20 Ağustos 2018

Cumhuriyet Dönemi

Cumhuriyet Dönemi

ANADOLU'NUN İŞGALİ VE MİLLÎ DİRENİŞ HAREKETLERİ
A. Milli Direniş ve Teşkilatlanma: Kuva-i Milliye ve Müdafaa-i Hukuk
B. Anadolu’da İşgaller, Milli Direniş Hareketleri ve Sevr Antlaşması
ATATÜRK VE MİLLÎ MÜCADELE
A. Atatürk’ün Samsuna Çıkışı ve Kongreler
B. TBMM'nin Açılışı, Misâk-I Millî ve İç Olaylar
C. Millî Mücadele Dönemi'nde Sosyal ve Ekonomik Durum
D. Millî Mücadele'de Cepheler ve Zaferler
E. Millî Mücadele Diplomasisi ve Lozan
TÜRKİYE CUMHURİYETİ'NİN KURTULUŞU
ATATÜRK DÖNEMİ VE ATATÜRK İNKILAPLARI
A. Atatürk
B. Atatürk Dönemi İç Siyasî Gelişmeleri
C. Atatürk Dönemi Dış Politikası
İNÖNÜ DÖNEMİ VE II. DÜNYA SAVAŞI YILLARI
A. İnönü Dönemi İç Siyasî Gelişmeleri
B. İnönü Dönemi Dış Politikası
MENDERES DÖNEMİ VE DEMOKRASİYE GEEÇİŞ
A. Menderes Dönemi İç Siyasî Gelişmeleri
B. Menderes Dönemi Dış Politikası
1960-1980 DÖNEMİ
1980 SONRASI DÖNEMİ
TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLET TEŞKİLÂTI
CUMHURİYET DÖNEMİNDE TÜRK TOPLUMU
CUMHURİYET DÖNEMİNDE TÜRK EKONOMİSİ
CUMHURİYET DÖNEMİNDE DÜŞÜNCE
CUMHURİYET DÖNEMİNDE BİLİM
CUMHURİYET DÖNEMİNDE DİL VE EDEBİYAT
A. Cumhuriyet Döneminde Türk Dili
B. Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı 
CUMHURİYET DÖNEMİNDE KÜLTÜR VE SANAT
A. Mimari  

FETTULLAH GÜLEN'İN BABA'SI ERMENİ ANNESİ YAHUDİ


FETTULLAH GÜLEN'İN
BABA'SI ERMENİ ANNESİ YAHUDİ 
=============================================== Ey Kardeşim ! Kardeşimin Kardeşi ve O'nun Kardeşi ve dahi O'nun , 
Kardeşi Bunları okuyan sen... 
Her kimsen bilesin ki, bunu okuduktan sonra sen, artık "O" değilsin  

Fetullah Gülen’in Kur’an-ı Kerim’i yere fırlattığı o cami : “Kur’an-ı Kerim’i yere fırlatan” Fetullah Gülen; hiçbir şey olmamış gibi, daha sonra“namaz”ını kılmış ve namazdan sonra da, yine Salihli’deki “Küçük İmam Camii’nin temel atma töreni”ne katılmış,  
CAMİ VE KURAN DÜŞMANLIĞI! KUR’AN-I KERİM’İ YERE FIRLATAN FETULLAH GÜLEN
İŞTE O KARAMAN CAMİ 
stanbul sermayesini parmağında oynatan, derin devleti uzaktan kumanda eden, iktidara racon kesen Fetullah Gülen kim? Fetullah Gülen, sadece ananas sever emekli bir v aiz mi?İslami bir lider mi? Ünlü Alman dergisi Der Spiegel’deki ifadeyle Der Pate mi? Yoksa Erdem Yavuz’un şahane benzetmesiyle Don Fettucini mi? Bir araştırıp bakalım Fetullah Gülen, ne imiş? Godfather, İskenderun’da bir camide vaaz ederken, (hangi gerekçe ile olursa olsun)elindeki Kuran’ı kürsüden aşağı fırlatıyor.(*) Süleymancılar içerisinde söz sahibi biri olarak tanıdığımız Hilmi Türkmen, galeyana gelen cemaati güçlükle yatıştırıp, Gülen’i evine götürüyor. Bu skandal olayın üstü öylece kapanıyor. Altmışlı yıllarda Gülen, Hilmi Türkmen’in kapısını bu kez Manisa’da çalıyor. Arkadaşları beş parasız sokağa attığı için perişan bir halde... İş istiyor. Hilmi Türkmen, kendisine yardım ediyor. Fetullah Gülen bu kez kürsüde bayılıyor. İki ay,Manisa’da bir hastanede yatıyor. Hastaneden çıkar çıkmaz yine Hilmi Türkmen’e gelip, iş istiyor. Ama Türkmen, bu olayın duyulduğunu, eğer Manisa’da çalışırsa adının “deli hoca”ya çıkacağını söylüyor. Lakin kerhen de olsa yine yardım ediyor. Gülen’e, hocalarını yakinen tanıdığı İzmir Kestane Pazarı Kuran Kursu’na, çocuklara Kuran öğretmek üzere iş imkânı sağlıyor. O tarihlerde MİT, Hilmi Türkmen’e birlikte çalışma teklifi götürüyor. Eğer MİT için çalışırsa,Diyanet İşleri Başkanı yapacaklarını vaat ediyor. Hilmi Türkmen tabii ki reddediyor. Tevafuk bu ya… Bir süre sonra, kendisine teklif getiren görevliyi, Fetullah Gülen’le görüşürken yakalıyor. 
 İşte o tarihten itibaren, Hilmi Türkmen’in ifadesiyle o “silik” ve “deli hoca” yükseldikçe, yükseliyor. Bu gerilim filmlerini aratmayan hikâyenin kaynağını merak edenler, Kadir Mısıroğlu’nun eserine müracaat edebilir.” 
İKİNCİ VAK’A SALİHLİ’DE!
 Aradan 10 ay geçtikten sonra Mehtap Yılmaz’ın yazısını, yeniden niye yayınladığımı merak edenlere hemen cevap vereyim: “Fetullah Gülen’in, Kur’an-ı Kerim’i yere fırlatma olayı”nın sadeceİskenderun’la sınırlı olmadığını göstermek için!.. Fetullah Gülen, aynı olayı,Manisa’da, hem de benim doğduğum ilçe olan Salihli’de de tekrarlamış, iyi mi?.. “Salihlili dostlar”la buluşmamızda sohbet; “Paralel Yapı!.. Kirli operasyonlar!.. Cemaat’in ruh hali ve hareketi terk edenlerin sayısının hızla artması” üzerine devam ederken, “o günleri yaşayan”dostlardan biri; “Fetullah Gülen’in, vaaz esnasında Kur’an-ı Kerim’i yere fırlatma olayı Salihli’de de yaşandı!” demesin mi?.. Dondum kaldım... Şu hâle bakın; “17 yaşına kadar Salihli’de yaşayan, İlk, Orta ve Lise’yi Salihli’de bitiren, hemen her yıl Salihli’ye giden ben, böyle bir olaydan habersizim.” Bugüne kadar da; “Fetullah Gülen’in Kur’an-ı Kerim’i Salihli’de yere fırlattığını” ne söyleyen oldu, ne ima eden!..İşte bu yüzden; Bu haberi duyunca, büyük bir şok yaşadım, nutkum tutuldu, konuşamadım!.. 
 O CAMİ, KARAMAN CAMİİ! 
 Sadece şu soruyu sordum:“Gerçekten mi?” Dostlar grubundaki bir başka arkadaş,“gerçek” dedi; “O olaya ben de şahit oldum... Yanılmıyorsam 1979 yılıydı... Karaman Camii’nde oturmuş, Fetullah Gülen’in vaazını dinliyorduk... Gülen, bir an, öyle bir cezbeye kapıldı, öyle heyecanlı sözler sarfetmeye ve öyle öfkelenmeye başladı ki; camide kendini dinleyenleri azarlamaya başladı... O cezbe haliyle de; “Siz bu Kitap’ın hükümlerine uymuyorsunuz!.. Siz bu Kitap’a kulak vermiyorsunuz!” diyerek, elindeki Kur’an-ı Kerim’i kürsüden yere fırlattı!..” Al, bir şok daha!.. “Peki” dedim; “Toplantılarımız artık bir gelenek haline geldi... Son 5 yıldır, her yaz buluşuyoruz!.. Bunu, daha önce niye söylemediniz?” “Ne bilelim” dediler; “Hiç gündeme gelmemişti ki!” Haklılar... Gerçekten de, son 5 yıldır Fetullah Gülen’in “F”si, Cemaat’in “C”si, hiçbir sohbetimize konu olmamıştı. Geçen yılki sohbetimizde bile; ben de içlerinde olduğum için, “Akil İnsanlar Heyeti’nin çalışmaları”ndan, “ilginç anekdot”lardan ve “Hükümeti devirme amaçlı Gezi kalkışması”ndan konuşmuştuk ama “Gezi’de Cemaat’in rolü”nden söz etmek, aklımıza bile gelmemişti!.. Ne zaman ki; “Gezi’nin iç ve dış bağlantıları” ortaya çıktı, ne zaman ki; “Kirli 17-25 Aralık operasyonları”nın “Hükümet’e darbe” amaçlı olduğu, “30 Mart ve 10 Ağustos seçimleri”nde Paralel Yapı’nın devreye girdiği ve “kirli ittifak”lar gerçekleştirildiği ortaya çıktı, işte o zaman; insanlar da “yaşadıklarını” ve “görüp, duyduklarını” paylaşmaya başladılar!.. Demek oluyor ki; “Fetullah Gülen’in, Salihli’deki Karaman Camii’nde vaaz verirken Kur’an-ı Kerim’i yere fırlatma olayı”da, işte bu “darbe girişimleri”nden sonra hatırlanmaya başlanmış!..  

