17 Mart 2012

MEVLAM GÖR DİYEREK İKİ GÖZ VERMİŞ SESLİ

Mevlam Gör Diyerek İki Göz Vermiş

Mevlam gör diyerek iki göz vermiş
Bilmem ağlasam mı ağlamasam mı
Dura dura bir sel oldum erenler
Bilmem çağlasam mı çağlamasam mı

Yoksulun sırtından doyan doyana
Bunu gören yürek nasıl dayana
Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana
Bilmem söylesem mi söylemesem mi

Mahzuni Şerif'im dindir acını
Bazı acılardan al ilacını
Pir Sultanlar gibi darağacını
Bilmem boylasam mı boylamasam mı

Aşık Mahzuni Şerif - Afşin

MECNUN İLE SOKAK KÖPEĞİ SESLİ

Anlatılır ki;
Mecnun'un Babası oğlunun bu durumuna çok üzülür ve onu arayıp çölde bir köşede bulur. "Leyla bizdedir" diye kandırıp onu eve getirir. Evde Mecnun'a öğütler verir, hangi kızı beğenirse alacağını söyler. Ancak gözü Leyla'dan başkasını görmeyen Mecnûn yine çöllere döner.
Mecnun'un babası çaresiz kalınca kabilesinin büyükleriyle birlikte Leyla'yı istemeye gider. Leyla'nın babası Kays'ın artık "mecnun" (deli, çılgın) diye anıldığını, bu durumda bir deliye kız veremeyeceğini söyler. Ancak iyileştiği taktirde kızını Kays'a verebileceğini söyler.
Mecnun'un babası oğlunu bulup bu sözleri ona aktarır. Mecnun ise akıllanmasının kendi elinde olmadığını söyleyerek babasın­dan yardım ister. Babası en iyi doktorları çağırır, Mecnun'u iyileştirmeye çalışır; ama başaramazlar. Babası Mecnun'u Kabe'ye götürür ve bu dertten kurtulması için Allah'a yalvarmasını ister. Gittikçe Leyla'dan çok aşkın büyüsüne kapılan Mecnun ise tersine derdinin artması için dua eder. Kâbe'de şu gazeli okur:
Bu gazel, Mecnûn'un münacâtıdur:
Yâ Râb 6ela'yı aşk-ile kılâşinâ meni
Bir dem 6e(â-yı aşıdan etme cüda meni

Az eyleme inayetimi ehl-i derdden
Yani ki çok belâlara kıl mübtelâ meni

Oldukça men götürme Belâdan irâdetüm
Men isterem belâyı çü ister belâ meni

Temkinümi belâ-yı mahabbetde kılma süst
Tâ dûst ta'n edüp demeye bî-vefâ meni

Getdükçe hüsnin eyle ziyâde nigârumun
Geldükçe derdine beter et mübtelâ meni

Men handan u mülâzemet-i i'tibâr ü câh
Kıl kâbil-i saâdet-ifakr ufenâ meni

Eyle zaîf kıl tenüm firkatinde kim
vaslına mümkün olayetürmek sabâ meni

Nahıvet kılup nasib fuzulî kimi mana
Yâ Rab mukayyed eyleme mutlak nana meni

Bu gazel Mecnûn'un yalvarmasıdır.

Alahım Beni aşk belasıyla dost eyle, beni bir an olsun aşk belâsından ayırma.
Dert çekenlerden yardımını azaltma, yani beni çok belâlara düşür.
Ben var oldukça (benden) belâ isteğimi eksik etme; ben belâyı isterim; çünkü belâ da beni ister.
Aşk belâsında ağırbaşlılığımı bozma, sonra dost (beni) ayıplayıp da bana vefasız demesin.
Sevgilinin güzelliğini daha da arttır, (o) geldikçe beni onun derdine daha beter tutkun et.
Ben nerede, dünya varlığına, büyüklüğe özenip bağ­lanmak nerede? Beni yoksulluğun ve yok olmanın mutluluğunu kabul edici yap.
Onun ayrılığında vücudumu öyle zayıflat ki, sabah yeli beni götürüp ona kavuştursun.
Allah'ım! Fuzûlî gibi bana (da) gururu, kibri nasip edip beni benliğime sımsıkı bağlama...Fuzulü üstadın Leyla Mecnunu bu...galiba İskender pala da okumuştuk..
--------------------

