16 Mart 2012

SENDE GİT,SENDE UNUT KİMLER GİTMEDİ Kİ


Giden Sevgiliye Son Mektup
Seni ne çok sevdim ben. Ne çok gözyaşı döktüm senin için. Geceleri sen yatağında meleklerin kanatlarıyla uçarken ben penceremin önünde senin rüyana girmek için dua ederdim. Bir bakışına, bir dudak kıvrımında titreşen gülüşüne ulaşmak için dünyanın bütün çiçeklerini önüne sererdim.
Şiirler, şarkılar, sevgiler içimde tutuşan bir ateş, onun yangınında senin için kül kesildim. Ağır hastalar geceyi zor geçirir. Sabahı bekler kırgın yürekler, hasta umutlar, yalnız ruhlar. Yalnızdı gecelerim. Hastaydı gecelerim. Kan kaybından giden bir yaralı gibi umarsızdı gecelerim. Bir uçurumun kenarına beni taşıyan karabasandı gecelerim. Adına yalnızlık dedim. Sensizlik dedim.. Sen beni bilmedin, beni tanımadın, beni sevmedin.. Bu bir ölümdü, bu bir fermandı .. Bıçak kesmez artık beni, ip asmaz, çeküller yüreğimi taşımaz. Yaşamak mümkün değil, yalnızlık karanlık kapılarıyla üstüme kapandı. Amansız acılar içindeyim.
Ey Sevdiğim.. Ben seni ne çok sevdim. Dünya bildi, bir sen bilmedin. Yalnızlığın diğer adı aşka karşılık almamaktır. Kaçılamayacak kadar yakın, tutulamayacak kadar uzak bir yerdesin.. Benim aşkıma yalnızlık kucak açtı. Senin yokluğuna dokundum, içim yandı. Odamın çıldırtan sessizliğinde sana seslendim. Yankısı döndü dolaştı, senin kapıların bana kapalı. Kendi sesim yine bana ulaştı. Anladım ki beni hiç duymayacaksın.
Sana sitem edemem. Sana kırılamam. Bir tek dileğim var senden, son bir tek isteğim.