BU DEFA KUR’AN’IN HÜKÜMLERİ! 
 İnsanlar, o günlerde, bu olayı “cezbe hâli” olarak yorumlamışlar; “Her ne sebeple olursa olsun, Kur’an-ı Kerim’in yere fırlatılamayacağını”hiç düşünmemişler!.. Ama, bugün; “Acaba” diyorlar, “Acaba cezbe hâli değil de, başka bir amaçla mı fırlattı Kur’an-ı Kerim’i?” Öyle ya; 1979 yılında, “Siz bu Kitab’a uymuyorsunuz!.. Hükümlerine kulak vermiyorsunuz!” diyerek, elindeki “Kur’an-ı Kerim’i yere fırlatan” o günlerin “Hocaefendi”si, bugün kalkar da; Kur’an-ı Kerim’deki “Yahudiler”le ilgili âyetlerin “herkes için” olduğunu söylerse, millet de “acaba?!?” demekte, yerden-göğe haklıdır! Hele hatırlayın o olayı... Amerika kaynaklı The Atlantic dergisi, 15 Ağustos 2013’te, Fetullah Gülen’in“Antisemitizm ve Yahudilerle ilgili görüşleri”ni yayınlamıştı... The Atlantic’in,“Antisemitist” olup olmadığı şeklindeki sorusu üzerine; Fetullah Gülen; “Daha önce Kur’an ayetlerini yanlış anladığını” söyleyerek, sonradan “Yahudilere dair bakışının değiştiğini”açıklamış ve şöyle demişti: “Kemali samimiyetle itiraf etmek lazım ki (Yahudilerle ilgili) ayet ve hadisleri yanlış anlamış ve yaptığım izahlarda yanılmış, olabilirim. Şunu anladım ve daha sonra belirttim ki Kur’an’da veya sünnette yer alan (Yahudilere yönelik) eleştiri ve lanetlemeler belli bir inanca bağlı insanlara değil, herhangi bir insanda olacak karakteristliğe yapılıyor.” Neredeen, nereye.. 1979’da “Kur’an hükümlerine uymuyorsunuz!” diyerek “Kur’an-ı Kerim’i yere fırlatan”Fetullah Gülen, 2013’te, “Kur’an-ı Kerim’in Yahudilerle ilgili hükümlerini yanlış yorumladığını” söylüyor ve bir defa daha “Kur’an’ı yere çarpıyor!” Millet, “acaba” demesin de ne yapsın?.. 