HAZ.HACER VE ZEMZEM SESLİ

Bir ananın gözyaşları rahmet,
kanayan yüreği kaynak olmuştu.
Bu su ,

ananın şefkati gibi ,
hiç bitmeyecek ;
kızgın çölde anayı temsil eder gibi akacaktı.
Kıyamete kadar gözyaşlarımla bereket bulacaktı..
Zemzem, bir ananın hayat çığlığı...
Zemzem, bir ananın gözyaşları...
Zemzem, bir ananın yokluğu var eden aczi...
Zemzem, bir ananın rahmet akıtan sabrı...
Zemzem, tevekkül,
Zemzem, teslimi duruş,
Zemzem , isyansız kadın,
Zemzem, bir kadının sevgisi,
Zemzem, bir kadının şefkatinin suya dönişmesi,
Zemzem, bir kadının kalbinin şıpırtıları,
Zemzem, say,
Zemzem, aşk,
Zemzem , ana.....ve zemzem??

VEYSEL KARANİ HAZRETLERİ..SESLİ


Kapısına gelip kokusunu bırakmak...
Görmeden görülmek...
Aşktandır...

--------------------

16 Mart 2012

SENDE GİT,SENDE UNUT KİMLER GİTMEDİ Kİ


Giden Sevgiliye Son Mektup
Seni ne çok sevdim ben. Ne çok gözyaşı döktüm senin için. Geceleri sen yatağında meleklerin kanatlarıyla uçarken ben penceremin önünde senin rüyana girmek için dua ederdim. Bir bakışına, bir dudak kıvrımında titreşen gülüşüne ulaşmak için dünyanın bütün çiçeklerini önüne sererdim.
Şiirler, şarkılar, sevgiler içimde tutuşan bir ateş, onun yangınında senin için kül kesildim. Ağır hastalar geceyi zor geçirir. Sabahı bekler kırgın yürekler, hasta umutlar, yalnız ruhlar. Yalnızdı gecelerim. Hastaydı gecelerim. Kan kaybından giden bir yaralı gibi umarsızdı gecelerim. Bir uçurumun kenarına beni taşıyan karabasandı gecelerim. Adına yalnızlık dedim. Sensizlik dedim.. Sen beni bilmedin, beni tanımadın, beni sevmedin.. Bu bir ölümdü, bu bir fermandı .. Bıçak kesmez artık beni, ip asmaz, çeküller yüreğimi taşımaz. Yaşamak mümkün değil, yalnızlık karanlık kapılarıyla üstüme kapandı. Amansız acılar içindeyim.
Ey Sevdiğim.. Ben seni ne çok sevdim. Dünya bildi, bir sen bilmedin. Yalnızlığın diğer adı aşka karşılık almamaktır. Kaçılamayacak kadar yakın, tutulamayacak kadar uzak bir yerdesin.. Benim aşkıma yalnızlık kucak açtı. Senin yokluğuna dokundum, içim yandı. Odamın çıldırtan sessizliğinde sana seslendim. Yankısı döndü dolaştı, senin kapıların bana kapalı. Kendi sesim yine bana ulaştı. Anladım ki beni hiç duymayacaksın.
Sana sitem edemem. Sana kırılamam. Bir tek dileğim var senden, son bir tek isteğim.

