Kıyamet Gerçekliği Külliyatından
İSEVİLİK İŞARETLERİ
İŞARAT-UL İSEVİYYE
2008 YILI ESERİDİR
TEVHİD inancına karşı uydurulan ve Yahudi asıllı PAVLOS adlı bir Hristiyan tarafından İSEVÎLİĞE sokulan bu yanlış inanç, çıkış noktasını PLATON’un insanî özelliklere ulûhiyyet yani ilâhlık sıfatlarını atfeden LOGOS FELSEFE’sinden almaktadır. Nicene Creed (Nicene Konseyi), Hristiyan imân esaslarının en yaygın belgesidir. Bu belgenin amacı, inanç birliği sağlamak ve dini hurafelerden arındırmaktı. İlk defa M.S. 325’te Roma İmparatoru Büyük Konstantin zamanında İznik kentinde, Nicaea Konsülü tarafından kabul edildi. Maksat, teslis inancıyla ilgili anlaşmazlıkları çözmekti. Fakat Konsey,HZ. İSA’nın Allah’ın kendisi olduğuna karar verdi.
İ.S. 381 yılında bir diğer konsey kuruldu ve bu üçüncü konsey teslis inancını resmileştirerek İncilin son halini tespit edip bundan böyle değişiklik yapılmamasına ve diğer İncillerin Apokrif (uydurma) olduğuna karar verdi. Nicene Creed’i tasdik eden pek çok Hristiyan, O’nun hem Allah’ın Oğlu olduğuna ve hem de Allah tarafından yaratılmış olduğuna, insanların günahlarına kefâret olmak üzere Allah’la ilişkileri düzeltmek için gönderildiğine, bir bakireden doğduğuna, çarmıha gerildiğine, gömüldüğüne, ölümünün üçüncü gününde diriltilerek göğe yükseltildiğine ve ikinci gelişine kadar orada kalacağına inanırlar. Bütün bu değişiklikler sonucunda, önce Hz. İsa’nın dini insan hayatını tümden kuşatıcı bir nizam olmaktan çıkmış, Şeriat’tan soyutlanmış, iman ve ahlakî kurallardan ibaret lâik (İnsanların dünyevî yaşantısından ve pozitif bilimlerden uzak ve sadece Kilisenin kontrolünde olan bir din anlayışı) bir din haline gelmiş, bunun sonucunda da Roma Putperest diniyle rahatça uzlaşabilmişti. Oysa Hz. İsa İncil’de, Şeriat’ın amelleri yanında ferdî hayatın gerekliliği üzerinde de şiddetle duruyordu. Teslis inancı, Hz. İsa’nın din-i hakikîsi olan İsevîliğe bilinen şekliyle üçüncü yüzyılın başlarında girmiştir. Gerek Sinoptik İnciller denilen Matta, Markos ve Luka’da O Allah’ın ‘seçilmiş’ ve ‘gönderilmiş’ bir peygamberi olarak sunulmakta, gerekse ilk Hristiyanlar böyle bir inançtan habersiz bulunmaktaydılar. Fakat Hz. İsa’dan sonra takipçileri arasında ayrılıkların çıktığı tarihî bir gerçektir. Bu ayrılıklar zamanla itikad alanına da sıçramış, nasıl ki İslâm siyasal ayrılıklar zamanla itikadî ayrılıklara dönüşmüşve bazı faktörlerin de etkisiyle Allah’ın sıfatları, kazâ-kader meselesi ve Kur’ân’ın mahluk olup olmadığı tartışılıp durmuşsa, aynı şeyler Hristiyanlıkda da olmuştur. Bunlara yol açanlardan ilki ve en önemlisi de PAVLOS olmuştur. Çünkü Pavlos, ‘Rasullerin İşleri’nden öğrendiğimize göre gezileri sırasında Yunanistan’a da uğramış, Epikürcü ve Stoacı filozoflarla temasları olmuş ve çok büyük ihtimalle PLATON’un Ruh’un bekâsı ve Allah’ın insan bedenine hulûl ettiğini savunan FELSEFÎ görüşlerinin etkisinde kalmıştır.
Yani bir bakıma İsevîliğe en büyük ve en önemli darbeyi vuran etkenin, Platon’un (Eflâtun olarak da geçer) Felsefî görüşlerinden kaynaklandığını ve fikirsel altyapısını O’nun tarafında geliştirilen LOGOS (İnsana ezeliyet atfeden bir felsefî görüş sistemidir. İnsan Ebedî’dir fakat Ruh’u ezelî değil, sonradan Allah tarafından yaratılmıştır) öğretisinden aldığını söyleyebiliriz. İşte, Platon’un geliştirdiği bu görüşleri kendi benimsediği İsevîlik diniyle birleştiren Pavlos ortaya Hristiyanlık adı altında gerçek İsevîlikten uzak, Hz. İsa’nın yani ölümlü bir insanın, Allah veya Allah’ın oğlu olduğunu savunan yeni bir din ortaya çıkarttı. Bu felsefî fikirlerin Hristiyanlıkta ilk kez, özellikle Platonik etkileri Kanonik İncillerin en son yazılanı olan ve ikinci yüzyılın başlarında kaleme alınan Yuhanna İncili’nde görüyoruz. Bu İncil, Logos öğretisini vererek başlamakta ve Hz. İsa’ya bir bakıma ezeliyet atfettiği gibi, ‘Allah’ın bir insana hulûl etmesi’ gibi ŞİRK’e (Allah’tan başka ilâh ve O’nun eşi ve benzeri olmadığına dayalı ‘TEVHİD’ inancının tam zıttı olan ve birden çok Tanrının veya Yaratıcının olduğuna dayalı tarihteki en büyük inkârcı fikir sistemlerinden birine) kapı açıcı ifadeler taşımaktadır. Bu Öğretinin temelini oluşturan ve İSEVÎLİĞİN, HRİSTİYANLIK halini almış şeklini oluşturan, ÜÇ YANLIŞ İNANÇ vardır:
Tarih boyunca, neredeyse İKİ BİN senedir bu sapkın ve yanlışİNANÇ, milyonlarca Hristiyanın inkâra sapmasına ve CEHENNEM’e gitmesine neden olmaktadır..