 CAMİ DÜŞMANLIĞI! 
 Bir “anekdot” daha: “Kur’an-ı Kerim’i yere fırlatan” Fetullah Gülen; hiçbir şey olmamış gibi, daha sonra“namaz”ını kılmış ve namazdan sonra da, yine Salihli’deki “Küçük İmam Camii’nin temel atma töreni”ne katılmış, iyi mi?!?.. Fetullah Gülen, 1979’da “cami temeli” atarken, onun müridleri, son günlerde “Validebağ Korusu’na cami yapılmasın!” diye, ellerinden gelen çabayı sarfediyor! Demek ki, boşuna demiyorlar: “Biz, artık dini bir cemaat değiliz!

"17 soruda Sabetaycılık"

17 soruda Sabetaycılık
"17 soruda Sabetaycılık"
 1. Sabataycılık nedir ? Sabataycılık gizli ve esrarh bir dindir. 1626'da İzmir'de doğmuş, 1676'da Osmanlı devletinin Adriyatik sahillerinde küçük bir şehri olan Ülgün'de sürgünde vefat etmiş, hahamlık tahsili yapmış, sonra Yahudilerin beklediği vaad edilmiş mesih olduğunu iddia etmiş, Padişah'm huzuruna çağrılıp sorguya çekilince yalancıktan Müslüman olmuş, kendisine iman eden Yahudilerin de aynı şekilde hareket etmelerini istemiş olan Sabatay Sevi'nin dinidir.

2. Sabataycılar kimlerdir ? 
Sabataycılara Dönme, Selânik Dönmesi, Avdeti isimleride verilir. İki kimlikli, iki dinli vatandaşlarımızdır. Zâhiren Türk ve Müslüman görünürler, asıl gerçek kimlikleri ise, Sabatay Sevi'nin izinde Yahudilik ve Museviliktir. Türkiye Yahudi cemaati ileri gelenlerinden Bay Harry Ojalvo'nun Aksiyon dergisinde yayınlanan bir röportajdaki iddiasına göre ülkemizde bir buçuk milyon Yahudi kökenli Türk bulunmaktadır. Bu rakam abartılı olabilir. Sabataycıların sayısını bildiren hiçbir istatistik ve çalışma yoktur.