O da MUTLU OLMAN.
MUTLU OL SEVDİĞİM..
BİRİCİĞİM.. AŞKIM. NEREYE,
KİME GİDERSEN GİT YETER Kİ SEN MUTLU OL…

Sana hiçbir şey söylemek istemiyorum. Bütün sözcükler yetersiz.. Hiçbir şey yazmak istemiyorum. Engin denizlerde kulaç attığım, üstüme gökkuşağını kuşandığım bu aşk yalanmış. Şimdi karanlık sularda boğuluyorum. Gökyüzü kurşun gibi ağır. Ne yana dönsem yalan. Gülüşler yalan, vaatler yalan..İnsanlar yalan. Ben seni mi sevdim..Senin gözlerinle mi baktım dünyaya.. senin ellerinle mi çiçek derledim.. sevinçti, aşktı göğsüme bastım. Kocaman bir yalanı seninle mi yaşadım?
Gözlerine baktığım zaman cennet bahçesine geçerdim.. Bir aldatmacaymış, kötü bir rüya.. Kötülüğün bile bir yüzü vardır, bir görünüşü.. ama en beteri buymuş.. bu aldatmaca. Bir masal olsaydın razıydım, bir şiir olsaydın, alır saklardım.Güzel bir yüz kalırdı senden geriye, hoş bir anı.. kimsenin dokunamıyacağı bir tarih. Ama hiçbir şey kalmadı.. Bir yokluğu varsaymışım. Bir HİÇ’e sarılmışım. Çölde serap bile değilsin. Serabın gizli ışığı vardır. Sen ışığı yutan karanlık.. bir kör kuyu.. Ben kör kuyularda kaynak suyu aramışım.
Nasıl olsa biterdi bu aşk. Ama unutulmaz bir hatıra, gençliğin en güzel anısı olarak kalsaydı.. Sen hiçbir şeyin değerini bilmedin. Kökün çürük, yaprağın kül, meyvan zehirmiş. Ben seni aşkın yerine koymuş aldanmışım. Kabahat sende değil, ben insan tanımamışım.
Sana karşı öfke duymuyorum, kırgın değilim, kızgın değilim.. Çünkü sen zaten yokmuşsun. Asıl kızılacak kişi benim.. Küçücük bir toz tanesini bir mücevher sanmışım. Senin ihanetin bana koymadı..Beni kahreden, beni yokeden, beni bin pişman eden tek şey.. bir aşk yaratmış tek başına yaşamışım. Sen zaten yokmuşsun ki.. senin neyine yanayım?
Sevgilim
Sen gideli kaç saat oldu ? Kaç gün geçti, kaç hafta..? Saymadım.. Bana yüzyıllar geçmiş gibi geliyor. Son anda sen giderken gözlerinin buğusunu bıraktın.. Şimdi sis içinde bütün dünya. Çiçekler gözyaşlarımı içti, sen onları kırağı sanırsın, çiy sanırsın.. oysa hepsi benim gözyaşlarımla ıslak..
Sevgilim özlüyorum seni.. Bir balta indirildi, içimden bir ağaç köküyle devrildi. Gözlerimden akan yaştan belli değil mi, içim kanıyor. Özlem bir bulut gibi sarıyor beni, kuşatıyor . Seni sevmek bir sonsuzluk gibi büyüyor içimde. Haftanın her gününe, geçen her saate senin adını verdim. Senin adınla başlıyor mevsimler, yıllar sen varsan içinde, geçerli…
Özlem bir yağmur gibi yağıyor üstüme. Damlalar yüreğime vuruyor. Gecenin karanlığında bir başınayım.Uykularım bölük pörçük. Bütün rüyalarımda sen.. gözlerim kapanır kapanmaz gözlerin yaklaşıyor. Sonra bir rüzgar alıp seni, benden uzaklara götürüyor.
Geceler boyu sabahlayıp uğruna, boşluğa düştüğüm sevdiğim, bir tanem, gözbebeğim.. Yüreğimden mühürlendim sana.. Şiirler havalanıyor kuşlar gibi, şarkılar ağlıyor yokluğuna.. Sevgilim hayatı sende buldum ben, tükenirsem sen tüketirsin beni.
Yoksun, gittin, tek başına koydun… Bu nasıl bir özlemdir, kendi gövdem ateşten bir gömlek.. yanıyorum..Yetti artık, yetiş n’olur dayanamıyorum.
Sana baktığım zaman gözlerim kamaşıyor. İnce bir rüzgar esiyor saçlarının arasından, bütün denizler deviniyor .. binlerce güneş parlıyor gözbebeklerinde.. senin ışığın öyle parlak ki gökyüzündeki utancından eriyor
Sana dokunduğum zaman sudan geçer gibi ellerim, senin beyazlığınla arınıyor. Yüreğimin içinden ırmaklar akıyor. Sana dokunduğum zaman nefes alamıyorum, soluğum kesiliyor.Sana dokunduğum zaman boyut değiştiriyorum.. bütün renkler yenileniyor.
Bir masanın başında oturuyorsun, elinde çay bardağı… Diyelim ki çay içiyorsun. Senin oturduğun masa birden anlam kazanıyor. Çay daha lezzetli, masa daha sevimli, bulunduğun oda huzur veriyor.
Sen yürüdüğün zaman bastığın kuru toprakta çimen bitiyor, çevrende güller açıyor. Kuşlar havalanıyor sevinçle mavi gökyüzüne. Senin el sürdüğün yerden bereket fışkırıyor.
Ah sevgilim.. yüreğimin ateşi, başımın dumanlı yüce dağı, dinim kadar imanım kadar güvendiğim ey güzel insan.. seni kimse benim gözlerimle görmüyor. Sana sıradan biriymişsin gibi, yüzüne bile bakmadan bir söz söylüyor, cevabındaki gizemi fark etmiyor. Seninle kurulan cennet umurlarında değil.. Ama senin yüzüne bakıyorlar, onlara gülümsüyorsun, sana uzanıyorlar ses etmiyorsun. Verdiğin nimetin farkında değiller. Ben sana niçin onlarla berabersin diye hesap sormuyorum. Ama onlar senin değerini bilmiyorlar.
Bunun adı kıskançlıksa evet.. Seni kıskanıyorum.. Ama bu, sana layık olmayanların vurdumduymazlığından kaynaklanıyor. Kimse seni bulunduğun yerden bir santim aşağıda göremez, görmemeli.. İşte o zaman çıldırıyorum. Sana uzanan elleri kırmak, sana bakan gözlere mil çekmek istiyorum.
Sen burada, benim dünyamda, teksin, ulaşılmazsın. Sana ulaştığını sanan herkese lanet ediyorum. Çünkü onlar seni benim gözümle seni görmüyorlar.