İlmî bir çerçevede ele alarak (Tarih, Coğrafya, Sosyoloji ve Arkeoloji gibi pozitif bilimlerin de yardımıyla) sırr-ı vahyin feyzi ve KUR’ÂN’ın ışığıyla aydınlatmaktır. Yani bu çalışma, Allah’ın Hz. Musa aracılığıyla İsrâiloğullarına vahyettiği yasaların tahrif edilmesi ve İncil’in Orijinali olan Allah’ın Hz. İsa’ya ilk gelişinde vahyettiği Kitabın ortadan kaybolması sebebiyle, varolan ve içinde tahrifatlarla birlikte birtakım doğru bilgilerin ve Hakikî İncil’den alıntıların ve parçaların da bulunduğu Kanonik ve Apokrif olarak kabul edilen İncillerdeki bilgileri, Kutsal Kitaptaki bilgileri; doğruya ve gerçeğe yaklaştırmak için yapılan bir düzeltme ve HRİSTİYANLIĞI İSEVÎLİĞE dönüştürme çalışması ve EHL-İ KİTAB’ın tabi olduğu iki büyük dini, yani HRİSTİYANLIK ve YAHUDİLİĞİ, ALLAH (C.C.) katında Hak Din olan İSLAMİYETLE birleştirerek üç dini İSEVÎLİK adı altında tek bir çatıda toplamaya çalışan ve Hz. İsa’nın ikinci gelişine zemin hazırlayan yeni bir çalışmadır. Hz. İSA’ya vahyedilen İNCİL’in ve Hz. MUSA’ya vahyedilen TEVRAT’ın ALLAH tarafından gönderilmiş ve TEVHİD inancına dayalı bir KİTAB olduğunu, insana ulûhiyet atfeden LOGOS ve KAOS TEORİSİ gibi FELSEFE’lerin geçersizliğini TARİHÎ ve MATEMATİKSEL verilerden, KUTSAL KİTAP metin ve belgelerinden ve ANTİK DÖNEM haritalarından yararlanarak İLÂN ve İSPÂT etmeye çalışan bir eserdir…
KIYÂMET GERÇEKLİĞİ KÜLLİYÂTI NEDİR?
Kıyâmet Gerçekliği Külliyâtı, âhir zaman yakın gelişecek önemli Kıyamet Alametlerini ve KUR’ÂN, HADİS, İNCİL ve KUTSAL KİTAP gibi dini kaynaklardaki bu konu ile ilgili yorumları ve te’villeri sırr-ı vahyin ve Kur’ân’ın feyziyle açıklamaya ve aydınlatmaya yönelik pozitif bilim dallarına (MATEMATİK, FİZİK, KİMYA, BİYOLOJİ, ASTRONOMİ, EDEBİYAT, TARİH, COĞRAFYA, ARKEOLOJİ, FELSEFE, EKONOMİ, SOSYOLOJİ GİBİ V.B.) yönelik oluşturulan bir eserler bütünüdür. Kıyamet Gerçekliği’nin asıl fonksiyonu ise, İMÂN-I TAHKİKÎ’yi elde etmek ve İLMELYAKÎN’den HAKKALYAKÎN’e çevirmektir. Kıyâmet Gerçekliği Külliyâtı, aynı zamanda geçmiş zamanda meydana gelmiş ve gelecekte gelişecek olan önemli dinî olayların ve pozitif bilim dallarının bu yöndeki önemli ve özet bilgisini içeren sonuçlarını, kullandığı üç aşamalı İSBAT, DELİL ve BÜRHAN Metodolojisiyle şimdiki zamanda ve elimizde hazır bir bilgi birikimi gibi gösteren, MANEVÎ BİR ZAMAN MAKİNASI’dır.
Kıyamet sürecindeki, Bilim ve İnsanlık tarihindeki önemli ve kritik olayları ve teorileri detaylarına ve derinliğine inerek, gerçekliğini ispat ve ilân eden, aynı zamanda o konuyu destekleyen grafiklerle görsel olarak ortaya koyan MANEVÎ BİR TEFSİR’dir. 1186 sayfadan oluşan Eski Antlaşma (TEVRAT) ve 436 sayfadan oluşan Yeni Antlaşma (İNCİL)’den oluşan KUTSAL KİTAP ile 600 Sayfadan oluşan KUR’ÂN’ın toplam sayfa sayısı 2222’dir ve bu özellikleriyle ÜÇ SEMAVÎ KİTAP, KIYAMET’e işaret eder ve İCMÂLLİ (ÖZET OLARAK) bir şekilde açıklar. Ayrıca Kur’ân’ın yaklaşık ÜÇ’te birlik bir bölümünü oluşturan 2222 âyeti de yine benzer şekilde KIYAMET ve HAŞİR meselesinden detaylı bir şekilde bahseder. Benzer şekilde, KIYAMET GERÇEKLİĞİ KÜLLİYÂTI da 2222 sayfadan oluşan toplam ÜÇ eserden meydana gelmiş olup, bu özelliğiyle KIYAMET’i yani DÜNYA’nın SONU’nu TAFSİLLİ (AYRINTILI OLARAK) bir şekilde ilân ve isbât eder. Dolayısıyla Kıyamet Gerçekliği Külliyatı, Kur’ân’ın âyet sayısı olan 6666’nın ALTI mertebesinden birisini içeren ve KIYAMET’i ilân ve isbât eden 1111 âyetini; yine Kur’ân’ın ÜÇ mertebesinden birisine işaret eden 2222 sayfadan MÜTEKAMİL (OLUŞAN) ilmî bir eserle tefsir ederek, aşağıda değineceğimiz ÜÇ önemli meseleye ilmî ve gerçekçi bir çözüm getirmeye çalışır. Kur’ân’daki ve diğer İslâmî kaynaklardaki âhir zamana yönelik konuları, bu ÜÇ önemli mesele ekseninde, her bir konuyu ait olduğu pozitif bilim dalına göre ispat ve izah eden, açıklayan ilmî bir eserdir.