3. Sabataycıların iki dinli ve iki kimlikli olduklarına dair ne gibi somut deliller vardır ? 
İstanbul'da gizli sinagogları bulunmaktadır. Bunlardan biri Etilende bir binanın altında olup son 30 Eylül'de burada toplanan Dönmeler, Yahudi dinî yılbaşısmt kutlamışlardır.Tören, âyin, ibâdet sabah saat yedi buçukta başlamış, öğleden sonra üçe kadar sürmüştür. Hazan adı verilen Sabataycı hahamlar İbranice ve Ladino (Yahudi İspanyolcası) diliyle dualar ve ilahiler okumuşlardır. İstanbul'da Sabataycıların kendilerine mahsus mezarlıkları bulunmaktadır. Üsküdar'da Bülbülderesi semtindeki mezarlık Dönme mezarlığıdır. Ancak son yıllarda Zincirlikuyu kabristanına da ölülerini gömmeye başlamışlardır. Bazı Sabataycıların resmî Türk ve Müslüman isimlerinin yanında gizli Yahudi isimleri de bulunmaktadır. Amerika Birleşik Devletlerine kaçan bir Dönme iş adamı orada beyanat vererek, Sabataycı-Yahudi oldukları için kendilerine baskı yapıldığını söylemiştir.
4. Sabataycılar müslümanlardan kız alıp verirler mi ? 
Böyle bir şey onların dininde büyük bir günahtır. Genellikle almazlar. Son yıllarda, kendilerine benzettikleri Türklerle evlenen Sabataycılar görülmektedir.
5. Sabataycılar iddia edildiği gibi çok mu güçlüdür ? 
Onlar çocuklarını ülkemizin en iyi okul ve üniversitelerinde okuturlar. Bir kısmı Amerikan ve Avrupa'da yüksek tahsil yapmıştır. Birkaç yabancı dil bilenleri vardır. Sabataycıların hemen hemen hepsi yüksek şehir kültürüne sahiptir. Geniş ve tesirli çevreleri bulunmaktadır. Türkiye'nin en önemli, stratejik, hayatî; saha, makam ve mevkilerinde vazife almışlardır. Kelle sayısı itibarıyla değil, fakat keyfiyet ve ağırlık bakımından çok güçlü olduklarını söylemek asla bir mübalağa teşkil etmez. Birkaç bin Sabataycı ülke işlerini parmaklarıyla çeviriyorlar da denilebilir.
6. Sabataycılık gizli ve esrarlı mıdır ? 
Bunda hiç şüphe yoktur. Yirminci yüzyılda Türkiye'de Sabataycılık konusunda üç kere tartışmalar, münakaşalar, müzakereler olmuştur. Biri, 1924'te Lozan andlaşmasının mübadele maddesi gereğince Yunanistanlı Türkler ve Müslümanlar Türkiye'ye getirildiği zaman. İkincisi 1950'lilerdeki İslâmî basın ve çevrelerde. Sonra bu konu unutulmuş, karanlıkta kalmış veya bırakılmıştır. Üçüncü olarak da şimdi gün yüzüne çıkmış olup tartışılmaktadır.
7. Sabataycıların Yunanistan'dan Türkiye'ye gelmek istemedikleri doğru mudur ?
Mübadeleden (Nüfus değiş tokuşundan) önce Yunan hükümetine ve meclisine müracaat ederek, "Biz sanıldığı gibi Türk ve Müslüman değiliz, iki kimlikli Yahudileriz, bizi Türkiye'ye göndermeyin, Yunanistan'da kalalım" demişlerse de, bu dilekleri kabul edilmemiş ve Türkiye'ye gönderilmişlerdir. Bu da onların kurtuluşuna ve varlıklarını sürdürmelerine sebep olmuştur. Çünkü İkinci Dünya Savaşında Hitler Almanyası Yunanistan'ı işgal ettiğinde oradaki Yahudileri toplatmış, kamplara koymuş ve bir çoğunun yok olmasına sebebiyet vermiştir.
8.Bütün Sabataycılara aynı gözle bakmak doğru mudur ?
Sabataycılann hepsi de elbette aynı meşrebte değildir. Bir kısmı son derece militan ve fanatik İslam düşmanı olduğu halde, bir kısım Sabataycılar ise kendi halinde yaşamaktadır. Sabataycılar konusunda iki husus vardır: Birincisi onların iki kimlikli oluşu, Müslümanlıklarının gerçek dinlerini ve kimliklerini teşkil etmeyişidir. Böyle bir hal elbette ki, bir Müslümanı rahatsız ve tedirgin eder. İkinci husus ise, birtakım militan ve fanatik Sabataycılann İslam'a ve Müslümanlara saldırmaları, çoğunluğun temel ve evrensel hak ve hürriyetlerini tanımamalarıdır. Bu da Müslümanları rahatsız ve tedirgin etmekte, derinden yaralamaktadır.
9.Militan Sabataycılar İslam'a ve Müslümanlara doğrudan doğruya mı saldırırlar ?
Hayır, onlar laikliği, çağdaşlığı, ilerlemeyi, Atatürk'ü ve Atatürkçülüğü kalkan ve paravan olarak kullanırlar. Bu konulan kendi menfaatleri ve doğrultulannda istismar ve istihdam ederler. Onların dindar olan bir kısmı gizli sinagoglara gider, kendi dinlerinin gerekleri ne ise yerine getirirler ama Müslümanlara İslam dinine göre yaşamak hakkını çok görürler. Onlar Amerika'yı, Avrupa'yı iyi bilirler ama ileri ve medenî Batı ülkelerinde Müslümanlara tanınan hakları ve hürriyetleri burada tanımazlar. Türkiye'de şu anda Müslümanlara uygulanan baskıların mimarları Sabataycılardır. Din ile ve dindarlarla savaşanlar sadece Sabataycılardır demek istemiyorum; lâkin ülkedeki din-devlet, laik-Müslüman çatışmasında onların büyük rolü, tesiri, tuzu biberi bulunduğunu kimse inkâr edemez.
10. Sabataycılarla ilgili yayınlarınız dolayısıyla Anti semitizm yapmış olmuyor musunuz ?
Ben müslüman bir Türkiyeliyim, Sultan İkinci Bâyezid-i Veli hazretlerinin mânevi torunlanndanım. Tarih boyunca Yahudilere en büyük iyiliği Müslüman, Osmanlılar yapmıştır. Onlar 1492'de Ispanya'dan koğuldukları zaman Osmanlı devleti kendilerini kabul etmiş ve asırlar boyunca bu vatanda dinlerini, kimliklerini, kültürlerini, dillerini koruyarak yaşamışlar ve zengin olmuşlardır. Sabataycılık konusunu gündeme getirmek istememden maksad, antisemitizm yapmak değil, onların militan ve fanatik takımının İslam'a ve Müslümanlara saldırmalarını önlemek içindir. İslam'a ve Müslümanlara saldırmayan, düşmanlık etmeyen Sabataycılarla, sadece iki kimliklilik hususunda bir anlaşmazlığımız vardır. Onu kendilerinin halledeceğinden eminim. İslam ve Müslüman düşmanı olmayan Sabataycılarla her zaman konuşmaya, görüşmeye, sohbet etmeye hazırım. Kendilerine bir düşmanlığım yoktur.
