15 Mart 2012

NOSTRADAMUS'UN KEHANETLERİ

Nostradamus'un kehanetleri gerçek mi oluyor? Son depremler Fransız kâhinin işaret ettiği 2012'deki kıyametin alameti mi? Beş yüzyıl önce Türkiye için neler gördü? Tek solukta okunacak gizemlerle dolu bir dosya...
Kehanetleri
Üçüncü Dünya Savaşı 2076'da, dördüncüsü ise 2106'da çıkacak. Dördüncü Dünya Savaşı sonrasında bin yıllık barış çağı yaşanacak. Hayat 3797 yılında sona erecek. Nostradamus'a göre sadece insanlık bitecek, dünya hiç yok olmayacak. 
Güney Asya'dan sonra Türkiye'de deprem olacak. Centuries kitabını yorumlayan İngiliz uzmanlara göre Endonezya depremleri sonrası Yunanistan ve Türkiye'de karışıklık (yer sarsıntıları) olacak. Fransız uzman Fontbrune ise karşı: O ciltteki kehanet Gölcük depremiydi. Yeni deprem yok. 
Fransız uzmanlara göre Nostradamus 2015'e kadar dünya için 'karanlık bir dönem' görüyor. Kahine göre dünyada iklim değişiklikleri olacak. Büyük bir kuraklık yaşanacak. İnsanoğlunu bu uzun kuraklık döneminden sonra bir felaket daha bekliyor: Boyutu bilinmeyen dev sel suları... 
'Gökten taşlar inecek başına'

Nostradamus dünyaya çarpacak dev göktaşları ve kuyruklu yıldızlar hakkında sayısız kehanette bulundu Yorumculara göre kâhin muhtemelen 2126 yılında görülecek olan Swift-Tuttle kuyruklu yıldızından bahsediyor. 

Günümüzden yüzyıllar önce yaşamış olmasına rağmen Nostradamus, kendisine bütünüyle yabancı bu dünyayı nasıl kavrasın, nasıl tanımlasın ve onlara uygun adları nereden bulsun? Bu soruların sahibi şifre çözücü Peter McHoll, bütün bu engelleri kavramaya yönelik karmaşık bir ruh haline rağmen ünlü kahinin bu işi inanılamayacak bir başarıyla kazandığını söylüyor. Aynı zamanda McHoll'e göre bu başarı oldukça şaşırtıcı. Ve kehanetler, daha yakından ve derinlemesine incelendikçe, hayret verici, hatta ürkütücü olmakta... McHoll'un dediği gibi Nostradamus, açıklayamayacağı birçok şey gördü. Uzmanlara göre bunların başında gelen kuyruklu yıldızlar, kahin tarafından çok değişik şekillerde ifade edildi. Bir diğer şifreci Peter Lemesurier de Nostradamus'un Yüzyıllar'ının beşinci cildinde yer alan 32'nci dörtlüğü örnek gösteriyor: 

İŞARET GÖKTEN GELECEK 
Güneşin, ayın ve yıldızların altında her şey yolunda iken, Büyük bolluğun ardından yaklaşıyor felaket. Ne kadar talihli olduğunu söylerken Yuhanna'nın yedinci taşı gibi gökten inecek başına. Lemesurier'in yorumu şöyle: Nostradamus'a göre barış ve bolluk döneminin sona ereceğini bildiren ilk işaret gökten yanarak inen bir taşla gelecektir. Şifre çözücüye göre burada 2126 yılında görülecek olan Swift-Tuttle kuyruklu yıldızıyla karşı karşıya olabiliriz. Eğer o değilse bile başka bir gök cismi dünyaya çarpacak ve özellikle daha müreffeh ve zengin olan ülkelerine felaket getirecek. Lemesurier, Nostradamus'un gökle ilgili kehanetlerini başka örneklerle de yorumluyor. İkinci cilt 46'ncı dörtlükte kahin gökyüzüyle ile ilgili kehanetinde ilginç tanımlarda bulunuyor. Büyük Oynatıcı tekerleği yeniden hareket ettiriyor; Bir dönüştamamlandı, daha büyüğü başlıyor. Kıtlık, savaş, veba ve kanlı, sütlü yağmur. Göklerden ardında alevler bırakarak geçecek ateş. Lemesurier'e göre son iki dizeyi okurken özellikle dikkat edilmesi gerekir. "Kanlı, sütlü yağmur" garip bir şeyse de, Nostradamus bu imajı dörtlüklerinde sık sık kullanır. Şifre çözücü bu kelimelerle, Nostradamus'un bu dörtlükte "Sonsuz yağmur" için şifre vermiş olabileceğini de iddia ediyor. Bu da diğer kehanetlerde sözü geçen "uzun yağmurlar"a bir gönderme olabilir. Ancak burada gökteki ateş, Kıyamet'in çok eskiden bildirilmiş büyük yıldızını temsil ediyor gibi... Halley Kuyruklu Yıldızı (eğer ondan bahsediliyorsa) 2822 yılında döneceğinden, bu dörtlüğe bir tarih verilmesinde yardımcı olabilir. Lemesurier, dünyaya çarpan dev göktaşları ve kuyruklu yıldızlar hakkında birçok kehaneti olan Nostradamus'un yeniden canlanacak ölülerle de ilgili dörtlüğünden bahsediyor. Kahin onuncu cildin 74'üncü dörtlüğünde şöyle diyor: 

ÖLÜLERİN DİRİLMESİ
Büyük yedi rakamı sonunda dönünce, Töresel Oyunların zamanında Dünya göğe doğru dönüşünü durdurmadan Çoktan ölmüş olanlar topraktan çıkacak Ünlü şifre çözücü, Nostradamus'un burada kutsal kitap benzetmesine başvurarak ölülerin dirilmesinden söz ettiğini düşünüyor. Lemesurier'e göre dörtlükte ilginç olan, buna kendi iki kehanet unsurunu da eklemiş olması. Olayı kronolojik olarak özgün Fransızcası'nda "Kurban Oyunlar" diye herhalde Olimpiyatlar'ın gelecekteki bir biçimine bağlamış. Dünya düzeninin bu sona erişi yedinci bin yıl sonunda (Kahinin Tevrat kronolojisine göre 2827/28 yılında) yer alacak. Nostradamus "gördüğü" şeyleritanımlamakta da çok başarılıydı. 