Kıyamet Gerçekliği Külliyatı’nın asıl hedefi ise, tarihte ortaya atılmış olan en büyük inkarcı fikir sistemlerinin ortaya attığı fikirlerin geçersizliğini kendine özgü bu ilmî metodlarla izah ve isbât etmektir. Bu sebeple, insanlık tarihinde karşılaşılmış olan en temel dini problemlerin ortaya koyduğu önemli meselelere aklî ve ilmî delillerle çözüm getirmeye çalışır. Buna göre, Kıyamet Gerçekliği Külliyatı tüm tarih boyunca insanlığın kafasını meşgul etmiş olan ve aynı zamanda birçok insanın Şeytan’ın da vesvesesiyle CEHENNEM’e gitmesine sebep olan ve insanların büyük bir kısmını tereddüde düşüren FELSEFÎ meseleleri şu ÜÇ önemli mesele üzerinde ODAKLAR ve bunlara çözüm getirmeye çalışır:
BİRİNCİSİ; EVREN EZELDEN (SONSUZ ÖNCESİNDEN) beri mi vardır yoksa sonradan bir BAŞLANGIÇ noktasından mı yaratılmıştır? Eğer tüm Kainat bilinçli bir yaratıcı tarafından yaratılmışsa bunları meydana getiren KEVNÎ (ASTRONOMİK ve KOZMOLOJİK) KANUNLAR nelerdir ve maddeyi ve onu oluşturan yapıtaşlarını nasıl meydana getirmişlerdir?
İKİNCİSİ; EVREN bu şekilde EBEDİYETE (SONSUZ SONRASINA) kadar devam edecek midir yoksa bir SONU var mıdır? Eğer tüm Kainatın bir sonu varsa bu son demek olan KIYAMET ne zaman ve nasıl gelecektir?
ÜÇÜNCÜSÜ; HZ. İSA, HRİSTİYAN DÜNYASI’nın iddia ettiği gibi ALLAH’ın Oğlu mudur değil midir? Allah tüm Kainatın idare edicisi, kanun koyucusu ve yaratıcısı olduğu halde nasıl bir ÇOCUK edinebilir? Bu konuya ilişkin İNCİL’de sunulan iddialar tarihsel gerçekliklere ne kadar uygundur ve tüm insanlık tarihi içerisinde Allah’ın isterse bir insanı babasız da yaratabileceğini gösteren HZ. ÂDEM’in yaratılışıyla çelişmekte olan bir durum var mıdır? Tüm bu soruların detaylı cevaplarına ilişkin gerçekçi yorumlar getirilemeyişi ve özellikle yaşadığımız bu asırda, tasavvufdaki dört büyük makamdan oluşan Şeriat, Tarikat, Hakikat ve Ma’rifet’ten ikincisi olan Tarikat’ın, bu soruların cevaplarını bulmakta yetersiz kalması, zamanımızda pek çok kez suistimal edilen Tarikat devrinin bittiğini ve İmanı Kurtarmak davasının her zamankinden daha çok gerekli olduğu bir döneme doğru girdiğimizi göstermektedir. Dolayısıyla “Ya davayı kazanmak veya kaybetmek!” meselesi çağımızda yaşayan her insanın başına açılmış olan en dehşetli imtihan meselesi olup, insanlığın en önemli davasıdır. İşte bu noktada insanlara o müthiş davayı kaybettiren mesele, ibadetleri dört dörtlük yapıp yapmamak veya fıkıh kurallarını en ince detaylarına kadar uygulamak meselesi değildir.
KIYAMET GERÇEKLİĞİ KÜLLİYATI NASIL BİR TEFSİRDİR?
Kıyamet Gerçekliği Külliyatı, 2006 yılından beri yazılmaya başlanan ve yaklaşık 10 yıldır şimdilik 11 ciltten ve yaklaşık 130 (129) parçadan oluşan Tahkiki imana yönelik yazılan bir eserler bütünüdür. Bu yönüyle, Risale-i Nur ile bazı benzerlikleri bulunur. Örneğin, Risale-i nurun ilk eserleri olan İşaratu’l İ’caz ile Mesnevi-i Nuriye eserleri, İşaratu’l İseviyye ve Mesneviye-i Uhreviyye ile içerik ve isim bakımından bazı benzerlikler taşır. Fakat bu benzerlik mülellifin kendi tercihi ilen belirlenmemiş olup, eserin yazılması sırasında sonradan fark edilmiş 100 sene farkla gerçekleşen bir tevafuk ve benzerliktir. Buna bir diğer örnek de Tabiat risalesi ve Yaratılış gerçekliği arasındaki büyük benzerliklerdir. Bununla birlikte, tüm bu eserler bütünü, Felsefe ve Fen bilimleri kaynaklı inkarcı fikirlerin gerçek temeline inerek, İman-ı tahkiki ile Haşir, Kıyametin gelmesi ve Cennet ve Cehennem’in varlığının isbatı gibi gaybi konulara yönelik hazırlanmıştır. Oysa bu yönüyle de, Risale-i Nur'dan felsefi çizgide ayrılarak Kıyamet meselesinin isbatına yönelir. Böyleyken, risale-i nur bir önceki asırda yalnız Haşir, yani yeniden diriliş konusunun isbatına daha çok odaklanmaktadır ki, üstadın pek çok risalesi, felsefeden kaynaklanan inkarcı akımların çoğu biyoloji kökenli bazı inkarcı bu çeşit teorilerden kaynaklandığı için daha çok bu mesele üzerinde odaklanmaktadır.
İşte, Kıyamet Gerçekliği Külliyatı ise, benzer akımların içinde bulunduğumuz asırda yön değiştirdiğini ve esas isbat edilmesi gereken öncelikli iman meselesinin Kıyametin gelmesi, yani dünyanın ve kainatın mutlak bir sonu olması gerektiğinin kur'an'a dayalı felsefi ve pozitif bilimler kaynaklı isbatına yönelik olduğunu ortaya koyar. Dolayısıyla, asrımızdaki pozitif bilimlerin incelmiş noktaları şu meselenin isbatına yöneldiği ehl-i tahkik tarafından ve tüm üviversitelerin akademik branşları tarafından da tasdik edilmiştir ki, çağımızdaki en önemli kuran işaretleri ve delilleri pozitif bilimlerin bu meseleye yönelik isbatlarına bakmaktadır.
KİTABIMIZIN ALTERNATİF SATIN ALMA SEÇENEKLERİ:
NASIL SATIN ALACAĞIM?
e-KİTAP SATIN ALMA KILAVUZU-1 {SMASHWORDS için}
e-KİTAP SATIN ALMA KILAVUZU-2 {LULU için}
NASIL İNDİRECEĞİM & OKUYACAĞIM?