11. Sabataycılar konusunda engizisyon usullerine başvurduğunuz da iddia ediliyor, buna ne diyorsunuz ?
Boş bir iddia ve hezeyandır bu. Asıl engizisyoncular militan İslam düşmanlığı yapan Sabataistlerle onların müttefiki olan ilerici ve çağdaş bir zümredir. Müftü azarlayan bir bakanı protesto ettiği için onbeş yaşındaki Müslüman bir kız, şu anda bir ayı geçen bir zamandan beri cezaevinde çile doldurulmaktadır. Çok mâsum ve haklı bir protestoya karşı bu kadar merhametsiz ve gaddarane bir tepki gösterenler engizisyoncudur. Yakın tarihimizde Müslümanlara büyük zulümler edilmiştir. Binlerce cami kapatılmış, yıkılmış, satılmış, gayesinden başka bir maksatla kullanılmıştır. Müslümanların bilim, eğitim müesseseleri kapatılmıştır. Din ve vicdan hürriyeti ayaklar altına alınmıştır. Uyduruk zulüm mahkemelerinde, on binlerce Müslüman süründürülmüş, binlercesi idam edilmiş, bir kısmı ise zindanlarda çürütülmüştür. Asıl engisizyon bunlardır. 
12. Sabataycıların siyasi ağırlığı ne kadardır ?
Tek kelimeyle çok büyüktür. Son cumhurbaşkanlığı seçimlerinde üç Yahudi-sabataycı adayları vardı ama seçtiremediler. Dışişlerinde büyük ağırlıkları bulunmaktadır. Siyasi partilerden birinin kurmayları Sabataycıdır. Başka partilerde ve önemli mevkilerde de Sabataycılar vardır. Büyük bir iktidar adamının karısı Sabataycı olup ülke işlerine perde ardından müdahale etmektedir. Sabataycılar modern Türkiye'ye damgalarını vurmuşlardır. 
13. Türkiye Yahudileri ve İsrail makamları, Sabataycıları Yahudi olarak kabul ediyorlar mı ?
Ediyorlar ama, zahiren ve resmen etmiyorlar. Yahudi dinine geçmek ve Musevi cemaati üyesi olmak isteyen bazı Sabataylar İsrail'deki başhahamlığa ve Türkiye başhahamlığına müracaat etmişlerse de bu istekleri kabul edilmemiştir. Halbuki İsrail Habeşistan'daki zenci Fallaşaları bile Yahudi olarak kabul etmiş ve onlara vatandaşlık hakkı vermiştir. Yine, dünyanın herhangi bir yerinde yaşayan ateist veya marksist bir Yahudiye de vatandaşlık hakkı verilmektedir. Sabataycıların Yahudi-Musevî olarak kabul edilmemelerinin ardında birtakım hesaplar olduğu muhakkaktır. 
14. Sabatay Sevi'nin tarihimizdeki önemi nedir ?
Bence Sabatay Sevi, son üç yüz elli yıllık tarihimizin on büyük ve önemli şahsiyeti listesinde yer alan bir kişidir. Dolaylı olarak modern Türkiye'de büyük tesiri vardır. Bu iddiamı isbat için büyük araştırmalar yapılması, arşivlere inilmesi, sağlam bilgiler elde edilmesi, önemli belgelerin gün yüzüne çıkartılması gerekmektedir. Sabatay Sevi ile ilgili büyük bir kitap yazmış olan İsrailli profesör Scholem, Türkiye devlet arşivlerindeki Sabataycılıkla ilgili belgelerin yerinde bulunmadığını yazıyor. Bu belgelere ne olmuştur? Tamamen imha mı edilmişlerdir, yoksa başka bir yerde mi saklanıyorlar? Şu anda Sabataycılıkla ilgili en fazla belge İsrail'de bulunmaktadır. İsrail makamları bunların incelenmesine izin vermemektedir.
15. Sabataycılardan ne istiyorsunuz ? 
İki şey istiyorum: Birincisi, bazı militan Sabataycıların dinime, İslam'a ve ülkenin çoğunluğunu teşkil eden Müslümanlara düşmanlık etmemesini, onların temel hak ve hürriyetlerini tanımasını, hatta başörtüsü zulmü gibi konularda Müslümanlara yardımcı olmasını istiyorum. İkincisi de, iki  kimlilikten vazgeçmelerini talep ediyorum. Bunu tamamen medeni, barışçı, uzlaşmacı yollardan yapıyorum. Yasal sınırlar içinde yayın yapmak kabahat değildir.
16. Sabataycıların güçlü ve tesirli olmaya hakları yok mudur ?
 Elbette vardır. Ancak İslam'a ve Müslümanlara militanca ve fanatikçe saldırmaya hakları yoktur. Atatürk'ü, laikliği, çağdaşlığı tekellerine alma çabasından vazgeçsinler. Türkiye bir çeşitlilikler ülkesidir. Cumhuriyete, rejime hükmetmek hırsını da bıraksınlar. Devlet, cumhuriyet hepimizindir. Din ve devlet arasındaki kavgayı kışkırtmasınlar, aksine bu çekişmenin ortadan kalkmasına çalışsınlar. Bu isteklerim militan ve fanatik Sabataycılar içindir; kendi haline yaşayan, etliye sütlüye karışmayan Sabataycılara (İki kimlilikleri dışında) birşey demiyorum.
17. Bazı Sabataycılar masumane pozlara bürünerek 
'' Bizim Sabataycı olduğumuzdan bile haberimizi yoktu, bütün bunları sizden (Mehmed Şevket Eygi'den) öğreniyoruz diyorlar.'' Bunun hakkında ne dersiniz ?
Böyle Sabataycılar olabilir, samimi iseler, takiyye yapmıyorlarsa onlar bizim muhatabımız değildir. Bizim muhataplarımız Sabataycı olduklarını bilen, zahiren Türk ve Müslüman görünen, asıl kimlikleri ise Sabataycılık olan ve böyle bir kisve altında İslam ve Müslüman düşmanlığı yapanlardır. Bu gibileri takiyye yapmakta ve acındırıcı bir tavırla biz hiç birşey bilmiyoruz demektedir. Zeki, kabiliyetli, kültürlü insanlar. Maşallah iyi tiyatro oynuyorlar.
***
Bu konuda son sözüm şudur: Heyecana, duygusallığa, aşırılığa kapılmayalım. Sabataycılık meselesi öyle kolay kolay halledilecek bir konu değildir. Sabırla araştıralım, okuyalım, dinleyelim. İşi çığırından çıkartmak, saptırmak isteyenler çıkacaktır. Bunlara da âlet olmayalım.
Kaynak: Yahudi Türkler, yahut Sabetaycılar, Mehmed Şevket Eygi, 4. Baskı, Zvi Geyik yayınları