O da MUTLU OLMAN.
MUTLU OL SEVDİĞİM..
BİRİCİĞİM.. AŞKIM. NEREYE,
KİME GİDERSEN GİT YETER Kİ SEN MUTLU OL…

Sana hiçbir şey söylemek istemiyorum. Bütün sözcükler yetersiz.. Hiçbir şey yazmak istemiyorum. Engin denizlerde kulaç attığım, üstüme gökkuşağını kuşandığım bu aşk yalanmış. Şimdi karanlık sularda boğuluyorum. Gökyüzü kurşun gibi ağır. Ne yana dönsem yalan. Gülüşler yalan, vaatler yalan..İnsanlar yalan. Ben seni mi sevdim..Senin gözlerinle mi baktım dünyaya.. senin ellerinle mi çiçek derledim.. sevinçti, aşktı göğsüme bastım. Kocaman bir yalanı seninle mi yaşadım?
Gözlerine baktığım zaman cennet bahçesine geçerdim.. Bir aldatmacaymış, kötü bir rüya.. Kötülüğün bile bir yüzü vardır, bir görünüşü.. ama en beteri buymuş.. bu aldatmaca. Bir masal olsaydın razıydım, bir şiir olsaydın, alır saklardım.Güzel bir yüz kalırdı senden geriye, hoş bir anı.. kimsenin dokunamıyacağı bir tarih. Ama hiçbir şey kalmadı.. Bir yokluğu varsaymışım. Bir HİÇ’e sarılmışım. Çölde serap bile değilsin. Serabın gizli ışığı vardır. Sen ışığı yutan karanlık.. bir kör kuyu.. Ben kör kuyularda kaynak suyu aramışım.
Nasıl olsa biterdi bu aşk. Ama unutulmaz bir hatıra, gençliğin en güzel anısı olarak kalsaydı.. Sen hiçbir şeyin değerini bilmedin. Kökün çürük, yaprağın kül, meyvan zehirmiş. Ben seni aşkın yerine koymuş aldanmışım. Kabahat sende değil, ben insan tanımamışım.
Sana karşı öfke duymuyorum, kırgın değilim, kızgın değilim.. Çünkü sen zaten yokmuşsun. Asıl kızılacak kişi benim.. Küçücük bir toz tanesini bir mücevher sanmışım. Senin ihanetin bana koymadı..Beni kahreden, beni yokeden, beni bin pişman eden tek şey.. bir aşk yaratmış tek başına yaşamışım. Sen zaten yokmuşsun ki.. senin neyine yanayım?
Sevgilim
Sen gideli kaç saat oldu ? Kaç gün geçti, kaç hafta..? Saymadım.. Bana yüzyıllar geçmiş gibi geliyor. Son anda sen giderken gözlerinin buğusunu bıraktın.. Şimdi sis içinde bütün dünya. Çiçekler gözyaşlarımı içti, sen onları kırağı sanırsın, çiy sanırsın.. oysa hepsi benim gözyaşlarımla ıslak..
Sevgilim özlüyorum seni.. Bir balta indirildi, içimden bir ağaç köküyle devrildi. Gözlerimden akan yaştan belli değil mi, içim kanıyor. Özlem bir bulut gibi sarıyor beni, kuşatıyor . Seni sevmek bir sonsuzluk gibi büyüyor içimde. Haftanın her gününe, geçen her saate senin adını verdim. Senin adınla başlıyor mevsimler, yıllar sen varsan içinde, geçerli…
Özlem bir yağmur gibi yağıyor üstüme. Damlalar yüreğime vuruyor. Gecenin karanlığında bir başınayım.Uykularım bölük pörçük. Bütün rüyalarımda sen.. gözlerim kapanır kapanmaz gözlerin yaklaşıyor. Sonra bir rüzgar alıp seni, benden uzaklara götürüyor.
Geceler boyu sabahlayıp uğruna, boşluğa düştüğüm sevdiğim, bir tanem, gözbebeğim.. Yüreğimden mühürlendim sana.. Şiirler havalanıyor kuşlar gibi, şarkılar ağlıyor yokluğuna.. Sevgilim hayatı sende buldum ben, tükenirsem sen tüketirsin beni.
Yoksun, gittin, tek başına koydun… Bu nasıl bir özlemdir, kendi gövdem ateşten bir gömlek.. yanıyorum..Yetti artık, yetiş n’olur dayanamıyorum.
Sana baktığım zaman gözlerim kamaşıyor. İnce bir rüzgar esiyor saçlarının arasından, bütün denizler deviniyor .. binlerce güneş parlıyor gözbebeklerinde.. senin ışığın öyle parlak ki gökyüzündeki utancından eriyor
Sana dokunduğum zaman sudan geçer gibi ellerim, senin beyazlığınla arınıyor. Yüreğimin içinden ırmaklar akıyor. Sana dokunduğum zaman nefes alamıyorum, soluğum kesiliyor.Sana dokunduğum zaman boyut değiştiriyorum.. bütün renkler yenileniyor.
Bir masanın başında oturuyorsun, elinde çay bardağı… Diyelim ki çay içiyorsun. Senin oturduğun masa birden anlam kazanıyor. Çay daha lezzetli, masa daha sevimli, bulunduğun oda huzur veriyor.
Sen yürüdüğün zaman bastığın kuru toprakta çimen bitiyor, çevrende güller açıyor. Kuşlar havalanıyor sevinçle mavi gökyüzüne. Senin el sürdüğün yerden bereket fışkırıyor.
Ah sevgilim.. yüreğimin ateşi, başımın dumanlı yüce dağı, dinim kadar imanım kadar güvendiğim ey güzel insan.. seni kimse benim gözlerimle görmüyor. Sana sıradan biriymişsin gibi, yüzüne bile bakmadan bir söz söylüyor, cevabındaki gizemi fark etmiyor. Seninle kurulan cennet umurlarında değil.. Ama senin yüzüne bakıyorlar, onlara gülümsüyorsun, sana uzanıyorlar ses etmiyorsun. Verdiğin nimetin farkında değiller. Ben sana niçin onlarla berabersin diye hesap sormuyorum. Ama onlar senin değerini bilmiyorlar.
Bunun adı kıskançlıksa evet.. Seni kıskanıyorum.. Ama bu, sana layık olmayanların vurdumduymazlığından kaynaklanıyor. Kimse seni bulunduğun yerden bir santim aşağıda göremez, görmemeli.. İşte o zaman çıldırıyorum. Sana uzanan elleri kırmak, sana bakan gözlere mil çekmek istiyorum.
Sen burada, benim dünyamda, teksin, ulaşılmazsın. Sana ulaştığını sanan herkese lanet ediyorum. Çünkü onlar seni benim gözümle seni görmüyorlar.