Mehdi 'Altın çağ'la geliyor

Fransız kâhin "Mehdi 2016 ile 2020 arasında Asya'da çıkacak" diyor.

Ve hemen ardından da 'Altın Çağ' denen 1000 yıllık barış dönemi başlayacak. 

Prof. Gündüz 'Mehdi Müslümanlar arasından çıkacak kurtarıcı figür' diyor. 

Mehdi gelecek, altın çağ başlayacak

Nostradamus, Ortadoğu kökenli bir Mehdi'nin Asya'da belireceğini ve onun gelişiyle, Dünya'nın 2016-2020 yılları arasında Altın Çağ'a gireceğini söylüyor. 

Ünlü Alman edebiyatçı Goethe'nin, "Sürekli yaşamın sırrının izlerini süren, zamanın ardındakileri görebilen, o zamana kadar akıl edilememiş bağlantıları çözümleyen kişi..." satırlarıyla tasvir ettiği Nostradamus için uzmanlar, sadece savaş, kan, gözyaşı ve felaketleri gördüğü gerekçesiyle 'karamsar kahin' yakıştırması yapıyor. 

İYİLİĞİN SAVAŞI 
Ancak bugünkü bölümde ünlü kahinin 'barış'ın hüküm süreceği günleri ve öncesinde Mehdi'nin dünyaya gelişini' anlattığı kehanetlerini yayınlıyoruz. Kahin, Mehdi'den kitabın onuncu cildinin 75'inci dörtlüğünde bahsediyor: Uzun süredir beklenen kişi hiç dönmeyecek Avrupa'ya; Asya'da ortaya çıkacak Hermes'in birliğinden gelen biri, Doğu'nun bütün krallarının üstünde ünlenecek. Şifre çözücüsü R. W. Velch bunu şöyle yorumluyor: "Kahin 'beklenen kişi' ile Mehdi'yi kastediyor. Ve Mehdi Asya'da ortaya çıkıyor." Ancak üçüncü satır Velch ve diğer şifre çözücüler arasında tartışma başlatıyor: 'Hermes'in birliğinden gelen biri.' Hermes, Mısır mitolojisinde 'Tanrılar'ın mesajcısı'dır. Yani Nostradamus, Asya'da ortaya çıkacak bu liderin aslında Ortadoğu'dan, Mısır'dan geleceğini görmüş olabilir. Bu nedenle Velch ve diğer şifreciler de bu satırı "Ortadoğu kökenli Mehdi, Asya'da belirecek" diye özetliyor. Peki Mehdi ne zaman gelecek? Şifre çözücüler, bu tarihi "Altın Çağ" olarak yorumluyor. Peter Lorie, savaşların ardından insanoğlunun güzellik ve barışla tanışacağı bu çağın başlangıç tarihini dahi veriyor: 2016-2020 "Kötülüğün iyilikle savaşı" ile ilgili, Nostradamus'un kral II. Henry'ye yazdığı mektubu inceleyen Lorie, mektubun son satırlarına dikkat çekiyor: Bugün, bugün ve biraz zaman sonrası yok olacak. Bu uzun süren dönemden sonra Satürn'ün saltanatı, Altın Çağ yeniden başlayacak. Kullarının acısını hisseden yaratıcı, Tanrı, Şeytan'a dipsiz kuyunun derinliklerine gidip orada bağlı kalmasını emredecek. Daha sonra Tanrı ile insanoğlu arasında evrensel bir barış başlayacak. Ve Şeytan bin yıl boyunca orada bağlı kalacak. Ve daha sonra bağlarından kurtululacak. 
ŞEYTAN'IN GELİŞİ 
Lorie'nin iddiasına göre, Kahin 'evrensel barış' kelimesi ile Mehdi'nin geleceği Altın Çağ'a dikkat çekiyor. Dizimizin ilk gününde belirttiğimiz gibi, Nostradamus'un 1000 yıl süreceğini öne sürdüğü Altın Çağ'dan sonra Şeytan dünyaya geri dönecek Şeytan'ın Altın Çağ sonrası döneceğini yorumlayanlardan biri de Velch. Mehdi kehanetinin gerçekleşme oranının yüzde 90 olduğunu belirten Velch, bunun nedenini de şöyle açıklıyor: "Kahinin yaşanacak zor günlerin sonunda, insanların gökyüzüne açılacakları yepyeni bir çağdan bahsederek, kehanetlerini noktaladığına dikkat etmek gerekir. Tüm Ezoterik Gelenekler'de bahsedilen 'Altın Çağ' inancı, Nostradamus'un ifadelerinde de yer almıştır." 
Alametler 2007'de başlayacak

Nostradamus'a göre 2006'da yağmur ormanları yok olacak. Bir yıl sonra da kuraklık başgösterecek.
Ardından Dünya'yı depremlerle dolu bir 18 yıl bekliyor. 2025'te ise Dünya'nın ekseni değişecek. 
Salgın hastalıklar ise cabası. En ölümcül salgın da 'Büyük Neptün' yani Amerika'da baş gösterecek 
İşin ilginç tarafı, kâhinin 1555'te yazdıkları, BM'nin küresel ısınma raporuyla ciddi benzerlikler taşıyor. 

2025'e kadar Dünya ekseni değişecek

Dünya yı büyük çevre felaketlerinin beklediğini öne süren Nostradamus, depremler sonucu 2025 yılına kadar Dünya ekseninin değişeceğini söylüyor. 