NOTRE DAME DE SİON ŞİFRELİ:NAZLI ILICAK...



NOTRE DAME DE SİON ŞİFRELİ:NAZLI ILICAK... 

 iyi de türk ve müslüman olduğunu bildiğimiz nazlı ılıcak neden böyle manidar bir kelime seçmişti?bir yazar olarak bile ,sadece okulunun ismini rumuz yazmak pek de sonradan görmelik değil miydi arada..?



NAZLI ILICAK NEDEN BU RUMUZU KULLANIYOR DERKEN FRANSIZ TERCÜMESİ VE ANLAMI:SİON KIZLARIMIZ LİSESİ OLAN VE YAHUDİ KIZLARININ HRİSTİYAN ADETLERİNE GÖRE YETİŞTİRİLDİĞİ OKUL TEMELİ OLAN SİSTEMİN ENTEGRASYON AMAÇLI OLDUĞUNU TARİHSEL TEMELDE ÖĞRENDİK BİR GİZLİ HANDA..

 
SONRA RAHMETLİ UĞUR MUMCU'NUN SERT SÖZLERİ GELDİ AKLIMIZA ,DEDİK ACABA ? YİNE AYNI OYUN MU VAR BURADA...? 
 Her dönemin yandaşı Nazlı Ilıcak'a, Uğur Mumcu'nun yıllar öncesinden verdiği cevap; 
 ''YUNANLILAR İZMİRİ İŞGAL ETTİĞİ ZAMAN SİZİN DEDENİZİN HÜKÜMET KONAĞINDAN TÜRK BAYRAĞINI İNDİREN YUNANLI SUBAYIN YANINDA NE İŞİ VARDI'' 
 AİLE GEÇMİŞİNİN DERİNLİĞİ : SABATAY SÜLALESİNDE GİZLİ... NEREDE CIKAR, NEREDE ULESME OLACAK, ORADA ZUHUR EDER NAZLI ILICAK... 
 1944 Ankara dogumlu Nazli Dame de Sion mezunu Fransa'da Lozan universitesinde okumus ama bitirip bitirmedigini bilmiyorum pek de belirtilmiyor. 
 Siyasette ben kendimi bildim bileli bu ismi duyarim ve hep bana karsi taraf duygusu verir, bugune kadar okuyup da "Ne guzel yazmis" dedigim hicbir yazisi olmadi, son zamanlarda da Ergenekon savcısından beter suçlamalarla yargiyi yonlendirmeye çalısıyor. 