Kitabınızın satın alma işlemi bittikten sonra, bir link belirecektir. Bu linke tıkladığınızda, 10 saniye içerisinde e-PUB veya satın almış olduğunuz diğer formatlardaki istediğiniz formatındaki kitabınızın indirme sayfası önünüze gelecektir. Kitabı, bilgisayarınıza veya tablet cihazınıza indirdikten sonra, açmak ve okumak için İKİ seçeneğimiz vardır:
e-Kitaplarımızı PC veya Tablet & Telefonunuza indirdikten sonra, "Adobe Digital Editions" veya "Calibre" programıyla nasıl okuyabileceğiniz, aşağıdaki resimli olarak "e-KİTAP OKUMA KILAVUZU"muzda detaylarıyla verilmektedir:
e-KİTAP OKUMA KILAVUZU {ADOBE DİGİTAL EDİTİONS & CALİBRE için}
1- Calibre programını indirip cihazınıza kurduktan sonra kitabınızı programa kolaylıkla "Kütüphaneye ekle- Add to Library" menüsünden ekleyerek okumaya başlayabilirsiniz. Calibre programını buradan ücretsiz olarak indirebilirsiniz: Calibre
* Sitemizde linkleri yayınlanan kitaplar epub formatında olduğundan ne yazık ki .mobiformatını destekleyen Kindle cihazlarda hemen okunamamakta. Ancak Calibre isimli programı kullanarak kitapları mobi formatına çevirebilir ve Kindle cihazınızda da okuyabilirsiniz..
** Yayınlanan kitaplarımızı ayrıca piyasada bulunan diğer ekitap okuyucu cihazlarda da (reeder, Sony Reader, Nook v.s.) okumanız mümkün.
*** Şimdi sitemizde yayınlanan kitapları PC’de okumak için gerek duyulan yazılımlardan da bahsedelim. Aşağıda linklerini verdiğim programları bilgisayarınıza yükledikten sonra kitapları bilgisayarınızdan da zahmetsizce okuyabileceksiniz.
2- Adobe tarafından geleştirilen epub, pdf, ve diğer pek çok biçimde hazırlanmış kitapları okumak için Adobe eBook Reader'ı Adobe sitesinden ücretsiz olarak indirebilir ve kitaplarınızı "Adobe ID numarası alarak kayıt yaptırdıktan sonra dilediğiniz kadar satın aldığınız kitabı "Add to Library" "Kütüphaneme ekle" menüsünden ekledikten sonra anında okumaya başlayabilirsiniz..
Her iki şekilde de kitaplarınızın indirilmesi ve okunabilir hale gelmesi yaklaşık 1-2 dakikalık bir işlem alacaktır.
Bu programların bilgisayarınıza yüklenmesiyle ilgili karşılaştığınız her türlü sorunu iletişim formundan bizlere ulaştırırmanız durumunda, sorunların çözümünde site olarak yardımcı olmaya hazırız.
ÖNEMLİ NOT:Bu sitede yayınlanan tüm basılı & e-kitapların telif hakları Kıyamet Gerçekliği Külliyatı'na aittir. İzinsiz kısmen veya tamamen kopyalanması yasaktır..
Son Güncelleme (Salı, 09 Temmuz 2019 15:38)
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
31 Ağustos 2019
Kıyamet Gerçekliği Külliyatından
ABD Hazine Bakanlığı Vergi Dairesi (IRS) TÜRGEV ve ENSAR Vakıfları’nın ortaklaşa ABD’de kurduğu TÜRKEN Vakfı’na yapılan milyonlarca dolarlık bağış miktarını CHP ABD Temsilciliğine bildirdi.

ABD Hazine Bakanlığı Vergi Dairesi (IRS) TÜRGEV ve ENSAR Vakıfları’nın ortaklaşa ABD’de kurduğu TÜRKEN Vakfı’na yapılan milyonlarca dolarlık bağış miktarını CHP ABD Temsilciliğine bildirdi.
CHP ABD Temsilcisi Yurter Özcan, Vergi Dairesi’ne yapılan resmi müracaatın karşılık bulduğunu belirterek, TÜRKEN Vakfı’yla ilgili 53 sayfalık belgenin ABD yetkilileri tarafından kendilerine ulaştırıldığını açıkladı.
Önemli bilgilerin yer aldığı belgeler arasında TÜRGEV ve Ensar Vakfı’nın ortaklaşa ABD’de kurduğu TÜRKEN Vakfı’na kuruluş yılı 2014 yılından itibaren 2017 mali yılı sonuna kadar ’54 milyon 250 bin dolar’ (yaklaşık 330 milyon TL) bağış yapıldığı bilgisi yer alıyor.
ABC gazetesinden Yılmaz Polat’ın haberine göre; ‘7/1/20124 ‘ ile 06/30/2015’ tarihleri arasında 5 milyon dolar bağış yapılırken, bu rakam ‘07/01/2015 ile 06/30/2016’ yıllarında 23 milyon dolara çıkıyor. ‘07/01/2016 ile 06/30/2017’ vergi yılında ise rakam 25 milyon dolar olduğu görülüyor.
Yurter Özcan’ın verdiği bilgiye göre, TÜRKEN Vakfı’na 2018 ve 2019 yılında yapılan bağışlar gönderilen belgeler arasında yer almıyor.
“Son 2 senede gelen bağışlar (2018-2019) ABD Hazine Bakanlığına henüz bildirilmemiş. Biz o rakamları da talep ettik, bize ulaşınca kamuoyu ile paylaşacağız” dedi, bildirilen rakamların önceden tahmin ettikleri rakamların üstünde olduğunu söyledi.
CHP’ye gönderilen belgeler arasında Türkiye Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfı TÜRGEV adına Bilal Erdoğan’la Ensar Vakfı adına İsmail Cenk Dilberoğlu’nun imzasıyla Amerika’nın Delaware Eyalet Dışişleri Bakanlığına ‘Turken foundation, Inc’ için gönderilen 15 maddelik 4 sayfa mektupta yer alıyor.