New York'lu şifre çözücü Peter Lorie, 'gelecek mühendisi' olarak tanımladığı Nostradamus'un dörtlüklerinden hareketle, bir çok uzmanın kahinin dörtlüklerinde 2012 yılına dikkat çektiğini, ama insanoğlunun ilk önce 2007 yılına önem vermesi gerektiğinin altını çiziyor. "Nostradamus'un kehanetlerine göre 21'inci yüzyılın başı yeni olaylara gebe" diyen Lorie kahinin 'Yüzyıllar' eserinden örnekler veriyor. 

2007'YE DİKKAT 
Dünya'nın merkezinden çıkan volkanlar, New York civarında sarsıntılara sebep olacak. İki büyük kabahat uzun bir savaşa tutulacak Ve sonra Syracuse yeni bir nehri kızıla boyayacak Mars, Merkür ve Ay bir araya geldiğinde, Hindistan'ın güneyine ve Asya'ya doğru Büyük kuraklıklar olacak Dünya depremlerle titreyecek Kahinin bu kehanetlerinden yola çıkan Lorie, dörtlüklerde içinde bu yüzyılın problemlerinin anlatıldığını söyleyerek insanları uyarıyor: "Bu hızla gidersek, 2006 yılından itibaren hiç tropikal orman kalmayacak. Böylece ağaçlar havayı temizlemek görevini yerine getiremeyecek. Problemler 2007 yılından itibaren kendini hissettirmeye başlayacak." Ünlü şifre çözücü, iklim bilimcilerin yeni bin yılın ilk yıllarında dünyanın şimdiye kadar görülen en büyük kuraklığa sahne olacağını söylediğini belirtiyor ve ekliyor: "Fırtınalar her zamankinden daha sık olmakta. Yakın zamana kadar büyük fırtınalar birkaç yılda bir olmaktaydı. Ancak şimdi neredeyse altı ayda bir görülmekteler." Lorie'ye göre, kahin dörtlüklerinde 2025 yılına kadar sadece depremlerden değil, belki dünyanın ekseninin bile değişimine sebep olabilecek 'sismik aktivitelerden' bahsetmekte. Baharda kehanetler olacak ve bunu takip eden olağanüstü gelişmeler, Ülkelerin altının üstüne gelmesi ve büyük depremler... Ekim ayında da dünyanın büyük bir hareketi olacak Ve gezegenin yerçekimini kaybettiğini düşünecek insanlar olacak, Cehennemin derinliklerine gömülecekler. New Yorklu yazar, 21'inci yüzyılda amansız hastalıkların insanoğlunun başını çok ağrıtacağını da, Nostradamus'un dörtlüklerinden örnekler vererek açıklıyor. 

SALGIN HASTALIK 
İki şehrin girişinde ve içinde, Daha önce hiç görülmemiş iki hastalık olacak Demir hariç, hastalığın yol açtığı açlıktan en sonunda, Büyük ebedi Tanrı'ya yardım için yalvaracaklar. Yüzyıllar kitabında yaklaşmakta olan büyük bir salgın hastalığa dair birçok dize vardır. Lorie'ye göre Nostradamus, etkisi çok daha büyük olacak ve ABD'yi sarsacak bir salgından söz ediyor. Bunlar HIV virüsü, depresyon, uyuşturucu bağımlılığı, yoksulluk, deli dana, cehalet ve önyargı...

'Toprak kuruyacak seller gelecek'

Fransız uzmanlara göre Nostradamus da 2015' kadar Dünya için 'karanlık bir dönem' görüyor. 
Kahine göre dünyada iklim değişiklikleri olacak. Büyük bir kuraklık yaşanacak. 
İnsanoğlunu bu uzun kuraklık döneminden sonra bir felaket daha bekliyor: Boyutu bilinmeyen dev sel suları... 

'Dünya karanlığa gömülecek'

Nostradamus, çevre felaketlerine ilişkin kehanetlerinde, güneş ve ayın bir bulutla örtüleceğini ve dünyanın karanlık içinde kalacağını öne sürüyor. 

Tüm zamanların en tanınmış kahini Nostradamus'un deprem, sel ve diğer doğal felaketlerle ilgili kehanetleri olduğu da bilinmekte. Kehanetlerin şifrelerini okuyan uzmanlardan Fransız Peter Lemesurier, küresel ısınmaya ve kahinin birinci cilt 17'inci dörtlüğüne dikkat çekiyor: Kırk yıl hiç gökkuşağı görülmeyecek Sonra kırk yıl boyunca her gün görülecek Kurak topraklar daha da kuraklaşacak Ardından dev su baskınları gelecek.