 Muammer ÇAVUŞOĞLU: Babası. 1954 yılında DP listesinden A.MENDERES tarafından İzmir milletvekili yapıldı. 
Muammer bey bu milletvekilliğini Adnan MENDERES ile olan akrabalığına borçluydu. 
Ancak meclisteki tek akrabası MENDERES değildi. 
 Osman KAPANİ: İzmir milletvekili. Osman KAPANİ Muammer beyin meclisteki akrabalarından biriydi. 
Akrabalığı İhsan hanımın akrabası olmasından kaynaklanıyordu. 
İhsan hanım KAPANLI'ların kızıydı. 
Osman KAPANİ Demokrat Partinin Devlet Bakanlığınıda yaptı. 
 Turhan KAPANLI: İzmir milletvekili ve bakan.
Turhan KAPANLI 1965-1969 yılları arasında Tarım Bakanı, 1969-1971 yılları arasında Köyişleri Bakanı, 1977 yılında Çalışma ve Sosyal
Güvenlik Bakanı, 1977-1978 yılları arasında ise Milli Savunma Bakanlığı görevlerinde bulundu.
Turhan KAPANLI çalıştığı bütün bakanlıklarda dönmelerin yükselmesini sağladı. 
İhsan KAPANLI'nın ağabeyi, yani Osman KAPANİ'nin kayınçosu, yani Nazlı ILICAK'ın dayısıdır. 
 Ömer ÇAVUŞOĞLU : İşadamı. Fener Bahçe Spor Klubünün eski yöneticisi. 
Nazlı ILICAK'ın kardeşi. Omer Cavusoglu ilk kendi bankasını soyanlardan, banka kuruyor , içini bosaltıyor devlet batık paralari oduyor. Hisarbank boyle battı...  
BIR ARA MUMTAZ SOYSAL'A KANCA ATMAYA KALKTI ISE DE BIR NETICE CIKMADI... 
 2.KOCASI ISE ARNAVUT OLDUGUNU SOYLEYEN EMIN SIRIN... 
Ak Parti’den Liberal Demokrasi Parti’ye, ardından Anavatan’a şimdi de Genç Parti’ye geçen Emin Şirin, şu anda Genel Başkan Yardımcılığını yürüttüğü yeni partisine gelene kadar hiç bir partide aradığını bulamadığını söylüyor. ‘
’Türkiye’de safkan Türk yoktur. 
Ben de kanında tek damla Türk kanı olmayan bir insanım.’’ DIYEN 
EMIN SIRIN'IN KENDISINI SEKRETERIYLE ALDATMASI UZERINE BOSANIYORLAR... 
NAZLI KARANLIK BİR AİLENİN KARANLIK BİR ÇOCUĞUDUR



Dikkatinizi çektiyse hep bir KAPANİ/KAPANLI adı geçiyor. 
Peki kim bu KAPANİ ve KAPANLI'lar. 
İsterseniz biraz daha açalım. 
 Her şey 17. yüzyılda ortaya çıkan ve mesih olduğunu iddia eden Sabetay SEVİ adlı bir hahamla başladı. 

Sabetay Sevi (1622-1676) İzmirli bir yahudiydi. 
Kabbala mistisizmine büyük ilgi duydu. Mesih olduğunu bildirdi. 
1660'larda bu açıklama üzerine Avrupa'nın her yerinden yahudiler heyecanla gözlerini İzmir'e diktiler. 
Yahudi dünyasının bu müjdeyle altüst oluşunu, Claude Gutman ‘‘İzmir'in Çılgın Dedikoduları’’ (Çev: Meral Gaspıralı, Cep Yay., 1994) adlı romanında anlatıyor. 
Ancak Osmanlı yönetimi işe el koydu; Sabetay Sevi'yi müslüman olmaya zorladı. 

Sevi müslümanlığı kabul etti, yahudiler ondan yüz çevirdiler, ancak bazı aileler ona inanmayı sürdürdü ve onunla birlikte sürgüne gitti. O günden sonra ‘‘dönme’’ denilen bu cemaat Selanik ve İzmir gibi Türk şehirlerinde yüzyıllarca yaşadı. Sabetay'ın ölümü ile birlikte Kapancılar, Yakubiler, Karakaşlar adıyla üç ayrı gruba bölündüler. 

 Her üç grupta iç evlenmelerle bütünlüklerini korumayı başarsalarda 20. yüzyılında başından itibaren dış evlilikler yapmaya başladılar. 1934 yılında çıkan soyadı kanunun ile birlikte her üç grup mensupları arasında kökeninden utanan yada tanınmak istemeyenler farklı soyisimleri alırken etnik şuurunu yitirmeden saklamak yanlısı olan aileler ise kendi gruplarının adını soyadı olarak aldılar. 
İşte adını andığımız KAPANİ ve KAPANLI'LARDA bunlardandı. 
Yani Sabetaycı Yahudi dönmelerinin KAPANCI grubundan. 

 Peki ama ÇAVUŞOĞLU soyadı nereden geliyor diyorsanız oda Muammer beyin soyadı. Yani İhsan KAPANLI'nın evlilik yoluyla elde ettiği soyadı. Nazlı hanımın taşıdığı ILICAK soyadı ise eski eşi Kemal beyin soyadı.... 

 Sabatayların dengeci ve mutlak güce biatları pek de yeni değil;binlerce yıllık yahudi geleneğinin Kudüs'ten kovulduğundan beri hep aynı olduğu ayniyle vakidir.... 

 NEREDE CIKAR, NEREDE ULESME OLACAK, ORADA ZUHUR EDER NAZLI ILICAK... 

 1944 Ankara dogumlu Nazli Dame de Sion mezunu Fransa'da Lozan universitesinde okumus ama bitirip bitirmedigini bilmiyorum pek de belirtilmiyor. 
 Siyasette ben kendimi bildim bileli bu ismi duyarim ve hep bana karsi taraf duygusu verir, bugune kadar okuyup da "Ne guzel yazmis" dedigim hicbir yazisi olmadi, son zamanlarda da Ergenekon savcisindan beter suclamalarla yargiyi yonlendirmeye calisiyor. 
 Hep sagda, hep iktidarin saksakcisi, menfaaddari, hep gemisini yuruten bu kadini biraz arastirayim dedim; 

Bulduklarim sunlar; KEMAL ILICAK'LA IMAM NIKAHI KIYILIRKEN... Nazli Ilıcak, Tercuman gazetesi günlerinde tüm faşist odakları solcuların üzerine yönlendiren yazılarıyla "herkesin önüne" çıkmıştı. 
 Kocası Kemal Ilıcak'ın gazetesinde, sağcıların her solcuya saldırısına alkış tutmuş, saldırı olmayan günlerde birçok sol aydını faşistlere hedef göstermişti. 