NASIL OLDU DA BIRAKABİLDİN BU YÜREĞİMİ

 

Gitti

Nasıl oldu da bırakabildin bu yüreğimi
Benim ölüme kadar sana verdiğim sevgimi
Neden böyle oldu
Susturdun sana aşığım diyen bu sesi

Düşünerek çıkamıyorum işin içinden
Yüreğimde bir yara kanayıp duruyor inceden
Hiç unutamam herhalde
Kurtulamam rüyalarıma giren o kara geceden

Bir zamanlar beni sevdiğini söyleyen
Benimle ağlayıp benimle gülen
Artık yokum diyordu
Ben onun için yaşarken

Bir yürek vardı onun için çarpan
Bir bebek onun sayesinde gülücükler saçan
Ve bir insan vardı
Desteğiyle bu dünyaya karşı duran

Şimdi ne sevgi kaldı ne de sevgili
Yürek paramparça sevemez oldu kimseyi
Gülen yüzlü bebek de bir hayal oldu şimdi
Dünyayı karşısına alan o kişi yok
Sevgisiz, umutsuz, yarınsız ve mutsuz ölüp gitti

GERÇEK OLAN PAYLAŞMAKTIR

  • 4 mart - 16 mart tarihleri arasında

  •  insanokur.org 'da

  •  yayımlanan yazılar ve tanıtılan kitaplar

  • ÇİN DE BULUNAN PİRAMİTLERİNİN SIRRI....

    ÇİN PİRAMİTLERİNİN SIRRI....

    Çin'de, Tarihten saklanan
    "Uygur (Türk)"lar
    tarafından yapılan piramitler.

    Mısır piramitlerinden yüzyıllar önce yapılan
    ve Mısır piramitlerinden daha yüksek
    ve büyük olan piramitleri yapan..


    Çin'de tarihten saklanan Uygur (Türk) Piramitleri

    Uygur bölgsinde bulunan piramitler
    mısır piramitlerinden yüksek ve büyük.

    Çin hükümeti buraya girişi tamamı ile yasaklamıştır.
    Çünkü bu piramitlerin içinde
    Proto-Türk (ilk yazılar) mevcuttur.

      

    Arkeologların dahi girişine kati surette izin verilmiyor.
    Eğer  Arkeologlara izin verilmiş olsa.
    Dünya tarihinin tekrar baştan yazılması gerekebilir.

    Bugün çin sınırları içerisinde yer alan XİAN şehrine 100 km uzaklıkta
    "GİNG LİNG SHAN""dağlarında inşa edilmiş
    çevresi irili ufaklı 100 adet piramitla beraber
    300 metre yüksekliğinde bir PİRAMİT bulunmaktadır.

    Beyaz Piramit'in ikinci dünya savaşı sırasında
    çin'e yardım malzemesi götüren
    bir C-54 uçağından çekilen fotoğrafı
    1957 yılında ilk kez""LİFE"" dergisinde yayınlanmıştır.

    Bu Piramitleri araştırmak üzere
    1994 yılında ŞENSİ bölgesinde
    bir araştırma gezisi yapan
    Alman Bilim adamı
    Hartwig Hausdof
    kendi kolleksiyonundan
    birkaç resmin halka açılmasına izin vermiştir.


    Hausdorf'a göre Piramitlerin yapım tarihi
    en az...M.Ö.2500'ler civarındadır.
    Bölge ÇİN tarafından
    yasak bölge ilan edilmiş olduğundan dolayı.
    Piramitler içerisinde bulunan MUMYALAR
    Mısır medeniyetinden çok ileri bir teknikle
    Mumyalanmış olan cesetler
    ve Ön Türkçe yazıtlar üzerinde
    araştırma yapılamamaktadır.
    Piramitlerin ebat, Orijinal şekil ve büyüklükleri.
    Dikkat çekmemesi açısından
    ÇİN Hükümeti tarafından
    Maksatlı olarak Tesviye ve Kamufle edilmiştir.

      

    Piramitlerin üst tarafları kesilmiş
    ve üstleri toprakla doldurulup,
    Kamuflaj amacıyla ağaçlandırılmıştır.  
       

    Bu olağanüstü keşif batılı bilim adamları tarafından
    ısrarla görmezlikten gelinmekte
    ve insanlığın bilgisinden daha uzun süre saklanması
    mümkün olmayan bu piramitleri
    başka bir uygarlığa mal etmeyi amaçlayan
    maksatlı çalışmalar yapılmaktadır    

    Avrupa'da ve Dünyanın başka bölgelerinde yıllardır okunamayan
    yazılar okunuyor ve Türkçe oldukları anlaşılıyor....
    Bizlere de düşen çok şey var...
    Her şeyi yabancılardan beklememek....
    İmkan ölçüsünde kendi geçmişimizi araştırmak
    ve soyumuzun kime dayandığını elbette bilmemiz gerekir
    kültür açısından da önemlidir.......