Erdoğan ve Dilberoğlu, Fatih-İstanbul adresli iki vakıf temsilcisi olarak , ‘kuruluş belgesi’ başlıklı müracaat formunda, Türken Vakfı’nın amaçlarını sıralıyor, “Türk ve Müslüman öğrencilere güvenli, destekleyici, kültürel uygun konut sağlaması” taahhüdünde bulunuyorlar.
Özcan, “5 sene önce kurulmuş bu vakıf New York’ta devam eden gökdelen inşaatı ve Muhammed Ali’nin Michigan’daki çiftliğini satın almak dışında pek bir faaliyette bulunmamış. Öğrencilere verileceği iddia edilen burslar ve diğer desteklere ne oldu ?” dedi.
“ABD’deki vakıflar hakkında kamuoyunu bilgilendirmeye ve Türk milletinin hakkının takipçisi olmaya devam edeceğiz” diye ekledi.
İşte o belgeler:




28.08.2019 12:47
İktidar (Güç Sahibi Olmanın 48 Yasası) - Robert Greene
GÜÇ SAHİBİ OLMANIN 48 YASASI
(Güç Sahibi Olmanın 48 Yasası)
Robert Greene
İçindekiler
ÖNSÖZ
YASA 1: Efendinizi Asla Gölgede llmıkmayın 19 Y/ 5A
YASA 2: Arkadaşlarınıza Asla Fazla Güvenmeyin,
Düşmanlarınızı K11llanı11ayı Öğrenin
YASA 3: Niyetinizi Gizleyin
YASA 4: Her üıman (ierekenden /Jo,ha Azını Söyleyin
YASA 5: Öyle Çok Şey Şöhrete JJo,yanır ki ... Onu Canınız Pahasına Koruyun
YASA 6: Ne Pahasına Olursa Olsun Dikkat Çekin
YASA 7: İşi Başkalarına Yaptırın, Ama ÖVgüleri Hep Siz Toplayın
YASA 8: İnsanların Size Gelmelerini Sağlayın, Gerekirse Yem Kullanın
YASA 9: Eylemlerinizle Kıızanm, Asla Tartışmayla Değil
YASA 10: Bulaşıcı Hastalık: Mutsuz ve Şanssız Olanlardan Kaçın
YASA 11: İnsanları &ndinize Bağımlı Kılmayı Öğrenin
YASA 12: Kurbanınızı Savunmasız Bırakmak İçin Seçici Dürüstlük ve Cömertliği Kullanın
YASA 13: Yardım İstediğinizde İnsanların Çıkarlarına Hitap Edin, Merhamet ya da Minnettarhklarına Değil
YASA 14: Bir Dost Gibi Görünün, Casus Gibi Çalışın
YASA 15: Düşmanınızı Tamamen Ezin
YASA 16: Saygı ve Şerefinizi Arttırmak İçin Yokluğu Kullanın
YASA 17: Önceden Kestirilemezlik Havası Yaratarak Çevrenize Korku Salın
YASA 18: Korunmak İçin Kııleler Yapmayın, Kendinizi Toplumdan Ayırmak Tehlikelidir
YASA 19: Kiminle /Jo,ns Ettiğinizi İyi Bilin, Asla Yanlış Kişinin Ayağına Basmayın
YASA 20: Kitnseye Bağlanmayın
YASA 21: Enayi Avlamak İçin Enayi Rolü Yapın, Avınızdan JJo,ha Aptal Görünün
YASA 22: Teslim Olma Taktiğini Kullanın, üıyıjlığı Güce Dönüştürün
236 -5-
YASA 23: Güçlerinizi Yoğunlaştırın 246
YASA 24: Mükemmel Saray Mensubunu Oynayın 255
YASA 25: Kendinizi Yeniden Yaratın 273 YASA 26: Ellerinizi Kirletmeyin 284
YASA 27: Kendinize Takipçiler Yaratmak İçin İnsanların İnanma İhtiyacını Kullanın 306
YASA 28: Cesaretle Eyleme Geçin 323
YASA 29: Her Şeyi Sonuna Kadar Planlayın 336
YASA 30: Başanlarınızı Fazla Çaba Harcanmamış Gibi Gösterin
YASA 31: Seçenekleri Kontrol Edin: Diğerltrinin Sizin Dağıttınız Kartlnrla Oynamalarını Sağlayın
YASA 32: İnsanların Fantezileriyle Oynayın
372 YASA 33: Herkesin 'Zayıf Noktasını Keşfedin
YASA 34: Kral Muamelesi Görmek İçin Krallar Gibi Davranın
YASA 35: 'Zamanlama Sanatında Ustalaşın 412
YASA 36: Sahip Olanuıdıklnrınızı Küçümseyin: Onlara Aldırmamak En İyi İntikamdır
YASA 37: İlgi Uyandıran Görünümler Yaratın
YASA 38: İstediğiniz Gibi Düşünün, Ama Başka/an Gibi Davranın
YASA 39: Balık Yakalamak İçin Suları Kanştırın
YASA 40: Bedava Yemeğe Değer Vermeyin
YASA 41: Büyük Adamın Ayakkabılarını Giymekten Kaçının
YASA 42: Çobanı Vurun, Koyunlar Dağılacaktır
YASA 43: Diğerlerinin Kalpleri ve Zihinleri Üzerinde Çalışın.