Kuraklık Alarmı 
Lemesurier, kahinin bu dörtlüğüyle 21'nci yüzyıldaki sorunlara işaret ettiğini düşünüyor. Lemesurier'e göre kuraklığın insanoğlunun belini kıracağı dönemler yakın. Ardından da büyük bir sel gelecek. Bir diğer şifre çözücü Peter Lorie de onunla hemfikir: "2015 yılına kadar hızlı iklim değişiklikleri gözlenecek, birkaç ay gibi sonra kuraklıktan sellere, sonra tekrar kuraklığa geçilecek." Fransız Jean-Charles de Fontbrune ise Lemesurier'in bir zaman hatası yaptığına inanıyor. Ona göre, bu 40 yıllık karanlık dönemle Nostradamus I. Dünya Savaşı sonrasını anlatıyor. Lemesurier'in dikkat çektiği bir diğer dörtlük ise kahinin Yüzyıllar eserinin üçüncü ciltindeki 4'üncü dörtlük: Güneş ve ay kendi görevlerini bırakınca Uzakta ama yavaş yavaş artarak Soğuk, kuraklık ve tehlike yaklaştıkça sınırlara Birinci kehanet gerçekleşecek. Şifre çözücünün yorumu şöyle: "Güneş ve Ay'ın bir bulut ya da dumanla örtülmesi sonucunda dünya soğuyacak. Isınma eksikliğinden ve dünyanın hava sisteminin zayıflamasından dolayı kuraklık olacak." Aynı cildin 34'üncü dörtlüğü de küresel ısınmaya dikkat çekiyor: Güneş artık ışık vermeyinc, Gün ortası bir canavar belirecek. Bu değişik yollarda yorumlanacak Altını umursamıyor, hiçbir şey pahalı değil onun için Lemesurier'e göre I. cildin 67'nci dörtlüğü de sonun başlangıcının sinyali: Büyük açlığın çoğaldığını görüyorum Bir orda görünecek bir burda, sonra yayılacak dünyaya O kadar büyük ve o kadar geniş ki Koparacak ağaçları köklerinden ve süt emen bebekleri annelerinden. Fontbrune bu dörtlükteki yorumuyla bu kez Lemesurier'le aynı fikirde olduğunu söylüyor: "Bebekleri annelerinin göğsünden koparmak ifadesi, Somalili ve Etiyopyalı annelerin, bir deri bir kemik kalmış vücutlarında kupkuru sallanan göğüslerini anlatıyor. Ve bu göğüslerde olmayan sütü çekmeye çalışan bebekleri..."
Kendi ölümünü gördü
Nostradamus "İyi geceler" diyen papaza "Sabah öleceğim" dedi. Mezarının da hangi tarihte açılacağını bilmesi herkesi şaşırttı. 

Gut romatizması ve su toplaması nedeniyle durumu ağırlaşan Nostradamus, 1 Haziran 1566 gecesi kendisine "İyi geceler" diyen bir papaza şu cevabı verir: "Bu son gecem. Sabaha ölmüş olacağım..." Nostradamus, 2 Temmuz 1566 sabahı, 62 yaşındayken odasında ölü bulundu. Böylece Nostradamus'un son kehaneti kendi ölümü oldu. Nostradamus'un ölümü, 141'inci kehanetindeki gibi oldu: "Kralın armağanını aldıktan sonra, bir saray dönüşü, verecek son soluğunu. En sevgili dostları, yakınları yatağının ve sedirin başında, ölmüş bulacaklar onu..." 

KİNİN LANETİ 
Cordeliers Kilisesi duvarına dikey olarak gömülen Nostradamus'un hikayesi bununla bitmedi. John Hogue'un "The New Revelations" isimli eserine göre Nostradamus'un mezarı 1700'de yerinin değiştirilmesi amacıyla açılıp kilisede başka bir yere taşındı. 1566 yılında ölen Nostradamus'un üzerinde, mezarın açıldığı tarih olan "1700" yazılı bir madalyon bulundu. Kendi mezarının açılacağını öngören kahin bu olaydan 91 yıl sonra yaşanacaklar hakkında da bir dörtlük yazdı. "Kim ki bulduğunda mezarı açacak ve kim ki açtığı bu mezarı hemen kapamayacak, lanet onu bulacak ve kimse nedenini bilmeyecek." Tıpkı bu dörtlükteki gibi Fransız İhtilali sonrası 1791 yılında sarhoş Fransız askerleri Nostradamus'un mezarını açtılar. Hikayeye göre bu askerler daha sonra Marsilya'daki üslerine geri dönerken kral taraftarları tarafından pusuya düşürülüp ve vahşice öldürüldüler.

TAKVİME İŞARETLEDİ 
Dul eşi Anne şu sözleri Latince olarak, tabutunu örten 2.5 metre boyundaki mermer duvara yazdırttı: "Burada bütün ölümlülerden farklı olarak, yıldızların etkisiyle geleceği gören kalemiyle olayları kaydetmeye layık bulunmuş meşhur Michel Nostradamus yatıyor. Altmış iki yıl, altı ay ve yedi gün yaşadı. 1566'da Salon'da öldü. Gelecek nesiller onun istirahatını bozmasınlar. Anne Posart Gemelle eşine gerçek mutluluk diler." Peter McHoll'un Nostradamus isimli kitabına göre 1566 yılında ölümünden sonra cebinden bir takvim çıkmıştır. Ve bu takvimde astrolojik bir hesap sonucu olması gereken kendi ölüm tarihini işaretlemiş ve 2 Temmuz tarihinin yanına şöyle bir not düşmüştür: 'Hie mors prope est.' Burası işgörenin mezarıdır. 

Yeni Deprem Kehaneti!

Nostradamus: Güney Asya'dan sonra Türkiye'de deprem olacak.

İngiliz uzmanlar, Nostradamus'un Yüzyıllar adlı kitabının üçüncü cildini şöyle yorumluyor: 

Endonezya depremleri sonrası Yunanistan ve Türkiye'de karışıklık (yer sarsıntıları) olacak. 

Fransız uzman Fontbrune ise karşı: O ciltteki kehanet Gölcük depremiydi. Yeni deprem yok. 
Türkiye kehaneti deprem ve savaş

Nostradamus'un haber verdiği depremin 1999'da olduğunu iddia edenlerin yanı sıra kimilerine göre büyük bir deprem daha bekleniyor. 