12 Eylül ertesinde de Kemal Ilıcak, Tercüman'da yıllarca çalıştırdığı gazetecilere beş kuruş tazminat vermeden ortada bırakmıştı. O zaman Süleyman Dmirel ortaya çıkmış, 12 Eylül öncesindeki Milliyetçi Cephe hükümetlerine verdiği tam desteğin karşılığı olarak Ilıcak'a "Verdimse ben verdim" sözü ile tarihe geçen arsa satışı skandalını gerçekleştirmişti. 
 Kemal Ilıcak'ın ölümü ertesinde ise Nazlı Ilıcak, Demirel'in desteğini yitirmişti ve bu kez kalkıp Erbakan'ın Fazilet Partisi'ne kapılandı. Hatta Milletvekili bile oldu. Ardından ABD vatandaşı Merve Kavakçı'yı TBMM'ne kafası bağlı getirmeye öncülük etti. Toplumu ayrı kamplara bölmenin ilk adımının provokatif mimarı oldu. Partinin kapatılması ve milletvekilliğin düşmesinin ardından, AKP'ye kapılandı. Hatta AKP iktidarına şirinlik olsun diye TV programlarına başında gülünç bir türbanla bile çıktı. Tam altı kaval üstü şişhane idi durumu. Oğlu Mehmet Ali ise başlıbaşına bir utanç sendromu. Başında bulunduğu Akşam gazetesinin halkı dolandırdığı “televizyon vukuatı” ardından kaçışı hâlâ akıllarda. TRT'den aldığı 1.4 trilyon liralık bandrolün parasını ödemeyince hakkında gıyabi tutuklama kararı çıkartılan ve Londra'ya gitmek için bindiği uçak rötar yapınca yakalanan Mehmet Ali Ilıcak önce tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. Ilıcak’ın kız arkadaşıyla Meksika’ya kaçmak üzere Londra’ya gitmek istediği belirlenmişti. Bayrampaşa Cezaevi'nde Can Aksın ile annesi Nazlı Ilıcak'ın eşi Emin Şirin'in de kaldığı B bloka konulmuştu. Mehmet Ali'nin Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ile de mahkemelik olduğu ortaya çıkmıştı. Bakanlık, vaadettiği TV cihazlarını okuyucularına vermeyen Ilıcak hakkında dava açılması için, 1997 Ağustosu'nda Zeytinburnu Asliye Ticaret Mahkemesi'ne başvurmuştu. Yüzbinlerce insanı televizyon vaadi ile aldatan ve "dolandırıcılık"tan yargılanan Mehmet Ali Ilıcak'ın "müktesebatı herkesin önündedir" elbette. Nazlı Ilıcak, bugüne kadar neye el attıysa batırdı. Önce kardeşi Ömer Çavuşoğlu, Hisarbank'ı batırdı. Sonra kendisi eşi Kemal Ilıcak'ın gazeteleri Tercüman ve Bulvar'ın batmasında büyük rol oynadı. Oğlu Mehmet Ali Ilıcak Akşam Gazetesi'ni çıkardı. Gazetenin yayın ve promosyon anlayışında Nazlı Ilıcak söz sahibi oldu. Gazete vaad ettiği promosyonları veremedi. Oğlu Mehmet Ali Ilıcak yurtdışına kaçmak zorunda kaldı. Nazlı Ilıcak'ın siyasi destek verdiği Mehmet Yazar politikadan silindi, Kamran İnan, Demirel'e karşı mağlup oldu. Merve Kavakçı vatandaşlıktan çıkarıldı. Ilıcak, FP'nin kapatılmasına neden oldu. Oğlu Mehmet Ali, her tür işe bulaştı. Gece kulübü çalıştırdı, kendi deyişiyle "sarhoş insanları eğlendirdi". Şarkıcı olmaya kalktı ama Mehmet Barlas engelledi bu girişimini. Kendini Sabah'tan Şebnem Akson'a şöyle anlatıyor : "Modern milliyetçi, vatanperverim. Benim için bu vatan önemli, ama askerlik yapar mısın, e kardeşim, benim bir faydam var mı, yok. Kısa dönem yaptık zaten. Realiteye bakalım. Benim şimdi Hakkari'de bir faydam olmaz, zararım olur yani. Muhafazakârlığı da inanç, dindarlık açısından ele alıyorum. Sabah ve akşam namaz kılarım, cuma namazını kaçırmam, her gece yatmadan önce yüksek sesle ve Türkçe, Kur'an'dan dört sayfa okurum. Yani senede iki kez hatmederim. Eşimin başı açıktır, ama içkiyi de 1991'den beri ağzıma koymam." "Dünden Bugüne Tercüman" gazetesini nasıl çıkardıkları ve batırdıkları da biliniyor. Adını değiştirip "Bugün" yapmaları, ama ABD’nin Irak’a saldırısını tüm "müslüman"lıklarına karşın nasıl destekledikleri de malum. Sonunda büyük ortak Turgay Ciner'in nasıl öfkelendiği ve gazeteyi sattığı da. "Ben hiç bir işten utanmam" diye demeç veren Mehmet Ali Ilıcak'a ne söylenebilir ki? İşsiz bıraktığı gazeteciler konuşmalı bu konuda. Ama konuşmaması gereken iki kişi var. Nazlı ve Mehmet Ali Ilıcak. Çünkü ağızlarını her açışlarında çevreye yayılan koku sabır sınırını aşıyor artık. Sabır sınırını ilk yitiren de Güneş gazetesi oldu bu arada. 23 Mayıs günü "Onlar şimdi AKP avukatı" başlığıyla yayınladığı yazıda şunları vurguladı : "Vur patlasın çal oynasıncı ana-oğul Ilıcaklar'ın, Tv'ye çıkıp molla zihniyetini çılgınlar gibi savunması hayretle izleniyor. Fox TV'de yayınlanan 'Çapraz Ateş' programınına çıkan Nazlı ve Mehmet Ali Ilıcak'ın en gerici fikirleri militan bir üslupla savunması, ehil olmadıkları halde en tartışmalı dini konularda din tüccarlarının lehine ahkam kesmesi milleti çılgına çeviriyor. Önceki gece yayınlanan programda Mehmet Ali Ilıcak'ın 'Türban kadınlar için İslami bir şarttır' şeklinde fetva vermesi üzerine gazetemizi arayan okurlarımız 'Bu Mehmet Ali bir zamanlar meyhane işletip dansöz oynatan Mehmet Ali değil mi?' diye sordu. Türkiye'de asla bir şeriat tehlikesi bulunmadığını, AKP'nin hiç böyle bir icraatı olmadığını söyleyen Nazlı Ilıcak'ın Cumhuriyet mitingine katılan milyonları 'Paranoyak bir korku içinde olmak'la suçlaması ise 'AKP'den vekillik beklentisi'ne bağlandı." MUHAFAZAKAR, DINDAR SAG CEPHENIN MATA HARI'SI , MERVE KAWAKCI'NIN HAMISI NAZLI HANIM EGLENCEDE... ANNE SABETAY IHSAN KAPANI, HATTA DAYISI TAUHAN KAPANI MILLETVEKILI VE BAKAN OLUNCA TUM SABETAY BILINENLER UST DUZEY BUROKRAT OLUYOR. Nazlı hanımın babasının babası Feyzullah beyin anne tarafından Arnavut olduğu ortaya cikiyor, ESKI DEMOKRAT PARTI MILLETVEKILI MUAMMER CAVUSOGLU, YASSIADA'DA YARGILANIYOR..27Mayis travmasindan sonra her vesile ile devamli ORDUYA SALDIRIYOR... Gazeteci Leyla UMAR anlatıyor; Tercüman Gazetesi hiçbir zaman kendime yakın hissettiğim bir gazete olmamıştı. Ve o nedenle bir gün Kemal Ilıcak beni bizzat arayıp Boğaz'da bir yat gezisine davet edince doğrusu şaşırmıştım. Churchill'in eşinden Onassis'in yatında terslendiğim gün beni kurtaran ve ölünceye kadar en yakın dostlarımdan biri olan Lady Barrows âşık olduğu İstanbul'a tatile 2 yılda bir gelirdi. O haftayı bizde geçirdiği için Kemal Ilıcak nezaketen beni de davet etmişti. Türkiye'de Barrows'lardan önce elçilik yapan Sir Kelly'nin hayli yaşlı eşi Lady Kelly de Türkiye'nin en renkli büyükelçilerinden Muharrem Nuri Birgi'nin Salacak'taki yalısında kalıyordu. Hep birlikte "Nazlı" adlı motora bindik. Nazlı'nın annesi İhsan Hanım eski dostları iki sefireyi ağırlarken Nazlı'ya niçin kızdığını anlayamadığım bir nedenle Kemal Ilıcak birdenbire bana herkesin duyabileceği yüksek sesle; "Bakın, Leylâ Hanım ben nasıl İstanbul'a geldiğimden başlayım" diyerek Amasya'nın bir köyünde, eşek sırtında dolaşırken istanbul'da Sanat Okulu'nu bitirdikten sonra Gece Postası Gazetesi'nde çalıştığım v.s. anlattıktan sonra: "Tercüman'ın sahibi olunca itibarım arttı. Bir gün İhsan Hanım beni arayıp evine davet etti. Kızı Nazlı'nın mutsuz, kısa evliliğini bitirdiğini, benim damadı olmamdan duyacağı mutluluğu dile getirdi." Kemal Ilıcak'ın Nazlı ile annesinin ısrarıyla evlenmesini ve pişmanlığını Türkçeyi çok iyi bilen iki İngiliz sefiresi ve Muharrem Nuri Birgi dinledikçe dehşete düşüyorlardı. Nazlı da sürekli ağlıyordu. O gün tanışmama rağmen Kemal Bey'in kulağına eğilip daha fazla konuşmamasını rica ediyordum. O büsbütün yüksek sesle, "Bırakın, içimi boşaltayım" diyordu. Bir ara İhsan Hanım'ın kulağına; "Lütfen araya girin, bu duruma bir son verin, Nazlı'nın durumunu görmüyor musunuz" diyordum. İhsan Hanım benim telaşımı: "Siz aldırmayın; karı koca kavgası yatak odasında biter" diyerek yatıştırmaya çalışıyordu. Buraya kadar güzel ama Nazlı ILICAK'ın annesi İhsan ÇAVUŞOĞLU'nun neresi önemli diyebilirsiniz. Peşinen cevabımızı verelim;soyu. Evet yanlış okumadınız soyu.Çünki İhsan hanım israiloğullarından/Sabetaycı bir ailenin kızı İsterseniz biraz açalım ve Türkiye'nin demokrasi havarisi Nazlı ILICAK'ın akrabalarını biraz tanıyalım. Muammer ÇAVUŞOĞLU:Babası. 1954 yılında DP listesinden A.MENDERES tarafından İzmir milletvekili yapıldı. Muammer bey bu milletvekilliğini Adnan MENDERES ile olan akrabalığına borçluydu. Ancak meclisteki tek akrabası MENDERES değildi. Osman KAPANİ:İzmir milletvekili. Osman KAPANİ Muammer beyin meclisteki akrabalarından biriydi.Akrabalığı İhsan hanımın akrabası olmasından kaynaklanıyordu. İhsan hanım KAPANLI'ların kızıydı. Osman KAPANİ Demokrat Partinin Devlet Bakanlığınıda yaptı. Turhan KAPANLI:İzmir milletvekili ve bakan.Turhan KAPANLI 1965-1969 yılları arasında Tarım Bakanı, 1969-1971 yılları arasında Köyişleri Bakanı, 1977 yılında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı, 1977-1978 yılları arasında ise Milli Savunma Bakanlığı görevlerinde bulundu.Turhan KAPANLI çalıştığı bütün bakanlıklarda dönmelerin yükselmesini sağladı. İhsan KAPANLI'nın ağabeyi, yani Osman KAPANİ'nin kayınçosu, yani Nazlı ILICAK'ın dayısıdır. Cumhuriyetçiler güçlüyken Eşek eti satan Erdoğan'ı çıkardığı Günaydın gazetesinde yerden yere vuran zihniyetin,Susurluk'ta Çatlı-Çiller'e sahip çıkarken;şimdi ABD lobisi yaparak;Açılım için Kürtçülük ve Akepe avukatlığına soyunmasına;siyasal tarih bilenler şaşırmışlardır belki bugüne değin...Lakin her şey para değil;saklı sırrın içinde var gizli bir yemin... Sadece bilmeyenlere; lütfen iletin

Silinmesin *T6952550267*DOSYA GÖNDERME FORMU(HUKUK)YARGITAY 20. HUKUK DAİRESİ BAŞKANLIĞINA ANKARADOSYAYA İLİŞKİN BİLGİLERMAHKEMESİKARAR TAR...