YASA 44: Ayna Etkisiyle Ellerini Kollarını Bağlayıp Çileden Çıkarın
YASA 45: Değişimin Gerekli Olduğunu Öğütleyin Ama Ani ve Büyük Değişimlerden Kaçının
YASA 46: Asla Çok Mükemmel Görünmeyin
YASA 47: Amaçladığınız Hedefi Aşmayın; 'Zafere Ulaştığınızda Ne 'Zaman Duracağınızı Bilin
YASA 48: Şekilsizliğe Bürünün
İçindekiler
ÖNSÖZ
YASA 1: Efendinizi Asla Gölgede llmıkmayın 19 Y/ 5A
YASA 2: Arkadaşlarınıza Asla Fazla Güvenmeyin,
Düşmanlarınızı K11llanı11ayı Öğrenin
YASA 3: Niyetinizi Gizleyin
YASA 4: Her üıman (ierekenden /Jo,ha Azını Söyleyin
YASA 5: Öyle Çok Şey Şöhrete JJo,yanır ki ... Onu Canınız Pahasına Koruyun
YASA 6: Ne Pahasına Olursa Olsun Dikkat Çekin
YASA 7: İşi Başkalarına Yaptırın, Ama ÖVgüleri Hep Siz Toplayın
YASA 8: İnsanların Size Gelmelerini Sağlayın, Gerekirse Yem Kullanın
YASA 9: Eylemlerinizle Kıızanm, Asla Tartışmayla Değil
YASA 10: Bulaşıcı Hastalık: Mutsuz ve Şanssız Olanlardan Kaçın
YASA 11: İnsanları &ndinize Bağımlı Kılmayı Öğrenin
YASA 12: Kurbanınızı Savunmasız Bırakmak İçin Seçici Dürüstlük ve Cömertliği Kullanın
YASA 13: Yardım İstediğinizde İnsanların Çıkarlarına Hitap Edin, Merhamet ya da Minnettarhklarına Değil
YASA 14: Bir Dost Gibi Görünün, Casus Gibi Çalışın
YASA 15: Düşmanınızı Tamamen Ezin
YASA 16: Saygı ve Şerefinizi Arttırmak İçin Yokluğu Kullanın
YASA 17: Önceden Kestirilemezlik Havası Yaratarak Çevrenize Korku Salın
YASA 18: Korunmak İçin Kııleler Yapmayın, Kendinizi Toplumdan Ayırmak Tehlikelidir
YASA 19: Kiminle /Jo,ns Ettiğinizi İyi Bilin, Asla Yanlış Kişinin Ayağına Basmayın
YASA 20: Kitnseye Bağlanmayın
YASA 21: Enayi Avlamak İçin Enayi Rolü Yapın, Avınızdan JJo,ha Aptal Görünün
YASA 22: Teslim Olma Taktiğini Kullanın, üıyıjlığı Güce Dönüştürün
236 -5-
YASA 23: Güçlerinizi Yoğunlaştırın 246
YASA 24: Mükemmel Saray Mensubunu Oynayın 255
YASA 25: Kendinizi Yeniden Yaratın 273 YASA 26: Ellerinizi Kirletmeyin 284
YASA 27: Kendinize Takipçiler Yaratmak İçin İnsanların İnanma İhtiyacını Kullanın 306
YASA 28: Cesaretle Eyleme Geçin 323
YASA 29: Her Şeyi Sonuna Kadar Planlayın 336
YASA 30: Başanlarınızı Fazla Çaba Harcanmamış Gibi Gösterin
YASA 31: Seçenekleri Kontrol Edin: Diğerltrinin Sizin Dağıttınız Kartlnrla Oynamalarını Sağlayın
YASA 32: İnsanların Fantezileriyle Oynayın
372 YASA 33: Herkesin 'Zayıf Noktasını Keşfedin
YASA 34: Kral Muamelesi Görmek İçin Krallar Gibi Davranın
YASA 35: 'Zamanlama Sanatında Ustalaşın 412
YASA 36: Sahip Olanuıdıklnrınızı Küçümseyin: Onlara Aldırmamak En İyi İntikamdır
YASA 37: İlgi Uyandıran Görünümler Yaratın
YASA 38: İstediğiniz Gibi Düşünün, Ama Başka/an Gibi Davranın
YASA 39: Balık Yakalamak İçin Suları Kanştırın
YASA 40: Bedava Yemeğe Değer Vermeyin
YASA 41: Büyük Adamın Ayakkabılarını Giymekten Kaçının
YASA 42: Çobanı Vurun, Koyunlar Dağılacaktır
YASA 43: Diğerlerinin Kalpleri ve Zihinleri Üzerinde Çalışın.
YASA 44: Ayna Etkisiyle Ellerini Kollarını Bağlayıp Çileden Çıkarın
YASA 45: Değişimin Gerekli Olduğunu Öğütleyin Ama Ani ve Büyük Değişimlerden Kaçının
YASA 46: Asla Çok Mükemmel Görünmeyin
YASA 47: Amaçladığınız Hedefi Aşmayın; 'Zafere Ulaştığınızda Ne 'Zaman Duracağınızı Bilin
YASA 48: Şekilsizliğe Bürünün
30 Ağustos 2019
PEYGAMBER EFENDİMİZ’E SUİKAST GİRİŞİMİ
PEYGAMBER EFENDİMİZ’E SUİKAST GİRİŞİMİ
NÜBÜVVETİ,SİYER-İ NEBÎ
Peygamber Efendimiz’e kim suikast düzenledi?
İşte Hz. Peygambere suikast olayı…
Mekke’nin gün geçtikçe boşaldığını gören müşrikler, yavaş yavaş işin kendileri açısından vehâmetini kavramaya başladılar. Hemen bir fesat ocağı olan Dâru’n-Nedve’de toplandılar. Toplantıya Necidli olduğunu söyleyen bir ihtiyar da katılmıştı. Bu ihtiyar, insan sûretine girmiş şeytandan başkası değildi.
Ne yapacaklarını uzun uzun tartıştılar. Peygamber Efendimiz’i yakalayıp hapsetmek veya Mekke’den sürüp çıkarmak gibi birçok teklifler ileri sürüldü. Tekliflerin hepsine şeytan karşı çıktı. Sonunda en rezil bir kararda fikir birliğine vardılar:
Allâh Resûlü’nü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- öldürmek!..
DEVRİNİN FİRAVUN’U
Bu teklifi, devrinin Firavun’u olan Ebû Cehil şöyle dile getirmişti:
“–Her kabîleden birer silâhlı genç bulalım. Gençlerin hepsi O’na bir anda saldırsınlar. Hep birlikte vurup öldürsünler. Böylece O’ndan kurtulalım, rahata kavuşalım! Delikanlılar bu şekilde yapınca, O’nun kanı bütün kabîlelere dağılmış olur! Abdi Menaf Oğulları ise, bütün kabîlelerle savaşmaya güç yetiremezler, diyet almaya râzı olurlar. Biz de, Abdi Menaf Oğulları’na O’nun diyetini öderiz!” dedi.