Astrolojiden faydalanarak kehanetlerinde kesin zamanlama verileri kullanan ilk kahin Nostradamus, öngörülerinde Türkiye'ye de yer ayırıyor. Türkiye ile ünlü kahinin iki kehaneti bulunuyor: Deprem ve savaş Fransız şifre çözücü Jean-Charles De Fontbrune'ye göre, Türkiye ilk olarak ikinci cildin 52'nci dörtlüğünde geçiyor: Atina ile savaş Geceler boyunca yeryüzü sallanacak, Sonraki baharda iki kez daha olacak Korent, Efes boğulacak denizde Yiğit şampiyonlar savaşa girecek... Üçüncü satırdaki Korint Yunanistan'ı, Efes ise bazılarına göre İzmir'i bazılarına göre Türkiye'yi temsil ediyorFontbrune'ye göre, ilk satırda bahsedilen depremler Güney Asya'da oluyor. Depremler 'sonraki bahar'da da devam ediyor. Bu tarihin 2005 ya da 2007 olduğuna inanılıyor. Fontbrune'un ismini veremediği bir ülke iki deniz (Ege ve Karadeniz) arasından geçerek Yunanistan ve Türkiye'ye karşı yola çıkacak. Ardından iki ülke askeri savaşa girecek Türkiye ile ilgili ikinci kehanet üçüncü cildin üçüncü dörtlüğünde geçiyor: Mars, Merkür ve Ay biraraya gelecek, Güney'de korkunç bir kuraklık görülecek Asya'nın dibindeki toprak sarsılacak Korent ve Efes'te karışıklık... Güney Asya'daki 26 Aralık ve 28 Mart depremleri sonrası İngiliz bilimadamları bu dörtlükteki üç satırı 'Endonezya depremleri'ni temsil ettiğini açıklamış ancak 'Yunanistan ve Türkiye'de karışıklık' satırını yorumlamamıştı. İnternetteki bazı kaynaklar Güney Asya depremleri sonrası Türkiye'de yeni bir depreme neden olabileceğini öne sürerken, Fransız Fontbrune dördüncü satırın Gölcük depremini temsil ettiğini söylüyor. Çünkü Gölcük depreminden 6 gün önce birinci satırda geçtiği gibi güneş tutulması yaşanmıştı. Ve Türkiye'nin geçtiği son dörtlük, beşinci cildin 25'inci dörtlüğü Mars, Güneş, Venüs Arslan burcunda, Arap prensi, kilisenin egemenliğini denizde yenecek. İran'da bir milyondan fazla insan birleşecek. Gerçek yılan Türkiye ve Mısır'a saldıracak Fontbrune'a göre "Gerçek yılan" Asyalı bir ejderhayı yani Çin'i anlatıyor. Bir milyondan fazla insan (asker) İran'da toplandığında Çin, Türkiye'ye ve Mısır'a saldıracak. 'Arap Prens' ifadesiyle, Ortadoğu yoluyla Asya'dan Avrupa'ya ilerleyen, orduları milyonlarla sayılan dev bir güç kastediliyor... Bu savaş tarihi ise Nostradamus'un takvimine göre 15 Ağustos 2015. 

Önce üç işaret sonra kıyamet

Nostradamus kehaneti: Üçüncü Dünya Savaşı 2076'da, dördüncüsü ise 2106'da çıkacak.

1000 yıl huzur olacak 
Nostradamus'un kehanetlerindeki şifreyi inceleyen uzmanlara göre Dördüncü Dünya Savaşı sonrasında bin yıllık barış çağı yaşanacak. 

Dünya yok olmayacak 
İddia şöyle devam ediyor: Hayat 3797 yılında sona erecek. Nostradamus'a göre sadece insanlık bitecek, dünya hiç yok olmayacak. 

Endonezya depremi sonun başlangıcı mı?

Nostradamus'un, 'kesin' kehanetlerinin 2012 yılında son bulması ve kıyamet öncesinde afet ve savaşların yaşanacağını iddia etmesi, akıllara 'Endonezya depremi sonun başlangıcı mı?' sorusunu getirdi. 

1555'te kaleme aldığı kehanetlerin birçoğu gerçekleşen Fransız kahin Nostradamus'la bilinmeyene doğru bir yolculuğa çıkacağız. Kendi ölümünü dahi gören bir adamın kehanetlerini sunacağız. Dizimize Nostradamus'un şifrelerini çözen uzmanların kıyamet yorumlarından başlıyoruz. Yorum siz okurlarımızın... 

Kıyamet ne zaman kopacak? Endonezya'daki depremler kıyametin alametleri mi? Globalleşen dünyada dinler arası bir savaş çıkacak mı? Günümüzde pek çok insan bu gibi soruların cevabını, yüzyıllar evvel yaşamış bir Fransız kahinin kehanetlerinde arıyor. Bu kahinin adı Nostradamus!... 

KIYAMET İÇİN İKİ TARİH 
Yaşanan pek çok doğal afetten ve gündeme damgasını vuran pek çok gelişmeden sonra gündeme gelen Nostradamus son olarak Endonezya depremleriyle ilgili kehanetleriyle tartışma konusu oldu. Bu depremler kahinin bahsettiği 'sonun başlangıcı' olabilir mi?.. Bu yorumdan yola çıkacak Nostradamus dizimizin ilk gününü 'kıyamet'e ayırıyoruz. Nostradamus'un dünyanın sonu ile ilgili gördüğü iki tarih var: 2012 ve 3797... Kahinin bu iki rakamı niye verdiğini iki ünlü 'şifre çözücü'nün şöyle yorumluyor: Nostradamus, dünya ile kehanetlerini 2012 yılına kadar görüyor. Ancak yüzeysel kehanetler ise 3797'ye kadar devam ediyor. Bazıları, detaylı olarak kaleme aldığı 2012 tarihini 'kıyamet' olarak yorumlarken Amerikalı Tad Mann, "Nostradamus, Yüzyıllar'ın (kehanetlerini topladığı kitabın adı) girişinde 3797 yılından bahsetmektedir. Ancak kehanetlerini 2000'li yıllarla sınırlandırır. Böylece kehanetlerini 2000'li yıllarla sınırlamış olur" diyor. Mann, bu açıklamasıyla Nostradamus'un gözüyle kıyametin 2012'de olmayacağının da altını çizer.