NASIL OLDU DA BIRAKABİLDİN BU YÜREĞİMİ

 

Gitti

Nasıl oldu da bırakabildin bu yüreğimi
Benim ölüme kadar sana verdiğim sevgimi
Neden böyle oldu
Susturdun sana aşığım diyen bu sesi

Düşünerek çıkamıyorum işin içinden
Yüreğimde bir yara kanayıp duruyor inceden
Hiç unutamam herhalde
Kurtulamam rüyalarıma giren o kara geceden

Bir zamanlar beni sevdiğini söyleyen
Benimle ağlayıp benimle gülen
Artık yokum diyordu
Ben onun için yaşarken

Bir yürek vardı onun için çarpan
Bir bebek onun sayesinde gülücükler saçan
Ve bir insan vardı
Desteğiyle bu dünyaya karşı duran

Şimdi ne sevgi kaldı ne de sevgili
Yürek paramparça sevemez oldu kimseyi
Gülen yüzlü bebek de bir hayal oldu şimdi
Dünyayı karşısına alan o kişi yok
Sevgisiz, umutsuz, yarınsız ve mutsuz ölüp gitti

GERÇEK OLAN PAYLAŞMAKTIR

  • 4 mart - 16 mart tarihleri arasında

  •  insanokur.org 'da

  •  yayımlanan yazılar ve tanıtılan kitaplar

  • Silinmesin *T6952550267*DOSYA GÖNDERME FORMU(HUKUK)YARGITAY 20. HUKUK DAİRESİ BAŞKANLIĞINA ANKARADOSYAYA İLİŞKİN BİLGİLERMAHKEMESİKARAR TAR...