri koyu renk
gözlük taktığında oyuncuların daha az el kazandıkları görülmüştür.
Örneğin, bir poker oyununda rakibine dört as gelmesi durumunda uzman
onun gözbebeklerindeki hızlı büyümeyi bilinçli olmadan fark edecek ve bu
elde oyunu yükseltmemesi gerektiğini hissedecektir. Rakiplerin koyu
gözlük takması gözbebeği işaretlerini ortadan kaldırarak uzmanların daha
az el kazanmalarına neden oldu. Gözbebeği takibi fiyat pazarlığı
sırasında alıcıların gözbebeği büyümesini izleyen eski Çinli mücevher
tacirleri tarafından kullanılırdı. Yüzyıllar önce, fahişeler
gözbebeklerini büyüterek daha arzulanır olabilmek için gözlerine
dulavratotu losyonu damlatırlardı. Merhum Aristotle Onassis in
düşüncelerinin gözlerinden okunmaması için iş görüşmeleri sırasında koyu
renk gözlük taktığı bilinirdi.
Bakışlarla İlgili Davranışlar
İletişim
için gerçek bir temel ancak karşınızdakiyle göz göze geldiğinizde
atılabilir. Bazı insanlarla konuşurken kendimizi çok rahat hissederken
başkalarıyla rahatsız olur hatta bazılarını da güvenilmez buluruz. Bu
aslında bize baktıkları veya konuşurken bakışlarımıza karşılık
verdikleri süreyle ilişkilidir. Birisi dürüst değilse veya bir şeyler
gizliyorsa bakışları bizimkilerle toplam zamanın üçte birinden daha az
oranda karşılaşacaktır. Bakışlarınız karşınızdakinin bakışlarıyla toplam
zamanın üçte ikisinden daha uzun süreyle karşılaşıyorsa bunun anlamı
şunlardan biridir: birincisi sizi çok ilginç veya çekici buluyordur;
ikincisi de size karşı saldırgan bir tavrı vardır ve gözbebekleri de
büzüşüyorsa sözel olmayan bir meydan okumada bulunuyor olabilir. Argyle a
göre A, B den hoşlanıyorsa ona çok bakacaktır. Bu da B nin A nın
kendisinden hoşlandığını düşünmesine neden olacak ve bunun sonucu olarak
B de A dan hoşlanacaktır. Başka deyişle başka birisiyle iyi bir ilişki.
kurmak için toplam zamanın yüzde 60- 70 inde onunla göz göze gelmeniz
gerekir. Bu onun sizden hoşlanmasını da sağlayacaktır. Bu nedenle
bakışları sizinkilerle toplam zamanın üçte birinden daha az süreyle
karşılaşan çekingen ve utangaç birine pek güven duymamanız çok
normaldir.Görüşmeler sırasında karşınızdakilerin kendilerin süzdüğünüz
hissine kapılmamaları için koyu renk gözlük takmaktan
kaçınmalısınız.Vücut dili ve hareketlerin çoğu gibi bir insanın başka
birisine bakış süresi de kültüre bağlı bir şeydir. Güney Avrupalıların
başkalarına rahatsız edici gelebilecek yüksek bir bakış sıklığı varken
Japonlar da konuşurken karşıdakinin yüzü yerine boynuna bakarlar.
Bakışın süresi kadar bakışınızı karşınızdakinin yüzünün hangi coğrafi
bölgesine yönlendirdiğiniz de önemlidir. Bu da bir görüşmenin sonucunu
etkileyebilir. Bu işaretler sözel olmayan şekillerle iletilir ve alınır
ve alıcı tarafından da doğru şekilde yorumlanır.