2050'YE KADAR SAVAŞLAR 
3797 yılındaki sonla ilgili en detaylı araştırma da Peter McHoll tarafından yapılmıştır. McHoll'a göre, 3797 rakamı, son günün tarihini vermektedir. Kahinin hesap sistemine göre bu tarihle beraber insanlığın dördüncü büyük çağı biter ve 'saat' durur. McHall, Nostradamus'un astrolojik takvimine şöyle dikkat çeker: "Hz. İbrahim ile birlikte Koç Çağı başladı. İnsanoğlu Yaratıcısı'nın bilincine vardı. Hz. İsa ile birlikte Balık Çağı başladı. Şu anda ise Kova Çağı'nda bulunmaktayız. Ve bu çağda doğal afetler dünyanın kapısını çalacak. Bu da insanoğlunun yeteneklerinin koşullara uyum sağlamasını sağlayacak." McHall'a göre, Nostradamus Kova Çağı sonrası 1000 yıllık bir dönem görüyor. Sona doğru girilecek bu 1000 yıllık dönemde 'barış çağı' yaşanacak. McHall'un yorumlarına göre, 2050 yılına kadar büyüksavaşlar olacak. Avrupa büyük acılara gebe kalacak ve Almanya tekrar ikiye bölünecek... İran Şahı'nın devrilmesiyle başlayan ve 2050 yılına kadar sürecek olan 73 yıl 7 aylık 'Arap egemenliği' de 2050'de sona erecek. (McHall, Nostradamus 'Arap egemenliği' kelimesi ile neyi kastettiğini açıklayamıyor) Almanya'nın yeniden birleşeceği 2050 yılına kadar savaş ve hastalıklarla boğuşacak olan yaşlı dünya, bu tarihten sonra 26 yıl sürecek bir huzur dönemine giriyor. Nostradamus'a göre III. Dünya Savaşı 2076'da meydana geliyor. (Bir kısım şifre çözücüler III. Dünya Savaşı'nın tarihi için 1987'yi gösterirken McHall, Nostradamus'un ne kadar süreceği belli olmayan bu savaşın tarihini 2076 olarak gördüğünü iddia ediyor) Fransız kahin, 'büyük kaos' dönemi dediği IV. Dünya Savaşı'nın tarihini de belirliyor: 2106!.. Kahinin hesabına göre, üç kuşak sonramız 'en kanlı dünya savaşı' ile tanışıyor ve bu savaş 25 yıl sürüyor. Nostradamus, Kuzey-Güney çekişmesi diye adlandırdığı bu kanlı savaşı şöyle anlatıyor: Fas'tan çıkıp gelecek kralları Avrupa'ya Ruhları parçalayıp, kentleri yakıp yıkmaya. Asya'nın büyüğü dev ordularla aşacak karayı, suyu, Mavileri, babayı ve haçı kovalamaya... 

ABD'DEN ATOM BOMBASI 
McHall bu dörtlüğü şöyle yorumluyor: "Afrikalılar, eski Avrupa'nın üstüne yürümek için Doğu Asyalı halklarla anlaşıyor. Bir başka yerde Anibal'dan bahseden Nostradamus, İsa'dan 200 yıl önce filleriyle İspanya üzerinden Roma'ya yürüyen komutanı anımsıyor ve şöyle diyor: Başka bir deyişle, geçmiş günlerin sömürülen ülkeleri, yeni bir dünya savaşının başlamasına sebep olacak." Afrika ve Asya'nın Avrupa çıkarmasının ardından Amerika II. Dünya Savaşı'nda olduğu gibi bir kez daha 'Yaşlı Kıta'ya yardıma geliyor. Nostradamus, bu kehanetini de kitabının ikinci cildinin 78'inci dörtlüğünde şöyle anlatıyor: Punya ve Galya kanlarından oluşan o adaları Kana boyuyor denizin derinliklerinden büyük neptün. Ve, kolaylıkla elde edebilmek için bu kıyıları Öyle zararlı, çok daha fazla gökte yazılandan McHall'un yorumu şöyle: "Büyük Neptün, yani ABD, Fas ve Tunus üstüne atom bombaları gönderiyor. Patlamalar öyle bir aydınlanmaya neden oluyor ki, geceler gündüz gibi oluyor. Ve Dünya, bu savaşlardan sonra 1000 yıllık barış çağına giriyor." 