Necidli bir ihtiyar kılığındaki şeytan -lânetullâhi aleyh-:
“−İşte en yerinde söz, bu adamın sözüdür! Bundan daha mâkul bir teklif olamaz!” dedi. (İbn-i Hişâm, II, 93-95)
Bu karar alındığı sırada Allâh Resûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, Mekke’de âdeta yapayalnız kalmıştı. O, ümmetine düşkün bir Peygamber olarak önce onları göndermiş, kendisi de Muhâcirler’in gerisini kollamak gibi bir hareketi tercîh etmişti. Zâten murâd-ı ilâhî de böyleydi. Hattâ mukaddes yolculukta biricik yoldaşı olacak olan Ebûbekir -radıyallâhu anh-, hicret için kendisinden izin istediğinde:
“–Sabret!” buyurmuş ve ilâve etmişti:
“–Belki Allâh sana hayırlı bir yol arkadaşı verir!”
(İbn-i Hişâm, II, 92)
Buna çok sevinen Hazret-i Ebûbekir -radıyallâhu anh-, hicrete hazırlık olmak üzere sekiz yüz dirheme satın aldığı iki deveyi, evinde dört ay îtinâ ile besledi.
(Buhârî, Menâkıbu’l-Ensâr, 45)
HİCRET EMRİ
Müşrikler, almış oldukları kararı tatbîk için harekete geçtiklerinde, Allâh Resûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- de hicret için emr-i ilâhîyi almıştı:
وَقُلْ رَبِّ اَدْخِلْنِى مُدْخَلَ صِدْقٍ وَاَخْرِجْنِى مُخْرَجَ صِدْقٍ وَاجْعَلْ لِى مِنْ لَدُنْكَ سُلْطَانًا نَصِيرًا
“(Resûlüm!) De ki: Ey Rabbim! Gireceğim yere dürüstlükle girmemi sağla! Çıkacağım yerden de dürüstlükle çıkmamı sağla! Bana katından, hakkıyla yardım edici bir kuvvet ver!”
(el-İsrâ, 80)
Bu âyet-i kerîmeden başka, Cebrâîl -aleyhisselâm- da müşriklerin kurdukları hîleleri Hazret-i Peygamber’e bildirmiş ve:
“–Bu gece yatağına yatmayacaksın!” demişti.
(İbn-i Hişâm, II, 95)
Bunun üzerine Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, gündüzün herkesin istirahat ettiği öğle sıcağında Ebûbekir -radıyallâhu anh-’ın yanına gidip hicret emrinin geldiğini bildirdi.
Hazret-i Ebûbekir -radıyallâhu anh- sordu:
“–Berâber miyiz ey Allâh’ın Resûlü!”
Resûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:
“–Evet, berâberiz!” buyurdular.
Hazret-i Ebûbekir bu cevaptan öyle memnûn ve mesrûr oldu ki, göz pınarlarından taşan sevinç damlaları, O’nun gönül âlemini en güzel bir şekilde aksettiriyordu.[1]
Daha sonra Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, Hazret-i Ali’yi çağırarak hicreti haber verdi ve üzerinde bulunan emânetleri yerlerine teslîm etmesi için O’nu vekil bıraktı. Çünkü Mekke’de, kıymetli bir eşyâsı olup da, sıdkını ve emînliğini bildikleri için, onu Resûlullâh’a emânet etmeyen kimse yoktu.
Müşriklerin plânlarına tedbîr olarak da şöyle buyurdu:
“–Yâ Ali! Bu gece benim yatağımda sen yat! Şu hırkamı da üstüne ört; korkma! Sana hoşlanmayacağın bir şey isâbet etmeyecektir!” (İbn-i Hişâm, II, 95, 98)
Allâh Resûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in, hırkasını Hazret-i Ali’nin üzerine örttürmesi, aynı zamanda eşyâ ile teberrüke bir misâl teşkil eder. Bunun benzeri misâller çoktur.
Nitekim Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, Veysel Karânî’ye de hırkasını göndermiş ve:
“Bunu sırtına giysin, ümmetime duâ etsin!” buyurmuştur. (Feridüddîn Attâr, Tezkiretü’l-Evliyâ, s. 21)[2]
Burada dikkat çeken diğer bir husus da Hazret-i Ali’nin -radıyallâhu anh- Resûlullâh’a -sallâllâhu aleyhi ve sellem- olan teslîmiyetidir. Zâten sahâbe-i kirâm hazarâtı, Allâh Resûlü’nün emirlerine teslîmiyette aslâ tereddüt göstermezler, O’nun söz ve fiillerine tâbî olmakta kesinlikle ihmalkâr davranmazlardı. Hiçbir zaman neden ve niçin diye sormazlar, verilen emir ne ise derhâl onu yerine getirirlerdi. Sünnetlerinden hiçbirini terk etmemeye, hepsiyle istisnâsız amel etmeye gayret eder, O’nun yolunu terk ettiklerinde dalâlete düşeceklerini çok iyi bilir ve bundan korkarlardı. Ashâbın Kur’ân-ı Kerîm ve Sünnet-i Seniyye’ye bağlılığı, gölgenin sâhibine bağlılığı gibiydi.[3]
“BAS OMUZLARIMA”
Hazret-i Ali -kerremallâhu vecheh- şöyle anlatıyor:
“Resûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Mekke’den hicret edeceği zaman berâber Kâbe’ye gittik.
Kâinâtın Efendisi bana:
«−Otur!» buyurdu.
Omzuma basıp Kâbe’ye çıkmak istedi. Birden gücüm kuvvetim gitti! Fahr-i Âlem Efendimiz benim kuvvetten düştüğümü görünce, hemen omzumdan indi. Kendisi yere çökerek:
«−Bas omuzlarıma!» buyurdu.
Omuzlarına bastım. Bana birden öyle bir güç kuvvet geldi ki, istesem semânın ufuklarına ulaşabileceğimi hissettim! Nihâyet, Beytullâh’ın üstüne çıktım. Orada tunçtan veya bakırdan bir put vardı. Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- bana:
«−Onu aşağı at ey Ali!» buyurdu.
Aşağı atar atmaz o, sırça bir çanak gibi kırılıverdi!
Hemen Kâbe’nin üzerinden indim. Herhangi bir kimse ile karşılaşmamak için hemen oradan uzaklaştık.”