    BİLİYORMUSUN BİR TANEM..?

    DERİN DERİN SOLUYORUM SENİ GECELERE


    DERİN DERİN SOLUYORUM SENİ GECELERE

    Bu akşam yine garip bir hüzün çöktü üstüme
    Hücrem soğuk bir tek sen varsın düşlerimde
    Demir kapı yine kapandı ağır ağır üzerime
    Kelepçeler yine vuruldu kilit kilit yüreğime
    Derin derin soluyorum seni gecelerce
    Duvarlara kazıdım ismini her köşeye
    Dudakların şeker gibiydi
    Baldan öte baldan ziyade
    Pembe pembe yanakların
    Gülden öte gülden ziyade
    Sabret gönül sabret
    Sakın isyan etme
    Bir gün elbet bitecek bu çile
    İsyan etme
    Dört kitaptan başlayalım istersen gel söze
    Orda öyle bir isim var ki
    Kuldan öte kuldan ziyade
    O'nu düşün o'na sığın
    O senden öte benden ziyade
    Bir sabah elbet güneş de doğacak penceremde
    Ama bil ki ateşin hala yanacak yüreğimde
    Gözyaşlarım akıp gidecek
    Selden öte selden ziyade
    Bir canım var vereceğim
    Baldan öte baldan ziyade
    Sabret gönül sabret
    Sakın isyan etme
    Bir gün elbet bitecek bu çile
    İsyan etme
    Dört kitaptan başlayalım istersen gel söze
    Orda öyle bir isim var ki
    Kuldan öte kuldan ziyade
    O'nu düşün o'na sığın
    O senden öte benden ziyade
    Bir ben var ki benim içimde
    Benden öte benden ziyade
    Bir sen var ki senin içinde
    Senden öte senden ziyade
    Bir ben var ki benim içimde
    Benden öte benden ziyade
    Bir sen var ki senin içinde
    Senden öte senden ziyade
    Barış Manço

    BÜYÜK SEVDALARA VURGUNUM


    Büyük Sevdalara Vurgunum

    Kalbimin bir yanı katran kara eskinin hükmünü giymiş,
     bir yanı geleceğe bakar tozpembe.
    Büyük sevdaların hayali tüccarıyım ben.
    Gitmediğim, gezmediğim ülke kalmadı düşlerimde.
    Her şehirde başka bir aşka vuruldum.
    Kim bilir kaç kere geldi bu gönlüm dünyaya,
    kim bilir kaç kere böyle büyük aşklarla örselendi.
    Düş bahçelerinin avare kızıydım belki,
    belki sadece vurgun yemiştim aşkın okyanusunda.
    Büyük, çok büyük sevdalara takılı benim gözüm.
    O yüzden küçük aşklarla zaman kaybedemem.
    Yüreksizlerle, ümitsizlerle, küskünlerle uğraşamam.
    Hedefim belli, yolum belli, sadece büyük aşklara pervaneyim.
    Büyük aşklara büyük yürekler gerekir.
    İçinde onur, cesaret ve erdem taşıyan gönüllerle yaşanır sevda dediğin.
    Üç paralık sevişmelerin ardında heba edilmez aşk dediğin;
    sarsılmış ve küçülmüş insan parçacıklarının oyuncağı olan, aşk değildir!
    Ben büyük sevdalara vurgunum.
    Büyük dalgalar gibi haşmetli ve sarmalayan,
    okyanus kadar hırçın ve tutkulu,
    güneş gibi kavurarak yakan,
    çikolata kadar lezzetli sevdaların peşindeyim.
    İşim olmaz kendini ahmakça ortaya salan yüreklerle.
    Olgunlaşmamış ruhların işidir aşk pazarlığı,
    kendini hırpalar onlar, bana ne!
    Ben lezzetli, büyük sevdaların izindeyim.
    O yüzden yalnızlığımla barışığım,
    o yüzden her elini uzatana gidemem.
    Derdim başka, aklım başka benim.
    Yüreğimden daha büyük bir kalbe çarpmak peşindeyim.
    Büyük sevdalara vurgunum ben.
    İçinde aşk kadar şiddetli acı olan;
    kendinden üstün, kendinden büyük yüreklerin yaşadığı sevdalara vurgunum.
    O yüzden şimdi biraz yalnız ve yorgunum
    ama asla umutsuz değil…

    Silinmesin *T6952550267*DOSYA GÖNDERME FORMU(HUKUK)YARGITAY 20. HUKUK DAİRESİ BAŞKANLIĞINA ANKARADOSYAYA İLİŞKİN BİLGİLERMAHKEMESİKARAR TAR...