ACEM KIZI SÜPER ŞİİR SESLİ DİNLE



UNUT BENİ CAN

Bu kaçıncı gece hasretinle yandığım
Kaçıncı gece yıldızları yıkadığım göz yaşlarımla?
Mesafeler yırtıldı hıçkırıklarımla
Bosnalı kadınlar duydu feryadımı.Sen, sen duymadın mı Can?
Ne vardı bu kadar uzak yerlerde açacak? Benden uzak o iklimlerin,
Benden uzak o şehrin,Kahrolası o kalabalıkların
Benim kadar ihtiyacı mı vardı sana,Benim kadar hasret çekti mi
Kahrolası o şehrin semaları,Benim kadar yandı mı?
Ne vardı Can? Ne vardı uzak iklimlerde açacak?Ne vardı
Kendimizi bu kadar kahredecek?Kara trenler umut olmamalıydı,
uzayan yollarda kalmamalıydı bakışlar.Dünya, bir tek nokta olmalıydı can...
Bir tek noktada doğmalıydık.Dönüp dönüp sana varmalıydı yollar,
Ben, hep hasret türküleri söylememeliydim,Sen, hep hasret şiirleri okumamalı.
Hasret diye bir söz olmamalıydı lügâtlarda
Geceler boyu hergün göz yaşlarımla ıslanmamalıydı yıldızlar.
Gönlüm bu sevdaya dar gelir oldu
Boğuyor karanlıklar can...Mesafeler kurşun oldu amansız,
Feryadıma şahit oldu yıldızlar Can.Can.Hasretin ağır bir yük omuzlarımda.
Ben çekmekten usandım,sen usanmadın mı?Bildim, bitmeyecek bu hasret!
Uzak iklimlerde açmış iki çiçeğiz. Hangimiz gelsek diğerinin yanına,
Kuruyup, kaybolacağız.Ben, kıraç topraklara döndüm can,
Ben, kurumuş dereler gibiyim.Issız mağaralarda kaldı umudum.
Belli bu sevda kahredecek bizi,Unut be can...
Unut bu sonu gelmez sevdamızı...bırak yeni güneşler doğsun semalarında
bulutlar gizlemesin yıldızlarını yeniden başlasın herşey
yeniden doğ bensiz şafaklarda. Unut can,unut senin için yazdığım sevda şiirlerini.
De ki; bir rüya idi bitti.De ki; bir hayaldi,solgun aynalarda yansıyan.
De ki; bir romandı, sonu koskoca bir hiçle biten. Unut beni can,
Unut vakit varken... Bırak hasretin bana kalsın.
Varsın cehenneminde kavrulsun gönlüm.
Ben yine her gece saçlarını koklayayım uzak yıldızlarda.
Gözlerimde takılı kalsın hayalin. Sen unut can, sen unut!Kahredersem,
Milyon kere kahrolayım! Sana'dir Sözlerim
Sana uzanan bütün yolların kaldırım taşlarında terim vardır sevgili... 
Kan ter içinde çıkılan bütün yokuşlarda ayak izlerim...
 Seni ben ölümün en sıcak anında sevdim...
Azrail dayanmıştı kapıma... Bırak diyordu... Ruhunu bana bırak... 
Olmaz dedim... Defettim azraili... Ruhum dedim, başkasının... Sevdiğimin dedim... 
Direndim ölmemeye.bulutların gözlerimi kaplamasına, toprağın üzerimi örtmesine direndim...
 Baş kaldırdım azraile...
Biliyordum çünkü beni ne kadar çok sevdiğini... 
Ben ruhumu azraile teslim edersem, senin de edeceğini biliyordum... 
Kendi ölümümden daha çok acı verirdi bu bana... 
Dayanamaz ve öbür dünyayı da yok ederdim uğruna...
Sen de direniyorsun biliyorum... Yaşamaya, ölmemeye direniyorsun... 
 Haritanın öbür ucundan gelen rüzgârlar söylüyor bunları bana her gece... 
Seni anlatıyorlar bana.Sıcaklığını dolduruyorlar koynuma.Koruyorlar beni ölümden...
Ama bir gün ne kadar dirensek de karışacağız toprağa... 
 Ne kadar korusa da sevgimiz bizi azrailin dişlerinden, 
ne kadar başkaldırsak da koynumuza dolan rüzgârların gücüyle 
Azraili bir gün bırakıp gideceğiz dünyayı arkada...
Aynı kefenle gömsünler bizi ve mavi olsun kefenimiz... umudun rengi mavi...
 Çünkü biliyorum ki sevgili, umut sadece umutsuzlukta yoktur... 
Biz yokken de...Umudunu sıcak tut sevgili... 
 Azrail'e direnen sevda biz ölsek de büyütecek dağlardaki kardelenleri nasılsa....

SENSİZLİĞİN HÜZNÜ İÇİMDE UHDE OLDU


Her sabah hüzünle karışık bir umut var içimde
Sensizliğin hüznü
yeni bir günün seni getireceği umuduyla bastırıyorum
her doğan güneş yeni bir Umut yeni bir arayış benim için
belki sana kavuşacağım Zamana bir gün daha yaklaşıyorum
bugün değilse Yarın kimbilir
belki de yalnızca kendimi avutuyorum
Gittiğin günden beri hep yalnızlık şiirlerine takılıyor gözüm
Bir başıma değilim sensizlikten yalnızım
Terkedilip gitmek en çok nasıl koyar insana bir ben bilirim
Gitmelerin gidenlerin arkalarında bıraktığı
Çaresizliklerin koyu özlemleri,
senin gidişin ateş gibi Çöktü yüreğime
hiçbir yağmur yetmedi içimdeki Hasret ateşini küllendirmeye
hiçbir sevgi yetmedi Senin özlemini gidermeye
ben her sabah beni sana Götürecek yollarda yürüdüm
senin duyacağın Şarkıları söyledim yalnızca!
Ve gelmeyişinin Her akşamında
aslında doğduğunu hiç anlamadığım Güneşle beraber bende battım bir kez daha
Geceleri hep uyudum uyudum
gün boyu çektiğim Hasretini rüyalarımda biraz olsun giderebilmek İçin
herşeye iyi gelen yaraları iyileştiren zaman
Hiç bu kadar acıtmamıştı yüreğimi
binbir umutla sarıldığım Sabahlar artık hiç doğmaz oldu benim günümde
Gecemde karanlık şimdi,ne ay uğruyor gecelerime
Ne de sana benzettiğim yıldızlar parlıyor!
ellerimde kaldı Umutlarım sensizlik öyle kötü bir yara olduki içimde
Öyle büyük bir boşluk açtınki bir gün geri dönersen
Kendi yaptığın boşluğa sen bile yetmeyeceksin
orası Hep bomboş paramparça kalacak
büsbütün cam kırıklarıyla Kaplı kalbim
ne zaman seni hatırlatacak en ufak bir şey Görsem
o kırıklarla dolu yeri batmaya başlıyor yüreğime
Sabahları yalnızca hüzünle uyanıyorum
hiç bir şey Beklemiyorum günden seni bile...
varlığında sensizliği Yaşamaktansa içimdeki boşluklarla boş umutlarımla
Sensizlikten alışırım alışmaya çalışırım yokluğuna...

YİNE SENSİZLİĞİN BİLMEM KAÇINCI GECESİ..???


YİNE SENSİZLİĞİN BİLMEM KAÇINCI GECESİ..???