(Ahmed, I, 84; Hâkim, III, 6/4265)
PEYGAMBERİMİZİN TEVEKKÜL VE TESLİMİYETİ
Hicret gecesi, Resûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, daha hâne-i saâdetlerinden çıkmadan müşrikler evin etrâfını sarmışlardı. Fakat Allâh’a tevekkül ve teslîmiyeti sonsuz olan Hazret-i Peygamber’de -sallâllâhu aleyhi ve sellem- hiçbir tereddüd, endişe ve telâş emâresi görülmüyordu. Resûl-i Ekrem Efendimiz, mübârek ellerine bir avuç toprak alarak müşriklerin üzerine serpti ve Yâ-sîn Sûresi’nin şu âyet-i kerîmelerini okuyarak aralarından süzülüp geçti:
اِنَّا جَعَلْنَا فِى اَعْنَاقِهِمْ اَغْلاَلاً فَهِىَ اِلَى اْلاَذْقَانِ فَهُمْ مُقْمَحُونَ. وَجَعَلْنَا مِنْ بَيْنِ اَيْدِيهِمْ سَدًّا وَمِنْ خَلْفِهِمْ سَدًّا فَاَغْشَيْنَاهُمْ فَهُمْ لاَ يُبْصِرُونَ .
“Biz, onların boyunlarına halkalar geçirdik. O halkalar çenelerine kadar dayanmıştır da burunları yukarı, gözleri aşağı somurtmaktadırlar. (Ayrıca) önlerinden ve arkalarından birer set çektik de onları sardık; artık göremezler!” (Yâ-sîn, 8-9)
Göremezlerdi elbette! Çünkü onların kalplerinin körlüğü gözlerini âmâ etmişti. Aralarından geçen ise, Fahr-i Kâinât, Âlemlerin Efendisi, Varlık Nûru -aleyhissalâtü vesselâm- idi. Tabiî ki, kör kalplerin ve gözlerin Nûr’u görmesine imkân yoktu. Nitekim görmediler de!..
Bir kimse müşriklerin yanına gelip onlara:
“−Siz burada neyi bekliyorsunuz?” diye sordu.
Onlar:
“−Muhammed’i bekliyoruz!” dediler.
Bunun üzerine o şahıs:
“–Allâh sizi umduğunuza erdirmesin! Vallâhi Muhammed çıkmış ve başınıza toprak saçıp gitmiş!” dedi.
Müşrikler ellerini başlarının üzerine sürdüklerinde, toprak içinde kaldıklarını gördüler. Hemen içeriye baktılar. Peygamber Efendimiz’in döşeğinde birisinin uyumakta olduğunu gördüler:
“−İşte Muhammed! Örtüsüne bürünmüş uyuyor!” dediler.
Hemen yatağa doğru yürüdüler. Yataktaki zât doğrulup onlara bakınca müşrikler şaşkınlıktan donakaldılar, gözlerine inanamadılar! Zîrâ karşılarındaki Allâh’ın Rasûlü değil, Hazret-i Ali idi!
Kendi kendilerine:
“−Vallâhi, adamın bize söylediği doğru imiş!” dediler.
Kureyş müşrikleri, Hazret-i Ali -radıyallâhu anh-’a öfkeyle:
“−Amcanın oğlu nerede ey Ali!?” diye bağırdılar.
Hazret-i Ali -radıyallâhu anh-:
“−Bilmiyorum, bu hususta bir fikrim yok! Hem O’nun üzerinde gözcü de değilim! Siz O’na Mekke’den çıkıp gitmesini söylediniz! «Bizden ayrıl, git!» dediniz. O da çıkıp gitti.” dedi.
Bunun üzerine müşrikler Hazret-i Ali’yi azarladılar ve tartakladılar; hattâ Mescid-i Harâm’a götürüp bir süre hapsettikten sonra bıraktılar.
(İbn-i Hişâm, II, 96; Ahmed, I, 348; Ya’kûbî, II, 39)
Kalpleri kilitli ve hakîkate âmâ olan bedbahtlar, hâne-i saâdetin etrâfında çirkin bir niyetle beklerlerken, Allâh Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, ilâhî emniyet içinde, çoktan Ebûbekir -radıyallâhu anh-’ın evine varmıştı. Çünkü müşriklerin bir plânı vardı, ama Allâh’ın da bir plânı vardı ki, onun dışında geçerli olabilecek hiçbir hüküm yoktu.
Bu husûsu Cenâb-ı Hak şöyle bildirir:
وَاِذْ يَمْكُرُ بِكَ الَّذِينَ كَفَرُوا لِيُثْبِتُوكَ اَوْ يَقْتُلُوكَ اَوْ يُخْرِجُوكَ وَيَمْكُرُونَ وَيَمْكُرُ اللهُ وَاللهُ خَيْرُ الْمَاكِرِينَ
“(Ey Rasûlüm!) Kâfirler Sen’i tutup bağlamak veya öldürmek yahud Sen’i (yurdundan) çıkarmak için Sana tuzak kuruyorlardı. Onlar (Sana) tuzak kurarlarken, Allâh da (onlara) mekir (tuzak) kuruyordu. Çünkü Allâh, mekir(tuzak) kuranların en hayırlısıdır.” (el-Enfâl, 30)
[1] Bkz. İbn-i Hişâm, II, 97-98.
[2] Ayrıca bkz. Müslim, Fedâilü’s-Sahâbe, 223-225.
[3] Bkz. Buhârî, Humus, 1; Müslim, Cihâd, 52; Ebû Dâvûd, Harac, 18; Ahmed, I, 10.
Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Hz. Muhammed Mustafa 1, Erkam Yayınları
Silinmesin *T6952550267*DOSYA GÖNDERME FORMU(HUKUK)YARGITAY 20. HUKUK DAİRESİ BAŞKANLIĞINA ANKARADOSYAYA İLİŞKİN BİLGİLERMAHKEMESİKARAR TAR...
-
KAMİL NASİHATLAR نصائح كاملة NESAİHUN KÂMİLE Sevgi Işığınız, Kalbiniz Rehberiniz Olsun. Dünya peşinde koşan, duru bir âdem idi...
-
Online Yıldızname Burcu Hesaplama 1. Yol: Arapça Harflerle Ebced Yöntemi Öncelikle "cinsiyet"inizi seçin ve aşağıdaki ...
-
HAZRETİ YUSUF'UN HAYATI İKİNCİ BÖLÜM Neticede Hz. Yusuf (a.s.), kendisine sahip çıkacak bir yakını olmadığından birkaç yıl dah...