Yine sensizliğin bilmem kaçıncı gecesi.
Özleminin çaydanlığında yokluğunun demi.
 Sen yoksun ya hiçbir şey fayda etmiyor susuzluğuma.
Bir mühür vurdum adının gezinmediği dudaklarıma.
Vurdum kendimi otobüs camlarında yeşeren düşlere.
Salıverdim içimdeki kuşları özgürlüklerine..
Sensizliğin başlangıcı bir bulut oldum,
Aktım sel oldum senli yollarda..
Sonra yıldız oldum,
Kopardım kendimi göğümden..
Işık oldum karanlıklarına..
Ama bir ses vermedin duvarlarıma..
Gözlerinden bir ışık sermedin sancılarıma..
Ama usanmadım seni sevmekten..
Bıkmadım seni özlemekten..
Gün geldi susuzluğuma su diye kana kana içtim özlemini..
Boşaldıkça bardak, seni doldurdum dudaklarıma..
Kurudukça hasretin toprakları,
Sağnak halinde gözlerini akıttım içimin tozdan sofralarına..
Sen beni hiç sevmedin.
İçimde bir yangından ibaret gözlerin.
Dışımda kanayan sözlerim..Dayanacak gücüm yok.
Ah bir bilsen içimdeki senli yalnızlığı..Bana kurulan tuzağı..
Hayatının devam eden yanından değil, geçmiş zamanından bir yer istiyorum. Küçücük bir yer..Adımın tuttuğu kadar. Sağdan sola..Hüzünden mutluluğa.Beş harf..Bir cümle..
Sen beni hiç özlemedin..
Şimdi içimdeki tüm denizler kuruDu.Suskunluğum nüksetti..Kanıyorum..
Kanadıkça acıtıyorum her yanımı..Bir cümle olup suç üstü yakalanıyorum.
Zanlı gömleğimi senin gözlerinde yitirmişken özleminde yeniden suçlanıyorum.
İnfazım özlemin.
Sözlerim sakın acıtmasın içini..
Sevmediğinden, özlemediğinden değil bunca söz bunca cümle..
Yokluğundan bu sancı.Üstüm başım özlem..
Yüzüm gözüm ömrüm hasretinin ince derdinde..
Hani bunca acı sadece sesinin yokluğunadır.
 Perdelediğin gözlerinin ıslaklığına yüreğimin güneşini seremediğimden..
Derdim sana kavuşamadığımın telaşı değil..Sanki bir kuyudasın..
Çıkar beni, çek beni der gibi yokluğun..
Farkındayım, suskunluğun bir imtihan bana..
Sustuğun her kelimede büyütüyorum yetim güllerimi..
Sensiz gecelerimi uykusunda sana bölerken,
Ben sana kaçıyorum katar katar..
Açılmadıkça sessizliğin kapıları,
Kovuluyorum tüm yurt bildiğim cümlelerden.
Sonra dar bir yola giriyor çocukluğum..
Ve kaçak bir yalnızlığa sarkıtılıyor gövdem..
Kana bulanıyor dudaklarım..
Koparıldıkça tenimden bir parça,
Toprağa karışıyor düşlerim.
Temizlenip, yüreğimden kök salıyorum sana...
Büyüdükçe sana,
Bir türkü başlıyor bir rüzgarlı tepede..
Seni anlattıkça rüzgar,
Sen oluyorum cümlelerin sen diye bittiği yerde..
Ve hayatın sana bakan yüzünde,
Bir söz oluyorum özlemin sen diye filizlendiği yerde..
" Dudaklarında bir cümle olabilmeyi mutluluk addeden yüreğimin suskunluğuna en büyük cevabıdır "
Dipnot : Suskunluğun dudaklarımda bükemediğim tek cümle..
Ve yokluğun demirden bir hece...
Yazdıklarım sadece özlemine dair / Unutmayasın..
Suskunluğuna denk gelecek büyüklükte bir kelime haznem yok yürek lugatimde..

İsmail SARIGENE

BİR YILDIZ KAYDI GÖNLÜME

Bu gece uykumu böldüm bölüştüm seninle gecenin tam yarısı
Penceremden gökyüzüne ve yıldızlara daldım

Bir yıldız kaydı o anda sanki uykuma inat
Derler ya yıldız kaymaya görsün bir dilek tutmalısın içinden
Bende seni tuttum içimden tam gögsümün sol köşesinden
Aslında anlatılmaz tutulan dilekler, umut edilenler ve beklenenler
Ama olsun anlatmasamda yaşayacaktın dileklerimi dilediklerimi,
Seni tuttum diyorum içimden seni,
Gözlerini, ellerini, yüregini,
Yaşayacagın uzun yılları tuttum ikimiz için,
Bir bugün çizdim dünden daha sıcak,
Bir yarın çizdim yarından çok daha uzak,
Bir gelecek diyorum gelmiş olup devam edecek,
İçimden tutuyorum bütün dileklerimi geceden yarına,
Yarına bakıyorum penceremden,
Gece karanlık olsada aydın gözle görüyorum yarınımı, yarınımızı
Ve karanlıkta kaldığım tüm korkularımı yenmek istiyorum seninle,
Ki pembe hayallerde kurmuyorum kendimce,
Sadece siyahın içinde beyazlar değil,
Beyazın içinde karalar olsun istiyorum, acısız tatlı olmaz misali,
Küçük bir dilek tuttum bu gece içimden,
İçimde yeşersin, büyüsün büyüdükçe beni de aşsın diye.
Seni diledim bu gece gökyüzünden,
Ama unutma tüm bu olanlar
Ve
olacaklar Sadece Senin Yüzünden ..

Silinmesin *T6952550267*DOSYA GÖNDERME FORMU(HUKUK)YARGITAY 20. HUKUK DAİRESİ BAŞKANLIĞINA ANKARADOSYAYA İLİŞKİN BİLGİLERMAHKEMESİKARAR TAR...